Etiket: İhtiyaca

  • Yrd. Doç. Dr. Meşeli: “Diş fırçası ihtiyaca özel olmalı”

    Diş fırçalamanın dişeti sağlığının kazanılmasında tek başına yeterli olmadığını belirten İstanbul Aydın Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Süleyman Emre Meşeli, hem doğru teknik hem de kişinin ihtiyaçlarına uygun kişiye özel fırça, hem de fırçalama tekniğinin doğru yapılmasının önemli olduğunu söyledi.

    Emre Meşeli, dişeti hastalıklarının, dişler ve çevresinde biriken bakteri plağının dişeti ve diş destek dokularına zarar vermesiyle meydana geldiğini belirterek, “Bakteri plağı dişler üzerinden uzaklaştırılmadıklarında tükürükten gelen minerallerin yardımıyla dişler üzerine çöker ve diştaşlarını oluştururlar. Ağız ve diş bakımında doğru fırça ve doğru fırçalama tekniği dişeti sağlığının kazanılmasında önemlidir. Diştaşı oluşumunun önüne geçmek için hastaların düzenli olarak diş fırçalaması ve arayüz temizliği yapmalarının gerekir” dedi.

    Mekanik olarak bakteri plağının uzaklaştırılmasının dişeti sağlığının kazanılmasında en önemli basamak olduğuna vurgu yapan Yrd. Doç. Dr. Meşeli, “Günde en az 2 kez diş fırçalamak bu mekanik temizliğin ilk basamağıdır” dedi.

    Yuvarlatılmış yumuşak fırçalar tercih edilmeli

    Piyasada çok çeşitli ağız bakım ürününün tüketicilerin kullanımına sunulduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Meşeli, “Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, kişinin ihtiyaçlarına yönelik ağız bakım ürünlerini doğru tespit ederek, bu ürünleri doğru tekniklerle kullanmasıdır. Diş fırçası seçiminde fırça kıllarının uçlarının daha çok yuvarlatıldığı yumuşak fırçalar tercih edilmelidir. Diş fırçalarken midesi bulanan kişiler baş kısmı küçük fırçaları tercih etmelidirler” şeklinde konuştu.

    Yrd. Doç. Dr. Süleyman Emre Meşeli, etkin diş fırçalama için birkaç farklı fırçalama tekniği olduğuna dikkat çekerken, bu tekniklerden hangisinin daha uygun olduğunun kişiye özel olarak diş hekimi tarafından belirlenmesi ve hastaya uygulamalı olarak gösterilmesi gerektiğini ifade etti.

    “Diş fırçalama, dişeti sağlığının kazanılmasında tek başına yeterli değildir” diyen Yrd. Doç. Dr. Meşeli, dişlerin aralarının diş ipi veya arayüz fırçaları yardımıyla günde en az 1 kez temizlenmesi gerektiğinin altını çiziyor ve “Yine uygun arayüz temizleyici materyalin seçimi konusunda kişiler, diş hekiminden yardım almalıdırlar. Dişeti hastalıklarıyla mücadelede düzenli hekim kontrolüne giderek yılda en az 2 kez profesyonel diş yüzeyi temizliği yaptırılması esastır” şeklinde konuştu.

    Yrd. Doç. Dr. Süleyman Emre Meşeli, başlangıç aşamasında teşhis edilen dişeti hastalıklarının tedavisinin daha basit olduğunu kaydederken, ilerleyen dönemlerde diş kaybıyla sonuçlanabilecek bu hastalıkların tedavilerinin daha uzun süreli ve maliyetli tedaviler haline geldiğinin unutulmaması gerektiğine vurgu yaptı.

  • Otomotiv Firması Kazalarda Oluşan İhtiyaca Dikkat Çekmek İçin Kan Bağışladı

    Aydın’ın Efeler ilçesinde faaliyet gösteren otomotiv firması, trafik kazaları sonucu oluşan kan ihtiyacına dikkat çekmek için kan bağışında bulundu.

    Kan bağışının acil değil sürekli bir ihtiyaç olduğunu vurgulamak isteyen otomotiv çalışanları, sosyal sorumluluk ve trafik kazaları sonrası oluşan kan ihtiyacına dikkat çekmek amacıyla Kızılay Aydın Kan Bağışı Merkezi’ne kan bağışında bulundu. Kan bağışı kampanyasında Aydın Kızılay Genel Hizmet Yönetici Erdal Akıl ve Kızılay yetkilileri hazır bulundu.

    Bağışın her yıl tekrarlanacağını vurgulayan firma yetkilisi Tekin Ak, katılım artmasını hedeflediklerini belirterek; “Bizler çalışanlarımızla birlikte her zaman yardımsever olan ve hepimizin ihtiyaç duyduğuna inandığımız kan bağışını kendimize bir görev addettik. Her yıl bu bağışlarımızı yapmaktayız. İhtiyaç olduğunda hastanelere, bazı akrabalarımız ve tanıdıklarımızın da aynı şekilde bağışta bulunmalarını istiyoruz. Bizlere de bir gün gerekli olacağını düşünerek yapılması gereken bir vatandaşlık görevi olduğunun da bilincindeyiz. Kan bağışının gerekliliğine inanan bir şirketiz. Bu duyarlılığı için tüm çalışanlarımıza ve şirket yetkililerimize teşekkür ediyorum. Ancak başımıza geldiği zaman bazı şeyleri anlıyoruz. Bu konuda bilinçlenmemiz gerektiğini ve eksiklerimizin olduğunu düşünüyorum. Bizde kazalar sonrası oluşan acil kan ihtiyacına dikkat çekmek için böyle bir etkinlik düzenledik. Toplum olarak kan ve organ bağışı konusunda duyarlılığımızı artırmalıyız” diye konuştu.

  • ADÜ Hastanesi Acil Servisi İhtiyaca Cevap Verebilmesi İçin Büyütüldü

    Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Uygulama ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniği, genişletilerek hizmetlerine devam ediyor.

    Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi, artan hasta yoğunluğuna cevap verebilmek için gerçekleştirdiği fiziksel alan iyileştirme çalışmalarını tamamladı. Acil Tıp Kliniği’nde mimarı açıdan değişikliklerin yapıldığı çalışma sonrasında yeni hasta bakım alanları kurulmuş, yatak sayısı toplamda 29’dan 36’ya çıkartılarak hasta bakım kapasitesi genişletildi.

    ADÜ Uygulama ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’nden yapılan çalışmalarda Yeşil Alanda bulunan yatak sayısı 29’dan 36’ya çıkartılırken, resusitasyon alanı, alçı-sütur odası ve izole odada iyileştirmeler yapıldı. Yakın zamanda Acil Tıp Kliniğine ait biyokimya laboratuvarının açılması için gerekli çalışmaların da sürdürülmekte olduğu bildirildi.

  • “Bilim Temelli Ve İhtiyaca Yönelik Yeni Müfredat” Önerisi

    Eğitim ve istihdam ilişkisini değerlendiren Kadir Has Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi Sosyal Sorumluluk Birimi Yöneticisi Serdar Dinler, eğitimde hayatın değişimlerine ve ihtiyaçlara yönelmeyi önerdi. Fen bilimleri alanından mezunların işsizlik oranının yaklaşık yüzde 8.4 iken sosyal bilim mezunlarında bu oranın yüzde 25 olması da eğitim eğilimlerinin değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

    Türkiye’deki eğitim yönelimlerinden söz eden Serdar Dinler, yaşamın hızlı değişimleriyle uyumlu eğitim sisteminin özelliklerini paylaştı.

    DEĞİŞİME ÖRNEK: SOSYAL MEDYA BÖLÜMLERİ

    Türkiye’de 114’ü devlet üniversitesi olmak üzere yaklaşık 193 civarı üniversitede 5,5 milyonun üzerinde öğrencinin kayıtlı olduğunu belirten Serdar Dinler, 54 bin civarındaki yabancı öğrenci sayısının oran olarak düşüklüğüne dikkat çekti.

    Eğitimdeki değişim sürecinin hızlılığını vurgulayan Serdar Dinler, müfredatın yenilenmesi gerektiğini anlattı:

    “Değişim sürecinin gerisinde kalırsak rekabetçi olamayız. Rekabetçi olabilmek için değişimlere ayak uydurmak lazım. Bugün ilkokula giden bir çocuğun üniversiteyi bitirdiği gün bugünkü mesleklerin yüzde 65’i olmayacağı söyleniyor, bu da müfredatın yenilenmesi gerektiğine işaret ediyor. Özel sektörün ihtiyaçlarını öğrenerek sektörlerin değişimini, hayatın değişimini izleyerek yeni eğitim programı tasarlamamız gerekir. Örneğin, sosyal medya popülerleşti ve üniversiteler sosyal medya bölümleri açmaya başladılar. 4 yıllık eğitim veren bu bölümlerin sayısı ise şu an az.”

    “ÖĞRENCİLER FEN BİLİMLERİNE MOTİVE EDİLMELİ”

    Eğitimde sosyal bilimlere eğilimin yüksek olduğunu belirten Dinler, durumun işsizlik oranlarına yansıyan bilgilerini paylaştı:

    “1970’lerden beri hem Türkiye’de hem Avrupa’da sosyal bilimler eğitimine yönelme başladı, fen bilimlerine ilgi azaldı. Bunun sonucunda şu an çok fazla sosyal bilimci, az sayıda fen bilimci var. Sosyal bilimler alanından mezun olanların işsizlik ortalaması yüzde 25 civarındayken, fen bilimlerinde işsizlik oranı yüzde 8.4 civarında. Bu da fen bilimi mezunlarına ihtiyaç olduğu anlamına geliyor. Bugünün eğitim sisteminde ilkokullardan başlayarak gençleri fen alanında motive etmemiz lazım. Müfredatı fen bilimlerine paralel ve sektörlerle bir araya gelerek ilkokuldan üniversiteye yeniden oluşturmak lazım.”

    Hayatın değişimine eğitimi uyumlamanın öneminden söz eden Dinler, üniversitede açılan sosyal medya bölümünün gelişimini şöyle aktardı:

    “Teknoloji çok hızlı gelişiyor ve çoğu şey teknolojiyle yapılıyor. Cep telefonuyla uzun metrajlı film çekip yarışmalara katılan gençlerimiz var, burada değişim sürecini görüyoruz. Kadir Has Üniversitesi’nde bu tip yeni konularda Yaşam Boyu Eğitim Merkezi sertifika programları düzenliyor. Bu program ilgililik oranına göre bölümleştiriliyor. Sosyal Medya Uzmanlığı Sertifika Programı 5 yıl önce açıldı ve 14 dönem süresince programın kontenjanı tamamen doluydu. Bu yoğun talep üzerine Yeni Medya Bölümü açıldı, bu bölüm mezunlarını da verdi, yakında yüksek lisans programı da başlayacak.”

    Serdar Dinler, eğitim alanında yapılabilecek değişimlere ilişkin, “Müfredat, eğitim içerikleri ve üniversitede açılacak bölümler bilim ve teknoloji temelinde kurgulanmalı. Bu yenilikleri yaparken de sektörle konuşulmalı ve onlarla birlikte hazırlanmalı” diye konuştu.