Etiket: İhraç

  • 12 bin nüfuslu ilçeden milyon nüfuslu ülkelere balık ihraç ediliyor

    ABD başta olmak üzere Japonya ve Vietnam’a yılda bin 500 ton balık ihraç eden 12 bin nüfuslu Gümüşhane’nin Torul ilçesindeki somon üreticileri, dünyanın tüm pazarlarında söz sahibi olmak istiyor.

    Dik dağ zirvelerinin arasında ve mevsim itibariyle yüksek zirveleri karla kaplı Torul Baraj gölünde üretilen somon balıkları önce Karadeniz’deki tuzlu su kafeslerine oradan da belirli bir büyüklüğe gelince çok sayıda ülkeye ihraç ediliyor.

    Gümüşhane’nin Torul ilçesinde elektrik üreten Torul Baraj Gölü’nde faaliyet gösteren kafes balıkçılığı işletmeleri burada yetiştirdikleri somon balığını dünyada en fazla balık tüketen ülkelerden biri olan Japonya başta olmak üzere ABD ve Vietnam’a ihraç ediyor.

    Baraj gölünün 3,86 kilometrekarelik yüzeyinde yürütülen kafes balıkçılığı önemli bir noktaya ulaşırken, Karadeniz bölgesinin en önemli alabalık ve Karadeniz somonu üretim sahalarından birisi olan Torul Baraj gölünde somon balığının hasat ve nakil dönemi başladı.

    Yılda bin 800 ton balık üretilen Torul Baraj Gölünde belli bir büyüklüğe ulaşan somonlar deniz suyu sıcaklığının düşmesinin ardından Karadeniz’de bulunan tuzlu su çiftliklerine sevk ediliyor.

    Torul Baraj Gölü’ne 7 ay önce 2 gramlık yavru olarak gelen ve 250 gramlık seviyeyi aşan balıklar, motorlarla kıyıya çekilen kafeslerden vinçle kamyon üzerindeki oksijenli tanklara yüklenerek 2 saatlik mesafedeki Trabzon’a, Karadeniz üzerindeki büyük tuzlu su kafeslerine naklediliyor.

    Torul İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü su ürünleri mühendisleri Volkan Karakullukçu ve İrem Arıcı gözetiminde gerçekleşen nakil işleminin ardından bu mevsimde soğuyan deniz suyunda iyice lezzetlenen somon 2,5-3 kilograma ulaşınca ihraç ediliyor. Soğuk suyu seven somon balığı için yazları soğuk suyu olan Torul Baraj gölünü tercih eden üreticilerden İsmail Şahin, bir ay sürecek olan nakil sürecine başladıklarını söyledi.

    “250 gramlık bu seviyeye gelmesi için 7 aylık bir süreçten geçiyor”

    Torul barajında aktif 8 aktif balık işletmesinden birisi olduklarını kaydeden Şahin, yıllık bin 800 ton üretim kapasitesine sahip baraj gölünde kendilerine ait 3 çiftlik bulunduğunu belirterek, “Her çiftlikte 15’er tane kafesimiz var. Bu kafeslerin kimisi 16’lık, kimisi 22’liktir. 16’lık da daha az, 22’lik de daha çok balık üretiyoruz. Balık bize kuluçkahaneden 2 gramlık yavru olarak geliyor. Yaklaşık 250 gramlık bu seviyeye gelmesi için 7 aylık bir süreçten geçiyor. Ortalama 250 gramlık balığı denize indiriyoruz. Denizden de 2,5-3 kilogram olunca ihraç ediyoruz” dedi.

    Balığı denize aktardıktan sonra oradan da Japonya’ya, ABD’ye, Vietnam ve bazı ülkelere ihraç edeceklerini ifade eden Şahin, kıyıya yaklaştırılan kafeslerin her birinde yaklaşık 20 ton somon balığı bulunduğunu söyledi.

    “Geçen yıl bin 500 ton balık ihraç ettik, bu yıl hedefimiz 2 bin 500, 3 bin ton balık ihraç etmektir”

    Torul baraj gölünden aldıkları balıkları denizde 2 katı büyüklüğündeki kafeslere aktardıklarını ve orada da her kafeste yaklaşık 100 ton balık yetiştirdiklerini dile getiren Şahin, “Geçen yıl bin 500 ton balık ihraç ettik, bu yıl hedefimiz 2 bin 500, 3 bin ton balık ihraç etmektir” diye konuştu.

    “Somon balığı da soğuk suyu sevdiği için yazları soğuk suyu olan baraj suyunda, kışları da deniz suyunda yetiştiriyoruz”

    Somon balığının en büyük özelliğinin hem tatlı hem de tuzlu suda yaşayabiliyor olması olduğunu belirten Şahin, “Bu da büyük bir avantaj sağlıyor. Tatlı su olduğu için 24 dereceye kadar bu suda yaşıyor. Yazın denizde su sıcaklığı 27-28 dereceyi bulduğu için yaşamıyor. En büyük avantajı bu. Denizde yaz aylarında sıcak suyu sevdiği için en çok levrek yetiştiriyoruz. Somon balığı da soğuk suyu sevdiği için yazları soğuk suyu olan baraj suyunda, kışları da deniz suyunda yetiştiriyoruz. Buna biz Norveç Somonu diyoruz. Eti kırmızı oluyor. Lezzeti de denize inince değişiyor” şeklinde konuştu.

    “Torul barajında su gayet kaliteli”

    Trabzon’da üretim yaptıkları için kendilerine en yakın ve taşınırken mesafesi en kısa olan Torul Barajını seçtiklerini kaydeden Şahin, Torul Baraj gölünün suyunun gayet iyi olduğunu, balık yetiştiriciliği açısından suyunun kaliteli olması nedeniyle burayı seçtiklerini söyledi.

    Balığın denize nakil sürecini de aşama aşama anlatan Şahin, şöyle konuştu:

    “Balığı önce roşi dediğimiz ağa alıyoruz. Kepçeye alabilmek için balığı bir yere topluyoruz. Kepçeye doldurup vinç aracılığıyla kamyon içinde oksijeni olan taşıma tanklarına canlı bir şekilde koyuyoruz. Buradan denize götürüp boru yardımıyla kafeslere aktarıyoruz. 2 saatte balığı denize indiriyoruz.”

  • CHP’den ihraç edilen Yılmaz: ’’Bir disiplin sürecini yönetemeyen insanların ülkeyi nasıl yöneteceğini halkın vicdanına bırakıyorum’’

    Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) ihraç edilen Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, ’’Bir disiplin sürecini yönetemeyen insanların ülkeyi nasıl yöneteceğini halkın vicdanına bırakıyorum’’ dedi.

    CHP’den ihraç edilen Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, Grup Disiplin Kurulu kararını değerlendirmek için TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Kararı vefasızlık olarak nitelendiren Yılmaz, bunu hak, hukuk, adalet arayışında olan bir partinin adaletsizliği olarak gördüğünü ifade etti. Yılmaz, ’’Böyle sudan bir gerekçeyle parti dışına itilmem her şeyden önce vicdanları karartmıştır. Bunun elbette siyasi muhakemesi yapılacaktır. Toplum bunu değerlendirecektir. Bana gelen ilk soruşturmada yanlış maddelere, eski tüzükte yer alan yanlışlı maddelere yer verilmemişti. O karar alelacele hazırlanmıştı, ki daha bunu hazırlayanlar soruşturmanın nasıl hazırlanacağını unutmuşlar. Daha sonra gelen ikinci soruşturmada yanlış yapıldığını söylüyorlar, düzeltmek istiyorlar, tekrar yanlış yapıyorlar. Bir disiplin sürecini yönetemeyen insanların ülkeyi nasıl yöneteceğini halkın vicdanına bırakıyorum’’ dedi.

    Siyasi ve hukuki mücadelesinin devam edeceğini söyleyen Yılmaz, ’’Hiç kimseye kırgınlığım yok, hiç kimseye kırılmış değilim. Bu mücadelenin sonuna kadar takipçisi olacağız. Bağımsız milletvekili olarak devam edeceğim. Cumhuriyet Halk Partisi tabanı bu konuda yönetim gibi düşünmüyor. Bunu aldığımız tepkilerden, desteklerden net bir şekilde anlamış bulunuyoruz. Bundan sonra daha çok her konuyu gündeme getireceğim. Parti disiplini diye bir milletvekiline zincir vurulması, bir şekilde kenara itilmesi milletin vicdanını kanatmıştır’’ ifadelerini kullandı.

  • Defne yaprağı dünyaya ihraç ediliyor

    Hatay’da ormanlardan elde edilen binlerce ton defne yaprağı, ilaç ve kozmetik sanayinde kullanılmak üzere çeşitli ülkelere ihraç ediliyor.

    Gıda sanayinde, et yemeklerinde, balık konservelerinin yanında ve daha birçok yemek içerisinde tercih edilen defne yaprağı, kurutulup bazı işlemlerden geçmesinin ardından yurt dışına gönderiliyor.

    Hatay’ın Yayladağı ilçesinde köy halkının belli başlı geçim kaynaklarından olan defne yağı ve defne yaprağı çok amaçlı değerlendiriliyor. Yağından sabun, yaprağından ise çeşitli dertlere deva baharatlar elde edilen defne, ilaç ve kozmetik sektörlerinde kullanılmak üzere dünyanın birçok ülkesine gönderiliyor.

    Yayladağı Ziraat Odası Başkanı Mehmet Ali Ballı, ilçede yaklaşık 50 binin üzerinde defne ağacı bulunduğuna dikkat çekerek “İlçemizin önemli geçim kaynaklarından bir tanesi defne yağı ve yaprağıdır. İlçemizde özellikle defne üzerine geçimini sağlayan yaklaşık 40 köyümüz bulunmaktadır. Bu köylerimizde Orman İşletme Müdürlüğü’nden almış olduğumuz bilgilere göre 50 binin üzerinde defne ağacı bulunmaktadır. Odamıza kayıtlı 426 dönümde arazi bulunmakta. Bu arazilerde defnenin hem yaprağından hem de tohumundan faydalanan çiftçilerimiz var. Defne yaprağı kurutularak iç piyasa sunulmakta. Tabi bunun kozmetik sanayinde de yağını kullanmaktalar” dedi.

    “Defne ağaçları tarım ürünü olmalı”

    Başkan Ballı defne arazilerinin ve defne ağaçlarının özellikle orman vasfından alınması ve tarım ürünü olarak desteklemeye geçmesinin en büyük talepleri olduğunu dile getirdi.

    15 seneden beri kurduğu tesisinde bölgeye iş istihdamı sağladığını dile getiren Abdullah Taşkıran, şöyle devam etti:

    “Yaklaşık olarak 15 seneden bu yana bu işi yapıyoruz. Bölgeye iyi bir istihdam da sağlamış olduk 15 seneden beri. Orman köylüleri de alıştı ve defnenin sezonu geldiğinde tabi ki Orman İşletme Müdürlüğü’nden izinli olarak ne kadar tonaj izni verilmişse o kadar alıyoruz, ilerleyen seneler içinde düşünüyoruz, fazlasını keserek defneyi yok etmeye uğraşmıyoruz.”

    Defne yapraklarını kurutup balyalayarak yurt dışında ki birçok ülkeye gönderdiklerini belirten Abdullah Taşkıran “Yaş defne buraya geldikten sonra tesisimiz de kurutuyoruz, sonrasında çırpılıyor, tesisimizde işleniyor, balya haline getirdikten sonra yurt dışına gönderiyoruz. Bu defne yaprağını kozmetikte, ilaç sanayisinde bir kısmı da baharat olarak kullanılıyor” diye konuştu.

  • Ekim ayında bin 516 ton iç fındık ihraç edildi

    DÜZCE(İHA) – Fındık üretiminin önemli merkezlerinden biri olan Düzce’de Ekim ayı içerisinde Avrupa Birliği ülkelerine bin 516 ton fındık ihracatı gerçekleştirildi.

    Karadeniz bölgesinin önemli tarım ürünü olan fındık ihracatı her ay gerçekleştiriliyor. Düzce İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Düzce’den Avrupa Birliği ülkelerine toplam bin 516 ton iç fındık ihracatı gerçekleştirildiğini bildirdi.

  • Rusya’ya ihraç edilen tonlarca narenciye geri dönüyor

    Çukurova’daki narenciye üreticileri, Rusya’ya ihraç edilen tonlarca ürünün, Akdeniz meyve sineği zararlısının bahane edilerek geri gönderilmesine tepki gösterdi. Üreticiler, bu durumun, ürünlerin dalında kalarak ciddi boyutta ekonomik zararlara yol açabileceğini söyledi.

    Adana Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu ve Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, Türkiye’nin narenciye üretiminin büyük bölümünün karşılandığı Çukurova’daki üreticilerin, son günlerde Rusya’ya ihraç edilen tonlarca portakal, mandalina, greyfurt ve limonun geri gönderilmesinin şokunu yaşadığını bildirdi.

    Rusya’nın, narenciye ürünlerini, Akdeniz meyve sineğini bahane ederek geri gönderdiğini belirten Doğan, “Bölgemizdeki üreticiler, turunçgiller başta olmak üzere birçok meyve çeşidinde zarara yol açan Akdeniz meyve sineğine karşı ciddi bir mücadele gerçekleştirdi. Bizim için önemli bir pazar olan Rusya’ya ihraç edilen ürünlerimizde, ne Akdeniz meyve sineği zararlısının yol açtığı kalite kaybı, ne de ilaç kalıntısı mevcut. Rusya’nın bu tavrı bize göre tamamen siyasi” dedi.

    Doğan, yöredeki narenciye bahçelerinin daha üçte birinde hasat yapıldığı bilgisi vererek, şöyle konuştu:

    “Gemiler dolusu narenciyenin geri gönderilmesi durumu devam ediyor. Üreticiler ve ihracat yapan firmalar ciddi anlamda hayal kırıklığı yaşıyor. Dalında tonlarca narenciye hasat edilmeyi beklerken, böyle bir durumun yaşanması bizleri derin bir endişeye sürükledi. Rusya, bu tavrını sürdürür ve ürünlerimiz dalında kalarak ekonomik değerini yitirirse iflaslar başlar. Zaten girdi maliyetlerinin yüksekliği karşısında sıkıntılı sezon geçiren üreticilerimiz, borçlarını ödeyemez hale gelir. Üreticilerimiz, Rusya’nın gerçek dışı gerekçeyle ürünlerimizi geri göndermesinin önlenmesi için, başta Cumhurbaşkanımız ve ilgili bakanlıklarımızın girişimde bulunmasını bekliyor. Türkiye, ekonomimize yönelik spekülatif saldırıları bertaraf etme konusundaki başarısını, bu konuda da gösterecektir.”

    Doğan, narenciye ihracatıyla ilgili geçtiğimiz yıllarda sağlanan desteklerin bu yıl da uygulanması gerektiğine dikkati çekerek, “Asıl destek, ürünlerimizin geri gönderilmeye başlandığı bu günlerde lazım. Bu konuda kısa sürede karar alınmalı. Destek verilmez ise üreticilerin derdi katlanacak” ifadelerini kullandı.