Etiket: İlişkilerinde

  • Türkiye-Macaristan ilişkilerinde ‘Gül Baba’ köprüsü

    Osmanlı döneminde yaşamış ve kaynaklara göre Kanuni Sultan Süleyman’ın Budin seferi sırasında vefat eden Gül Baba, günümüz Türkiye-Macaristan ilişkilerinde köprü oluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Macaristan Başbakanı Orban tarafından restore edilmiş hali ile 9 Ekim’de açılışı yapılan türbe, ziyaretçi akınına uğruyor.

    Türkiye ve Macaristan hükümetlerinin iş birliğiyle restorasyonu yapılan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın açılışını yaptığı Budapeşte’deki Gül Baba Türbesi iki ülke arasındaki ilişkilere de köprü oluyor. Restorasyon çalışmalarının ardından 9 Ekim’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Orban tarafından açılışı yapılan türbe, yılda 10 bini aşkın sayıda ziyaretçiyi çekiyor.

    Türbenin yenilenmiş hali ve iki ülke arasındaki stratejik önemini anlatmak amacıyla Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Polat Grup Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Polat ve beraberindeki Türk gazeteciler ile Gül Baba Türbesi ve Kültür Merkezi’nde buluştu.

    Macaristan Başbakanı Viktor Orban, türbenin geçtiğimiz yıllarda bakımsız olduğunu ve birkaç sene önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile aldıkları restorasyon kararının ardından bugünkü haline getirildiğini söyledi. Orban, bu sürecin kolay geçmediğini söyleyerek, “Budapeşte’ye geldiğiniz için teşekkür ederiz. Burada çok özel bir yerdeyiz. 1 ay önce yapılan açılışı görmediniz. Cumhurbaşkanı Erdoğan buraya gelmeden önce burası utanılacak şekilde kötü şartlar altındaydı. İhmal edilmişti bir kenara atılmıştı. Birkaç sene önce Cumhurbaşkanı Erdoğan ile buranın restore edilmesi konusunda bir konuşmamız olmuştu. İki tane lider karar verdiği vakit bunun hayata geçmesini çok kolay olduğunu zannediyorlar ancak esasında öyle olmuyor birilerinin takip etmesi gerekiyor. Burasının restorasyonu belli kurallar içinde yapıldı. Şimdi dönüp baktığımızda burasının medeni bir yer olduğunu görüyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Burası Türklerin ve Macarların gurur duyacağı bir yer oldu”

    Türbenin restorasyon sonrasında Türklerin ve Macarların gurur duyabileceği bir hale geldiğini söyleyen Orban, “Gül Baba sadece sizin için değil bizim içinde önemli. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir mütabakata vardık. Tarih tarihtir herkesin o tarihe saygı göstermesi lazım. Savaşlarda her iki tarafta da her zaman büyük kahramanlar ortaya çıkıyor. Kahramanlık ve vatanseverliğe her zaman saygı göstermemiz lazım. Burası Türklerin ve Macarların bir araya gelip gurur duyacağı bir yer oldu. Sahip olduğumuz için ve katkıda bulunduğumuz için gurur duyuyoruz. Türkler kendi ülkelerini yönetmeyi herkesten daha iyi bilirler. Seçimle gelenlere saygı göstermeniz lazım” şeklinde konuştu.

    “Türkiye yapı olarak çok güçlü bir ülke”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın gelecekte Türkiye’nin en iyi 10 ekonomi içinde olacağı fikrine katıldığını aktaran Başbakan Orban, Türkiye-Macaristan ilişkilerine de değindi. İki ülke arasında çok özel bir arkadaşlık bulunduğunu belirten Orban, “Batı basınında eleştiriler oluyor. Türkiye ile bizim çok özel arkadaşlığımız var. Buradaki insanlara sorduğunuz zaman Türkler hakkında çok pozitif cevaplar alırsınız. Ben de Türkler tarafından çok büyük saygı görüyorum. Türkiye yapı olarak çok güçlü bir ülke. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın gelecekte Türkiye’nin en iyi 10 ekonomi içinde olacağı fikrine katılıyorum. Türkiye ile elimizden geldiği kadar işbirliği yapmamız Avrupa’nın menfaatine. Birçok Avrupa ülkesinin Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olduğunu biliyorum. Karşı olmak yerine başka bir vizyon ortaya koymamız lazım. Türkiye ve Avrupa arasında stratejik işbirliği olması gerekiyor. Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyacı var” şeklinde konuştu.

    “Galatasaray’ı tanıyorum”

    Futbolla ilgili kendisine yöneltilen soruları da yanıtlayan Viktor Orban, Adnan Polat ile olan arkadaşlığından dolayı Galatasaray’ı tanıdığını söyledi. Orban, Beşiktaş taraftarının iç sahada oluşturduğu atmosferle ilgili olarak, “Beşiktaş taraftarının maçtan önce bir anda sessizliğe bürünmesi ve maçın başlamasıyla birden patlaması, futbolcuları motive eden büyük bir unsur olarak görüyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.

    Polat Grup Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Polat ise, yaklaşık 30 yıl önce bir lojistik merkezi kurmak amacıyla geldikleri Macaristan’ı ‘Türklerle sıfır problemi olan tek Avrupa ülkesi’ olarak tanımladı.

    “Oraları toparladık, düzgün bir hale getirdik”

    O dönemlerde Macaristan’ı gezerken türbenin bulunduğu yere geldiklerini söyleyerek o anları şu şekilde anlattı: “Şehri tanımaya çalışıyorduk ve türbenin olduğu yere geldik. Gül Baba’da Galatasaray’dan dolayı aklımızda kalmış. O zaman Suat ile biraz para harcadık. Oraları toparladık ettik düzgün bir hale getirdik. Türkiye’ye dönüşte o dönemin Başbakanı rahmetli Süleyman Demirel’e anlattım. O da Kültür Bakanlığı’na talimat verdi ve restorasyona girişildi. Bir şeyler yapıldı ve rahmetli Süleyman Demirel Gül Baba’ya geldiğinde orayı ziyaret etti ve daha sembolik bir açılışta yaptık. Sonra benim kafama takıldı bu. Gül Baba beni nerden yakaladı? Ziyaretçi defterine baktığımda Müslümanlar kadar Hıristiyanların da ziyaret ettiğini, dua ettiğini gördüm defterlere yazdıkları yazılardan da biliyordum. Hatta en son Cumhurbaşkanımızla Viktor Bey’in açılışında akşam 200’e yakın Macar vatandaş gelip dua etti Gül Baba için.”

    “Merzifon’da doğup buralara kadar gelen bir Bektaşi dedesi”

    Gül Baba’nın her dilden, dinden ve ırktan insanın kabul ettiği saygı duyduğu bir gönül insanı olduğunu vurgulayan Polat, “Merzifon’da doğup buralara kadar gelen bir Bektaşi dedesi. Bir rivayete göre bugünün Galatasaray Lisesini İkinci Beyazıt’a kurduran dönemin şehzadeleri, prensesleri ve devlet adamlarının yetiştirilmesi için kurulan bir eğitim yuvası. Daha sonra Sultaniye Mektebi daha sonra ise Galatasaray Lisesi olarak biliyoruz. Galatasaray Kulübü’nün de Galatasaray Lisesi’nden kurulmasından dolayı biz Gül Babayı manevi kurucu olarak görüyoruz. Hem bu özelliği hem insanları hümanizm anlayışı sevgi ve gönül insanı anlayışı nedeniyle bizi yakaladı. Şimdi uzun zaman aklımdaydı ve uzun yıllar uğraştım” şeklinde konuştu.

    Restorasyon sürecinde TİKA’nın çok çalıştığını kaydeden Polat, “Burada kanun ve yönetmelikler uygun değildi bir çok değişiklik yapıldı. 2 senelik süreçte Türkiye tarafından TİKA ve hakikatten cok ciddi çalıştı TiKA ve ekibi. Burada da Macaristan’ın gayri menkullerinden sorunlu devlet kurumu çalıştı. 2 senede bitirildi ve Viktor Orban’la Cumhurbaşkanımız açılışını yaptılar. Hatta açılışta burası çok fazla sarı kırmızı donatıldı ve Cumhurbaşkanımız ‘Abartmışsınız’ dedi. Biliyorsunuz ki Fenerbahçeli kendisi, evet hakikaten biraz abartılıydı ama çok güzel bir açılış oldu” dedi.

    “Yılda 3-4 bin kişinin ziyaret ettiği bir türbeydi”

    Adnan Polat türbenin önceki dönemlerde yılda 3-4 bin ziyaretçi çektiğini, şimdi ise bu rakamın 10 bini aştığını belirterek, “Daha yeni yerleşiyor organizasyonumuz sistemimiz. Daha yapılacak çok şey var. Ama amacımız şu biz ecdadımızdan kalan bu eserleri, elimizden geldiği kadar devletimizin ve Macar devletinin katkılarıyla onları hem Macaristan’a kazandırmış olacağız hem ülkemize kazandıracağız. Viktor Bey Gül Baba ile gurur duyduğunu kendisi de belirtti zaten. Gül Baba bir sembol oldu. Galatasaray Kulübü’nün manevi kuruculuğu dışında burada birlik beraberlik sağlık ve hoşgörünün sembolü oldu. Buradan ya da Türkiye’den ziyaret edenler büyük bir saygı duyuyor. Hatta Avrupa’dan da ziyaret ediliyor. Gül Baba’yı ziyaret edenlerin büyük çoğunluğunu Hıristiyanlar oluşturuyor. Bu çok güzel, ben bunu başka bir yerde daha gördüm. Hem Hıristiyanların hem Müslümanların hürmet ve saygı gösterdiği başka bir yer daha var. İzmir Efes’in tepesinde Meryem Ana kilisesi vardır. Orada uzun yıllar kalmış küçük bir kilise” diye konuştu.

    İki ülke arasındaki ticaret ilişkilerinin geliştiğini aktaran Polat, “4 sene evvel baktığınızda İstanbul’dan Budapeşte’ye haftada 3 uçak seferi vardı. Şimdi günde 5 uçak seferi var, altıncı koyulacak. İki ülkenin ticaret hacmi 4 sene evvel 2 milyar dolardı şu an 3 milyar doları aştı. Hedef; 5 milyar doları bulmak. 4 sene evvel buradaki Türk yatırımları 80 milyon euro civarındaydı şu anda 1,5 milyar euroya çıktı” şeklinde konuştu.

    “TV dizileri yapmayı düşünüyoruz”

    Türbeyle ilgili gelecek planları kurduklarını anlatan Polat, şunları söyledi: “Bu gelişmeler tabii gerek Cumhurbaşkanımızın gerek siyasilerin aktif hareketi gerek Viktor Bey’in yaklaşımı ve iş adamlarının gayreti ile oluyor. Ben burayı Avrupa’da Türkler için üs olarak tavsiye ediyorum iş adamlarına. Muhakakki buraya yatırım yapmaları ve her yere kolay ulaşmaları için. Gül Baba ile ilgili kafamızda güzel fikirler var. Önümüzdeki yıl tarihçilere Gül Baba kitabı ile ilgili çalışmalar yaptıracağız. Ondan sonraki sene Muhteşem Süleyman’da olduğu gibi TV dizileri yapmayı düşünüyoruz. İki ülkeyi birbirine yaklaştırmak daha farkındalık oluşturmak için çalışıyoruz.”

    Gül Baba Türbesi

    Kaynaklarda Gül Baba’nın, 2 Eylül 1541’de Kanuni Sultan Süleyman’ın Budin seferi sırasında vefat ettiği belirtiliyor. Kayıtlara göre Kanuni Sultan Süleyman, Gül Baba’nın cenaze namazına bizzat katıldı ve Gül Baba Türbesi 1543-1548 döneminde 3. Budin Beylerbeyi olan Yahya Paşazade Mehmet Paşa tarafından yaptırıldı.

    Türk-Macar dostluğunun sembolü kabul edilen ’Budin’in manevi bekçisi’ Gül Baba Türbesi, başkent Budapeşte’de Gül Tepesi (Rozsadomb) olarak bilinen bölgede yer alıyor.

  • Eski ABD Büyükelçisi Namık Tan: “Türkiye ve ABD ilişkilerinde duygusallık hakim”

    2010-2014 yılları arasında Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği görevini yürüten emekli Büyükelçi Namık Tan, ABD-Türkiye ilişkilerinin geleceğini değerlendirerek, “ABD ile olan ilişkilerimizde ciddi endişeler taşıyorum. Yakın zamanda bunlardan kolay sıyrılabileceğimizi düşünmüyorum. Her iki tarafta muazzam bir duygusallık hakim, her iki taraf da sağ duyudan uzaklaşıyor” dedi.

    İzmir’de Yaşar Üniversitesi Uluslararası Hukuk Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen konferansa katılan emekli Büyükelçi Namık Tan, 1982 yılında Dışişleri Bakanlığına katılmasıyla başlayan ve 2014 yılında Türkiye’nin Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Büyükelçisi görevi ile son bulan meslek hayatını üniversite öğrencileriyle paylaştı. Başarılı bir diplomatı ‘kendi ülkesinin çıkarlarını başka bir ülkenin çıkarları ile dengeleyebilen kişi’ olarak tanımlayan Tan, “Diplomat; soğukkanlı, gerçeklikten asla uzaklaşmayan, duygusal olmayan, ben en büyüğüm anlayışından uzak, mütevazı, kendisine daima bir alan bırakan, hamasete yer vermeyen, en son söyleyeceği sözü asla başta söylemeyen bir kişi olmalı. Diplomaside eğer söylediklerinize dikkat etmezseniz onları bir daha geri alma şansınız olmaz. Kendi memleketinizde yaptığınız bir hatadan ötürü belki vatandaşlarınızdan özür dileyebilirsiniz ancak başka bir ülkede dileyeceğiniz özrün kendi memleketinize bir maliyeti olur. Bu yüzden her sözünüze dikkat etmelisiniz. Pek çok kişi erken emekli olduğumu düşünüyor. Ben, meslekte çok hızlı koştum ve sonunda gidecek yol bitti. Pek çok diplomat, bu ciddi stresi kaldırmak konusunda sıkıntılar yaşar” dedi.

    “Dünyaya popülizm hakim olmaya başladı”

    ABD’nin yakın bir tarihe kadar dünya dış ilişkilerinde nirengi noktası konumunda olduğunu ancak gelinen son noktada artık dünya genelinde bir kaosun yaşandığını belirten Tan, “Bir daire çizerken nirengi noktasına ihtiyacınız olur, aksi takdirde asla nizami bir daire çizemezsiniz. ABD uluslararası ilişkiler bakımından nirengi noktasıydı. Genellikle dengeleyici taraf, soğukkanlı taraf ABD olurdu. Özellikle soğuk savaş dönemi öncesi ülkeler bir düzen içinde, bu nizami daireler içinde ilişkilerini yürütürlerdi; ancak artık dünyada bir kaos dönemi yaşanıyor ve yaşanılan sıkıntılar giderek derinleşiyor. Bu kaosun içinde liderlerin kalitesi de yavaş yavaş ve ciddi anlamda düşmeye başladı. Dünyaya popülizm hakim olmaya başladı. Bu popülizm, var olan tüm değerleri aşındırdı. Bir nirengi noktası olmadığı için de herkes kendi dairesini çizmeye başladı ve iç içe geçmiş bir düzen ortaya çıktı. Dünyada her bakımdan liderlerin kalitesinde bir yükselme olacağı öngörülmediği ve güven duyulacak bir lider de olmadığı için bu sıkıntıları yaşamaya devam edeceğimizi düşünüyorum” diye konuştu.

    Tan’dan duygusallık vurgusu

    Türkiye ve ABD ilişkilerini de değerlendiren Namık Tan, Türkiye’nin ABD ile olan ilişkilerinin NATO ile paralellik arz edeceğini söyledi. Tan, “Türkiye zaten jeostratejik konumundan dolayı tüm sorunların merkezinde yer alan bir ülke. ABD ile olan ilişkimizde en temel sorunlardan biri de PKK’nın uzantısı YPG’nin Suriye’de oluşturduğu zemin. Bu zeminin arkasında ise ABD var. Ayrıca bizim Rusya ile ilişkilerimiz batı alemini korkutuyor. S-400 hava savunma sistemi alımlarımız NATO’ya bir şekilde ihanet olarak algılanıyor. Rahip Brunson gibi ilişkilerimizin temelinde olmaması gereken bir takım sorunlar bize çok ciddi sıkıntılar veriyor. ABD ile olan ilişkilerimizde ciddi endişeler taşıyorum. Yakın zamanda bunlardan kolay sıyrılabileceğimizi düşünmüyorum. Her iki tarafta muazzam bir duygusallık hakim, her iki taraf da sağ duyudan uzaklaşıyor. Uluslararası ilişkilerle uğraşan kişilerin şunu asla aklından çıkarmaması gerekiyor; NATO demek ABD demek. Bu kadar basit. NATO’da her şey ABD’nin isteği ile olur ya da olmaz. NATO ile olan ilişkilerimiz ABD ile olan ilişkilerimizle paralellik arz eder. ABD ile ilişkilerimiz iyice bozulursa NATO ile yola devam etme şansımız çok ciddi şekilde azalır” dedi.

  • “AB-Türkiye İlişkilerinde Gençlerin Rolü” konuşuldu

    Trabzon’daki AB Bilgi Merkezi tarafından “AB Türkiye İlişiklerinde Gençlerin Rolü” başlıklı bir etkinlik düzenlendi.

    Karadeniz Teknik Üniversitesi gençlik kulübü temsilcilerinin katıldığı etkinlikte AB’nin gençlik programları ve AB-Türkiye ilişkileri hakkında açıklamalarda bulunuldu. Programın açılışında konuşan KTÜ Dış İlişkiler Ofisi’nden Betül Kübra Sağlam, gençlere “Erasmus +” programı hakkında bilgi verdi. Sağlam, öğrencilerin tümünün çok az bir gayretle bu programdan yararlanabileceğini belirterek, Erasmus programının sınırları kaldırdığını, gençlerin ufkunu önemli ölçüde açtığını da vurguladı. Kendisinin de AB’nin çeşitli programlarından yararlandığına dikkat çeken Sağlam, Trabzon AB Bilgi Merkezi’nin de destekçisi olduğu Avrupa Gençlik Konferansı organizasyonunun kendisine pek çok anlamda katkısı olduğunu gençlerin bu çalışmaya da muhakkak katılmaları gerektiğine işaret etti.

    Sağlam’ın ardından söz alan Trabzon AB Bilgi Merkezi Koordinatörü Yakup Karbuz, AB-Türkiye ilişkileri konusunda çeşitli açıklamalar yaptı ve gençlerin AB konusundaki görüşlerini aldı. Forum şeklinde geçen toplantıda gençler Türkiye’nin AB’nin bir parçası olduğuna inandıklarını ve geleceğin Avrupa Birliği’ne üyelikte olduğuna güçlü bir şekilde vurgu yaptılar. Forum sırasında karşılıklı önyargıların yaşandığına da dikkat çeken gençler, bu önyargıların aşılmasında gençlere büyük ödevler düştüğünü ve her bir bireyin bu anlamda çok önemli sorumluluğu olduğuna inandıklarını belirttiler.

  • Elvan: “İki büyük ittifakın ticari ve ekonomik ilişkilerinde olması gereken fotoğraf bu fotoğrafın çok daha fazlasıdır”

    Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik yatırımların potansiyelin çok altında kaldığını belirterek, “İki büyük ittifakın ticari ve ekonomik ilişkilerinde olması gereken fotoğraf bu fotoğrafın çok daha fazlasıdır” dedi.

    Türk-Amerikan İş Adamları Derneği’nin kentteki bir otelde düzenlediği yemekte iş adamlarına hitap eden Bakan Elvan, ekonomik ve siyasi değerlendirmelerde bulundu.

    Küresel ticarette Türkiye’nin elini güçlendirmek için gerek mevzuat düzenlemeleri gerekse uygulama anlamında büyük adımlar attıklarını dile getiren Bakan Elvan, “Türkiye’ye yatırımın önündeki engelleri önemli ölçüde kaldırdığımız gibi Türk sanayici ve iş adamlarımızın dünyaya açılması konusunu devlet politikası olarak gördük” diye konuştu.

    Türkiye ve ABD arasında başta Suriye ve Irak olmak üzere terörle mücadelede işbirliğinin derinleştirilmesi gerektiğine vurgu yapan Bakan Elvan, “FETÖ, PKK ve DEAŞ terör örgütlerine karşı ortak mücadele verilmesi önceliğimizdir. ABD ile gündemimizdeki meselelerin çözümü ancak PYD/YPG ve FETÖ konularında birlikte daha yakın çalışarak uygulanır. ABD’den beklentimiz milli tehdit oluşturan bu meselelerde gerekli dayanışmayı göstermesidir. FETÖ’nün ABD’deki faaliyetlerin sonlandırılması ve elebaşının iade edilmesi, PKK ile mücadelede daha fazla işbirliği yapılması, örgütün finansal kaynaklarının kesilmesi ve istihbarat paylaşımının yoğunlaştırılması, ABD tarafından beklentimizdir. Son dönemde ortaya çıkan vize sorununun çözümü için ABD tarafıyla yoğun temaslar yapıldı ve 6 Kasım’dan itibaren kısıtlı şekilde Türk ve ABD vatandaşlarının geçişi sağlandı” şeklinde konuştu.

    Bakan Çelik, ABD’nin 1.5 trilyon olan ihracatı ile dünyada ikinci, 2.3 trilyon ithalatıyla da dünyada birinci sırada olduğunu hatırlatarak şunları söyledi:

    “Dünya ithalatı içerisinde ABD’nin payı yüzde 13.9’a ulaşmaktadır. Bu çerçevede ihracata dayalı büyüme modelini uygulayan tüm ülkeler için ABD büyük önemli. ABD’nin Türkiye’den ithal ettiği ürünler içerisinde demir çelik 941 milyon dolar. Makine 900 milyon dolar. Otomotiv 750 milyon dolar. Bu sektörler önemini özellikle ticari ilişkilerimizde korumaktadır. Türkiye’nin ABD’den ithalatına baktığımızda 2016 yılı itibariyle 11 milyar dolar seviyesinde. Bu ithalat içerisinde hava yolu taşıtları, makine ve teçhizat, demir çelik en önemli kalemler. ABD dünyanın en önemli uluslararası doğrudan yatırım gerçekleştiren ülkesidir. 2016 yılında dünya toplam uluslararası doğrudan yatırım tutarı 1.8 trilyon dolarak olarak gerçekleşti. ABD, 300 milyar dolarlık doğrudan yatırım ile dünyada yüzde 17 payla ilk sırada yer almaktadır. Ülkemize ise 2016 toplam uluslararası doğrudan yatırım girişi 12.7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu tutar içerisinde ABD kökenli yatırım şeklinde sermaye girişi 390 milyon dolar düzeyindedir. Mevcut ABD kökenli yatırım, potansiyelinin çok altında kalmaktadır. 2 büyük ittifakın ticari ve ekonomik ilişkilerinde olması gereken fotoğraf bu fotoğrafın çok daha fazlasıdır.”

  • Kardeş şehir ilişkilerinde yeni hedef: Ekonomik işbirliği

    Dünya’nın 20 ülkesinden 22 kardeş şehri olan Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, sosyal ve kültürel anlamda gerçekleştirdiği işbirliğiyle ülke ve şehir tanıtımına önemli katkı sağlamayı başardı.

    Gaziantep Büyükşehir, belediyesi dünya kenti olma yolunda önemli adımlar atmayı sürdürüyor. Bu kapsamda ülke ve şehir ekonomisine katkı sunmayı hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, bugüne dek ciddi faaliyetler yürüttüğü Ukrayna’nın Kharkiv Belediyesi yetkilileriyle önemli bir işbirliğine daha imza attı. Kharkiv Belediyesi Yatırım İşleri Daire Başkanlığı temsilcileri, Ukrayna parlamento meclisinden milletvekilleri ve tekstil alanında faaliyet gösteren iş adamlarından oluşan heyet, resmi temaslarda bulunmak üzere Gaziantep’e geldi. Kharkivli yetkililer, Gaziantep Organize Sanayi Bölge (GOSB) Başkanı Deniz Köken, Gaziantep Ticaret Odası (GTO) Başkanı Beyhan Hıdıroğlu ve Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Genel Sekreteri Kürşat Göncü’yü makamında görüştü, ticari anlamda her iki şehre katkı sağlayacak konularda fikir alışverişlerinde bulundu. Gaziantep Organize Sanayi Bölgesindeki fabrika ziyaretlerinden memnun kalan heyet, Gaziantep’in ticaret hacminin büyük bir potansiyele sahip olduğunun altını çizdi. Yatırım İşleri Şube Müdürü Konstantin Kudryavtsev, Gaziantepli idareci ve iş adamlarını yakın bir zamanda Kharkiv Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenecek olan Uluslararası Tekstil Fuarına davet etti. Kudryavtsev, fuarla tekstil alanında çalışan diğer iş adamlarıyla önemli görüşmeler yapılabileceğini, ticari anlamda daha fazla yol alınabileceğini dile getirerek, ilişkilerin gelişmesi için bu ziyaretin ilk adım olduğunu belirti.

    Heyet, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkanı Fatma Şahin’e ve ziyarette emeği geçen herkese teşekkür etti, şehirden ayrıldı.