Etiket: İksiri

  • Yeni dünya sağlık iksiri Türk zeytinyağını keşfetti

    Yeni dünya sağlık iksiri Türk zeytinyağını keşfetti

    Türk zeytinyağı sektörü, ihracatında açık ara lider pazar konumunda olan ve yıllık 350 bin ton zeytinyağı ithal eden Amerika Birleşik Devletleri’ne ihracatını arttırmak için ABD pazarındaki tanıtım faaliyetlerini sürdürüyor.

    Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, Türk zeytin ve zeytinyağının Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Pazar payını arttırmak için dünyanın en büyük gıda fuarları arasında yer alan ve bu yıl 66. Kez düzenlenen New York Summer International Fancy Food Show (Summer 2019 Fancy Food Show) Fuarı’nda tadım etkinlikleri ile tanıtım çalışmalarını sürdürdü.

    Türkiye Milli Katılım Organizasyonu’nu Ege İhracatçı Birlikleri’nin yaptığı fuarda Türkiye standında ziyaretçilere Şef Özlem Cranston tarafından hazırlanan Türk zeytin ve zeytinyağını içeren lezzetlerin tadımı ve tanıtımı yapıldı.

    2018-19 sezonunun ilk 8 ayında ABD’ye zeytinyağı ihracatının 14 bin ton olarak gerçekleştiğini ve 37 milyon dolar döviz geliri elde edildiğini belirten Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Davut Er, dünyanın en büyük zeytinyağı ithalatçısı olan ABD’nin Türk zeytinyağı ihracatçıları için ana hedef pazarlarının başında geldiğini kaydetti.

    Kanser, obezite ve kalp damar hastalıklarının çok yoğun görüldüğü ABD’de, bu hastalıklarla mücadelede çok önemli yer tutan sağlık iksiri zeytinyağının önemi her geçen gün daha da iyi anlaşıldığını altını çizen EZZİB Başkanı Er, “ABD’de zeytinyağı tüketimi sürekli artıyor. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği olarak hedefimiz, hali hazırda zeytinyağında en büyük ihraç pazarımız olan ABD’ye Türk zeytin ve zeytinyağı ihracatını artırmak ve sağlığın sembolü olduğundan hareketle pazarda yerimizi sağlamlaştırmaktır. Yılda 350 bin tondan fazla zeytinyağı ithal eden ABD, ithalatının büyük bölümünü İtalya ve İspanya’dan gerçekleştiriyor. Yeni konan vergilere rağmen ihracatımızın artarak devam etmesi ve pazar payımızın büyümesi için tanıtım faaliyetleri gerçekleştirmeyi sürdürüyoruz” şeklinde konuştu.

    Türk Zeytinyağı sektörünün ihracatında ABD’nin en büyük pazar olması yanında, sofralık zeytin ihracatında da her geçen gün ihracatımızın arttığı bir pazar olduğunu anlatan Er sözlerini şöyle tamamladı; “Özellikle önümüzdeki yıllarda sofralık zeytin İhracatımızın daha hızlı adımlarla artacağı düşüncesindeyim. 2018/19 sezonunun 9 aylık döneminde ABD’ye sofralık zeytin ihracatımız miktar bazında 3 bin 900 ton’dan, 5 bin 207 ton’a, değer bazında ise; 7.5 milyon dolardan 9 milyon dolara yükseldi. Bu artış trendinin sürekli olması için çalışmalarımız kesintisiz sürecek.”

    Fuarda, zeytin ve zeytinyağı tadımı yapılan Türkiye standı, ABD dışında Kanada, Brezilya, İngiltere, Fransa, Çin Halk Cumhuriyeti, Japonya, Suudi Arabistan gibi pek çok ülkeden ziyaretçinin ilgi odağı oldu. Türkiye Tanıtım Grubu ise; takipçi sayısı fazla olan tanınmış ABD’li sosyal medya fenomenleri “Influencer”lar ile iş birliği yaparak Türk gıdalarının geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. New York’ta yaşayan başarılı üç sosyal medya içerik üreticisi, @eatingnyc, @nyc ve @noleftovers, Turkish Tastes teması altında Türkiye’den katılan markalar ile Türk ürünlerini keşfettikleri bir yolculuğa çıktılar.

    Etkinlik kapsamında fuara katılıp organik zeytinyağı, bulgur, kuru meyve, kabuklu yemiş ve çikolata gibi ürünleri birinci elden deneyen Influencer’lar, New York’ta bulunan iki ayrı Türk restoranında ağırlanarak Türk mutfağı hakkındaki fikirlerini de takipçi kitleleriyle paylaştılar. Toplamda üç gün süren kampanya, hem Amerika pazarında Türk ürünlerine karşı olan ilginin arttırılmasına hem de dijital kanaat önderleri sayesinde Türk ürünlerine dair olan algının pekiştirilmesine oldukça güçlü bir katkı sağladı.

    Ayrıca, Temmuz ayı içesinde Türkiye Tanıtım Grubu koordinatörlüğünde, Turkey Discover the Potential-Potansiyelini Keşfet logolu ikram aracıyla New York sokaklarında Türk gıda ürünlerinin tadımının yaptırılacağı tanıtım faaliyetleri gerçekleştirilecek.

  • Yeni Gençlik İksiri ’Somon DNA’sı

    Dermatoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Jale Yüksek, kişinin yaşının ilerlemesi ve dış faktörlerin etkisiyle ciltte meydana gelen hasarların onarımında Somon DNA’sının iyi bir alternatif çözüm olduğunu söyledi.

    Dermatoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Jale Yüksek, kişinin yaşının ilerlemesi, düzensiz beslenme ve uyku, stresli yaşam koşulları, yoğun güneş ışığına maruz kalma, sigara tüketiminin yanı sıra cildin çeşitli kimyasallarla temas etmesinin cildin parlaklığını, sıkılığını ve genç görünümünü olumsuz etkilediğini hatırlattı.

    Ciltte kaybedilen protein maddelerinin yerine konulmaması sonucu cildin mat renkte, gevşek, sarkık, dudak üstünde dikey sigara içici çizgileri, göz çevresinde kaz ayakları ve göz altında torbalanma oluştuğunu belirten Yüksek, “Cildimizde bu nedenlerden dolayı kaş çatma çizgilerinin ve alında yatay çizgilerin belirginleşmesi gibi yaşlanma belirtileri de görülür. Bu sorunlarla baş etmek amacıyla medikal estetikte çeşitli alternatifler bulunuyor. Son zamanlarda yaygın kullanılmaya başlayan tedavi yöntemlerinden biri de Somon DNA’sıdır. Bu tedavi ile cildimizde arzulanan genç görüntüyü sağlamak mümkün olabilmektedir” dedi.

    “SOMON DNA’SI CİLTTE AZALAN PROTEİNLERİ YERİNE KOYUYOR”

    Somon DNA’sının, somon balığından elde edilen bir gençlik serumu olduğunu ifade eden Dermatoloji Uzmanı Dr. Jale Yüksek, Somon DNA ile insan DNA’sı arasında büyük benzerlik olması nedeniyle, bu tedavi ile ciltte azalan proteinlerin tekrar yerine konabildiğini belirtti.

    Tedavinin herhangi bir alerjik reaksiyona neden olmamasının büyük avantaj olduğunu dile getiren Dr. Yüksek, “Menopoz döneminden sonra ciltte yoğun bir kuruma görülür. Ne kadar nemlendirici kullanılırsa kullanılsın cildi bir türlü nemlenmeyen kişilerde Somon DNA tedavisi ile ciltte derin nemlenme sağlanması mümkündür. Bu tedavide, gençlik serumu, cildin orta tabakası olan dermise küçük iğneler yardımıyla enjekte edilir. Tedavi seansları 7-14 günde bir olmak üzere cildin ihtiyacına göre 3-6 tedavi seansı şeklinde yapılabilir. Yılda 2 veya 3 kez tekrarlanması mümkündür. İşlem için çok fazla zaman ayrılmasına da gerek yoktur. Öyle ki, 15-20 dakika gibi kısa sürede gerçekleştirilir. İşlem sırasında iğne batmasına bağlı yanma hissi olabilir, bu his anestezi kremi ve buz uygulaması ile oldukça azaltılabilir. İşlemden sonra iğne yapılan yerlerde minik kızarıklıklar ve mercimek büyüklüğünde şişlik olabilir. Bu yan etkiler en fazla bir gün içinde tamamen kaybolur. Kişi sosyal hayatından kopmadan, fazla vakit kaybı yaşamadan bu gençlik iksiri ile cildini yenileyebilir” ifadelerini kaydetti.

    SOMON DNA’SININ FAYDALARI

    Dermatolog Yrd. Doç. Dr. Jale Yüksek, Somon DNA serumunun ciltte meydana getirdiği gelişimleri şöyle anlattı:

    “Somon DNA’sı ile ciltte gün geçtikçe nemlenme, parlaklık, sarkmalarda azalma, cildin tekrar elastikiyet kazanarak sıkılaşması, kaz ayağı çizgilerinde, dudak üstü çizgilerinde ve yanaktaki dikey çizgilerde belirgin açılma sağlanır. Tedavi göz altındaki torbalanmanın azaltılmasında rol oynar. Göz çevresinde ışıltı etkisi oluşturur. Ayrıca somon DNA tedavisi, gebelik çatlaklarında ve ergenlik döneminde kilo ve boy değişimine bağlı, kol, sırt, bacak, karın bölgesindeki çatlakların azaltılmasında da etkili bir yöntemdir. Somon DNA, saçlı derideki kurumanın, saçın taranması ile saçlı deride oluşan hassasiyetin giderilmesinde, saç telinin kuvvetlenmesinde ve saç dökülmesinin önüne geçilmesinde de tercih ettiğimiz bir yöntemdir. Somon DNA tedavisini hem genç yaş grubunda hem de ileri yaş grubunda güvenle kullanabilmekteyiz.”

    “GÜÇLÜ BİR ANTİAGİNG VE NEMLENDİRME SAĞLAR”

    Yüksek, somon balığından gelen gençlik uygulamasının hem güçlü bir antiaging hem de güçlü bir nemlendirme etkisi sağladığını vurguladı.

    Tedavi sürecinde kişinin bolca su tüketmesinin işlemin söz konusu etkilerinin daha da artmasını sağladığını kaydeden Dr. Yüksek, Somon DNA’sı uygulamasında kişinin vücudunda azalmış ve bozulmuş olan bağ dokusu proteinlerinin yeniden onarılarak, cilt doğallığının korunmasıyla gençleşme etkisi sağlandığını bildirdi.

    Yrd. Doç. Dr. Jale Yüksek, somon serumunun sadece yüz bölgesine değil, boyun ve dekolte bölgesine, yıpranmış ve kurumuş ellere, saçlı deriye, vücutta çatlak görünümü olan her bölgeye uygulanabilen bir tedavi yöntemi olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Somon gençlik iksiri ile cildin kendini yapılandırması sayesinde işlemden hemen sonra ciltte parlama, ışıltı elde edilmeye başlar. Bu etki seanslar ilerledikçe daha da artar. Doğal görünümünün bozulmasından korkan ve kırışıklıklarından rahatsızlık duyan her yaş grubundaki kişilerde rahatlıkla uygulanabilen, kısa, pratik ve yan etkisi olmayan Somon DNA serumu son zamanlarda sıklıkla tercih edilen bir gençleştirme yöntemidir.”

  • Sağlık İksiri İçecekler!

    Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, dayanıklılığı artırmaktan, kas yapmaktan, kilo vermeye kadar birçok farklı durum için uygun içeceklerin var olduğunu belirterek hangi içeceği hangi durumlarda içmeniz konusunda önemli bilgiler verdi.

    Kuşkusuz ki en kıymetli içeceklerin başında su gelir. Suyun yanı sıra içilen çay, kahve, bitki ve meyve çayları, maden suyu, meşrubatlar, meyve suları, süt, ayran, kefir hatta çorba gibi sıvıların da günlük ihtiyacı karşılamadaki etkisi göz ardı edilmemelidir. Sanılanın aksine 2003 yılından beri yapılan pek çok bilimsel çalışmada kafeinin tek seferde 250-300 mg alınmadığı taktirde, vücutta diüretik etki yaratmadığını söyleyebiliriz. O zaman içecek deyip geçmeden, özel durumlarda tercih edeceğimiz sıvı çeşitlerine beslenme programımızda yer verdiğimiz zaman hem kilo kaybı hem kilo kontrolü ile birlikte kendimizi çok daha rahat ve mutlu hissedebilirsiniz.

    Toksinlerden Arının; Güne uyanır uyanmaz ılık bir bardak su içerek başlayarak ve vücudumuzu tüm toksinlerden arındıralım.

    Kas yapmak için; Süt veya ayran tüketin.

    Kilo vermek için; Kilo kontrolü ve kilo vermek için; yeşil çay hatta içine taze limon sıkılarak içilen yeşil çayın hem yağ yakıcı hem de metabolizma hızlandırıcı etkisi vardır.

    Yorgunluğu atmak için; Taze sebze suyu yorgunluğu atmaya birebirdir.

    Krampları geçirmek için; Maden suyu içine nane veya maydanoz koyarak içerseniz faydasını hissedeceksiniz.(Tansiyon ve Kalp hastaları maden suyundan uzak durmalılar !)

    Mide Bulantısı için; Nane ve ayva kabuğu kaynatarak mide bulantınızı hafifletebilirsiniz.

    Ağız yaralarız için; Isırgan yaprağı çayı acılarınızı hafifletecektir.

    Uyumak için; Sıcak bir bardağa yağsız süt ve içine çubuk tarçın atarak içebilirsiniz.

    Gerginliği atmak için; Gerginlik- stresten uzaklaşmak için sıvı ile kendimize çözüm bulabiliriz, sarıkantaron çayı yaprak halinde 2 dk. kaynar suda demlenmesi yeterli olacaktır. Aynı şekilde şu an yer alan relaxive çayı da birçok bitki karışımından oluşmaktadır. Melisa çayından da faydalanabilirsiniz.

    Sindirimi Rahatlatmak için; Kefir içerek sindirim sistemimizin daha düzenli çalışmasını sağlar ve kemik yoğunluğunun korunmasında etkilidir.

    Kötü Nefes için; Nefesinizin güzel kokması için maydanoz veya kekik suyu için.

    Gaz için; Diyette en çok sıkıntı gaz problemi olması;günde ana yemeklerden sonra içeceğimiz rezene çayı işin çözümüdür.

    Ödem İçin; Tatil sonrası veya yorgunluktan kaynaklı ödem mi hissediyoruz o zaman, maden suyunun içine nane veya maydanoz koyarak hem C vitamini alımını arttıralım hem ödem atıcı özelliğinden faydalanalım.

  • Kestane ‘Aşk İksiri’

    Kestanenin ciltteki kırışıklığı giderip yüzdeki gençleşmeyi sağladığını ifade eden uzmanlar, afrodizyak etkisinden dolayı antik çağlarda ‘aşk iksiri’ olarak adlandırıldığını söyledi.

    Kestanenin sağlık açısından önemli meyvelerden biri olduğunu ifade eden uzmanlar, kestane şekerinin zihinsel yorgunluğu aldığı gibi, eski çağlarda insanların bala batırarak tatlıya dönüştürdüğü ilk meyve olduğunu söyledi. Kestanede bulunan demirin kansızlığı önlediği magnezyum ve fosforun ise kemik metabolizmasında önemli rol oynadığını belirten Kardelen Kestane Şekeri Kalite Kontrol ve Ar-Ge Yöneticisi Ebru Aygün, “Sakinleştirici özelliği vardır. Stresin giderilmesine yardımcı olur. Kestanedeki C vitamini, dişler, kemikler ve kan damarlarındaki matrix oluşumu için gereklidir. Beyin için faydalıdır çünkü unutkanlığı ve alzhaymırı önler. Bağışıklık sistemini güçlendirir ve hücrelerin yaşlanmasını geciktirir” diye konuştu.

    Kestaneye eskiden ekmek ağacı denildiğini ifade eden Aygün, sözlerini şöyle tamamladı: “İçerisindeki karbonhidrat mineral yapısından dolayı insan sağlığında besleyici rolü vardır. Gelişmekte olan çocukların zeka yapısında önemli rol oynamaktadır. Ciltteki kırışıklığı giderip yüzdeki gençleşmeyi sağladığı gibi antik çağlarda da kestanenin afrodizyak etkisinden dolayı ‘aşk iksiri’ olduğu söyleniyor. Kan dolaşımını düzenleyici rolü üstlendiği için varis ve basur hastalığının iyileşmesine yardımcı olan kestane, ayrıca kansızlığa, yorgunluğa iyi gelirken, karaciğer yorgunluğunu giderme ve mideyi kuvvetlendirme etkisiyle dikkat çekiyor. Kış aylarında mangal ve sobalarda kebabı yapılan kestane, hediyelik şeker olarak da gıda sanayinin en gözde ürünlerinden biri olarak sofralarda yer alıyor.”

  • Doğanın İksiri Zeytin Sütü

    Zeytinyağıyla ünlü Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde taş bası yöntemiyle elde edilen “zeytin sütü” büyük rağbet görüyor.

    Yüz yıllık taş baskı sistemi ile hiçbir katkı maddesi kullanmadan sadece zeytini ezerek sıkıp yağını çıkartan Erdinç Tügen, ürettikleri zeytin sütünün adeta doğal bir iksir olduğunu söyledi. Kendi bahçesinde tamamen organik olarak yetiştirilen zeytinleri hasat eden Tügen, Ayvalık’ın Mutlu köyünde kurduğu butik otelin bahçesinde yaptığı tesis ile zeytin sütü üretiyor. Yaklaşık yüz yıllık taş değirmen ve baskı makinasıyla elde edilen zeytinyağı, zeytin sütü olarak isimlendiriliyor.

    Taş değirmende 30 dakika boyunca ezilerek hamur haline getirilen zeytinler daha sonra keçe çuvalların içine alınıyor. Baskı makinesinde üst üste konulan zeytinler yaklaşık 200 tonluk bir basınç ile sıkılıyor. Bu aşamada hiçbir kimyasal ve ısıtma işlemi yapılmadan üretilen zeytinyağı soğuk sıkma metoduyla imal ediliyor. Zeytin sütünün kilosu 130 ile 150 milyon lira arasında alıcı buluyor.

    Erdinç Tügen “Zeytini taş baskıyla eziyoruz. Hamur haline getirdiğimiz taş baskı zeytinimizi çullarımızın arasına alıp baskı ile sıkıyoruz. Kazanın içine zeytin tanesinin içindeki yağ ve su akıyor. Bu akan su ve yağı 20 dakika dinlendirdikten sonra cazibe usulü kaydırma ile üzerindeki yağını alıyor ve ambalajlıyoruz. Bu tamamen portakal suyu gibi doğal, minerallerini kaybetmeden soframıza geliyor. Zeytin sütü diye biliniyor. Mineralleri sıcak su görmediği için doktorlar tavsiye ediyor. Biliyorsunuz zeytinyağı insan sağlığına çok faydalı” dedi.