Etiket: ikna

  • 5. kattan atlamak isteyen genci AK Parti ilçe başkanı ikna etti

    Bursa’nın Orhangazi ilçesinde, bir iş merkezinin 5. katından atlamak isteyen genci AK Parti ilçe başkanı ikna ederek intihardan vazgeçirdi.

    25 yaşındaki R.Ç., çarşı merkezindeki bir iş merkezinin 5. katının balkonuna çıkarak intihar edeceğini söyledi. İhbar üzerine olay yerine gelen polis çevrede güvenlik tedbiri aldı. İtfaiye ekipleri balkonun altına şişme yatak kurdu. Polis, alkollü olduğu belirlenen R.Ç.’yi ikna etmeye çalıştı. Bu sırada yüzlerce vatandaş iş merkezinin çevresini sararak film izler gibi yaşananları seyretti.

    Polisin ikna çalışmaları bir süre netice vermedi. Bu sırada iş merkezinin karşısındaki parti lokalinde bulunan AK Parti Orhangazi İlçe Başkanı Mustafa Kaya, olayı haber alınca binaya çıktı. Kaya, iş sözü vererek ikna ettiği genci intihardan vazgeçirdi. Alkışlar arasındaki kurtarma operasyonundan sonra R.Ç. ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü. Bu arada iş merkezindeki kafeteryanın sahipleri gence tepki gösterdi.

  • ’İkna odaları’ ile gündeme gelen eski dekan sessizliğini bozdu

    2011 yılında adı ’ikna odaları’ ile gündeme gelen İnönü Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Göknur Aktay, aradan geçen 5 yılın sonunda sessizliğini bozdu. Kendisine komplo kurulduğunu savunan Aktay, sorumluların açıklanmasını istedi.

    İnönü Üniversitesi Eczacılık Fakültesi eski dekanı Prof.Dr. Göknur Aktay, 5 yıl sonra sessizliğini bozdu ve kameralar karşısına çıktı. Bir restoranda düzenlediği basın toplantısında Aktay, kendisine o dönem komplo kurulduğunu iddia etti. 2011 yılında kendisi hakkında bir gazetede çıkan ‘İkna odaları’ kurarak başörtülü öğrencilere eziyet ettiği haberi sonrası Rektör Prof. Dr. Çelik’in konuyla ilgili inceleme başlattığını belirten Aktay, ancak bugüne kadar herhangi bir açıklama yapmaması nedeniyle bu toplantıyı düzenlediğini söyledi. Prof. Dr. Aktay, “Ülkemiz de başörtüsünün serbest bırakılması ile ilgili geçiş sürecinde dönemin YÖK başkanının başörtülü öğrencilerle ilgili olarak tutanak tutulması ancak derse girmelerinin engellenmemesi ve işlem yapılması yönündeki talimatları gereği, Rektör Prof. Dr. Çelik’in talimatları gereği başörtülü öğrencilere tutanak tutulmakta ancak işlem yapılmaktaydı. Dekan olarak görev yaptığım Eczacılık Fakültesinde de o dönemde öğrencilere sadece tutanak tutulup hiçbir zaman ikna odaları gibi bir uygulama yapılmamıştır. Aksine tutanak için Dekanlık makamına gelen öğrencilerine tutanaklarda ilgili olarak endişelenmemelerini, ailelerinin kendilerinden üstün başarılar beklediklerini çok ama çok çalışmalarını, bu tutanaklarla ilgili olarak onların saçlarının bir teline bile zarar gelmesine izin vermeyeceğimi söylemişimdir” diye konuştu.

    Başörtülü öğrencilerle ilgili tutanak tutulması nedeniyle öğrencilerin duyduğu endişeleri Rektör Çelik’e ilettiğini kaydeden Aktay, ancak Çelik’in tutanak tutulmasına devam edilmesini istediği aksi takdirde tutanak tutulmadığı için sorumlu tutulacağını kendisine söylediğini ileri sürdü.

    Kendisi hakkında çıkan haberlerin ardından Rektör Çelik’in soruşturma tamamlanana kadar hiçbir basın ve STK ile görüşmesini istemediğini ifade eden Aktay, yapılan incelemede Rektör Çelik’in kendisine kurulan komployu kendisine ve eşine açıkladığını iddia etti. İnceleme komisyonunda yer alan rektör yardımcılarının mesleki saygınlık ve akademik itibarının zedelenmesine karşı duyarsız kaldıklarını ifade eden Aktay, bu komplonun tüm yükünü omuzlarına atıldığını ve yargısız infaza terk edildiğini savundu. Akademik ve sosyal yaşam ortamında sürekli olarak karşılarına çıkan bu iftira nedeniyle hala mağduriyetler yaşadıklarını öne süren Aktay, “Eczacılık Fakültesinde ‘ikna odaları’ kurduğum ve başörtülü öğrencilerime eziyet ettiğim bilgisi tamamen gerçek dışıdır. Şahsıma yönelik bir itibarsızlaştırma amacı taşımaktadır. Hakkımda başlatılan inceleme kasıtlı olarak eksik ve yanlı yapıldığından bundan cesaret bulanlar tarafından uygulanan psikolojik yıldırmalarla 5 yıldır yoğun olarak maruz kalmaktayım. Sayın Rektörün şahsıma yapılan komplo ve haksızlıktan bildiği halde açıklamaması, inceleme sırasında gerçek sorumluları koruyup kollaması insanlara sığmadığı gibi kul hakkına da girmektedir. Her iki dünyada da hesap verilmesi gereken konular arasındadır” ifadelerine yer verdi.

    Görevi sona eren Rektör Çelik’e seslenen Prof. Dr. Aktay, hakkındaki komploda tanıkların halen ifadelerinin alınmadığını ileri sürerek bazı sorular sordu. Aktay açıklamasının sonunda ise İnönü Üniversitesi’nde başlatılan FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili unsurların kamu kurumlarından temizlenmesi amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında dile getirdiği eksiklerin de dikkate alınarak yeniden çok yönlü olarak araştırılması gerektiğini söyledi.

  • Maaş eylemi yapan işçileri Cumhuriyet Başsavcısı ikna etti

    Denizli Adliyesi ek bina inşaatında çalışan iki işçi, 3 aydır maaşlarını alamadıkları için eylem yaptı. Vince çıkan işçileri Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Alper ikna ederek inmelerini sağladı.

    Edinilen bilgiye göre, Denizli Adliyesi ek bina inşaatında çalışan ve üç aydır maaşlarını alamayan 8 işçiden amca çocukları olan M.M. ile A.M., inşaat alanındaki yaklaşık 30 metre yüksekliğindeki vincin tepesine çıktı. Maaşlarını alana kadar eylemi sürdüreceklerini belirten işçileri gören vatandaşlar, durumu polise bildirdi. Olay yerine gelen polis, işçileri inmeye ikna edemeyince ambulans ve itfaiye çağırdı. İtfaiye ekipleri, işçilerin düşme ya da atlama ihtimali üzerine yere hava yastığı açtı. İki işçi vinçten inmeleri için bir türlü ikna edilemeyince, olayı haber alan Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Alper olay yerine geldi.

    Başsavcı Alper, ilk olarak işçilere ambulansın megafonundan seslenerek, “Ben Cumhuriyet Başsavcısıyım. Adalet Bakanlığıyla görüştüm. Bakanlık müteahhite tamamen ödemeyi yapmış, müteahhit size ödeme yapmamış. Yasal olarak bundan sonraki alacaklarınızın ödenmesi için dilekçe alacağım. İşçinin alacağı öncelikli olduğu için doğrudan doğruya bakanlıktan alacaksınız. Bu yasal hakkınızı kullanmanızı sağlayacağım. İnin, ben size yardımcı olacağım” dedi.

    İşçiler yine ikna edilemeyince bu kez Başsavcı Alper, vincin tepesindeki işçilerle telefonla konuştu. Alper, “Ben Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapıyorum. Yaklaşık 4 gündür uyumadım. Devletimiz ayakta kalsın diye gece gündüz 17 arkadaşımla birlikte uyumadık. Adalet Bakanlığı’yla görüştüm. Dilekçe vereceksiniz, ben size yardımcı olmak için geldim. İnin aşağı, her türlü yardımı yapacağım. Paranız yatmaya başlamış” diye konuştu.

    Başsavcı Alper daha sonra işçilerle daha yakından konuşmak amacıyla inşaatın üzerine çıkarak onları ikna etmeyi başardı. Vince çıkan iki işçiyle birlikte toplam 8 işçi Başsavcı Alper ile birlikte alacaklarının ödenmesi için dilekçeleri alınmak üzere Adalet Sarayı’na gitti.

  • Kunter Kurt, İskenderun’da İkna Stratejilerini Anlattı

    Davranış Bilimleri Uzmanı Eğitmen-Psikolog Kunter Kurt, ikna stratejilerini anlattı.

    The Anıl Lıfe Otel’de gerçekleşen etkinliğe Akdeniz Tüccar ve Sanayici İşadamları Derneği’nin (ATSİAD) üyelerinin yanı sıra çok sayıda davetli katıldı. Etkinlikte konuşan ATSİAD Başkanı Şekip Abacı, ikna ve uyum sürecine dikkat çekti. Bir insanın günde en az bir kişiyi ikna etmesi gerektiğini belirten Abacı, “İster iş yaşamımız da olsun ister özel hayatımız da olsun günde en az bir defa birini ikna etmemiz gerekiyor. Bu ikna çabalarımız zaman zaman kendimiz için de olabilir, iş ya da şirket çıkarına da olabilir. Birilerini ikna etmemiz için neyi nasıl yapmamız ve nelere dikkat etmemiz gerektiğini öğreneceğiz. Uyum ise doğumdan ölüme dek günlük olaylara karşı karşıya gelen her insanın yaşadığı doğal bir süreçtir. Düşünülebilir bu süreç insanın içinde bulunduğu ortamda bir talebin doğmasıyla başlar ve kurulu dengeleri bozar. Bozulan dengelerin tekrar kurulabilmesi için insan gerekli birçok mekanizmaya zaten sahiptir. Ya da bu mekanizmaların geliştirilebilme potansiyeli bulundurulmaktadır. İkna ve uyum sürecinin önemli unsurlarını öğreneceğiz” dedi.

    İkna stratejilerini anlatan Davranış Bilimleri Uzmanı Eğitmen – Psikolog Kunter Kurt ise sunumu esnasında salonda bulunan katılımcılara keyifli dakikalar yaşattı.

  • İkna Etmenin Yolu Sol Kulak

    Uludağ Üniversitesi Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin düzenlediği konferansta konuşan Davranışbilimci Psikolog Kunter Kurt, iletişim hakkında önemli tavsiyelerde bulundu.

    Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay’ın yanı sıra çok sayıda akademisyen ve öğrencinin takip ettiği konferansta, Davranışbilimci Psikolog Kunter Kurt, insan ilişkilerinde renklerin, beden dilinin ve bazı davranışların karşı tarafta nasıl algılandığını esprili bir şekilde anlattı. İlgi ile izlenen sunumunda Kunter Kurt, “Korku kültüründe vicdan değil bağımlılık, yaranma zekâsı gelişir. Korkutulan insan bağımlıdır, kendisini seçeneksizliğe mahkûm edilmiş hisseder. Suçu cezalandırılan insan cezalandırılmış olmanın gönül rahatlığı ile yeni bir suça yönelir. En sevdiği şeylerden mahrum ederek cezalandırmayı seçin. Cezaevlerindeki tutuklularla yaptığım çalışmalar sonucunda, suçun babadan kaynaklı olduğunu gördüm. Anneden kaynaklı suç yok. Baba ahlâk merkezidir, anne sevgi merkezi. Sevgi merkezi doğru davranışlar sergileyip temeli sağlam tutuyorsa bunun üzerine sağlam bina yapılabiliyor” diye konuştu.

    İKNA ETMENİN YOLU SOL KULAK

    İkna yollarını da anlatan Kurt, şunları söyledi:

    “Sol kulaktan söylenen cümleler sağ beyinde kabul görüyor. İkna etmenin yolu sol kulağa çalışmaktan geçiyor. İnsanda iki görünümlü tek bir akıl vardır. Erkek yönetici düşünceyi kullanır, kadın yapıcı düşünceyi kullanır. Takım olduklarında her şeyi yönetecek güce sahiplerdir. Kadınların önceliği psikolojik ihtiyaçlardır. Sevgi ve şefkat, ilgi ve destek, istendiğini hissetme, terk edilmeyeceğine inanma, güvenlik ve korunma, iletişim ve danışma, takdir edilip onurlandırılma, maddi güven ve çocukların büyütülme aşamalarında sorumluluk paylaşımı. Erkeklerin psikolojik ihtiyaçlarında ilk sırada bağımsızlık ihtiyacı var. Ardından kendine güven, cinsel mutluluk, saygı görme, mücadele, adalet ve maddi bağımsızlık. Her cins birbirine ihtiyacı olanları vermekten imtina etmesin”.

    KADIN DAHA ÇOK MU KONUŞUR?

    Kurt, “Kadınlar günde 20 bin, erkekler ise günde 7 bin kelime ile konuşuyorlar. Ama buna gevezelik denmez. Aklınızdan geçirilen şeyler bile konuşma sayılır. Kadın aklından daha fazla şeyler geçirir. Kadın detaycıdır, süreç odaklıdır. Erkekse sonuç odaklıdır.

    – Kaygı, korku ve endişe anında dilin durumu ilginç. İnsanın korkudan dili tutulur mesela. Böyle bir anda damağa uygulanan bir baskı ya da dili damağın üstüne yapıştırma beynin sağ ve sol lobunun her ikisini birden çalıştırır ve korkuyu atlatmaya yardımcı olur. Sinirli olduğunuz anda bir söz söylemeden önce yutkunun. İkinci kez yutkunduğunuzda dilinizin damağınıza yapışmış olduğunu göreceksiniz” dedi.

    TİMUS BEZİNİZİ DÖVÜN

    Bağışıklık sitemini ayakta tutan timus bezini Japonların günde dört defa dövdüğünü kaydeden Kurt, “Bizde ağıt yakan kadınlar ona keza. İçli şarkılar dinlerken sinemize vurduğumuz yumruklar ona keza… Timus bezi üç şekilde aktif oluyor: Vurduğunuzda, kahkaha attığınızda ve dilinizi üst damağa yapıştırdığınızda. İnsan 21 gün içinde öğrenir ya da unutur. 21 gün sabrederseniz hedeflediğiniz her ne ise ona ulaşabilirsiniz. Çünkü 21 günde hepsi davranışa ve alışkanlığa dönüşür” şeklinde konuştu.

    ORGAN DİLİYLE KONUŞMAYIN

    “Beni kanser edeceksin, kalbimi kırdın, sana gençliğimi verdim ve benzeri laflar organları biyolojik anlamda yorar” diyen Kurt, “Sizden olmayan bir şeyi bilinçaltınız fark ettiği anda direnciniz düşer. Doğru olmayan bilgileri organlarınız reddeder. Organ dilini kullanmaya başladığınız anda beyin o cümleyle ilgili organlarınıza kötü mesajlar gönderir.

    En çok organ dilini kullanan da kadınlardır. O yüzden ağrıları hiç bitmez. Bu dili terk eden insanlar sağlıklarına kavuşurlar” dedi.

    ÖN LOBUNUZU ÇALIŞTIRIN

    Ön lobun çalıştırılmasını tavsiye eden Kurt, “İşin içinden çıkamadığımızda elimizi alnımıza götürüp kaşırız ya, işte o ön lobu çalıştırma hareketidir. Ön lob konsantrasyon, plan yapma ve problem çözme merkezidir çünkü. Büyüklerin elini öptükten sonra da o eli ön loba koyarız, secdeye varınca da ön lobumuzu yere yapıştırırız. Ellerinizi kilitlediğinizde sağ baş parmak mı üstte, sol baş parmak mı? Sağ baş parmağı üstte olanlar biraz daha duygusaldırlar. Sol baş parmağı üstte olanlar ise daha detaycıdır. Tepeden tırnağa her ayrıntıya dikkat ederler” dedi.

    BAŞINIZ NE YANA EĞİK?

    İlginç bilgiler veren Kurt, “Serbest duruşunuz esnasında başınız sağda ise gelecek endişeniz vardır, solda ise geçmişle ilgili sıkıntılarınız devam ediyordur. Karşı tarafa “ezik” mesajı vermemek için dik durup çenenizi yere paralel tutmakta fayda var. Einstein’ın ölümünün ardından onu bu kadar zeki yapan şeyin ne olduğunu merak eden nörolog arkadaşı Dr. Harvey, iki yıl boyunca Einstein’ın beynini incelemiş ve bu incelemelerin sonunda yayınladığı raporda, Einstein’ın beyninin diğerlerinden farksız olduğunu belirtmiş. Einstein’ın farklı yaptığı tek şey, her iki elini de mükemmel derecede kullanması imiş. Kullanmadığımız elimizle her gün yapacağımız on dakikalık bir çalışma başarıya götürür. Sağ el kısa süreli bellek ve öğrenme, sol el uzun süreli bellek ve hatırlama, her iki elinizi sıktığınızda yapabilme ve edebilme gücünü yani beyninizdeki her iki lobu birden faal edersiniz. Beyin loblarınızı kontrol edebilmeniz için kaşlarınızı kontrol edebilmelisiniz. Sizi küçük düşürmeye yönelik kasti soruları net olarak reddedin ve soruya soru ile karşılık verin. Mesela; “Bu soruyu neden sorduğunu öğrenebilir miyim?” ya da “Tam olarak ne istediğini söyler misin?” cümlelerinin sihrini tecrübe edin.Kendini önemsetmek mi istiyorsun, korktun mu, yoksa ne yapacağını mı bilemiyorsun? İnsanlar bu üç sebepten ötürü bağırır. Karşınızdakinin neden bağırdığını anladığınız anda kontrol sizdedir. İnsanda ters etki yapan me’leri, -ma’ları hayatınızdan kaldırın ki herşey istediğiniz gibi olsun. Malum, dayatılan her şeyin tersini inadına yapar insanoğlu. Olumlu cümlenin sonuna kondurduğunuz ama ile tüm olumlu sözleri bir anda olumsuz hale getirebilirsiniz. Hatırlamak istediğinizde gözlerinizi düz bir çizgi üzerinde sağa ve sola kaydırın, tarama yapar gibi yani, hatırlarsınız. Karşınızda size olumsuz konuşan bir insanın alın bölgesine atacağınız şizofrenik bir bakış onu dağıtacaktır” şeklinde konuştu.

    BEDEN VE DİL AYNI KONUŞSUN

    Beden diliyle lisanın aynı olması gerektiğini savunan Kurt, “Beden diliniz ile konuşma diliniz müsemma olsun. Diliniz tamam derken, bedeniniz istemezükçülük etmesin. Önemli kararları sabah alın. Sabahın hayrını yadsımayın. Beyin sabah öğrenir, öğrendiklerini akşam yorumlar. Neden” sözü zihni kapatıcı, “Nasıl” sözü ise zihni açıcıdır. Ön lobunuzu aktif hale getirmek için sebep yapamıyorum yerine, nasıl yapabilirim sözünü kullanın. Bir bardak çay iki bardak suyu, bir bardak kahve dört bardak suyu vücudumuzdan dışarıya atar. Kaybettiğiniz suyu yerine koymayı unutmayın. Susuzluğun bedeninizde sebebiyet verdiği yıkımı bilin ve onu susuz bırakmayın. Hatalarınızı kendinize samimiyetle itiraf ederseniz eğer o hatayı bir daha tekrarlamazsınız. Bilinçaltı ikna olduğu zaman bunu size tekrarlatmıyor” dedi.

    RENKLERİN DİLİ

    Renklerin dilinden de bahseden Kurt, “Renklerin diliyle bilinçaltımıza neler gönderildiğini ya da bizim bilmeden de olsa çevremize ne mesajlar verdiğimizi durup şöyle bir düşünelim bakalım. Ameliyat önlüklerinin yeşil olması güveni işaret eder mesela. Sarı geçici demektir ve taksiler sarıdır. Siyah arabaların sırrı hırs ve tutkuda gizlidir. Bazı şirketler, bu yüzden siyah tercih edenleri işe alır. Ergenlikte mor erotik duyguları tetikler. Kahverengi vasıfsızdır” dedi.