Etiket: İlgili

  • Karaca: “e-fatura sistemi ile ilgili yeni bir değişiklik yok”

    Karaca: “e-fatura sistemi ile ilgili yeni bir değişiklik yok”

    Erzurum Matbaa, Kırtasiye ve Tabelacılar Esnaf Odası Başkanı Hikmet Karaca, yıl sonu yaklaşırken vergi mükellefleri tarafından sıkça gündeme getirilen e fatura sistemiyle ilgili açıklamalarda bulundu.

    Matbaacılar Federasyonu Yönetim Kurulu, Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı Abdullah Kiraz ile Ankara’da bir araya gelerek e-fatura sistemine geçen vergi mükelleflerinin durumunu ve maliye ile anlaşmalı matbaaların sorunlarını masaya yatırdılar.

    Konu ile ilgili bir açıklama yapan Erzurum Matbaa, Kırtasiye ve Tabelacılar Esnaf Odası Başkanı Hikmet Karaca, “Kamuoyunda yıllık satış hasılatları yani yıllık cirosu 5 milyon TL.’yi aşanların 01.01.2020’den itibaren e-arşiv, e-faturaya geçişleriyle ilgili kamuoyunda çok bilgi kirliliği var. Sanki herkes 2020 yılının başlarında bu sisteme geçecekmiş gibi bir algı oluşmuş durumda. Oysa 2020 yılında sadece cirosu 5.000.000 TL’yi geçen vergi mükellefleri e arşiv sistemine geçecekler, yıllık satış cirosu 5.000.000’un altında kalanlar ise yine fatura ve benzeri resmi evraklarını anlaşmalı matbaalarda bastırabilecekler. Bu konuda 2025 yılına kadar herhangi bir değişiklik olmayacak.” Dedi.

    Konu ile ilgili olarak Ankara’da görüştükleri Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı Abdullah Kiraz’a merak edilen soruları ilettiklerini dile getiren Karaca, 509 Sayılı Vergi Usul Kanununun sadece 5 milyonda kalacağını, 3 milyon, 1 milyon gibi, 2020. 2021. 2022 yılları için herhangi bir çalışmanın olmadığını, 5 Milyondan daha aşağıda ciro yapan mükelleflerin sisteme geçişinin güçlüklerini bildirdiklerini, dolayısıyla bununla ilgili yeni bir çalışma yapmadıklarını ifade etti.

    Bazı suistimaller de söz konusu

    Karaca, “Diğer taraftan Entegratör denen e-arşiv fatura sistemlerini satan firmaların farklı algılar oluşturduklarını, sanki her vergi mükellefi bu sisteme bir an önce geçecekmiş gibi bazı algılar yaydıklarını ve bu algılar kesinlikle doğru değildir. Türkiye’de aktif vergi mükelleflerinin bağlı bulundukları vergi dairelerinde bilgi almadan e-fatura sistemine geçmemeleri gerekir. E-Fatura sistemine geçen vergi mükelleflerinin tekrar normal fatura sistemine geçmeleri de mümkün değil. Vergi mükelleflerinin tek muhatapları bağlı bulundukları vergi daireleridir. Bütün bilgilere de oradan ulaşabilirler.” diye konuştu.

    Karaca, konu ilgili Vergi Dairesi Başkanlığı ile sürekli irtibat halinde olduklarını ve Mali Müşavirler Odasıyla da ortak bir çalışma içerisinde olduklarını ve anlaşmalı matbaaları bu konuda bilgilendirdiklerini sözlerine ekledi.

  • TBB Başkanı Feyzioğlu: “KHK ile ilgili çözüm, idari yargının en makul sürede en adil yargılamayı yapması”

    TBB Başkanı Feyzioğlu: “KHK ile ilgili çözüm, idari yargının en makul sürede en adil yargılamayı yapması”

    Erzurum’a gelen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Ahmet Altan’ın tahliyesi, Yargı Reformu Paketi, vatandaşların KDV yükü, 18 yıldır beklenen sınav ve idari yargı hakimliği alımlarına kadar merak edilen pek çok konuda önemli değerlendirmelerde bulundu. Feyzioğlu, “KHK ile ilgili çözüm, idari yargının en makul sürede en adil yargılamayı yapması ve yaptığını da göstermesiyle olacaktır. İdari yargı bu sorunu 1 yıl içerisinde çözecektir” dedi.

    TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, “Toprak bütünlüğünü korumak isteyen Suriye devleti ile Türkiye’nin menfaati aynıdır. Bölge için kurulan özerk devlet planlarını bozmak için Türkiye’nin, Suriyeli avukatlar ile Suriye Anayasası’nın hazırlanma aşamasında Cenevre’de mutlaka bulunulması gerek” şeklinde konuştu.

    Barış Pınarı Harekatı ile ilgili konuşan Feyzioğlu, Türkiye’nin meşru bir harekat yapmış olduğunu ve 8 gün içerisinde dünyanın 2 süper gücüne bunu kabul ettirdiğini vurgulayarak, uluslararası hukukta haklı olmanın yetmediğini, haklılığın askeri güç ile sahaya yansıtılması gerektiğini, Türkiye’nin de bunu layıkıyla başardığını söyledi. Feyzioğlu, “Haklı olmak ve askeri güce sahip olmak yetmez, ekonomik güç ile de konumunuzu sürdürmeniz gerekmektedir. Şu anda önümüzde çok kritik bir konu var. ABD ve Rusya ile mutabakat var. Aynı anda da Cenevre’de Suriye Anayasası görüşülmekte, bunların 100 yıllık bir planı var. Churchill bizim bu PKK koridoru diye adlandırdığımız bölgede Türkiye ve Arap ülkeleri arasına bir tampon koymak ve kurulmasını zamanında planladıkları İsrail’in güvenliğini sağlamak amacıyla bir kukla devlet hedefliyor. Churchill’in planı bu, ifadeler benim de değil Ekonomist dergisi bunu yazıyor, tarihçilerimiz de araştırabilir” dedi.

    ‘Cenevre’de uyanık olmazsak bölgede özerk devlet kuracaklar’

    TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, “Biz saha temizliğini yaptık, PKK devletinin kurulmasını çok ötelere attık fakat Cenevre’de, Suriye Anayasası hazırlanırken uyanık davranmazsak ve ABD ile Rusya ile sahada sağladığımız işbirliğini Suriye Anayasası’nın, Suriye’nin üniter bir devlet özelliğini koruyacak şekilde yazılmasını sağlayamazsak, bu bölgede bir özerk devlet kurmak istiyorlar. Türkiye’nin yapmış olduğu fedakârlıkların boşa gitmemesi için, toprak bütünlüğüne tehdit oluşturulmaması için Suriye Anayasası yazılırken, Suriye’nin kuzeyinin bir eyalet, özerk bölge, federe devlet şeklinde planlanmaması lazım. Bunu önlemenin yolu, aracısız şekilde Suriye hükümeti ile görüşmektir. Suriye hükümetinin de menfaati, Türkiye devleti gibi Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasıdır” ifadelerini kullandı.

    ‘Suriye ile biz baş başa kalacağız, 30 kilometre değil tamamı güvenli bölge olmalı’

    Feyzioğlu, “Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumak isteyen Suriye devleti ve Suriye’nin toprak bütünlüğü ihlal edilirse veya özerk bölgelere ayrılırsa bu bize de zarar verir ve terör tehdidi devam eder diyen Türkiye’nin menfaati aynıdır. Devletler arası menfaatler olur, dostluk düşmanlık olmaz, bizim Suriye ile görüşmemiz lazım. 30 kilometrelik bir güvenli bölgeden değil Suriye’nin tamamının güvenli bölge olmasından söz etmeye başlarsak bu işi kalıcı olarak çözeriz. ABD çekildi daha da çekilecek, Rusya da gidecek bir gün ama biz Suriye ile baş başa kalacağız. Suriyeli avukatlarla birlikte, Suriye Anayasası’nın yazımına katılabiliriz, Suriye Barolar Birliği ile ortak da çalışabiliriz. Gereken ne ise onu yaparız” diye konuştu.

    Türkiye’nin gündeminin yoğun olduğunu ve bütün bu sorunları çözmek için yoğun şekilde çalıştıklarını dile getiren Feyzioğlu, “Avukat meslektaşlarımızın sorunları vatandaşın sorunlarıyla ilgili, vatandaşın sorununu çözmek için sorun yaşıyorlar. Cumhuriyet savcıları soruşturur, iddianame hazırla, hakim vatandaşı yargılar, vatandaşı da avukat savunur. Avukatlara yönelik fiziksel bir saldırı ya da taciz varsa bu doğrudan vatandaşa yönelik bir saldırıdır” dedi.

    Olağanüstü genel kurul toplantılarında seçim olmayacağını açıklayan Feyzioğlu, “Kanunumuzda bir yönetimin nasıl değişeceği belli, Türkiye Barolar Birliği istikrarı önemser. Yargı yolu açıktır” dedi.

    Yargı Reformu Paketi

    Yargı Reformu Paketi ile önemli işler yapıldığını ifade eden TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, vatandaşların üzerindeki avukatlık hizmetinden kaynaklanan KDV yükünü davaların yüzde 50’sinde, yüzde 18’den yüzde 8’e düşürdüklerini belirtti. Feyzioğlu, “Bu muazzam bir şey, belki referandumla anayasayı değiştirmek, KDV’yi indirmekten daha kolaydır. İlk yargı paketinde yapılanlar şu anda görevde olmayan ve olmayan başkanların taleplerini neredeyse tamamını ilk yargı paketini hayata geçirmişiz. İkinci pakette hayal bile edemedikleri geliyor, 3’te, 4’te daha fazlası geliyor. Meslektaşlarımızın fikirleri benim için çok önemli. 18 senedir beklenen sınavı getirttik. İdari yargı hakimliğindeki sorunları giderdik, yeniden kota geldi. Avukatlıktan geçişlerde sayılar arttı, hukuk fakültesi mezunlarının idari yargı hakimliğine alımlarının en az yüzde 80 olması kararı alındı, idari yargı hakimliği ve hukuk mesleklerine giriş sınavlarında hukuk fakültesi müfredatı sınav konusu yapıldı” diye konuştu.

    Feyzioğlu, Ahmet Altan’ın yeniden tutuklanması konusunda ise “Kamuoyunda tahliye edilenler hakkında sosyal medyada bir kampanya başlıyor ya da telkin, tavsiye geliyor. Tahliye eden hakim tekrar tutukluyor ya da itiraz merci tutukluyor. Bizim kanunumuzda yani mahkeme aşamasında, tahliye kararını mahkeme verdikten sonra buna itiraz eskiden yoktu. Mahkeme, tahliye kararı verdiği zaman dava aşamasında itiraza tabi olmazdı. Geçtiğimiz senelerde bu değiştirildiği için, mahkemenin tahliye ettiğini savcının itirazıyla tekrar tutuklanabilir hale geldi. Mahkemenin kararıyla bir iş bitmişse eski düzenlemede olduğu gibi süreç ilerlerse yıpranılmaz. Kanaatimce polemiklere sebep olan bu yeni sistem doğru değil, daha önce bazı avukatlar, yazarlar en son ise Ahmet Altan olayında bu sistem önümüze geldi” dedi.

    Feyzioğlu şunları kaydetti:

    “KHK ile ilgili çözüm, idari yargının en makul sürede en adil yargılamayı yapması. FETÖ denen örgüt pek çok kurumumuza nüfuz etmişti, temizlikler yapıldı. Avrupa Konseyi ve Türkiye iş birliğiyle ihraçları inceleme komisyonunun kurulmasıyla yaklaşık 85 bin dosya incelendi. Bu komisyonun yüzde 10’unu kabul etmiş durumda yüzde 90’ında ise problem görmemiş. Komisyonu tetkik hakimleriyle destekleyip, ayrıntılarıyla teşhis etmek gerek. İdari yargının, kimseden çekinmeden hukuk ve idari yargı ile adil yargılama yapması, delil varsa, davayı reddedip ihracı kabul etmesi, delil yoksa, ihracı iptal etmesi lazım.

    FETÖ, PKK, DHKPC, idarenin mahkemenin devletin haksızlık yapmasını istiyor. Çünkü devlet haksızlık yaparsa, taban kazanırlar. Devlet adaletli davranırsa, suistimal edecekleri, sömürecekleri bir şey kalmaz. Yargının adil yargılama yapması kimseden etkilenmeden en doğru kararı vermesi örgütlerin işine gelmiyor. Biz millet olarak sadece adil yargılama yapılmasını izleyelim. KHK ile ilgili çözüm, idari yargının en makul sürede en adil yargılamayı yapması ve yaptığını da göstermesiyle olacaktır. İdari yargı bu sorunu 1 yıl içerisinde çözecektir.”

  • Dernek başkanı ve muhtarın ölümüyle ilgili bir kişi tutuklandı

    Dernek başkanı ve muhtarın ölümüyle ilgili bir kişi tutuklandı

    Kastamonu’nun Hanönü ilçesinde dernek başkanı ve mahalle muhtarının ölümüyle ilgili gözaltına alınan şahıs çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

    Edinilen bilgiye göre, Hanönü ilçe merkezindeki bir kıraathanenin önünde oturan Hüseyin Çorbacı ile Gelinbükü Mahalle Muhtarı Mehmet Özcan’ın öldürülmesi olayı ile ilgili Emniyet güçleri tarafından gözaltına alınan ve bugün Taşköprü adliyesinde hakim karşısına çıkarılan zanlılardan H.E. tutuklandı. Diğer sanıklar H.E. ve G.E. ise adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

  • Ankara Emniyeti’nden Çankaya’daki intihar olayı ile ilgili açıklama

    Ankara Emniyeti’nden Çankaya’daki intihar olayı ile ilgili açıklama

    Ankara Emniyet Müdürlüğü, İstanbul Milletvekili Şirin Ünal’ın Çankaya ilçesindeki ikametinde meydana gelen intihar olayı ile ilgili açıklama yayımladı.

    Ankara Emniyet Müdürlüğü, İstanbul Milletvekili Şirin Ünal’ın Ankara’nın Çankaya ilçesindeki ikametinde iki gün önce meydana gelen intihar olayı ile ilgili açıklama yayımladı. Açıklamada, bazı basın yayın organları ve sosyal medya hesaplarında 23 Eylül 2019 Pazartesi günü 21.00 sıralarında İstanbul Milletvekili Şirin Ünal’ın ikametinde meydana gelen intihar olayı ile ilgili olarak yapılan paylaşımlar ve yorumlar nedeniyle açıklama yapılmasına ihtiyaç duyulduğu belirtildi.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Söz konusu intihar olayı Sayın Milletvekilinin, eşi, kızı ve evin diğer yardımcısı ile birlikte ikametinde bulunduğu esnada meydana gelmiştir. Olayın gerçekleşmesine müteakip tüm iş ve işlemler Cumhuriyet Savcısının gözetiminde ve talimatları doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Olay yerinde yapılan teknik ön incelemede intihar harici herhangi bir şüpheli durum müşahede edilmemiş, ayrıca müntehirenin odasında intihar eğiliminde olduğuna dair bulunan geçmiş tarihli notlar da dahil tüm bulgular soruşturma dosyasına eklenmiştir.”

    Açıklamada, ayrıca, konuyla ilgili soruşturmanın Cumhuriyet Savcılığı tarafından çok yönlü olarak, detaylı ve titiz bir şekilde sürdürüldüğü kaydedildi.

  • Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü ile ilgili GPS davası 8 Ocak’a ertelendi

    Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü ile ilgili GPS davası 8 Ocak’a ertelendi

    BBP’nin merhum Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin helikopterin düşmesiyle hayatını kaybettiği olayda GPS cihazlarının sökülmesiyle ilgili 10 sanığın yargılandığı dava,

    8 Ocak 2020 tarihine ertelendi.

    2009 yılında Kahramanmaraş’ta yaşanan helikopter kazası sonucu dönemin BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve İHA muhabiri İsmail Güneş’in de aralarında bulunduğu 6 kişinin hayatını kaybetmesiyle ilgili GPS hırsızlığı davası, Göksun Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. Muhsin Yazıcıoğlu’nun eşi Gülefer, oğlu Furkan, ağabeyi Yusuf Yazıcıoğlu, İHA muhabiri İsmail Güneş’in eşi Yasemin Güneş’in de katıldığı duruşmaya partilerin yoğun katılım göstermesi nedeniyle salonda adım atacak yer kalmadı. SEGBİS’te yaşanan kısa süreli arızanın giderilmesinin ardından başlayan duruşma, başka suçtan cezaevinde tutuklu bulunan sanıklar Davut Uçum, Aydın Özsıcak ve Yusuf Yiğit’in dinlenmesiyle başladı. Yazıcıoğlu ve diğer ailelerin avukatları, Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmalarının ana dosyada birleştirilmesi ve sanıkların tutuklu yargılanmalarını talep ettiler.

    6 saat süren duruşma, eksik belgelerin giderilmesi için 8 Ocak 2020 tarihine ertelendi. Duruşma salonunu terk eden İHA muhabiri İsmail Güneş’in eşi Yasemin Güneş, adliye önünde yaptığı açıklamada, “Bugün yine sanıklar dinlendi Aydın Özsıcak ile Davut Uçum. Tabii bizim burada 10 yıldır bir çabamız var. Bu 10 yılın son 2 yılında iyi bir aşama kaydettik. Göksun ilçesindeki davaya ilk etapta bizleri müdahil etmemişlerdi. Müracaatlar sonrası aileleri de müdahil ettiler. Davada adı geçen Aydın Özsıcak ile Davut Uçum hakkında 2011 yılında bir tutuklama olmuştu. Özgürlük mahkemesi adıyla çıkan bir yasayla bu kişiler serbest kaldı ve daha sonra Cumhurbaşkanına suikast girişiminden aynı tim yeniden ortaya çıktı. Şimdi ağırlaştırılmış müebbetle FETÖ davasından yatıyorlar. Adalet istiyoruz diye basit bir cümle söylemek istemiyorum artık. Adaleti devlet bize teslim etmek zorunda, hepimizin çocukları var. Ölen şahitlerimiz için ahirette borcumuz var, dünyada da sadece çocuklarımıza borcumuz var. Babalarının, İsmail’in nasıl olduğunu onlara anlatmakla mükellefiz. İsmail öldürüldü bu artık kesin. Cinayete kurban gitti. Hamza T. diye bir komutanın, ‘X şahıs bekliyor, ölene kadar bekliyor’ cümlesi bile İsmail’in öldürüldüğüne şahittir. İsmail hiçbir şekilde aşağıya inmedi. Onu aşağıya attılar. Bu açık. Çenesi kırık bir insan konuşamaz zaten. Burada yaşayan bir insanın ölümünü seyretmelerini biliyoruz. Adalet Bakanımızdan ve gerekli mercilerden bize destek vermeliler. Bu işin artık sonlanması gerekiyor” dedi.

    Davanın muhatabı olarak diğer katılımcılardan saygı beklediklerini kaydeden Güneş, “Duruşma salonunu terk etmemin sebebi, içeriye seyirci olarak katılanlardan dolayı yer kalmamasından dolayı. Ben şehit ailesiyim, İsmail Güneş’in eşiyim. Davanın birinci dereceden müdahiliyim. Ama biz orada oturacak yer bulamıyoruz. Tamam insanlar merak ediyorlar, dava arkadaşlarıdır saygım sonsuz. Duruşmalar sırasında avukatlarımız bile yer bulamıyorlar. İnsanların biraz saygılı olması gerekiyor. Acıyı biz yaşıyoruz ama insanların oraya seyirci olarak geldiklerinde bizlere saygı göstermelerini istiyoruz. Bu bizim hakkımız. Saygının olmadığı yerde kimse de benden saygı bekleyemez. Bu konudan dolayı tepkimi dile getirdim” dedi.

    “Davaların birleştirilmesi gerekiyor”

    Davayı takip eden Uluslararası İnsan Hakları ve Demokrasi Derneği Genel Başkanı Remzi Çayır ise, “Bilindiği üzere 2009 yılından 2019 yılına kadar birçok yol katedildi ama sonuç hala alınamadı. Avukatlarımızın da ifade ettiği gibi dosyaların birleştirilmesi lazım. Yani Ankara’da ayrı, Sivas’ta ayrı bir dava, Kahramanmaraş’ta ayrı bir dava, Göksun’da ayrı bir dava olmaması lazım. Ortada şehit olmuş, katledilmiş insanlar var. Suikast olayı var. Dolayısıyla bu davaların toplatılması bir yerde görülmesi ve birleştirilmesi gerekir ki, sonuç alınabilsin. Aksi halde davalar bu şekilde bölünmeye devam ederse iş sulanır ve başkalaşır. Bu davanın sanıkları konumunda olan insanların birçoğu şuan darbeden dolayı içerideler. Dolayısıyla işin ciddiyeti ortada. Bu ciddiyete uygun yargının davaları mutlaka birleştirip, sonuca gitmesi gerekir” dedi.