Etiket: İflas

  • FETÖ’nün iş adamlarından iflas erteleme oyunu

    Denizli Valisi Ahmet Altıparmak, FETÖ’nün kayyım atanan şirketlerinin darbeyi önceden planladıkları için bilerek iflas erteleme verdiğini, bu kapsamda tüm parayı alarak götürdüklerini söyledi.

    Denizli Valisi Ahmet Altıparmak, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle Polisevi’nde gazetecilerle bir araya geldi. Burada FETÖ operasyonlarıyla ilgili açıklama yapan Vali Altıparmak, “16 Temmuz’da yaptığım bir konuşmayı hatırlatmak istiyorum, normale dönmeliyiz diye. Bütün bir Türkiye toplumu, Alevi’siyle, Sünni’siyle, Türkü’yle, Kürdü’yle, Lazı’yla, Çerkezi’yle, sağcısıyla, solcusuyla hep birlik olup, bizim egemenliğimize kimse göz dikemez diyerek ayağa kalktı. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gümbür gümbür meydana indi, kimsenin buraya göz dikemeyeceğini gösterdi. Bu çerçevede herkes üzerine düşen görevi yaptı diye düşünüyorum. Elbette o dönemde onun artçı sarsıntısı olacaktı. Bu artçı sarsıntıları zaman zaman sizinle paylaşıyorum. Yine de bazı rakamları burada ifade ediyorum. Bugüne kadar hem jandarma, hem emniyet toplam bin 604 kişiye adli işlem uygulandı. Bunlardan 755 kişi tutuklandı, firari 216 kişi var. Bunların içinde mülki idari amiri, öğretim görevlisi, askeri personel, emniyet personeli, Milli Eğitim personeli, sivil vatandaşlar ve iş adamları var” dedi.

    Kayyım atanan şirketler hakkında konuşan Altıparmak, “Yaklaşık 33 tane kayyım atanan şirket var. Bunlarla ilgili olarak zaman zaman açıklamalar yapıyoruz. Bu şirketlerle ilgili herhangi bir satış, herhangi bir devir söz konusu değil. Satışı konusunda herhangi bir şey olursa da basın aracılığıyla duyurularak, herkese açık olacağını ifade edebiliriz” diye konuştu.

    FETÖ’nün kapanan eğitim kurumları

    Kapanan eğitim kurumları ilgili konuşan Altıparmak, 15 Temmuz sonrası toplam 27 tane eğitim kurumunun kapandığını, bunların 15’inin yurt olduğunu, kapanan derslik sayısının ise 277 olduğunu söyledi. Altıparmak, bu eğitim kurumlarınını Milli Eğitim sistemi içinde değerlendirileceğini kaydetti.

    İldeki eğitim çalışmaları ile ilgili de bilgi veren Vali Altıparmak, “Eğitim ile ilgili geldiğimiz günden beri ciddi bir gayret içerisindeyiz. Sayın Başbakanımızın talimatıyla ilk il olarak tekli eğitime geçmek için ciddi bir çalışmamız var. Rakamları zaman zaman paylaşıyoruz” dedi.

    Turizmin geliştirmesi için çalıştıklarını söyleyen Altıparmak, “Denizli’nin turizm potansiyelini, kaynaklarını ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Geldiğimizde ilk olarak turizm alt birliğini kurarak, kurumsal bir yapıya büründürdü. Çünkü bir sahibi olması lazım, tek elden hem onları bir araya getiren, hem sizin enerjinizi, gayretinizi bir araya getiren, hem bizlerin gayretini bir araya getiren bir yapı olması lazım. Belediyelerimize gönderdik, belediye meclis üyeleri karar alıp, biz de üye olmak istiyoruz diye bize bildirecekler. Tamam diyecekler, onaylayacaklar, biz de bu üyelik sistemiyle turizm alt yapı birliğini faaliyete sokmuş olacağız” diye konuştu.

    FETÖ üyesi iş adamlarının iflas erteleme oyunu

    Kayyımların ne durumda olduğuna yönelik bir soru üzerine ise Vali Altıparmak, kayyım sürecine mahkemelerin karar verdiğini hatırlattı. Altıparmak, “Biliyorsunuz bunlar 15 Temmuz’u daha önce planladıkları için ne yapmışlardı, hızlı bir şekilde iflas ertelemeye gitmişlerdi. Paraları toplamışlar, içeriden çekmişler, bir zaman bazı bankalardan boşaltılıp, mevduat hesabından çekerek kendi şirketleri gibi kullanmış, çekmişler ve iflas ertelemeye gitmişler. İflas ertelemeye gidecek bir şey var mı? Kimse bilmiyor. Kapalı gizli, hala kayyımlar çözmeye çalışıyor. Nasıl bir ağ örmüşler ki, kim kime vermiş, nasıl alıp vermiş. İnanılmaz çekler, senetler dolaşıyor ortada. Normal olarak basiretli bir tüccarın kullanmayacağı bir yöntemdir. Ama kendi aralarında hem devleti kandırmaya yönelik olarak, hem hukuku aldatmaya yönelik olarak, hakimi-savcıyı kandırmaya yönelik olarak inanılmaz yöntemler bulmuşlar” dedi.

    Kentteki terör önlemleri

    Son günlerde gündeme gelen terör olayları ile ilgili Denizli’de önlem aldıklarını vurgulayan Altıparmak, “Terör tehdidinin nerede neye yönelik olduğunu kimse bilemez, kimse bulamaz. Çünkü Denizli yol ağı üzerinde, binlerce insan gidip geliyor. Biz de 24 saat esaslı kontrollerimizi yapıyoruz. Kritik noktalarda risk analizimizi yapıyoruz. Gecemiz gündüzümüz bu işlerle ilgili, mümkün mertebe gevşemeye izin vermeden devam ediliyor. Bugüne kadar olmadı, inşallah da olmaz. Olmaması için hem sizlerin daha hassas olması, vatandaşın bu konuda dikkatli olması lazım” ifadelerini kullandı.

    Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ümit Varol, Vali Altıparmak’a destekleri ve daveti sebebiyle teşekkür ederek, Denizli basını hakkında bilgiler verdi. Toplantıda Denizli Valisi Ahmet Altıparmak’ın yanı sıra İl Jandarma Komutanı Kurmay Albay Cengiz Yıldız ve İl Emniyet Müdürü Mevlüt Demir de hazır bulundu.

  • (Özel Haber) Aşut: “Ülkelerin iflas ettiği, devlerin küçüldüğü bir dünyadan etkileniyoruz”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut, iş dünyasının her sıkıntının ardından her zaman en büyük bedeli ödeyen camia olduğunu belirterek, “Biz ülkemiz için, milletimiz için her bedeli öderiz. Yeter ki, devletimiz küresel anlamda elimizi güçlendirecek yapısal reformları yapsın, bürokrasiyi azaltsın, alt yapı eksiklerimizi gidersin” dedi.

    MTSO Başkanı Aşut, Türkiye ve Mersin özelinde geçen yıldan bu yana devam eden ihracat düşüşü ile 15 Temmuz sonrası yeni dönemi İHA muhabirine değerlendirdi. İhracatın sürekli düşüş eğiliminde olmasını, dünya ülkelerinin hala 2008 ekonomik krizinin etkilerini yaşamalarına bağlayan Aşut, ihracatın sadece Mersin’de değil, tüm Türkiye çapında düştüğünün altını çizdi. “2008 ekonomik krizini daha tam olarak atlatamayan, küçülen bir dünya var” diyen Aşut, Türkiye’nin de bu dünyanın bir parçası olduğunu ve her gelişmeden etkilendiğini vurgulayarak, “Ülkelerin iflasını ilan ettiği bir dönemden bahsediyoruz. Devlerin küçüldüğü bir dünyadan bahsediyoruz” diye konuştu.

    “Ülkemiz için her bedeli öderiz. Yeter ki, yapısal reformlar yapılsın”

    Rusya ile başlayan olumlu ilişkilerin diğer ülkelerle devam edeceğine inandığını dile getiren Aşut, “İş dünyası her sıkıntının ardından her zaman en büyük bedeli ödeyen camiadır. Biz ülkemiz için, milletimiz için her bedeli öderiz. Yeter ki, devletimiz küresel anlamda elimizi güçlendirecek yapısal reformları yapsın, bürokrasiyi azaltsın, alt yapı eksiklerimizi gidersin. Biz gelecekten umutluyuz. Ülkemizin her alanda bir yenilenme ve deri değiştirme dönemine girdiğini görüyoruz. Güçlü demokrasinin tesisinin daha güçlü bir ekonomiye zemin hazırlayacağına inanıyoruz. 2008 krizi ekonomimizin sağlamlığını göstermişti. Moral vermişti. 15 Temmuz olayı ise bize bir vatana sahip olmanın, demokrasiye sahip olmanın ve Cumhuriyet değerlerine sahip olmanın değerini, kıymetini bir kez daha hatırlattı. Birlik ve beraberlik içinde yepyeni bir Türkiye kurmak 79 milyonun görevidir” ifadelerini kullandı.

    “Mersin’in ihracat yaptığı sıkıntılı pazarlarda var olmak her babayiğidin harcı değildir”

    Mersin’de geçen yıldan bu yana devam ihracat düşüşünü, kentin sahip olduğu pazarlardaki sıkıntılarla açıklayan Aşut, Mersin’in uzun süre ihracatını koruduğuna dikkat çekerek, “Ancak, en önemli ve en yakın pazarlarımız olan Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki Arap Baharı kısa sürede bizde bir kışa döndü. Mısır ile olan olumsuz ilişkiler Körfeze giden yolumuzu kapattı, lojistik maliyetler arttı, rekabetçiliğimiz azaldı” şeklinde konuştu.

    İhracat azalmalarında her kenti aynı değerlendirmenin adil ve akılcı olmadığını da ifade eden Aşut, şunları söyledi: “Bir Bursa’nın, Kocaeli’nin, İzmir’in ihracat düşüşü, Mersin’in ihracat düşüşü ile aynı değerlendirilemez. İzmir, İstanbul, Kocaeli, Bursa gibi kentler ihracatını çok da fazla sorun yaşamadığımız Avrupa’ya yapıyor. Mersin ise ağırlıklı olarak ülkenin en büyük siyasi sorunlar yaşadığı ve kendi içinde büyük sorunlar yaşayan Orta Doğu, Irak, Kuzey Afrika’ya ve Rusya’ya yapıyor. Bu pazarlar son 5 yılın en zor pazarlarıdır. Sıkıntılı ve sıfırlanan pazarlar bunlar. Bu pazarlarda iş yapmak, var olmak her babayiğidin harcı değildir. Bu açıdan bakıldığında Mersin’in ihracatını bu seviyede koruması bile bir başarıdır. Mersin üretiyor, ihraç ediyor, istihdam ediyor. Bunu kente gelen 300 bin Suriyeli kardeşimizi bağrına basarak ve bu sorunu kendi içinde eriterek yapıyor, alt yapı eksiklerine rağmen yapıyor, sosyal huzurunu sağlayarak yapıyor.”

  • Himmet parasını ödemediği için iflas ettirilen iş adamı 9 ay hapis yattı

    Konya’nın Ereğli ilçesinde himmet olarak bağış yapmadığı gerekçesiyle kurduğu elektrik şirketi FETÖ tarafından iflas ettirildiğini iddia eden iş adamı Bilgin Kamış, örgütün hakim ve savcılarının ’ihaleye fesat karıştırdın’ iftirasıyla 9 ay hapis yattığını söyledi.

    Ereğli ilçesinde 1999 yılında küçük bir işletme olarak kurduğu elektrik şirketini büyüten 42 yaşındaki iş adamı Bilgin Kamış, yanında bin 530 kişiyi çalışmaya başladı. Kamış’ın iddiasına göre, 2010 yılı içerisinde FETÖ/PDY tarafından himmet olarak bağış yapmadığı gerekçesiyle önce şirketi iflas ettirildi, ardından da örgütün savcı ve hakimleri tarafından 9 ay hapis yatırıldı.

    Başından geçen olayları anlatan Bilgin Kamış, “2010 yılı içerisinde bu yapının adamları yanıma gelerek Ereğli’ye Şahika adında okul yaptırdıklarını ve elektrik tesisatını döşememi istediler. Buranın 250 bin liralık işini yaptıktan sonra bana ödeme yapmalarını beklerken utanmadan ’Senin adını okula katkı sağlayanların listesine asacağız’ diyerek tek kuruş ödemediler. ’Buraya astığımız ismin sana çok faydası olur’ diyerek beni kandırdılar. Daha sonraları Ereğli’de yaptırdıkları yurt ve apartmanların elektrik tesisatını da döşememi isteyerek beni kullanmaya çalıştılar. Ancak karşı çıkarak kabul etmedim. Sonrasında ise ’ihaleye fesat karıştırdın’ iftirasını atarak savcı ve hakimleri aracılığı ile 9 ay hapis yattım” diye konuştu.

    “Vergi rekortmenleri arasında yer aldım”

    2009 yılında devlete ayda 530 bin lira vergi verdiğini, bu yüzden de vergi rekortmenleri arasında yer aldığını belirten Bilgin Kamış, Konya Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından plaket ile ödüllendirildiğini söyledi. Bilgin Kamış, “Mal varlığıma el koyduklarından dolayı 150 aracım şu an yediemin otoparklarında bekliyor. Devletimden bu araçlarımı geri istiyorum. Bank Asya benim gayrimenkullerimi ‘yarı fiyatına satarak borcundan düşeceğiz’ dedi. Ancak bunu da yapmadı. Çok şükür ki hak yerini buldu. Beni içeriye atan savcı ve hakimlerde gittikleri yerde tutuklandı. Bize iyi görünerek kanımızı emdiler. Allah hepsinin belasını versin” dedi.

    Cezaevinden çıktıktan sonra zor günler yaşadığını söyleyen Bilgin Kamış, şimdi tek hedefinin şirketini tekrar büyüterek binlerce insana ekmek vermek olduğunu sözlerine ekledi.

  • İflas Ertelemeye Başvururken İflas Etmeyin Uyarısı

    Çakır Hukuk Danışmanlık kurucusu avukatı Umut Çakır, son dönemde iflas erteleme başvurularında ciddi artışlar olduğunu belirtti.

    Çakır, başvurunun iflasla sonuçlanmaması için alınması gereken önlemleri anlattı. İflas ertelemede en büyük risk, sonucun iflasla bitmesi olduğunu söyleyen Çakır, Türkiye’nin en köklü hazır giyim markalarından Atalar Giyim’in, iflas erteleme talebi ile gittiği mahkemeden ‘iflas’ kararı ile döndüğünü hatırlattı.

    Çakır, firmaların iflas ertelemesi işlemine karar vermekte geç kaldığını vurguladı. Firma yetkililerinin her nedense ‘halledebilirim, bir yerlerden kaynak oluşturabilirim’ gibi çoğu kez gerçekleşemeyecek umutlarla zaman kaybettiğini söyleyen Çakır, kanuni takip nedeniyle haciz işlemine maruz kalındığında ise iflasın ertelenmesi uygulamasının başlatılmak istendiğini anlattı. Bu arada, haciz baskıları nedeniyle faaliyetinin devamını sağlamak ve mal muhafazasına engel olmak için çok önemli sayılabilecek maddi kayıplar verildiğinin de altını çizen Çakır, süreç içerisinde en fazla ihtiyaç duyulan işletme sermayesinin kaybedildiğini belirtti.

    Çakır, “Şirketler düzenli olarak öz varlık kontrolü yapmalı. Mukayeseli öz varlık karşılaştırmalarında süregelen bir eksilme izleniyorsa gidişatın iyi olmadığı açıkça ortadadır. Eğer mutlaka iflasın ertelenmesi müessesesinden yararlanılmak isteniyorsa, aktif-pasif dengesi çok fazla bozulmadan yani çok geç kalmadan operasyon başlatılmalı” dedi.

    TCS Danışmanlık’ın Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Işık ise iflas erteleme müracaatında bulunmak isteyen firmaların öncelikle mali alt yapılarının buna uygun olup olmadığını kontrol ettirmelerini önerdi. Kendilerinin yaptığı kontrollerde çok sayıda firmanın alt yapısı uygun olmadığı için teşebbüslerinin yarıda kaldığını hatırlatan Erdoğan Işık, mali yapısı uygun olan firmaların borca batıklık bilançosu ile iyileştirme projesinin mutlaka profesyoneller tarafından hazırlanması gerektiğinin üzerinde durdu. Işık, “Zira müracaatta bulunup mahkeme tarafından bilirkişilere yaptırılan borca batıklık hesabında, borca batık olmadığı için davası reddedilen firma sayısı oldukça fazla. Ayrıca uygun olmayan borca batıklık oranı nedeniyle iflas kararı verilen firma sayısı da hatırı sayılır bir seviyede. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, sunulan iyileştirme projesinin firma gerçeklerini yansıtması ve uygulanabilir olmasıdır. Projede somut iyileşme emareleri bulunmalı ve devam eden süreçte öngörülen ciro ve karlılığa mutlaka ulaşılmalı. Yoksa sonuç yine iflas olabilir” dedi.

    Çakır, ayrıca şu uyarılarda bulundu: “Çok önem arz eden diğer bir husus ise borca batıklık oranı. Yüzde 30’un üzerindeki bir borca batıklık durumunda iyileşmenin mümkün olamayacağı yönünde kesinleşmiş yargı kararları dikkate alındığından, firma hakkında iflas kararı verilir. Müracaattan piyasanın haberdar olduğu andan itibaren artık firma tüm alımları nakit yapmak zorunda kalır. Elde faaliyeti devam ettirebilecek kadar işletme sermayesi olmayan firmalar projede öngörülen hedeflerden uzaklaştıkları için, iflas kararı ile karşı karşıya kalır. Sürece girerken işletme sermayesi çok çok önemli. Dikkat edilmesi gereken diğer bir husus ise, ihtiyatı tedbir kararıyla rahatlayarak rehavete kapılmanın operasyona olumsuz etkileri. Sanki tedbir kararıyla bütün dertler bitmiş gibi rahat davranılmamalı”.

  • CHP’li Budak: “İflas Ertelemeler Yeni İflasları Tetikleyebilir”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Çetin Osman Budak, iç ve dış politikadaki hatalı adımların, başta turizm olmak üzere bir çok sektörü olumsuz etkilemesinin ödeme zincirini kopardığını, karşılıksız çek, protestolu senet ve iflas erteleme başvurularında ciddi bir artış yaşandığını öne sürdü.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yanıtlaması istemiyle TBMM’ye verdiği önergede, son dönemde karşılıksız çek, protestolu senet ve iflas erteleme başvurularının sayısında önemli bir artış olduğunu, 2012’de 16.2 milyar TL olan karşılıksız çek tutarının 2013’te 14.1 milyar, 2014’te 19.9 milyar, 2015 sonunda ise 27.3 milyar TL’ye çıktığını hatırlattı.

    Protestolu senet tutarının 2013’te 7.4 milyar TL, 2014’te 8.2 milyar TL ve 2015 yılında ise 10.1 milyar TL olarak gerçekleştiğini kaydeden Budak, “İflas erteleme başvurusu 2010’da 407, 2011’de 434, 2012’de 484, 2013’te 654 ve 2014’te 720 olmuş. 2015’te başvurunun çok arttığı biliniyor. Bu tablo ödeme zincirinin koptuğunu ve ekonomide çarkların dönmediğini göstermektedir. Bazı şirketlerin tahvil ihracı yaptıktan kısa bir süre sonra iflas erteleme talebinde bulunduklarına ilişkin örnekler, bu alandaki kamu denetiminin niteliğiyle ilgili ciddi şüphe uyandırmaktadır” diye konuştu.

    “İFLAS ERTELEME YENİ İFLASLARI TETİKLER”

    Başbakan Davutoğlu’ndan, son 5 yılda iflas erteleme başvurularının kaçında erteleme kararı verildiği ve bunun sektörlere göre dağılımı konusunda bilgi isteyen Budak, ayrıca iflas erteleme uygulamasının suistimal edilmesinin yeni mağduriyetlere yol açacağı uyarısında bulundu.

    Budak, “Bazı şirketlerin, şirket merkezlerini iflas erteleme kararını daha kolay alabilecekleri illere naklettiklerine ilişkin tespitler karşısında hangi önlemler alınmış ya da alınacaktır? Bazı şirketlerin tahvil ihracı işlemlerinden kısa bir süre sonra iflas ertelemesi başvurusunda bulunmasıyla ilgili bir inceleme ya da soruşturma yapılmış mıdır? Hangi sonuçlara ulaşılmıştır?” diye sordu.

    Budak şöyle devam etti:

    “Karşılıksız çek, protestolu senet ve iflas erteleme başvurularındaki artış, ödeme zincirinin kopmasına yol açacağına göre, kriz derinleşmeden bir adım atılacak mıdır? Çek, senet gibi ödeme araçlarına güvenin yeniden sağlanması için hükümet bir girişimde bulunacak mıdır? İflas ertelemeler yeni iflasları getirebilir. İflaslar daha da büyümeden, bir çözüm uygulamaya konulacak mıdır?”