Etiket: İddiası

  • Trende Durak Arası İlişkiye Girildiği İddiası

    İzmir’de, şehir içi toplu ulaşım aracı İZBAN treninde durak arası ilişkiye giren çiftin görüntüleri şoke etti

    İzmir’de, günde binlerce kişinin yolculuk yaptığı İzmir Banliyö Sistemi’nin (İZBAN) treninde skandal bir görüntü ortaya çıktı. Tren içerisinde güvenlik kameralarına yansıyan ve biri kadın biri erkek olmak üzere iki kişinin uygunsuz görüntüleri adeta şoke etti. Gece saatlerinde hareket halinde olduğu öne sürülen trende yolculuk yapan bir çift, trende kimsenin olmamasını fırsat bilerek durak arasında ilişkiye girdi. Saniye saniye kameralara yansıyan görüntülerin İZBAN treninde kaydedildiği iddia edildi.

    OLAYIN NE ZAMAN MEYDANA GELDİĞİ BELLİ DEĞİL

    Öte yandan İZBAN yetkilileri, skandal görüntüler hakkında geniş çaplı bir inceme başlattı. Teknik servise gönderilen görüntülerin ne zaman ve hangi trende çekildiği ise henüz kesinlik kazanmadı. Tren içerisindeki çıkış kapısı üzerinde yer alan İZBAN logosu ise dikkatlerden kaçmadı. Konu ile ilgili olarak alınan bilgiye göre, yakın zamanda böyle bir görüntüye rastlanmadığı kaydedildi.

  • Ayrılmak İsteyen Kız Arkadaşa Tecavüz İddiası

    Denizli’nin Acıpayam ilçesinde, kendisinden ayrılmak isteyen genç kızı çamlık alana götürerek tecavüz ettiği ileri sürülen şahıs çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

    Olay, Denizli’nin Acıpayam ilçesine bağlı Alaaddin Mahallesinde geçtiğimiz cumartesi akşamı yaşandı. İddiaya göre, bir fabrikada işçi olarak çalışan 23 yaşındaki Abdurrahman A., kısa bir süre gönül ilişkisi yaşadığı 17 yaşındaki lise öğrencisi Ö.K’nın ayrılık isteğini reddederek, son kez buluşmak istedi. Kendisinden ayrılmak isteyen eski sevgilisini, son kez buluşma vaadiyle ikna eden şahsın, genç kızı minibüsle çamlık alana götürdükten sonra ellerine kelepçe takarak tecavüz ettiği öne sürüldü. Eve döndükten sonra olayı ailesine anlatan Ö.K., ertesi gün jandarmaya giderek Abdurrahman A.’dan şikayetçi oldu. Jandarma tarafından gözaltına alınan şüpheli, ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Hakim karşısına çıkarılan Abdurrahman A., mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    GENÇ KIZ AYRILMAK İSTEDİĞİNİ TEKRARLAMIŞ

    Konuyla ilgili açıklama yapan Alaaddin Mahallesi Muhtarı Bekir Akyürek, mahallede yaşayan vatandaşların olaydan rahatsızlık duyduğunu ifade ederek, “Minibüs şoförü değil, bir fabrikada işçi olarak çalışıyor. Aynı köyde yaşıyorlar. Kısa bir süre gönül ilişkisi yaşamışlar. Genç kız, Abdurrahman A.’ya ayrılmak istediğini söylemiş. Abdurrahman A. kendisinden ayrılmak isteyen kıza, son kez buluşmaları için ısrar etmiş. Son kez buluşacaklarını söylediği için ikna olan lise öğrencisi, eski sevgilisinin kullandığı araca binmiş. Aracı çamlık alanda durduran Abdurrahman, kendisinden ayrılmak istediğini tekrarlayan kıza yanında getirdiği kelepçeyi ellerine takarak, bahsedilen olayı gerçekleştirdiği konuşuluyor. Burada yaşayan tüm vatandaşlar olaydan üzüntü duyuyoruz. Acıpayam’da böyle bir olayın bir daha yaşanmayacağını umuyoruz” diye konuştu.

  • Genç Mühendisin Fidye İçin Kaçırıldığı İddiası

    Kilis’te 30 yaşındaki inşaat mühendisi Abdulsamet Atik’in 8 ay önce fidye için kaçırılarak Suriye’ye götürüldüğü iddia edildi.

    Kilis’in tanınmış eşraflarından iş adamı Mahmut Atik’in oğlu inşaat mühendisi Abdulsamet Atik’in 27 Eylül 2015 tarihinde Suriye’ye kaçırılarak fidye istendiği iddia edildi.

    İnşaat mühendisi Abdulsamet Atik’in eşi 29 yaşındaki İpek Atik, eşinin 27 Eylül 2015 tarihinden beri ortada olmadığını ifade ederek, “Eşim kayıp değil, eşim kaçırıldı. Bunun özellikle altının çizilmesini istiyorum. Eşim kaybolmadı, bir telefonla çağırdılar, boş bir tarafına çağırdılar. Kilis-İslahiye karayolu zeytin yağı fabrikası önünde arabası bulundu. Kendisi yok, o gece aramalar yapıldı. Hiç bir sonuca varamadılar, ertesi günü cep telefonu ve arabasının anahtarını olay mevkiinde buldular. O tarihten itibaren eşimle ilgili ne sesini duydum, ne görüşebildim ne de bir video ne de bir görüntü kaydı geldi. Fakat olayın ertesi günü olayın üzerinden 24 saat geçmeden, kayınpederime fidye telefonu geldi. Oğlun Suriye tarafında çok uzak bir yerde, sen para hazırla, polise, emniyete haber verme şeklinde konuşuldu. Bir daha sonra seni arayacağız dediler” dedi.

    8 aydan beri susma sebebinin ise kendisine yalan söylenmesi olduğunu iddia eden Atik, “Bana eşinin sesini arkadan duyduk dediler. Bunu söyleyen insanlar kendilerini çok iyi biliyorlar. Bunların isimlerini de verebilirim. Bana ben eşinin sesini duydum, eşin hayatta, yüzde 99 değil yüzde 100 sağ, bunların elinde dediler. 8 aydır beni oyaladılar. 8 aydır benim ikiz kız çocuklarım var. Perişan durumdayım, biz ailecek mahvolmuş durumdayız. 8 aydan beri o insanlar kayınpederimi arıyorlar. Belirli fidye istiyorlar. Bir takım pazarlıklar yaptılar. Onlar ilk önce para Suriye tarafına gelecek, sonra vereceğiz dediler. O onu kabul etmedi, o bunu kabul etmedi, 8 aydan beri biz ailecek perişan durumdayız. Benim eşim kayıp değil, kaçırılma, bunun özellikle altını çizmek istiyorum. Benim eşim kendi halinde sessiz, sakin bir insandı, ilk aradıklarında yüksek miktar fidye istediler. Hala onun şu anda pazarlıklarını yapıyorlar. Bunu yapanlar, buna aracı olanlar, kim bunu bilip de saklıyorsa, bütün vebali boyunlarına, bilen çok insan olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

    Bu olayla ilgisi olanların bulunduğunu düşündüğünü ifade eden Atik, “Ama hepsi susuyorlar, susmayı tercih ettiler. İlk günden beri bana çocuklarıma hiçbir açıklama yapmadılar. Hep susturdular, 8 aydan beri beni susturdular. Kayınpederim fidye pazarlığı yaptığını düşünerekten, çünkü telefonlar hiç susmadı, karşı taraftan arayanlar, 100 küsür defa aradılar. Telefonların hiç ardı arkası kesilmedi, biraz alakasız şeyler, söylediler. Benim oğlumu da kaçırdılar, ben kurtardım, inşallah sen de kurtarırsın, hep bu şekilde konuşmalar oldu. Bir ara aradılar, oğlun hasta, doktora götüreceğiz, ben yanında kalıyorum. Kayınpederim hep ısrarcı oldu, bana videosunu gönderin, sesini gönderin, bana elinizde olduğuna dair, ispat verin dediler. İspat vermediler, fakat, olayın ertesi zamanında aradıklarında detay çok önemli, bunlar, ayrıntılarıyla, üzerinde şu gömlek, şu pantolon, şu ayakkabı var dediler. O zaman eşkal verilmiş duyan birileri, söyledi, hatta kayınbabam, bu yanlış eşkal, gömleği o renk demedik dedi, ben konuşmayı tekrar dinlediğimde, gömleğinin yakası ‘bej’ rengi diyor adam, gömleğinin yakası ‘bej” rengi diyor. Ben hanımıyım, ben biliyorum ki eşim bayramlıkları ile kaçırıldı. Bayram ziyaretlerinde herkes gördü, gömleğinin yakası ‘Bej” rengiydi, bu detay kıyafetini biz ne polise ne de jandarmaya ne de hiçbir yere vermemiştik. Bana hep bu adamların elinde olduğu izlenimi verildi. Sesi duyulduğu söylendi, fakat bunların hepsinin yalan olduğu, 30 Mayıs tarihinde Müge Anlı’ın programı çıktım. Müge Anlı’nın programına çıktıktan sonra eşimin sesini duyduğu kişiye sordum, hani eşimin sesini duyduğunu söylemiştin, neden dedim onların elinde mi değil mi bir çelişki içerisindesiniz, çelişkiye düştünüz, o zaman sana yalan söylemiştik, sen bu yalanı nasıl söyledin bana, 8 aydır beni nasıl durdurdun, siz bunu nasıl yapabilirsiniz, belki ben ilk gün haykırır, ilk gün televizyonlara çıkar, ilk gün dünyayı ayağa kaldırırdım. Kocamı bulmaya vesile olacaktım. Siz buna nasıl engel oldunuz. Bunu bana ve iki çocuğuma nasıl yaparsınız, 8 aydan beri bu ailenin çevresindeki insanlar, arkadaşları, hepsini sesleniyorum, hangisi Abdulsamet’in bir fotoğrafını paylaştı, bir kayıp ilanı verdi, bir yerde Abdulsamet’i aramak için çaba sarf etmeye giriştiler. Abdulsamet, Suriye tarafında dediler, hangisi eline çantasını alıp da, gidip Abdulsamet’i kurtaracağım deyip gitmediler. Hepsinin bir bildiği var. Hepsi kendi menfaati, kendi çıkarları için uğraştı. Hepsi dediler ki biz kötü olmayalım, bizden laf çıkmasın, biz söylememiş olalım, hepsinin tek amacı buydu ve 8 ay geçirdiler üzerinden, hala benim eşimden bir haber yok. Hepsi normal yaşantısında, normal gündelik yaşantılarını devam ediyorlar. Bir kardeş olan, bir anne, baba, bir bacı bir amca, hangisi Abdulsamet için ben şunu yaptım diye benim karşıma, gelebilmiş, gelsinler bekliyorum, gelsinler ben Abdulsamet için şunu yaptım, şunu biliyorduk ya da o yüzden sustuk desinler. Ben 8 aydır kocamdan gelecek haberi bekliyorum. Kocamdan gelecek bir haberi umutla bekliyorum. Paraysa dedim para kazanılır, yüz kere yalvardım, para kazanılır, bunların derdi paraysa verin, getirin Abdulsamet’i Kilis’te kime sorsanız Abdulsamet’in hangi karakterde olduğunu herkes çok iyi bilir. Abdulsamet’i kurban verdiler. Abdulsamet’i yaşantılarına kurban verdiler. Ben bunu buradan bütün dünyaya haykırıyorum. Abdulsamet, hepsinin kurbanı oldu. Herkes oturuyor, köşelerinde Abdulsamet ile kapanmasını bekliyorlar. Hepsinin yaptığı bu ben buradan hepsini sesleniyorum. Eğer bir bildiğiniz bir şey var sakladığınız bir şey varsa bu dünyada da öbür dünyada da iki çocuğumla yakanızda, bunu hepinize söylüyorum. Eşimin bulunması içinde ben bu işe baş koydum. Sonuna kadar direneceğim. Karşıma kim gelirse gelsin, kim çıkarsa çıksın, sonuna kadar direneceğim. Bunu buradan bütün dünyaya haykırıyorum” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslendiğini ifade eden Atik, “Benim eşimi bulun, eşim bir inşaat mühendisi, Kilis’te çeşitli inşaat yapmış bir insan, cahil olan bir insan değil, benim eşim bulunsun, bu konuda ne yapılacaksa, hangi grubun içerisinde ise neredeyse bulunup getirilsin, benim eşim kayıp değil, kaçırıldı. Herkesten yardım istiyorum. Bu konuya gereken önemi versinler, gerekli kolluk kuvvetlerinden de gerekli yardımları istiyorum. Ben artık susmayacağım” diye konuştu.

    Abdulsamet-İpek çiftçinin 3 yıldır evli olduğu, 2 yaşında ikiz kızları bulunduğu öğrenildi.

  • Afyonkarahisar’da Çiftçilerin Kullandığı Gübre Mahsullere Zarar Verdiği İddiası

    Afyonkarahisar’ın Bayat ilçesine bağlı Derbent köyünde zirai gübre kullanan çiftçiler, arpa ve buğdaylarda hastalık görüldüğünü ve verimin yüzde 80 civarında düştüğünü ileri sürdüler.

    Bayat ilçesinin bin 400 nüfuslu Derbent köyünde geçimini arpa ve buğday ekerek sağlayan köylüler, Tarım Kredi Kooperatifi’nden aldıkları sıvı gübrenin mahsullere zarar verdiğini iddia ettiler. Köyde 30 yıldır çiftçilik yapan Mustafa Kanat isimli çiftçi, bu yıl bahar ayında yaprak gübresi diye adlandırılan ve özel bir firmaya ait sıvı gübreyi kullandıktan sonra arpa tarlasının bir anda sarardığını öne sürdü. Yetkililerin kendisine il genelinde bitkilerde görülen “kök çürüklüğü” hastalığı nedeniyle böyle bir durumla karşı karşıya kaldığını bildirdiğini söyleyen Kanat, “Uzun yıllardır çitçilik yaparım, ancak şimdiye kadar hiç böylesi bir durumla karşılaşmamıştım. Tarım Kredi Kooperatifinden aldığım sıvı gübreyi tüm mahsullerime uyguladım. Aradan 1 hafta geçtikten sonra ekinler henüz baş vermemişken bir an sararmaya başladı. Durumu Tarım Kredi Kooperatifi ve Bayat İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne bildirdim. Geldiler baktılar ve dediler ki, ‘kök çürüklüğü hastalığı var mahsullerde, falanca ilacı kullanacaksın.’ Ben de gittim ilacı alıp kullandım. Ancak hiç bir şey değişmedi. Arpalar sarardı yok oldu gitti. Şimdi 15 bin lira zararım var. Bir tek ben de değil köyde bu gübreyi kim kullanmışsa aynı hastalık görüldü. Kısacası bu yıl mahsul falan alamayacağız tarlalardan. Yetkililerin bir an önce bunu araştırmasını istiyorum” diye konuştu.

  • Genç Kadına İşkence Ve Şiddet İddiası

    Erzincan’da kocası tarafından saçı kopartılıp darp edildiği, ağaca bağlanıp pense ile tırnaklarının çekildiği, aç susuz bırakıldığı ve bacağı kırılarak işkence yapıldığı iddia edilen ve Antalay’da tedavi altına alınan 30 yaşındaki 8 aylık evli kadın E.G. .eşi ve aile tarafından kendisine yapılan işkenceyi anlattı.

    Eşinin başına kürekle vurarak yaraladığını belirten E.G. “eşim beni kürekle dövdü. Başıma 5-6 kez demir kürek ile vurdular. Elinden zor kurtuldum. Sol bacağımı da sopayla vurarak kırdı. Eşimin kız kardeşi de sol kolumu üç ayrı yerinden kırdı. Beni eve almıyorlar ahıra bağlıyorlardı. Beni ahıra bağlayıp gidiyorlardı. Burnumu keseceklerdi ellerinden zor kurtuldum. Yağmur suyu içerek ayakta kaldım. Yemek vermiyorlardı. Bana kimse yardım etmiyordu” dedi.