Etiket: İhracatçıyı

  • Yüksek navlun fiyatları ihracatçıyı vurdu

    Türkiye’de son bir yılda yüzde 100 ile yüzde 400 oranlarında artan navlun fiyatları, ihracatçının önünde büyük bir engel oluştururken, Ekonomi Bakanlığı konuya el attı. Bakanlığın, konuya çözüm bulmak amacıyla 5 ilde gerçekleştireceği toplantıların ilki, Bakanlık bürokratlarının katılımıyla Mersin’de yapıldı. AKİB Koordinatör Başkanı Zeki Kıvanç, “Navlun fiyatlarında yaşanan aşırı artış kabul edilemez” dedi.

    İhracatçı firmaların, özellikle son aylarda ihraç yüklemeleri için konteyner bulmakta sıkıntı yaşamaları ve konteyner eksikliğinin gerekçe gösterilmesi nedeniyle navlun fiyatlarının yükselmesi, Akdeniz İhracatçı Birlikleri’ni (AKİB) harekete geçirdi. AKİB Genel Sekreterliğinin, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve ilgili Bakanlıklara ileterek çözüm istediği konuda, Ekonomi Bakanlığı, Deniz Ticaret Odaları işbirliği ile İstanbul, İzmir, Mersin, Antalya ve Ankara’da “Lojistik Bilgilendirme Toplantıları” düzenlenmesine karar verdi.

    Kıvanç: “İhracatımız navlun şirketlerinin insafına kaldı”

    Mersin’de bugün gerçekleştirilen toplantı, AKİB ve Mersin Deniz Ticaret Odası işbirliğinde düzenlendi. AKİB’de ihracatçılar, Bakanlık bürokratları ve konteyner armatörleri temsilcilerini bir araya getiren toplantının açış konuşmasını AKİB Koordinatör Başkanı Zeki Kıvanç yaptı. Zorlu geçen bir yılın ardından toparlanmaya başlayan ihracatın en önemli ana damarlarından birinin lojistik olduğunu belirten Kıvanç, “Lojistik konusunda yaşanan sıkıntılar hepimizi derinden etkilemektedir. Halihazırda ihracat yaptığımız pazarlara dahi ürünlerimizi göndermekte zorluk yaşarken, yeni pazarlar bulabilmemiz de bir hayli zorlaşmaktadır. Özellikle global piyasalarda yaşanan çalkantılar ile beraber deniz taşımacılığında önemli bir güç olan Hanjin Shipping firmasının da iflas etmesi ile bu süreçte ihracatımız adeta navlun şirketlerinin insafına kaldı” diye konuştu.

    “Navlun fiyatlarında yaşanan aşırı artış kabul edilemez”

    Sektörde 2009 yılından bu yana devam eden kriz ile beraber özellikle Türkiye ihracatı için çok önemli olan bu gelişmenin ardından navlun fiyatlarında da artışlar yaşanmaya başlandığına dikkat çeken Kıvanç, “Öyle ki, ihracatçımız çoğu günlerde ürettiğini ürünü gönderememeye başladı. Navlun fiyatlarında yaşanan aşırı artış bizce kabul edilemez. 2016 Ekim ayında Mersin’den 200 dolara giden bir konteynerimiz Çin’in Ningbo limanına Nisan 2017 ayında tam bin 10 dolara gitmeye başladı. Yaşanan yüzde 405’lik bu artış Çin’in yansıra Suudi Arabistan, Hindistan, Güney Kore, Namibya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde de görülmektedir. Bizim anlamakta güçlük çektiğimiz bir şekilde fiyatlar artmış ve ihracatçılarımız zor durumda kalmışlardır. Taşıyıcı şirketler ekipman yetersizliğini bahane etmeye ve de gelen talepleri geri çevirmeye başlamışlardır. Birçok ihracatçımız, taahhütlerini yerine getirmek ve reklamasyon ödememek adına yüksek navlun bedellerine katlanarak ürünlerini ihraç edebilmek için oldukça büyük bir çaba sarf etmektedir. Bu kadar navlun artışı yetmezmiş gibi, ihraç malının varış noktasına ulaştığını teşvik eden, taşıyıcı tarafından düzenlenecek belde için de acentelerin 40 dolar ücret talep edildiği bilgisi de gelmiştir” ifadelerini kullandı.

    “Bu gemiyi beraber terk etmek zorunda kalırız”

    “Bu kadar zor günlerde birbirimize destek olmaz köstek olursak, gün gelir bu gemiyi beraber terk etmek zorunda kalırız” diyen Kıvanç, bölgede faaliyet gösteren sektörlerin oldukça mağdur olduklarını vurguladı. Kıvanç, “İhracatta rekabetin bu kadar yoğun olduğu günümüz dünyasında, firmalarımızın kar marjlarının oldukça düşük ve tek haneli rakamlara gerilediği bugünlerde bu sorun Türkiye’nin ihracatındaki en büyük engellerden biridir. Bu sorunu çözebilmek adına konunun muhatabı tüm paydaşların pozitif bir yaklaşım göstererek beraber hareket etmesini umut ediyoruz. Bu toplantının da çözüm yönünde atılacak bir adım olmasını yürekten diliyorum” şeklinde konuştu.

    Değer: “Sorunu 2016’nın sonundan bu yana takip ediyoruz”

    Ekonomi Bakanlığı Serbest Bölgeler, Yurtdışı Yatırım ve Hizmetler Genel Müdürlüğü Lojistik Dairesi Başkanı Vahap Metin Değer de konteyner sorununa ilişkin ilk toplantının Mersin’de düzenlendiğini söyledi. Sorunu 2016’nın sonundan bu yana takip ettiklerini ifade eden Değer, şunları söyledi: “64 bin ihracatçımız, 240 tane gümrük bölgesine ve ülkeye ihracat yapmakta. Bu çerçevede, konteyner sorunu da bizim için çok önemli bir konu. Öncelikle ihracatçılarımızla konteyner taşımacılığı yapan firmalarımızın bir diyalog halinde bu konuyu sonuçlandıracaklarını düşünüyorum.”

    Aymen: “Navlunda yüzde 100 ile yüzde 400 oranlarına varan, ihracatçımız tarafından altından kalkılamayacak artışlar var”

    TİM Lojistik Konseyi Başkanı Bülent Aymen ise sorunun tüm ihracatçıların ortak sorunu olduğunu belirtti. Özellikle son 4 ayda yaşanan navlun fiyatlarıyla ilgili problemin, Türkiye’nin ihracatını ve ticaretini önemli ölçüde etkilediğini kaydetti. Sadece ihracatta değil ithalatta da çok olumsuz etkisi olduğunu dile getiren Aymen, şöyle devam etti: “Bu büyük bir problem. Tabi bu sadece Türkiye’nin problemi değil. Bu Avrupa’nın da ortak problemi. Özellikle Uzakdoğu, Asya ve Ortadoğu taşımalarında bu problem yoğunlukla yaşanıyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri, dünyadaki üç büyük firmanın biraz monopolist yapıya gitmeleri. Tabi ki, onların da kendilerine göre haklı nedenleri var. 2008 yılındaki global krizden bu yana bir zarar söz konusu ama bunun bu şekilde uygulanmaya başlanması özellikle Türk ihracatçısı olarak bizi çok yoğun ve kötü bir şekilde etkiliyor. Son bir yıl içinde navlun fiyatları reel hiç bir göstergeyle açıklanamayacak şekilde hızla yukarıya çıktı. Burada hızla yukarıya çekilen fiyatlar derken, yüzde 100 ile yüzde 400 oranlarına varan, hiçbir sebeple açıklanamayacak ve ihracatçımız tarafından altından kalkılamayacak artışlardan bahsediyorum.

    Geçen yıl ihracat verilerinde çok iyi bir yıl yaşanmadığına da dikkat çeken Aymen, “Bu yıl hedefler gerçekten istediğimiz gibi gitmeye başladı. Fakat önümüze bu navlun problemi çıktı. Birçok malda yüzde 10, yüzde 25-30’lara yakın mal bedeli üzerinde navlun bedeli olan sektörler var. Bunları çok önemli ölçüde etkiliyor. Biz gerek AKİB’de gerekse TİM’de hemen her gün bu konuda şikayet alıyoruz. Ekonomi Bakanlığı, konuyla ilgili güçlü bir irade ortaya koydu. Burada Dünya Ticaret Örgütü ve Dünya Rekabet Kurallarına da aykırı bir takım hususlar söz konusu. Bu konuda bizim dışımızda da gelişmeler var. Türkiye’de bu toplantılar yapılmaya başlandı. Ümit ediyorum ki, acenteler merkezlerine bu durumu bildirirler” şeklinde konuştu.

    Ayrıca acentelerle ilgili farklı şikayetler de olduğunu ifade eden Aymen, bunları da Ulaştırma Bakanlığı’na bildirdiklerini, bakanlığın da elinden geleni yaptığını söyledi. Düzenlenen bu toplantının, çözüm sürecinin bir parçası olduğunu vurgulayan Aymen, konunun en kısa sürede çözüme kavuşmasını dileyerek, paydaşlardan çözümcü yaklaşım beklediklerini sözlerine ekledi.

    Daha sonra basına kapalı olarak devam eden toplantıda, Bakanlık bürokratları, ihracatçıların sorunlarını dinledi.

  • TİM İle Borsa İstanbul, İhracatçıyı Kur Riskine Karşı Bilgilendirdi

    İhracatçıları kur risklerine karşı korumak ve sermaye piyasaları aracılığıyla finansman sağlaması için Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Borsa İstanbul işbirliğinde firmalar bilgilendirildi.

    Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Borsa İstanbul işbirliğinde düzenlediği konferansla ihracatçıları döviz risklerinden koruma ve sermaye piyasaları aracılığıyla finansman sağlama avantajları konusunda bilgilendirdi. ’Sermaye Piyasaları Yoluyla Finansman Sağlama Alternatifleri ve Kur Riski Yönetimi’ konulu konferansta TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Borsa İstanbul Genel Müdürü ve aynı zamanda CEO’su Tuncay Dinç ile Borsa İstanbul uzmanları, PETKİM, TEB ve Çuhadaroğlu Metal Sanayi yöneticileri ihracatçılar ile deneyimlerini paylaştı.

    TİM Başkanı Büyükekşi ile Borsa İstanbul CEO’su Dinç, konuşmalarına Ankara’da dün meydana gelen terör saldırısını kınayarak başladılar. Büyükekşi, ünlü bilim adamı Einstein’ın “Hata yapmayan insan yoktur, kişinin insanlıktaki derecesi, hatalarını kabul edip düzeltmek için gösterdiği gayret ve titizlikle ölçülmelidir. Hatayı açıkça görmek insanı harekete geçirir, insan ancak düştüğünü fark ederse ayağa kalkar” sözlerini hatırlattı. Bunun üzerine “Hatanın en büyüğü, hatalı olduğunu bilip de onu düzeltmenin çaresine başvurmamaktır. Bütün dünyada kurlar bu denli dalgalanırken, ihracatçılarımızın neredeyse yarısı hala kendini korumak için hiçbir aksiyon almıyor. Kur riskini hedge etmiyor” diyen Büyükekşi, bu nedenle ihracatçıları bilgilendirme ihtiyacı duyduklarını ve bu konuda bir rapor hazırlayarak tüm firmaları bilgilendireceklerini söyledi.

    “İHRACATÇININ HEDGE KONUSUNDA KARNESİ İYİ DEĞİL”

    TİM’in gerçekleştirdiği anketlerde ihracatçıların yüzde 41’inin kur riskinden korunmak için hiçbir uygulamada bulunmadığını ifade eden Büyükekşi, “Kısacası, ihracatçımızın hedge konusunda karnesi iyi değil” dedi. Dünyayı küresel bir köye benzeten Büyükekşi, hiçbir şey yapılmaması halinde risklere maruz kalmaya devam edileceğini kaydederek şöyle devam etti:

    “Geçen yıl sadece parite etkisinden kaynaklı ihracat kaybımız 12,6 milyar dolar oldu. Biz bu kaybın bırakın tamamını, yüzde 20’sini bile kaybetmemiş olsaydık, ülkemize milyarca dolar kazandırmış olurduk. Dolayısıyla risklerin hedge edilmesi büyük önem taşıyor. Kırılganlığın önüne geçmek için de önümüzde 3 yol var. Bunlardan ilki bankalar aracılığıyla sigorta yaptırmak. Ancak, bu işlemlerin maliyeti yüksek. İkincisi, son günlerde reklamlarda da sıkça gördüğümüz forex işlemleri. Ancak bu işlemlerin büyük bir oranı spekülasyon amaçlı kullanılıyor. Üçüncü yol ise, Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası, kısacası VİOB. Firmalarımız bu yollarla kendilerini kur riskine karşı koruyabilir”.

    “NAKİT AKIŞI YATAĞA DÜŞÜREN HASTALIK GİBİ”

    Borsa İstanbul CEO’su Tuncay Dinç de Türkiye’de 2,7 milyon KOBİ bulunduğunu, bunların borcunun ise 391 milyon lirayı bulduğunu hatırlatarak, “Şirketlerde nakit akışı ve kur riski vardır. Bir şirket kar etmeyebilir bu problemler belli vadede çözülebilir. Ama nakit akışı yatağa düşüren hastalık gibi. Borçlanmaya dayalı büyüme sürdürülebilir olması mümkün mü?” diye sordu.

    Tuncay Dinç, borçluluk oranının giderek arttığını ve bunun KOBİ’lerin büyüme oranını etkilediğini, bu nedenle halka arzı önemsediklerini vurguladı. Dinç, “Sağlıklı büyüme istiyorsanız muhakkak suretle kurumsallaşmak lazım. Şirkette profesyonelliği artırırsanız ömrünü de uzatırsınız. Halka açılırsanız dışarıdan sizi eleştirmeye, gözlemeye başlanıyor. Bir nevi cheçk up oluyorsunuz, fikir alıyorsunuz. Bunu şiddetle öneriyorum. Halka açıldığınızda finansmanı ortaklarla karşıladığınızda daha sağlıklı büyüyebilirsiniz. Bu konuda uzmanlarımızdan destek alabilirsiniz. Kur riskiniz için de vadeli işlemler borsası iyi bir uygulama. Yoksa olası döviz dalgalanmalarını yönetemez ve sıkıntıya girersiniz” dedi.

  • Habur Kapısının Kapatılması İhracatçıyı Olumsuz Etkiledi

    Türkiye Irak Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TISİAD) Başkanı Nevaf Kılıç, 14 Aralık’tan bu yana Habur Sınır Kapısı’nın kapalı olduğunu belirterek, ticaretin ve yaşamın ciddi anlamda olumsuz etkilendiğini söyledi. .

    Kılıç, yaptığı yazılı açıklamada, güvenlik gerekçesiyle Irak’a açılan Habur Sınır Kapısı’nın 11 gündür kapalı olduğunu hatırlatarak, yetkililerin yaşanan bu durumla ilgili bir an evvel harekete geçmelerini beklediklerini söyledi. Bu nedenle transit taşımacılığın başka ülkelere kaymasından endişe ettiklerini ifade eden Kılıç, Almanya’nın ardından Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ikinci ülkenin Irak olduğuna vurgu yaptı.

    Kılıç, “Irak’la 2014’ün ilk 5 ayında aylık 1 milyar doları aşan bir ihracatımız vardı. Güvenlik sorunları başlayınca bu 500 milyon dolara düştü. Ardından 700-750 milyon dolar seviyelerinde seyretti. Şimdi ise Habur sınır kapısı kapalı durumda ve bizim 300 milyon dolar gibi bir ihracat kaybımız söz konusu. Bu durum ülke ekonomisine çok büyük bir kayıp yaşatmaktadır” dedi. Habur kapısının Mersin Limanı’nı da dolaylı yoldan olumsuz etkilediğini ifade eden Nevaf Kılıç, Irak’a gidecek olan konteynırların Mersin Limanı üzerinden geldiğini belirtti. Kılıç, “Kapı kapalı olduğu için araçlara bu konteynırlar yüklenemiyor. Liman şişti kaldı” diye konuştu.

    “LOJİSTİK FİRMALARI CAN ÇEKİŞİYOR”

    Sınır kapısının kapatılmasından dolayı binlerce insanın mağdur olduğunu söyleyen Kılıç, şöyle devam etti:

    “Binlerce araç kapıda bekliyor. Frigorifik araçlarda bekleyen gıda ürünleri var. Çoğu ürün bozulmuş durumda. Hepsinin bir raf ömrü var. Bunlar riskli ürünlerdir. Lojistik firmalar oldukça yüksek derecede mağdur durumdalar. Sektör adeta can çekişiyor. Araçlar hep kredili alındı. Binlerce insan buralarda çalışıyor. Bu işe bir çözüm bulunmalıdır. Herkes taşın altına elini sokmalıdır. Bu yaşanılan sorunlar diyalogla son bulmalıdır.”

    Bu durumdan zarar görenleri devletten destek beklediğini dile getiren Kılıç, “Şu anda Habur içinde ve Irak’ta bekleyen araçların Türkiye’ye girişleri sağlanmalıdır. Rusya ve Suriye pazarları kapanmışken, Irak kapısının da kapatılması sıkıntıları daha da arttırmıştır. Nakliyecilerin SGK, MTV ve bankalara olan borçlarının ertelenmesi ve nakliye sektörüne hükümetimizin krediler konusunda yardımcı olmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.