Etiket: İhracatı

  • Ege ihracatı 13 milyar dolara ulaştı

    Türkiye’de 2018 yılında ihracat artış rekortmeni olan Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), 2018 yılı Haziran ayında 1 milyar 86 milyon dolar ihracata imza attı. EİB’nin ihracatı 2017 yılı Haziran ayına göre yüzde 9 artış gösterdi. EİB, 2017 yılı Haziran ayında 999 milyon dolarlık ihracata imza atmıştı.

    Haziran ayında Türkiye’nin ihracatı ise; yüzde 5 artış göstererek, 12 milyar 601 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. Türkiye’nin 2017 yılı Haziran ayındaki ihracatı ise; 12 milyar 3 milyon dolar olmuştu.

    Ege İhracatçı Birlikleri, 2018 yılı Haziran ayında 631 milyon 665 bin dolarlık sanayi ürünleri ihraç ederken, tarım ürünleri ihracatı yüzde 6’lık artışla 353 milyon dolardan 373 milyon dolara yükseldi. Madencilik sektörünün ihracatı ise; yüzde 10’luk artışla 81 milyon 721 bin dolara çıktı.

    EİB’nin yıllık ihracatı 13 milyar dolara dayandı

    Yılın ilk yarısında yüzde 20’lik ihracat artışıyla 6 milyar 647 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandıran Egeli ihracatçıların son 1 yıllık ihracatı ise; yüzde 18’lik artışla 12 milyar 938 milyon dolara ulaştı. EİB’nin hedefi Temmuz ayında yıllık ihracatta 13 milyar doları aşmak olacak.

    Ege İhracatçı Birlikleri çatı altındaki 12 ihracatçı birliğinin, 10 tanesi 2018 yılı Haziran ayında, bir önceki Haziran ayına göre ihracatını arttırmayı başarırken, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği ve Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği 2017 yılı Haziran ayı performanslarının gerisinde kaldılar.

    Demir ihracatı zirveye demir attı

    2018 yılına parlak bir giriş yapan Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği, Haziran ayında 125 milyon 717 bin dolarlık ihracata imza attı. 2017 yılı Haziran ayında 83 milyon 19 bin dolarlık ihracat gerçekleştiren Egeli demir ihracatçıları, 2018 yılı Haziran ayında ihracatlarını yüzde 51 arttırma başarısı gösterdi.

    Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği ise; 110 milyon 209 bin dolarlık döviz getirisi ile en fazla ihracat yapan ikinci sektör oldu ve zirveye ortak oldu.

    Haziran ayında ihracatını yüzde 21 arttıran Ege Tütün İhracatçıları Birliği 85 milyon 871 bin dolarlık ihracatla üçüncü sırada yer aldı.

    Su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatı 1 milyar doları aştı

    Ege Maden İhracatçıları Birliği, Haziran ayında yüzde 10,4’lük ihracat artış hızı yakaladı ve 81 milyon 721 bin dolarlık ihracatı hanesine yazdırdı. 79 milyon 556 bin dolarlık ihracat yapan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği beşinci basamağın sahibi oldu. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği yıllık 1 milyar 8 milyon dolar ihracat rakamına ulaşarak 1 milyar dolar barajı üzerinde tutunacağını ortaya koydu.

    Meyve sebze ve mamulleri ihracatı koşar adım

    Başarılı bir yıl geçiren Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, Haziran ayında yüzde 11’lik ihracat artışı yakaladı ve 70 milyon 41 bin dolarlık ihracata imza attı. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ise; yüzde 2’lik artışla 51 milyon 117 bin dolara ulaştı.

    Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği, Haziran ayında 44 milyon 836 bin dolarlık ihracatı kayda alırken, ihracatını yüzde 20 arttıran Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 28 milyon 489 bin dolar ihracata imza attı.

    Haziran ayında ihracatı yüzde 9’luk düşüş yaşayan Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği 18 milyon 479 bin dolarlık ihracatı hanesine yazdırdı. İhracatını yüzde 14 arttıran Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği 14 milyon 324 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Haziran ayında ihracatı yüzde 48’lik düşüş gösteren Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği 11 milyon 198 bin dolarlık ihracat yaptı.

    Egeli ihracatçılar en fazla ihracatı Almanya’ya yaptı

    Ege İhracatçı Birlikleri’nin Haziran ayı ihracatında Almanya 130 milyon dolarlık tutarla zirvedeki yerini korudu. Egeli ihracatçılar, Almanya’ya 2018 yılının 6 aylık döneminde ise; 768 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

    Almanya’yı 82 milyon dolarlık ihracatla Amerika Birleşik Devletleri, 69 milyon dolarlık ihracatla İngiltere izlerken, Haziran ayında Egeli ihracatçıların Mısır’a yaptığı ihracat yüzde 177’lik artışla 12 milyon dolardan 33 milyon dolara yükseldi. Egeli ihracatçıların önemli artış yakaladığı diğer pazarlar ise; yüzde 46’lık artış ve 59 milyon dolarlık ihracat ile Fransa, yüzde 41’lik ihracat yükselişi ve 30 milyon dolarlık ihracatla Çin ve yüzde 40’lık artış ve 25 milyon dolarlık dış satımla Yunanistan oldu.

    Yılın ilk yarısı beklentilerimize uygun geçti

    Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, 2018 yılının ilk yarısının beklentileri doğrultusunda geride kaldığını, ihracatlarının 13 milyar dolara dayandığını kaydetti.

    Haziran ayında Türkiye’nin ihracatının yüzde 5 arttığını, EİB’nin ihracat artış hızının ise yüzde 9 olduğu bilgisini veren Eskinazi, “Ocak – Haziran döneminde ise; Türkiye’nin ihracatı yüzde 12 artarken, EİB ihracatını yüzde 20 arttırdı. Benzer tablonun yılsonunda da oluşması için İnovasyon, Ar-Ge ve Tasarım odaklı, katma değerli ürün ihracatını arttırmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” diye konuştu.

    “Seçim geride kaldı gündem ekonomi ve ihracat olmalı” diyen Eskinazi, OHAL uygulamasının kalkması ile birlikte Türkiye hızla normalleşeceğini, yabancı yatırımcıların Türkiye’ye yatırım konusunda daha istekli olacağını, bu sayede Türk ekonomisinin yılın ilk çeyreğindeki yüzde 7.4’lük büyüme rakamını aşacağını, ihracat rakamlarının da artışına devam edeceğini sözlerine ekledi.

  • (Özel) Üzüm sektöründe ihracatı katlayacak proje

    Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen projeyle Türkiye’de ilk defa kapalı sistem sera içerisinde üzüm bağı yetiştirildi. 2018 yılı içerisinde başlanan proje kapsamında yılda iki defa hasat yapılması hedeflenirken, bu sayede üzüm ihracatında artış yaşanması bekleniyor.

    Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından başlatılan proje kapsamında Türkiye’de ilk defa sera içerisinde üzüm yetiştiriciliğine başlandı. Henüz araştırma aşamasında bulunan sistemde üzümler özel bir saksı içerisine yerleştirilen spagetti borularla ve gübre takviyeleriyle ürünlerin besinleri sağlanıyor. Kurulan drenaj sistemiyle de fazla kalan su ve gübre tanklara alınarak dezenfekte ediliyor. Sonrasında ise su ve besin değerleri bilgisayar ortamında dengelendikten sonra yeniden üzüm bitkilerinin köklerine veriliyor. Ayrıca drenaj sistemiyle de hem su kullanımından hem de gübre ve ilaç kullanımından da tasarruf edilmesi sağlanıyor. Öte yandan sera içerisinde yetiştirilen üzümlerden yılda 2 defa ürün hasat edilmesi bekleniyor. Mart-Nisan aylarında yapılacak hasat ile piyasaya erken zamanda üzüm verilerek kar oranlarının arttırılması amaçlanıyor.

    Sistem hakkında bilgi veren Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürü Akay Ünal, “Birinci sınıf tarım arazisi olmayan, bağın toprakta yetiştiriciliği yapılamayan bölgelerde alternatif olarak tarımının yapılmasını hedefliyoruz. Özellikle bölgemizde ve ülkemizde bir çok yerlerde jeotermal enerji kaynağı gibi kaynaklardan enerji kullanımı dışında tarımda kullanım olanaklarını araştırılması amaçlarımızdan bir tanesiydi. Bir diğeri de ürünün olmadığı zamanlarda, ilkbaharda piyasaya üzüm sunmayı hedefliyoruz. Bu çalışma kapsamında amacımız hem sera içerisinde üzüm yetiştiriciliğinin tepkimesini ve ne derece yapılabilirliğini görmek olacak. Hem de aynı zamanda bir yıl içerisinde iki sefer hasat yaparak, çift hasatla ürün periyodunu ve verimi arttırmayı amaçladık” dedi.

    Çift üründe dekara 8-9 ton üzüm alınması bekleniyor

    İlk hasadın Mart ve Nisan aylarında yapılmasını planladıklarını söyleyen Ünal, “İlk hasadı Mart sonu Nisan başı gibi planlıyoruz. Diğerini de Kasım aylarında planlıyoruz. Bir yıl içerisinde hem Mart ayında hem de Kasım ayında ürün çeşitlerine göre değişmekle birlikte çünkü bu araştırma kapsamında şu anda bir çok çeşit deniyoruz. Bu çeşitlerin uyumuna bakarak iki sefer hasatla yaklaşık normalde tek üründe bir dekar sera alanında 6 ton civarında ürün hasat etmeyi amaçlıyoruz. Çift üründe ise belki çeşide göre değişmekle birlikte 8-9 tonlara çıkartabilme umuduyla bu çalışmalara başladık” ifadelerini kullandı.

    Sofralık üzümde ihracat payının artacak

    Hasadın olmadığı dönemde piyasaya üzüm vererek ihracat payının artmasını hedeflediklerini söyleyen Ünal, “Ana amaç aslında burada tüketimi hem yaygınlaştırmak hem de hasadın olmadığı zamanlarda taze yeni hasat edilmiş üzüm elde edebilmek ve bununla beraber de ihracat payımızı sofralık üzüm anlamında arttırabilmek. Burada bu işi yaygınlaştırabilirsek tarımda kullanılamayan arazilerde bizim Manisa ve ülkemizin bağcılık tecrübesini sera içine aktarabilirsek özellikle ürünün yetişmediği dönemlerde elde ettiğimiz ürünle çok daha yüksek üreticimize gelir elde etmeyi amaçlıyoruz” diye konuştu.

    Üzümde kalıntı sorununu da ortadan kaldıracak çalışmayla ihracatın artacağını kaydeden Ünal, “Hem birim alandan daha fazla ürün elde etmek istiyoruz. Hem de daha kontrollü besiniyle, gübresiyle, tarımıyla, ilacıyla iyi tarım uygulamalarına uygun, kontrollü bir şekilde yetiştiricilik yaparak kalıntısız direk ihracata ve iç tüketime sunabilecek daha kaliteli bir ürün amaçlarımızdan birisi” dedi.

    “Bu sistemle birlikte su ve gübre tasarrufu da gündeme gelecek”

    Kapalı sistem bağ yetiştiriciliğinin Türkiye’de ilk olduğunu sözlerine ekleyen Ünal, “Şu anda kapalı sistem sera içerisinde bağ yetiştiriciliği ülkemizde yok. Çift ürün yetiştiriciliği de ülkemizde yok. Domates gibi farklı ürünlerde kapalı sistem kullanılıyor. Kapalı sistemden kastımız aslında her bitkiye yapılan su ve gübre uygulamalarının biz drenaj yoluyla dışarıya atmıyoruz. Bunları tekrar seranın özelliğinden kaynaklanan altyapısı ve yazılımıyla beraber geri tanklarımıza alıyoruz. Burada sterilize ediyoruz. Eksik olan besin elementleri kısmını tamamlayıp tekrar direne olan suyu kullanıyoruz. Aynı zamanda bu sistemle birlikte su ve gübre tasarrufu da gündeme gelecek” şeklinde konuştu.

    2019 yılında ilk ürünü hasat edeceklerini vurgulayan Ünal, “Normalde bu çalışmaya 2018 yılının başından itibaren başladık. İlk ürünlerimizi önümüzdeki yıldan itibaren görmeyi arzu ediyoruz. Biz normalde bir bağ tesisi yaptığımız zaman 3-4 yıldan önce verim elde edemiyorduk. Ama bu seranın avantajlarından bir tanesi de 1 yıl gibi bir süreyle kısa bir zamanda verim alabilmek. O yüzden önümüzdeki yıldan itibaren hem üreticilerimiz hem de bağcılıkla ilgilenen tüm misafirlerimize burayı aktarabileceğiz. Hem ürünleri de almaya başlamış olacağız. 2019 yılının başında hatta 2019 yılının verim değerleri de olmak üzere önümüze bir çeşit bazında şablon çıkacaktır” ifadelerini kullandı.

    Sistem uzaktan kontrol edilebilecek

    Sistemin mobil uygulamalar ile uzaktan kontrol edilebileceğini belirten Proje Lideri Ziraat Yüksek Mühendisi Ebru Toprak Özcan, “Projemiz 2018 yılı itibariyle başladı. Şu an aktif olarak sistem de kullanıma geçildi. Kapalı sistem uygulamasına göre sera yetiştiriciliği yapıyoruz. Sistemimizde bitkilerimize besin çözeltisini makinemiz dozajlama kısmından ayarladığımız uygun miktarlardaki gübreleri otomasyon sistemine aktarmasıyla bitkilerimize spagetti borular aracılığıyla iletiyoruz. Bitkilerimizden drene olan suyu bir tankta toplayarak bu tanktan UV filtresiyle dezenfeksiyon işlemi yaparak tekrar kullandığımız çözeltiyi geri kazanımını sağlıyoruz. Seramızın altyapısı gereği uzaktan algılamayla kendimiz burada olmadığımız zaman da verdiğimiz komutlarla sistemi yönetebiliyoruz. Uzaktan erişimin olmasıyla birlikte iklimin değişmesine, günün yağmurlu, dolu, rüzgarlı gibi durumlarında yaptığımız erişimle birlikte bitkiye ulaşmayı sağlayabiliyoruz” dedi.

  • Yüksek katma değerli ürün ihracatı için ortak hareket

    İzmir’de ihracatta yaşanan sorunların çözümü için bir araya gelen Ekonomi Bakanlığı ile Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) yetkilileri, yüksek katma değerli ürün ihracatı için ortak hareket edeceklerini beyan etti.

    Türkiye’de 71 bin ihracatçının bağlı olduğu Ekonomi Bakanlığı ile Ege Bölgesi’nde 8 bin ihracatçıyı çatısı altında buluşturan Ege İhracatçı Birlikleri, ihracatta yaşanan sorunların çözümü için kolları sıvadı. Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki sanayi ürünleri ve tarım ürünleri ihraç eden ihracatçı birlikleri başkan ve başkan yardımcıları ile Ekonomi Bakanlığı bürokratları İzmir’de ihracatta yaşanan sorunların çözümü için bir araya geldi. Sanayi ve tarım başlıklı iki ayrı oturumda sorunları masaya yatıran EİB başkanları ve Ekonomi Bakanlığı bürokratları yüksek katma değerli ürün ihracatına yoğunlaşma konusunda fikir birliğine vardı.

    Eskinazi: “Ekonomi Bakanlığı en büyük destekçimiz”

    Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Ekonomi Bakanlığı ile Türkiye İhracatçılar Meclisi önderliğinde tüm ihracatçı birliklerinin etle tırnak gibi çalıştığını, Ekonomi Bakanlığı nezdinde ihracatçıların sorunlarını hızlıca çözen bir irade ile muhatap olduklarını, ihracatçıların diğer bakanlıklarla olan konularının çözümünde de Ekonomi Bakanlığı’nın en büyük destekçileri olduğunu kaydetti. Türkiye’nin 2023 yılı için önemli hedefleri olduğunu hatırlatan Eskinazi, “Dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girme, 10 tane dünya markası çıkarma, kişi başı milli geliri 25 bin dolara taşıma, dünya ihracatından yüzde 1.5 pay alma gibi önemli hedeflerimiz var. Bu hedeflere ulaşmanın yolu katma değerli ürün ihracatından geçiyor. Bugün ortalama ihraç fiyatımız kilogram başına 1.5 dolar, bu rakamı 3 dolar seviyesine çıkarmamız gerekiyor. Ekonomi Bakanlığı ve diğer bakanlıklarla işbirlikleri bu hedeflere ulaşmada çok önemli misyon üstlenecek. Ekonomi Bakanlığı bürokratlarına Ramazan Bayramına saatler kala İzmir’e gelip bizimle birlikte oldukları için ayrıca teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

    Celep: “Yeni pazarlara açılmalıyız”

    Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Birol Celep ise ihracat hedeflerine ulaşmak için yeni ihraç pazarlarının önemine değindi. Celep, “Avrupa’nın dışında çıkmak zorundayız. Asya pasifik pazarına açılmalıyız. Bu nedenle URGE projesini devreye soktuk. Turquality projesini devreye soktuk. Ürünlerimiz değerli ancak bunları katma değerli hale getirip döviz girdisini artırabiliriz” dedi.

    Yüksek katma değerli ürün çağrısı

    Türk üzümünün ortalama ihraç fiyatının 1750 dolar olduğu bilgisini veren Celep şöyle devam etti: “ABD üzümünü 4.000 bin dolara satıyor. Şili, Güney Afrika 2700 dolara satıyor. İran bile bizden yüksek ürün satabiliyor. Bizim pazarlama algısını artırabilecek bir konsensus oluşturmamız lazım. Ekonomi ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tüm paydaşların katımı ile bunu sağlayabiliriz.”

    “TMO’nun müdahale alımı istikrar sağlayacak, katma değeri artıracak”

    Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) bu yıl kuru üzüm alımında müdahil olarak Türkiye’de hammadde fiyatlarının ilk etapta gerilemesini önlediğini, sonraki süreçte fiyatların artışına katkı sağladığını hatırlatan Celep, “TMO’nun 2018 yılında çekirdeksiz kuru üzüm müdahale alımı yanında kuru kayısıda da müdahale alımı yapması fiyat istikrarını, sürdürülebilirliği ve güveni oluşturacaktır. İstikrar sağlandığı takdirde kuru meyve sektöründe 300 milyon dolar ilave katma değer sağlamamız mümkün. TMO Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu’na son günlerde bu beklentimize cevap veren açıklamaları nedeniyle sektörümüz adına teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    İlaç kalıntısı sorununa karşı bilgilendirme seferberliği

    Tarım ürünleri ihracatında ilaç kalıntılarının büyük problem olduğuna işaret eden EİB Koordinatör Başkan Yardımcısı Celep, şöyle devam etti: “Bunu engellemek için üretim bölgelerine gidiyoruz, köy girişlerine bilgilendirme bannerlar astık. Üreticiyi bilinçlendiriyoruz. Bunun için ilaç kullanımı sorununu hep birlikte aşmamız gerekiyor. Sorunları aşabilirsek kuru üzümde 100 milyon kısa vadede, orta ve uzun vadede 350 milyon dolar kazanırız. Kayısı da kükürt sorunu önemli çiftçi bilmediği için kükürtü kullanıyor ama kükürt bir alerjen. İncirimizde aflatoksin problemi var. Bunları üreticiyi bilinçlendirerek aşacağız. Devletimizden de lisanslı depolar, soğuk hava depolarının desteklenmesi talebimiz var. Devlet desteği kapsamına alınmalı.”

    “Kuru incir üretimi 2B arazileri ile artırılabilir”

    Türkiye’nin üretim ve ihracatında dünya lideri olduğu kuru incirin üretimin artması için 2B arazileri ve orman vasfını yitirmiş alanlarda incir üretimi yapılması taleplerini yenileyen Celep sözlerini şöyle sürdürdü: “İncir özel bir ürün, talep yüksek, yüksek talebi karşılayabilecek alanlara ihtiyaç var. Ekim alanlarının büyük olması lazım. Bizim toprakları ekip biçip katma değerli ürünleri üretmemiz lazım. Türkiye günümüzde yıllık 60-65 ton bin kuru incir ihraç edebiliyor. Kuru incir ihracatında çok rahatlıkla 100 bin tona çıkabiliriz. Bunun için üretimi arttırmamız şart.” EİB Koordinatör Başkan Yardımcısı Birol Celep, Türkiye’nin özellikle yoğun tarım ürünleri ihraç ettiği ülkelerde Tarım Ataşesi istihdam etmesi taleplerini de sözlerine ekledi.

    “Yasaklı ürünlerin denetimi kolaylaşacak”

    Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdür Yardımcısı Musa Demir, aflatoksin ve diğer pestitistler konusunun ciddi bir sorun olduğunu Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bu konuda bir ilaç takip sistemi oluşturduğunu, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının da benzer bir sistem üzerine çalıştığını kaydetti. Demir, “Hangi bayide hangi ilaç var noktasında bir kontrol sağlanacak. Stoklar belli olacak, eczane sisteminde olduğu gibi. Böylece yasaklı ürünlerin denetimi kolaylaşacak. Avrupa Birliğinde ve tüm dünyada sağlık ile ilgili kaygılar artıyor ve standartlar giderek zorlaşıyor. Bu nedenle bu konu oldukça önemli ve bir strateji ile bu sorunu aşabiliriz” diye konuştu.

    İlaç kalıntısını sorunu

    İhracat Genel Müdürlüğü Tarım Daire Başkanı Alper Eriten ise orta ve uzun vadede ilaç kalıntısını sorun olmaktan çıkarmak için çalıştıklarını dile getirdi. Eriten şöyle konuştu: “Kuru incir üretimini artırmamız gerekiyor, bu yılki fiyatlar üretici memnun etti, inşallah devamı gelir. Ülkemizde üretimi olmayan tropikal ürünlerdedir. Başvurularını işleme alıyoruz. Kuru üzümde ihracat yaptığımız ülke sayısını artırmamız gerekiyor. İlaç kalıntıları sorunları ile ilgili olarak gerekenler yapılıyor, orta ve uzun vadede bu sorunları konuşuyor olmamak için elimizden geleni yapıyoruz.”

    “Çin’e süt ürünleri ve Antep fıstığı ihracatı için protokol imzaladık”

    Ekonomi Bakanlığı Anlaşmalar Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Hakan Akgün de, Ekonomi Bakanlığının tarım ürünleri ihracatçılarına yeni ihraç pazarları kazandırma konusunda yaptığı çalışmaları özetledi. Çin ile süt ürünleri ve Antep fıstığı ihracatı için protokol imzalandığını müjdeleyen Akgün, “Japonya’ya ilk tavuk eti ihracatını gerçekleştirdik. Çin ve Japonya önemli pazarlar, ürünlerin doğru lojistik kanallardan iletilmesi önemli. Turunçgiller, portakal, incir, mandalina, Antep fıstığı ve su ürünleri Çin’in ithal etmek istediği ürünler. Bu konuda ilgili ülkeye firma listeleri gönderiyoruz. Japonya’ya ihracat konusunda da son 3 yılda önemli yol kat edildi. İlk tavuk eti ihracatımızı gerçekleştirdik. Çin için de girişimler devam ediyor. Japonya’ya ihracatta soğutma dereceleri konusunda bazı esneklikler talep ettik. Japonya 70 milyar dolar tarım ithalatı yapıyor. Bizim Japonya’ya satacak daha çok ürünümüz var. Serbest ticaret anlaşması sonucu karşılıklı regulasyonlar yerli yerine oturacaktır. Süreçlerin uyumlu bir şekilde yürütülmesi konusunda elimizden geleni yapıyoruz. Karşı ülkelerin ne istediğini anlayıp ona göre belge, bilgi paylaşmak gerekiyor. Filipinler, Tayvan gibi ülkeler de Türkiye’den ithalata sıcak, güçlü ülkeler. Bu pazarlara da sektörel olarak yaklaşmak ve uygun sektörlerden ihracat yapmak lazım” dedi.

    Ekonomi Bakanlığı ile Ege İhracatçı Birlikleri arasında “İhracat İşbirliği Toplantısı”na Ege İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurulu Başkanları ve Başkan Yardımcıları katılırken, Ekonomi Bakanlığından İhracat Genel Müdür Yardımcısı Musa Demir, Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdür Yardımcısı Hakkı Karabörklü, Ekonomi Bakanlığı Daire Başkanları Yavuzhan Erdem, Alper Eriten, Engin Ertekin, Hakan Aygün, Bilgehan Şaşmaz, Ekonomi Bakanlığı Batı Anadolu Bölge Müdürü Umut Yazar ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İzmir İl Müdürü Zekeriyya Erdurmuş katıldı.

  • (Özel haber) Bursa’nın dağ kirazı 8 liradan ihracatı bekliyor

    Türkiye’nin en önemli ihracat ürünlerinden biri olan Napolyon cinsi kiraz bu yıl 7-8 TL’den ihraç edilmeyi bekliyor.

    Türkiye’nin kiraz üretiminde önemli bir yere sahip olan Bursa’nın Keles ilçesinde yetiştirilen Napolyon cinsi kiraz birçok ülkeye ihraç ediliyor. Keles’in mahallelerinde yetişen kiraz başta Rusya olmak üzere, Almanya, İngiltere ve Ortadoğu ülkelerine satılıyor. Geçtiğimiz yıl kilosu 7 ila 8 TL arasında alıcı bulunan kirazın bu yılda o rakamlara satılması bekleniyor. Kiraz bahçelerinde bolluk olduğu görülürken, çiftçiler son bakımlarını yapıyor. 1 hafta – 10 gün içinde toplanmaya başlayacak olan kirazın boyu ve lezzeti diğer kirazlara göre farklılık gösteriyor.

    Kiraz yetiştiriciliği yapan Mustafa Kaplan, kirazların verimli olduğunu belirterek, “Kirazlarımız bu yıl Allah’a şükür güzel, verimli. Kalite olarak da hava şartlarından dolayı iyi denilebilir. Geçen yıl 7-8 TL’den ihracata verdiğimiz kirazlarımızı da 1 hafta 10 gün sonra toplamaya başlayacağız. İhracatçılar gelip alımlarını yapacaklar. Kirazımı en iyi şekilde değerlendireceğiz. Piyasa şartları bu yıl oluşmadı ama bu yıl da 8 TL’den kirazımızı vermeyi planlıyoruz” dedi.

  • Ortadoğu’ya hazır başörtüsü ve duvak ihracatı

    Mimosa Modaevi, Lübnan gibi Ortadoğu ülkelerine hazır başörtüsü ve duvak ihraç ediyor.

    Mimosa Modaevi tasarımcısı ve makyöz Fatma Esma Özkaracan, bu alanda 2013’den bu yana faaliyet gösterdiğini belirterek, gelinlik, nişanlık ve kına kıyafeti ile üzerine hazır duvak, hazır başörtüsü tasarımı yaptıklarını söyledi. Her renk ve modelde üretim gerçekleştirdiklerini ifade eden Özkaracan, modellerin çok beğenildiğini ve tercih edildiklerini bildirdi. Türkiye’nin yanında Ortadoğu ülkelerine ürün sattıklarını anlatan Özkaracan, “İşimizi severek yapıyor ve çeşitli eğitim seminerleri ile de kendimizi geliştiriyoruz. Gelinlikte gelin başı, duvak ve makyaj çok önemli. Gelinlerin kendilerini özgüven içinde hissetmesi ve doğal olarak düğün boyunca mutlu olmaları giyimleri ve makyajları ile de ilgili. Bu nedenle gelin başları içinde gelinlerin seçeceği modellerin uzman ellere bırakılması bir güven işidir. Özellikle tesettürlü gelinlerimiz için. Çünkü tesettür üzerine gelinlik ve gelin başları son yıllarda gelişme gösterdi. Önceleri tesettürlü bayanlar için çok az seçenek vardı. Hem gelinlik hem de gelin başlarında alternatif bulamayan birçok gelin için tedirginlikler aylar öncesinden başlardı. Artık öyle değil. Bizler Mimosa Modaevi olarak hazır duvak, türban tasarımı ve makyajın başarıyla üstesinden geliyor ve en değerli günlerinde gelinlerimizi mutlu ediyoruz” dedi.

    Tesettürlü gelin başını güzel bir makyaj ile tamamlamanın işi mükemmelliğe götüreceğine dikkat çeken Esma Özkaracan, “Tesettür gelin başlarında seçilen makyaj türünün gelin başı ile uygun olması çok önemlidir. Çünkü yanlış bir makyaj seçimi ve yapımı ile her şey altüst olabilir. Mimosa Modaevi’nde uzman makyöz ile gelin başınıza ve yüz hatlarınıza en uygun makyajı sizin de mükemmel tercihleriniz ile buluşturarak en mutlu gününüze en güzel şekilde sizleri hazırlıyoruz” diye konuştu.

    Ürünlerin pratik kullanımı sayesinde müşterilerin kendilerinin içine bağladıkları bonenin üzerine gerek arkadan, gerekse boyundan bağlayabildiklerini anlatan Özkaracan, her renk ve modelde tasarım yapılıp dikilebildiğini kaydetti.

    Tesettürde trend pratik ve şıklık

    Tesettür modasında daha pratik, daha kolay, şık ve kullanışlı modellere doğru gidildiğini kaydeden Özkaracan, bu durumum başörtülerini de etkileyerek müşterinin tercihini kullanışlı, pratik ve şıklıktan yana kullandığını söyledi.

    Mimosa Modaevi kurucusu Güngör Duran da hazır başörtüsü ve duvakların son birkaç yıldır çok tercih edildiğini belirterek, “Müşterilerimiz bu ürünleri birden fazla kullanıma uygun olmasından, kuaförlerin çoğu drape ve türban bağlamayı bilmedikleri için ya da kuaförün olmadığı bir yerde kendileri pratikçe takmak için tercih ediyorlar. Gerek ülkemizde, gerekse Ortadoğu ve Arap ülkelerine yaptığımız satış ve müşteri memnuniyeti bizi mutlu ediyor” dedi.