4. hakemin Medipol Başakşehir Yardımcı Antrenör Pierre Webo’ya ırkçı ifadeler kullandığı gerekçesiyle Paris Saint Germain – Başakşehir maçı durdu.
Etiket: İfadeler
-

4. hakemin Medipol Başakşehir Yardımcı Antrenör Pierre Webo’ya ırkçı ifadeler kullandığı gerekçesiyle Paris Saint Germain – Başakşehir maçı durdu.
-

Özer Hurmacı’dan eski Başkan Mesut Mestan’a şok ifadeler
Bursasporlu futbolcu Özer Hurmacı, sosyal medya hesabından eski Başkan Mesut Mestan hakkında şok ifadeler kullandı. Hurmacı dakikalar içinde sildiği paylaşımında “Mesut Mestan özledik yalanlarını. Anlatsana kulübü ADS’ye nasıl sattığını” dedi. Mestan ise hukuki süreci başlatacağını söyledi.Bursaspor’un tecrübeli futbolcusu Özer Hurmacı, yeşil-beyazlı kulübün eski başkanı Mesut Mestan hakkında flaş ifadeler kullandı. Özer, sosyal medya hesabından yaptığı ve dakikalar içinde sildiği açıklamada şunları söyledi: “Mesut Mestan özledik yalanlarını. Anlatsana kulübü ADS’ye nasıl sattığını. Organizasyonlar falan merak ediyor insanlar. İlk transferin onlardan, son transferin onlara. Anlatsana, hala sokağında gezebildin şehir bilsin…”
Bu ifadelerin ardından Bursaspor’un eski Başkanı Mesut Mestan da açıklamada bulundu. Mestan, sosyal medya hesabından şunları söyledi: “Özer Hurmacı’nın sosyal medyasından şahsımla ilgili yapmış olduğu gerçek dışı paylaşımı ile ilgili kendisini ispata davet ettiğim gibi hukuki sürecimi de avukatlarım aracılığıyla başlatıyorum. Profesyonel bir futbolcunun bu şekilde gerçeğe tamamen aykırı olan davranışları psikolojide de tabir edilen hali ile kendini savunma mekanizmasıdır. Her kim olursa olsun ne konuştuğunu ve haddini bilmelidir. Eğer bu kadar emin ise yapmış olduğu paylaşımı silmeyecek. Şu anda Bursaspor Kulübü’nün lisanslı profesyonel futbolcusu olan Özer Hurmacı’nın hangi kulüpte forma giydiğini hatırlaması ve formanın hakkını vermesini bekliyorum. Kimse Bursaspor’dan büyük değildir hem de hiç kimse…”
-

Poşetli cinayetin katil zanlısından tüyler ürperten ifadeler
Antalya’da kafasına poşet geçirilip, el ve ayakları bağlı halde ölü bulunan belediye çalışanını öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan 3 sanık hakim karşısına çıktı. Sanıklardan Muhammet Y.’nin ifadeleri ise tüyleri ürpertti.Geçtiğimiz Haziran ayında iddialara göre Zülfiye Y., 3 çocuk babası belediye çalışanı Halit Y.’yi telefonla arayarak, “Gel birlikte iftar yapalım” diye davet etti. Halit Y., Zülfiye Y’nin eşi Muhammet Y. ve Şükrullah T. tarafından darp edilerek etkisiz hale getirildi. Şüpheliler, daha sonra Halit Y.’yi Korkuteli ilçesine götürüp, burada başına poşet geçirip, el ve ayaklarını bağladıktan sonra boğarak öldürdü. Halit Y. ve Zülfiye Y. arasında ilişki olduğu iddia edilirken, Halit Y.’nin cesedi 31 Mayıs’ta Antalya-Korkuteli yolu Cehennem Deresi mevkisinde uçurumda üzeri çalılarla kapatılmış halde bulundu. Evlerinde gözaltına alınan Muhammet Y. (37) ve eşi Zülfiye Y. (34) ile Şükrullah T. (36), emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
Sanıklar, Antalya 11. Ağır Ceza Mahkemesinde ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada tutuklu sanıklar, taraf avukatları ve müştekiler hazır bulundu. Savunmasında daha önce cezaevine girdiğini belirten sanık Muhammet Y., “Benim maktulle samimiyetim vardı. Biz ev aradığımız zamanlar eşim beni maktulle tanıştırmıştı. Ben cezaevine girdikten sonra eşim bana maktulün kendisini tehdit ettiğini ve şantaj yaptığını söyledi. Ancak ilişkisi olduğunu söylemedi. Aradan geçen zamanlarda maktul iş yerime gelip gidiyordu. Yaklaşık 20 gün boyunca eşim ve çocuklarımı hep yanımda tuttum ve onları iş yerime getiriyordum. Maktule sürekli bizden uzak durması gerektiğini söylüyordum. Bir gün eşimle beraber eve geldiğimizde ben markete gittim. Markette yarım saat oyalandım. Geldiğimde evden sesler geliyordu. Kapı açıktı, maktulün eşimin elinden tuttuğunu gördüm. Benim geldiğimi gördü ama benim onu gördüğümü görmezlikten geldi. Çocuğu sevmeye başladı. ‘Madem gelmişsin buyur kahve iç’ dedim, çünkü yeniden cezaevine girmek istemiyordum. Aramızda husumet olsun istemedim” dedi.
Eşi Zülfiye Y’nin maktulün eve zorla girdiğini söylediğini belirten sanık Muhammet Y., savunmasına şöyle devam etti:
“Ben eşime, ‘Sen bebeği al ben onunla konuşup, meseleyi tatlı bir şekilde çözeyim. Sonra yanınıza gelirim’ dedim. Ben bu sırada sanık Şükrü’ye mesaj attım. Daha önce de bu konuda Şükrü bana konuşmayı kendisinin yapacağını söyledi. Eşim evden ayrıldı. Taksiye bineceği sırada Şükrü gelmiş ve eşimi taksiye bindirmiş. Biz bu sırada maktulle salona geçtik. Oturduk konuşmaya başladık, hatta tartışıyorduk. Maktul bana eşimle ilişki yaşadığını söyledi ve tartışmaya başladık. Maktul inşaatçıdır. Üzerinde inşaat demiri varmış ve bana tartışma esnasında o demiri gösterdi. Yaklaşık 40 santimetre uzunluğunda kalın bir demirdi. Bana vurmaya çalışırken ben onun elinden tuttum. Bana çirkin şeyler söyleyince dizine ve kafasına vurdum. ‘Buradan çık git’ dedim, maktul bana sinkaflı küfürler etti. Evden çıkmadı. Bende o anda kendimi kaybettim. Şuurumu bilmiyorum, maktul yere düşmüştü. Yere düştüğünde öldüğünü gördüm. Bu sırada Şükrü daha yanıma gelmemişti. Namus cinayeti olduğu bilinsin diye cinsel organını keserek maktulün ağzına koydum. Yerdeki battaniyeye maktulü sardığımda Şükrü geldi, biraz sakinleştim. Şükrü polisi aramamızı söyledi, ben zaman kazanmak istedim. Hemen cezaevine girmek istemedim, borcum vardı. Şükrü’ye, ‘Maktulü alalım beraber arabanın bagajına koyup gidelim’ dedim. Şükrü’yle beraber kilime sardığım ve kafasına poşet geçirdiğim cesedi maktulün arabasının bagajına koyduk. Ben motorumla, Şükrü ise maktulün aracıyla yola çıktık.”
“Evde uyudum, ağrı kesici ilaçlar içtim”
Cesedi Korkuteli yolunda Tahtalıbeli mevkisine götürdüklerini dile getiren sanık Muhammet Y., “Cesedi götürdük, indirdik, bıraktık arabasını biraz ileriye park ettik. Arabaya bir zarar vermedik. Kıyafetleri yırtıktı. Yol kenarına kıyafetlerini attım. Motora bindik, yalnız başıma eve çıktım ve temizledim. Olay günü eşimin yanına hiç gitmedim. Telefonla aradım, maktulle konuştuğumu, meseleyi hallettiğimizi, ona zarar vermeyeceğini ve yoluna çıkmayacağını söyledim. Evi temizledikten sonra halıyı çöpe attım. Öğlene kadar evde uyudum, ağrı kesici ilaçlar içtim” dedi.
“Bir kadının ve çocuğun hayatını kurtardım”
Eşinin cinayetten haberinin olmadığını, sanık Şükrullah T’nin de sadece cesedin taşınmasına yardım ettiğini ifade eden Muhammet Y., “Ben bir kadının, bir çocuğun hayatını kurtardım. Ailem dağıldı. Takdir mahkemenizindir. Pişmanım, anlık gelişen bir olaydı. Onu öldürmeyi düşünmüyordum” diye konuştu.
Maktul Halit Y.’yi yaklaşık 9 yıldır tanıdığını kaydeden sanık Zülfiye Y. ise, kendisine ağabey olarak yaklaştığını, maktulün sürekli peşinden geldiğini ve aralarında dostluk ilişkisi kurulduğunu söyledi.
“Eşime, ‘Aile dostumuz’ olarak tanıttım”
Zülfiye Y., “Ben istemesem de onun baskısıyla 2 buçuk yıl kadar maktulle aramızda bir ilişki yaşandı. Ben o sırada bekardım. 2012 yılında sanık Muhammet ile evlendik. Evlenene kadar olan süre içerisinde maktul benimle zorla ilişkiye giriyordu. Defalarca kez numaramı değiştirdim. Evlendikten sonra da maktul beni aramaya devam etti. Eşimle tanışmış, samimi olmuşlar. Evimize gelip gidiyordu. Ben eşime, onunla eski ilişkim olduğunu söylemedim. Aile dostumuz olarak tanıttım. Ben yokken bile dükkana geliyordu. Evimize geliyordu, kapıyı açmıyordum. Sokakta bekliyordu, sürekli rahatsız ediyordu. Sanıkla evlendikten sonra maktul yine zorla benimle ilişkiye girmek istedi. Birkaç kere benim evimde zorlamada bulundu. Hep eşimin olmadığı vakitler geliyordu. Ancak ilişkiye girmedik. Eşim cezaevine girmeden önce sanık Şükrullah bizim evde kalıyordu” dedi.
“Suçsuzum”
Olay günü yaşananlardan haberinin olmadığını ileri süren Zülfiye Y., “Olay günü ben evden çıkacakken maktul geldi. ‘Senin ne işin var burada’ dedim. ‘Çekil şuradan’ diyerek beni ittirdi, ben vestiyere dayandım. Sonra bana, ‘Sen numaranı gizlesen de ne kadar kaçabilirsin, numaranı neden vermiyorsun?’ dedi. Telefonu elimden almaya çalıştı, dış kapıda o arada açıktı. O sırada eşim geldi, mutfağa geçtim. Bana, ‘Sen annenin oraya git. Canını sıkma, ben bu adamla güzelce konuşacağım’ dedi. Otobüs bekliyordum, Şükrullah ağabeyle karşılaştım. ‘Taksiye bin git’ dedi. Bende ona, ‘Halit bize geldi, bir sıkıntı olmaz değil mi?’ dedim. O da bana, ‘Her zaman geliyor, sıkıntı yapma onlar konuşurlar’ dedi. Gece saatleri eşim beni aradı. ‘İyiyiz oturuyoruz, içiyoruz, keyif yapıyoruz’ gibi normal bir konuşma yaptı. Yaklaşık 1 hafta annemde kaldım. Ama bu sırada evime gidip geliyordum. Olayı bundan 1 hafta sonra öğrendim, suçsuzum” şeklinde konuştu.
“Cezaevine yeniden girmemek için çaba gösteriyordu”
Sanık Şükrullah T. ise sanık Muhammet Y. ile birlikte çalıştığını ve bir süre onların evinde misafir olduğunu söyledi. Maktul Halit Y.’yi sanık Muhammet Y. cezaevine girdikten sonra tanıdığını vurgulayan Şükrullah T., “Maktul, Zülfiye’nin evini gözetliyordu. Bu şekilde dikkatimi çekti. Ben bu hususu Zülfiye’ye sordum, baskı yaptım. Zülfiye bana, ‘Tehlikeli biridir ağabey, konuşmaya gitme’ dedi ve ağlayarak maktulün takıntılı olduğunu ve onu sürekli takip ettiğini söyledi. Muhammet’in haberinin olup olmadığını sordum. O da bana maktulün kendisini tehdit ettiğini, bu nedenle ona söyleyemeyeceğini söyledi. Muhammet cezaevinden çıktıktan sonra sanık Zülfiye bu konuyu eşiyle paylaşmış. Kendi aralarında konuştuktan sonra Muhammet bunu benimle paylaştı. Cezaevine yeniden girmemek için çaba gösteriyordu” dedi.
Olay günü sanıkların evine gittiğini anlatan Şükrullah T., “Herhangi bir ses gelmiyordu. Kapı hafif açıktı, içeriye girdim. İçeriye girdiğimde sanık Muhammet’in bir şeyler söylediğini gördüm. Ceset yerdeydi, kan izi gördüm. Cesedin kafasında poşet yoktu. Ben, ‘Muhammet neden yaptın?’ diye bağırdım. O da bana sürekli, ‘Artık dokunamayacak’ diyordu. Diğer odaya gittim ve sigara içmeye başladım. ‘Polisi ve ambulansı arayalım’ dediğimde Muhammet bana ‘Öldü’ dedi. Sanık benden cesedi götürmesine yardım etmemi söyledi. Birlikte cesedi götürdük. Ben sanığı takip ettim. Cesedin atıldığı yere gittik, yine yardım istedi, yardım etmek zorunda kaldım” dedi.
Maktul yakınları ise sanıkların çok borcunun olduğunu, maktul Halit Y.’den para almaya çalıştıklarını, alamayınca da onu öldürdüklerini ileri sürdü. Mahkeme heyeti, sanıkların savunmasının ardından duruşmayı erteledi.
-
Bodrum’u sarsan yasak aşk cinayeti davasına çelişkili ifadeler damga vurdu
Muğla’nın Bodrum ilçesinde geçtiğimiz yıl 6 Ocak tarihinde yaşanan ve Bodrum’u sarsan iş adamı Ali Özdemir cinayetinin davası bugün başladı. Çelişkili ifadelerin verildiği davada zanlı M.Ö. cinayeti planlayarak işlemediğini ve silahın boğuşma esnasında ateş aldığını ifade etti. M.Ö. cinayetin ardından bulunamayan silahı kayınpederinin aldığını iddia etti. Kayınpeder S.A. ise eski damadını yalanlayarak silahı hiç görmediğini söyledi.Bodrum’u sarsan yasak aşk cinayeti 6 Ocak 2018’de yaşanmıştı. İşadamı M.Ö. eşi T.Ö. ile ilişkisi olduğundan şüphelendiği ortağı Ali Özdemir’i öldürmüş, cesedini de kayınpederi ile birlikte ormanlık alana atmıştı. M.Ö. olaydan yaklaşık bir hafta sonra savcılığa giderek teslim olmuş ve olayı itiraf etmişti. İtirafın ardından M.Ö.’yle birlikte eşi T.Ö., kayınpederi A.S., kayınvalidesi F.S., baldızı K.S., gözaltına alınmış, mahkemeye çıkarılan zanlılardan cinayeti işlediğini itiraf eden M.Ö. ile cesedin ormanlık alana atılmasına yardım ettiği iddia edilen kayınbabası A.S. tutuklanmıştı.
Dava 1 yıl sonra başladı
Muğla’da cezaevinde bulunan M.Ö. ile kayınpederi A.S.’nin sabah saatlerinde Bodrum Adliyesi’ne getirilmesiyle dava Bodrum Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Davaya sanıklar M.Ö., A.S., K.S., F.S., İ.A. ile avukatları, Ali Özdemir’in yakınları ve avukatları ile basın mensupları katıldı. Davanın 3 gün boyunca görüleceği öğrenildi.
“Eşimin telefonundan Ali’ye gönderdiği uygunsuz fotoğrafları gördüm”
Şüphelilerin kimlik bilgilerinin sorulmasıyla başlayan dava daha sonra cinayet şüphelisi M.Ö.’ye savcılık ve emniyetteki ifadelerinin sorulmasıyla devam etti. İfadeleri kabul eden M.Ö. o gün yaşananları mahkeme huzurunda tekrar anlattı. Eşi T.Ö. ve Ali Özdemir’in ilişkilerini eşinin telefonundan attığı resimlerle öğrendiğini ifade eden M.Ö. şunları söyledi:
“Doğum günümü kutladığımız gecenin sabahı kızımı servise bindirmek için erkenden kalktım. Genelde kızımı eşim servise bindirir ve onun telefonunu ararlar. Bende o yüzden eşimin telefonunu aldım. Kızımı servise bindirip geldikten sonra eşimin Watsapp yazışmalarına baktım. Profilinde Ali’nin resmi olan “uyuz” olarak kayıt ettiği numaraya fotoğraf gönderdiğini gördüm. Bu fotoğraflar uygunsuz fotoğraflardı. Daha sonra fotoğrafların ekran resmini aldım ve kendime gönderdim. Ben 10 yıl önce eşimden boşanmak istemiştim ancak babası engel olmuştu. O gün saat 01.00’e kadar uyudum. Kalktığımda eşim telefonla konuşuyordu ve benden tost yaptırmamı istedi. Ben kapıdan çıkarken Ali geldi eve. Ali içeri girdi bende çıktım. Evin penceresinden baktığımda Ali ve eşimin üst kata çıktığını gördüm”.
“İhaneti anlatınca kayınpederimle birlikte ağladık”
Eşinin fotoğraflarını yakaladığı gün kayınpederini arayarak yanına gittiğini belirten M.Ö. ifadesine şu sözlerle devam etti: “O gün bir arkadaşımı aradıktan sonra kayınpederimi arayıp yanına gittim. Ona telefondaki fotoğrafları gösterdim. Bana ‘Ne yapacaksın?’ dedi. Bende boşanacağımı söyledim. Elemanı gelince yanından ayrıldım.”
“Silah elimde patladı”
Cinayet günü eşini baldızıyla birlikte kahvaltıya gönderdiğini belirten M.Ö. sözlerini şöyle sürdürdü: “O gün eşimle baldızım sabah erkenden kalkıp kahvaltıya gitti. Bende kanepede uyuyan Ali’nin yanına giderek onu kaldırdım. Konuşmak istediğimi söyledim. Ona seni abi olarak bilirdim dedim ve eşimle olan ilişkisini bildiğimi söyledim. Oda bana ‘Den ne diyorsan?’ diyerek küfür etti. Birbirimize yumruk attık ve boğuştuk. Daha sonra yattığı koltuğun yan tarafına düştüm ve elime silah geçti. Bana ‘Beni mi vuracaksın?’ diyerek üzerime geldi. Bende silahla ittirerek omzuna vurdum. Elimi ve ayağımı tutmaya çalışırken Ali’nin ayağı kaydı düştü, bende onun üstüne düştüm. Silah sağ elimdeydi ve elim tetiğin üzerinde olduğu için patladı. Kafasına nasıl isabet etti bilmiyorum. Ben bir süre donup kaldım. Daha sonra kayınpederimi aradım”
“Cesedi kayınpederimle ormanlık alana attık”
Cinayet işledikten sonra kayınpederini arayıp eve çağırdığını ifade eden M.Ö. “Kayınpederimi arayarak ‘Mutfakta yaptığın izalasyona bakar mısın?’ diyerek eve çağırdım. 20 dakika sonra eve geldi ve Ali’nin cesedini gördü. Bana “Ne yaptın sen’ dedi. Daha sonra cesedi birlikte araca taşıyıp ormanlık alana attık. Eve döndüğümüzde kayınpederim vileda yaptı. Bende Ali’nin aracını yakın mesafede bir yere bırakıp döndüm. Araçta bulunan pasaportu aldım başka bir şey almadım”
Zanlının çelişkili ifadeleri dikkat çekti
Eve gelip üzerini değiştirdikten sonra kiraladığı araçla evden ayrıldığını belirten M.Ö., “Maktule ait cep telefonu, tabanca, boş kovan ve pasaportu aldım. Kiraladığım araca binerek Bitez Limanı’na gittim. Burada pasaportu yakıp, cep telefonlarını denize attım. Telefonları atmadan önce Ali’nin eşime attığı ‘Aşkım karım ne zaman boşanacaksınız?’ mesajlarını gördüm.” dedi.
M.Ö. daha sonra eve döndüğünde kayınpederi A.S.’nin cinayet silahını alarak evden gittiğini belirtti.
Kayınpeder A.S. ise cinayet silahının kendisinin aldığı yönünde ifade veren M.Ö.’nün ifadelerini kabul etmeyerek şunları söyledi: “Ben silahı hiç görmedim. Ayrıca olaydan sonrada silahı ben almadım. M.Ö.’nün bu yöndeki beyanını kabul etmiyorum. Ben M.Ö. ile inşaatta görüşürken M.Ö.’nün T.S. ve Ali’yi daha öncesinden takip etmediğini anlayamadım. Ben eve gidip duş aldıktan sonra kesinlikle eşime üzerimde bulunan mont, pantolon ve diğer kıyafetleri vererek yıkamasını söylemedim. İkinci kez eve geldiğimde ben evde M.Ö.’nün temizlik yaptığını görmedim.” dedi.
Mahkeme başkanlığı tarafından Sanık A.S.’ye son bir şey söyleyip söylemeyeceği sorulması üzerine A.S., “Ben Ali Özdemir’in ailesinden özür diliyorum. Başsağlığı diliyorum. Böyle bir şey olmasaydı çok iyiydi ama oldu” dedi.
Sanık A.S.’nin ardından M.Ö.’nün eski baldızı sanık K.S. ve M.Ö.’nün eski kayınvalidesi sanık F.S.’nin ifadesine geçildi. Yaşananları ve bildiklerini mahkeme huzurunda tekrar anlatan F.S. ifadesinin sonunda, “Ben 11 aydır kahve işletiyorum kadın başıma. Adaletin yerini bulmasını istiyorum. Bizler kendi halinde yaşayan insanlardık.” dedi.
“Cinayetin nedeni namus değil”
İşadamı Ali Özdemir’in yakınlarından müşteki Ş.Ö. ise, olayın maddi sebepleri olduğunu iddia ederek “Bu bir namus cinayeti değildir. Olayın maddi sebepleri olduğunu düşünüyorum. Şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum” dedi.
İfadelerin ardından M.Ö. ve A.S.’nin tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Duruşmaya yarın sabah devam edileceği öğrenildi.
Öte yandan dava içerisinde sanık M.Ö.’yü yönlendirdiği iddia edilen avukat Julide Doğan hakkında zorla getirilme kararı alındı.
-
Yakılan kadının ölmeden önce verdiği ifadeler kan dondurdu
Bursa’da ayrılmak istediği sevgilisi tarafından yakıldıktan sonra hayatını kaybeden Şengül Vatansever’in hastanede verdiği ifadeleri ortaya çıktı. Genç kadının ölmeden önce verdiği ifadede, “Önce beni yaktı, daha sonra elleriyle söndürerek arabaya geri bindirdi. Arabada kavga etmeye devam edince aşağı attı” dediği öğrenildi.Bursa’da ayrılmak istediği sevgilisi tarafından canice yakılarak öldürülen 2 çocuk annesi Şengül Vatansever’in ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede şuurunu kaybetmeden önce polise ifade verdiği ortaya çıktı. Genç kadının polise verdiği ifadede, Ü.V. ile yaklaşık 1 yıl süren ilişkisini sonlandırmak istediğini, ayrılmak üzere buluştukları sırada Ü.V’nin benzin dökerek kendisini önce ateşe verdiğini, sonra söndürmeye çalıştığını söyledi. Vatansever’in ifadesinde, “Ben yaklaşık 1 sene Ü.V. ile ilişki yaşadım. Daha sonra kendisine ayrılmak istediğimi söyledim. Fakat kabul etmedi. Bir süre bunu tartıştık, bunun üzerine Kütahya’dan Bursa’ya gelip benimle görüşmek istedi. Ben de kabul ettim, görüştük. Arabayla yolda giderken ben ona ’Yeter artık ben seni istemiyorum, ayrılmak istiyorum’ dedim. O da bana ’Asla olmaz, benden ayrılamazsın. Benden başkasıyla olamazsın’ dedi. Daha sonra tartışmaya başladık. Ben arabadan indim, o da arkamdan indi. Biz dışarıda tartışırken bir pet şişe içerisinde yanında getirdiği benzini kafamdan aşağı döktü, daha sonra beni ateşe verdi. Sonra pişman oldu, söndürmek istedi. Söndürmek isterken elleri yandı. Söndürdükten sonra yine arabaya bindik, bu sefer araba da tartışmaya devam ettik ve beni arabadan aşağı attı” dediği öğrenildi.
Genç kadının hastaneye giderken, “Babama söylemeyin, üzülmesin” dediği öğrenildi.
Genç kadını yaktıktan sonra olay yerinden kaçmaya çalışırken trafik kazası geçiren zanlı Ü.V’nin hastanedeki tedavisi devam ediyor. Ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede yoğun bakımda tutulan ve hayati tehlikesi bulunan Ü.V. hakkında yakalama kararı çıkarıldığı, kendine gelir gelmez ifadesinin alınacağı öğrenildi.