Etiket: ILIK

  • Minik Emir İlik Nakliyle Hayata Tutundu

    Bursa’da, talasemi hastası 3 yaşındaki Adil Emir Avcı, Almanya’da bulunan uygun ilikle hayata tutundu.

    Talasemi hastalığı sebebiyle Bursa Dörtçelik Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi gören ve 6 aydır uygun ilik bekleyen Emir’e dün İstanbul’da ilik nakli yapıldı. Ailenin evlilik öncesi talasemi testi yaptırmadığı için taşıyıcı olduklarını bilmediğini belirten Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Dr. Elif Güler Kazancı, “Emir dünyaya geldikten sonra teşhis konulmuş. 3 yaşındaki Emir için uygun ilik aramaya devam edilirken, sevindirici haber yine Almanya’dan geldi. Nakil, bağışçının kök hücresinin tam uyumlu çıkmasıyla İstanbul’da özel bir hastanede yapıldı” dedi.

    HETADER Yönetim Kurulu Başkanı Elif Güler Kazancı, hastaları ve aileleri erken dönemde ilik nakline yönlendirdiklerini söyledi. Dr. Kazancı, herkesi hem kan, hem de kök hücre bağışçısı olmaya davet ederek, çocukların sağlıklı ve kana bağlı bir hayattan kurtulmasına vesile olmaya çalıştıklarını belirtti.

  • Fahir Özkalemkaş: “İlik Nakli Olan Biri Filmlerdeki Gibi Ertesi Gün Taburcu Edilmez”

    Kemik iliği (kök hücre) nakli yapılan bir hastanın iyileşmesi ve normal yaşamına dönmesi için belli bir tedavi sürecinin olması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Fahir Özkalemkaş, “Hasta ve yakınlarına bu sürecin çok iyi anlatılması gerekiyor. Öyle film ya da dizilerdeki gibi hastanın ertesi gün taburcu edilmesi söz konusu olamaz” dedi.

    Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Hematoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fahir Özkalemkaş, kemik iliği nakli hakkında bilgiler verdi. Toplumda ilik nakli konusunda bilgi eksikliğinin bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Fahir Özkalemkaş, “Nakil işlemi karar, hazırlık, nakil ve sonrası izlem dönemi olmak üzere uzun bir süreçtir. Bunun hasta ve ailesine iyi bir şekilde zaman ayrılarak anlatılması çok önemlidir. Öyle filmlerde, dizilerdeki gibi nakil olup ertesi gün taburcu olunmamaktadır. Asıl izlem gereken nazik günler nakilden sonra başlamaktadır. Bu nedenle, izlemlerin düzenli yapılması yaşamsal önemdedir. Çok çeşitli sorunlarla karşılaşılan ilk yüz günün önemli olup, sonraki takiplerin de bir ya da iki yıl sürebileceği unutulmamalıdır. Hastalar her şey yolunda gittiği taktirde nakil sonrası birinci yılında iş hayatlarına, normal yaşamlarına dönebilmektedir” diye konuştu.

    “İLİK NAKLİ ÖNEMLİ BİR SEÇENEK”

    İlik naklinin hastalık tipine göre farklılık gösterebilen bir tedavi şekli olduğunu kaydeden Özkalemkaş, “Kemik iliği nakli bazı hastalıklarda standart tedavi şeklidir, ilk seçenektir. Bazı kan hastalıklarında ise tedavinin belli döneminde yapılmaktadır. Hastalıkların tipine göre doku uyumlu kardeşten (allojenik nakil denilen) nakil türünde, sağlıklı ilik ile hastalık yok edildiğinde o hasta için kesin çare olmaktadır. Bir grubunda (kişinin kendinden yapılan nakillerde) hastalığı kökünden yok edemese de hastalıksız, ilaçsız, yıllar kazandırıp, yaşam kalitesini arttırmaktadır” şeklinde konuştu.

    Kemoterapiler sonrası nükseden hastalıklarda tam sağlığına kavuşturabilecek tek seçeneğin nakil olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Fahir Özkalemkaş, ölümcül olabilecek bir hastalıkta tekrar sağlığın yakalanmasının hastaların ifadeleriyle de ikinci bir yaşam şansı gibi algılandığının altını çizdi. yüzde 60 ile 80 arasında bu şansın bulunmasının önemli bir tedavi seçeneği olduğunu da gösterdiğini belirten Özkalemkaş, iyi bir ekip çalışması, aile-hasta-hekim işbirliği ile bu zorlu sürecin başarı ile atlatılabildiğini sözlerine ekledi.

  • İlik Nakli İçin Herkesin Seferber Olduğu Minik Alper Kurtarılamadı

    Bursa’nın Orhangazi ilçesinde, lösemi hastası 2 yaşındaki Alper Kağan, ilik nakli olmasına rağmen kurtarılamadı.

    Orhangazi’ye bağlı Sölöz Mahallesi’nden Mustafa ve Muzaffer Altıncan çiftçinin iki çocuğundan küçüğü olan Alper Kağan 20 Eylül 2013 tarihinde dünyaya geldi. Rutin kontrolleri sırasında Alper’in lösemi olduğu belirlendi. Mayıs 2014’te Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Hematoloji Bölümü’ne yatırılan Alper Kağan için ilik nakli gerektiği açıklandı. Aylarca doktor gözetiminde tutulan Alper için 6’da 6 uygun ilik Alman İlik Bankası DKMS’de bulundu. Güvenlik görevlisi babanın ekonomik durumu yetersiz olunca nakil için gerekli olan 75 bin liranın toplanabilmesi için yakınları tarafından yardım kampanyası başlatıldı. Bursa Valiliği’nin izniyle başlatılan kampanyaya ünlüler de destek verdi. Oyuncu Metin Zakoğlu, Ayşe Tolga, Selin Şekerci Alper Kağan’a destek arayan ünlüler arasında yer aldı. Alper Kağan ve ailesi, moral bulmaları için Bursaspor antrenmanına davet edildi. Teknik Direktör Ertuğrul Sağlam ve futbolcular imzalı forma hediye ettikleri Alper Kağan için pasta kesti.

    HERŞEY DÜZELMİŞTİ

    Nakil için gerekli paranın toplanmasından sonra Alper Kağan’ın ihtiyaç duyduğu ilik nakli 2014 yılı Aralık ayında İstanbul Göztepe’deki özel bir hastanede yapıldı. Alper Kağan ve ailesi için güzel günler de başlamış oldu.

    Rutin kontrolleri devam ederken Ağustos 2015’e Alper Kağan’ın kemik iliği aspirasyonunda lösemik hücreler görüldü. Hastalığı yeniden nükseden Alper tekrar Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Hematoloji Bölümü’ne yatırıldı. Alper Kağan önceki gün fenalaştı. Fakültede yoğun bakım ünitesine alınan Kağan yapılan bütün müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Acı haber Alper Kağan ile ilgili gelişmelerin takip edildiği sosyal medya hesabından da duyuruldu. Acı haberi alan yakınları gözyaşlarına boğuldu.

    20 Eylül’de ikinci yaşına giren Alper Kağan’ın cenazesi Orhangazi’ye bağlı Sölöz Mahallesi’nde getirildi. Sölöz Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından minik Alper toprağa verildi.

  • ELLERİNİZİ ILIK SUYLA YIKAYIN!

    Özel Elit Polikliniği hekimlerinden Dermatoloji Uzmanı Dr.Şerafettin Saraçoğlu, ellerin ılık suyla yıkanması konusunda uyararak, “Ellerimiz yüzümüzle birlikte sürekli açıktadır ancak dış etkenlere yüzümüzden daha fazla maruz kalır.Karşılaştığı kimyasallar, fiziksel etkenler ellerin yıpranmasında önemli rol oynar. Bu nedenle eller özel bir bakımı gerektirir. Aynı zamanda eller göz kapakları ile birlikte en erken yaşlanan deri alanlarıdır. Çünkü derinin en ince oldu bölgeler sırasıyla göz kapakları, ardından ellerdir. Bir insanın yaşını anlamak için yüzünden önce ellerine bakmak daha doğrudur” dedi.

     

    Dermatoloji ye el sorunları ile başvuran insanların büyük çoğunluğunun el egzaması ve tırnaklarla ilgili olarak kolay kırılan tırnaklar nedeniyle başvurduğunu ifade eden Saraçoğlu, “El egzaması sıklığı toplumun yüzde 4-10’ unu etkiler. Kadınlarda el egzaması erkeklere nazaran daha sık görülür. El egzaması atopik dermatit veya seboreik dermatit gibi özgün bir ekzema türü değildir. Ellerde oluşan herhangi bir dermatit el egzaması olarak isimlendirilir. El egzamaları sıklıkla özgün nedenle oluşur ve bu nedene özel bakım gerektirir. Örneğin işle ilişkili karşılaşılan kimyasalla – kuaförlerde kullanılan kimyasallara bağlı temas egzaması varsa- oluşan bir alerjide etken olan kimyasaldan uzak durulması halinde sorun yaşanmayacaktır. Tek sorun kimyasalı saptamaktır. Bunu da yama testi olarak isimlendirilen testlerle saptamak mümkündür. El egzamasının en sık görüldüğü kitlelerin başında çocuk bakan annelerin geldiğini ‘ belirtti.Sık ve uzun süreli suyla ve kimyasallarla temas eden ellerde koruyucu bariyer katman yıkılır ve kimyasallar deri altı dokuları tahriş etmeye başlar.Aslında koruyucu katman sağlam olan kişilerde bu tür kimyasallarla karşılaşmalarına rağmen çok etkilenmemekle birlikte bebek bakan annelerde bu maddeler daha fazla etkili olmaktadır. Bebek bakan kadınların 1/3ü bu sorundan etkilenirler. Aynı sorun ev hanımlarında da sıklıkla görülür. Ev hanımı egzaması olarak da isimlendirilen bu sorun yaz aylarında havanın nemlenmesi ile azalırken kış aylarında artar. Ellerde kurukabalaşan deri ilk bulgudur. Zamanla kaba deri çatlar ve çatlaklardan giren su, kimyasallar elerde yanmaya neden olur. Bu sorunun ana tedavi yaklaşımı ellerin sık su ve kimyasalla temasını azaltmak ve sık yağlı nemlendirici ürünlerle elleri dış ortamdan korumakla olabilir. Yani bazı işlemleri eldivenle yapmaya kadınların alışması şarttır. Temizlik, yemek yapma gibi işlemlerde elleri koruyucu eldivenlerden yararlanılmalı, eler yıkanırken su ılık olmalı, yumuşak ve nemlendirici özelliği olan sabunlar kullanılmalı ve her el yıkaması sonrasında eller nemli iken yağlı, gliserin oranı yüksek, parfümsüz el nemlendiricilerinden yararlanılmalıdır. Bu önlemlere rağmen sorunları kontrol edemeyenler bir dermatoloji uzmanına başvurmalıdır.
    Ellerde yaşlanma yüzde göz kapakları ile hemen eş zamanlı başlar. Yüzümüze gösterdiğimiz özeni genelde ellerimizden esirgeriz. Örneğin yüzümüze güneş koruyucu kullanırken genelde el sırtı unutulur veya yüz bakım kremleri bir miktar da ellere kullanılsa ellerdeki yaşlanmayı geciktirebileceğimizi çoğu zaman atlarız” dedi.

     

    Dr.Şerafettin Saraçoğlu’na göre ellerde yaşlanma belirtileri dört şekilde oluyor.

     

    “Deri yüzeyinde koyu kahverengi lekelerin belirmesi, Deride incelme, kırışıklıklar, Deri altı yağ dokunun erimesi ve belirginleşen damar ve kirişler, Tırnaklarda gözlenen değişiklikler. Bu sorunları tedavi ederken sorunun nerede olduğu ve ne düzeyde olduğuna göre tedavimiz de değişebiliyor; El sırtındaki kahverengi lekeleri genelde Q- anahtarlı laserler veya Yoğun atımlı ışıklarla yok ediyoruz. Çok yaygın olmaları hainde kimyasal peeling gibi tekniklerden yararlanıyoruz.İncelen deri mezolifting, PRP gibi uygulamalar ile düzeltilir. Bu teknikler ile deri içinde azalan nem yerine konur, incelen kollajen ve elastik destek katmanı uyarılarak kalınlaştırılır.Deri altı yağlı doku erimesinde ise hyaluronik asitli dolgular veya yağ dolguları ile kaybedilen hacim yerine konularak ellerdeki yumuşak, pürüzsüz, kiriş ve damarların görünmediği daha estetik bir görüntü elde edilmesi hedeflenir.Yaşlanma ile oluşan tırnak değişiklikleri uygun manikür ve tırnak bakım ürünleri ile düzeltilir.”

     

    Dr.Şerafettin Saraçoğlu ellerimizi korumak için alınması gereken en öncelikli önlemleri ise şöyle sıraladı;
    Eller ılık suyla ( Soğuk veya sıcak hiç kullanılmamalı) ve kısa sürede temizlenmeli
    Temizlerken çok yoğun elin doğal koruyucu katmanını etkileyecek kimyasallardan sakınılmalı, yumuşak zeytinyağı katkılı veya nemlendirici özelliği olan sabunlar kullanılmalı
    Eldiven kullanma alışkanlığını geliştirmeli (temizlikte, yemek yaparken, soğuk havada)
    Elleri yüzümüze kullandığımız bakım ürünleri ile koruyabiliriz.
    Düzenli el bakımı yaptırın.”