Etiket: “İhracatta

  • Mehmet Reis: “Kuru bakliyatta üretim 2 katına çıkarılırsa, ihracatta 1,5 milyar doları yakalarız”

    Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, “Türkiye’de dekar başına verimlilik artarken, diğer yandan ekili alanlarımız her geçen gün azalıyor. Önemli olan bakliyat ekim alanlarını tekrar kazanmak ve oraya bakliyat ürünleri ekmek. Kuru bakliyatta üretim 2 katına çıkarılırsa, ihracatta 1.5 milyar doları yakalarız” dedi.

    Reis Gıda Firması tarafından İstanbul’da, 2016 yılında bakliyat üretiminin ve tüketiminin arttırılması konulu basın toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya firmanın Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, Reis Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis Yorgun, Diyetisyen Duygu Cebeci ve Nielsen Türkiye Müşteri Çözüm Ortağı Satış Etkinliği Alışverişçi ve Sadakat Araştırmaları Lideri Elçin Deryal katıldı. Toplantıda bakliyatın Türkiye’deki tüketim ve üretim verileri, dünya ile Türkiye arasındaki farklar ve bakliyatın faydaları üzerine yapılan araştırmaların sonuçları detaylı olarak paylaşıldı.

    Mehmet Reis, Birleşmiş Milletler tarafından 2016 yılı, Türkiye’nin önerisi ile ’Bakliyat Yılı’ ilan edildiğini belirtti. Bakliyatın özelikle açlığa çare olduğu için, sağlıklı beslenmede önemi için ve azalan bakliyat üretimini ve tüketimin arttırmak için böyle bir yıl düzenlendiğini söyledi.

    Türkiye’deki üretim ve tüketimi değerlendiren Reis, “Önemli olan bakliyatın Türkiye’deki durumu. Özellikle şu an Türkiye’de, ekili alanlarımız her geçen gün azalıyor. Oysa 25 yılda dekar başına (kg) alınan verimlilikte, buğdayda yüzde 34, çeltikte (pirinç) yüzde 83, kuru fasulyede yüzde 104, nohutta yüzde 32, kırmızı mercimekte yüzde 64, son yıllarda ekimi azalan yeşil mercimekte dahi yüzde 56 artış yaşandı. Burada önemli olan bakliyat ekim alanlarını tekrar kazanmak ve oraya bu ürünleri ekmek. Kuru bakliyatta üretim 2 katına çıkarılırsa, ihracatta 1.5 milyar doları yakalarız. Bakliyat ekim alanlarına, başka ürünler ekiyor. Buğdaya baktığımız zaman yüzde 30’ları geçmiş. Biz diyoruz ki, dekar başına artan verimlilik, eğer Türkiye’de en iyi çiftçilik ve ekim yapılıyorsa o zaman biz 90’lı yıllar öncesinde olduğu gibi 2’ye ve 3’e katlarsak, üretimimizi arttırırsak Türkiye, kendi tüketicisine yeterli derecede bakliyat sunacak ve aynı zamanda bunu satıp, eskiden olduğu gibi çok ciddi oranda döviz elde edebilecek. Benim iddiam şu: Çiftçilerimiz özellikle bu toprakları talep ediyor. Bu toprakları biz alalım. Bu topraklara artık bakliyat ekelim. Başka ürün ekilecekse, başka alanlarda da ekilebilir. Her sene bakliyat üretimi ve tüketimiz azalıyor. Bundan 25 yıl önce, 9 kilogram kişi başı mercimek tüketilirken şimdi 6 kilogramın altına inmiş durumda. O zaman Türkiye obez oluyor ve sağlıklı beslenmiyor. Osmanlı’nın vazgeçilmezi temel gıda maddeleri nohut, fasulye, mercimek. Bunlar halkımızın beslenmesi için son derece önemli. Biz üretimi arttırsak ciddi oranda satış yapabiliriz. Yurtdışında Türkiye’de üretilen ürünlere ihtiyaç ve talep var. Bu talep doğrultusunda bizim üretim yapmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “Kırmızı mercimekteki protein, etteki proteinle eş değer”

    Türkiye ile dünyayı bakliyat tüketimini bakımından karşılaştıran Reis, “Türkiye çok az tüketiyor. Dünyaya baktığımız zaman, Çin’de, Pakistan’da, Kore’de, Japonya’da 60 kilo ile 100 kilo kişi başı pirinç tüketimi varken, Türkiye’de 9,3 kilo tüketiliyor. Biz daha çok buğday ve unlu mamuller tüketen ülkeyiz. Kuru fasulye ve nohuda geçtiğimiz yıl baktığımız zaman, bütün dünya ülkelerinde özellikle gelişmiş olan ülkeler etten bakliyata yöneldi. Etteki protein oranı bakliyatta var. Bu bitkisel bir protein. Kırmızı mercimekteki protein, etteki proteinle eş değer. Bunun bitkisel olması farklı bir özelliğini ortaya koyuyor. Dünya, bakliyata yöneliyor. Çin ve Hindistan pirinçten buğdaya ve bakliyata doğru yöneliş içinde” dedi.

    “Bakliyat açlığa çaredir”

    ’2016 Bakliyat Yılı’nda üretim arttırmak için çalışmaların yapıldığını belirten Reis, “Dünyada 800 milyon insan aç. 1 milyar 300 milyon insan obez. Dünya nüfusuna baktığınız zaman 7 milyar 300 milyon. 2050 yılında bu rakamın 9 milyar çıkacağı ifade ediliyor. Yani üretimin en azından 2 kat artması gerekiyor. Ya da nüfus artışına paralel üretimin arttırılması gerekiyor. Bakliyat açlığa çaredir. Biz istiyoruz ki, Türkiye’de önce kendi tüketimimizi düşünerek bakliyat üretimini arttırmalıyız. Bunun için adımlar atmalıyız. Türkiye’de her ne kadar erozyon ya da tarım ilacı yok olsa da yine topraklarımız var. Biz suyumuza sahip çıkalım. Suyumuzu kirletmeyelim. Toprağımızı kirletmeyelim. Toprağımıza sahip çıkalım. Ekelim üretelim. Halkımız hem ucuza ürün tüketir hem de daha sağlıklı beslenir” şeklinde konuştu.

    Firma, 7 yıldır obezite ile mücadele ediyor

    Firma olarak, 1993 yılından itibaren birçok projenin içerisinde yer aldıklarını ve almaya devam ettiklerini kaydeden firmanın Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis Yorgun ise, şunları söyledi:

    “Türk Kızılayı, Çocuk Esirgeme Kurumu, Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı, Sokak Çocukları, Kadın Sığınma Evleri gibi, birçok kuruma ve çeşitli projelere 23 yıldır destek vermekteyiz. Nielsen ile 2009 yılında yaptığımız araştırma sonucunda, toplumdaki obezite riskini gözlemledik ve obezite ile mücadele kararı aldık. Firma olarak, 7 yıl önce obeziteye karşı mücadeleyi başlatan ilk firma olmaktan çok büyük bir onur duyuyoruz. 2009 yılında ’Abur Cubur Olacağı Budur’ ile başlayan ’Obezite Önlenebilir’ kampanyamız, ardından ’Abur Cubura Karnımız Tok’ ile devam etti. 2015 yılında başlatılan ’Ev Yemeği Sofrada, Hesap Ortada’ kampanyamız ile 4 kişilik – 4 çeşit ev yemeği menülerinin fiyatlarının 15 TL ve 16 TL arasında değiştiğini belirttik.”

    “Bakliyat, sağlığa dost, hastalığa şifa olur”

    Toplantıya katılan Diyetisyen Duygu Cebeci ise şunları kaydetti:

    “Atalarımızın sofra kültüründen gelen, Türk mutfağımızın vazgeçilmez gıdası, baklagillerdir. Baklagiller; bitkisel protein, kaliteli karbonhidrat içermesi ve besin çeşitliliği ile sağlığa dost, hastalıklara şifa olur. Özellikle son yıllarda çoğu ölümcül hastalıkların öncüsü haline gelen obezitenin tedavisinde, tercih ettiğimiz besin grubunun başında yer alır. Satın alma gücü açısından ekonomik olması da, obezite mücadelemizde her bütçenin faydalanabilmesi açısından kolay ulaşılabilir gıdadır.”

    “Türk kadınlarının 4’te 1’i kendini kilolu olarak tanımlıyor”

    Gıda firması tarafından, Nielsen Türkiye firmasına Devlet Planlama Teşkilatı ve TÜİK’in belirlemiş olduğu düzey 1’i kapsayan 12 ilde, yemek yapmaktan sorumlu 20-65 yaş arası 1024 kadın tüketicinin katılımıyla ’Beslenme ve Kuru Gıda Tüketim Alışkanlıkları ve Marka Sağlığı Araştırması’ 2015 yılında yaptırıldı.

    Türk kadınlarının 4’te 1’inin (yüzde 26) kendisini kilolu olarak tanımladığını kaydeden Nielsen Türkiye Müşteri Çözüm Ortağı Satış Etkinliği Alışverişçi ve Sadakat Araştırmaları Lideri Elçin Deryal, her 3 kadından 1’inin (yüzde 37) kilo vermeye çalıştığını belirterek, şu bilgileri verdi: “Kilo vermek içinse yüzde 38’i daha küçük porsiyonlar tüketmek, yüzde 35’i tatlıyı daha az tüketmek, yüzde 35’i hareket miktarını arttırmak, yüzde 29 yağlı gıdaları daha az tüketmek, yüzde 28 daha çok su tüketmek, yüzde 25 fast-food gıdaları daha az tüketmek, yüzde 22 karbonhidratlı gıdaları daha az tüketmek, yüzde 12 bakliyat ürünlerini daha çok tüketmek gibi yanıtlar verildi.”

  • İhracatta özel ürünlerin önemi

    Katma değeri yüksek ihracatın yolunun özel ürünlerden geçtiğine vurgu yapan İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Zekeriya Mete, “Katma değeri yüksek ürün ihraç etmek istiyorsak, ülkemize özgü ürünleri dünyaya duyurmalıyız” dedi.

    İhracatçılar olarak Türkiye’deki birçok ürünün ön plana çıkarılmasıyla katma değerin artacağını belirten Mete, “Şanlıurfa’nın Biberi, Rize’nin Çayı, Malatya’nın Kayısısı, Kars’ın Peyniri, Ordu’nun fındığı bunların hepsi birer özel ürün. Bu özel ürünlerimizin hepsi için ayrı ayrı Ar-Ge ve tanıtım faaliyetleri yapılmalı. Marka değeri olan yüksek katma değerli ürün ihracatı için bu çalışmaları yapmamız şart. Yoksa fındık örneğinde olduğu gibi yabanı firmalar bizden aldığı ürünleri katma değerli hale getirerek bizim ürünlerimiz üzerinden dünyadan para kazanmaya devam edecek” diye konuştu.

    İhracatta barter sisteminin uygulanmasının ihracatı yüzde 30 seviyelerine kadar yükseleceğini savunan Mete, “Ülkemizin ihtiyacı olan ithal ürünleri ülkeye ihracatçılar olarak biz getirirsek, ticaretinde hızını artırmış oluruz. Türkiye’de ihracat yapan firmalara ithalat önceliğinin tanınması lazım” dedi. Bunun sektörel olarak ayrılabileceğini kaydeden Mete, “Tarımsal ürünleri bizim sektörümüzle ilgili ihracatını yaptıkları ürünleri ithalatına imtiyaz verebilirler. Bizim mal sattığımız ülkelerdeki ithalatçılar paralarını merkez bankasına yatırıyor ve buradan döviz olarak alıyorlar. Merkez Bankası’nda döviz olmadığı zaman onlar parayı yatırmış bile olsalar biz paramızı alamıyoruz. Paranın dönüşü ayları hatta yılları buluyor. Bu da ticareti yavaşlatıyor” dedi. Örnek olarak, Angola’nın ithalata ayda 50 bin dolardan fazla para yollayamadığını belirten Mete, “İhracat yaptığımız ülkeden ithalatı biz yapmalıyız. Bu ülke için riske giren insanın korunması lazım. Bu şekilde hem ithalatçı firmalarımızda ihracatçı firmalara dönüşebilir. Şu an bu sistemin gelmemesi için hiçbir sebep yok. Bu kararın çıkması için gereken güçlü irade şu an mevcut. Kısa vadede ihracatımıza katkısı çok büyük olacak. İhracat bir anda yüzde 30 civarında artış gösterebilir” diye konuştu.

  • Beyza Piliç İhracatta 59 Basamak Birden Yükseldi

    Türkiye’nin en fazla ihracat yapan ilk 500 firması arasında yer alan Beyza Piliç, bu yıl 59 basamak yükselerek 440. oldu.

    Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Türkiye genelinde en fazla ihracat yapan 500 firmayı açıkladı. 500 firma arasında sektöründe üçüncü, Türkiye genelindeki toplam ihracatta ise 440’ıncı olan Beyza Piliç, ağırlıklı olarak Ortadoğu ve Arap ülkelerine ihracat yapıyor.

    Konuyla ilgili açıklama yapan Beyza Piliç Yönetim Kurlu Üyesi Necmettin Çalışkan, “İhracat yapmak sadece ticaret değil, ticaretin ötesinde ülkeye döviz kazandırmak olduğu için, bir nevi sosyal sorumluluk olarak düşünüyoruz. Doğrusu ihracatta kar marjları çok düşük, risk çok yüksek. Özellikle iş yaptığımız ülkeler havale, finansman ve tahsilat hususunda ilkel noktalarda olduğu için tamamen güven esasına dayalı işler yapılmakta, bu da riskimizi artırmaktadır. Ayrıca bölgemizde yaşanan olaylarla birlikte, çok defa gönderdiğimiz ürünlerin muhatap ülkelerde savaş ve benzeri nedenlerle telef olduğundan zarar tazmini gibi sıkıntılarla da karşı karşıyayız. Tüm bunlara rağmen geldiğimiz noktayı firmamız ve ülkemiz açısından güzel bir gelişme olarak sevindirici buluyoruz. Bu başarıda emeği geçen başta çalışanlarımız olmak üzere, her zaman desteğini yanımda hissettiğimiz tüketicilerimize de şükranlarımızı ifade ediyoruz” dedi.

  • “İhracatta Hedef Büyük”

    Türkiye İhracatçılar Birliği (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Gaziantep’te düzenlenen ’TİMAKADEMİ Hedef Pazar Buluşmaları: İngiltere Pazarı’ konulu toplantıda, Türkiye’nin ihracatta büyük hedefleri olduğunu söyledi.

    Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri Hizmet Binasında düzenlenen toplantıya TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin yanı sıra Türk İngiliz Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu üyesi, Enver Kannur, Ekonomist Prof. Dr.Emre Alkin, Arçelik Genel Müdür Yardımcısı Ragıp Balcıoğlu, Londra Eski Ticaret Baş Müşaviri Yavuz Mollasalihoğlu, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Türkiye- İngiltere İş Konseyi Eş Başkanı Remzi Gür, TİM Genel sekreteri Dr. H. Bader Arslan, Vodafone Türkiye Kurumsal İş Birimi İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Engin Aksoy, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Erdal Erdem, UPS Pazarlama Müdürü Caner Tek, Coface Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO Emre Özer, Gaziantep İhracatçılar Birliği (GAİB Koordinatör Başkanı Abdülkadir Çıkmaz ile ihracatçılar katıldı.

    TİM Başkanı Büyükelçi, Türkiye’nin 2023 yılında da 500 milyar dolar ihracat yapma hedeflerinin olduğunu vurguladı. Gaziantep’in ihracat bakımından önemli olduğu ve Türkiye’nin yapmış olduğu ihracatın yüzde otuzunun tek başına Gaziantep’in gerçekleştirildiği hatırlatan Büyükekşi, “Ticaret olarak baktığımızda Gaziantep birçok konuda bölgenin lider bir şehri. Yüz yıllardan beri gelen bir kutnu kumaşımız var. Kutnu kumaşı gerçekten Türkiye de de altı çizilmesi gereken özelliğe sahip bir kumaş. Bunun içinde önümüzdeki günlerde 10 Mayıs tarihinde Katar’da kutnu kumaşını tüm dünyaya tanıtımı için Başbakanımızın eşi Sare Davutoğlu ile birlikte orada bir defile düzenleyeceğiz. Başbakanın eşi ile birlikte Gaziantep’in kutnu kumaşını tüm dünyaya tanıtmak için çok güzel bir iş birliği yapacağız” dedi.

    İhracat konusunda büyük hedeflerin bulunduğunu da belirten Büyükekşi, “Biz özellikle bu ülkenin ihracatçıları olarak, çok büyük hedeflerimiz var o hedeflerin başında da özellikle Türkiye’nin 2023 yılında da 500 milyar dolar ihracat yapma hedefimiz var. Burada Gaziantep’te bizim açımızdan çok önemli bir oyuncudur. Baktığımızda Gaziantep neden çok önemli bir oyuncu, çünkü Gaziantep bugün Irak’a Türkiye’nin yapmış olduğu ihracatın yüzde otuzunu tek başına gerçekleştiriyor. Gaziantep’in ihracatının yüzde 50’si, Irak’a yapıyor ama son iki yıldan beri özellikle 2014 yılına baktığımızda son dört yılın Haziran ayından itibaren Irak ihracatımız yüzde 50 oranında düştü. Daha sonra da yüzde 20, yüzde 30 aşağıya gitti. Geçen sene büyük bir ihracat düşüşü ile bitirdik. Şuan 2016 yılına geldik. 2016 yılında da yaklaşık yüzde 27 civarında da Irak ihracatımızda düşüş var” dedi.

    GAİB Koordinatör Başkanı Abdulkadir Çıkmaz ise, “Güneydoğu Anadolu ihracatçılar birliği bölgemizin ve Türkiye’mizin en önemli birliklerimizden bir tanesi. Türkiye genellikle ihracatta eksilerde devam ederken bölgemizdeki bütün olaylara rağmen, komşularımızdaki bütün olumsuzluklara rağmen ihracatımızı 2,6 arttırdık. Bundan emeği geçen bütün sanayici kardeşlerime yönetici kardeşlerime teşekkür ediyorum. Bundan sonra da ihracatımızı artırmak, ihracatçıların kalkınmaya devam edeceğimize hep beraber hedef pazarlar arayacağımızı, güneydoğu Anadolu ihracatçılar birliklerinin hedef pazarının zor bir pazar olarak İngiltere’ye odaklandığımızı. Bu gün 2016’da ve 2017’de İngiltere pazarıyla büyümeyi, İngiltere pazarından ihracat yapmayı hedefliyoruz. Türkiye ihracatçılar yönetim kurulunda aldığımız kararla sayın başkanımızda destekledi. En zor Pazar olarak İngiltere’yi seçti. Bundan sonraki hedefimizde İngiltere’deki ihracatçılarımızı, sanayicilerimizi getirmek. Biz hedef pazarımız İngiltere ile devam edeceğiz. Son zamanlarda Gaziantep’te meydana gelen, Gaziantep’teki bazı firmalardan, bazı bankalardan kaynaklanan olumsuz görüşlerin ve bir an önce devlet bankalarının eliyle giderilmesinde büyük fayda var çünkü yabancı bankalar en ufak tereddütlerinde bölgeden çıkmaya gayret ediyorlar. Teminatlarını arttırıyorlar, teminatlarından vazgeçiyorlar. Bundan da başta halk bankamız, iş bankamız, ziraat bankamız, vakıflar bankamızın bu tarz olumsuzlukları gidermekte büyük fayda var diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

  • İhracatta Engeller Bakanlık İşbirliğiyle Kalkacak

    İzmir Ticaret Odası tarafından düzenlenen ’Yurt dışı Pazarlarda Karşılaşılan Tarife Dışı Engeller ve Çözüm Yolları’ seminerinde iş dünyasının ihracatta karşılaştığı tüm sorunların bakanlık tarafından dinlenerek ortak bir çözüm için çalışmayla çözüleceğine dikkat çekildi.

    İzmir Ticaret Odası ve T.C. Ekonomi Bakanlığı organizasyonunda, İzmir Ticaret Odası Mücahit Büktaş Salonu’nda, “Yurtdışı Pazarlarda Karşılaşılan Tarife Dışı Engeller ve Çözüm Yolları Semineri” gerçekleştirilirdi. İhracatçıların yurt dışı ile iş yaparken karşılaştığı sorunların masaya yatırıldığı seminerin açılışında konuşan İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş, “Ülkeler bir yandan küresel ticarete uyum sağlarken diğer yandan da çeşitli yöntemler ile yerel üreticilerini korumaya çalışıyor. Bu koruma yöntemleri karşımıza tarife dışı engeller olarak ta çıkabiliyor” dedi.

    İhracatçıların sıklıkla karşısına çıkabilen ve onların yurt dışı pazarlara girişlerini ya da yurt dışından aldıkları malları ithal edememeleri nedeniyle zorlandığını dile getiren Demirtaş, “Sınırlar şeffaflaşıp ticaret serbestleştikçe küresel ticaret de engelsiz ve sürekli bir biçimde gelişti. Ama bir yandan küresel ticarete uyum sağlarken diğer yandan da çeşitli yöntemler ile yerel üreticilerini korumaya çalışıyor. Bu koruma yöntemleri karşımıza tarife dışı engeller olarak da çıkabiliyor” diye konuştu.

    “BAKANLIK OLARAK İŞ DÜNYASINI DİNLİYORUZ”

    Ekonomi Bakanlığı Anlaşmalar Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Aylin Bebekoğlu ise bakanlık olarak ihracatı artırma da özellikle katma değer ürünlere yönelik ihracatın çoğalması için büyük bir atak içinde olduklarını belirterek,şunlar söyledi: “Ürettiğimiz malı rekabet üstünlüğü olmasına rağmen pazara ulaştırılmayabiliriz. Çünkü ülkeler de pazarlarını korumak için hareket edebiliyor. Pazara giriş engeli sadece tarifelerle değil, tarife dışı engeller de etken. Sattığınız ürünün o ülkede taklit edilmesi bile bir engeldir. Pazarın uluslararası kurallara aykırı şekilde yerli firmaya da tekel tarafından kontrolü de bir engeldir. Bunun dışında tarife dışı birçok engel sayabiliriz.”

    İŞ DÜNYASINA SESLENDİ

    Pazara giriş engellerini ortadan kaldırmak için çözüm önerilerini hızla geliştirdiklerinin sözlerine ekleyen Bebekoğlu iş dünyasına dirsek teması oluşturmak istediklerini belirterek şöyle devam etti: “Ekonomi Bakanlığı koordinasyonunda pazara giriş faaliyetlerinin planlamasında ve ihracatçılarımızın dış pazarda karşılaştıkları pazara giriş engellerine çözümler üretilmesi amacıyla oluşturdukları Pazara Giriş Faaliyetleri Çalışma Grubu ve Pazara Giriş Engelleri Çalışma Grubu ile ihracatçılara çözüm olanağı sunuyoruz, saha da olan siz, teoriyi bilen ise biziz; gelin birlikte olalım.”