Etiket: İddiası

  • Bolu Belediye Başkanına Kumpas İddiası

    Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz, yerel seçimler öncesi kendisini tekrar aday yaptırmak istemeyen bir kesimin, hakkında değişik dosyalar hazırlayarak kumpas kurduklarını, kurulan bu kumpasta dosyaları genel merkeze götüren kuryenin kendisini arayarak her şeyi açıklamak istediğini söyledi.

    Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz, çok dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Yılmaz, yerel seçimler öncesi birilerinin kendisine kumpas planı yaptığını söyleyerek, “Beni tekrar aday yaptırmak istemeyen, içinde kendi partimden de olan, muhalefet partisinden de olan, bir gazetecinin olduğu bir kısım insan bana kumpas kurdu. Hakkımda dosyalar hazırlayarak genel merkeze kadar götürdüler. Ama bu kumpas ve uydurma dosyalar kendi ayaklarına dolaştı” dedi.

    Başkan Yılmaz, kendisine kurulan kumpastan haberi olduğunu fakat geçtiğimiz günlerde kendisini esrarengiz bir kişinin aradığını ifade ederek, “Bu kumpastan bilgim vardı. Fakat geçen beni biri aradı. Önceden Bolu’da yaşadığını ve şuan kendisinin Trabzon’da olduğunu söyledi. Bana kurulan kumpasta bu kişi dosyaların kuryeliğini yapmış. Bana şuan vicdanen çok rahatsız olduğunu ve bana kurulan kumpas dosyalarını göndereceğini söyledi. Kendisine ‘neden şimdiye kadar sustun da şimdi konuşuyorsun’ diye sorduğumda, çok korktuğunu, hatta bu korku yüzünden Bolu’dan gitmek zorunda kaldığını fakat vicdan azabından uyuyamadığını belirtti. Elindeki tüm dokümanları bana göndereceğini söyledi. Bu dokümanlar geldiğinde kamuoyuyla bunları paylaşmayı düşünüyorum” şeklinde konuştu.

  • Boşandığı Eşinin Evine Molotof Attı İddiası

    Kahramanmaraş’ta bir hafta önce eşinden boşan şahsın eski eşini ve ailesinin yaşadığı evi yakmak istediği iddia edildi.

    Olay, Dulkadiroğlu ilçesine bağlı Erkenez Mahallesi 30. sokak üzerinde meydana geldi. İddiaya göre, Hatice Ç. bir hafta önce eşi A.G.’den boşandı. Boşanmayı sindiremeyen eski eş A.G., iddiaya göre, aileyi telefonla sürekli rahatsız etmeye başladı. Gece yarısı evinde yanık kokusuna uyanan Hatice Ç.’nin annesi Emine Ç. yaşanan kundaklama olayında damadını sorumlu tutarak, “Akşamdan beri bizi arıyor; ‘sizi yakacağım, sizi öldüreceğim, kötü küfürler sözler ediyor. Yani akla gelmeyecek kelimeler kullandı. Kızım Hatice bir hafta oldu ayrılalı. Gece yarısı yangının neden olduğu kokuya uyandım” dedi.

    Evin kapısında çıkan yangını kendi imkanlarıyla söndüren aile, durumu polise bildirdi. Yapılan ihbar üzerine asayiş ekipleri, olay yerinde yaptığı incelemenin ardından ailenin ifadesine başvurdu.

    Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

  • Taşeron İşçilere Sürgün İddiası

    Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Gaziantep Şubesi Başkanı Ali Güdücü, Şahinbey Belediyesi’nin sendika üyesi taşeron işçileri sürgünle tehdit ettiğini ileri sürdü.

    DİSK Gaziantep Şubesi binasında gazetecilerle bir araya gelen Bölge Temsilcisi Ali Güdücü, Şahinbey Belediyesi Katılım A.Ş. şirketinde çalışmakta olan, işçi arkadaşlarının toplu sözleşmesinin yapılmasına rağmen belediye başkan yardımcıları ve yetkilileri tarafından sürgün edilme konusunda tehditler savrulduğunu ileri sürüldü. Belediye yetkililerinin ‘İnsanları süpürgeye salarım’, ‘insanları çöpe gönderirim’ diye tehdit ederek işçilerin üye olduğu sendikadan istifaya zorlandığını ileri süren Güdücü, “Torba Yasa ile asıl işlerde personel çalıştırılması ihalesi yapılamayacağı şeklinde getirilen yasaktan Belediyeler muaf tutulmuştur. Yani yeni bir düzenleme yapılmazsa belediyelerce yapılan bütün işlerde taşeron işçi çalıştırılması dün olduğu gibi bundan sonrada davam edecektir. Örnek verecek olursak Şahinbey Belediyemizin Katılım A.Ş. şirketinde çalışmakta olan işçi arkadaşlarımızın toplu sözleşmeleri yapılmasına rağmen, belediye başkan yardımcılarının ve yetkilileri tarafından işçilerin 18-19 yılık kazanımlarını diğer şirketlerden işçi aktarmak suretiyle sendikamızın yetkisini düşürmeye çalışmaktadır. Sınırlı, sorumlu ve sarı sendikalarla işbirliği yaparak işçinin kazanılmış haklarını gasp etmek, var olan yetkilerini düşürmek için ellerinden gelen tüm çabayı harcamaktadırlar. Bunun nedeni arkadaşlar, yani bir kadro olayı olduğunda, DİSK’in sendikasının olduğu yerde haksızlığa uğrayan bir işçi için mücadele edilecektir. Bu mücadele yapılacağından dolayı, belediye başkanları ve yetkilileri bir önlem alarak, Genel İş sendikasının yetkilerini düşürüp, diğer sarı sendikalarla beraber, taşerona karşı çıkılmaması için bu yönteme başvuruyorlar. Biz buna rağmen tüm gücümüzle taşerondaki işçilerin kadroya alınması konusunda bütün gücümüz ile mücadele etmeye devam edeceği” ifadelerini kullandı.

    “SÜPÜRGEDE ÇALIŞMAK ONURSUZLUK DEĞİLDİR”

    Genel İş Sendikası üyesi işçilerin gerekirse süpürgeyle de çalışabileceğini belirten Güdücü, süpürgeyle çalışmanın onursuzluk olmadığını kaydetti. Güdücü, “Sendika buna karşı çıktığında siz buna nasıl karşı çıkarsınız diye bu işçilere yapılan ağır hakaretlere, biz tepki gösterdik diye, bu gibi bir yola başvurmuşlardır. Biz devrimciler, inandığı yolda ölmeyi şeref biliriz. Herkes bunu kafasına taksın. Hiçbir şey bu konuda bizi yolumuzdan çeviremez. Bizim mücadelemizi engelleyemez. Değerli arkadaşlar, süpürgede çalışmak ya da başka bir iş yerinin kurumunda çalışmak onursuzluk değildir. ‘İnsanları süpürgeye salarım’, ‘insanları çöpe gönderirim’ diye tehdit ederek bazı kişilik bozukluğu olan kişiler tarafından sendikasından istifaya zorlanmaktadır. Aklınız başınıza toplayın. En alttakine soruyorsun, diyorsun ki ya işçiyi neden istifaya zorluyorsun, ’Ben yapmadım, yukarıdakiler zorlamışlardır’ diyor. Bu bizim sözümüz değil belediyedekilerin sözüdür. Bizi herkes aklına geldiği gibi yorumlamasın. Az evvel söylediğimi kafasında canlandırırsa, ölmenin karşılığında öldürmek vardır. Ölmek nasıl şeref ise öldürmekte öyle şereftir. Biz bu şerefe inanır böyle mücadele veririz. Bu durum birer kamu kurumu olan belediyeler ve bu belediyelerin yaptığı hizmetleri yerine getiren taşeron işçilere haksızlık ve Anayasanın eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. Yine bütün kamu kurumlarında temizlik hizmeti adı altında her türlü iş gördürülen taşeron işçiler de yardımcı işte çalıştırıldıkları gerekçesiyle saf dışı bırakılmaktadır. Bu işçiler bakımından da bir haksızlık söz konusudur” ifadelerine yer verdi.

  • TEOG Sonuçları Açıklanmadan Ödüllendirildiler İddiası

    SAKARYA (İHA) – ’TEOG sınavında başarılı olan öğrencilere hediye verildi’ şeklinde çıkan haberlerle alakalı açıklama yapan Sakarya’ya bağlı Ferizli Belediyesi Başkanı Ahmet Soğuk, programın TEOG ile alakası olmadığını, sadece başarılı ve durumu olmayan öğrencilere hediye verildiğini söyledi.

    Basında yer alan ’TEOG sonuçları açıklanmadan ödüllendirildiler’ haberlerinin amacından saptırıldığını ifade eden Başkan Soğuk, “Programın amacından saptırılmasına gerçekten üzüldüm. Biz programda sporda başarı elde etmiş ve durumu olmayan öğrencilerimize ayakkabı ve giyim malzemesi vermek için bir araya geldik. Orada yaklaşık 35 öğrencimiz vardı. Hediyeleri verirken bir arkadaşımızın TEOG sınavında tahminen tüm soruları yaptığını iddia etmesiyle ben de ona sonuca göre, ’gerçekten 120 sorunun hepsini bildiyse o zaman bu kızımız kendi mahallesinde bize küçük bir yer göstersin bizde park yapıp adını verelim, başarıyı ödüllendirelim o zaman’ dedim. Ama bu sanki sonuçların açıklanmadan önce biliyormuşuz gibi algılandı. Bu program da sadece başarılı öğrencilere hediye verildi. Sanki orada kızımızı birinci ilan ediyormuşuz gibi gösterilmesi bizi üzdü” dedi.

    “TEOG İLE İLGİLİ BİR PROGRAM DÜZENLEMEDİK”

    TEOG ile alakalı bir program düzenlemediklerini, bunun da ispatına hazır olduklarını belirten Soğuk, “Programda 7 yaşında da çocuğumuz vardı. TEOG ile ilgili program düzenlemiş olsaydık orada 7 yaşındaki çocuğumuzun ne işi vardı. Ödül veridğimiz öğrencimizin TEOG sınavında başarılı olduğunu söylemesi üzerine ben de kendisine teşvik amaçlı park sözü verdim” diye konuştu.

  • Soma Davasında Maden Eğitimlerinin Yetersiz Olduğu İddiası

    Soma’da, 301 kişinin hayatını kaybettiği maden faciasının ceza duruşması Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde devam ediyor.

    Davanın 5’inci duruşmasının 4’üncü oturumunda tanık olarak dinlenen ve madende bant şaltercisi olarak görev yapan Murat Demircan dinlenildi. 5 yıllık madenci Demircan, olay gününü anlattı. Saat 15.00 civarında elektriklerin kesildiğini, 3. kömür nakil bandının durduğunu aktaran Demircan, “elektrik birazdan gelir” düşüncesiyle bir süre bandın başından ayrılmadığını söyledi.

    Demircan, bu sırada bazı amirlerinin yer üstünden aşağıya doğru hızlı adımla indiğini belirterek 15-20 dakika sonra da bulunduğu yere biri dumandan etkilenmiş 3 işçinin geldiğini, “çıkın” denildiğini söyledi. Bandın o gün olay öncesinde bir kaç kere durduğunu, ancak o durmaların amirlere kızan işçilerin bandın hareketini kesen anahtarı çekmesinden kaynaklandığını tahmin ettiğini dile getiren Demircan, “Bant tehlike anında ya da dinamit atımı sırasında durdurulur, onun dışında durdurulmaz. Amirlere kızı da kömür çıkmasın diye bandın sivicini çekenler oluyordu. Hainler oluyordu. Ben görmedim, duydum. O gün patlama sesi duymadım. Gaz maskem hiç bakım için benden alınmadı” dedi.

    “EĞİTİMLER YETERSİZ” İDDİASI

    Madenci Murat Demir, maden işçilerine yönelik yapılan eğitimlerde mesleki olarak bir eğitim verilmediğini iddia etti. Davanın 5’inci duruşmasının 3’üncü oturumunda ifade veren madenci Mithat Özer’in de mesleki olarak kendilerine bir eğitim verilmediğini sadece genel madencilik eğitimleri verildiğini söylemesi ve Demir’in de aynı ifadeleri kullanması dikkat çekti.

    “UYUMLU TELEFONLAR GETİRİLSEYDİ BÖYLE OLMAZDI”

    Davanın 5’inci duruşması 4’üncü oturumunda ikinci olarak Abdülhakim Bilen dinlenildi. Facianın gerçekleştiği gün U3 bölgesinde bulunduğunu belirten Bilen, olay gününü şöyle anlattı:

    “Saat 15.03’te elektrik kesildi. Elektrikçi olduğumuz için kesinti saati önemlidir bizim için, elektrik kesilince oradaki birine saati sordum, ondan 15.03’ten eminim. Trafoya doğru yöneldim. Dumanı gördüm. Vardiya amirlerine, izlemeye haber verdim. Teknik müdür İsmail Adalı geldikten sonra dumanın olduğu bölgeye doğru bir adım girdi. Bir pet şişe çıkardı, ’yangın bu’ dedi. A, H ve S panolarını sordu. Ağladığını gördüm. Bölgeye bir süre su tutuldu. Sonra fanlar ters çevrilecek dendi, topluca çıktık.”

    A ve H panosuna yangına dayanıklı telefonlar takıldığını ancak o panolara uymayınca telefonlar için bariyer denen ayrı bir hat çekildiğini iddia eden Bilen, “Elektrikler kesilse bile normalde telefonlar çalışır. Ancak orada bariyer denilen bir sistem kuruldu. Elektrik kesilince A ve H panosunun telefonları çalışmıyordu. Uyumlu telefon getirilseydi böyle bir durum olmazdı” dedi.

    İŞ GÜVENLİĞİ İKİNCİ PLANA ATILIYOR İDDİASI

    Madende üretim artışı nedeniyle iş güvenliği ve emniyetin ikinci plana atıldığını iddia eden Bilen, şöyle konuştu: “Bazı insan nakil bantları kömür nakil bandına çevrildi. Normalde insan taşınırken bantların hızlarının düşmesine rağmen zaman kaybı olmasın diye kömür taşınırdı. Bu nedenle bazen insanlar yaya çıkmak zorunda kalıyordu. Bazen de kömür bantlarının hızı düşürülmeden insan taşınırdı” Müfettişlerin geleceğini 15-20 gün önceden bildiklerini iddia eden Bilen, “Gidecekleri güzergahlar belliydi. Oralara yangına dayanıklı telefonlar takılırdı, değiştirilemeyen ev tipi telefonlar ise kamufle edilirdi. Ocakta kullanılan kablo ve telefonlar yangına dayanıklı değildi. Taşeronlar, ekip başçavuşları ve çavuşları ekibine baskı yapardı, fazla üretim için. Kazadan sonra psikolojik destek almak zorunda kaldım” diye konuştu.

    SANIK AVUKATI KOÇYİĞİT SALONU TERK ETTİ

    Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı’nın ve sanık avukatlarının soru sormalarını bitirmesinin ardından tutuklu sanıklardan İşletme Müdürü Akın Çelik, Bilen’e madende kaç sansörün ve kaç sansörcünün bulunduğunu sordu. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı sorunun özel bir bilgi gerektiği ve tanığın bu bilgiye sahip olamayacağı gerekçesiyle soruya itiraz etti. Bunun üzerine sanık avukatlarından Yusuf Koçyiğit mikrofonu alarak bu sorunun önemli olduğunu ve diğer ifadelerle karşılaştırılabileceğini savundu. Mahkeme Başkanı Ballı, Koçyiğit’in önerisine itiraz etti. Müşteki avukatları ve sanık avukatları arasında yaşanan kısa süreli bir tartışmanın ardından Çelik’in itiraz edilen sorusunu Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı, farklı bir şekilde sorunca Sanık Avukatı Yusuf Koçyiğit de “Böyle bir mahkeme olmaz” diyerek salonu terk etti.

    “MÜŞTEKİ AVUKATLARI BİZİ TACİZ EDİYOR”

    Duruşmanın sonunda müşteki avukatları sanıkların kendilerini sözle taciz ettiğini iddia ederek Mahkeme Başkanlığına bildirdi. Kısa süreli bir tartışmanın yaşandığı duruşmada mikrofon başına gelen Soma Kömürleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sanık Can Gürkan, “Müşteki avukatları bizi her duruşma girişinde taciz ediyor. Bu durumu avukatlarımıza ilettik” dedi. Gürcan’ın sözleri üzerine gerginlik devam etti. Gerginliğin sona erdirilmesiyle birlikte tanık Bilen’e başka soru sorulmaması nedeniyle duruşmaya öğle arası verildi.