Etiket: İhtiyacının

  • Türkiye’nin soya ihtiyacının yüzde 60’ı Adana’dan

    Türkiye’nin soya ihtiyacının yüzde 60’ını karşılayan Adana’da soya hasadı başladı. Dekar başına alınan 500 kilogramlık verim ve kilogram başına 1,4 lira fiyat çiftçinin yüzünü güldürdü.

    Türkiye’de ekilen 200 bin dönüm soyanın yüzde 60’ının yetiştiği Adana’da makinelerle soya hasadı başladı. İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Muhammed Ali Tekin ve Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan ile odaya bağlı ziraat mühendisleri hasat yapılan bir tarlada incelemelerde bulundu. Türkiye’de üretilen 160 bin ton soyanın 100 bin tonunun Adana’dan karşılandığını aktaran Muhammed Ali Tekin, soyanın gıda, yem ve yağ sanayisinde dünyanın önemli bir ihtiyacı olduğunu kaydetti. Soya ithalatının önüne geçmek için yoğun çaba sarf ettiklerini vurgulayan Tekin, “Soya ekilebilecek bölgelerde soya üretiminin artmasını öneriyoruz. Ülkemizde döviz kaybının önlenmesi ve ülke ekonomisine katkı sağlaması açısından önemli bir ürün” ifadelerini kullandı.

    “Dekara 700 kilogram almak her çiftçinin hayali”

    Çukurova’nın endüstriyel yağ bitkilerinde önemli bir merkez haline geldiğine dikkat çeken Tekin, şöyle devam etti:

    “Mısırın yüzde 20’si, soyanın ve yer fıstığının yüzde 60’ı, ay çiçeğinin yüzde 13’ünü biz ekiyoruz. Pamuk bu sene arttı. Türkiye’de pamuk ve ayçiçeğinde 5. sıradayız. Çukurova’da verimin artırılması yönünde ve dekara elde edeceğimiz rekoltenin yükseltilmesi konusunda ciddi çalışmalarımız var. Bir taraftan üretim yaparken, diğer taraftan tohum sektörünün de gelişmesi gerekiyor. Şu an içerisinde bulunduğumuz arazinin tohumu tamamen yerli üreticiler tarafından üretildi. Dekar başına 500 kilogramın üzerinde verim alındığını göz önünde bulundurursak Türkiye’de tohumculuk sektörü önemli ölçüde gelişti ve dünyayla mücadelede önemli bir kademedeyiz. Bu çalışmalar tamamlandığında dekara 700 kilogram almak her çiftçinin hayalidir. Hem yerli tohum firmaları hem de üreticilerimizin gayretiyle bunu başaracağız inşallah.”

    “Ekim sahasının artırılması için destekler artmalı”

    Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan ise fiyatların bu yıl iyi olduğunu kaydederek şunları söyledi:

    “Bu yıl soya çiftçimizin yüzünü güldürecek. Fiyatı kilo bazında 1,4 liraya satılmakta. Soya ülkemizin en stratejik ürünlerinden birisi. Buğday, mısır, pamuk nasılsa soyamız da öyle. Çünkü soya ekildiğinde hiçbir gübre kullanılmadan, masrafsız yetişmekte ve soya açığımız bayağı yüksek. Türkiye’de soya ekimi 200 bin dönüme yakın ama bunun yüzde 60’ı 70’i Adana karşılamakta. Bu çok az aslında. Biz bu ekim sahalarının daha da çoğalmasını desteklerle istiyoruz. Çünkü şu an soyaya kilogram başına verilen destek 60 kuruş. Bu yeterli mi? Şu an için yeterli ama ekim sahasının artırılması için biz bunu az buluyoruz ve bunun daha da artırılmasını istiyoruz.”

  • (Özel haber) İstanbul’un yeşillik ihtiyacının büyük kısmı bu ilçeden karşılanıyor

    Sera üretiminde kendisini tüm Türkiye’ye tanıtan Eskişehir’in Sarıcakaya ilçesindeki çiftçiler, İstanbul’un yeşillik ihtiyacının büyük kısmını karşılıyor.

    Sera üretiminin oldukça yaygın olduğu Sarıcakaya’da çiftçiler, İstanbul’a her gün 20 kamyon dolusu yeşillik gönderiyor. Son zamanlarda kolay yetişmesi ve verimin yüksek olmasından dolayı rokaya yönelen çiftçiler, diğer yeşillik ürünlerini de ihmal etmiyor.

    Roka gibi yeşilliklerin kolay yetiştiğine dikkat çeken çiftçi Sedat Uyaroğlu, İstanbul’a her gün ürün gönderdiklerinden bahsetti. Devletin verdiği sera hibelerinin de üretime yansıdığını aktaran Uyaroğlu, “Seracılıkla uğraşıyoruz. 365 gün rokayla uğraşıyoruz. Hem masrafsız olduğu için hem de piyasası var. İstanbul’a günlük arabamız kalkıyor ve günlük olarak mal çıkarıyoruz. Ekim yaptığımızda boşluk vermeden kademe kademe ekim yapıyoruz. Ziraat’in verdiği ilaçları ve gübreleri kullanarak, üretimimize devam ediyoruz. Kaliteli mal yetiştirmeye çalışıyoruz. Devletimizin de seracılık konusunda hibe programları var. Bu programlardan yararlanıyoruz. Yüzde 50 ve yüzde 100 hibelerden çiftçilerimiz faydalanıp, seraları kuruyorlar. Bundan dolayı da devletimize Allah razı olsun diyoruz” dedi.

    “İstanbul Bayrampaşa haline gönderiyoruz”

    Soğan yetiştiricisi Yusuf Meriç ise İstanbul Bayrampaşa haline giden soğanların yolculuğunu anlattı. Meriç, “Yeşillik, soğan, tere, roka, marul ve maydanoz gibi ürünleri yetiştiriyoruz. Şu anda işimiz soğan. Soğan çok zahmet isteyen bir iş, şu an topladığımız soğanları biz ekim ayında diktik. Yaklaşık bir 3 ay sonra verim almaya başladık. Bu sene kışın da ağır geçmesinden dolayı, istediğimiz kaliteyi alamadık. Çok fazla soğuklar vardı. Bu soğuklar da fiyatlara yansıdı. Bu yüzden yüzümüz güldü. Soğanı çıkardıktan sonra haldeki oluklarımızda yıkıyoruz. Sonra İstanbul Bayrampaşa haline gönderiyoruz. Orada komisyoncularımız var. Onlar satıyorlar. Soğan çok zahmet isteyen bir iş olduğu için çiftçilerimiz soğana rağbet göstermiyor. Tabii tere ve rokanın yapımı daha kolay olduğu için soğan yağımı daha az. Bu yüzden talebi de az” şeklinde konuştu.

    “Bizim buradan günde 15-20 araba gidiyor”

    Sarıcakaya’dan başlayan yeşilliklerin yolculuğunu anlatan Nakliyeci Mehmet Kahya, her gün 20 kamyonun ilçeden hareket ettiğini ifade etti. Kahya, “İlçemizde nakliyecilik yapıyorum. Burada çiftçimizin getirdiği malları, arabamıza sarıyoruz ve İstanbul’a teslim ediyoruz. Çiftçimiz Ahmet ağabey tarladan malı alıp getiriyor, mallar kuru oluyor. Bunların İstanbul’a daha sağlıklı gitmesi için suya ihtiyacımız var. Hiç oluğa girmemişse burada oluğa alıyoruz. Kendi bahçesinde sulamışsa, burada biz sadece su tutuyoruz. Her sabah saat 8.00’de çiftçimiz mallarını getirmeye başlıyor, en geç saat 17.00’da arabamız doluyor. 17.00 son saat, çünkü İstanbul’da çok trafik var. Her gün bir kamyon biz gönderiyoruz. Burada komşularımız var, birer araba da onlar sarıyor. Yani bizim buradan günde 15-20 araba gidiyor” diye konuştu.

    Öte yandan ilçede ıspanak seralarda bin 960, soğan bin 260, roka ise 515 dekara ekiliyor.

  • Bilgiç: “Pamuk İhtiyacının Yüzde 65’ini İthalattan Karşılıyoruz”

    TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, sürdürülebilir pamuk üretiminin artırılarak ithalatın kademeli olarak yüzde 65’lerden yüzde 35’lere düşürülebileceğini söyledi.

    İyi Pamuk Uygulamaları Derneği (İPUD) Yönetim Kurulu Başkanı Leon Piçon ile İPUD Genel Müdürü Şükran Bayçura, Adana Ticaret Borsası’nı ziyaret etti.

    Piçon, amaçlarının Türkiye’de pamuk üretimini, pamuğu üreten kesimler için, pamuğun yetiştirildiği çevre için ve sektörün geleceği için daha iyi bir hale getirmek ve sürdürülebilir kılmak için İyi Pamuk Uygulamaları Derneği’ni kurduklarını söyledi.

    Türkiye’de Better Cotton üretimini sağlamak için 2014 yılında BCI ile Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalandığını hatırlatan Piçon, “Bu ortaklığın amacı pamuk üretiminin Türkiye’de yolaçtığı olumsuz çevresel ve sosyal etkiyi azaltmak ve BCI üyesi Türk sanayiciler için Better Cotton lisanslı pamuğun bulunurluğunu arttırmaktır. Sürdürülebilir şartlarda üretilen Better Cotton lisanslı pamuk üreten iller içerisinde 2015 sezonunda Adana, İzmir, Aydın, Antalya, Hatay, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Diyarbakır yer almaktadır” dedi.

    ATB Başkanı Şahin Bilgiç ise sürdürülebilir şartlarda üretilen Better Cotton lisanslı pamuk üretiminde çiftçilerle doğrudan çalışan üretici birim olarak katkı koyan Türkiye’nin tek borsası olduklarını söyledi. Bilgiç, “Adanamızda bu uygulamaya katılan üretici ve tüccar sayımız artmaktadır. İPUD’un güzel çalışmalar içerisinde olduğunu biliyoruz. Yağlı tohumlarda ciddi bir açığımız var. Pamuk’ta da dışarıdan yüzde 65 ithalat yapılıyor. Türkiye bu pamuğu yıllarca üretti. Yine üretir. Ama biliyoruz ki üretici istediği gibi para kazanamıyor. Alternatif olarak başka ürünlere kayıyor. Onun için pamuğun, pamuk yetişen bölgelerde yetiştirilmesi lazım. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın 2017 yılında havza modeline geçilmesiyle başta pamuk olmak üzere yağlı tohumlar değer kazanacaktır. Kaliteyi ve sürdürebilir pamuğu arttırabilecek çalışmalar ile pamuk ihtiyacının kademeli olarak yüzde 65’i yerine yüzde 35’ini dışarıdan karşılayacak hale gelebiliriz” diye konuştu.

  • Prof. Dr. Akay: “Türkiye’nin Enerji İhtiyacının Yüzde 30’u Atıktan Karşılanabilir”

    Atık maddeleri kullanarak Türkiye’nin enerji ihtiyacının yüzde 30’unun karşılanabileceğini söyleyen Kimya ve İşlem Mühendisi Prof. Dr. Galip Akay, Türkiye’de kuracakları sistemin dünyada bir ilk olacağını belirtti.

    İngiltere’deki Unilever Araştırma Merkezi ve Newcastle Üniversitesi’nde görev yapan ve çalışmalarına Türkiye’de Ondokuz Mayıs Üniversitesi Karadeniz İleri Teknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde devam eden Kimya ve İşlem Mühendisi Prof. Dr. Galip Akay, uzun bir süredir üzerinde çalıştığı araştırmaları sonucu uygulanacak sistemle Türkiye’nin enerji ihtiyacının yüzde 30’unu karşılayabileceklerini söyledi. 10 yıl önce İstanbul’da kurdukları fabrikada kullanılan kataliz sistemini daha da geliştirdiklerini ifade eden Akay, yeni geliştirdikleri katalizlerin dünyada bir ilk olduğunu belirtti. Türkiye’de kurulacak olan fabrikaların elektrik enerjisi, gaz ve sıvı yakıt üretebileceğini ifade eden Akay, bu sistemler küçük olduğundan her ilde bu fabrikaların kurulabileceğini söyledi. Enerji kullanımında çöplerin ve atıkların kullanıldığını kaydeden Akay, az bir maliyetle ekonomik ve zararsız fabrikaların her ile kurulabileceğini dile getirdi.

    “İLK ÖRNEĞİNİ TÜRKİYE’DE 10 YIL ÖNCE YAPTIK”

    İngiltere’de çeşitli teknolojiler geliştirdiğini ifade eden Akay, “Bu teknolojinin Türkçe adı ‘Proses İntensifikasyon (İşlem Yoğunlaştırılması)’. Amacı ise çok büyük ölçeklerde yapılan işlemleri çok küçük ölçeklerde yapmak ve aynı zamanda da kapasitesini aynı tutmak. Bu yöntemi kullanarak ortaya çıkan işlemler çok daha ucuz ve maliyetleri de çok daha ucuz oluyor. Bu nedenle küçük ölçekteki işlemleri yapmak mümkün oluyor. Benim yaptığım ve şu anda da dünyada kabul edilen işlem yoğunlaştırılması iki unsurdan oluşuyor. Bunlardan bir tanesi geliştirdiğim bir maddenin tarıma uygulanması, diğeri ise atıklardan elektrik, gaz ve sıvı yakıt elde edilmesi. Şu an üzerinde çalıştığımız konu elektrik, gaz ve sıvı yakıt üretimi. İngiltere’de yaptığım çalışmalar sonucu patentini aldığım bir çalışmanın devamı olarak bu çalışmanın ilk örneğini Türkiye’de 10 yıl önce yaptık. İstanbul Kemerburgaz’da bir tane gazlaştırma fabrikası kurduk. Fabrika, o zamanın Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıldı. Daha sonra bu sistemi İngiltere’de daha da geliştirdik. Şu anda bu işlemi yapabilen İngiltere’de birkaç tane fabrika var” dedi.

    “BU SİSTEMLE TÜRKİYE’NİN ENERJİ İHTİYACININ YÜZDE 30’UNU KARŞILAYABİLİRİZ”

    Son on yıldır yaptıkları çalışmalar sonucu bu sistemi çok daha ilerlettiklerini ifade eden Akay, “Yapmak istediğim şey yeni geliştirdiğim bu sistemi Türkiye’de yapmak. Yapmak istediğim şey, bu sistemi Türkiye’de kurarak asgari Türkiye’nin enerji ihtiyacının yüzde 30’unun karşılanabilmesi. Bu sistemle belediye atıkları, zirai atık ve bütün atıklardan faydalanılarak elektrik enerjisi, gaz ve istenilirse sıvı yakıt üretilmesi amaçlanmaktadır” diye konuştu.

    Bu sistemde kullanılan birkaç unsurun olduğunu söyleyen Akay, “Bunlardan biri gazlaştırma fabrikası. Diğeri elde edilen gazın temizlenmesi. En son aşamada ise temizlenmiş gazın sıvıya dönüştürülmesi. Bunun için her aşamada çeşitli reaktörlere ihtiyaç var. Bu reaktörlerin hepsini biz geliştirdik. En son aşama olan gazın sıvıya dönüştürülmesinde katalizör kullanılması gerekir. Burada gördüğünüz resim bu katalizlerden bir tanesi. Böyle bir kataliz dünyada yoktu. Umut ediyoruz ki bu tür katalizler yaygınlaşacaktır. Benim üzerinde en çok durduğum konu gaz elde etmek. Benim istediğim Türkiye’deki imkanları kullanarak enerjide Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltmak” şeklinde konuştu.

    “BU SİSTEM DÜNYADA İLK DEFA YAPILACAK”

    Türkiye’de kurmak istedikleri tesislerin yerel düzeyde kurulacağını anlatan Akay açıklamasını şöyle tamamladı:

    “Bu tesislerde yerel olanaklar kullanılacak. Bunun için çeşitli belediyelerle görüştük. İzmir’de Seferihisar Belediyesi ile görüştük. Ümit ediyoruz ki bu tesislerin ilkini oraya kuracağız. Bu fabrikaların en önemli özelliği yerel atıkları kullanabilmeleri olacak. Bu fabrikalar küçük çapta olmasından dolayı az maliyetli olacaklar, böylece her ilde kurulabilecekler. Bu sistem dünyada ilk defa yapılacak. Bu sistem yenilenebilir enerjinin kullanımının faydalı olabileceğinden bütün dünyaya satmak mümkün olacak. Türkiye’nin inşaat sektöründe dünyaya vermiş olduğu hizmetin bir benzeri olacaktır. Böylelikle teknoloji ithalatı yerine teknoloji ihracatı yapmamız mümkün olacaktır. Bu teknoloji için gerekli olan bütün olanaklar patent olarak elimizde mevcuttur.”

  • Zonguldak’ın Kan İhtiyacının Yüzde 30’unu Ereğli Karşılıyor

    Zonguldak’ın Ereğli ilçesi Kızılay Derneği Başkanı Yusuf Oktay ilçede düzenlenen kan bağışı kampanyalarına halkın ilgisinin yoğun olduğunu belirtti. Oktay, Zonguldak’ın kan ihtiyacının yüzde 25-30’unun Ereğli’den karşılandığını söyledi.

    Türkiye Kızılay Derneği Kdz. Ereğli Şube Başkanı Yusuf Oktay, ilçede devam eden kan bağışı kampanyaları ile ilgili olarak bilgi verdi. İlçe halkının düzenledikleri her kan bağışı kampanyasına duyarlılık gösterip kan bağışında bulunduğunu ifade eden Oktay “Kdz. Ereğli halkı kan vermeye alıştığı için Zonguldak Kan Merkezi’nin 25-30’u Ereğli’den sağlanmaktadır. İlçe halkı zaman zaman kan toplama araçları gelmediği zaman bize sormaktalar. Biz periyodik olarak her hafta Pazartesi günleri İlçe emniyet Müdürlüğü binasının hemen karşısında kan toplama aracımız geliyor ve burada kan topluyor. Bazı haftalar Cuma günleri Ali Molla Camii önünde kan bağışı kampanyaları düzenliyoruz. Yine zaman zaman okullar, dernekler kampanyalar düzenlemektedir. Yaklaşık 3 ay önce Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor taraftar dernekleri tarafından ‘Renklerin Kardeşliği’ adı altında kan bağışı kampanyası düzenlenmiştir. Bu kampanya sonucunda 329 ünite kan alınmıştır. Ereğli’de ki basınımız sayesinde halkımız kampanyaları duyuyor ve katılım sağlıyor” dedi.