Etiket: İhtiyacını

  • Tuvalet ihtiyacını gidermek istedi, 5 metrelik su kuyusuna düştü

    Adana’da, tuvalet ihtiyacını gidermek için narenciye bahçesine giden bir kişi, bahçede bulunan 5 metre derinliğinde su kuyusuna düştü. Kuyu’ya düşen kişi itfaiye ekiplerince kurtarıldı.

    Olay, Seyhan İlçesi Hadırlı Mahallesi’nde bulunan narenciye bahçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre 50 yaşındaki Hüseyin Abike, narenciye bahçesinde bekçilik yapan arkadaşını ziyarete gitti. Burada arkadaşıyla birlikte alkol alan Abike, karanlıkta bahçe içinde tuvalet ihtiyacına yapmaya giderken, su kuyusunu fark etmeyince içine düştü. Durumu fark eden arkadaşı durumu hemen sağlık ve itfaiye ekiplerine bildirdi.

    Olay yerine gelen Adana Büyükşehir Belediyesi Can-kur arama kurtarma ekipler, Abike’yi kurtarmak için merdivenle kuyuya indi. Daha sonra halatla yukarıya çekilen Abike, yapılan ilk müdahalenin ardından Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Abike’nin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.

    Öte yandan narenciye bekçisi,” çek kardeşim bizde yanlış olma, kafası iyiydi tuvalete kalktı. Daha sonra çukura düştü” dedi.

  • Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Suriyeliler için tesis edilen güvenli bölgenin su ihtiyacını karşılayacak

    Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, bakanlık olarak kamp yerlerinin tesis edilmesi başta olmak üzere hem iş makinası hem de personel desteği verdiklerini belirterek, “Şimdi de buralarda yaşayan Suriyeli kardeşlerimizin içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılayacağız. Şu ana kadar 2 adedi Suriye 1 adedi de Cilvegözünde olmak üzere toplam 3 kuyuyu açtık. Açacağımız kuyularla günde 3,5 milyon litre su temin ederek buradaki vatandaşların su ihtiyacını karşılamış olacağız” dedi.

    Suriyeliler için tesis edilen güvenli bölgede oluşan içme suyu ihtiyacı için harekete geçen Orman ve Su İşleri Bakanlığı, hem Suriye tarafında hem de Cilvegözü’nde çalışmalara başladı. Harpten kaçan vatandaşların güvenli bir şekilde ikamet etmesi amacıyla kurulan güvenli çadır şehirlerde yaşayan vatandaşların içme suyu ihtiyacını karşılamak için sondaj çalışmalarına devam ediliyor. Bakanlığa bağlı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından Suriye tarafında kurulan kamp sahalarında da jeofizik etütler yapılarak 2 adet kuyu açıldı. Yapılan çalışmalarla hem Suriye hem de Cilvegözü’nde oluşturulan kamp yerlerinde ikamet eden toplam 35 bin kişinin içme suyu ihtiyacı karşılanacak.

    Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ülke, olarak Suriyeli mazlumlar için ellerinden gelen ne varsa yaptıklarını kaydederek, “Bakanlık olarak kamp yerlerinin tesis edilmesi başta olmak üzere hem iş makinası hem de personel desteği verdik. Şimdi de buralarda yaşayan Suriyeli kardeşlerimizin içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılayacağız. Şu ana kadar 2 adedi Suriye 1 adedi de Cilvegözü’nde olmak üzere toplam 3 kuyuyu açtık. Açacağımız kuyularla günde 3,5 milyon litre su temin ederek buradaki vatandaşların su ihtiyacını karşılamış olacağız” ifadelerini kullandı.

  • (Özel haber) TSK’nın pilot ihtiyacını Türk Hava Kurumu karşılayacak

    Türk Hava Kurumu (THK) Genel Başkanı emekli Hava Pilot Tuğgeneral Kürşat Atılgan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) pilot ihtiyacının THK’dan karşılanmasının gündeme gelmesi ile ilgili olarak, “Pilot bölümünde 463 öğrencimiz var. Dördüncü sınıflar pilot gibi verilebilir ve onlar muhtemelen 3-4 aylık askeri eğitimden sonra Çiğli’deki jet pilot yapmak için kısaltılmış bir eğitim programı ile birliklere F-16 pilotu, Fantom pilotu olarak gönderilebilir” dedi.

    THK Genel Başkanı Kürşat Atılgan, İHA muhabirinin 15 Temmuz darbe girişimine yönelik sorularını cevaplandırdı. Atılgan, 15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle TSK’dan birçok kişinin ihraç edilmesiyle oluşan pilot ihtiyacını THK’nın karşılaması ile ile ilgili, “Türk Hava Kuvvetleri, dünyada sayılı hava kuvvetlerinden biriydi, çok ciddi operasyonel gücü olan, havada ikmal uçaklarıyla yakın çevremizdeki bütün ülkelerde operasyon yapabilecek imkan kabiliyetine sahip bir hava kuvvetleriydi. Avrupa’nın en önde gelen hava kuvvetlerinden biriydi, belki birinci, belki ikinci. Bu 15 Temmuz’daki FETÖ’nün yapmış olduğu darbe teşebbüsünde Türk Hava Kuvvetleri’nin pilot kaynağı ciddi zarar gördü. Basından da takip ettiğim kadarıyla aşağı yukarı 250 civarında yetişmiş pilot devre dışı kaldı. Dolayısıyla tabii bir pilot çok zor yetişir, 4 sene harp okulunda okur, 1,5-2 seneye yakın pilotaj eğitimi görür, sonra 1 sene kadar gittiği uçaklarda harp hazırlık eğitimi yapar, 1 sene kadar da o filoda uçtuktan sonra tüm bu süreyi tamamladığı zaman 6-7 senede gerçek anlamda bir muharebede uçacak bir jet pilotunu kullanabilirsiniz” diye konuştu.

    “Dördüncü sınıflar 3-4 aylık askeri eğitim sonucu pilot olarak verilebilir”

    Şu anda TSK’nın aşağı yukarı 250 pilotunu kaybettiğinin kaydeden Atılgan, “Buradaki matematiksel oranda pilot sandalye oranı dediğimiz, yani bir uçağın bir sandalyesi veya iki sandalyesi vardır, bunun da bire bir buçuk olması beklenir. Bir uçağa bir buçuk pilot olması beklenir hava kuvvetlerinde ama şu anda hissettiğim kadarıyla bu oran 0,7’lere filan düştü. Bunlar da karargahtaki generaller artık muharip pilotluk görevinden düşmüş olanları da koyduğumuz zaman 0,8-0,9 gibi olabilir. Bunun süratle arttırılması gerekir. Muhtemelen Hava Kuvvetleri Komutanımız ve karargahı, şu anda Hava Kuvvetleri’nin bu zafiyetini giderici tedbirler çerçevesinde Türk Hava Kurumu’nun pilot kaynağını, Hava Kuvvetleri’nin geleceğe dönük nasıl kullanacağının muhtemeldir Savunma Bakanı ile de konuştular ki bu konu gündeme gelmiştir. Bizim şu anda birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf olmak üzere ki dördüncü sınıflar bir, iki ay içerisinde pilot olacaklar. Pilot bölümünde 463 öğrencimiz vardır. Dördüncü sınıflar pilot gibi verilebilir ve onlar muhtemelen 3-4 aylık askeri eğitimden sonra Çiğli’deki jet pilot yapmak için kısaltılmış bir eğitim programı ile birliklere F-16 pilotu, Fantom pilotu olarak gönderilebilir” ifadelerini kullandı.

    “YÖK, ülke menfaatleri açısından THK Üniversitesi’nin önündeki bir takım engelleri kaldırmalı”

    “Birinci, ikinci ve üçüncü sınıftaki öğrencilerden isteyenler yine tabii bir seçme aşaması ile birlikte Hava Harp Okulu’na alınabilir” diyen Atılgan şöyle devam etti:

    “Hava Harp Okulu’nda hem askeri formasyon eğitimini tamamlar hem de son burada dördüncü sınıfa geçmiş olan öğrenciler Hava Harp Okulu’nun dördüncü sınıfına, üçüncü sınıfa geçmiş olan üçe, ikiye geçmiş olanlar ikiye, bire geçmiş olanlar birinci sınıftan başlamak üzere askeri formasyonu ve Hava Harp Okulu eğitimini alırlar. Şu anda ilk mezun olanların pilot eğitimi biterken, diğerleri gelecek sene 12 ay sonra mezun olur teğmen olarak ve onlar uçuş eğitimine başlar. Sanıyorum ki 2-3 sene içinde şu anda içine düşülmüş olan pilot zafiyetini atlatmak mümkün olur. Tematik bir üniversite olan Türk Hava Kurumu Üniversitesi alanında çok imkanları olan, çok iyi bir üniversitedir aslında ama geçmiş dönemdeki bazı özensiz davranışlar nedeniyle Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile son zamanlarda ufak tefek sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu ülkenin realitesini de dikkate alarak özellikle YÖK Başkanımızın da Türk Hava Kurumu Üniversitesi’nin önündeki bir takım engellerin kaldırılması ülke menfaatleri açısından çok uygun olabilecek gibi görülüyor. Bütün gayretimiz ülkemizin savunmasının bir an evvel bu zafiyetinin giderilmesi ve Allah korusun ülkemizin içindeki tehdit unsurları çeşitli. FETÖ’nün dışında bölücü örgütler var, DAEŞ var, bir sürü örgüt var. Bu örgütlerin de daha değişik eylemlere geçmesine fırsat vermeden Silahlı Kuvvetlerin bir an önce derlenip toparlanması, Türk Hava Kurumu Üniversitesi olarak biz Hava Kuvvetleri’nin derlenip toplanmasına, başındaki çok değerli dostumuz Abidin Ünal Generalin, Hava Kuvvetleri Komutanımızın bu süreçteki öngörüsü ve vizyonuna da inanarak üzerimize ne düşüyorsa biz onu yerine getirmek için azami özen ve gayret göstereceğimizden milletimiz emin olabilir.”

    “THK Üniversitesi’ne ek kontenjan verilmeli”

    YÖK’ün kendi açısından bakıldığı zaman haklı bir takım kararlar aldığının da altını çizen Atılgan, YÖK’ün eski yönetimle ilgili olarak aldığı kararlar neticesinde bu sene öğrenci alımına engel çıkardığını söyledi. YÖK’e de bu konu ile ilgili çağrıda bulunan Atılgan, “Biz gerekli hukuki mücadeleyi yapıyoruz tabii ama şu anda içinde bulunduğumuz durum nedeniyle bir an evvel Türk Hava Kurumu Üniversitesi’ne en azından ek kontenjan verilmesi, Hava Kuvvetlerimizin de bu tür ihtiyaçlarına dönük Türk Hava Kurumu Üniversitesi’nin ek kontenjanlardan alacağı öğrencilerle de bu devamlılığın sağlanması açısından da önemli olur diye düşünüyorum. Bu konu da onların da artık Türk Hava Kurumu Üniversitesi’nin önünü açacak bir davranışa gireceklerini zannediyorum” şeklinde konuştu.

    “Akıncı Üssü’nün kapatılması ile ilgili tartışılarak bir karar alınması gerektiğini düşünüyorum”

    15 Temmuz darbe girişimi sırasında darbecilerin karargah olarak Akıncı Üssü’nü kullanması neticesinde Akıncı Üssü’nün kapatılması kararı ile ilgili olarak Atılgan, “TSK hakkında Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) yeniden yapılanmasına dönük doğal olarak hükümet nezdinde bir takım düzenlemeler yapılıyor. Askeri okulların kapatılması, akademilerin kapatılması, sağlık kurumlarının Sağlık Bakanlığı’na devredilmesi gibi bu kapsamda bazı birliklerin kapatılması da gündemde ama Akıncı Üssü’nün kapatılması kapatılmaması, nasıl kullanılması konusu mutlaka Hava Kuvvetleri Komutanlığı ile de irtibat halinde süren bir işlem diye düşünüyorum. Sadece Akıncı Üssü ile ilgili değil, havacılık tabii çok hızlı bir iştir, Diyarbakır’dan gelmiş bombalamıştır bazı uçaklar Ankara’yı. Akıncı Üssü’nün diğer bir özelliği, Ankara’ya gelebilecek bu tür uçakları önleme uçaklarının da bulunduğu bir üstür. Yani hava savunma uçakları burada kalır, başka meydanlardan gelen bu tür tehditleri veya düşman taarruzları, diyelim ki bir ülkeyle savaş halindesiniz Ankara’yı bombalamaya gelen başka düşmanların uçaklarını da bu üsten kalkan uçaklar Ankara’ya ulaşmadan onları düşürme görevi de vardır. Bunun iyi düşünülmesi gerektiğini zannediyorum. Hava Kuvvetleri’nin bu konudaki stratejik vizyonunun ve geleceğe dönük yapılanmasındaki Akıncı Üssü’nün rolünün de tartışılarak bir karar alınması gerektiğini düşünüyorum. Yedek meydan olarak tutulabilir, Ankara’nın savunması için bu meydanda hava savunmaya dönük 5-6 uçak bulundurulabilir ve bu tür kötü emellerle Ankara’ya taarruz eden uçaklar engellenebilir. Dolayısıyla bu meydanı kapatırken de üzerinde çok düşünülmesi gereken bir husus olduğunu söyleyebilirim” değerlendirmesinde bulundu.

    “TSK’nın Türk Devleti içindeki yerinin tespit edilmesinde önemli bir aşama”

    Silahlı Kuvvetler hakkında yapılan bu tasarrufların doğal olarak hükümetin almış olduğu tedbirlerin doğal karşılanması gerektiğini de belirten Atılgan, “Silahlı Kuvvetleri yeniden yapılandırırken uzun bir plan hazırlanır bütün dünyada. 2025 TSK veya cumhuriyetimizin 100. yılı gibi, 2023 TSK gibi bir plan üzerinde çalışıp mutlaka bu planın içine TSK’nın ilgili karargahlarının, her kuvvetin karargahının ve Genelkurmay Karargahının içine sokularak onların da sahip oldukları mesleki tecrübelerinden istifade ederek TSK 2023’te tehdit algılaması ve ülkenin savunmasından sorumlu olan Meclis’e karşı, Bakanlar Kurulu’nun da iştirakiyle bir neticeye ulaştırmak gerekir diye düşünüyorum. Bakanlar Kurulu’nda Genelkurmay Başkanı, kendisiyle kuvvetler arasındaki komuta yapısının nasıl olması gerektiği konusunda hükümete bilgi verecek, bu doğal ve güzel bir şeydir. TSK’da geçmişte veya Türkiye’de geçmişte çok fazla olmayan Silahlı Kuvvetler’in kendi projeleri, kendi geleceği, kendi yapılanması ile ilgili hükümeti, Meclis’i, Savunma Komisyonu’nu bilgilendirmesi iyi bir gelişme olarak değerlendiriyorum. Çünkü Batı’da bu böyle, Silahlı Kuvvetler, Meclis’te lobi yaparlar kendi projeleri ile ilgili. Bu her kötülükten bir iyilik doğar misali bu son darbenin de oluşturduğu TSK’nın Türk Devleti içindeki rolünün tespit edilmesi, yerinin tespit edilmesinde önemli bir aşama olduğunu da söylemek gerekir” dedi.

    “Güvercinlik Meydanı uygun bir karar olacaktır”

    Atılgan, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uçağının indirileceği güvenli meydan sıkıntısı yaşanması neticesinde yüksek güvenlikli VIP meydan ihtiyacının gündeme geldiğini kaydetti. Bu alan için öne çıkan Güvercinlik Meydanı ile ilgili Atılgan şunları söyledi:

    “Güvercinlik bizim de Hava Kuvvetleri ile beraber kullandığımız bir yer. Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi helikopterleri, yangın uçakları o meydanı kullanıyor, bize komşu olan bir yer. Orası aşağı yukarı 8 bin fit uzunluğunda, Cumhurbaşkanlığımızın uçaklarının inip kalkması için yeterli uzunluğa sahip olan bir meydan. Zaten Kara Havacılık Okulu orada, bu kalkışmaya, isyana iştirak eden birliklerden biri de Kara Havacılık Okulu. Onlar Isparta’ya taşınacaktı, oradaki alt yapılar aşağı yukarı tamamlandı. Bu taşınma bir an evvel yapılabilir ve Cumhurbaşkanlığımızın, hükümetin bir takım uçaklarının daimi üs haline de getirebilir. Etimesgut’tan gidip oradan uçmak yerine Güvercinlik’te Cumhurbaşkanlığımızın ve hükümetin uçakları orada konuşlanabilir, hatta Genelkurmay Başkanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı gibi bir takım business jetleri de orada konuşlanabilir ve bunlar bir sepette toplanarak devletin ihtiyaçları doğrultusunda bakanlıkların, Cumhurbaşkanlığı’nın, Genelkurmay Başkanlığı’nın, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde bir yönetime geçilebilir. Bu önümüzdeki günlerde sanıyorum ki netlik kazanır. Bu konudaki kararın uygun olduğunu düşünüyorum ben.”

    “Milletin desteği erozyona uğramıştır”

    Atılgan, 15 Temmuz kalkışmasının millete maliyetinin büyük olduğuna da değinerek, “Türk devletinin savunma gücünde son derece zafiyet yaratmıştır. Silahlı Kuvvetler, operasyonel gücünde ciddi bir kayıp yaşamıştır. Tam bölücülük konusunda silahlı kuvvetlerin netice alacağı bir noktaya gelirken bu iş yapılmıştır. Dolayısıyla olayın uluslararası bacağını değerlendirirken buna da dikkat etmek gerekir. Yani Orta Doğu’yu ve Türkiye üzerindeki hedef olan süper güçlerin neden böyle bir şeye destek verdiğinin bana göre stratejik anlamı budur. Yani TSK önümüzdeki birkaç ay içinde sanıyorum ki yürütmüş olduğu bölücülükle ilgili faaliyeti neticeye ulaştırmak üzereyken, daha güçlü bir Türkiye dünya arenasında gündeme gelecekken TSK dolayısıyla Türkiye’yi paralize etmişlerdir. Yapılması gereken en önemli şey TSK’nın komuta yapısı, isyanın bastırılmasında çok önemli rol oynamıştır. Komuta yapısı her şeye rağmen isyana ikna edilememiştir ve karşı durmuşlardır. O nedenle bu isyanın bastırılmasında önemli bir etken olmuştur. Onların da görüşleri alınarak bir an evvel TSK’nın yapılandırılması, gücünü toparlaması, en önemlisi moralini sağlamak ve milletin desteğini sağlamak önemlidir. Çünkü Silahlı Kuvvetler’in en büyük gücü milletinden aldığı destektir. Şu anda milletin desteği erozyona uğramıştır ama herkes emin olsun ki bu isyanın bastırılmasındaki en önemli rolü elbetteki millet oynamıştır ama vatansever subayların, generallerin buna karşı durması, hayatları pahasına bunu engellemek için gösterdikleri gayret çok büyük etken olmuştur. Dolayısıyla isyancılarla TSK’yı katiyen karıştırmamamız lazım. Millet-ordu dediğimiz TSK milletin bebeğidir, peygamber ocağıdır. O ocağa gözümüz gibi hala sahip çıkmak durumundayız, aksi takdirde ülkemiz savunmasız kalır ve emperyalistlerin bu coğrafyada gerçekleştirmek istediği emellerine hizmet ederiz. Dolayısıyla bir an evvel milletin desteği ve Silahlı Kuvvetler’in ihtiyaçlarını karşılayıp, ülkenin savunmasını yerli yerine oturtmamız gerekir” açıklamasında bulundu.

  • NEÜ Öğrencileri Konya Sanayisinin Personel İhtiyacını Karşılayacak

    Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) öğrencilerinin, Konya Sanayi Odasına kayıtlı üye işyerlerinde, İŞKUR tarafından, İşbaşı Eğitim Programı kapsamında eğitim ve istihdam edilmesine yönelik hazırlanan protokol imzalandı.

    Protokolü NEÜ Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Şeker, Konya Sanayi Odası Başkanı Memiş Kütükçü ve İŞKUR İl Müdürü Emrah Keleş imzaladı. Öğrencilerin hem staj yapması hem de istihdam süreçlerinin bir arada yürütülmesiyle ilgili protokol imzalanmasının bu güne kadar ciddi bir gereklilik olarak durduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Muzaffer Şeker, üç kurumun iş birliği ile bu konuda çok önemli bir adım atıldığını söyledi.

    Öğrencilerin hayata daha güvenli bir şekilde bakarak sanayiye adım atmalarının ve bu süreci; öğrenimlerinin bir parçası olarak tamamlamalarının mesleki gelişimlerine büyük katkı sağlayacağını belirten Şeker, imzalanan protokol ile gençlerin kişisel gelişimlerine ciddi artılar kazandırılacağını vurguladı. Şeker, “Öğrenciler kendilerini geleceğe, hayata yetiştirmeleri konusunda sunulmuş olan bu fırsattan istifade ederek daha nitelikli mezuniyetle topluma katkı sağlayacak bireyler olarak piyasada iş bulmaları, kendine özgüvenlerinin artması ve ülkeye katma değer üretmeleri söz konusu olacaktır” dedi.

    PROJENİN ÜÇ TARAFI DA KAZANACAK

    “Üç kurum kendi personellerini yetiştirmeleri adına sanayi işletmelerimizin avantajına, geleceğe hazırlanmak adına öğrencilerimizin avantajına bir çalışmayı başlatmış bulunuyoruz” diyen Konya Sanayi Odası Başkanı Memiş Kütükçü, ülkede bir taraftan işgücü açığı olduğunu diğer taraftan da gençlere iş imkânı oluşturmanın ciddi bir gereklilik olarak bulunduğunu vurguladı. Proje ile mezun olacak gençlerin iş hayatına donanımlı bir şekilde atılmalarının sağlanacağını kaydeden Kütükçü, “Öğrenciler cep harçlıklarını alıyor olacak. Sanayiye de mali bir yük gelmemiş olacak. Dolayısıyla üç tarafın da ‘kazan kazan kazan’ şeklinde kazançlı çıkacağı bir formülü uygulamış olacağız” dedi.

    Böyle bir projeye İşbaşı Eğitim Programı ile destek vermekten onur duyduklarını kaydeden İŞKUR İl Müdürü Emrah Keleş şöyle konuştu; “İnşallah üniversite öğrencilerimiz hem çalışacak hem stajını tamamlayacak hem de haftanın belli günlerinde istihdama yönelik deneyim kazanmış olacaklar. Sanayicilerin de önemli bir mali yükü ortadan kalkmış olacak. Bu projenin hayırlı olmasını temenni ediyorum.”

    STAJ PROBLEMİ ORTADAN KALKIYOR

    NEÜ Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adnan Özdemir de Türkiye’de geçmişten beri stajların hep problem olduğunu, öğrencilerin yeterli teorik bilgiyi aldıklarını ancak bunu pratiğe aktaramadıklarını bu protokolün bu sorunu ortadan kaldırdığını vurguladı.

    Seydişehir Ahmet Cengiz Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selman Türker ise bu programın özgüven kazandırması ve insan ilişkilerini öğretmesi bakımından öğrencilere büyük katkı sağlayacağını anlattı.

    Sanayi kuruluşu denildiğinde teknik ihtiyacın öne çıktığını ancak muhasebe, finansman, ithalat vb. sosyal konularda da yetişmiş eleman ihtiyacının önemli ölçüde olduğunu söyleyen Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Aydın, NEÜ’de öğrenci olan herkesi projenin kapsadığını bu açıdan protokolün önemli olduğunu kaydetti.

    Proje kapsamında öğrenciler almış olduğu teorik derslerin sanayi kuruluşlarında pratik uygulamalarını yapma imkânına kavuşacak. Öğrencilerin iş hayatına uyum sağlama konusunda da önemli avantajları olacak projeyle Konya Sanayi Odasına bağlı üye kuruluşlar ihtiyaç duyduğu personeli öğrenim aşamasında bulabilecek ve mezun olduktan sonra da kalıcı istihdam sağlanmasının önü açılmış olacak.

    PROJENİN SANAYİYE KATKISI BÜYÜK

    Sanayi kuruluşlarının ortaya çıkan satın alma, üretim, satış ve pazarlama, kalite, yönetim ve diğer konulardaki sorunlarına da proje bazlı olarak öğrenciler ve danışman öğretim elemanları aracılığı ile çözüm bulunacak. Ayrıca Üniversitede görev yapan öğretim elemanları ile üye kuruluşlar arasında Ar-Ge, İnovasyon kapsamında ortak projeler geliştirilecek.

  • İzmir’in Su İhtiyacını 2040 Yılına Kadar Karşılayacak Proje

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından İzmir’in 2040 yılına kadarki içme suyu ihtiyacını karşılayacak olan İzmir İçmesuyu 2. Merhale Projesi’nde son aşamaya gelindi. Aralıksız devam eden çalışmalar neticesinde içme suyu isale hattının 3. kısım inşaatında sona yaklaşıldı.

    Proje kapsamında, Gördes Çayı üzerinde inşa edilerek 2009 yılında işletmeye alınan Gördes Barajı’nda 450 milyon metreküp su depolanacak ve şehre yılda 59 milyon metreküp içme suyu temin edilecek. DSİ ile İzmir Büyükşehir Belediyesi arasındaki mutabakata göre içme suyu isale hattı ile içme suyu arıtma tesisinin İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından inşa edilmesine karar verilmiş olmasına rağmen işin aciliyeti sebebiyle isale hattı DSİ tarafından inşa ediliyor.

    Merhale hattının 17 kilometrelik 3. kısmının inşaatında şu an itibariyle yüzde 93 fiziki gerçekleşme sağlandı. Hattın 35 kilometre uzunluğundaki 1. kısmı 2010’da, 65 kilometrelik 2. kısmı da 2013’te tamamlanarak hizmete açıldı.

    1 MİLYON 500 BİN KİŞİYE İÇME SUYU

    Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Kavaklıdere İçmesuyu Arıtma Tesisi’nden alınacak suyu Bornova ve Buca depolarına iletecek olan İzmir İçmesuyu İsale Hattı 3. Kısım Projesi’nde 3 metre çapında 1.900 metre tünel ve 20 bin metreküp kapasiteli Bornova Dağıtım Deposu’nu inşa ettiklerini belirtti. Bakan Eroğlu ayrıca “Şu an itibariyle dağıtım deposu, tünel inşaatı bitirildi, 16 bin 500 metre iletim hattı borusu döşendi ve sanat yapılarına ait imalatların yüzde 70’i tamamlandı. Bu yıl içerisinde tamamlamayı hedeflediğimiz proje ile 1 milyon 500 bin kişiye ilave içme suyu temin edeceğiz” dedi.