Etiket: ila

  • Isparta’da yüz yüze eğitime katılım oranı yüzde 60 ila 93 arasında

    Isparta’da yüz yüze eğitime katılım oranı yüzde 60 ila 93 arasında

    Isparta İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Yılmaz, kentte pandemi sürecinde yüz yüze devam eden eğitim öğretime katılım oranının anaokulunda yüzde 60, ilkokulda ise yüzde 93 seviyelerinde olduğunu söyledi. Okullarda az da olsa öğretmen ve öğrencilerde Covid-19 tespit edildiğini belirten Yılmaz, “Bu rakam genel duruma göre oldukça az” dedi.

    Korona virüs tedbirleri kapsamında 12 Ekim itibariyle anaokulu, ilkokul, 8 ve 12’inci sınıflarda yüz yüze eğitim başladı. 2 Kasım itibariyle de 5 ve 9’uncu sınıflar yüz yüze eğitime geçti. Isparta’daki eğitim öğretim sürecini değerlendiren İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Yılmaz, eğitimin okullarda planlandığı şekliyle devam ettiğini belirterek her şeyin yolunda gittiğini söyledi. Yılmaz, “Bütün sınıflarımızı bölerek Pazartesi, Salı, Perşembe ve Cuma şekliyle devam ediyoruz. Çarşamba ve Cumartesi günlerini okullarımızın dezenfekte işlerine ayırıyoruz. Okullarımıza dezenfekte ve maske dağıtımı yapıyoruz. Bunun takibini de yapıyoruz. Öğrencilerimizin bu duruma olumlu tepkiler verdiğini de söyleyebiliriz” dedi.

    “Okullarda da vakaların görülmesi gayet normal”

    Zaman zaman öğretmen ve öğrencilerde Covid-19 tespit edildiğini ifade eden Ömer Yılmaz, “Bunun önlemlerini alıyoruz. Sağlık bakanlığının gönderdiği genelge doğrultusunda da işlemlerimizi yapıyoruz. Öğretmenlerimiz hem okulda hem de sosyal hayatta varlar. Vakaların görülmesi gayet normal. Tüm vakaları göz önünde bulundurursak öğrenci ve öğretmenlerimizdeki vaka durumu az” diye konuştu.

    “Korona virüsle ilgili tüm tedbirleri alıyoruz”

    Öğrencilerin yüz yüze eğitime devam etme oranının oldukça yüksek olduğunu kaydeden Yılmaz, bu rakamın anaokulunda yüzde 60, ilkokulda ise yüzde 93’lere kadar çıktığını söyledi. Yılmaz, “8’inci sınıflarda yüzde 84, 12’inci sınıflarımızda ise yüzde 73 civarında eğitime katılım oranı var. Normal şekilde çıkan vakalar okullarımızda da görülecektir. Korona virüsle ilgili tedbirleri aldığımızı çok rahat söyleyebiliriz. Bizim gittiğimiz ve valiliğimiz tarafından yapılan denetimlerde öğrencilerin kurallara uyduğunu net bir şekilde söyleyebiliriz. Zaten öğretmenlerimiz de son derece bilinçli. Dezenfekte işlemlerini de haftada 2 gün yaptığımız için sorununun çok az olduğunu söyleyebilirim” dedi.

    “Her başvuruya tablet verileceğiyle alakalı yanlış anlaşılma var”

    Öte yandan öğrencilerin tablet ihtiyacıyla ilgili yaptıkları başvuruları her hafta bakanlığa ilettiklerini belirten İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Yılmaz, “Kamuoyunda belki her başvurana tablet verileceği hususuyla alakalı yanlış bir anlaşılma var. Ancak bu değerlendirmeyi il olarak biz değil, bakanlığımız yapıyor. Kriterler arasında haneye giren gelir ve çocuk sayısı gibi kıstaslar var. Bakanlığımız değerlendirmeyi yaptıktan sonra bize hangi öğrenciye tablet verileceğiyle alakalı bir liste gönderecek. Biz listeye göre gelen tabletlerimizi okullarımıza, okullarımız da velilerimize ulaştıracak. Eğitime erişim noktasında tableti olmayan velilerimizi EBA destek noktalarına yönlendiriyoruz. Bugün 200’ü aşkın EBA destek noktamız var. Bunun dışında EBA TV var. Tüm derslerle alakalı buradan da takip yapabilirler” dedi.

  • Araştırmacılar, yerin 145 ila 241 kilometre derinliğinde 10 katrilyon ton elmas keşfetti

    Araştırmacılar, yerin içinde, en çok aranan ve en sert doğal materyal olan 10 katrilyon ton elmas keşfetti.

    Birkaç ay önce Afrika’nın güneyinde bir ülke olan Lesotho’da bulunan dev bir elmas parçası açık artırmada 40 milyon dolarak alıcı bulmuştu. Şimdi araştırmacılar, değerli bir madde olan elmasın yeraltında, yer kabuğunda bulunan bin kat daha fazla elmas olduğunu belirledi.

    Araştırmacılar, sismik dalgaların analizinden yerin 145 ila 241 kilometre derinliğinde gizlenmiş 10 katrilyon ton ağırlığında elmas bulunduğunu keşfetti.

    Bilim adamları, elmasın yer kabuğunun yüzlerce mil derinliğinde ters dönmüş dağlar gibi elmas dağlarının bulunduğunu tespit etti. Bilim adamları yer çekirdeğinin yaklaşık yüzde 2’sinin elmastan oluştuğunu düşünüyor.

    AGU Journal Geochemistry, Geophysics, Geosystems dergisinde yayımlanan haberde, yer altında bulunan elmasın 10 katrilyon tondan daha fazla olduğunun düşünüldüğü haberi yer aldı.

    Araştırma ekibinde yer alan Massachusetts Teknoloji (MIT) enstitüsünden Ulrich Faul elmasın daha önce düşünülen kadar egzotik olmadığının jeolojik olarak düşünülenden çok daha yaygın olduğunu söyledi. Ancak, bugünkü teknoloji ile 240 kilometre derinlikteki elmasın çıkarılmasının imkansız olduğu kaydedildi.

  • Giresun Keşap Fındık Üreticileri Birliği Başkanı Şahin: “Serbest piyasada fındık fiyatlarının 10 ila 12 TL arasında olacağını düşünüyoruz”

    Giresun Keşap Fındık Üreticileri Birliği Başkanı Mustafa Şahin, “Serbest piyasada fındık fiyatlarının tahmini olarak 10 ila 12 TL arasında olacağını düşünüyoruz” dedi.

    Giresun Keşap Fındık Üreticileri Birliği Başkanı Mustafa Şahin, fındıkta her yıl kamunun açıkladığı tahmini rekoltenin üzerinde bir rekolte gerçekleştiğini ifade ederek, bu yıl açıklanacak rekoltenin yine özel kurumlarla örtüşmeyebileceğini ileri sürdü. Fındık sektöründeki ihracatçıların, üreticilerin rekolteyi en az yanılma payı ile bilmeleri gerektiğini kaydeden Şahin, “Özel sektör kendi rekolte çalışmasını yaptı. Bakanlıkça oluşturulan komisyon ise rekolte çalışmalarını sürdürüyor. Özel sektöre göre rekolte geçen yıla göre biraz düşük. Ancak rakam olarak henüz açıklanacak tahmini rekoltenin ne kadar olacağını bilmiyoruz. Bakanlıkça kabul edilen Ziraat Odaları, Ticaret Borsası, Ticaret Sanayi Odası, TMO ve Fiskobirlik’ten katılan kişiler tarafından oluşturulan komisyon, resmi rekolte çalışmasında bulunmaktadır. Geçen resmi rekolte 670 bin ton olarak açıklandı fakat 700 bin tonların üzerinde gerçekleşti” dedi.

    Yanılma payı en az olan rekolte çalışmasının detaylarını da açıklayan Şahin, “Dünyada rekolte çalışması meyve gözünden başlanarak hasada kadar üç aşamada bir çalışma yapılmaktadır. Türkiye’de ise bir dönem karanfil sayı da yapılmaktaydı ve bundan vazgeçildi. Şimdi ise sadece hasada yakın bir çalışma yapılmaktadır. En doğru rekolte tahmini için iki önemli unsur vardır. Bunlardan birincisi çotanaktaki meyve sayısı ve meyvelerin ağırlığıdır. Özel sektör buna göre rekolte çalışması yaptığı için yanılma payı daha azdır. Sadece çotanak sayıp giderseniz yanılma payı çok olacaktır. Çünkü çotanakta sağlam meyve ne kadar bilemezsiniz. İşte bakanlıkça oluşturulan komisyon burada yanılmaktadır. Çünkü komisyonun işi bu değildir. Bu sektöre yatırım yapanlar, bu işin en iyi şekilde doğrusunu bilmek zorundadır. Bu rekolteye göre para yatıracak, ihracatta bağlantılar kuracaktır” şeklinde konuştu.

    “Fındık fiyatı 10-12 TL arasında açılış yapar”

    Tahmini rekolteye göre bu yıl fındık fiyatlarının 10 ila 12 TL arasından açılış yapabileceğini söyleyen Şahin, “Geçen yıl rekolte 700 bin tonun üzerinde gerçekleşmişti. Bu rekolteden stoklardaki fındık hariç TMO’nun elinde 80 bin ton fındık bulunmaktadır. Bu yıl rekolte ne olursa olsun bu 80 bin ton fındığı da bu rekoltenin üzerine ilave etmek gerekir. Bu durumda serbest piyasada fındık fiyatlarının tahmini olarak 10 ila 12 TL arasında olacağını düşünüyoruz. Resmi olarak açıklanacak rekoltenin bu fiyatı çok fazla değiştirebileceğini düşünmüyoruz” ifadelerini kullandı.

  • FETÖ/PDY davasında tutuklu 5 sanığa 7 ila 10 yıl arasında değişen hapis cezası

    Zonguldak’ta FETÖ/PDY davasında aralarında örgütün sözde ‘askerlerden sorumlu abiler’i olduğu iddia edilen 5 tutuklu sanığa 7 ila 10 yıl arasında değişen hapis cezası verilmesi kararlaştırıldı.

    Zonguldak Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya 5’i tutuklu, 1 tutuksuz sanık ve avukatlar katıldı. Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede FETÖ/PDY’nin sözde ‘askerlerden sorumlu abileri’nin de aralarında bulunduğu sanıklar hakkında ‘silahlı terör örgütü yönetmek’, ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs’, “TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs’, ‘Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’ ve ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ suçlamalarıyla 7 yıldan 22 yıla kadar hapis cezası istendi.

    Duruşmada yazılı talimatla ifadeleri alınan tanıkların ifadelerinin okunmasının ardından sanıklar üzerilerine atılı suçlamaları kabul etmedi. Savunmaların ardından mahkeme heyeti sanıkların ‘Türkiye Cumhuriyeti hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs’, ‘TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs’ ve ‘Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçlamalarından beraatine karar verdi.

    Ancak ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan tutuklu sanıklardan G.D.’nin 7 yıl 6 ay, A.B.A., A.A:, T.G. ve M.B.’nin 10 yıl hapis cezasına çarptırılmasına karar verildi. Ayrıca duruşmadaki iki tutuksuz sanığın ise dava dosyasından ayırarak yargılanmalarının devam edilmesine karar verildi.

  • Diyanet işleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş: “Yılda ortalama 500 ila 1000 cami yapılıyor”

    Kayseri’de düzenlenen Cami Planlama ve Tasarım Projesi 2. Çalıştayında konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, yılda ortalama 500 ila 1000 cami yapıldığını belirterek, “Türkiye’de yapılan camilerin sayısı batının da dikkatini çekiyor ve bundan rahatsızlar” dedi.

    Kayseri Dini Yüksek İhtisas Merkezi’ndeki çalıştaya Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Vali Süleyman Kamçı, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik ile çok sayıda davetli katıldı. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Erbaş, burada yaptığı konuşmasında, “Cami sıcaklığı ile Müslümanları kucaklayan bir özelliğe sahip. Bunun için en sıcak kavramlardan birisi camidir” dedi.

    “Cami ruh köklerinin birleştiği bir mekandır” diyen Prof. Dr. Erbaş, “Camileri imar etmek, sadece inşa etmeyi değil aynı zamanda içinde Allah’a ibadet etmeyi öğretmeli, özgürlük, kardeşlik, eşitlik, beraberlik gibi değerleri koruma, yaşatma sorumluluğunu da beraberinde getirmektedir. Müminler camileri imar ederken camilerde müminleri imar ediyor. İmar kavramını sadece tuğlaların bir araya gelmesi şeklinde anlamıyoruz. Ruhun imarı, zihniyetin imarı, aklın imarı bütün bunlar eğer camiden kopuk yapılmazsa cami anlayışı ile yapılırsa o zaman mükemmel bir insan ortaya çıkar. Bu bütünlüğün ihmal edildiği bir yerde şehir de medeniyet de inşa edilemez” dedi.

    “Camileri yeniden ele almalıyız”

    Erbaş, “Cami şehrin merkezini belirler. Şehir planının kurucu öğesidir. Camiden kopuk bir şehir anlayışı medeniyetimizin hiçbir döneminde olmamıştır. Cami taştan tuğladan ibaret değil, içinde şefkat, ilim irfan ve merhamet vardır” diyerek konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bugün en önemli meselelerimizden birisi cami planlamamızı acil olarak ele almamız gerektiğini ifade etmek istiyorum. 1970 yılından bu yana yıllık ortalama 500 ila 1000 arasında cami inşa edilmektedir. Paris’te zaman zaman camilerle ilgili haberler yayınlanıyordu. Türkiye’de bir yılda 1500 cami yapılıyor diye. Camiler sadece bizim değil batının da dikkatini çekiyorlar. Bundan rahatsızlık duyuyorlar. Bu camiler projesiz, mimari özelliğe sahip olmayan depreme dayanıklılık gibi açılardan sorunlu yapıların olduğunu görüyoruz. Hızlı kentleşmenin sebep olduğu yapılaşma cami mimarisini de olumsuz etkilemiştir.

    Camileri yeniden ele almamız gerekmektedir. Hukuki mevzuat penceresinden bakıldığında Diyanet İşleri Başkanlığının camilerin planlanması ve tasarımı ile herhangi bir tasarrufu bulunmamaktadır. Bu anlamda Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız ve yerel yönetimlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ile birlikte çalışmamız gerektiği ortaya çıkmıştır.

    Yeni cami tasarımı ile camilerimizin toplumun her kesimine hitap edebilecek şekilde tam donanımlı şekilde planlanmasını herkesin rahat ve huzur içinde ibadetini yapabilecek şekilde düzenlenmesini sağlamaya çalışıyoruz. Camilerimizin maalesef çok azı saydığımız ihtiyaçları karşılamaktadır.”

    “Camilerimizin yüzde 50’si ruhsatsız”

    Kayseri Valisi Süleyman Kamçı, “Ülkemizde camilerin tamamına yakını hayır işleri kapsamında şahıslar tarafından yapılmıştır. Bazen camilerin planlanması ve projelendirilmesinde değişik problemler ortaya çıkıyor. Camilerimizin yüzde 50’si ruhsatsız. İnşallah imar barışı kapsamında hepsini ruhsata bağlamış oluruz. Ruhsatsız kamu kurumu binası yapılmamalı, cami hiç yapılmamalı. Bugünden sonra da ruhsatsız cami yapılmamalı” dedi.

    “Camiler, sosyal hayatın merkezinde aktif olarak kullanılan mekanlar olmalı”

    Gazi Üniversitesi Rektörü Prof Dr. Uslan, “14 asırdır Müslümanlar şehirlerini camilerin merkeze alındığı bir sistemle planlamıştır. Camiler aynı zamanda medreselerin ve mahallelerin etrafında konumlandığı çok önemli merkezlerdir. Ne yazık ki bu gün camiler geçmişteki aktif rollerini üstlenememiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığımız ile birlikte teknik olarak nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda çok önemli çalışma başlatmış ve bu çalışmada üniversitemiz ile iş birliği yapılmaktadır. 2017 yılında imzalanan protokol çerçevesinde sorunların analizi yönünde ilerlenmiş ve saha çalışması tamamlanmıştır.

    Medeniyetimiz ile kıyaslandığında şehirlerimizin plansızlığında esas kırılmanın makinenin icadı ve gündelik yaşantımızın değişmesi ile olmuştur. Camiler atıl kalmış, sadece anlık olarak kullanılan, topluma kısmi hizmet veren yerler değil geçmişte olduğu gibi sosyal hayatın merkezinde aktif olarak kullanılan mekanlar olmalıdır. Kültürümüzde camilerin olduğu sokakta kimse kalmaz, evsiz ve aşsız insanlardan bahsedilemezdi” diye konuştu.

    Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Burhan İşliyen ise, çalıştayın iki gün süreceğini belirterek, “Cami yapımlarında bir standardın getirilmesi gerekiyor. Bu çalıştayla hem mimari standartlar konusunda hem de mevzuatta yer alması gereken standartlar konusunda arşiv oluşturulmaya çalışılıyor” diye konuştu.