Etiket: İlan

  • Bayern Münih, 30. şampiyonluğunu ilan etti

    Bayern Münih, 30. şampiyonluğunu ilan etti

    Bundesliga’nın 32. haftasında deplasmanda Werder Bremen’i 1-0 mağlup eden Bayern Münih, bitime 2 hafta kala 30. şampiyonluğunu ilan etti.

    Bundesliga’da 2019-20 sezonunun şampiyonu Bayern Münih oldu. Ligin 32. haftasında Werder Bremen’i deplasmanda 43. dakikada Lewandowski’nin golüyle 1-0 mağlup eden Bayern Münih, puanını 76’ya yükseltti ve ligin bitimine iki hafta şampiyon oldu.

    Ligde bir maç eksiği bulunan B. Dortmund 66 puanla ikinci, 62 puanı olan RB Leipzig ise 3. sırada yer alıyor.

  • BM Kalkınma Programı, Şahika Ercümen’i Türkiye’deki Sudaki Yaşam Savunucusu ilan etti

    BM Kalkınma Programı, Şahika Ercümen’i Türkiye’deki Sudaki Yaşam Savunucusu ilan etti

    Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) Türkiye Temsilciliği, sporculuk kariyerindeki başarılarının yanı sıra, çevre kirliliği, plastik kullanımı ve küresel sıcaklık artışı gibi konulara dikkat çekmek için Salda Gölü’nden Antarktika’ya kadar birçok yerde dalış yapan Dünya Serbest Dalış Rekortmeni Şahika Ercümen’i ‘UNDP Türkiye’nin Sudaki Yaşam Savunucusu’ ilan etti.

    Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) Türkiye temsilciliği, dünyayı ve insanlığı etkileyen önemli konu başlıklarında bireyleri ve kurumları eyleme teşvik etmek amacıyla, 17 maddeden oluşan ‘Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın savunuculuğunu üstlenmeleri için toplumda başarılarıyla öne çıkan isimlerle işbirliğini sürdürüyor.

    UNDP Türkiye bu kez, 8 Haziran Dünya Okyanus Günü’nde, ‘Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 14’üncüsü olan ‘Sudaki Yaşam’ maddesinin savunuculuğunu üstlenecek ismi duyurmak için, çevrim içi bir atama töreni ve basın toplantısı düzenledi. Sporculuk kariyerindeki başarılarının yanı sıra, çevre kirliliği, plastik kullanımı ve küresel sıcaklık artışı gibi konulara dikkat çekmek için Salda Gölü’nden Antarktika’ya kadar birçok yerde dalış yapmış olan Dünya Serbest Dalış Rekortmeni Şahika Ercümen, ‘UNDP Türkiye’nin Sudaki Yaşam Savunucusu’ olarak atadı. UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Claudio Tomasi’nin de katıldığı basın toplantısı, UNDP Türkiye İyi Niyet Elçisi Mert Fırat’ın sunuculuğunda gerçekleştirildi.

    Yeni görevinin kendisini gururlandırdığını belirten Dünya Serbest Dalış Rekortmeni Şahika Ercümen, “Denizler ve okyanuslar benim yaşam alanım diyebilirim. Dünyamızın yüzde 70’ini kaplayan deniz ve okyanusların yüzde 95’i, buralarda yaşayan canlı türlerinin ise yüzde 86’sı henüz keşfedilmedi. Ancak bu gidişle yakın zamanda okyanuslarda balıktan çok plastik olacak. Okyanusların ısınması ve asitlenmesi, denizlerimizdeki balık popülasyonunun azalması, aşırı ve yasa dışı avlanma nedeniyle bazı türlerin tükenme noktasına gelmesi, milyonlarca canlı türünün yok olması, istilacı türler ve tabii plastikler, mavi dünyayı tehdit ediyor. Sıfır Atık projesi başta olmak üzere, ülkemizin birbirinden güzel, korunması gereken deniz ve göllerinde yaptığım rekor ve keşif dalışlarında amacım sudaki yaşamı tanıtmak ve korumak için ilham vermekti. Bu çabalarımın Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın hedefleriyle örtüşmesi ve Sudaki Yaşamı savunma görevinin bana verilmesi benim için büyük bir onur” dedi.

    UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Claudio Tomasi ise; “Bugün, Dünya Okyanus Günü’nde, serbest dalış alanında 10 dünya rekorunun sahibi olan Şahika Ercümen’i Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın Türkiye’deki Sudaki Yaşam Savunucusu ilan etmekten gurur duyuyorum. Şahika Ercümen’in UNDP Türkiye’nin Sudaki Yaşam Savunucusu olarak seçilmesinin sebebi sadece, dünyanın en zor sporlarından biri olan serbest dalıştaki başarıları ve spor kariyeri değil. Şahika Ercümen, sudaki yaşamın güzelliğine dikkat çekmeye olan adanmışlığının yanı sıra bugüne dek birçok vesileyle plastik kirliliği ve biyoçeşitlilik kaybı tehdidi ve deniz ekosistemindeki istilacı yabancı türler konusunda bizleri uyardı.

    Sağlıklı okyanus ve denizler, var olmamız için şart. Ancak, bu değerli kaynaklara çok büyük zararlar verdik. Gezegenimizi ve onun yaşam kaynağı suları iklim değişikliği ve kirlilikten kurtarmak hala mümkün. Bu hayati kaynağı korumamız, tüm insanlık ve iklim değişikliğinin etkilerine karşı koymak için gerekli. Şahika Ercümen ve UNDP Türkiye’nin birlikte, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın ve özellikle de 14’üncü Amaç olan ‘Sudaki Yaşam’ın tanıtımına büyük katkıda bulunacağına inanıyorum. Sudaki yaşamın, gezegenimiz ve insanlığın sağlığında oynadığı önemli rol hakkında farkındalık uyandırmak için birlikte çalışmayı heyecanla bekliyorum” diye konuştu.

  • ZMO Başkanı Demir: ‘Tarımsal üretim seferberliği ilan edilmeli’

    ZMO Başkanı Demir: ‘Tarımsal üretim seferberliği ilan edilmeli’

    Ziraat Mühendisleri Odası Erzurum Şube Başkanı Okan Demir, kıtlık ve açlık sorunu yaşamamak için ülkemizde derhal “tarımsal üretim seferberliği” ilan edilmesi gerektiğini söyledi.

    Demir, ‘’Nevruz Bayramını kutladığımız bugünlerde, doğa ile birlikte Anadolu da uyandı. Meyvelerimiz çiçek açarken, meralarımız tüm biyo çeşitliliği ile hayvanlarımızı cezbederken, tohumlarımız ve fidelerimiz toprak ile buluşmayı beklerken, vatandaşlarımız Covid-19 salgını karşısında sağlığını koruma, yeterli ve dengeli beslenme telaşında. Çiftçilerimiz ise bir yandan sağlık tehdidiyle uğraşırken, bir yandan da geçimi için üretim telaşında. Öncelikle, tüm dünyada ve ülkemizde vatandaş olarak alkışlarla destek verebildiğimiz özveriyle çalışan sağlık çalışanlarını yürekten kutluyor, özlük hakları dahil tüm mesleki ve insani haklarına kavuşmalarını diliyoruz.’ Dedi.

    Tarım sektörümüzde, ülkemizi de yoğun olarak etkileyen koronavirüs salgınının sektöre yıkıcı etkilerinin olacağının açık olacağını dile getiren Ziraat Mühendisleri Odası Erzurum Şube Başkanı Okan Demir, ‘’Bölgemizde Mart ve Nisan ayları; özellikle sebze tohumu ve fidesi ile ayçiçeği, mısır gibi ürünler için ekim, dikim, gübreleme ve ilaçlama zamanları. Üreticilerimiz, çiftçilerimiz ise bugün maalesef önlerini görememekte.Unutmayalım ki, bir aylık ekim sezonunu kaçırırsak, bir yıllık mahsulü kaybederiz.

    Üretmezsek beslenemeyiz. Üretemezsek tüketemeyiz. Üretemezsek kıtlık ve açlık yaşarız.Dışalım, normal zamanlarla birlikte, özellikle salgının dünyayı tehdit ettiği günümüzde de çözüm değil.Çözüm; çiftçilerimizin tarım ürünlerini üretebileceği olanakların güçlendirilmesi ve tüketicilerimizin de bu gıdalara uygun fiyatta sürdürülebilir bir şekilde ulaşmasının sağlanmasıdır.’’ Diye konuştu.

    Ziraat Mühendisleri Odası Erzurum Şube Başkanı Okan Demir, Covid-19 salgını karşısında ortaya çıkan sorunlara yönelik çözüm önerilerimiz ve tarımsal politikalar konusunda yapılması gerekenlere ilişkin somut önerilerini şöyle aktardı;

    ‘’ 2019 yılı destekleme ödemeleri tüm illerimiz için derhal ödenmeli, 2020 destekleme ödemeleri ise 2021 yılına sarkmadan ödenmelidir Bitkisel ve hayvansal ürünlerin destekleme kapsamı genişletilmeli, iyi tarım uygulamaları ve organik tarım destekleri sürdürülmeli, girdiler dahil ek ekonomik destek paketi açıklanmalıdır.

    Çiftçilerin Ziraat Bankası, özel bankalar ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan kredi borçları yapılandırılmalı, 2020 yılı için faiz alınmamalıdır. Borç ertelemesi, düşük faizli kredi yanında, çiftçi borçlarının silinmesi de gündeme gelmelidir. Çiftçilerin BAĞKUR ve SSK borçları, 2020 yılı hasat sezonu sonuna ertelenmelidir. Kredi Garanti Fonu (KGF) kredileri tarım işletmelerini de kapsamalıdır.

    TMO, buğday başta olmak üzere 2020 yılı için alım garantisi vermeli, piyasa spekülasyonlarına karşı üretim aliyetlerinin üzerinde alım fiyatı açıklamalıdır. Üretim için gübre, tohum, ilaç, yem, mazot, elektrik gibi temel girdilerin maliyetleri düşürülmeli, tarımsal girdilere destek verilmeli, KDV indirimi dahil üreticiyi ve üretimi rahatlatıcı önlemler ivedilikle alınmalıdır.

    Covid-19 salgını sürecinde tüm yurttaşlarımızın içme suyu ve çiftçilerimizin tarımsal su kullanım borçlarırtelenmeli, mümkünse su hizmetleri ücretsiz verilmelidir. İçişleri Bakanlığı Genelgesi ile getirilen 65 yaş üstü insanlarımızın sokağa çıkma yasağı; özellikle Mart-Nisan aylarının bitkisel ürünler için ekim, dikim ve bakım dönemi olması, süt gibi hayvansal ürünlerin günlük olarak alıcılara teslimi gerçeği göz önüne alınarak, tarım nüfusunun yaşadığı yerlerde kontrollü olarak kaldırılmalıdır. ÇKS`ye kayıtlı çiftçilere izin belgesi verilerek ekim, dikim, üretim bölgesinde seyahat etme ve üretim alanına ulaşma yasağı kaldırılmalıdır.

    Bitki koruma, gübre, tohum, tarım alet ve makinası gibi girdileri satan Tarımsal Bayilere yönelik halk sağlığının korunması ve haksız rekabet ortamı oluşmaması için Tarım ve Orman Bakanlığı`nca ülke düzeyinde ortak uygulama başlatılmalı ve süreç sıkı bir şekilde denetlemelidir. Sağlık Bakanlığı`nca yürürlüğe konulan Biyosidal Ürünler Yönetmeliği değişikliği yeniden değerlendirilmeli, biyosidal ürün veya aktif maddelerin imalinden sorumlu olacak meslek grupları içerisinde eskiden olduğu gibi yine Ziraat Mühendisleri de olmalı, halk sağlığı açısından biyosidal uygulaması yeterli eğitim almamış her meslek grubuna açılmamalıdır.

    Gıda egemenliği, gıda güvenliği ve gıda güvencesi ülke gündemindeki yerini almalı, olumlu resmi açıklamalara karşın, merdiven altı üretim, stokçuluk ve fahiş fiyatlar boyutu dahil uygulamalar doğru, etkin ve hızlı şekilde denetlenmelidir. Yaş sebze ve meyve pazarları ile Hallerde aracılık sistemi devreden çıkarılmalı, ürün sunumunda hijyenden ödün verilmemeli, etkin denetimler yapılmalıdır.Öncelikle tarımsal ilaç, gübre, tohum olmak üzere yerli girdi üretimine ve ıslah çalışmalarına yönelik gerekli ar-ge çalışmaları hızlandırılmalı ve süreç koşulsuz desteklenmelidir.

    Hayvancılığın gelişmesi sağlanarak, üreticinin gelir artışı yanında, vatandaşın sağlıklı et, süt ve süt ürünleri tüketmesi için kalıcı özel önlemler alınmalıdır. Beyaz et ve yumurta sektörü salgın boyunca desteklenmelidir. Kırmızı et sorununun giderilmesi için dönemsel olarak açılan tarife kontenjanlarıyla dışalım yolu tercih edilmemeli, devlet üretim çiftlikleri yoluyla üreticiye teknik destek sağlanmalı, yem, ilaç, aşı desteği verilmeli, meraların amaç dışı kullanımı önlenmelidir. Endüstriyel hayvancılık çok boyutlu değerlendirilmeli, agroekolojik hayvancılığa geçiş özendirilmelidir.

    Tarımsal Yayım ve Danışmanlık hizmetleri yaygın ve etkin olarak hızlı bir şekilde verilmelidir.

    Ülkemizin en büyük gücü her türlü olumsuzluğa karşın hâlâ tarımsal üretim potansiyelimizdir. Unutmayalım, boş rafları gıda maddeleri ile doldurmanın tek yolu, her koşulda tarımsal üretime devam etmektir. Her koşulda üretmeye devam etmek, üretimi ve üretenleri desteklemek hepimizin temel amacımız olmalıdır. Tarımın ve gıdanın önemini daha iyi anlamamız, anlatmamız ve buna uygun şekilde üretim politikaları geliştirmemiz, üreticiden tüketiciye kadar hepimizin sorumluluğudur. Yaşadığımız ekonomik, siyasal, yönetim ve de sağlık krizi ortamında tarım sektörümüzün tüm bileşenlerinin ortak mücadele etmesi bir zorunluluktur.

    Çiftçilerimizin, üreticilerimizin, tüketicilerimizin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için, bilimle tarımsal üretimi buluşturabilmek için, ülke olarak kendimize yetebilmemiz için, gıda güvenliği ve gıda güvencesi için, gecikmeden, derhal, yerli üretime ve istihdama dayalı bir seferberlik başlatma zamanıdır.

    Ziraat Mühendisleri Odası olarak; ülkemizde derhal “Tarımsal Üretim Seferberliği” ilan edilmesini talep ediyoruz.

    Virüs insanı, açlık insanlığı öldürür.

    Pazarlarda, marketlerde, manavlarda hızla tükettiğimiz ve hatta stoklamaya çalıştığımız gıda maddelerini tüm zorluk ve risklere karşın fedakârca üreten çiftçilerimize hak ettikleri değeri verelim, koruyalım, destekleyelim. Tarımsal üretimimizi planlı bir şekilde artıralım, yeterli ve dengeli beslenelim.

    Ziraat Mühendisleri Odası Erzurum Şubesi olarak, halen üretmek için direnen çiftçilerimiz ile birlikte, her koşulda üretimi ve verimliliği artırmak için üretim alanlarında her türlü riski alarak kamuda ve özel sektörde çalışan meslektaşlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz. Üretenin hakkını aldığı, insanlarımızın aç, susuz ve yoksul yaşamadığı bir ülke özlemi ile hep birlikte sağlıklı ve güzel günlere.’’

  • Erzurum Büyükşehir Belediyesi, Elazığ ve Malatya’daki depremzedeler için adeta seferberlik ilan etti

    Erzurum Büyükşehir Belediyesi, Elazığ ve Malatya’daki depremzedeler için adeta seferberlik ilan etti

    Erzurum Büyükşehir Belediyesi, Elazığ ve Malatya’daki depremzedeler için adeta seferberlik ilan etti. Büyükşehir, itfaiye ve kurtarma ekiplerinden iş makinelerine; yiyecek-içecek, mutfak malzemesi ve kıyafetten kışlık bot ve monta varıncaya kadar tırlar dolusu yardım malzemesini deprem bölgesine gönderdi.

    Merkez üssü Elazığ’ın Sivrice ilçesinde dün akşam saatlerinde meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depremin ardından can ve mal kayıplarının yaşandığı bölgeye, Erzurum Büyükşehir Belediyesi de yardım için koştu. Başkan Mehmet Sekmen’in talimatıyla teyakkuza geçirilen ilgili birimler kısa sürede temin edilen insani yardım malzemelerini deprem bölgesine tırlarla gönderdi.

    Konuyla ilgili olarak bir açıklama yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, “Dün akşamdan beri seferberlik ilan etmiş durumdayız. Elazığ ve Malatya’daki depremzede kardeşlerimizin ihtiyaç duyabilecekleri araç-gerek, insani yardım malzemesi ve gıda maddesini bölgeye sevk ettik” dedi.

    Tam teşekküllü mobil mutfak yola çıktı

    Başkan Sekmen, depremin ardından Elazığ ve Malatya illerinin yöneticilerinin yanı sıra AFAD’la da temasa geçtiklerini belirterek, deprem bölgesinde duyulabilecek ihtiyaca göre anında bir planlama yaptıklarının altını çizdi. Sekmen, deprem bölgesine 50 bin kişinin yemek ihtiyacını karşılayabilecek kapasitede tam teşekküllü mobil bir tır mutfak gönderdiklerini, buna ilaveten de yine 2 tır dolusu gıda maddesi yola çıkardıklarını bildirdi.

    Büyükşehir tırlar dolusu tardım gönderdi

    Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Erzurum’dan Elazığ ve Malatya’ya gönderilen insani yardım malzemeleriyle ilgili olarak şu bilgileri paylaştı:

    “Deprem bölgemize 50 bin kişilik mutfak malzemesi, 120 adet yatak, 700 adet battaniye, 260 adet gıda kolisi, 256 kişilik kıyafet, 10 kişiden oluşan itfaiye ekibi, 8 kişilik kurtarma ekibi, 2 adet kurtarma aracı, yüzlerce okul kıyafeti ve mont, 16 koli çocuk bezi, 11 adet katalitik soba ve yüzlerce çift ayakkabı gönderdik. Deprem bölgesiyle sürekli irtibat halindeyiz ve depremzede kardeşlerimizin ihtiyaçlarını gidermeye devam edeceğiz.”

    Başkan Sekmen, “Depremde hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralı olanlara da acil şifalar diliyorum. Milletimize ve ülkemize büyük geçmiş olsun” dedi.

  • 81 il 800 ilçe gezdi, kendisini filozof ilan etti

    81 il 800 ilçe gezdi, kendisini filozof ilan etti

    Erzurum’da yaşayan ve geçimini üç boyutlu resim yaparak sağlayan Sıddık Kurt, Türkiye’deki 81 il 800 ilçeyi gezdi. Okuduğu yüzlerce kitaptan sonra kendisini filozof olarak gören Kurt, gezdiği yerlerden topladığı eşyalarla evini adeta müzeye çevirdi.

    Erzurum’un Yakutiye ilçesine bağlı Gürcükapı semtinde yaşayan 62 yaşındaki Sıddık Kurt yıllardır Türkiye’nin bütün şehirlerini gezdiği sırada aldığı sıra dışı eşyaları evinde biriktiriyor. Yaptığı üç boyutlu resimleri satarak Türkiye’yi gezen Kurt, elinde onlarca koleksiyon barındırıyor. 41 ülkenin ise eski paralarını biriktiren gezgin, gezdiği şehirlerdeki farklı ilçe isimlerini bir bir not alarak evinin duvarlarına asıyor.

    25 yıldır biriktirdiği gazete kupürlerindeki önemli olayları saklayan ’Filozof’ lakaplı Kurt, şehirlerde gördüğü sıra dışı olayları ise fotoğraflayarak evinin salonunda bulunan duvara asıyor. Türkiye’de gitmedik şehir bırakmayan Kurt, yaptığı üç boyutlu resimlerin siparişlerine ise yetişemiyor.

    İlkokulu tamamladıktan sonra ortaokul ve liseyi dışarıdan bitiren Sıddık Kurt, okuduğu yüzlerce kitap ve çalışmalarından dolayı kendisini filozof olarak görüyor. Kurt, ayrıca kendisinin Türkiye’deki en seçkin 20 filozoftan birisi olduğunu da iddia ediyor.

    Öte yandan, birçok proje ürettiğini ama maddi imkanlardan dolayı sergileyemediğini ifade eden Kurt, elindeki koleksiyonları sergilemek için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan destek istiyor.

    “Türkiye’deki değerli filozoflardan birisiyim”

    Sıra dışı çalışmalarından dolayı kendisini Türkiye’nin değerli filozoflarından birisi olarak gördüğünü ifade eden Sıddık Kurt, “Kendimi Erzurum’un filozofu ve Türkiye’deki 20 düşünür arasında ki değerli filozoflardan birisi olarak görüyorum. Bana ‘Sağır Ama’ lakabı taktılar. Sıra dışı çalışmalar yapıyorum. İlkokulu zor bitirdim ama ortaokul ve liseyi dışarıdan okudum. Bu farklı çalışmalarımı hem kendi istikbalim için hem de sıra dışılık olsun diye yapıyorum. 25 yıldır Türkiye’yi geziyorum. İlk olarak İstanbul’dan başladım ve sonra Anadolu’yu gezdim. Üç boyutlu resimle uğraşıyorum. Sipariş alıp onları müşterilerime gönderiyorum. Türkiye’yi gezdiğimde farklı ve ilginç olan güzellikleri gördükçe bunları hem fotoğraflıyorum hem de çalışmalarım için not alıyorum” dedi.

    “Cebimde kitap olmadan gezemiyorum”

    Okumayı çok sevdiğini belirten Kurt, “Ben yoğun olarak ders çalışıyorum, kitaplar okuyorum. Bu çalışmalarımı gören bazıları bana ‘Profesör’ bazıları ‘Sağır Ama’ dediler. Anladım ki ben cebimde kitap olmadan gezemiyorum. Kitap okumayı ve yazmayı çok seviyorum ama okumayı ve öğrenmeyi daha çok seviyorum. İnsanlara ne yapabilirim diye mutlaka cebimde bir şeyler taşıyorum. Belki büyüklerimize bir şey anlatamıyorum ama çocuklara anlatıyorum” ifadelerini kullandı.

    Kurt’un en büyük hayali ise evinde bulunan eşyaları bir tırın içerisine yerleştirip gezdiği şehirlerde sergilemek.