Etiket: İlişkin

  • Vali Kahraman’ın İstanbul’da Meydana Gelen Saldırıya İlişkin Taziye Ve Tel’in Mesajı

    Erzincan Valisi Süleyman Kahraman İstanbul’da meydana gelen saldırıya ilişkin taziye ve tel’in mesajı yayımladı.

    Vali Kahraman yayımladığı mesajında şu görüşlerde bulundu; “İstanbul’da halkımızın huzur ve güvenine kastedilerek yapılan bu hain saldırıyı lanetliyor, saldırıda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet, yaralılarımıza ise acil şifalar diliyorum.

    Ülkemizin huzur ve istikrarını bozarak toplumumuzda bir korku havası ve kaos ortamı oluşturmaya kasteden bu saldırılar hiçbir zaman emellerine ulaşamayacaktır. Türkiye, var gücüyle milli hedeflerinin peşinden gitmeye ve bu yolda sabırla çalışmaya devam edecektir. Milletimizin istiklaline engel olmak isteyen şer güçlerini lanetliyor ve kınıyorum. Birlik ve beraberliğini bozmaya çalışanlara karşı şanlı geçmişimiz ve umut dolu istikbalimiz ile birlik ve beraberlik içinde hareket ederek, bu birlikteliğimizi yok etmek isteyenlere, gönül köprüleri kurarak en güzel cevab verilecektir.

    Yaşanan bu elim olay nedeniyle terörü bir kez daha lanetliyor, hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilerim. Allah ülkemizin huzur ve sükûnunu daim etsin.”

  • Myp Genel Başkanı Ahmet Reyiz Yılmaz, MHP’deki Muhalif Hareketlere İlişkin Değerlendirmelerde Bulundu

    Muhafazakar Yükseliş Partisi (MYP) Genel Başkanı Ahmet Reyiz Yılmaz MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi eleştirerek, “Türkiye’de ülkücü irade bir adamın tekelinde, bir adamın iki dudağının arasında olamaz. Bu işgalin kırılması için muhalif seslerin yükselmesi lazım ” dedi.

    Muhafazakar Yükseliş Partisi Genel Başkanı Yılmaz MHP’de son zamanlarda gelişen olaylara ve gündeme ilişkin gelişmelere yönelik İHA muhabirine değerlendirmelerde bulundu. MHP’de 2003 yılında Devlet Bahçeli ile yapmış olduğu bir görüşmenin ardından MHP’de siyasete atıldığını ifade eden Yılmaz 2009 yılına kadar MHP’de görev aldığını söyledi. 2009 yılından sonra Bahçeli ile fikir ayrılıkları yaşadığını belirten Yılmaz fikir ayrılıklarından sonra MHP Genel Başkanlığı’na aday olduğunu söyledi.

    Yılmaz, o dönemlerde Bahçeli’nin karşısında genel başkanlığa aday olmanın bir tabu olduğunu belirterek, “2009 senesinde o tabuyu ben kırdım. Sonraki süreçte insanlar daha cesaretli bir şekilde genel başkanlığa adaylıklarını açıklamaları konusunda iradelerini ortaya koyabildi. Bu süreçte Koray Aydın muhalefet adına çok başarılı çalışmalar yaptı. O da çok yalnız kaldı, destek bulamadı. O gün Koray Aydın’ın karşısında Devlet Bahçeli’nin yanında duranlar eğer o gün Koray Aydın’ın yanında dursalardı yine o değişim olurdu. MHP’de muhalefet geleneğini başlatmış olan Koray Aydın gibi, Ahmet Reiz Yılmaz isimlere de teşekkür etmeleri lazım” diye konuştu.

    “ÜLKÜCÜ İRADE BİR ADAMIN TEKELİNDE, BİR ADAMIN İKİ DUDAĞININ ARASINDA OLAMAZ”

    Yılmaz, “Türkiye’de ülkücü irade bir adamın tekelinde, bir adamın iki dudağının arasında olamaz” diyerek, “Ülkücü, milliyetçi diye kendisini tanımlayan herkes ilk önce hesabı Allah’a vereceğini bilmek zorunda. Bir ülkede milliyetçi irade susturulmuşsa, milliyetçi irade işgal altına alınmışsa ki Bahçeli’nin yıllardır yaptığı iş milliyetçi iradeyi işgal altında tutmaktır. O zaman bir ülkede değişimin olması imkan dahilinde değildir. O yüzden de Türkiye’de bir siyasi değişim yaşanamıyor. Çünkü Türkiye’deki siyaseti etkileyecek olan ana damar olan milliyetçi irade Türkiye’de işgal altında. Bu işgalin kırılması içinde muhalif seslerin yükselmesi lazım” değerlendirmesinde bulundu.

    Bahçeli’nin, muhalefete imza veren delegelerin ihraç ettiğini, muhalefeti destekleyen teşkilatların kapatıldığını söyleyen Yılmaz, muhalefet olan adayların bir araya gelmesi gerektiğini vurguladı. Meral Akşener’in başbakanlık için söylediği açıklamalara da atıfta bulunan Yılmaz, “Öyle ben babaanneliği bıraktım şimdi başbakan olmaya karar verdim anlayışı ile bir yere gidilmez. Ben buradan Meral Akşener’e çağrıda bulunuyorum. Siz ilk önce amacınız kendi başbakanlığınız mı yoksa milliyetçi iradenin kurtuluşu mu? Bozkurtların kurtuluşu, Türk İslam Davası’nın kurtuluşu mu? Bu önceliğini Meral Akşener’in belirlemesi lazım” ifadelerini kullandı.

    “MUHAFAZAKAR YÜKSELİŞ PARTİSİ’Nİ TÜRK İSLAM DAVASI ÇİZGİSİNDE KURDUK”

    Yılmaz, muhalefetin birlikte hareket ederek Bahçeli’yi tabanla sıkıştırması gerektiğinin altını çizerek, ortak bir payda altında toplanarak daha baskın ve aktif bir muhalefet izlenmesi gerektiğini söyledi. Bahçeli’nin teşkilatları kapatmasının bir şey ifade etmediğini dile getiren Yılmaz, “Siz bunu yaparak ancak kendinizi bitirirsiniz, ancak partinin kapısına kilit vurursunuz. Ancak milliyetçi irade bu ülkede hep var olacak. Ülkücü irade bu ülkede hep var olacak, Türk İslam Davası bu ülkede hep yaşayacak” dedi. Yılmaz kendisinin ihraç edilmesinden sonra MHP’nin görevini yapamadığını, Devlet Bahçeli ile devam edilmesi durumunda milliyetçilerin bu işgalden kurtulamayacağını defalarca söylediğini vurgulayarak şunları kaydetti:

    “Muhafazakar Yükseliş Partisi’ni Türk İslam Davası çizgisinde kurduk, teşkilatladık, seçimlere hazır hale getirdik. Eğer ki orada olmuyorsa öncelik evet MHP’de o değişimi sağlamaktır. Ama olmuyorsa olacak en yakın seçimlerde Muhafazakar Yükseliş Partisi, Türk İslam Davası’nın bayraktarlığını yapan bir siyasi parti altında herkes birleşip bu seçimlere girip ülkücü iradeyi iktidara taşımanın yolunu aramalıdır. Ben burada Devlet Bahçeliye çağrıda bulunuyorum, bu yolun sonu yok. Siz budayarak Türk milletini bitiremezsiniz, ihraç ederek Türk milletinin kökünü kazıyamazsınız. Bir an önce kendisine karşı nefret tarihe not düşecek bir duruma gelmeden kongreyi toplayıp ülkücü tabanla, milliyetçi irade ile kendi arasında çıkmış olan bu husumeti yeniden onarması için bir adım atması gerekiyor. Bu da kongreyi toplamaktır.”

    YILMAZ, CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN ANAYASA MAHKEMESİ HAKKINDAKİ ELEŞTİRİLERİNİ DEĞERLENDİRDİ”

    Yılmaz, Cumhurbaşkanı’nın Anayasa Mahkemesi hakkındaki eleştirilerine değinerek, “Adaleti yıpratmanın kimseye faydası olmaz. Adalete herkesin ihtiyacı var. Bugün Anayasa Mahkemesi’ne bu şekilde eleştiriler yönelten Sayın Cumhur Başkanı’nın aynı Anayasa Mahkemesi’ne ihtiyacı olacak. Çünkü hukuk herkese lazım. Anayasa Mahkemesi bu ülkenin yargısında en tepe noktada bulunan ve kanunları denetleyen bir kurum. Bir kanunu değiştirmek için başvurabileceğiniz yegane yüksek yargı. Burası eğer böyle bir karar almışsa demek ki ortada böyle bir suç, bir suç unsuru görmemiş böyle bir karar almış” diye konuştu.

    Yılmaz son günlerdeki Başkanlık Sistemi tartışmalarına ilişkinde değerlendirmelerde bulundu. Başkanlık Sistemi’nin Türkiye’de tartışabileceğini söyleyen Yılmaz, “Başkanlık Sistemi’ni millete anlatmadan, bunun getirisi götürüsü uzun uzun toplumun bütün kesimi ile tartışılmadan kapalı kapılar ardından ‘ben başkanlık istiyorum, ben başkan olmak istiyorum’ deyip bir ülkenin geleceği ile, kaderi ile bu kadar kolay oynanmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu bir süreçtir anlatılması gereken bir süreçtir. Öyle kısa vadede ben yaptım oldu ile bir ülkenin sistemi değişmez” şeklinde konuştu.

    Türk İslam Davası’nın doğru bir şekilde toplum tarafından anlaşılamadığını söyleyen Yılmaz, Türk İslam Davası’nı doğru bir şekilde anlatmak için kitap yazdığını dile getirdi. Herkesin böyle bir dava olduğunu bildiğini ama bu davanın arka planını bilmediklerini savunan Yılmaz şunları söyledi:

    “Türk İslam Davası’nın temeli anlatılamıyor insana. Bunun büyük bir eksiklik olduğunu biliyorum. Bu manada Seyit Ahmet Ervasi’nin 1071’den sonrasını ve bugünkü modern Türk İslam Davası’nı anlatan bir eser var sadece. Onun haricinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde hakikaten halkımıza 5 bin yıllık Hz. Nuh sonrası bütün peygamberler şahsında, özellikle Hz. İbrahim’in şahsında halkımızı bir araya getirecek, halkımızı bir arada tutacak Türk İslam Davası’nı anlatacak bir esere ihtiyaç vardı. 2012 yılında ben bu davanın arka planının anlaşılması için Bir İbrahim Kavgası Türk İslam Davası adlı bu eseri kaleme aldım. Yılların birikimi neticesinde bunu da halkımıza paylaşma fırsatı bulduk.”

  • Sakarya’da Yapılan Operasyonlara İlişkin Başsavcılık’tan Açıklama

    Sakarya polisinin eş zamanlı düzenlediği DHKP/C operasyonlarına ilişkin Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığından basın açıklaması yapıldı.

    Açıklamada yer alan bilgilere göre bugün Sakarya’da 5, İstanbul’da 2 olmak üzere 7 adrese eş zamanlı olarak operasyon düzenlendi. Sakarya’da gözaltına alınan 5 şüphelinin sorgularının devam ettiği belirtildi. Baskın yapılan adreslerde örgüte ait olduğu tespit edilen afiş, el broşürü, doküman ve dijital materyallere el konuldu.

  • HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş’tan Gündeme İlişkin Açıklama

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, baharın ve yazın gelişinin herkeste korkuya neden olduğunu belirterek, “Bizlerde bu kaygıyı yürekte yaşıyoruz. Kesinlikle savaşın ve ölümlerin giderek arttığı bir periyottan çıkmak için herkes üzerine düşen sorumluluğu almalıdır” dedi.

    Çeşitli temaslarda bulunmak ve bölgede yaşanan olaylar nedeniyle sabah saatlerinde Diyarbakır’a gelen Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye raportörünün de dahil olduğu AP Sosyalist ve Demokratlar Grubu (SD) üyeleri ve Avrupa Sosyalist Partisi (PES) yöneticilerinden oluşan heyet, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP Diyarbakır milletvekili Feleknas Uca ve HDP yöneticileriyle bir otelde toplantı düzenlendi. Basına kapalı gerçekleşen toplantı sonrası HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş açıklama yaptı.

    “MÜZAKERE KONUŞALIM ÇATIŞMA DURSUN VE MASAYA DÖNELİM”

    Tarihi süreçte öfke ve kinin bir tarafa bırakılması gerektiğini belirten HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, barış istemenin korkaklık değil siyasi cesaret olduğunu söyledi. Demirtaş, “Müzakere konuşalım çatışma dursun ve masaya dönelim demek korkaklık değildir. Yiğitlik tamda budur. Türkiye’nin böyle cesur liderler ve politikacılara ihtiyacı vardır. Biz Ankara’da bunu göremiyoruz. Herkes kendi koltuğunun derdindedir. Gençler ve anneler can derdindedir. Hükümet bunların hiçbiriyle yakından uzaktan olmayan bir dil ile durumu içinden çıkılmaz bir hale getirdi. Umudumuzu yitirmemeliyiz. Şu baharın ve yazın gelişi herkeste korku yaratıyor. Bizlerde bu kaygıyı yürekte yaşıyoruz. Kesinlikle savaşın ve ölümlerin giderek arttığı bir periyottan çıkmak için herkes üzerine düşen sorumluluğu almalıdır” dedi.

    “VALİLİĞİN DUYARLILIĞI DEVAM EDERSE ELİMİZDEN GELENİ YAPARIZ”

    Sur’daki gelişmelerle ilgili soruları yanıtlayan Demirtaş ,“Toplantıdayken bazı bilgiler geldi. 5 kişinin yaralı olarak tahliye edildiği ve bir kişinin de hayatını kaybettiği cenazenin alındığı bilgisi geldi. Bu konuda Avrupalı parlamenterlerin ve Diyarbakır milletvekillerinin girişimi oldu. Bunu sürdürüyoruz. Valiliğin bu konuda diyaloga açık olması önemlidir. Can kayıplarının olmaması için uğraşmak zorundayız. Diyarbakır Valiliği’nin duyarlılığı bu konuda devam ederse bizde elimizden geleni yaparız. Parti olarak ne elimizden gelirse çalışmaya devam edeceğiz. Orada daha fazla tahliye edilmesi gereken insan vardır” diye konuştu.

    Moskova ziyaretine ilişkin de açıklama yapan Demirtaş, vatana ihanet olarak ifade ettiklerini ancak Türkiye’nin Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüşmek için çalmadığı kapının kalmadığını ileri sürdü. Demirtaş, “Rusya Devlet Başkanı Putin veya Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile görüşmek için şuanda ellerindeki bütün imkanı kullanıyor hükümet. Görüşmelerine karşı değiliz. Ama görüşeni vatan haini ilan etmek ikiyüzlülüktür. Ortaya çıktı ki NATO’ya güvenerek ona buna kafa tutmaya gerek yok. Yani savaşçı ve gerilimden yana bir politika Türkiye’ye kazandıran bir politika olmaz” ifadelerini kullandı.

  • Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş’tan Anayasa Uzlaşma Komisyonun Dağılmasına İlişkin Açıklama

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Anayasa Uzlaşma Komisyonu 3. toplantısından çekilen Cumhuriyet Halk Partisine, “Yeni bir anayasa yapılmasına katkıda bulunmuyorsanız bunun başka bir manası da şudur: Siz 1982 anayasasına retorik olarak karşı olsanız da bu anayasanın değişmemesi gerektiğine inanıyorsunuz demektir. Bütün bunların hepsini milletimiz görür, her şey milletin gözü önünde oldu. Keşke Cumhuriyet Halk Partisi böyle bir tavrın içerisinde olmasaydı” dedi.

    Ensar Vakfı Kırıkkale Şubesi’nin düzenlediği ’Düşünce Dünyamızın Mimarlarını Tanıyoruz’ konulu konferansa katılan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, konferans sonrası gazetecilere Anayasa Uzlaşma Komisyonun dağılmasına ilişkin açıklamalarda bulundu.

    “Tam da sivil bir anayasa yapılacaktı, Cumhuriyet Halk Partisi fikirlerini söylemeden çekildi” diyen Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş şöyle konuştu: “Türkiye’nin 1980 anayasası artık Türkiye’ye dar geliyor. Bu 1982’de anayasa kabul edildiğinin ertesi gününden itibaren milletimiz tarafından eleştiriliyor. Bu anayasanın Türkiye’yi taşımadığı, Türkiye’nin sivil, demokratik, toplumcul, özgürlükçü ve yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu herkes söylüyor. Bunu Cumhuriyet Halk Partisi de söylüyor, diğer partiler de söylüyor. Türkiye’de anayasa hakkında, Türkiye’nin siyasal hayatı hakkında ya da Türkiye’nin yönetimi hakkında fikir olan, sözü olan herkes ilk söze başladığı zaman ne diyor? ’Bu anayasa artık Türkiye’ye dar geliyor.’ Dolayısıyla şu dar gelen anayasa gömleğinin bu milletin sırtından biran evvel çıkarılıp çöp tenekesine atılması lazım. 1 Kasım seçimlerinden hemen sonra, seçim öncesinde de Cumhuriyet Halk Partisi de olmak üzere bütün siyasi partiler yeni bir anayasa gerektiğini, hatta Cumhuriyet Halk Partisi yerinde bir tespitle de sadece anayasa değil aynı zamanda Türkiye’nin bütün anti demokratik mevzuatlardan da gereğini dile getiriyor. Bunun zemin olarak 1 Kasım’dan sonra oluşmuş bir parlamento iradesi var. Bu parlamento iradesi şimdiye kadar Türkiye’de temsil gücüne en yüksek olan bir parlamento olarak tecelli etti. Dolayısıyla milletin iradesi ile oluşan bu parlamentoda adım atıldı. Bunun için biz her türlü ön yargıdan uzak olarak şunu söyledik. ’Herkes eteğindeki taşları döksün, sepetindeki pamuğu ortaya koysun. Kim sivil anayasa olması için ne biliyorsa neye inanıyorsa inandığı şekilde söylesin. Bu anayasanın içeriğiyle de insanlar istediği şekilde görüşlerini ifade etsinler. Bu sadece parlamentoda değil, sivil toplum kuruluşları üzerinden topluma da mal olsun. Aynı şekilde üniversiteler, araştırma merkezleri anayasayla ilgili görüşlerini dile getirsinler.’ Tam da böyle bir havayı yakaladığımızı zannettiğimiz bir anda. Hem de Türkiye’nin hiç siviller tarafından yapılmış bir anayasa metni olmadı” dedi.

    “MİLLET BUNU GÖRÜR VE CEZALANDIRIR”

    “Hep darbe ürünleriyle mi anayasa metinleri yazılacak?” diye sonra Kurtulmuş, “61, 82 hep darbe ürünleriyle mi anayasalarla gideceğiz? Dolayısıyla gelin sivil bir irade anayasa yapsın. Bu anayasa yapma iradesinden kaçan kim olursa olsun millet bunu görür ve cezalandırır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin yapmış olduğu, hele hele baştan sağlanmış olan bu anlayışa, ortak anlayış birliğine yakışmadı, uygun olmadı. Türkiye’nin bu kadar zor sıkıntıları, problemleri varken Anayasa Uzlaşma Komisyonunun çalışmalarına devam ediyor olması, aynı zamanda çok ciddi bir şekilde siyasal kanalların açık olmasını sağlayan bir müessese, yapı idi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin buradan çekilmesini esefle karşılıyoruz, hiçbir şekilde doğru bulmuyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi bunu hiçbir şekilde millete anlatamaz. Hele hele Cumhuriyet Halk Partisini anayasa kaçkını bir parti olarak görür. Tam da sivil bir anayasa yapılacaktı bunda Cumhuriyet Halk Partisi fikirlerini söylemeden çekildi. Bu süreci bir yerde sabote etti. Bunu millet görür ve gereğini yapar. Kaldı ki bu Anayasa Uzlaşma Komisyonunun oluşmasında biz aynen geçen sefer olduğu gibi demokratik tavrımızı ortaya koyduk. Şunu söylemedik, ’bizim 317 tane milletvekilimiz var her parti milletvekiline göre bu anayasa komisyonunda temsil etsin’ demedik. Dedik ki, ’tamam tüm partiler sayıları ne olursa olsun buna bakılmaksızın 3’er temsilci versin. Ortak bir anlayış içerisinde anayasa olması için kollarımızı sıvayalım, tartışalım, bizim fikirlerimiz var, sizin de farklı fikirleriniz olabilir. Biz illa bizim fikrimiz budur, olursa olur olmazsa olmaz demiyoruz. Ama gelin bu milletin talebini yerine getirelim Türkiye’yi yeni bir anayasaya kavuşturalım. ’Hayır biz bunu istemiyoruz. Biz bu anayasa yapım sürecinde yokuz’ derseniz aslında bunun Türkçe’de bir tane manası var. Biz Türkiye’nin demokratikleşme noktasında daha ileri gitmesi sürecinde biz yokuz demektir. Eğer siz yeni bir anayasa yapılmasını istemiyorsanız, yeni bir anayasa yapılmasına katkıda bulunmuyorsanız bunun başka bir manası da şudur. ’Siz 1982 anayasasına retorik olarak karşı olsanız da bu anayasanın değişmemesi gerektiğine inanıyorsunuz’ demektir. Bütün bunların hepsini milletimiz görür, her şey milletin gözü önünde oldu. Keşke Cumhuriyet Halk Partisi böyle bir tavrın içersinde olmasaydı” ifadelerini kaydetti.