Etiket: İhracatında

  • Kuru üzüm ihracatında son 9 yılın rekoru kırıldı

    Türkiye, çekirdeksiz kuru üzüm sektöründe; 2017/18 sezonunu, 279 bin 343 ton karşılığı 452 milyon 498 bin dolarlık ihracatla geride bıraktı. Kuru üzüm ihracatı yüzde 8 artış gösterdi.

    Çekirdeksiz kuru üzüm ihracatı, 2016/17 sezonunda 270 bin ton karşılığı 419 milyon 159 bin dolar olarak kayıtlara geçmişti.

    Çekirdeksiz kuru üzüm ihracatı miktar bazında son 9 yılın rekoru olarak tarihteki yerini alırken, bir diğer güzel gelişme ise; Uzakdoğu ülkelerine yapılan çekirdeksiz kuru üzüm ihracatındaki büyük artış oldu.

    Ege İhracatçı Birlikleri verilerine göre; 31 Ağustos 2018 tarihinde tamamlanan 2017/18 sezonunda Türkiye, çekirdeksiz kuru üzüm ihracatında son 10 yılın rekorunu kırarken, Uzakdoğu ülkelerine yapılan ihracattaki artış dikkati çekti. Uzakdoğu ülkelerine yapılan çekirdeksiz kuru üzüm ihracatı yüzde 42’lik artışla 34 milyon 349 bin dolardan, 48 milyon 944 bin dolara yükseldi. Çekirdeksiz kuru üzüm ihracatında Uzakdoğu ülkelerinin payı yüzde 8’den yüzde 11’e çıktı.

    Japonya, 9 milyon 652 bin dolarlık çekirdeksiz kuru üzüm ihracatı ile Uzakdoğu ülkeleri içinde zirvede yer alırken, Japonya’ya kuru üzüm ihracatımız bir önceki sezona göre yüzde 190 artış gösterdi.

    Çin’e gerçekleştirilen kuru üzüm ihracatı ise; yüzde 181’lik artışla 2 milyon 269 bin dolara geldi. Tayvan’a 2016/17 sezonunda 38 bin dolarlık kuru üzüm ihraç edilmişken, 2017/18 sezonunda yüzde 3 binlik artışla 1 milyon 211 bin dolara fırladı. Tayland, Singapur, Vietnam, Güney Kore kuru üzüm ihracatında önemli artış gösteren ülkeler arasında yer aldı.

    “Türk üzümünü prestij ürün olarak pazarlıyoruz”

    Çekirdeksiz kuru üzümün Türkiye’nin ihracatta prestij ürünlerinden biri olduğunu belirten Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Birol Celep, 2017/18 sezonunu başarılı bir şekilde geride bıraktıklarını, 2018/19 sezonunda Türk üzümünün daha katma değerli ihracatı için pazarlama çalışmalarına başladıklarını kaydetti.

    Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli tarafından, 2018/19 sezonu çekirdeksiz kuru üzüm rekoltesinin 261 bin ton açıklandığını hatırlatan Birol Celep, “Türk ihracatçısı geçen sezonki 310 bin ton açıklanan rekoltenin 280 bin tonunu ihraç etti. İç piyasadaki tüketimi de göz önüne aldığımızda çok sınırlı stokla yeni sezona girdik. 261 bin ton rekolte Türk ihracatçısının rahatlıkla pazarlayabileceği bir miktar. Döviz kurlarındaki değişim nedeniyle ithalatçılardan gelecek fiyat indirin baskısına boyun eğmeden hareket ederek üretici, tüccar, ihracatçı ve tüketicinin memnun olacağı bir fiyat seviyesinde Türk üzümünü dünyaya sunmalıyız” şeklinde konuştu.

    İngiltere ihracatta açık ara lider

    Türkiye’nin çekirdeksiz kuru üzüm ihracatında İngiltere 118 milyon 35 bin dolarlık tutarla açık ara liderliğini bu yılda sürdürdü. İngiltere’yi 52 milyon 519 bin dolarlık tutarla Almanya, 47 milyon 903 bin dolar ile Hollanda takip etti. Avrupa Birliği, Türkiye’nin ihraç ettiği çekirdeksiz kuru üzümün yüzde 78’ini satın aldı.

    Avrupa Birliği ülkeleri dışında en fazla çekirdeksiz kuru üzüm ihraç ettiğimiz ülkeler 26 milyon 10 bin dolar ile Avustralya, 18 milyon 113 bin dolarla Kanada ve 9 milyon 652 bin dolarlık üzüm ihracatı ile Japonya oldu.

    Afrika ülkeleri Türk üzümü ile tanıştı

    2017/18 sezonunda Türk üzümünün varlık gösterdiği bir diğer pazar ise; Afrika oldu. 2016/17 sezonunda 1 milyon 813 bin dolarlık çekirdeksiz kuru üzüm sattığımız Afrika ülkelerine, 2017/18 sezonunda yüzde 289’luk rekor artışla 7 milyon 52 bin dolarlık kuru üzüm ihraç etme başarısı gösterdik.

    Fas, 3 milyon 93 bin dolarlık çekirdeksiz kuru üzüm ihracatı ile Afrika ülkeleri arasında ilk sırada yer alırken, Cezayir’e 1 milyon 924 bin dolarlık, Güney Afrika Cumhuriyeti’ne ise; 1 milyon 186 bin dolarlık Türk üzümü ihraç edildi.

  • Narenciye ihracatında hedef Uzakdoğu’daki yeni pazarlar

    Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, narenciye ihracatçılarının en büyük dayanağı olan DFİF kaynaklı ihracat desteğinin bu yıl ton başına 150 TL olması için Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’tan yazılı talepte bulunduklarını belirterek, “Uzakdoğu’daki yeni pazarlara girebilmek için ton başına 50 dolar navlun desteği talebimizi de bakanımıza ilettik” dedi.

    Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, yaptığı açıklamada Türkiye’de üretilen 4 milyon 500 bin ton narenciyenin 1,8 milyon tonunun ihraç edilerek, ülkemize 1 milyar dolara yakın döviz kazandırıldığını söyledi. Narenciyede 2018-2019 yılı ihracata yönelik hasat sezonunun 15 Ağustos’ta erkenci Mayer limon türü ile başladığını ifade eden Doğru, bu yıl bahçelerde danışman mühendisler tarafından yapılan tespitler ve çiftçilerden alınan bilgilere göre Çukurova genelinde rekoltenin erkenci Mayer limon hariç diğer tüm çeşitler için yüzde 20 ila yüzde 60 arasında az olacağının beklendiğini ifade etti. Doğru, ihracatın lokomotif ürünü sayılan Enterdonato türü limonda ise geçen yıla göre artış beklense de geçmiş yıllarla karşılaştırıldığında yeni dikim de olmadığından rekoltenin iyi bir sezonun altında olacağının tahmin edildiği bilgisini vererek, “Mandalina ve portakal çeşitlerinde erkencilerde yüzde 20-30, geç hasat edilen çeşitlerde ise yüzde 40-50 aralığında düşük rekolte bekleniyor. En az rekoltenin ise geçen yıla göre yüzde 50-60 eksik olan greyfurt çeşitlerinde olacağı tahmin ediliyor” diye konuştu.

    “Dolardaki yükselme ihracatta avantaj sağlayacak”

    Geçen yıl hasat zamanında 3.50 TL olan dolar kurunun bugünlerde yaklaşık yüzde 88’lik artışla 6.60 TL’nin üzerine çıkmasının narenciye ihracatı için önemli bir avantaj oluşturacağı görüşünde olduklarını vurgulayan Doğru, bu durumun üreticilerin emeğinin karşılığını almasına, ihracatçıların da rekabet gücünün artmasına katkı sağlayacağını belirtti. Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Doğru, Destekleme Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) kaynaklı ihracat desteğinin ihracatçıların en büyük dayanağı olduğunu hatırlatarak şöyle konuştu:

    “DFİF kaynaklı ihracat desteğinin bu yıl ton başına 150 TL verilmesi için Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Berat Albayrak’tan yazılı talepte bulunduk. Bu yıl ayrıca Uzakdoğu’da narenciye ithal eden yeni pazarlara girebilmek için ton başına 50 dolar navlun desteği talebimizi de Sayın Bakanımıza ilettik. Bölge milletvekillerimizin de desteğiyle bu teşviklerin yakında açıklanmasını ümit ediyoruz. Hedefimiz, bu desteklerin açıklanmasıyla narenciye ihracatında 2 milyon tonun üzerine çıkarak tekrar dünya ikinciliğini yakalamak.”

    Üreticilere uyarı

    Doğru, ihracatı olumsuz etkilememesi ve Türk narenciyesinin marka değerine zarar vermemesi için ürünlerin zamanından önce hasadının yapılmaması uyarısında da bulundu. Doğru, şunları kaydetti:

    “Narenciye üreticilerimizin hasadına izin verilmeyen ürünlerinin toplanmasına kesinlikle müsaade etmemesi önem arz etmektedir. Bu konuda tüm üretici ve ihracatçılarımızı sektörümüzün geleceği için duyarlı olmaya çağırıyoruz. Bu yıl ki narenciye sezonunun tüm üreticilerimize ve ihracatçılarımıza bol ve hayırlı kazançlar getirmesini diliyorum.”

  • Zeytin ve zeytinyağı ihracatında tarihi rekor

    Sofralık zeytin ihracatında dünya liderliğini, zeytinyağı ihracatında dünya ikinciliğini hedefleyen Türkiye 2017/18 sezonunun bitmesine kısa bir süre kala son 4 yılın ihracat rekorunu kırmaya hazırlanıyor.

    2017/18 sezonunun geride kalan diliminde 341 milyon dolarlık ihracat yaptıklarını belirten EZZİB Başkanı Davut Er, “Zeytinyağında bu sezonun ilk 10 aylık döneminde, sofralık zeytinde ise ilk 11 aylık döneminde gelir olarak geçtiğimiz sezonun tamamındaki ihracat gelirlerini aşmış durumdayız. Sezonu 400 milyon dolarlık ihracat rakamıyla tamamlamayı hedefliyoruz” dedi.

    Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği (EZZİB) Yönetim Kurulu Başkanı Davut Er, ihracatta son yılların en başarılı sezonunu geçiren zeytin ve zeytinyağı sektöründeki gelişmeleri değerlendirdi. Ambalajlı zeytinyağında ihracatın miktar olarak yaklaşık iki katına çıktığı müjdesini veren Er, geçtiğimiz sezona göre 9 bin 542 tondan 18 bin 126 tona yükselerek toplam zeytinyağı ihracatı içindeki payının yüzde 25’ten yüzde 32’ye yükseldiğini söyledi. Er, şöyle devam etti: “Döviz kurlarındaki değişimlerin pozitif katkısı ile birlikte ambalajlı zeytinyağı ihracatımızdaki artışın önümüzdeki dönemde de artarak devam edeceğine inanıyoruz. Öncelikli hedefimiz, Türkiye’de 500 bin üretici ailenin geçim kaynağı olan, 41 ilimizde üretilen zeytin ve zeytinyağımızın ambalajlı olarak ihracatının daha da artırılması. Önümüzdeki sezondan itibaren, ambalajlı zeytinyağı ihracatımızı 25 hatta 30 bin ton seviyelerine çıkarmayı hedefliyoruz.”

    Kişi başı tüketimde hedef 5 kg.

    Türkiye’nin 2017/18 sezonu zeytinyağı rekoltesinin ilk aşamada 280 bin ton olarak tahmin edildiğini sonradan rekoltenin 264 bin ton olarak revize edildiği bilgisini paylaşan EZZİB Başkanı Er, Sofralık zeytin rekoltesinin ise 450 bin ton düzeylerinde tahmin edildiğine vurgu yaptı. Zeytinyağında kişi başı tüketimin artırılmasını hedeflediklerini ifade eden Er, “Önümüzdeki sezona ilişkin olarak şu anda bir varsayımda bulunmak mümkün görünmüyor. UZZK ve Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilileri tarafından Eylül ayında bir çalışma yapılacak. Ülkemizde kişi başına zeytinyağı tüketimi 2 litrenin altında, yani toplam tüketim 130-140 bin ton düzeylerinde, ama hedefimiz kişi başı tüketimi 5 litre seviyelerine çıkarılması” dedi.

    Türkiye, 27 Ağustos 2018 itibariyle 10 aylık dönemde 56 bin 200 tona karşılık 225 milyon dolar zeytinyağı ihraç ederken, sezon sonu ihracatının 65-70 bin ton düzeylerine ulaşmasını beklediklerinin altını çizen Er, şöyle devam etti. “Sofralık zeytin ihracatımız ise, yine 27 Ağustos 2018 tarihi itibariyle 60 bin 355 tona karşılık 116 milyon dolar düzeyinde. Önümüzdeki 1 aylık dönem sonunda bu rakamın 65-70 bin ton düzeyine ulaşmasını bekliyoruz” ifadesini kullandı.

    Destekler iki katına çıkarılmalı

    Zeytin ve zeytinyağı ihracatına devlet tarafından sağlanan desteklerin iki katına çıkartılması gerektiğini ifade eden Er, “Zeytin üreticimize 50 kuruş, zeytinyağı üreticimize 2.5 TL prim verilir ve böylece üretim maliyetlerindeki dezavantajlar ortadan kaldırılırsa rekolte artışı ile birlikte kutulu zeytinyağı ihracatımız da artacak, bu sayede üreticimiz emeğinin karşılığını alacak. Ülkemizin markalı ve ambalajlı ihracatının sürekliliği için öncelikle rekabetçi fiyattan sürdürülebilir hammadde arzı gerekli” şeklinde konuştu.

    Ülkeler itibariyle zeytinyağı ihracatına bakıldığında, ABD’ye 21 bin tonun üzerinde ihracatın gerçekleştiği bilgisini veren Er, ABD’nin toplam zeytinyağı ihracatı içindeki payının yüzde 30 olduğunu sözlerine ekledi.

  • Yaş üzüm ihracatında yüzde 43 artış

    Sultani çekirdeksiz üzümün anavatanı Türkiye, yaş üzüm ihracatında başarılı bir sezon geçiriyor. Türkiye, 1 Haziran-15 Ağustos 2018 döneminde 61 bin 19 ton yaş üzüm ihracatı karşılığı 40 milyon 261 bin dolar döviz kazandı.

    Türkiye’de, 1 Haziran-15 Ağustos 2018 döneminde 61 bin 19 ton yaş üzüm ihracatı yapıldı. Bunun karşılığında 40 milyon 261 bin dolar döviz kazanıldı. Türkiye 2016/17 sezonunun aynı döneminde ise; 36 bin 411 ton yaş üzüm ihracatı yapmış ve 28 milyon 134 dolar dövizi hanesine yazdırmıştı.

    Yüzde 43’lük ihracat artışı

    Sultani çekirdeksiz üzüm 16 milyon 652 bin dolarlık ihracatla yaş üzüm çeşitleri içerisinde geçen sezonlarda olduğu gibi zirvede yer alırken, Superior üzümü 5 milyon 597 bin dolarlık tutarla zirvenin ikinci basamağını kaptı. Yalova incisi üzümünün ihracata katkısı ise 2 milyon 212 bin dolar oldu. Yaş meyve ihracatında 2017/18 sezonunda şeftali, nektarin, kiraz ve taze incir ihracatında yakalanan başarıyı yaş üzüm ihracatında da sürdürmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, yaş üzüm ihracatında yakalanan yüzde 43’lük ihracat artışının sezon sonuna kadar devam edeceğini kaydetti.

    Rusya yaş üzüm ihracatında zirvede

    Yaş üzüm ihracatında Rusya’nın 12 milyon dolarlık payla ilk sırada yer aldığı bilgisini paylaşan Uçak, “Gerçekleştirdiğimiz ortak akıl toplantıları sayesinde; üreticilerimizle, tüccarlarımızla, ihracatçılarımızla güzel bir sinerji yakaladık. Bu sinerji sayesinde tüm ürünlerde ihracat artışları yakaladık. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliğinin son 1 yılda kayda aldığı yaş meyve sebze ihracatı yüzde 36’lık artışla 145 milyon dolardan, 197 milyon dolara yükseldi. Hedefimiz bu artış çizgisini sürdürmek ve 250 milyon dolara ulaşmak” diye konuştu. Yaş üzüm ihracatında Rusya’yı 2.2 milyon dolarlık tutarla Almanya izlerken, üçüncü sırada yer alan Ukrayna’ya 2 milyon dolarlık yaş üzüm ihraç edildi.

  • Kuru incir ihracatında ilk gemi 26 Eylül’de yola çıkacak

    Türk kuru incirinin dünya sofralarını süslemesi için 2018/19 sezonunda ilk yolculuk tarihi, 26 Eylül 2018 olarak belirlendi.

    Üretim ve ihracatında dünya lideri olduğumuz kuru incirin, 2018/19 sezonunda ilk gemi tarihi olarak da ifade edilen ilk ihracat tarihini belirlemek için Ege, Güneydoğu Anadolu ve İstanbul İhracatçı Birliklerine üye kuru incir ihracatçısı firmalar Kuru İncir Danışma Niteliğinde Genel Kurul Toplantısında bir araya geldi. Toplantıya katılan firmalar, Türkiye Kuru Meyve Sektör Kurulu Başkanı Osman Öz’ün önerdiği 26 Eylül 2018 Çarşamba gününü oy birliği ile ilk ihraç tarihi olarak kabul etti.

    Toplantıda alınan ve Kuru Meyve Sektör Kurulu tarafından onaylanan bu tarih, Türkiye İhracatçılar Meclisi ve akabinde Ekonomi Bakanlığı’ndan alınacak onay sonrasında resmiyet kazanacak ve uygulamaya geçecek.

    Kuru incir ihracatında 267 milyon dolar ile rekor kırıldı

    Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Birol Celep, 2017/18 sezonunda kuru incirin ortalama ihraç fiyatının kilogramda 5 dolara ulaştığını, 16 Ağustos itibariyle 267 milyon dolarlık ihraç tutarı ile tüm zamanların rekorunun kırıldığını kaydetti.

    “İthalatçıların fiyat indirin taleplerine direnin”

    Türkiye’nin ekonomik ve mali açıdan zor bir dönemden geçtiğine işaret eden Celep, “ABD ile yaşanan sorunlar, döviz kuru ve banka faiz artışları yoluyla bizlere fazlasıyla yansımaya devam ediyor ve önümüzdeki dönemde devam edecek gibi görünüyor. Bu zor ortamda hepimizin daha dikkatli olması gerekiyor. Bu ortamda firmalarımızın ayakta kalması için mücadele ederken, bir yandan da ürün alım ve satım politikalarımızda daha duyarlı ve temkinli hareket etmemiz gerekiyor. Bu gibi dalgalı dönemlerde ithalatçıların fiyat indirim taleplerine direnerek üretici-tüccar ve kendi kesesinden ve daha önemlisi ülkemizin kesesinden alıcılara kaynak aktarımına dur diyebilmemiz gerekiyor. Geçen sene Avrupalılar kuru inciri 5 dolara alarak yedi, bu sene döviz kurlarındaki artış nedeniyle 3 dolara incirimizi satmayalım” diye konuştu.

    Kuru incir rekoltesinin 80 bin ton olmasından dolayı bir panik havasına gerek olmadığını savunan Celep, hedefin ürünün satışı yerine, katma değerli şekilde pazarlanması olması gerektiğinin altını çizdi. Celep, Türk kuru incirinin 100 bin tonluk rekolteye ulaşsa bile pazarlanmasının mümkün olduğunu sözlerine ekledi.

    “Sektöre zarar verenlere merhametli olmayacağız”

    Danışma Niteliğindeki Kuru İncir Genel Kurul Toplantısına katılan Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürü Muharrem Selçuk, incir, üzüm ve kayısıyı coğrafyamızın bize bahşettiği ürünler olarak tanımlayarak şunları söyledi:

    “Ürünü üretmek kıymetli bir şey. Ama ihracatçılarımızın kabiliyetleri olmasa ürünlerimiz değerini bulamaz. İhracatçılarımızın çalışmalarını takdir ediyoruz. Kalite çalışmalarına bahçeden başlamamız gerekiyor. Aflatoksin, okratoksin-A ve ilaç kalıntısı sorunu yaşamamak için tarlada kalite ve denetim çalışması yapabilmemiz gerekiyor. Mevzuatımızda hammadde aşamasında denetime ilişkin bir düzenleme yok. Ancak, bunu mevzuata ekleyebilirsek, Bakanlık olarak tarladan sofraya kadar tüm süreci denetler hale gelebiliriz. Sonuçta hepiniz Türk inciri satıyorsunuz. Yurt dışında olumsuz bir şey olduğunda Türk incirinin imajı zedeleniyor. Sektöre zarar verenlere karşı merhametli olmayacağız. Sorunların çözümü sözleşmeli üretimden geçiyor. Sözleşmeli üretim yaptığınız zaman üretim sürecini de yönetmiş olursunuz, nasıl üretildiğini bilmediğiniz bir üründe kaliteyi yakalamak da zor olur.”

    Türk firmalarının ihraç pazarlarında kendi aralarında fiyat bazlı rekabet yapmasının yanlış olduğunu diye getiren Selçuk, “İhracatta kendi kendimize fiyat bazlı rekabet ederek yabancıların Türk ürününü ucuza yemesini sağlamaktan başka bir şey yapmıyoruz” dedi. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Işık ise kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru incir ile ilgili kurdukları teknik komitelerle ürün kalitesinin yükseltilerek Aflatoksin ve Oratoksin- A oluşum ve bulaşıklığının önlenmesi ve katma değerli ürün ihracatının artırılması amaçlı yaptıkları çalışmaları anlattı. Işık ayrıca, kuru incirlerin aracı-tüccar tarafından üreticiden yeterince kurutulmuş, seçilmiş ve boylanmış olarak kasa içinde satın alınmasının ve ürünlerin soğuk hava depolarında uygun şartlarda saklanıp depolanmasının büyük önem arz ettiğini, ürünün üreticiden bu şekilde satın alınarak pazara sunulması halinde piyasa dengesinin sağlanması suretiyle spekülasyonların önüne geçileceğini ve bu prestij ürünümüzde kalite düzeyinin korunabileceğini belirtti.