Etiket: İlişkilerini

  • Sankon; Fas İle Ekonomik Ve Ticari İlişkilerini Güçlendirecek

    Sanayici İş Kadınları ve İş Adamları Konfederasyonu (SANKON) Genel Başkanı Nezaket Emine Atasoy Fas Krallığı ile Türkiye Cumhuriyeti adına ekonomik ve ticari ilişkilere katkı sağlamak amacıyla 16 Mart 2016 günü Fas’a hareket edecek.

    Sanayici İş Kadınları ve İş Adamları Konfederasyonu Genel Başkanı Nezaket Emine Atasoy; 16 Mart 2016’da Fas Krallığına ziyaret yapacak. Fas Krallığı hükumet yetkilileriyle güçlü ekonomik sivil toplum kuruluşlarıyla Fas Krallığı İş dünyasının önemli İş Kadınları İş Adamları Yatırımcılarıyla Sanayicileriyle bir araya gelerek toplantılar düzenlenecek. Türkiye Cumhuriyeti ile Fas Krallığı arasında ekonomik, ticari, ithalat, ve ihracata katkı sağlayacak anlaşmalar, görüşmeler yaparak her iki dost ülkenin ekonomik olarak kalkınmasına katkı sağlanması planlanıyor.

  • D-8 Genel Sekreteri Musavi, Türkiye Ve İran İlişkilerini Değerlendirdi

    D-8 Ekonomik İşbirliği Örgütü Genel Sekreteri Seyyid Ali Muhammed Musavi, Türkiye ve İran arasındaki ekonomik ilişkilerin artmasının, siyasi sorunların azalmasını sağlayacağını söyledi.

    Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Küresel Rekabette Entegrasyona Doğru D-8’in Rolü” konferansına D-8 Ekonomik İşbirliği Örgütü Genel Sekreteri Seyyid Ali Muhammed Musavi, OMÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Akan, OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevilhan Mennan, Erbakan Vakfı Samsun İl Başkanı Suat Zor, öğretim görevlileri ve öğrenciler katıldı.

    “D-8 10 YIL İÇİNDE ÇOKTA AKTİF OLAMADI”

    Konferansta konuşma yapan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Akan, “Anadolu, Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkasya coğrafyasına baktığımızda kavganın olmadığı dönemleri gözlediğinizde; Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemini söyleyebiliriz. Bu ülkeler ekonominin yanında siyasi olarak da güçlü ülkelerdi. Şu anda ABD dünyanın tek egemen gücü olarak gözüküyor. ABD 51 ayrı devletten oluşuyor. Bunların her biri ayrı bir devlet olsa muhtemelen şu anki gücüne sahip olamayacak. Bunu fark eden Avrupa Birliği gibi, Şangay Beşlisi gibi ülkeler özellikle ekonomik güçlerini birleştirmeleri şeklinde bir iş birliğine gittiklerini söyleyebiliriz. D-8 de bunun bir örneği olarak oluşturuldu. Ancak 1997’den sonra 10 yıl içinde çokta aktif olamadı. Bunu ekonomik birlik olarak görmek lazım. Fakat ileride sosyal, kültürel, eğitim alanlarında da geliştiğini görebiliriz diye düşünüyorum” dedi.

    “SURİYE VE BAZI KONULARDA GÖRÜŞ AYRILIKLARI VAR”

    Türkiye ve İran arasındaki ilişkileri değerlendiren D-8 Genel Sekreteri Seyyid Ali Muhammed Musavi, ise D-8’in siyasi bir işbirliğini öngörmediğini söyleyerek, “Türkiye ile İran arasında çok büyük bir gündem var. Sadece ekonomik anlamda değil, kültürel ve siyasi alanda büyük bir ajanda var. Bu ajandanın yüzde 90’ında iki ülke hemfikir. Suriye ve bazı ufak meseleler olmak üzere görüş ayrılıkları var. Buralarda sorun oluyor. Ben iki ülkenin de karşılıklı konuşarak çözülebileceğini düşünüyorum” diye konuştu.

    “CİHANGİRİ’NİN SÖYLEDİĞİ SÖZE TAMAMEN KATILIYORUM”

    Programdan sonra Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun İran gezisini değerlendiren Musavi, “Sayın Ahmet Davutoğlu’nun İran ziyaretinde, İran Cumhurbaşkanı 1. Yardımcısı Cihangiri’nin söylediği söze tamamen katılıyorum. Bu ziyaret iki ülke arasındaki ilişkilerde bir dönüm noktasıdır. Bu ziyaret iki ülke arasındaki sorunların giderilmesi ve potansiyelin ortaya çıkartılması için önemli bir adımdır. Sayın Davutoğlu’nun ziyareti gecikmişte olsa, ambargonun kaldırılmasının ardından iki ülke ilişkilerini, özellikle ekonomik ilişkilerinin gelişmesine büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum. Bizler komşu ülkeleriz. Ortak bir geçmişimiz ve tarihimiz bulunuyor. Çok iyi ilişkilerimiz var. Her ne kadar ufak sorunlarımız olsa da özellikle ekonomik ilişkilerimiz bundan çok fazla etkilenmedi. 35 milyar dolarlık rakam bence ulaşılamayacak bir rakam değil. İki ülke bu potansiyele sahip. Siyasi irade bunun arkasında. Ekonomik ilişkilerin artması siyasi sorunların ve siyasi ayrılıklarında azalmasına yol açacaktır” şeklinde konuştu.

  • Senegal, Ticari İlişkilerini EXPO 2016’da Geliştirecek

    Batı Afrika ülkelerinden Senegal, EXPO 2016‘ya katılım sözleşmesine imza attı.

    Türkiye’nin ilk EXPO’su EXPO 2016’ya katılma kararı alan Senegal Heyeti katılım sözleşmesine imza atmak üzere Antalya’ya geldi. Ülke Komiseri Malick Diop, Senegal’in EXPO sorumlusu Boubacar Diouf ve Senegal’in Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Mustafa Diop, Aksu’da bulunan bin 121 dönümlük sergi alanında proje hakkında bilgi aldı, ardından alanda incelemelerde bulundu.

    SENEGAL YEMEKLERİ EXPO 2016’DA OLACAK

    Senegal’in EXPO’lar konusunda oldukça deneyimli olduğunu söyleyen Ülke Komiseri Malick Diop, EXPO 2016 ekibinin çok dinamik olduğuna dikkat çekti ve ortaya güzel bir iş çıkacağına inandığını söyledi. Sergi alanındaki tüm unsurların “Çiçek ve çocuk” temasıyla uyuştuğuna vurgu yapan Diop, Batı Afrika’nın lider ülkesi Senegal’in EXPO 2016’da yer almasından mutluluk duyduklarını belirterek şöyle konuştu:

    “Senegal’den bütün dünyaya 87 bin ton ürün gönderilmektedir. Biliyorsunuz bahçecilik, bitkileri ve gıdayı da içerir. Biz EXPO 2016’da ülkemizin gıda ürünlerini ve Senegal’in bu alandaki özelliğini göstereceğiz. Kavun, çeri domates, mango, fasulye gibi ürünleri tanıtacağız ve ayrıca Senegal pilavı ve kuskusunu tanıtacağız. Senegal’in mükemmel yemeklerini tattıracağız.”

    Sergi Alanı’ndaki incelemelerin ardından ajans binasına gelen Senegal Heyeti, EXPO 2016 Antalya Ajansı Genel Sekreteri Kazım Aydın ile görüştü. Aydın, Senegal Heyeti’nin EXPO’ya katılmasından büyük bir mutluluk duyduklarını belirterek Senegal’in kültürel özellikleriyle EXPO’ya renk katacağını söyledi.

    İKİ ÜLKENİN İŞ ADAMLARI FORUMDA BULUŞACAK

    Senegal Ülke Komiseri Malick Diop ise EXPO’lar gibi uluslararası sergilerin temel amacının ülkeleri bir araya getirmek ve bu ülkeler arasında diplomatik, ekonomik ve ticari ilişkileri geliştirmek olduğunu söyledi. Senegal ve Türkiye arasındaki ilişkilerin geçmişe dayandığını söyleyen Ülke Komiseri Diop, “EXPO süresince işadamlarımız ve Türk iş adamları arasında görüşmeler gerçekleştirmek adına ekonomik forumlar düzenlemeyi planlıyoruz. Bunun için Senegal’den iş adamı grupları getirteceğiz. Bunu özellikle Senegal ihracatçıları ve Türkiye ithalatçıları arasında gerçekleştirmek istiyoruz. 6 aylık süreyi çok iyi değerlendirmek istiyoruz. Bu nedenle Türkiye’nin tüm bahçecilik sektörünü Senegal Bahçesini ziyaret etmeye ve ekonomik forumumuza katılmaya davet ediyoruz.”

    Görüşmenin sonunda Senegal Ülke Komiseri Malick Diop ve EXPO 2016 Antalya Ajansı Genel Sekreteri Kazım Aydın, katılım sözleşmesine imza attı.

  • Türkiye Gençlik Ve Spor Konfederasyonu Türkiye-rusya İlişkilerini Değerlendirdi

    Türkiye Gençlik ve Spor Konfederasyonu, bozulan Türkiye-Rusya ilişkileri ve ekonomiye yönelik basın açıklaması yaptı.

    Türkiye Gençlik ve Spor Konfederasyonu adına açıklama yapan Genelbaşkanvekili Alpay Gürel, Türkiye’nin Rusya ile uzun yıllar ilişki halinde olduğunu ifade etti. Uçak krizinin iki toplumu birbirinden uzaklaştırmaması gerektiğini kaydeden Gürel, şöyle dedi:

    “Türkler 5. yüzyıldan bu yana Ruslar ile yakın ilişki halindedir. Geçmişi bu kadareskiye dayanan iki milletin köprüleri yıkması elbette düşünülemez. Her iki ülkenin istememesine rağmen gerçekleşen uçak krizi, iki toplumu birbirinden uzaklaştırmamalı, tam aksine işbirliğinin ve bir daha böyle üzücü olayların yaşanmaması için alınacak tedbirlerin önünü açmalıdır. Bizler Türkiye’de bulunan Rus vatandaşlarından ve onların toplumumuza katkılarından memnunuz. İki ülke arasında yaşanan bu geçici sıkıntıların sokaklara yansımasına asla izin vermeyeceğiz. Bu anlamda ülkemizde bulunan Rus vatandaşları kendilerini huzur içinde hissedebilirler. İki ülke arasında yaşanan güçlü ticaret bağları da bu krizin aşılmasında büyük bir öneme sahiptir. Her iki ülkenin iş adamları, bu krizin aşılmasında ülke liderlerine gereken desteği yapıcı yönde vermelidir. Rusya Federasyonu ve Türkiye Cumhuriyeti, geleceğe birlikte yürüme azmini asla kaybetme keyfiyetine sahip değildir. Rusya’nın ve Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve toplumsal istikrarı her iki devletin sağduyulu politikalar gütmesi ile mümkün olabilir. Bu nedenle politikacılar, daha yapıcı bir dil kullanmalı, gerilen ilişkileri bir an önce tamir edecek ortak aklı çalıştırmalıdır. Dünya bugünlerde her zamankinden daha fazla huzur ve barışa ihtiyaç duymaktadır.”

    Ekonomiye yönelik değerlendirmelerde de bulunan Gürel, “2015 yılı içinde iki defa genel seçim yapmak zorunda kalmamız, artan terör eylemleri ve ülkemiz etrafındaki siyasal belirsizlikler, ekonomik yansımalara neden olmuştur. Doğu Akdeniz enerji enerji alanındaki artan uluslararası siyasal ve askeri baskı, ülkemiz üzerinde doğrudan yansımalara neden olmuştur. Siyasal belirsizlik ve uluslararası ekonomik alandaki gelişmeler Türk Lirasını zayıflatmış, düşen petrol ve emtia fiyatları dengeleyici unsur olarak görev yapmıştır. Önümüzdeki dönemde petrol fiyatlarının daha dramatik bir şekilde aşağı seviyelere gelmesini bekliyoruz. Ülkemiz için önemli bir girdi maliyeti olan petrol fiyatlarının geri çekilmesi, akıllıca yönetilmelidir. Kıbrıs sorunu ve AB ilişkileri önümüzdeki dönemde Türkiye’nin hassasiyetle takip edeceği konular olmalıdır. Ekonomimizin yeni kurulan Sayın Davutoğlu hükümeti ve uluslararası alanda yaşanacak siyasi ve ekonomik gelişmelerle birlikte Mayıs 2016 sonrasında toparlanacağını düşünüyorum” diye konuştu.

  • Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aygün Attar Türkiye İle Rusya İlişkilerini Değerlendirdi

    Türkiye’nin Suriye sınırını ihlal eden SU-24 tipi Rus savaş uçağını düşürmesi ile birlikte gerilen Türkiye-Rusya ilişkilerini değerlendiren Giresun Üniversitesi’nin Azeri kökenli Rektörü Prof. Dr. Aygün Attar, Türkiye ile Rusya arasında tansiyonun kısa sürede düşeceğine inandığını söyledi.

    Olayın üstünden bir hafta geçmesine rağmen Türkiye’nin olumlu adımlarına Rusya tarafının gerilimi tırmandıran adımların geldiğini ifade eden Attar “Ne yazık ki gerginliğin her geçen gün Rusya tarafından çok daha fazla üzerine gidildiğini ve tırmandığını görmekteyiz. Yaşanmasını arzu etmediğimiz bir olay. Bölgenin içerisinde bulunduğu genel durumu göz önüne alacak olursak şuanda her zaman olduğundan daha fazla bölgesel çıkarlarımız için bölge devletleri ile işbirliğine ihtiyacımız var. Rusya’nın Türkiye’den daha fazla iyi geçinmeye ihtiyacı var. Türkiye tarafından Sayın Başbakanımızın, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve bütün diplomatik temsilciliklerimizin aracılığı ile ifade edilen fikirlere baktığımız zamanda hepsinde ortak düşünceyi görüyoruz ki bu durumun bu hale gelmesinde üzüntü duymaktayız. Biran önce gerginliğin tırmanmadan düşürülmesini arzu etmekteyiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın Fransa ziyareti öncesinde, Rusya Devlet Başkanı Putin’le görüşme arzusunu ifade etmesinin altında da hazırda mevcut olan gergin durumun sakinleştirilmesi ve uygun bir şekilde tansiyonun düşürülmesi var. Fakat bu istek Rusya tarafından yapılan açıklamaları görüyoruz ve ne yazık ki bu açıklamalar durumu daha da germeye yöneliktir. Herkes gerilimin bir an önce düşürülmesini istemektedir. Burada sadece ekonomi değil söz konusu tabi ki Türkiye’nin Rusya ile sıkı bir ekonomik işbirliği söz konusudur” dedi.

    “RUSYA VATANDAŞLARI PUTİN’İ SUÇLU GÖRÜYOR”

    Rektör Aygün Attar, olayla ilgili Rusya’da bir anket çalışması yapıldığını da hatırlatarak “Rus kamuoyunun büyük bir yüzdesi, yüzde 15 puanlık bir farkla yüzde 36 oranında bu uçak düşürme olayından ve olaydan sonra krizin sebebi olarak Putin’i gösteriyorlar. Normaldir ki yüzde 20’lik bir oran da Türkiye’yi bundan suçlu buluyor. Rusya Federasyonu içerisinde yüzde 36’lık bir oranla krizi tırmandıran tarafın Rusya olduğunu ve direk Putin’in burada isminin ifade edilmesi bu konuda Türkiye’nin doğru tavrını ortaya koymaktadır. Bundan sonraki ilişkilerin bundan 15-20 gün önceki gibi olmasını bekleyemeyiz ama bitmesi ve son bulması için hepimizin sabırlı bir şekilde siyaset yürütmemiz gerekiyor. Birden bire her şeyin hiçbir şey yaşanmamış gibi olduğunu beklememiz doğru değil” İfadelerini kullandı.

    “OLAYLARIN TIRMANDIRILMASINDA ERMENİ KÖKENLİ RUS VATANDAŞLARI AKTİF ROL OYNUYOR”

    “Unutulmaması gereken bir gerçek Rusya’da olayların böyle tırmandırılmasında çok önemli rol sahiplerinden bir tanesi de Rus basınında, Rus dünyasında ve Rusya’nın çeşitli bürokrasisinde üst düzey yer edinmiş olan Ermeni kökenli Rus vatandaşlarının olduğu gerçeğidir” diyen Attar “unutmamak gerekiyor. Mesela Moskova’daki Büyükelçiliğimizin camlarını indiren bir grup Ermeni gencinin öncülük ettiği bir olay olduğu artık açıklandı. Bunu Rus yetkililer de söyledi. Hemen olayların arkasından sözde 1915 yılında yaşanmış olan olayları gündeme getirme teşebbüssü de zaten bunu gösteriyor. Rusya’nın çok hızlı bir şekilde bu oyunlara geleceğini de düşünmüyorum. Tansiyonun Rusya’da en geç 48 saat içerisinde bu kadarda iddialı söylüyorum yaşadığımız günlere oranla hızlı bir şekilde düşeceğini de tahmin edebiliyorum” şeklinde konuştu.