Etiket: İddianamesi

  • Karabükspor davasında savcılık iddianamesi tamamlandı

    Karabükspor davasında savcılık iddianamesi tamamlandı

    TFF 2. Lig ekiplerinden Kardemir Karabükspor’da yolsuzluk yapıldığı iddialarına ilişkin Karabük Cumhuriyet Savcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında iddianame hazırlandı.

    İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçiliği tarafından hazırlanan raporda, Kardemir Karabükspor Kulübü Derneği’nin yaklaşık 7.5 milyon avro ve 2.5 Milyon TL zarara uğratıldığı tespit edildiğinden kulüp eski başkanlarından Hikmet Ferudun Tankut ve Hakan Yılmaz, eski CEO Hakan Ayvaz ve eski Futbol Şube sorumlusu Tolga Gül ile menajerler Bayram Uğurlu, Özgür Batuhan Sarıbal, Pertev Öngüner’in cezalandırılması istendi.

    Karabük Cumhuriyet Savcısı, iddianamesinde, Hikmet Ferudun Tankut, Hakan Yılmaz, Tolga Gül, Bayram Uğurlu, Özgür Batuhan Sarıbal ve Pertev Öngüner’e hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, Hakan Ayvaz’a ise hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik iddialarıyla dava açtı.

    Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan iddianamede Hikmet Ferudun Tankut’un başkanlığı döneminde, futbolcularla yapılan muvazaalı sözleşmeler sonucu derneğin toplamda 605 bin avro ile kişisel giderler ve ihtiyaç dışı harcamalarla kulübü 853 bin 847 TL zarara uğratıldığı denetçi raporları tarafından tespit edildiği ifade edildi.

    İddianamede ayrıca, kulüp CEO’su Hakan Ayvaz’ın ise İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçiliği rapoları ile jandarma kriminal tespit edilen ve bazı menajerlere verildiği ve hangi amaçla düzenlendiği tespit edilmeyen 59 çeki kendisinin ciro ederek 3 milyon 507 bin avro ile 152 bin TL tahsil ettiği, bu çeklerin 1 milyon 204 bin 500 avro’sunun Ferudun Tankut ve Hakan Yılmaz tarafından düzenlendiği, 1 milyon 985 bin avrosunun ise Tankut ve Tolga Gül tarafından düzenlendiği tespit edildiği, ayrıca harcama belgesi olmadan deplasman gideri açıklamasıyla 1 milyon 623 bin 150 TL parayı tahsil ederek kendi uhdesine geçirmek suretiyle kulübü zarara uğrattığı belirtildi.

    Öte yandan menajerlik lisansı ve menajerlik sıfatı olmadığı tespit edilen Bayram Uğurlu, Özgür Batuhan Sarıbal ve Pertev Öngüner’in futbolculara yazılan toplam mali değeri 3 milyon 495 bin 402 avroluk 71 adet çeki kendilerinin ciro edilerek tahsil edildiği raporlarla tespit edildiği bunun hayatın olağan akışına ters olacak şekilde futbolcuların aldığı bedellerin fazla miktarının aynı üç menajerde toplanmış olmasının dernek zararına muvazaalı sözleşme olduğunu anlaşıldığı kaydedildi.

    Cumhuriyet Savcısı dosya kapsamında şüphelilerin ‘Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma’ ve ‘Resmi Belgede sahtecilik’ suçlarının birden farklı zaman diliminde zincirleme şekilde işlendiğinin sabit olduğundan kamu adına cezalandırılmasını talep etti.

  • ‘Hero’ iddianamesi tamamlandı

    Muğla 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden ‘Cumhurbaşkanına suikast girişimi ve 2 polisin şehit edilmesi’ davasında yargılanan sanıklardan Gökhan Güçlü’nün duruşma salonuna gelirken giydiği ve Türkçe anlamı ‘Kahraman’ olan ‘Hero’ tişörtü ile ilgili olarak Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, hem sanık Gökhan Güçlü, hem de tişörtü gönderen kız kardeşi Bahar Güçlü hakkında iddianame hazırlandı. İddianamede sanıklar hakkında 5 yıla kadar hapis cezası istendi.

    Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanık Gökhan Güçlü’nün kız kardeşi Bahar Güçlü tarafından gönderilen mektuba yer verildi. Mektupta, “Sana küçük bir hediye aldım. Üzerinde kahraman yazıyor. Sen bizim kahramanımızsın, sen bizim her şeyimizsin” yazısına da yer verildi.

    Sanık Gökhan Güçlü ile ilgili olarak hazırlanan iddianamede, “3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi, ‘Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek, ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında arttırılır’ hükmünü içermekte olup, şüpheli Gökhan Güçlü’nün eyleminin bu madde hükümlerine temas edip etmediğinin anlaşılabilmesi, dolayısıyla maddi gerçeğin tespit edilebilmesi amacıyla CMK’nın 160/1 maddesi gereğince Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturma başlatılmıştır” denildi.

    Şüpheli Gökhan Güçlü’nün yargılandığı davanın özel durumundan faydalanmak amacıyla 13 Temmuz tarihindeki duruşmaya getirilirken ve duruşma sırasında üzerinde okunaklı bir şekilde ‘Kahraman’, bu yazının altında ise küçük boyutta ‘Kahramanlar ölümsüzdür’ anlamına gelen İngilizce ifadelerin yer aldığı belirtilen iddianamede, “Duruşma salonunda durumun fark edilmesi ile mahkeme heyeti tarafından yanında yedek tişört bulunduğu da anlaşılan şüphelinin tişörtü değiştirmeyi kabul etmediğini beyan ederek duruşmadan vareste tutulmayı talep ettiği hususları birlikte dikkate alındığında şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirdiği silahlı terör eylemini övmeye, başta kendisi olmak üzere bu eylem içerisinde yer alan kişileri ‘Kahraman’ olarak nitelendirerek söz konusu eylemi teşvik etmeye, bu eylemin mağduru olan Türk milletini rencide etmeye örgüt mensuplarına ise moral vermeye elverişli bir davranışta bulunarak, üzerine atılı Silahlı Terör Örgütü propagandası yapma suçunu işlediği yönünde hakkında kamu davası açılmasına yeterli şüphenin hasıl olduğu” denildi.

    İddianamede ayrıca, eylemin basın ve yayın organlarınca haberleştirilmesinin şüpheli tarafından öngörülen ve istenen bir netice olması nedeniyle, şüpheli hakkında suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesine ilişkin artırım maddesinin de tatbik edilmesi gerektiği kanaatine varıldığı belirtildi.

    Tişörtü gönderen Bahar Güçlü

    Şüpheli Bahar Güçlü ile ilgili iddianamede ceza infaz kurumlarında bulundurulabilecek eşya ve maddeler hakkındaki yönetmeliğin 7. Maddesi gereğince en fazla 3 adet tişört bulundurulabileceğini, duruşmalar sırasında kardeşinin bu tişörtü giyeceğini bilecek durumda olduğuna yer verildi. İddianamenin devamında, “Tişörtün üzerindeki İngilizce mesajın ne anlama geldiğini bildiği gibi münhasıran bu mesajı ihtiva ettiği için söz konusu tişörtü kardeşine gönderdiğinin anlaşıldığı, şüpheli Bahar Güçlü’nün suçta kullanılan eşyayı temin etmek suretiyle Silahlı Terör Örgütü Propagandası Yapma suçundan yardım eden sıfatıyla sorumlu olduğu yönünde hakkında kamu davası açılmasına ilişkin şüphenin hasıl olduğu kanaatine varılmıştır” ifadelerine yer verildi.

  • FETÖ’nun Muğla Çatı Davası İddianamesi kabul edildi

    Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) yönelik hazırlanan Muğla Çatı Davası İddianamesi Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. FETÖ’nün Muğla’daki çatı iddianamesinde bir numaralı sanık olarak S.D. yargılanacak. İddianame 360 sayfadan oluşuyor.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 29 Nisan 2015 tarihinde ifadesine başvurulan gizli tanık ‘Burak’ın Muğla’daki FETÖ yapılanmasına ilişkin ifadesine başvurulması üzerine dosya Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. 8 Eylül 2017 tarihinde 22’si tutuklu, 41 şüpheli hakkında ‘silahlı terör örgütü yöneticisi veya üyesi olmak, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak ve Bankacılık Kanunu’na muhalefet suçlarından dolayı iddianame hazırlandı.

    İddianame kapsamında FETÖ terör örgütü kapsamında Muğla’da faaliyet gösteren ve örgütün kontrolünde olduğu değerlendirilen Bereket Özel Eğitim Hizmetleri A.Ş. ve Çağlayan Dağıtım Pazarlama Basım Yayın Özel Eğitim Hizmetleri A.Ş.’nin ortakları, örgütün sözde il imamı ve onların yardımcısı olan kişiler ile mütevelli heyeti soruşturmaya dahil edildi.

    Hazırlanan iddianamede, Muğla’daki FETÖ örgütüne ait okul, dershane ve yurtların Bereket Özel Eğitim Hizmetleri Ticaret A.Ş. üzerinden faaliyete geçirildiği, örgüt üyelerinin bu şirket üzerinden sigortalanarak okul yurt, dershane hatta örgüte ait öğrenci evlerinde faaliyet gösterdikleri, himmet, kurban, bağış gibi paraların toplandığı, örgüt liderinin talimatlarının örgüt üyelerine iletildiği faaliyetler olan örgüt toplantılarının buralarda yapıldığı, bu şirketin örgütün diğer il ve ilçelerde örgütün kontrolündeki diğer şirketler ile irtibatlı olduğu, her birinin örgütün sözde il imamına bağlı olarak faaliyetlerini yürüttükleri iddianemede yer aldı.

    “Öğrenciler ’Rambo Şakirt’ olmuşlar”

    Hazırlanan iddianamede 29 Ocak 2016 tarihinde ByLock kullanıcısı bir örgüt elemanının il imamı itirafçı İ.K.’yi arayarak örgütsel faaliyetlerden söz ettiği ve “Abi Köyceğiz’den F. Hocalar pansiyondan öğrencileriyle İzmir’e gelmiş. Akşam namazında Burç yurdunda hasbelkader görüştük. Allah nazarlardan saklasın, öğrenciler ‘Rambo Şakirt’ olmuşlar maşallah” dediği ortaya çıktı.

    Örgütün mali yapısına ilişkin deliller temin edildi

    Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 360 sayfalık iddianamede, örgütün mali yapısına ilişkin deliller de ortaya konuldu. Örgüte ait çek, senet ve himmet gelirlerinin güvenilir örgüt üyelerinin adlarına kayıtlı banka hesapları üzerinden nakde çevrilerek örgütün para kuryesine verilerek, kurye tarafından da örgütün bağlı bulunduğu Denizli veya İzmir’deki daha üst düzey yöneticilere elden teslim edildiği öğrenildi. Bu yöntemle adlarına açılan hesaplara yatırılan himmet gelirleri ile ilgili olarak bilirkişi incelemesinde 4 örgüt üyesinin hesabında 3 milyon TL’nin örgüte kazandırıldığı, örgüte senet veya çek olarak himmet yardımında bulunan kişiler ile ilgili ise incelemenin devam ettiği belirtildi. Soruşturma kapsamında şüpheli olarak yer alan bir iş adamının 2014 yılı Ocak ayında sözde il imamı İ.K.’nin emri ile 1 milyon 63 bin ABD doları nakit parayı altı örgüt üyesine teslim ettiği, bunların da bu parayı Bank Asya’ya destek olunması için paraları bankaya yatırdıkları tespit edildi.

    Sözde il imamı ile il ablası arasında telefon yazışmaları ortaya çıktı

    Soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede sözde il imamı İ.K. ile il ablası A.Ç. arasında 19 Şubat 2016 tarihinde terör örgütünün gizli haberleşme sistemi ByLock üzerinden yaptıkları yazışmalar ortaya çıktı. İ.K. ve A.Ç. arasında geçen yazışmada, A.Ç.’nin ilçelerde bulunan örgütün bölge mesulleri ile Fethiye’de tanıdık bir otelde bir veya 2 gün kalınmasına ilişkin talebine sözde il imamı İ.K. tarafından, “A. hocam, şu anda her taraf karışık. Siz mümkün mertebe hareket etmeyin. Yapabileceğiniz en iyi iş, ilden çıkarken tedbirli bir şekilde çıkalım. Gideceğimiz yeri kimseyle paylaşmayalım. Müessese değil, ablaların evini kullanalım. Tel kesinlikle götürmeyelim, ekip 7 kişiyi geçmesin” şeklindeki yazışmalar ortaya çıktı.

    Sözde il imamı itirafçı oldu

    FETÖ/PDY soruşturması kapsamında hazırlanan FETÖ’nün Muğla Çatı İddianamesi’nde sözde il imamı olan İ.K.’nin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini açıklamasının ardından, tutuklu bulunan şüphelilerin bunu öğrenmesi sonrası tutuklu şüphelilerden O.Ö.’nün yakınlarına cezaevinden bir pusula gönderdiği ortaya çıktı. Pusulada, “Bir de benim rehberde Okan, ABD, Amerika gibi birinin nosu varsa onu arayıp selam söyleyip Ertuğrul abinin itirafçı olduğunu da bir ara söyleyip, özel not var mı sorulabilir. Benim hapiste olduğum söylenebilir. CheryHill denilen yerin abisi ve çok iyi biri, oradaki benim tanıdıklara selem etsin” şeklinde ifadeler bulundu.

    Şüphelilerden K.A. ByLock’tan uyarıda bulunmuş

    Soruşturma kapsamında yer alan şüphelilerden K.A. isimli şüpheli ByLock hesabından 31 Aralık 2015 tarihli mesajında, “Konu: Çok Acil Hayat Bulması Gereken Tedbir Gündemleri” ile örgüt üyelerini uyardı. Mesajda, “İllerde 1 Mart’a kadar çok ciddi tedbir gündemi ve takibi yapılmalı. Şu anda kullandığımız bütün USB kırılmalı, bilgisayarımızın harddiski kırılmalı, eskiden kullandığımız tuşlu telefonlar kırılmalı, şu anda kullandığımız akıllı telefonlara en az üç kere CTA uygulanmalı, telefonlar en güvenli şifreleme ile şifrelenmeli. Şu anda kullandığımız telefonlara yanlış şifre ile girilmesi durumunda resetleyecek şekilde ayarlanmalı. Cemaatimiz dahil hiç kimse ile normal GSM üzerinden konuşulmayacak. Rabbim bütün bela ve musibetlerden muhafaza buyursun” denildi.

  • Akıncı Üssü iddianamesi

    15 Temmuz darbe girişimi sırasında Akıncı Üssündeki FETÖ’nün eylemleriyle ilgili hazırlanan iddianamede, şüphelilerden Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanlığında görevli eski kursiyer Pilot Teğmen Adem Kırcı’nın, “17-25 Aralık olaylarından sonra herkes siyaset açıldığında bu konuları konuşuyordu. Ben de yolsuzluk olayına inandığımdan görüşüm bu yöndeydi” ifadeleri yer aldı.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 15 Temmuz darbe girişiminin yönetim merkezi olan Akıncı Üssündeki eylemlerle ilgili hazırlanarak mahkemeye gönderilen iddianamede ifadesine yer verilen şüphelilerden eski Pilot Teğmen Adem Kırcı, cemaatteki kod adının “Osman” olduğunu ve maaşının yüzde 15’ini cemaate verdiğini kaydetti. Lise yıllarında Akçaabat’ta bulunan “Bilal” kod adlı cemaat ağabeyiyle tanıştığını ifade eden Kırcı, lise bitiminde Hava Harp Okulunu cemaat ağabeyinin yönlendirmesiyle tercih ettiğini belirtti. Hava Harp Okulunu kazandıktan sonra öğrencilik döneminde Bilal kod adlı kişiyle buluşup İstanbul Bayrampaşa’da bulunan cemaat evine gittiğini ve burada Fetullah Gülen’in kitaplarını okuduğunu söyleyen Kırcı, “Cemaatte benim kod adım da Osman’dı. Maaşımın yüzde 15’ini yani 400 TL kadarını cemaat üyesi Osman Ergenekon’a elden nakit olarak veriyordum. Bunu eğitim gören çocuklara yardım amaçlı aldığını söyledi. Osman bize tedbir amaçlı bazen bira almamızı, bunu lavaboya döktükten sonra ’kutularını çöpe insanların görebileceği şekilde bırakın’ diyordu” şeklinde konuştu.

    “Hükümet desteklenmiyordu”

    4. Ana Jet Üs Komutanlığında hükümetin desteklenmediğini de vurgulayan Kırcı, “Görev yaptığım üstte hükümetin icraatları genel olarak kimse tarafından desteklenmiyordu. 17-25 Aralık olaylarından sonra üstte herkes bu konuları siyaset açıldığında konuşuyordu. Ben de bu yolsuzluk olayına inandığımdan görüşüm bu yöndeydi. Bir kısmı da Gezi olaylarını destekliyordu, içlerinden katılanların olduğunu da duydum” ifadelerini kullandı.

  • Akıncı Üssü iddianamesi

    FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin hazırlanan Akıncı Üssü iddianamesinde, şüphelilerden Albay Ali Eraslan’ın Akıncı Üssü nizamiyesine geldiklerinde araçtan inerek “Yurtta Sulh kardeş” diye bağırdığı belirtildi.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 15 Temmuz darbe girişiminin yönetim merkezi olan Akıncı Üssündeki eylemlerle ilgili hazırlanarak mahkemeye gönderilen iddianamede, şüphelilerden İnsani Yardım Tugayı Komutan Vekili eski Albay Ali Eraslan’ın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yöneticisi olduğu belirtilerek, darbe girişimi gecesi herhangi bir yazılı emir ve görev olmamasına rağmen komutanlığını yaptığı Hasan Şahan Kışlası İnsani Yardım Tugayından oluşturduğu ekiple Akıncı Üssüne geldiği belirtildi. İddianamede, ifadelerine başvurulan şüphelilerin Akıncı Üssü nizamiyesine geldiğinde Eraslan’ın araçtan inerek nizamiyedeki nöbetçilere “Yurtta Sulh, Yurtta Sulh kardeş” diye bağırdığı tespitine yer verildi. Eraslan’ın darbeye teşebbüs faaliyetinden önceden haberdar olduğuna dikkat çekilerek, kullanılan parolayı bildiği ve parola ile Akıncı Üssüne girdiği, nizamiyenin emir komutasını devraldığı vurgulandı.

    10 Temmuz’da Akıncı Üssüne farklı güzergah arayışı

    Ali Eraslan’ın şoförü tanık Ertuğrul Canoğlu ifadesinde, Eraslan’ın 10 Temmuz 2016 tarihinde saat 19.00 sıralarında İnsani Yardım Tugayı ile Akıncılar Üssü arasında normalde kullanılan güzergah dışında başka kullanılan yol olup olmadığını araştırdığını belirtti. Canoğlu, darbe girişimi gecesi Eraslan’ın üzerinde “gizli” ibaresi bulunan sarı zarfı alarak 6 araç ile Akıncı Üssüne gittiğini, kapıdan girerken “Yurtta Sulh” diye nizamiyedeki görevlilere bağırdığını kaydetti. Canoğlu, Eraslan’ın Eryaman nizamiyesinde SAT komandoları arasında yer aldığını, beylik tabancası ile halkın üzerine doğru ateş açtığını, daha sonra sivil elbiseler giyerek üstten ayrıldığını ifade etti.

    Kardeşinde ByLock çıktı

    İddianamede, Eraslan’ın kardeşi Selim Eraslan’ın FETÖ’nün gizli haberleşme ağı olan ByLock’u kullandığının anlaşıldığı vurgulandı. Diğer kardeşi İkbal Akay’ın ise örgütle bağlantılı olan Bank Asya’da hesabının bulunduğu, 31 Aralık 2013’te 10 bin 268 TL olan hesap bakiyesinin örgütün bankaya para yatırma talimatını vermesinin ardından 24 Aralık 2014’te 64 bin 24 TL’ye yükseldiğinin belirlendiği kaydedildi.