Etiket: İlişkin

  • Şeker komasına giren kızın şüpheli ölümüne ilişkin dava başladı

    İstanbul’da sosyal medya aracılığı ile tanıştığı erkek arkadaşının yanına giden ve erkek arkadaşının isteği üzerine alkol almasının ardından şeker komasına girip hayatını kaybeden Kübra Hıracı’nın şüpheli ölümüne ilişkin dava başladı.

    Düzce’de sosyal medya aracılığı ile tanışıp, 22 Aralık 2016 tarihinde İstanbul’a buluşmaya gittiği erkek arkadaşının isteği üzerine alkol alıp şeker komasına girdiği ve tecavüze uğrayıp darp edildiği öne sürülen, daha sonra ise kendisine gelemeyince Caner B. tarafından götürüldüğü hastanede öldüğü iddia edilen Kübra Hıracı’nın ölümüne ilişkin davanın görülmesine başlandı. Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya sanık Caner B. avukatıyla katılırken, müşteki Canan Hıracı, Fikri Hıracı ve aile yakınları da duruşmada hazır bulundu.

    “Annesi benim için ‘Yakışıklı damadım’ demişti”

    İfadesinde sosyal medya üzerinden tanışıp sevgili olduklarını anlatan sanık Caner B., “İlk buluşmamız Düzce’de oldu. Ailesi beni biliyordu. Annesine fotoğrafımı gösterdiğinde benim için ‘Yakışıklı damadım’ demişti. Düzce’de evinin önünde görüştük. Ailen kızmasın diye sorduğumda ‘Hayır aşkım’ demişti. Sonra kendisi otobüsle İstanbul’a yanıma geldi. Yemeğe götürecektim, aç olmadığını, bir şeyler içmek istediğini söylemişti. Yeğenim İdris de yanımızdaydı, birlikte arabayla Gürpınar sahile indik, Kübra bira istemedi, ona kendi istediği alkolü aldık. Sahilde arabayla müzik açtık, eğlendik” dedi.

    “Dualarla uyanmasını beklerken ertesi gün sabaha karşı öldüğünü gördüm”

    Daha sonra otele geçtiklerini aktaran sanık Caner B., ”Otel odasına geçtiğimizde sevişmek istedi, benimle daha sonra ise birlikte olduk. İkimiz de kıyafetlerimizi kendimiz çıkardık. Sabah uyandığımda Kübra horluyordu, ben de uyandırmak istemedim. Kübra’yı uyandırmak istedim, uyanmayınca yeğenimi aradım. Araçla hastaneye gittik. Kübra’yı boş bir sedyeye yatırdılar, ilgilenmediler. Çantasından çıkan ilaçları teslim ettim. Kan testi sonucuna göre hareket edeceklerini söylediler. Hasta bakıcı beni teselli etti, kameradan görebilirsiniz. ’Korkma bir şey olsa doktor seni böyle boş bırakmaz’ dedi. Test sonuçlarını doktora götürünce acil yoğun bakım dedi. Dualarla uyanmasını beklerken ertesi gün sabaha karşı öldüğünü gördüm” dedi.

    ‘Kübra’nın rızası dışında hiçbir şey olmamıştır ve yaşanması da düşünülemez’

    Savunmalarına devam eden sanık Caner B., ”Whatsapp profiline bizim fotoğrafımızı koymuştu. Ciddi bir ilişkim evliliğe dair düşüncem vardı. Kendisi bana şeker hastası olduğunu söyleseydi ben kendisine ne alkol kullandırırdım ne de başka bir şey. Kendisi hastayken neye dayanarak bunu içti anlamış değilim. Ailemle ben mağdur oldum. Böyle bir iftirayla karşı karşıya kaldık. Tahliyemi ve beraatimi isterim. Kübra’nın rızası dışında hiçbir şey olmamıştır ve yaşanması da düşünülemez” dedi.

    Savunmaların ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, dosya eksikliklerinin giderilmesi için duruşmayı erteledi. İddianamede ise, sanık Caner B. ile maktül arasında duygusal bir bağ bulunduğu, 2 haftalık süreçte telefonda ve yüz yüze görüştükleri, 22.12.2016 tarihinde maktülün İstanbul’a şüphelinin geldiği, araç içerisinde alkol almaya başladıkları, alkol aldıkları sahilden ayrılarak şüpheli Doğan B. ile buluştukları, hep birlikte günü birlik yer kiralamaya gittikleri anlatıldı. İddianamede Kübra H’nin baygın vaziyette araç içerisinde bulunduğu i idris ile Caner’in Kübra H. adına oda kiraladıkları , daha sonra dışarıya çıkarak Doğanay B. İle birlikte beyaz bir araçtan Kübra H.’yi baygın vaziyette indirdikleri, Caner B’nin Kübra Hıracı’yı sırtına alarak pansiyona soktuğu, Caner ile Kübra Hıracı’nın odada kaldıkları ve sabah saatlerinde İdris B’nin yeniden odaya gelerek Kübra Hıracı’yı sırtına alarak dışarı çıktığı, şüphelilerin birlikte maktulü hastaneye götürdükleri, hastaneden ise yapılan tüm tedaviye rağmen Kübra Hıracı’nın vefat ettiği yer aldı.

  • Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek: “Türkiye’ye ilişkin endişe yok”

    Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, ABD’nin ithal çelik ve alüminyuma getirdiği ek vergileri değerlendirerek, “Ticaret açısından özellikle otomotiv ihracatı noktasında en az etkilenecek ülkelerden bir tanesi Türkiye’dir. O konuda Türkiye’ye ilişkin bir endişeye gerek yok” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Bursa’da işadamlarıyla bir otelde basına kapalı toplantı gerçekleştirdi. Toplantı öncesi kısa bir açıklama yapan Şimşek, 24 Haziran seçimleri noktasında önemli bir kararın arifesinde olunduğuna dikkat çekerek, “Ülkemizin yeniden sıçrama sağlaması için ertesi günden itibaren hükümetimiz başkanlığımızın liderliğinde çalışmaya devam edecektir. Beklentimiz bu yöndedir. Dış talebin destek olduğu, iç talebin bir miktar yumuşayacağı, cari açık ve enflasyon gibi dengesizliklerin giderileceği yönetilebilir bir noktaya gelebilir bir dönemin içindeyiz. Para politikasında güçlü bir adım attık, mali politikasına ilişkin endişeler yersiz. Yapısal reformlarla da bu süreci güçlendireceğiz. Yeni bir 5 yıllık perspektifle yeni sıçramanın da sağlam temeller üzerinde inşa edildiği bir dönemin başında olacağız” diye konuştu.

    “ABD’nin çelik ve alüminyuma getirdiği ek gümrük vergisi ile başlayan ticaret savaşlarının Türkiye’ye etkisi ne olur?” sorusunu yanıtlayan Şimşek, “Maalesef Amerikan yönetimi kendi inşa ettiği kurala dayalı ortaya çıkan, aslında dünyanın da şu an itibariyle menfaatine gördüğümüz yapıyı hırpalıyor. Bu küresel ticaret savaşlarının eşiğinde miyiz? Endişesi doğuruyor. Bu tabi gerçekten oraya giderse olumsuz olur. Ama şunun net olarak altını çizeyim. Amerika bizim çok önemli bir ticaret ortağımız değil. Amerika önemli bir ülke, önemli bir müttefikimiz, anlaşamadığımız konular da var. Ticaret açısından özellikle otomotiv ihracatı açısından en az etkilenecek ülkelerden bir tanesi Türkiye’dir. O konuda Türkiye’ye ilişkin bir endişeye gerek yok” dedi.

    “Dünya inşallah böyle yanlış bir patikaya girmez”

    Amerika’nın ek gümrük vergi uygulamasının genel manada havayı bozacağını belirten Şimşek, “Son dönem piyasalarda yaşanan dalganın esas sebebi küresel ticaret savaşı ile ilgili endişelerdir. Umut ediyoruz ki bu bir müzakere taktiğidir. Ümit ederiz ki Amerikan yönetimi bunu bir müzakere taktiği olarak yapıyor. Gerçekten dünya ticaret savaşına gitmez. O durum herkesi olumsuz etkiler. Eğer öyle bir risk ortaya çıkarsa bizim ana pazarımız Avrupa Birliği’dir. AB şu anda dünyada kurala dayalı, anlaşmalara dayalı çok taraflı sistemin en güçlü savunucusudur. Bizim AB ile Gümrük Birliğimiz var. Ben inanıyorum ki bu seçim belirsizliği ortadan kalktıktan sonra biz AB ve Gümrük Birliğini daha da kapsamının genişletilmesini, bir anlamda da güncellenmesini sağlayacağız. Avrupa’nın Türkiye’ye, Türkiye’nin de Avrupa’ya ekonomik anlamda ihtiyacı vardır. Onun için ilişkilerimiz derinleşecek ve iyileşecek. O nedenle ticaret küresel savaşlarına gidilse dahi bize etkileri nispeten sınırlı olur. Dünya inşallah böyle yanlış bir patikaya girmez. Böyle bir yanlıştan da dönülür” ifadelerini kullandı.

    Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gözlemcilerinin, 24 Haziran sonrası için “şaibe” algısı oluşturarak, Türkiye’de kaos planı yapıldığının sorulması üzerine Bakan Şimşek, “Türkiye hakkında çok şey söylenebilir. Ama hiçbir şekilde değerlendirilmeyecek husus, bu seçimlerin şeffaf denetime açık ve katılımcı en yüksek düzeydeki bayram olacağı konusundaki tereddüt yok. Bütün partiler güçlü bir şekilde sandıkta temsil ediliyor. Süreçler test edilmiş, kanıtlanmış. Dünyanın bu anlamda en kaliteli süreci bizde. Dolayısı ile tereddüt yok, çamur tutmaz. Onun için yarın milletimiz karar verecek. Bu kararı verirken Türkiye’nin neredeyse 100 yıla yakın çok iyi tanımlanmış, çok iyi yönetilen, çok şeffaf, tüm bütün partilerin, vatandaşların ve küresel denetime açık bir süreçten bahsediyoruz. Onun için hiçbir şekilde o türden yaklaşımlar veya girişimler tutmaz. Milletimiz her şeyi biliyor. Dünyada tabi ön yargıları bırakırsa, Türkiye’nin mükemmel olduğu iddiasında değiliz. Demokratik sistemin işleyişi noktasında en ufak bir yanlış şüpheye değerlendirmeye mahal yoktur” dedi.

  • Bahçeli’den Suruç’ta AK Partililere yönelik saldırıya ilişkin açıklama

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Suruç’ta AK Partililere yönelik gerçekleştirile saldırıya ilişkin, “Adalet ve Kalkınma Partililere karşı özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde zaman zaman belediye başkanlarına, il başkanlarına, parti yöneticilerine karşı PKK tarafından saldırılar olmuştur. Bunun da onlardan birisine benzer bir hal olduğu söylenmektedir” dedi.

    MHP Genel Başkanı Bahçeli, bayram namazının ardından merhum Alparslan Türkeş’in Beştepe’deki mezarını ziyaret etti. Burada kendisini bekleyen partililerle tek tek bayramlaşan Bahçeli, daha sonra Türkeş’in kabrine geçti. Bahçeli, Türkeş’in kabrine kırmızı ve beyaz karanfiller bıraktı ve bakır ibrikle mezara su döktü. Mezarın başında nöbet tutanların bulunduğu kulübede bir süre oturan Bahçeli, buradan ayrılırken basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

    Ramazan Bayramı’nın İslam alemine, Türk milletine ve bütün insanlara hayırlara vesile olmasını dilediğini belirten Bahçeli, “Ramazan ayı, mübarek bir ay olmakla beraber, siyasi yönde çok yoğun faaliyetlerin olduğu bir dönem oldu. Şimdi ise bayrama erişmiş bulunuyoruz. Ancak, milletimiz 9 gün sonra bir bayram daha yaşamak niyetinde olduğunu işaret ediyor. Bu sebeple 24 Haziran siyasi hayatımızda da, geleceğimizde de bir bayram sevinci oluşturacak sonuçlarla şereflenmiş olabilir” diye konuştu.

    “Bu çok yönlü incelenmeli”

    Suruç’ta AK Parti’ye yönelik gerçekleştirilen saldırıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, “Bu olay, her yönüyle üzücü. Milletvekili ve onun ailesine yönelik bir saldırı. Bu saldırıda değerli milletvekilinin ağabeyi hakkı rahmetine kavuşuyor, diğerleri de yaralı durumda. Bu çok yönlü incelenmeli. Bunu da tahrik yönüyle önümüzdeki seçimin 9 gününü çatışan bir Türkiye değil, bu gibi olaylara karşı sabırlı ve soğuk kanlı davranan bir Türkiye ile seçimin atlatılmasında yarar vardır. Olay üzücüdür. Adalet ve Kalkınma Partililere karşı özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde zaman zaman belediye başkanlarına, il başkanlarına, parti yöneticilerine karşı PKK tarafından saldırılar olmuştur. Bunun da onlardan birisine benzer bir hal olduğu söylenmektedir. Bütün bunlara rağmen sabrı elden bırakmamak lazım, soğukkanlı davranmak lazım. 24 Haziran’ı en aza indirilmiş bir çatışma ortamında gerçekleştirmekte yarar var diye düşünüyorum” dedi.

    “İnşallah o bayrak Kandil’e de dikilecektir”

    Bahçeli, Kandil’e yönelik gerçekleştirilmesi planlanan operasyona ilişkin şunları kaydetti:

    “Terörle çok keskin bir mücadele var. Suriye’de, Irak’ta, Türkiye’de var. Bunun uluslararası boyutunu da ele alarak düşünmek gerekiyor. Bu sebeple de Avrupa ülkelerinde de terör uzantılarıyla Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir mücadelesi devam ediyor. Onlara bazı ülkelerin yardakçılık yapmasından da üzüntü duyuyor. Şimdi teröre doğru kesin sonuç almanın zamanı gelmiş ve geçiyor. Geçmişten bu yana bu terör faaliyetlerinin Kuzey Irak’ta bir Kandil denen yörede toplanmak suretiyle her türlü ihtiyaçlarının, eğitimlerinin karşılanıp oradan da Türkiye’ye planlı saldırıların olduğu bir yere artık gereği yapılmalıdır. Biz yıllardan beri Kandil’e bir bayrak dikmek gerektiğini vurgulamıştır. İnşallah o bayrak Afrin’de, başka yerlerde olduğu gibi Kandil’e de dikilecektir.”

    “Seçim beyannamemizde af var”

    Bir basın mensubunun, af konusunda adım atılıp atılmayacağı yönündeki sorusuna Bahçeli, “35 kişiyle bayram öncesi affı çıkartacak kadar bir gücümüzün olduğuna inanıyor musun sen? Ama seçim beyannamemizde af var” dedi.

    “Selahattin Demirtaş’tan başka HDP’de adam mı yoktu cumhurbaşkanı adayı olacak”

    Bahçeli, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan dün bir açıklama geldi. Demirtaş’ı işaret ederek tutukluların aday olmaması yönünde bir düzenleme yapılabileceğini söyledi. Nasıl yaklaşırsınız?” şeklindeki soruya şu cevabı verdi:

    “Cumhurbaşkanı, adayların belirlenmesi konusunda hem siyasi iktidarın, hem toplumun hoşgörüsünün istismar edildiği kanaatiyle bu değerlendirmeyi yapıyor. Ben de katılıyorum. HDP, eğer Türkiye’de bir siyasi kurum olarak, PKK’nın gölgesinden sıyrılmış bir mücadele yürütürken bir aday çıkarma ihtiyacı hissediyorsa ki, böyle bir aday çıkarma düşüncesine sahip olanlar Türkiye’yi zora koyan, HDP’yi zora koyan, Türkiye’de PKK ile mücadeleyi gölgeleyen bir davranış içerisinde Selahattin Demirtaş’tan başka HDP’de adam mı yoktu cumhurbaşkanı adayı olacak. O kadar tutuklular içinde bula bula onu mu buldular? Şu an için halkın arasında aktif siyaset yapan HDP’ye mensup şahsiyetler var. İçlerinden bir tanesi kendi partilerini temsilen aday gösterilebilinirdi. 53 kişinin katline sebebiyet veren söylemlerde bulunmayan bir şahsiyet olabilirdi. Ama her şeyi yokuşa sürme, bu arada da PKK-YPG ve buna benzer terör örgütlerine yandaşlık yapabilecek davranışları demokrasi adına kimse istismar etmesin. Siyasi partilere söylüyorum, adaylara söylüyorum. Türkiye’de demokrasinin ölçüsü Selahattin Demirtaş’ın salıverilerek seçim propagandası yapmasıyla eşdeğer tutacaklarsa bu yanlış bir istikamet. O sebepten dolayı da geçmiş dönemde bir şeye işaret etmiştim. O kanaatimi sürdürüyorum. Ülkü ve ülkü sevdalısı olan Kürşat Yılmaz ve Alaaddin Çakıcı, tutuklu olan, hükümlü olan şahsiyetler. Eğer 100 bin imzayla bunları dışarıya salıvermeyi düşünmüş olsak Selahattin Demirtaş gibi yanlış bir tespit içine girmiş olsak, bu hareket 2 değil cezaevinde bulunan bütün ülküdaşlarımız için 100 bin imza toplayabilirdi. Böyle bir yolun açılmaması lazım. Onun için o konuda dikkatlerini çektik. Eğer siz Selahattin Demirtaş’ı aday olmak sebebiyle dışarıya salıverilmesini istiyorsanız, biz de bu memlekete hizmette bulunmuş, onu bildiğimiz ve inandığımız bazı arkadaşlarımızı 100 bin imza toplar Türkiye’nin gündeminde bunların da cezaevinden çıkıp cumhurbaşkanı adayı olması için bir adım atmış olabilirdik. Bu yakışık bir şey mi olurdu? O sebepten dolayı artık 9 gün içerisinde bunlara son verip Türkiye Cumhuriyetinde yeni bir cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi başlangıcı olan 24 Haziran’a çok daha gelecek anlamı yükleyen bir kararı milletçe vermeliyiz. Bizim MHP olarak adayımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. 24 Haziran’da Cumhur İttifakı olarak seçimlere katılıyoruz. Cumhurbaşkanı adayı olarak MHP’liler Recep Tayyip Erdoğan’ı oy vereceklerdir. Kendi partileri olarak da Cumhur İttifakı’nda MHP’ye oy vereceklerdir. Dolayısıyla Cumhur İttifakı ile TBMM’de güçlü bir Meclis, denge ve denetimi elinde tutan bir Meclis, öbür taraftan da cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin bütün kurum ve kurallarıyla hayata geçebilecek cumhurbaşkanı seçiminin sonucunu almak lazım. Son 9 gün içinde faaliyetlerimizi devam ettiriyoruz. Ben ilk turda Recep Tayyip Erdoğan’ın seçileceğine inanıyorum. Kim ne hesabı yaparsa yapsın. İnce’den her türlüsüne kadar kimin hesabı varsa yapsın.”

    “FETÖ’yü Türkiye’ye bir paket halinde göndermesi lazım””

    ABD’deki FETÖ’cülerin ortaya çıkan görüntülerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, “Türkiye üzerinde FETÖ’yü besleyen, koruyan, her türlü eylemi yaptıran bir devletin bazı unsurları tamamiyle deşifre olmuş durumdalar. Şimdi de Türkiye’de 251 vatan evladımızın şehit olmasına sebebiyet veren, 2 bini aşkın vatan evladının yaralı olduğu bir ortamda lüks arabalar, lüks villalarla kimin nasıl yaşadığına şahit oluyoruz. ABD’nin Türkiye ile olan dostluğu devam edecekse o kişilerle beraber FETÖ’yü Türkiye’ye bir paket halinde göndermesi lazım” dedi.

  • Taciz iddialarına ilişkin set çalışanının avukatından açıklama

    Yasak Elma dizisinin başrol oyuncularından Talat Bulut’un, sette çalışan kostüm sorumlusuna cinsel tacizde bulunduğu iddiası üzerine başlatılan soruşturmaya ilişkin açıklama yapan, Özge Ş.’nin avukatı Sibel Önder, “Talat Bulut’un yapmış olduğu açıklamaların gerçeklikle ve hukuki realite ile hiçbir alakası yoktur” dedi. Önder, Bulut’a ifade vermesi için tebligat gönderildiğini de kaydetti.

    ’Yasak Elma’ dizisinin setinde kostüm sorumlusu olarak çalışan 19 yaşındaki Özge Ş.’nin dizinin başrol oyuncularından Talat Bulut tarafından tacize uğradığını iddia ederek şikayetçi olması üzerine, Özge Ş.’nin avukatı müvekkili aleyhinde yapılan yorumlara ilişkin adliyeye gelerek basın açıklaması yaptı.

    “Söz konusu eylem, tacizdir”

    Avukat Sibel Önder, “Talat Bulut’un yapmış olduğu açıklamaların gerçeklikle ve hukuki realite ile hiçbir alakası yoktur. Müvekkilim sadece kostüm sorumlusudur. Müvekkilimin üzerine sorumluluk olarak yüklendiği misyon, oyuncunun vücudundaki ve üzerindeki tüm aksesuarları simetrik olarak kameraya ve kadraja yansımasıdır. Bununla ilgili düzenlemeyi yapmak istemesi sırasında Talat Bulut’un müvekkilimi şakalaşarak engellemesi ellerini tutarak, daha sonra müvekkilimi arka odaya götürdükten sonra müvekkilimi öptüğü müvekkilim tarafından beyan edilmiştir. Söz konusu eylem bir taciz eylemidir ve taciz karanlıkta, kuytuda yetişir. Günümüzde bir çok kadın cinsel istismara uğramaktadır. Bununla ilgili genelde kadınların hepsi de sessiz kalmaktadır” dedi.

    “Popülarite peşinde değildir”

    Müvekkilinin 19 yaşında olduğunu ve popülarite peşinde olmadığını kaydeden Önder, “Bir kadının kendi ruhuna, kendi bedenine sahip çıkışıdır. Tüm kadınlar gibi ezilip, sessiz kalıp bunu bir kader haline getirmemiştir. Müvekkilim bir çok kadının makus talihini değiştirecek eylemi gerçekleştirmiştir” ifadelerini kullandı.

    “Görevine rahatlıkla yerine getirememektedir”

    Avukat Sibel Önder, “Müvekkilimin maddi durumunun olmayışı, ekmeğinin peşinde koşuyor oluşu, karşı tarafın belli bir üne, şöhrete, belli bir mali güce sahip olması demek müvekkilimi karalayacağı anlamına da gelmemektedir. Müvekkilim yaşadığı travma sebebiyle görevini yerine rahatlıkla getirememektedir. Aynı taciz eylemine başkaları tarafından da maruz kalacağı korkusunu anbean yaşamıştır” diye konuştu.

    Talat Bulut’un ifadesi alınacak

    Önder, dizi oyuncularının da destek verdiğini belirterek, “Talat Bulut hakkında yapmış olduğumuz suç duyurusu yargıya intikal etmiş olup, soruşturma devam etmektedir. Talat Bulut’a ifadesi alınmak üzere tebligat gönderilmiştir” şeklinde konuştu.

    Olayın Geçmişi

    ’Yasak Elma’ dizinin set çalışanı Özge Ş.’nin (19) 31 Mayıs 2018 tarihinde İstanbul Avrupa yakasında bulunan Hadımköy’de dizi çekimi sırasında sette hazırlık yaptıkları sırada şüpheli Talat Bulut’un ’cinsel saldırı’ suçunu işlediği iddiasıyla şikayetçi oldu. Savcılık, olay yeri olan Hadımköy’ün Arnavutköy ilçesine bağlı olduğu gerekçesiyle dosya hakkında yetkisizlik kararı vererek dosyayı Gaziosmanpaşa Adliyesine gönderdi.

  • MarkAntalya’nın satışına ilişkin ihale gerçekleştirildi

    Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından 1 milyar 278 milyon 900 bin lira muhammen bedelle satışa sunulan MarkAntalya AVM’nin ihalesi gerçekleştirildi. Yeni Gimat Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.’nin tek katılımcı olarak girdiği ihalede satışın gerçekleşmesi halinde Bankasya’nın TMSF’ye olan borcu da sıfırlanmış olacak.

    TMSF, Antalya Muratpaşa’da bulunan MarkAntalya AVM’yi 1 milyar 278 milyon 900 bin lira muhammen bedelle satışa çıkardı. İhale saat 11.00’de TMSF’nin İstanbul Esentepe’deki binasında gerçekleştirildi. MarkAntalya AVM’nin satışına ilişkin ihalede, kapalı zarf ve açık artırma usulleri birlikte uygulandı. İhaleye Yeni Gimat Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. tek katılımcı olarak girdi. Şirket tarafından verilen teklif, şartnameye göre fon kurulu tarafından değerlendirilecek.

    AVM’nin aylık kira geliri 2,5 milyon dolar

    Antalya’nın en büyük AVM’lerinden birisi olan MarkAntalya’yı bünyesinde bulunduran MLC şirketi ile Kadıahmetoğulları A.Ş’ye, Antalya 5’nci Sulh Ceza Mahkemesi tarafından TMSF 2016 Ekim ayında kayyum olarak atanmıştı. Kadıahmetoğulları’nın büyük bölümü Bank Asya’ya olmak üzere toplam borcu 400 milyon dolara yaklaşırken, çözüm olarak AVM’nin satışına karar verilmişti.

    Antalya’nın en büyük AVM’lerinden olan MarkAntalya’da 28 adet bağımsız bölüm ve 160’ın üzerinde mağaza bulunuyor. Yaklaşık 55 bin metrekare kiralanabilir alanı bulunan AVM’nin toplam aylık kira gelirinin ise 2.5 milyon dolar olduğu belirtiliyor. AVM’de sinema, spor salonu, modern çocuk eğlence merkezi, iki bin 600 araç kapasiteli otopark, geniş teras alanları, zengin restoran alanları yer alıyor.

    Bankasya’nın borcunu ödeyecek

    AVM’nin satışıyla birlikte Bankasya’nın TMSF’ye olan borcu da sıfırlanmış olacak. TMSF Başkanı Muhiddin Gülal, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada söz konusu ihale için yerli yabancı bir çok müteşebbis olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullanmıştı: “Bu AVM Bankasya’nın en büyük kredisinin teminatı. Dolayısıyla biz oradan gelecek olan parayla Bankasya’nın TMSF’ye olan borcunu ödeyeceğiz. Yerli yabancı çok takip eden müteşebbis var”

    Yeni Gimat Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.’nin tek katılımcı olarak girdiği ihale şartnameye göre Fon kurulu tarafından değerlendirilecek.