Etiket: ilgilidir”

  • Rektör Ünal: “Sağlık sadece insanla ilgili değildir, dünyayla da ilgilidir”

    Rektör Ünal: “Sağlık sadece insanla ilgili değildir, dünyayla da ilgilidir”

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal, “Özellikle sağlık hizmetlerini üreten alanlarımızı bir bütün olarak algılıyoruz. Bunun içine hayvan haklarını ve hayvan hastanesini de koyduğumuzu belirtmek isterim. Sağlık sadece insanla ilgili değildir, aynı zamanda dünyayla da ilgilidir” dedi.

    OMÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Sağlık Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Elif Dikmetaş Yardan moderatörlüğünde “Sağlıkta Kalite ve Akreditasyon” konferansı gerçekleşti. Çevrim içi (on-line) olarak yapılan konferansın açılış konuşmaları, OMÜ Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal ile Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Muhammet Ertuğrul Eğin tarafından yapıldı. Konferans programında; Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kan ve Kan Ürünleri Dairesi Başkanı Dr. Abdullah Öztürk ve Sağlıkta Kalite Akreditasyon ve Çalışan Hakları Dairesi Başkanı Uz. Dr. Dilek Tarhan konuşmacı olarak yer aldı.

    “OMÜ’nün farklı alanlardaki yükselişi memnuniyet verici”

    İlk olarak söz alan Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Muhammet Ertuğrul Eğin, OMÜ’nün farklı alanlarda bir sıçrama yaptığını ve bunun da dünyada üniversiteler arasındaki alan sıralamalarına yansıdığına dikkat çekerek, “Öncelikle OMÜ camiasını tebrik ediyorum. Dünyada tüm üniversiteler arasında yapılan alan sıralamaları 2020 sonuçlarında OMÜ’nün 5 farklı alandaki sıralamada önemli yerlere geldiğini ve 522. sırada yer aldığını memnuniyetle görmüş bulunuyorum. Bu gururu bize yaşattığı için başta Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Yavuz Ünal olmak üzere tüm Üniversite camiasını tebrik ederim” diye konuştu.

    “Sağlıkta kalite çalışmaları ve dönüşüm programı son hızla devam ediyor”

    Sağlık sistemindeki kalite ve akreditasyonun önemi ve vazgeçilmezliğine değinen Dr. Eğin, sözlerine şöyle devam etti: “Sağlıkta kalite çalışmaları 2003 yılında yayımlanan Sağlıkta Dönüşüm Programı ile ilk kez sağlık fakültelerinde gündeme geldi. Programın sekiz ana bileşeninden birisi kalite ve akreditasyon olarak belirlendi ve bugüne kadar istikrarlı bir şekilde ve giderek artan bir ivmeyle devam etmekte. Sağlık hizmeti bizim coğrafyamızda ’İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ bakış açısıyla gerçekleşmektedir. Sağlıkta kalite ve akreditasyon konferanslarının yapılması ve bu konulara odaklanılması, ülkemizin sağlık alanında kararlılıkla gösterdiği duruşunun ve başarısının bir göstergesidir. Erişilebilir, ulaşılabilir ve kaliteli sağlık hizmetini ülke çapına sunmak, temel gayemizdir. Başta Sayın Rektörümüz olmak üzere konferansta emeği geçen herkese teşekkürü bir borç bilirim.”

    Pandemi koşullarında canla başla çalışan sağlık emekçilerini selamlayan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal da, “Öncelikle bu kadar kritik bir zamanda bu kadar önemli bir konuyu gündeme getiren çalışma arkadaşlarıma teşekkür ederim. Hem ülke olarak hem de uluslararası alanda Kovid-19 pandemi krizindeki bütün imkânlarını seferber eden sağlık çalışanlarımıza minnettarız. Şu an cephe hattında ön safta yer alan sağlık çalışanlarımızı dikkate aldığımızda kalite çalışmalarını bir anlamda onların emeğine saygı olarak değerlendiriyorum” ifadelerini kullandı.

    Rektör Ünal: “Akreditasyon çalışmaları bizim navigasyonumuz olmalı”

    Akreditasyon ve kalite çalışmalarının her zaman önemli olduğuna ama özellikle pandemi sürecinde bu sistemin değerinin daha da öne çıktığına değinen Rektör Prof. Dr. Yavuz Ünal, “Sağlık alanındaki kalite çalışmalarının önemi her geçen gün daha da artmakta. Oluşturulacak standartlar, ülkemizin uluslararası alandaki itibarına önemli anlamda katkılar sağlayacaktır. Üniversite olarak eğitim, araştırma geliştirme (AR-GE) ve hizmet konusunda bütüncül bir yaklaşımla revizyona girdik. Özellikle sağlık hizmetlerini üreten alanlarımızı bir bütün olarak algılıyoruz. Bunun içine hayvan haklarını ve hayvan hastanesini de koyduğumuzu belirtmek isterim. Sağlık sadece insanla ilgili değildir, aynı zamanda dünyayla da ilgilidir. Dolayısıyla bu duruma bütüncül olarak bakmalıyız. Bu nedenle akreditasyon çalışmaları bizim navigasyonumuz olmalı ve öncelikle kaliteyi merkeze kaynak alarak yolumuza devam etmeliyiz” diyerek sözlerini noktaladı.

    Çevrim içi olarak düzenlenen konferansın ilerleyen bölümlerinde ise Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kan ve Kan Ürünleri Dairesi Başkanı Dr. Abdullah Öztürk, “Uluslararası Gelişmeler Işığında Türkiye Sağlık Hizmetlerinde Kalite ve Akreditasyon”; Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Sağlıkta Kalite, Akreditasyon ve Çalışan Hakları Dairesi Başkanı Uz. Dr. Dilek Tarhan da “Sağlıkta Kalite Standartlarında Hasta-Çalışan Odaklı Hizmetler” konuları hakkında katılımcıları bilgilendirdi.

  • Boydak Holding CEO’su Ertekin: “Bugün yaşıyor olduğumuz şeyin ekonomik gerekçelerle izahı yok. Bu tamamen Türk’ün duruşuyla ilgilidir”

    Boydak Holding CEO’su Alpaslan Baki Ertekin, dövizdeki hareketlilikle ilgili olarak, “Bugün yaşıyor olduğumuz şeyin ekonomik gerekçelerle izahı yok. Bu tamamen Türk’ün duruşuyla ilgilidir” dedi.

    Boydak Holding CEO’su Alpaslan Baki Ertekin, holding tarafından düzenlenen ‘İstikbalini Tasarla’ Mobilya Tasarım Yarışması’nın ödül törenine katıldı. Holding binasında düzenlenen törende konuşan Boydak Holding CEO’su Alpaslan Baki Ertekin, döviz hareketliliğiyle ilgili olarak, “Bugün itibariye şu yaşadığımız şeyin ekonomik gerekçeler ile ilgisi olmadığını, bunun toptan bir ekonomik savaş olduğunu herhalde herkes anlamıştır. Bunun artık iç siyaset malzemesi yapılabilecek, ben öyle sanmıyorum ama Türkiye’de ekonomiyi yöneten insanların beceriksizlikleri ile ya da almaları gerektiği halde almadıkları tedbirlerle izah edilecek tarafının herhalde anlaşıldığını düşünüyorum” dedi.

    Ertekin, “Biz petrol varilinin 30 dolar olduğu ve aynı dönemde cari açığın yüzde 10’lara yaklaştığı dönemleri yaşadık. O dönemlerde bile ur üzerinde bu kadar baskı olmadı. Bütün muhalif literatürü de tarayarak karşınıza çıktım. Geçen ay cari açık açıklandı ve bütün muhalifler ‘Son 47 yılın bütün kazanımları kayboldu, 1 yıl içerisinde 20 milyar dolar cari açık arttı’ dediler. Cari açığın geldiği nokta yüzde 6’dır. Oysa biz yüzde 10’ları gördük. Bugün petrol 70 dolar. Cari açığın yüzde 10 olduğu dönemde petrol fiyatı varil başına 130 dolardı. Niye petrolden örnek veriyorum? Maalesef bizim cari açığımızın 2 tane temel sebebi var. Bir tanesi enerji ihtiyacımızı giderebilmek için başvurduğumuz hammaddeler, 2’incisi de maalesef ithalata dayalı sanayi ve üretim rejimimiz var. Boydak Grubunda bile 3 tane endüstriyel şirketimiz var. Bunlardan 2 tanesi tamamen ithalata dayalı büyüme sergiliyorlar. Türkiye’nin en büyük üreticisi olan HES Kablo yılda 100 milyon dolara yakın ihracat yapıyor, 350 milyon dolardan fazla ithalatı var. Üretiminin tamamına yakını ithalata dayalı aldığı ürünler ile gerçekleşiyor” ifadelerini kullandı.

    “Gün, tarafınızı belli etme günüdür”

    Siyasilerin aldığı yanlış kararlardan veya ihmallerinden dolayı bunları yaşamadıklarını kaydeden Ertekin, “Bir şeyin altının kalın kalın çizilmesi lazım. Gün, tarafınızı belli etme günüdür. Hesaplaşma günü değil, ç siyaset malzemesi yapma günü değil. Bugün siyasilerin yapmadıkları herhangi bir ihmallerinden dolayı, aldıkları yanlış bir karardan dolayı bunları yaşamıyoruz. Çünkü öyle olsa ekonomik göstergeler bunu destekler. Bunun destekleyecek bir ekonomik gösterge yok. Dün Türkiye’de işsizlik yüzde 10’duda bu sabah uyandık yüzde 20’yemi çıktı. Dün Türkiye’de cari açık yüzde 4 buçuktu, bu sabah uyandık bu sabah uyandık yüzde 12’yemi çıktı. Dün şirketler karlılık oranını açıkladılar, ikinci çeyreği yüzde 7.2 ile kapattık da dün bir hesap yaptık bizim büyümemiz eksilere mi döndü. Bunların hiç biri yok” şeklinde konuştu.

    “Bu tamamen Türk’ün duruşuyla ilgilidir”

    ‘Bugün yaşıyor olduğumuz şeyin ekonomik gerekçelerle izahı yok. Bu tamamen Türk’ün duruşuyla ilgilidir’ diyen Boydak Holding CEO’su Alpaslan Baki Ertekin, “Ben bunları karından konuşmuyorum. Birileri gibi sosyal medyada ahkam keserek söylemiyorum. Elimin altındaki donelerle, 15 bin tane çalışan 35 tane şirket ve Kayseri’nin en büyük holdingini yönetirken gördüğüm verilerle söylüyorum. Bugün yaşıyor olduğumuz şeyin ekonomik gerekçelerle izahı yok. Bu tamamen Türk’ün duruşuyla ilgilidir. ‘Rahibi bırakacaksın’ diyorlar. Burası muz cumhuriyetimi? Kim bunu sineye çekebilir. Eğer birilerini bırakmak bu kadar kolaysa o zaman sende Halk Bankası’nın genel müdür yardımcısını bırak. Adam bugün tutuklu olduğu suçla ilgili olarak, suç istinat edildiği tarihten itibaren 6 kere Amerika’ya giriş çıkış yapmış. Madem suçluydu ilk seferinde neden tutmadın da 7’incisinde tuttun. Burada hamasetle, siyasetle ilgisi yok. Günün sonunda hepimiz bu ülkenin vatandaşıyız. Bu ülkenin bizlere sağladığı nimetlerin hepsinde de fazlasıyla istifade ediyoruz. Gün, nimetlerinden istifade ettiğimiz memleketin külfetlerine katlanma günüdür. Bu sabahtan beri mailime şirkette çalışan arkadaşlardan ‘Biz ne yapabiliriz’ diye mailler geliyor. Yapılacak te şey şudur. Bunun rasyonel bir gerekçesi olmadığı için psikolojiye oynanıyor. Panik olmamak lazım. Dün gece ABD’de, Türkiye’de ve Avrupa’da piyasalar kapalı. Açık olan uzak doğu piyasaları. Japonya’da yapılan 3-5 milyon dolarlık spekülatif alım emri ile kur 7.40’lara geliyor. bunun izah edilebilir, tanımlanabilir bir tanımı var mı?” diye konuştu.

    Sosyal medya üzerinden spekülasyonların yapıldığına dikkat çeken Ertekin, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Spekülasyon yapıyorlar. Bu vatanın 15 Temmuz’da sokaklara çıkıp tanklara kafa atan evlatları olduğu gibi sayıları çok az olmakla beraber vatan hainleri de var. Spekülasyon yapıyorlar. ‘Kişilerin bankadaki mevduatlarına el konulacak’ diyorlar. ‘Kişilerin döviz hesapları TL’ye çevrilecek’ diyorlar. ‘Serbest piyasa ekonomisinin olmazsa olmazı dalgalı kurdan vazgeçilecek, devlet sabit bir kur dikte edecek ve bu kuru baz alacak’ diyorlar. Bununla beraber oluşturacakları ortam içinde insanları bankalardan mevduatlarını çekmeye, yeniden döviz almaya yönlendirebileceklerini düşünüyorlar. 15 Temmuz’da maalesef insanlara bankalara gelerek mevduatlarını çekmeye çalıştılar ama bu kur hareketliliği sonrasında bankalarda biz olağanüstü bir hareketlilik yok. Olağan üstü hareketlilik döviz bürolarında var. Çünkü sağduyulu Türk insanı gidip elindeki dövizi bozduruyor. Yani Başkanının ve Hazine ve Maliye Bakanının çağrısına cevap veriyor. Bu bir suçtur. Ekonomik güvenliği tehdit gerekçesi ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bugün bu astı astarı olmayan haberleri yapan kişilerle ilgili yaptırım kararı aldı. Hazine ve Maliye Bakanımızın yaklaşımını çok olumlu karşılıyoruz. Açıklanan tedbir paketini şuan için yeterli olarak görüyoruz ve sonuna kadar destekliyoruz.”