Etiket: İhmal

  • Bakan Kaya: “Hiçbir milletin kendi yarınını ihmal etmek gibi bir lüksü olamaz”

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Dr. Fatma Betül Sayan Kaya, geleceği inşa edecek olan çocukların koşullarını iyileştirmek için çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, “Hiçbir milletin kendi yarınını ihmal etmek gibi bir lüksü olamaz” dedi.

    Türk Kızılayı İstanbul Şubesi Kadın Kolları, yetim, öksüz ve maddi durumu kötü olan ailelerin çocukları için hazırladığı projenin tanıtımını gerçekleştirdi. Türk Kızılayı İstanbul Şubesi Kadın Kolları’nın ev sahipliğinde düzenlenen projenin tanıtım toplantısına Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Türk Kızılayı İstanbul Şube Başkanı İlhami Yıldırım, Başbakan Binali Yıldırım’ın kızı ve Türk Kızılayı İstanbul Şubesi Başkan Vekili Büşra Yıldırım Köylübay ve şubenin Kadın Kolları Başkanı Zerrin Menteşeoğlu’nun yanı sıra Aslı Üstünkaya, Aslı Gül Çebi, Aynur Tartan, Ayşe Ilıcalı, Berrin Tatlıcı, Ceyda Erem, Çiğdem Çalık, Dilek Şahsuvaroğlu, Ece Sarar, Esra Erdem, Feryal Gülman, Hülya Biren, İlkin Kavukçu, Meltem Demir, Nadide Sultan, Reyhan Kalyoncu, Suzan Toplusoy, Sevda Türküsev, Safiye Soyman, Sibel Kerimoğlu, Tuğba Develi, Zeynep Kartal gibi siyaset, sanat ve iş dünyasının ünlü isimleri katıldı. Türk Kızılayı İstanbul Şubesi Kadın Kolları tarafından hayata geçirilecek yeni projede yetim, öksüz ve maddi durumu yetersiz çocukların farklı çıkar grupları tarafından kullanılmamaları için Kızılay tarafından sahiplenilmesi amaçlanıyor.

    Gecede konuşma yapan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Kaya, “Ülkemizi sevgi ve umut coğrafyası haline getirmek istiyorsak, çocuklarımızın sosyal yaşamlarından kültürel hayatlarına kadar en iyi şekilde yetişmeleri ve mutlu olmaları için çaba sarf etmeliyiz. Nerede ve hangi ortamda ya da kurumda olursa olsun, tüm çocukları aklın, bilimin ve ahlaki değerlerimizin ışığında yetiştirmek ve geleceğe hazırlamak zorundayız” dedi.

    “Milli sporcu sayımız 34’e ulaşmıştır”

    Bakan Kaya, “Hiçbir milletin kendi yarınını ihmal etmek gibi bir lüksü olamaz. Bizler yarınlarımızı sizlerle birlikte inşa edeceğiz. Hedefimiz, tüm çocuklarımızın yaşam koşullarını iyileştirmek, sağlıklı ortamlarda hayata en iyi şekilde hazırlanmalarını sağlamaktır. Bakanlık olarak, bu şuurla çocuklara yönelik hizmetlerimizin kalitesini artırmaya devam ediyoruz. Çocuklarımıza daha kaliteli hizmet verebilmek, aile ortamında, aile sıcaklığıyla yetişmelerini sağlamak amacıyla ülke genelinde yurt modelinden ev modeline geçişi başlattık. Bugün kuruluş bakımı altında bulunan toplam 11 bin 491 çocuğumuzun yüzde 92’si ev tipi kuruluşlarımızda barınmaktadır. Çocuk Evleri uygulamasına geçmemizdeki amaç, çocuklarımıza sosyal, psikolojik ve ekonomik, bakımdan daha yakın ilgi göstermek ve onları hayata daha güçlü hazırlamaktır. Bu modelle çocuklarımızın çeşitli sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif etkinliklere katılımlarını da artırdık. Amacımız çocuklarımızın sağlıklı gelişimi, başarısı ve iyi birer insan olmaları. 2015-2016 eğitim-öğretim yılında evlerimizde kalan çocuklarımızdan üniversite sınavına girenlerin büyük çoğunluğu bir yükseköğretim kurumuna yerleşmiştir. Üniversite hayatları boyunca da evlerimizde kalmaya devam eden bu çocuklarımıza eğitim hayatları boyunca her türlü desteği vermeye devam ediyoruz. 115 çocuğumuz ulusal, 14 çocuğumuz ise uluslararası yarışmalara katılarak çeşitli spor dallarında dereceler elde etmiştir. Milli sporcu sayımız 34’e ulaşmıştır. Ayrıca koruma ve bakım altına alınarak reşit oluncaya kadar sosyal hizmet modellerinden faydalanan çocuklarımız kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilmektedir. Söz konusu uygulama kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen çocuk sayımız 41 bin 227’ye ulaşmıştır” ifadelerini kullandı.

    “Çocuklara el uzatmak, geleceğe sahip çıkmak demektir”

    “Sizler devletimizin ve milletimizin gücünü kimsesiz, yetim ve öksüz çocuklarımızı anne şefkatiyle kucaklayarak gösteriyorsunuz” diyen Bakan Kaya, “Ayrıca sosyal sorumluluk projeleri ile çocuklarımızı güçlü bir geleceğe hazırlıyorsunuz. Çocuklarımıza elimizi uzatmamız, aslında kendi geleceğimize sahip çıkmamız demektir. Çünkü her türlü toplumsal sarsılmaların ilk mağdurları maalesef çocuklar oluyor. Şiddetin, dağılan yuvaların, toplumsal olayların, terörün, ekonomik krizlerin, savaşların mağduru çocuklardır. Bugün elimizi vicdanımıza koyup düşünelim. Çocuklar ne ister? Beklentileri nelerdir? Tebessüm etmeleri, mutlu olmaları için nelere ihtiyaç duyarlar? Neye güler, niçin ağlarlar? Tüm bu soruların cevabını her bir çocuğumuz için tek tek verdiğimizde, çocuklarımızı içten bir bakışla anlamaya başlıyoruz demektir. Çünkü onları anlamadan, istek ve arzularını bilmeden attığımız her adım eksik kalacaktır” şeklinde konuştu.

    Bakan Kaya, “Çocuklarımızın bu başarı yolculuğunda bizlere destek olan siz değerli Kızılay annelerimize ve Türk Kızılayı İstanbul Şubesi Kadın Kolları’na teşekkür ediyorum. Benzer çalışmaların artması umuduyla Türk Kızılayından Anne Şefkati Projesi’nin hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum” dedi.

    “Toplumları oluşturan en önemli unsur annedir”

    Başbakan Binali Yıldırım’ın kızı Büşra Yıldırım Köylübay da gecede yaptığı konuşmada, “Bu milleti millet yapan vatan ise, vatana hizmeti şiar eden toplumları oluşturan en önemli unsur annedir, kadınlardır. Bizlerin yetiştirdiği çocuklar geleceği inşa edecekler. Dünya, insanlık acı içinde kıvranıyor ve kıvranmaya da devam edecek. İşte biz tam bu noktada en masumlarımız çocuklarımıza uzanan bir yardım eli olmak sıcak bir yuva sımsıkı sarılan bir kol ve minik gözlere umut olmak için çıktık yola. Ve dedi ki,’biz anneyiz. Biz Kızılay Annesiyiz’ var mısınız? Bu zorlu yolda bizlere yoldaş olmaya, var mısınız? Çocuklarımızın yüzünde tebessüm olmaya. Belki bir oyuncak araba, belki bir bebek, belki bir sıcacık bir mont olursunuz. Belki de bir okul çantası içine girersiniz o sıcacık kalplerine. Minicik elleriyle tutarken ellerinizden beklide hayattaki en iyi arkadaşı olu verirsiniz. Kim bilir belki de siz çıkarırsınız o düştükleri karanlıktan. Bu proje bizim değil, sizin projesiniz. Tüm acılara inat bayramları özleyen çocuklar için neden nefes aldığımızı farkına varmak için, aldığımız nefesin hakkını verebilmek için gelin hep birlikte yeni çocuklara anne olalım. Kızılay annesi olalım” dedi.

  • (Özel Haber) Bu virüs ihmal edildiği takdirde ölümle sonuçlanabilir

    Hayvandan insana bulaşan hastalık gruplarından biri olan kuduz virüsü, dikkat edilmediği takdirde ölüme varan sonuçlar doğurabilir. Özellikle evcil kedi ve köpek gibi türlerin çevresel faktörlerden dolayı risk grubunda olduğu hastalık için hayvan sahiplerinin önlemlerini önceden alması gerekiyor.

    Kuduz, genellikle memeli ve kuş gibi sıcakkanlı hayvanların hücrelerinde yaşayabilen bir hastalıktır. Bu virüs hayvanın salyasında bulunurken, hayvandan insana ısırık yoluyla bulaşmaktadır. Merkezi sinir sistemini etkilediği için kuduz virüsü, önlem alınmadığı takdirde ölüme varan sonuçlar meydana getirebilir.

    “Kuduz, kendiliğinden oluşan bir hastalık değildir”

    Eskişehir’de Veteriner Hekimi Tuğba Çine, hayvan sahiplerinin sıkça sorduğu kuduz hastalığına dikkat çekerek, önemli açıklamalar yaptı. Çine, insanların yasal olarak evcil hayvanlarına kuduz aşısını yaptırmasının zorunlu olduğunu belirterek, “Hayvan sahiplerinin genel olarak sorduğu sorular arasında, kuduz aşısının ne kadar gerekli olduğu konusunda çok fazla soru almaktayız. Kuduz aşısı yasal olarak da zorunlu ve kesinlikle yapılması gereken bir aşıdır. Evcil kedi veya köpek sahipleri kliniğimize, ’kedim beni tırmaladı ve ısırdı. Kuduz olur muyum’ şeklinde sorularla gelebiliyorlar. Kuduz, kendiliğinden oluşan bir hastalık değildir. Bu hastalık, oluşabilmesi için kuduz bir hayvan tarafından bulaştırılması gerekir. Kuduz virüsü hasta hayvanın salyasında bulunmaktadır, bu hastalığın bulaşması için salya teması olması gerekir” ifadelerini kullandı.

    “Bu hastalık daha çok yaban hayata yakın kırsal kesimlerde görülmektedir”

    Çine, kuduz hastalığının genellikle görüldüğü yerlerden bahsederek, “Kuduz hastalığı riske atılabilecek bir hastalık değildir ve geri dönüşümsüzdür. Yılda bir kez evcil hayvanlarımıza kuduz aşısı yapılmaktadır. Bu hastalık daha çok yaban hayata yakın kırsal kesimlerde görülmektedir. Çakal, tilki ve kurt gibi kuduz virüsü taşıyabilecek hayvanlar, kırsal kesimlerdeki yerleşim yerlerine gelerek buradaki büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar başta olmak üzere ‘ısırık’ yoluyla hasta edebilmektedir. Ayrıca sürüyü koruma amaçlı çobanların yanında bulunan köpekler, bu hayvanlarla yaptıkları kavgalar sırasında ısırılarak kuduz olabilmektedir” şeklinde konuştu.

    “Kuduz zoonoz bir hastalık olmasından dolayı evcil hayvanlarımızda olduğu kadar kendi sağlımız açısından da hayati önem taşımaktadır”

    Ayrıca Veteriner Hekimi Tuğba Çine, dışarı çıkarılmayan evcil hayvanların bile avlanma içgüdüsünden dolayı kaçmayacağının bir garantisi olmadığını söyleyerek, “Şehir hayatında yaşayan evcil hayvan sahipleri, özellikle kedi sahipleri hayvanlarının çok fazla dışarıyla temasının olmadığını savunmasına rağmen, kedi ya da köpeğinin avlanma içgüdüsünden dolayı kaçmayacağının hiçbir garantisi yoktur. Kuduz zoonoz (hayvandan insana bulaşabilen) bir hastalık olmasından dolayı evcil hayvanlarımızda olduğu kadar kendi sağlımız açısından da hayati önem taşımaktadır. Bu hastalıkla ilgili yaban hayattaki aşılamalar bakanlıkların çalışmaları doğrultusunda yapılmakla birlikte şehir hayatındaki evcil hayvanlarımızın aşılamaları ise özel klinikler ve belediyeler tarafından yapılmaktadır. Kuduz aşısı hiçbir şekilde aksatılmamalı ve gözardı edilmemelidir” dedi.

  • Diş eti kanamalarını ihmal etmeyin

    Uzmanlar, umursanmayan diş eti kanamalarının önemli hastalıkların habercisi olabileceğini söyledi.

    Ağız ve diş temizliğinin günlük rutinde yapılmadığı takdirde oluşan diş plaklarının diş çürüklerinin yanı sıra diş eti iltihaplanmasına sebebiyet verdiğini belirten uzmanlar, diş fırçalarken yaşanan kanamalarının önemli hastalıkların habercisi olabileceğini belirtti. Diş Hekimi Metin Ayan, diş eti kanamalarının tedavi edilmediği takdirde dişlerin kemik desteğinin zamanla yok olup diş kayıplarının yaşanmasının olası olduğunun altını çizdi. Bakteri plağı, genetik faktörler, sigara kullanımı, şeker hastalığı, farklı bir hastalığın tedavisi için ilaç kullanımı, hormonal değişiklikler, stres, kötü beslenme ve uyumsuz yapılmış protezler diş eti hastalıklarının başlıca sebepleri arasında olabileceğini ifade eden Ayan, “Sağlıksız diş etinde kanama görülür. Dişlerinizi fırçalarken veya gündelik hayatta yaşanan diş eti kanamalarını önemseyin. Ağızda sürekli bir kötü koku ve kötü tat hissi var ise takibinizi bırakmayın. Diş etlerinde şişmeler, kızarmalar, farklı renk değişiklikleri, çekilmeler ve açığa çıkan kök yüzeylerinde oluşan hassasiyet, ileri düzeyde diş eti kenarları ile dişler arasında diş taşlarına bağlı olarak oluşan siyah alanlar fark edildiyse bir uzmana mutlaka gösterin” diye konuştu.

    Ayan, diş etinden iltihap geliyorsa, dişlerde sallanmalar ve dişler arasında açılmalar da görülüyorsa vakit kaybedilmemesinin önemine değindi.

  • Sahur Yemeğini İhmal Etmeyin Uyarısı

    Uzmanlar, oruç tutanların sahura mutlaka kalkmalarını tavsiye ediyor.

    Özel Hayat Hastanesi görevli Diyetisyeni Dilara Süngü Bulut, iftarda fazla yenilmemesi gerektiğini belirterek, “Doyma sinyallerinin beyne ulaşabilmesi için en az 20 dakikada ihtiyaç var. Bu durumda hızlı yeme davranışı, doyma hissi oluşmadan midemizin 2-3 katı gıda tüketmemize sebep olur. Onun için hurma, su ve çorba ile başlanan iftar sofrasından kalkıp 10-15 dakikalık bir mola verilmesi gerekiyor. Ara vermenin mümkün olmadığı durumlarda da çorba ile ana yemek arasında salata veya yoğurt tüketerek yemek yeme hızını azaltmaya çalışmak faydalıdır” dedi.

    Sağlıklı oruç tutabilmek için sahura mutlaka kalkılması gerektiğini vurgulayan Bulut, “Sahurda yumurtayı, süt ve süt ürünlerini, yağlı tohumları ve yüksek lifli tahılları tüketmek gün içinde tokluk sağlaması için oldukça önemlidir. Sahurda yağlı yemeklerden uzak durmalıdır. Ağır ve yağlı yemekleri tüketerek uyumak güne midede ağrı, ekşime ve yanma ile başlamaya sebep olur. Sahur öğünü ile oruç tutulduğu unutulmamalıdır” şeklinde konuştu.

    Ramazan ayı boyunca günlük yiyecek tüketimindeki azalmaya karşılık tatlı ve tahıl ağırlıklı beslenme alışkanlıkları sebebiyle kilo artışları gözlendiğine dikkat çeken Bulut, sırf kilo vermek için oruç tutulmaması gerektiğini söyledi. Bulut, “İftarda mideye aşırı yüklenmemek için küçük bir öğün, ardından akşam yemeği, tekrar ara öğün ve sahur olacak şekilde 4 öğün şeklinde beslenilmesi gerekir. İftar başlangıcından uyuyana kadar en az 1,5 litre su içilmesini önemlidir. Spor için en uygun zamanın iftardan 1-1,5 saat sonrası ortalama 30-45 dakikalık düşük tempolu yürüyüşlerdir. Dışarı çıkılamayan durumlarda evde kolayca yapılabilecek hareketler tercih edilebilir” diye konuştu.

  • Kocamaz: “Göçük Olayında İhmal Olduğu Açık”

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, merkez Yenişehir ilçesinde dün akşamüzeri bir kapalı yüzme havuzu inşaatında meydana gelen göçükle ilgili edindikleri ilk intibanın ihmal yönünde olduğunu söyledi. Denetim firmalarının da denetlenmesi gerektiğini vurgulayan Kocamaz, “Yetkimizi de aşarak bu konuda çalışmalar yapacağız” dedi.

    Mersin’in merkez Yenişehir ilçesi Eğriçam Mahallesi 2275 Sokak’ta yapımı devam eden kapalı yüzme havuzu inşaatında dün saat 17.00 sıralarında göçük meydana gelmiş, iki işçi göçük altında kalmıştı. İtfaiye, AFAD ve UMKE ekiplerinin yoğun çalışmalarıyla göçükten işçi Muhittin Durmaz (35) yaralı olarak kurtarılırken, 17 yaşındaki işçi Selman Mertarslan’ın cansız bedenine ulaşılmıştı.

    Olay anında çalışmaları yerinde izleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, bugün İHA muhabirine göçükle ilgili ilk açıklamayı yaptı. Göçüğün teknik bir hatadan kaynaklandığı dile getiren Kocamaz, denetim firmalarına yüklendi. Kocamaz, “Olay bir teknik hata. Orada zannediyorum o işin denetçileri tam bir denetim yapmadıkları için ya da işi ciddiye almadıkları için böyle bir olayla karşılaşıldı. Maalesef bir vatandaşımız hayatını kaybetti, bir vatandaşımız da yaralı” diye konuştu.

    “DENETİM FİRMALARININ DA DENETLENMESİ GEREKİYOR”

    Yapı denetiminin belediyelerden alınmasının doğurduğu sonuçlara dikkat çeken Kocamaz, bu tür olayların artmasını, denetim yetkisinin belediyelerden alınmasına bağladı. Kocamaz, “Özellikle denetim yetkisi belediyelerden çıktıktan ve özel denetim firmalarına verildikten sonra bu tür olaylarla çok daha fazla karşılaşmaya başladık. Aslında denetim firmalarının da bir kurum tarafından denetlenmesi gerektiği çok açık bir şekilde görülüyor. Biz Büyükşehir Belediyesi olarak bu konularda biraz daha titiz davranmak zorundayız. Hatta yetkimizi de aşarak takip etmek zorundayız” ifadelerini kullandı.

    Denetim yetkileri olmadığı için şu anda belediye olarak yapabilecekleri bir şey olmadığını belirten Kocamaz, “Denetim firmalarını denetleme yetkisi bizde değil ama biz yetkimizi de aşarak bu konuda bu firmaların titiz davranmalarına yönelik bazı çalışmalar yapacağız” şeklinde konuştu.

    “İHMAL OLDUĞU AÇIK”

    İnşaatın firma yetkilisinin dün olay yerine gelmediğine de dikkat çeken Kocamaz, şöyle devam etti:

    “Henüz firma yetkilisiyle görüşmedik ama oradaki edindiğimiz intiba bir ihmal olduğunu da açıkça gösteriyor. İşçi arkadaşlarımız yeni dökülen betonun üzerinde düzeltme yaparken zaten bu hadise gerçekleşmiş. Hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum.”