Etiket: İhmal

  • Kilo Verirken İncelmeyi İhmal Etmeyin

    Diyetisyen Mustafa Tilekli, kilo verirken yağ oranlarının ve beden ölçülerinin göz ardı edilmesinin kişinin verdiği kiloları tekrar alacağının habercisi olduğunu söyledi.

    Kilo vermenin sadece tartıda görünen toplam kiloya endekslenmiş durumda olduğunu belirten Özel FBM Tıp Merkezi Estetik Kliniği Diyetisyeni Mustafa Tilekli, “Sağlıklı olan kaybedilen kilonun yağdan kaybedilmesi ve beden ölçülerinin kiloyla beraber azalmasıdır. Kilo verirken yağ oranlarının ve beden ölçülerinin göz ardı edilmesi kişinin verdiği kiloları tekrar alacağının en büyük habercisidir. Çünkü kişi kilo verdiği halde bel ve kalça bölgesinde herhangi bir incelme gözlemlemiyor, aksine daha çok sarkmalar söz konusuysa bunun en büyük sebeplerinden biri verilen kilonun kas ve sudan ibaret olmasıdır” dedi.

    İncelmek için bilimsel olarak hazırlanmış diyetlerin uygulanması gerektiğinin altını çizen Tilekli, “Bununla birlikte kişi düzenli bir egzersiz programına dahil olabilirse gayet rahat sonuçlar alabilir. Ama maalesef herkesin günümüz şartlarında çok düzenli spor yapma şansı olmayabiliyor. Bu durumda kişi diyetine sadık kalacak şekilde sıkılaşma ve incelme uygulamalarını rahatlıkla tercih edebilir. Hepimizin bildiği gibi kaslar yağlara göre daha az hacimde daha fazla ağırlığa sahiptir. Bunun en büyük avantajı kişinin kilosuna göre daha ince ve sıkı yapıda olmasını sağlamasıdır. Ayrıca sıkı ve güçlü kasların yıkılması ve yağlanması çok daha zordur. Vücutta yağlar ve kaslar savaş halindedir. Bu savaşı hangisinin kazanacağı ise bizim elimizde. Bilimsel hazırlanmış bir diyet ile doğru yapılan egzersiz veya uygulamalarla bu savaşın galibi rahatlıkla kaslar olabilir” diye konuştu.

  • Çınar’da ‘İtfaiyecilere’ İhmal Soruşturması

    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Çınar İtfaiye Amirliği görevlileri hakkında terör örgütü PKK’nın Çınar ilçesindeki bombalı saldırısı ile ilgili soruşturma başlatıldı. Soruşturmanın çıkan yangına gereğince müdahale edilmediği iddiasıyla başlatıldığı bildirildi.

    Çınar İlçe Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 1 polisin şehit olduğu, 5 kişinin hayatını kaybettiği ve 40 kişinin yaralandığı terör saldırısı ile ilgili Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Çınar İtfaiye Amirliği görevlileri hakkında soruşturma başlatıldı. Konuya ilişkin Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz imzasıyla yapılan yazılı açıklamada, “Çınar Cumhuriyet Başsavcılığı’nca patlama sonrasında çıkan yangına Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Çınar İtfaiye Amirliği’nin gereğince müdahale etmediği yönündeki iddialarından dolayı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160/1 maddesi kapsamında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Çınar İtfaiye Amirliği görevlileri ve ilgililer hakkında soruşturma başlatılmıştır. Olaydan sonra itfaiyenin yaptığı müdahalede kasıtlı veya ihmalli davranışla herhangi bir suç işlenip işlenmediğinin tespiti yönünde başlatılan Çınar Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/32 numaralı soruşturması devam etmekte olup, soruşturmanın safahatı ve sonucu hakkında kamuoyuna ayrıca bilgi verileceği kamuoyuna saygıyla duyurulur” denildi.

  • “Arabamızın Bakımını Aksatmayız Ama Kendimizi İhmal Ederiz”

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Büyükalpelli, “Arabamızın bakımını aksatmayız ama kendimizi ihmal ederiz. Sağlığımızı asla tesadüflere bırakmamak gerekir” dedi.

    Böbrek tümörleri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Recep Büyükalpelli, “Böbrek tümörleri ürolojik kanserler arasında en öldürücü olanıdır ve erken dönemde hiç belirti vermezler. İleri dönemlerinde ise en sık idrarda kanama, daha az oranda da ağrı ve şişlik yakınmalarına yol açarlar. Böbrek tümörleri günümüzde ’radyolog tümörü’ olarak bilinmektedir. Başka nedenlerle yapılan incelemeler, sıklıkla ultrasonografi, esnasında tesadüfen böbrekte kitle şeklinde tespit edilmektedir. Ultrasonografi basit ve pratik olmasına rağmen, yüzde yüz güvenilecek bir tetkik yöntemi değildir. Böbrekteki kitlenin iyi veya kötü huylu olmasının ayırımı, kötü huylu olanların yayılımının ve buna bağlı olarak ameliyat tekniğinin belirlenmesi için ek olarak bilgisayarlı tomografi veya MR görüntüleme gerekmektedir” diye konuştu.

    Böbrek tümörlerinde tek ve en etkili tedavinin hastalığın böbrek dışına yayılmadığı, böbrek ile sınırlı kaldığı, erken dönemde ameliyatla böbreğin veya küçük kitlelerde sadece kitlenin çıkarılması olduğunu kaydeden Büyükalpelli, ileri evre böbrek tümörlerinde hastalığın tamamen tedavi edilebildiği bir yöntemin henüz bulunmadığını dile getirdi.

    “SAĞLIĞIMIZI ASLA TESADÜFLERE BIRAKMAMALIYIZ”

    Başka şikayetlerle hastaneye gelen hastaların böbreklerinde kitle fark edildiğini söyleyen Büyükalpelli, “Hastalarımızdan birine teleferik selesinin çarpması sonucu hastaneye götürülmüş ve burada tesadüfen sol böbreğinde kitle tespit edilmiştir. Elbette bu küçük kazayı geçirmesi bir açıdan kendisi için şans olmuştur. Ameliyatla böbreği değil, sadece kitle çıkarılarak böbreği korunmuştur. Benzer şekilde, bir başka hastam karıştığı kavga sonrası kaldırıldığı hastanede tesadüfen böbreğinde hiç bir belirti yapmamış büyük bir kitle saptanmıştır. Ameliyatla böbreği tamamen çıkarılarak sağlığına kavuşmuştur. Günümüzde benzer pek çok başka örnekler bulunmaktadır. Arabamızın bakımını aksatmayız ama kendimizi ihmal ederiz. Sağlığımızı asla tesadüflere bırakmamak gerekir. Herkes bu iki hasta kadar şanslı olmayabilir” şeklinde konuştu.

  • (Özel) Beş Günlük Bebeğin Ölümünde İhmal İddiası

    İzmir’in Konak ilçesinde, özel bir hastanede doğan Hıdır Ayaz bebek, iddiaya göre doktor ve hemşire tarafından annesi Songül Başak’a sağlıklı denilerek kucağına verildi. Fenalaşan bebek için çağrılan 112 ekipleri, ‘Solunum yetmezliği’ teşhisi koyarken kuvözü olan başka bir hastaneye sevk edilen Hızır Ayaz bebek, 5 gün sonra hayatını kaybetti. Acılı baba Uğur Başak eşinin doğum yaptığı hastanenin kusuru olduğunu ileri sürerek ’’Benim çocuğumu sağlıklı deyip bize verdiler. Ama solunum yetmezliği çıktı. Sonra başka bir hastanede kuvöze konuldu ama hayatını kaybetti. Çocuğumun ölümünde kimin hatası varsa cezasını bulsun. Benim başım yandı başkasının yanmasın’’ dedi.

    Konak ilçesinde özel bir okulda teknisyen olan Uğur Başak ile (27) ev hanımı Songül Başak (24) çiftinin heyecanla beklediği ikinci çocukları, Konak’ta bulunan özel bir hastanede, geçen Çarşamba günü öğle saatlerinde dünyaya geldi. Başak çifti, 4 yaşındaki Yusuf Emir’den sonra dünyaya gelen çocuklarının ismine daha önceden belirledikleri Hıdır Ayaz ismini koydu. Büyük sevinç yaşayan Başak çiftinin mutluluğu kısa sürede hüzne dönüştü.

    BEŞ GÜN DAYANABİLDİ

    Doğduktan sonra iddiaya göre hiçbir sağlık sorunu olmadığı belirtilen Hıdır Ayaz bebek, hastanede yatan annesine verildi. Bebek sürekli ağlamaya ve inlemeye başladı. Gece saatlerine kadar huzursuz olan ve rengi değişen bebek için 112 ekibi hastaneye çağrıldı. Gelen sağlık ekipleri, Hıdır Ayaz bebeğin solunum yetmezliği olduğunu belirterek küvözü olan bir hastaneye götürülüp tedavi edilmesi gerektiğini söyledi. Daha sonra ambulans ile Hıdır Ayaz bebek başka bir özel hastaneye götürülüp küvöze konuldu. İddiaya göre, ciğerinde kanama olduğu saptanan Hıdır Ayaz, yapılan tüm müdahalelere rağmen doğumundan 5 gün sonra hayatını kaybetti.

    ANNE SON KEZ BEBEĞİNİ UĞURLADI

    Hıdır Ayaz bebeğin cenaze namazı dün ikindi namazının ardından Yüzbaşı Hasan Ağa Camisinde kılındı. Hıdır Ayaz bebeğin tabutuna son kez bakan anne Songül Başak, sinir krizi geçirdi. Hıdır Ayaz, Buca Gökdere Mezarlığında toprağa verildi.

    ‘DOKTOR VE HEMŞİRE SAĞLIK SORUNU YOK’ DEDİ

    Çocuğunun ilk doğduğunda mosmor doğduğunu ileri süren baba Uğur Başak, ’’Ben oradaki görevli hemşireye ’Çocuğum neden mosmor?’ diye sorduğumda ’Üşümüştür’ dedi sadece. Çocuğumda hep ağlama inleme sesi vardı. En sonunda çocuğu yarım saat bir yerde beklettiler sonra eşimin yanına çıkarttılar. Bize ’Bol bol bebeği emzirin’ dediler. Bize bebeğimizin herhangi bir sağlık sorunu olmadığını sağlam olduğunu söylediler. Bebeğimiz devamlı ağladıkça gelip baktı önce ebe bir şey yok dedi daha sonra doktor geldi o da bir şeyi yok dedi. Bize ’Emzirin emzirin çocukta gaz var’ dediler. Bize neredeyse fırça atacaklardı’’ dedi.

    112 EKİBİ SOLUNUM YETMEZLİĞİNİ FARK ETTİ

    Gece 02.30 sıralarında bebeğin çok ağlamasına yine doktor geldiğini ifade eden acılı baba Uğur Başak, şöyle konuştu:

    ’’Doktor yine bir şeyi yok dedi. Aradan 15 dakika sonra hemşire geldi, ’Bu çocuğun göğüsleri çok hızlı atıyor’ dedi. Sonra 112 acil çağırdı. 112 sağlık ekiplerinden gelen hemşire hastanedeki yetkililere bağırarak ’Bu çocuk kaç saattir burada. Bu çocukta solunum yetmezliği var’ dedi. Özel hastanedeki doktor ve hemşireler çocuğumun solunum yetmezliğini saatlerce anlamadı, dışarıdan gelen 112 ekibinin hemşiresi hemen anladı. Sonra çocuğum başka bir özel hastaneye sevk edildi ve orada küvöze konuldu. Orada yapılan tetkiklerde, çocuğumun ciğerlerinde kanama başladığı saptandı. Kanamayı durdurdular bu sefer kalbi durdu. Kalbi durduktan sonra aşırı ilaç yüklenmesine dayanamadı ve doğumundan 5 gün sonra hayatını kaybetti.’’

    SORUMLULAR CEZASINI BULSUN

    Yetkililere seslenen acılı baba Uğur Başak, şunları söyledi: ’’Allah rızası için sizinde evladınız varsa bu olayı açığa çıkarın. Benim canım yandı başkalarının yanmasın. Sağlık Bakanlığı’na şikayette bulundum, onlarda ’Araştırma yapılacak, size haber verilecek’ diye bana geri dönüş yaptı. Savcılığa suç duyurusunda bulundum. Benim bebeğimin ölümünde kimin suçu varsa cezasını alsın, evladımın ölümüne neden olanlardan hesap sorulsun. Benim çocuğum ihmal kurbanı oldu.”

    HASTANEDEN AÇIKLAMA

    Özel hastane yetkilileri ise yazılı olarak şu açıklamayı yaptı; “Songül Başak’ın ikinci gebeliği. Anne ile baba arasında birinci derece akraba evliliği mevcuttur. İlk gebeliği sezaryen olan annenin, bu doğumu da 09.12.2015 tarihinde yine sezaryen ile gerçekleştirilmek üzere planlanmıştır. 29.06.2015 tarihinden beri takipte olan hastanın ağrılarının başlaması ile 09.12.2015 çarşamba günü sabah saat 09:30 sularında sezaryen operasyonu için yatışı yapılmıştır. Anne Songül Başak saat 11.33’te, 3 kilo 240 gram ağırlığında 50 santim boy ve 35 santim baş çevresine sahip bir erkek bebek dünyaya getirmiştir. Doğumu takiben, hepatit aşısı ve K vit uygulaması yapılan bebek, yenidoğan takipnesi takibi için kuvöze alınıp oksijen desteği verilmiştir. Genel durumu iyi olduğu tespitini takiben bebek aileye teslim edilmiştir. Emzirme desteği verilen anne ile bebeğin emmesinin sorunsuzca gerçekleştiği görülmüştür. Gün içerisinde sık aralıklar ile gerçekleştirilen ziyaret ve bakımlarda bebeğin anneyi aktif emdiği, solunum sıkıntısının olmadığı görülmüştür. Çocuk uzmanı tarafından ayrıntılı muayenesi gerçekleştirilen bebek Başak’ın fizik muayenesinde genel durumunun iyi olduğu, emme refleksinin güçlü olduğu ve solunum probleminin olmadığı tespit edilerek günlük hekim izleme raporuna kaydedilmiştir.”

    Açıklamada, gece bebeğin ve annenin ebe ve hemşirelerin rutin ziyaretleri sırasında yaklaşık saat 02:00 sularında bebekte takipne ve çekilme başladığı fark edilerek çocuk hekimine bilgi verildiği belirtilerek şöyle denildi:

    “Söz konusu bulgu nedeniyle bebeğin yenidoğan yoğun bakım ihtiyacı olabileceği öngörüsü ile sevkine karar verilmiştir. Bebek, özel bir hastaneye ilgili prosedür ile sevk edilmiştir. Netice itibariyle bebeğin sağ ve tam doğumu gerçekleşmiş, süreçte genel durumunun iyi olduğu, emzirildiği görüldükten ve anneye teslim edildikten uzun süre sonra bebeğin genel sağlık durumunun kötüleşmesi ile ileri derecede tetkik ve tedavi için bir başka sağlık kuruluşuna sevki gerekmiştir.”

  • Dr. Kemik: “Soba Değil İhmal Öldürür”

    Mersin Halk Sağlığı Müdürü Dr. Aytekin Kemik, yanlış kurulan, yanlış yakılan ve baca donanımı yetersiz olan sobaların insanların hayatlarına mal olduğunu belirterek, ‘sessiz katil’ olarak bilinen karbonmonoksit gazı zehirlenmelerine karşı vatandaşları uyardı. “Soba değil ihmal öldürür” diyen Dr. Kemik, soba ve şofben zehirlenmelerine karşı dikkatli olunmasını istedi.

    Dr. Kemik, yazılı bir açıklama yaparak, kış aylarının gelmesiyle birlikte kullanımına başlanan odun ve kömür sobalarına karşı halkı uyardı. Soba zehirlenmesinin odun, kömür gibi ısınma aracı olarak kullanılan maddelerin yanması ile ortaya çıkan karbonmonoksit gazından kaynaklandığına dikkat çeken Kemik, Türkiye’de bilgisizlik, yanlış kullanım ve ihmal yüzünden soba, şofben ve baca zehirlenmelerinin, her yıl kış aylarında özellikle alçak basınçlı havalarda tehlikeli boyutlara ulaştığını kaydetti. Güneybatıdan esen bir rüzgar olan lodos nedeniyle her yıl onlarca kişinin, özellikle sobadan sızan karbonmonoksit gazı ile zehirlendiğini belirten Kemik, “Karbonmonoksit gazı tatsız, renksiz, kokusuz olması ve tahriş etme özelliğinin olmaması nedeniyle fark edilmediği için ‘sessiz katil’ olarak bilinmektedir. Vücuda solunum yoluyla girer ve doğrudan kana geçerek oksijen alımını engeller, zehirlenme ve ölüme neden olur. Karbonmonoksit gazı ile zehirlenmeler sıklıkla kapalı ortamlarda açık ocaklar, bacası çekmeyen soba, şofben, bacasız gaz sobalarında yakıtın iyi yanmaması nedeniyle meydana gelir” dedi.

    ZEHİRLENME BELİRTİLERİNE DİKKAT

    Karbonmonoksit zehirlenmesinde ilk belirtilerin baş ağrısı, yorgunluk hissi, mide bulantısı gibi semptomlar olduğuna işaret eden Dr. Kemik, “Genellikle bu semptomların ağırlığı karbonmonoksit düzeyi ve maruz kalınan süre ile ilişkilidir. Ciddi zehirlenmelerde baş dönmesi, kusma, bilinç kaybı ve ölüm görülür. Soba zehirlenmeleri nedeniyle söz konusu üzücü olayların yaşanmaması için vatandaşlarımızın soba kullanımı konusunda dikkatli olmaları gerekmektedir. Zehirlenme durumlarında hasta bulunduğu yerden temiz havalı bir yere taşınmalı ve hemen suni solunum yaptırılmalıdır. Hasta vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna götürülmelidir” ifadelerini kullandı.

    Zehirlenmelerin önüne geçmek için soba, şofben ve bacaların kurulumu, yakılması ve temizliğine dikkat edilmesi, kurallara mutlaka uyulması gerektiğinin altını çizen Kemik, kullanılan her türlü ısıtma cihazının kalite belgesine sahip olup olmadığına, garantilerine ve garanti sürelerine bakılmasını istedi. Dr. Kemik, soba ve bacalarda uyulması gereken kuralları şöyle sıraladı:

    “Kullanılan yakıtın standartlara uygunluğu kontrol edilmeli, izin belgesi olmayan satıcılardan kömür alınmamalı. Aşırı doldurulan sobanın duman yolu daralacağı, soba içinde düzensiz ısı dağılımı nedeniyle de baca çekişi zayıflayacağı için soba yakılırken aşırı doldurulmamalı. Sönmekte olan sobaya asla tutuşması için güç yakıtlar konulmamalı, yakıt yavaş yavaş ilave edilmeli, yatmadan önce sobaya kesinlikle yakıt konulmamalı. Yanmakta olan soba yatmadan evvel mutlak surette söndürülmeli. İyi ısınmayan ve alttan yakılan kömür sobalarında karbonmonoksit zehirlenmesi riski artacağından soba tutuşturulurken yakıtın üstten yanması sağlanmalı. Özellikle alçak basınçlı lodoslu havalarda ölüm olaylarında artış görüldüğü için eğer bacalar standartlara uygun değilse alçak basınçlı havalarda soba yakılmamalı, yakılması zorunlu ise gece yatarken mutlaka tam olarak söndürülmeli. Soba borularının birbiriyle birleştirilmesinde hava ve baca gazı sızdırmazlığı sağlanmalı. Sobanın bulunduğu yer sürekli havalandırılmalı. Bacalar standartlara uygun ve yalıtımlı olmalı, düzenli olarak temizletilmeli. Dumanın geri tepmesini önlemek için bacaların en üst noktasının çatının en üst noktasından 1 metre daha yüksekte olması sağlanmalı ve baca şapkası mutlaka takılmalı.”

    Dr. Kemik, şofben kullanımında dikkat edilmesi gerekenler konusunda da şunları kaydetti:

    “Şofben mutlaka bacaya bağlanmalı, baca bağlantısı olmayan, bina aydınlığına bağlı şofben asla çalıştırılmamalı. Şofbenin monte edileceği mekan yeterli büyüklükte olmalı, şofben mümkünse banyo yerine balkona veya başka bir havadar mekana takılmalı, şofbenin montajı mutlaka yetkili servis tarafından yapılmalı. Şofbenin kullanıldığı yere sürekli temiz hava girmesi sağlanmalı. Bacalar yatak odalarından, merdiven sahanlığından, bina girişlerinden, havalandırma boşluklarından, çatı arasından, banyo ve tuvaletten geçirilmemeli. Şofbende gaz kaçağı hissedildiğinde öncelikle gaz vanası ve tüp dedantörü kapatılmalı, elektrik düğmeleri açılmamalı, açıksa hemen kapatılmalı, kibrit, çakmak gibi alev ve kıvılcım çıkartabilecek hiçbir işlem yapılmamalı, pencereler karşılıklı açılarak ortam havalandırılmalı, hızla gaz şirketi yetkilisi veya şofben servisi aranmalıdır.”