Etiket: İddianamesi

  • Akıncı Üssü iddianamesi

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 15 Temmuz FETÖ’nün darbe girişimine ilişkin hazırlanan Akıncı Üssü’ndeki eylemlerle ilgili iddianamede, Diyarbakır ve Akıncı Üssü’nden kalkan F-16’lar ile 12 ve 13 Temmuz 2016 tarihlerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te kaldığı otelin üzerinde keşif uçuşu yaparak fotoğraf çekildiği belirtildi.

    Darbe girişiminin yönetim merkezi olan Akıncı Üssü’ndeki eylemlerle ilgili hazırlanan iddianamede, darbe girişiminin iki numaralı şüphelisi olan Adil Öksüz’ün 1990’lı yıllardan beri Fethullah Gülen’e yakın isimlerden olduğu belirtildi. Darbe girişiminin organize edilip yönetilmesinde görev aldığı vurgulanan Öksüz’ün kullanmış olduğu 34 SIR 49 plakalı araç ile, 27 Aralık 2015’ten başlamak üzere, ocak, şubat, mart, mayıs ve haziran tarihlerinde Ankara’ya geldiği, darbeye hazırlık çalışmaları kapsamında Ankara’da toplantılar yaptığı, bahse konu toplantılara örgüte bağlı rütbeli askerlerin de katıldığı bilgileri iddianamede yer aldı.

    Gülen’den “yeşil cübbe” ile darbe mesajı

    İddianamede, Öksüz’ün 17 Mart 2016 tarihinde örgüt lideri Fethullah Gülen ile istişarelerde bulunmak üzere ABD’ye gittiği ve 21 Mart 2016 tarihinde Türkiye’ye geri döndüğü ifade edilerek, aynı dönemde şüphelilerden Kemal Batmaz, Nurettin Oruç ve Hakan Çiçek’in de ABD’de bulundukları, bu tarihlerde darbeye teşebbüs faaliyeti ile ilgili örgüt liderine Ankara’da yapılan toplantılarla ilgili detaylı bilgi aktardıkları bildirildi. Gülen’in bu istişarelerden sonra 21 Mart 2016 tarihinde www.herkul.org internet sitesi üzerinden “yeşil renkli cübbe” giyerek konuşma yaptığı ve örgüt üyelerine şifreli mesajlar gönderdiği tespitine yer verildi.

    Örgüt lideri Gülen’den son talimat

    Ankara’daki toplantılardan sonra Öksüz’ün örgüt lideri Fethullah Gülen ile istişarelerde bulunmak ve örgüt liderinden emirler almak üzere Kemal Batmaz ile ABD’ye gittiği, Gülen’den son talimatları aldıkları, Adil Öksüz ve Kemal Batmaz’ın 13 Temmuz 2016 tarihinde aynı uçakla birlikte Türkiye’ye Atatürk Havalimanından giriş yaptıklarının tespit edildiği ifade edildi.

    Kemal Batmaz, Adil Öksüz’ü tanımıyormuş

    İddianamede, Atatürk Havalimanından temin edilen videolar üzerinde yapılan incelemesinde Kemal Batmaz ve Adil Öksüz’ün beraber görüldüğü belirtilerek, Kemal Batmaz’ın ifadesinde Öksüz’ü tanımadığını beyan ettiği kaydedildi.

    Adil Öksüz ve Kemal Batmaz’ın darbe girişiminden 2 gün önce ABD’den Türkiye’ye geldiği, ikilinin darbenin yönetim merkezi olan Akıncı Üssü’nde bulundukları vurgulandı. Akıncı Üssü’nde darbe teşebbüs faaliyeti sırasında alınan kararların “Yurtta Sulh” adıyla açılan Whatsapp grubu üzerinden Türkiye genelindeki darbe faaliyetine katılan darbecilere ulaştırdıkları, Öksüz ile Batmaz’ın “yönetici” durumunda olan darbecilerin Gülen ile irtibatını sağladıkları kaydedildi.

    Darbecilerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçağının yerini tespit etme çabaları

    Öksüz’ün darbe faaliyetini organize eden diğer yönetici şüpheliler ile birlikte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bulunması için Cumhurbaşkanlığına ait uçağın havada görülüp görülmediğini, bu uçağın Dalaman ve Antalya’dan kalkıp kalkmadığını ve radar iz kayıtlarını Akıncı Üssü’nün harekat komutanı olan Ahmet Özçetin’in talimatı ile araştırdıkları bilgisine yer verildi. Marmaris’te Cumhurbaşkanı Erdoğan’a suikast girişimini organize eden Gökhan Şahin Sönmezateş’in darbe gecesi saat 23.00 sıralarında Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı bünyesindeki Müşterek Hedef Üretim Analiz Üretim Merkezini telefonla aradığı ve Erdoğan’ın Marmaris’te kaldığı yerin koordinatlarını CAS Programından yardım alınarak şüpheliler Ali Pehlivan ve Veli Bilgin’den aldığının tespit edildiği ifade edildi.

    Darbe girişiminden önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaldığı otelde keşif

    İddianamede, 12 Temmuz 2016 tarihinde Diyarbakır Üssü’nden 2 adet F-16 uçağını kaldırarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaldığı otel ve yakınında fotoğraflama işlemi yaptıkları tespitine yer verildi. 13 Temmuz 2016 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanlığının koordinesinde 2 adet F-16 uçağı kaldırılarak yine Marmaris üzerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaldığı otel ve civarında fotoğraflama işlemi yaptıkları ifade edildi. Darbeye teşebbüs faaliyeti sırasında Gökhan Şahin Sönmezateş’in organizasyonundaki darbeci askerlerin helikopterlerle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaldığı otele gittikleri ve suikast girişiminde bulundukları kaydedildi.

  • 30 sanıklı FETÖ/PDY iddianamesi tamamlandı

    Zonguldak Eski Emniyet Müdürü Metin Seyfi Sazak ve 30 sanık hakkında “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme” suçlamasıyla hazırlanan iddianame tamamlandı.

    2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen ve 51 sayfalık iddianamede sanıklar, “Silahlı Terör Örgütüne üye Olma veya Silahlı Terör Örgütü Yönetme”, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme”, “TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçlamaları iddiasıyla yargılanacak.

    “Darbelerin nasıl olduğunu biliyoruz”

    İddianamede 15 Temmuz 2016 günü yaşanan başarısız darbe girişimi gecesi Kilimli Emniyet Müdürlüğü görevinde bulunan Soner Durgun’un verdiği talimatlara dikkat çekildi. İddianamede ayrıca 15/06/2016 tarihinde örgütün hiyerarşik yapılanması içerisinde emir veren konumunda bulunan “abi” sıfatı kullanan örgüt yöneticilerinden Tango ismi ile kamufle ettikleri kriptolu mesajlaşma programı üzerinden saat 22:39-22:40-22:44 ve 22:45’de emniyet teşkilatı mensubu FETÖ/PDY üyelerine:

    “Değerli abiler, şuan askerler yönetime müdahaleye başladı, herkes işini gücünü bıraksın, bulunduğu yerde arkadaşlarını yönlendirsin Ve askerlerin müdahalesine yardımcı olmalarını temin etsin, direnmesinler, direnen emniyet güçlerine engel olsunlar. Her ilden bölgeden yapılan müdahale konusunda bilgi alalım. Bu stratejiyle hareket edip bizi her yerden bilgilendirin. Düzgün not yazın. Askere direnmesin arkadaşlar. Direnenlerin direncini kırsınlar. Duran vebaldedir. Herkese duyurun” şeklinde talimat verildiği, bu talimat üzerine görevleri gereği kendilerine yıkmaya çalıştıkları Anayasal düzen tarafından Anayasal düzeni korumak maksadıyla verilen silahları örgüt amacı ve talimatı doğrultusunda kullandıkları ifadelerine yer verildi.

    “Kesinlikle gelen askerlere müdahale edilmeyecek”

    İlçe Emniyet Müdürü Soner Durgun’un da örgüt tarafından verilen talimata uygun hareket etmek maksadıyla olay günü iş yeri olan müdür olarak çalıştığı Kilimli Emniyet Müdürlüğü’ne akşam sıralarında geldiği, emrinde çalışan rütbeli personeline hitaben ” Biz daha önceden darbeleri gördük, darbelerin nasıl olduğunu biliyoruz. Kesinlikle siz rütbelilere talimatımdır. Kesinlikle gelen askerlere müdahale edilmeyecek. Gelen Askerler benim yanıma yönlendirilecek askerlerde bizim evlatlarımızdır” şeklinde emrinde bulunan kolluk görevlilerine yapılan darbe girişimine engel olunmaması yönünde talimat verdiği ifadelerine yer verildi.

    15 Temmuz gecesi bazı polislerin Kilimli İlçe Emniyet Müdürü Soner Durgun’a “Senin talimatına uymayacağım ve bunun raporunu tutacağım” şeklinde bağırarak tepki gösterdiği de iddianamede yer aldı. Durgun’un da polislere hitaben “Beni yanlış anladın. Ben yanlış bir şey konuşmadım. Bana gelen il emniyet müdürümüzün talimatını uygulayacağım” dediği belirtildi.

    Zonguldak’a balık avlamaya gelmiş

    Zonguldak Emniyet Müdürlüğü görevinin ardından emekli edilen Metin Seyfi Sazak’ın 14 Temmuz 2016 tarihinde Zonguldak’a geldikten sonra bir otelde kayıt yaptırmaksızın konakladığı ortaya çıktı.

    16 Temmuz 2016 tarihinde ise sabah erken saatlerde balık tuttuktan sonra Zonguldak’tan ayrılması üzerine soruşturma başlatan Cumhuriyet Başsavcılığı, ByLock kullandığı kaydı olan Sadettin Tosbatlıoğlu ile buluştukları iddianamede yer aldı.

    İddianamede Metin Seyfi Sazak’ın darbe girişiminden bir gün öncesinde Zonguldak’a gelerek Sadettin Tosbatlıoğlu ile buluşmalarının dikkat çekici olduğu belirtildi. Ancak suçlamaları kabul etmeyen Sazak Zonguldak’a gelmesinde özel bir amacının bulunmadığını belirtti.

    “Zonguldak’a gelirsem vali olarak gelirim”

    Soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan bir tanık ise Metin Seyfi Sazak ile ilgili verdiği ifadesinde “Sohbet esnasında Metin Seyfi Sazak ile ilgili konu açılmıştı. sohbette bulunan bir kişi ’Buradan giden Emniyet Müdürü Metin Seyfi Zonguldak’a vali olarak geri gelecekmiş. ’Bir daha Zonguldak’a gelirsem vali olarak gelirim şeklinde konuşuyormuş’ demişti” dedi.

    Metin Seyfi Sazak’ın Zonguldak’a balık tutmaya gelmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilen iddianamede şu ifadelere yer verildi:

    “Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; şüphelinin darbe girişiminden kısa süre önce Zonguldak iline geldiği, FETÖ terör örgütüne üye olması sebebiyle hakkında soruşturma yürütülen ByLock kullanıcısı Sadettin Tosbatlıoğlu ile buluşarak görüşmeler gerçekleştirdiği, şüphelinin savunmasının kendi içerisinde çelişkiler barındırdığı, mahkemesini sıkı şekilde takip ettiğini belirttiği halde telefon aracılığı ile öğrenebileceği ve aynı zamanda kendisine tebligat da yapılması gereken duruşma gününün tespiti hususunda bizzat Zonguldak iline gelmesinin hayat içerisinde edinilen tecrübeler ile uyuşmadığı, darbe teşebbüsünün ertesi günü sabah erken saatlerde balık avlamaya gitmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğu, şüphelinin yukarıda ayrıntılı açıklanan FETÖ terör örgütü ile irtibatı ve hakkında vali olacağına dair söylenti birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin olası bir darbe neticesinde oluşturulacak paralel devlet bünyesinde vali olarak görev alacağının değerlendirildiği, anlatılan hususların ayrıca şüphelinin silahlı terör örgütüne üye oluğunu da ortaya koyduğu, Şüphelinin örgüt hiyerarşisi içerisinde yer alarak, örgütten gelecek emirleri uygulama noktasında hazır bekleyerek, örgütün amaçladığı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzenin mevcut yasalar ile çizilmiş demokrasi ilkeleri doğrultusunda işleyişini önlemek, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek, yine Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve yasalar ile hukuka uygun sınırları çizilen Türkiye Büyük Millet Meclisinin işleyişi, mezkur meclise demokratik yollar ile seçilen milletvekillerinin görevlerini ve bu sıfatlarını ortadan kaldırmak, Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ortadan kaldırmak amacıyla 15/07/2016 tarihinde yapılan darbe teşebbüsüne TCK 37 maddesi kapsamında iştirak ettiği anlaşılmıştır.”

    Zonguldak’ta görev yaptı

    2010- 2014 yılları arasında Zonguldak Emniyet Müdürü olarak görev yapan Metin Seyfi Sazak’ın darbe girişiminden bir gün önce Zonguldak’a geldiği ve darbe girişiminin başarılı olması durumunda sıkı yönetim valisi olacağı iddia edilmişti.

    Üçer kez ağırlaştırılmış müebbet ile 7 yıl 6’şar aydan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası talep edilen sanıklar önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.

  • Mersin’de 15 Temmuz darbe girişiminin ilk iddianamesi hazırlandı

    Mersin Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Ercan, 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında, dönemin Akdeniz Bölge ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan ile 3. Sınıf Emniyet Müdürü Hasan Basri Dağdelen’in de aralarında bulunduğu 29 kişi hakkında 4 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 78 yıl hapis cezası istendiğini açıkladı.

    Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı, 15 Temmuz gecesi Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) mensuplarınca gerçekleştirilen darbe teşebbüsü sonrası başlatılan soruşturmanın ilk iddianamesini hazırladı. Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ömer Faruk Güngör tarafından hazırlanan ve 462 sayfadan oluşan iddianamede dönemin Akdeniz Bölge ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan ile 3. Sınıf Emniyet Müdürü Hasan Basri Dağdelen’in de aralarında bulunduğu çoğu tutuklu 29 kişinin 4 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 78 yıl hapis cezası istendi.

    İddianamenin, “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ortadan kaldırmaya veya Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs etmek, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyan, silahlı terör örgütüne üye olmak ve bu suçlar için anlaşma yapmak” suçlarından hazırlandığı bildirildi.

    Mersin Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Ercan, Ömer Faruk Güngör tarafından hazırlanan 462 sayfalık iddianamenin 7. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildiğini söyledi.

    İddianamede Nejat Atilla Demirhan ile Hasan Basri Dağdelen’in yanında A.G, B.P, C.K, H.Ö, I.T, I.K, K.N.Y, M.Ş, M.E.C, M.G, M.U, R.Y, S.Y, S.A, S.K, S.V.F, S.A, S.A, T.E, T.K, Y.Ş, Z.K, F.G, K.G, M.E.T, I.T. ile A.T.Ö.’nün isimleri yer alıyor. Tutuklu şahısların whatsapp ve bylock grupları olduğu, bu gruplardan daha önce mesajlaştıkları, darbe teşebbüsü günü ne yapacaklarının belli olduğu öğrenildi.

    Nejat Atilla Demirhan, il valisinin gözaltına alınması emri vermişti

    15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından gözaltına alınan ilk generallerden biri olan Nejat Atilla Demirhan’ın, valinin gözaltına alınması için emir verdiği ortaya çıkmıştı. Demirhan’ın, 15 Temmuz’da saat 22.30’da tüm birlik komutanlarını garnizona çağırarak, ülke yönetimine el konulduğu yönündeki yazılı emri gösterip, “Ben Sıkıyönetim Komutanıyım. Bundan sonra hepiniz benim emrimdesiniz” dediği iddia edilmişti.

    Tuğamiral Demirhan’ın verdiği emirle Uluslararası Liman İşletmeciliği A.Ş.(MIP) bünyesinde tüm işlemler dururken, gemi giriş ve çıkışı, araç giriş ve çıkışını yasaklanmıştı. İddiaya göre, darbe girişimi ile ilgili toplantı devam ederken 3. Sınıf Emniyet Müdürü Hasan Basri Dağdelen elinde telsizle makama çıktı. Dağdelen, kendisini 3. sınıf emniyet müdürü olarak tanıtıp, “Tarafıma emrinize girmem yönünde bir mail geldi, emrinizdeyim” diyerek bağlılığını bildirdi. Komutan Demirhan ise bu sırada Dağdelen’in telsizini alarak anons edip, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ülke yönetimine el koyduğunu, kendisinin de sıkıyönetim garnizon komutanı olduğunu belirterek, Vali Özdemir Çakacak ve ilçe kaymakamlarının gözaltına alınmasına karar verdiğini ve gereğinin yapılmasını istemişti.

    Gelişmeler üzerine 00.30 sıralarında Vali Özdemir Çakacak başkanlığında İl Emniyet Müdürlüğünde kriz masası oluşturuldu. Kriz masası toplantı halinde iken Albay Mustafa Bakçepınar’ı yeniden telefonla arayan Komutan Demirhan, hoparlör açık durumda iken “Emirlerimi yerine getirmezseniz sizi tutuklatacağım” şeklinde tehditler savurdu. Bu sırada araya giren İl Jandarma Alay Komutanı Albay Ömer Uyan, “Biz seni tutuklamaya geliyoruz” diyerek darbeye karşı tutumlarını net olarak kendisine iletip telefonu kapattı.

    Kriz masasında yer alan Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Yıldırım, darbe girişiminde bulunan Tuğamiral Nejat Atilla Demirhan hakkında gözaltı kararı verdi. Demirhan’ın gözaltına alınıp adliyeye getirilmesi istenen karar, emniyet ve jandarmaya gönderildi. Limanda gezen 3. Sınıf Emniyet Müdürü Hasan Basri Dağdelen, içeriye sızan sivil polis ekiplerince yaka paça gözaltına alındı. Demirhan ise sabah saatlerinde teslim olmayı kabul ederek, Merkez Komutanı Albay Ekrem Özer tarafından emniyete getirildi. Polis ekipleri Demirhan’ı kelepçeleyerek, emniyete almıştı.

  • Türkiye’nin Prizren Başkonsolosluğu’na saldırı iddianamesi hazırlandı

    Prizren Temel Mahkemesi, Türkiye’nin Prizren Başkonsolosluğu’na saldırı düzenlendiği şüphesiyle 5 kişi hakkında iddianame hazırladı.

    Prizrenli I.S., Eg.S., B.S., Ed.S. ve B.B., Kosova Ceza Yasası’nın 31’inci maddesinin 173’üncü fıkrası uyarınca “Uluslararası koruma altındaki kişilerin tehlikeye atılması” kapsamında suçlanıyor.

    Prizren Temel Mahkemesi bünyesindeki Ağır Suçlar Dairesi tarafından hazırlanan iddianamede zanlıların uluslararası koruma altında olan şahsiyetin resmi binasına şiddet uygulayarak saldırı düzenledikleri belirtildi. Zanlıların düzenledikleri saldırıyla insanların hayatlarını tehlikeye attıkları, Türk Başkonsolosluk binasına molotof ve kaldırım taşlarıyla saldırdıkları kaydedildi.

    28 Kasım 2016 tarihinde 5 zanlı, sabahın erken saatlerinde Türkiye’nin Prizren Başkonsolosluğu’na molotoflu saldırı düzenlemelerinin ardından kısa bir süre sonra polis tarafından tutuklanmıştı.

  • Darbeci albayın iddianamesi kabul edildi

    Bursa’da 15 Temmuz darbe girişiminin ardından gözaltına alınan sözde Bursa Sıkıyönetim Komutanı Albay Yurdakul Akkuş ve 15 şüphelinin iddianamesi mahkeme tarafından kabul edildi.

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye genelinde hakkında ilk gözaltı kararı verilen Albay Yurdakul Akkuş ve 15 sanığın soruşturması Cumhuriyet başsavcılığınca geçtiğimiz hafta tamamlanmıştı. Şüpheliler, ‘Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme’, ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye Cumhuriyetini Hükümetini ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs’, ‘Silahlı terör örgütü kurma, yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma’ suçlarından Bursa 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 21-22 Şubat 2017 tarihlerinde hakim karşısına çıkacak. Şüpheliler hakkında 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor.