Etiket: İddialarına

  • Bakan Bozdağ’dan işkence iddialarına cevap

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, FETÖ’cülerin PKK yandaşlarının cezaevlerindeki işkence iddialarını dile getirdiğini belirterek, “Elbette darbe teşebbüsü yapanlara karşı bir müdahale yapıldı, halk, kolluk kuvvetlerince müdahale yapıldı. Biz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 15. maddesine göre işkence ve kötü muamele yapılmasını askıya almadık. Biz Birleşmiş Milletler ile ilgili sözleşmesinin işkence ve kötü muamele kısmını da kaldırmadık” dedi.

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ,TBMM Genel Kurulunda devam eden bütçe görüşmelerinde hükümet adına konuştu. CHP sıralarına dönerek “Fettullahçı Terör Örgütü ile bugüne kadar AK Parti dışında etkin, açık ve net mücadele eden ikinci Cumhuriyet hükümeti var mıdır? Yoktur. Gösterin bana. Hiçbir hükümetin mücadelesi yok” diyen Bakan Bozdağ, “İlk defa bu terör örgütüyle mücadeleyi biz yapıyoruz. Mücadele eden insanları terör örgütüne yardım etmekle suçlama garabetini de siz yapıyorsunuz. Bu örgütün gerçek kimliği ortaya çıktıktan sonra örgüte tavır alan biziz, örgütle mücadele eden biziz. 17 Aralık’tan sonra bütün milletimizin örgütün çirkin yüzünü öğrenmesinden sonra bu örgütün kumpas kasetlerini millete kim seyrettirdi. Seçimlerde bu örgütle kim ittifak yaptı? Terör örgütünün kimliği, vasfı ortaya çıktıktan sonra bu örgütün söylemlerinin takipçisi kim? Bakın Adil Öksüz ile ilgili Genel Başkan konuştu. Adil Öksüz’le ilgili elinizde belge var mı?” ifadelerini kullandı.

    Bakan Bozdağ, Adil Öksüz üzerinden yapılmak istenenin görüldüğünü söyleyerek, “Öte yandan bunu başka bir yere çekmek için gayret etmek fevkalade yanlıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki yapılanmadan AK Parti hükümetlerini sorumlu tutmak büyük bir insafsızlıktır. Bakın kim karar veriyor terfilere? YAŞ’ın 15 üyesi var, 13’ü asker, 2’si sivil. Başbakan ve Milli Savunma Bakanı. Parmakla karar veriyorlar. Hükümetin dediğini yaparak değil. Bazı emekli generaller konuşuyor şimdi. FETÖ’cüleri atıyorduk, bunlar koymuyordu. Siz namaz kılanları FETÖ’cü diye atıyordun, oruç tutanı atıyordun, eşinin başı kapalı diye atıyordun. FETÖ’cüler size kendilerini yutturmak için namaz da kılmıyor, oruç da tutmuyor, eşinin başını da açıyor. FETÖ’cüleri atıyorum diye onlara alan açtın. YAŞ’ın yapısını biz değiştirdik. Sivillerin ağırlıkta olduğu bir YAŞ yapısı oluşturduk ki orada milli iradenin tevcihi olsun” diye konuştu.

    FETÖ’cülerin PKK yandaşlarının cezaevlerindeki işkence iddialarını dile getirdiğini belirten Bozdağ, isim vermelerini, nerede, ne zaman yapıldığını söylemelerini istedi. Bakan Bozdağ, “İsim verin. Bazı örnekler gösteriliyor. Darbe teşebbüsü gülle mi bastırıldı? Elbette bir darbe teşebbüsü yapanlara karşı bir müdahale yapıldı, halkın, kolluk kuvvetlerinin müdahale yapıldı. Biz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 15. maddesine göre işkence ve kötü muamele yapılmasını askıya almadık. Biz Birleşmiş Milletler ile ilgili sözleşmesinin işkence ve kötü muamele kısmını da kaldırmadık” şeklinde konuştu.

    “Türkiye’nin Ege’deki kaybettiği yerlerin sorumlusu biz değiliz”

    Ege adalarının hukuki statüsünde değişiklik olmadığını belirten Bozdağ, adaların hukukunun korunduğunu ifade etti. Bakan Bozdağ, “Türkiye’nin Ege’deki kaybettiği yerlerin sorumlusu biz değiliz. 10 Şubat 1947 Paris Anlaşması ile 12 ada Yunanlılara bırakıldı. Başbakan kimdi? Paris Anlaşması’na Türkiye delegasyon göndermedi, katılmadı. Şimdi oradaki Türkiye’nin burnunun dibindeki bu yapılar bizim eserimiz değil” şeklinde konuştu.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Bu ülkenin Cumhurbaşkanı birikimini dolar olarak tutuyor” sözlerine de cevap veren Bozdağ, “Cumhurbaşkanı’na vurmak size kazandırmaz. Vuran kaybediyor. Bak Avrupa’da da vuran kaybediyor. Buradan size ekmek çıkmaz” ifadelerini kullandı.

    Hukuku tanımaları gerektiğini kaydeden Bozdağ, “Nasıl vatandaş zorla götürülüyorsa, milletvekili de zorla götürülecek. Terörle araya mesafe koymak siyaset yapan herkesin birinci vazifesidir. Mesafe koyacaksınız. Hendek kazanları kutsamak, hendek kazanlara destek vermek, onların aleyhinde konuşmayı men etmek ne demek? Bunu kim söyledi” dedi.

    CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Bakan Bozdağ’ın Ege’deki adalarla ilgili sözlerine İsmet İnönü’nün 1947’deki “Çocuklarınızı şekersiz bıraktım ama babasız bırakmadım” sözleriyle cevap verdi.

    CHP Grup Başkanvekili Levent Gök ise, Birleşmiş Milletlerin sözleşmesine ilişkin Türkiye’nin bazı maddelerde kısıtlamaya gideceğinin bildirildiğini ifade ederek, belgeleri gösterdi. Konuşması sonrasında Gök, salondaki çiçeklerin üzerine düştü. Yaşanan gülüşmeler üzerine TBMM Başkanı İsmail Kahraman, “Hastayla eğlenilmez, düşene gülünmez” dedi.

  • AK Parti’li Selçuk Özdağ’ın iddialarına CHP’den yanıt

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Özgür Özel, AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ’ın bir süre önce dile getirdiği iddialara yanıt verdi. Özel, “Bülent Ecevit’in adını ağzına almak için Selçuk Özdağ’ın çok uzun süreler daha kırk fırın ekmek yemesi lazım” dedi.

    Eskişehir Odunpazarı Belediyesi tarafından başta Zonguldak, Ermenek ve Soma olmak üzere maden kazalarında yaşamını kaybeden madencileri anmak için 4 Aralık Dünya Madenciler Günü dolayısıyla çeşitli etkinlikler düzenlendi. Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi’nde (YKSM) düzenlenen programlara CHP Manisa Milletvekili ve Grup Başkanvekili Özgür Özel, CHP Eskişehir Milletvekilleri Uyku Çakırözer ve Cemal Okan Yüksel, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    Etkinlikten önce basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Grup Başkanvekili Özel, AK Parti Manisa Milletvekili ve TBMM Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Başkanvekili Selçuk Özdağ’ın geçen günlerde dile getirdiği Fethullah Gülen ve Papa 2. Jean Paul görüşmesine aracılık eden kişinin eski başbakanlardan merhum Bülent Ecevit olduğu söylemlerine yanıt verdi. Özel, “Selçuk Özdağ tükenmiş bir siyasetçidir. Selçuk Özdağ zigzagların siyasetçisidir. Selçuk Özdağ AK Parti’ye 12 Eylül 2010 referandumunda bir kısım ülkücüye, bir kısım Büyük Birlik Partiliye referandumda ’evet’ oyu attırdığı iddiasıyla, o gün balkondan teşekkür edilen bağımsız ülkücüler diye ifade edilen kanata diyet olarak milletvekili yapılmış birisidir. Selçuk Özdağ kendi hareket ettiği birlikte olduğu arkadaşlarını bir kenarda bırakıp, kendi genel başkanının naaşını bir dağ başındaki uçak enkazında bırakıp kendisi AK Parti’nin saltanat kayığına atlamış birisidir. Ama Selçuk Özdağ’ın önemli bir özelliği vardır. O milat dedikleri 17- 25 Aralık tarihinden sonra defalarca cemaati övmüş, hatta kendi ifadesiyle bugün televizyonlarda söylediği cemaat ile AK Parti’nin bozulan ilişkilerini onarmaya çalışmış birisidir Selçuk Özdağ. Selçuk Özdağ, Davutoğlu’nun gelmesiyle kendine bir mevzi kazanmış, genel başkan yardımcısı olmuş, Davutoğlunun gidişiyle de silinmiş ve olası bir operasyonla AK Parti’den ilk uzaklaştırılacak grup milletvekilinin içerisindedir. Kendisi bunu bildiği için kendi yumuşak karnı FETÖ’ye olan sevdası ve FETÖ’yle olan geçmişteki övgü dolu davranışları olduğu için bugün göze girmek kaybettiği mevzileri kazanmak, iktidara tırnaklarıyla tutunabilmek için bugün iftiraya, bugün gerçek dışı ifadeleri kullanmaya ve sarayın gözüne girmek için Fethulah Gülen yapısıyla ilgili kimsenin söyleyemediği bir şeyleri icat edip söyleyip, farklılaşmaya ve göze girmeye çalışmaktadır” dedi.

    “Ecevit’in adını ağzına almak için daha kırk fırın ekmek yemesi lazım”

    Kendilerinin Selçuk Özdağ’ı Fethullah Gülen’e düzdüğü övgülerden ve Manisa’da yapısını güçlendirmeye çalışmasından tanıdıklarını aktaran Özel, merhum başbakan Bülent Ecevit ile alakalı sözlere de değindi. Özel konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Rahmetli Ecevit’e saldırmak ise Selçuk Özdağ’ın Kemal Kılıçdaroğlu’na, Özgür Özel’e herhangi bir Cumhuriyet Halk Partisi yetkilisine söylediği sözün tokat gibi cevabını bildiği için kendisine cevap veremeyecek durumda olan birisine söz söylemek demektir. Ama Selçuk Özdağ şunu bilsin. Bülent Ecevit, Türkiye Cumhuriyeti’nin geçmiş başbakanlarındandır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanlarındandır. Bülent Ecevit’in adını ağzına almak için Selçuk Özdağ’ın çok uzun süreler daha kırk fırın ekmek yemesi lazım. Bülent Ecevit’e bir söz söyleyecekse eğer Selçuk Özdağ, ağzından çıkanı kulağının duyması hangi sözü sarf ettiğinin farkında olması lazım. Bugün olmayan iktidar sahnesinde, siyaset sahnesinde bulunmayan parlamento dışındaki bir siyasi partinin lideri olarak gördüğü kişi 1974’te Kıbrıs Barış Harekatını yapan ülkenin insanlarının seva ile bağlı olduğu ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin 3’üncü genel başkanı hepimizin sevgilisi ve örnek aldığı bir devlet adamı olan Bülent Ecevit’tir. Eğer kendisi bugüne kadar kol kola girdiklerini sırtından hançerlediği için bizlerin, Bülent Ecevit’in aziz hatırasına saygı duymayacağımızı, onu yalnız bırakacağımızı düşünüyorsa son derece büyük bir yanılgı içerisindedir. Cumhuriyet Halk Partililer, Bülent Ecevit’e söz söyleyen, onun aziz hatırasına saygısızlık yapanın alnını karışlarlar. Selçuk Özdağ kendi kalibresinde kendi sikletinde olan ve kendisi gibi basit adamlarla uğraşsın. Ağzına Bülent Ecevit gibi birinin adını bile anmasın.”

    Konferans, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in konuşmasının ardından ‘Maden’ filminin gösterimiyle sona erdi.

  • Taciz iddialarına karşı veliler ayaklandı

    Kadıköy Kozyatağı’nda bir okulda kantin görevlisinin öğrencilere yönelik sözle ve fiili taciz iddiası velileri harekete geçirdi. İddialar üzerine Kadıköy İlçe Mili Eğitim Müdürü ve polis ekipleri okulda incelemede bulundu.

    Geçtiğimiz hafta salı günü ortaya çıkan olayda iddiaya göre, kantin görevlisi M.M. öğrencilere yönelik sözle ve fiili tacizde bulundu. Bu iddiaları duyan veliler okula akın etti. Velilerin taciz iddiasına tepki göstererek ayaklanmasının ardından kantin görevlisi M.M. polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Bugün veliler ve öğrenciler olayla ilgili ifade vermek üzere karakola gitti.

    Olayla ilgili konuşan bir veli, “Evet okulda bir taciz olayı olmuş. Bunu yapan burada bir kantinci.  Kız çocuklarını sıkıştırmış, onlardan çıplak fotoğraflarını istemiş. E- mail adreslerini istemiş.  Böyle bir olay var ama adam alınmış” şeklinde konuştu.

    Diğer bir veli ise “Konuyu aslında ben dün duydum. Bugün toplantı olacağına dair oğlumla da konuştum. Taciz konusunda çok bir bilgi alamadım. Oğlumdan daha ziyade kantinde  izdiham yaşandığı. Bazı kişilere farklı davranılıp paralarını üstünün verilmediği, birde bazı kızlara laf atıyormuş” ifadelerini kullandı.

    Kadıköy İlçe Milli Eğitim Müdürü Ferşat Ayar okulda bir süre incelemede bulunduktan sonra açıklama yapmadan okuldan ayrıldı.

  • Gazi Üniversitesinden FETÖ ile mücadelede yetersiz kalındığı iddialarına cevap

    Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Uslan, “Bugün itibariyle Gazi Üniversitesinde açığa alınan ve ihraç edilen personel sayısı toplamda 228’e ulaştı. Komisyonumuzun çalışmaları sonucu 23 personel daha 31 Ekim tarihinde üniversitemizce açığa alındı. İşin ilginç tarafı bu haberin yayımlandığı gece ile bizim açığa aldığımız gündüzün aynı tarihi içermesi” dedi.

    Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uslan, bazı internet sitelerinde ’Gazi Üniversitesinde toplu istifa’ başlıklı haber, Gazi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlhan Üzülmez’in istifası ve Gazi Üniversitesi’nin FETÖ ile mücadelede yetersiz kaldığı iddialarına cevap verdi. Göreve 29 Temmuz 2016’da başlayan Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uslan, 31 Ekim akşamı bazı internet sitelerinde ve tek merkezden yayıldığı anlaşılan tek tip bir metnin dolaştığını belirterek, “Burada sadece rektör yardımcımızın değil, üç dekanın, genel sekreter yardımcısının, üç müdürün istifa ettiği belirtiliyor. Tabii haberde Gazi Üniversitesinde FETÖ terör örgütüyle mücadelede yetersiz kalması nedeniyle istifaların gerçekleştiği ifade ediliyor. Bu haber ya da haber niteliği olmayan internet sitelerinde dolaşan bu bilgi baştan sona kirlilik içermektedir. Bir kere ilgili rektör yardımcımız istifasının FETÖ ile ilgili olmadığını, tamamen yönetsel uyuma bağlı bazı problemlerden kaynaklandığını ifade etmiş ve internet sitelerinde dolaşan bu haberin tamamen asılsız olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını kendi Twitter hesabından yayımlamıştır. Biz de Gazi Üniversitesi olarak kendi Twitter hesabımızda ve Facebook sayfamızda yayımladık. Haber sadece FETÖ kaynağı nedeniyle değil, aynı zamanda verilen rakamlarla ilgili de baştan aşağı sıkıntılı bir yazıdır. Zira sadece bir rektör yardımcımız ve bir dekanımız istifa etmişken, bir rektör yardımcısı ve üç dekan şeklinde ifade edilmekte. Sadece bir yüksekokul müdürümüz istifa etmişken, üç müdür istifa ettiği şeklinde ifadeler içermektedir. Dolayısıyla bu haber niteliği bile taşımayan yazı baştan aşağı gerçek dışı bilgiler içermektedir” diye konuştu.

    Gazi Üniversitesindeki ihraçlar

    FETÖ ile üniversitelerde verilen mücadele kapsamında Gazi Üniversitesinde neler yapıldığı ile ilgili de Prof. Dr. Uslan, şunları kaydetti:

    “Ben 29 Temmuz 2016 tarihi itibariyle rektörlük görevini teslim aldım ve o gün itibariyle mücadelemize başladık. 5 Ağustos’a geldiğimizde yani sadece görevi teslim aldıktan bir hafta sonra arkadaşlarımızın titiz, yoğun bir çalışması neticesinde Gazi Üniversitesinde FETÖ’yle mücadele kapsamında 120 akademisyen açığa alındı, bunların 107’si ihraç edildi. Benzer şekilde 60 kişiyi aşkın idari personelimiz de açığa alındı. Daha sonrasında yine devlet tarafından devletin ilgili kurumlarınca üniversitemize verilen belgeler üzerinden titiz çalışmalarımız sürdü ve bugün itibariyle Gazi Üniversitesinde açığa alınan ve ihraç edilen personel sayısı toplamda 228’e ulaştı. İşin ilginç bir yanı bu internet sitelerinde dolaşan metnin yayımlandığı tarih 31 Ekim 2016 akşamıdır. Oysa bir önceki hafta burada ilgili komisyonlarımız çok titiz ve gece yarılarına kadar yoğun bir çalışma yürüttü ve 23 personel daha 31 Ekim tarihinde üniversitemizce açığa alındı ve bunlarla ilgili yasal süreç devam ediyor. İlgili birimlere bu açığa almalar bildirildi. Yine işin ilginç tarafı bu haberin yayımlandığı gece ile bizim açığa aldığımız gündüzün aynı tarihi içermesi. Tabii ki tesadüf denilemeyecek kadar manidar olduğunu düşünüyorum.”

    “Gazi Üniversitesi, FETÖ ile mücadelesine devam ederek, sorumluluğunu yerine getirmeye devam edecektir”

    Gazi Üniversitesinin Türkiye’nin başkentinde, Türkiye’nin en önemli üniversitesi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Uslan, “Gazi Üniversitesi kurulduğundan bugüne kadar milli, yerli, aynı zamanda evrensel temellere dayalı bilginin üretiminde, araştırma faaliyetlerinin yürütülmesinde öncü rol üstlenmiş Türkiye’nin en büyük ikinci üniversitesi. Dolayısıyla bu terör örgütleriyle de, Fethullahçı Terör Örgütü ile de dün olduğu gibi ciddi ve kararlı bir şekilde mücadelesine devam ederek, ülkemizin, milletimizin ve devletimizin istiklaline ve istikbaline sahip çıkarak sorumluluğunu yerine getirmeye devam edecektir” ifadelerini kullandı.

  • Şeker’den ayrımcılık iddialarına cevap

    Eğitim-Bir Sen Bursa 1 Nolu Şubesi Başkanı Numan Şeker, İnönü Ortaokulu yöneticilerinin öğrencilere ayrımcılık ve baskı yaptığı yönündeki iddiaları değerlendirdi.

    Velilerin de destek verdiği basın açıklamasında, Eğitim-İş Bursa Şubesi’nin iddialarının asılsız ve mesnetsiz olduğuna dikkat çeken Numan Şeker, CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun konuyu Meclis’e taşımasını da “Bozacının şahidi, şıracıdır” diyerek eleştirdi.

    Evliya Çelebi İmam Hatip Ortaokulu’nun açılmasının ardından, okul yöneticilerinin, İnönü Ortaokul’u öğrencilerine, imam hatip okullarını tercih etmeleri ve kız öğrencilerin de başörtüsü takmaları yönünde baskı yaptığı iddialarını yalanlayan Numan Şeker, “İmam hatip ve başörtüsü düşmanlığı” üzerinden yanlış bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Eğitim-İş, bazı yerel yayın organlarında, Osmangazi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı İnönü Ortaokulu ve Evliya Çelebi İmam Hatip Ortaokulu ile alakalı aslı astarı olmayan, mesnetsiz iddialarda bulunarak, İmam Hatip ve başörtüsü düşmanlığı üzerinden yanlış bir algı oluşturmaya çalışmıştır. İddiaya göre okul müdür yardımcısı tarafından ’kız öğrencilere başörtüsü baskısı yapıldığı, velileri zorlayarak çocuklarını imam hatip okullarına göndermeleri istendiği, başarılı öğretmenlerin imam hatip ortaokulunda görevlendirileceği ve imam hatip öğrencilerinin fen lisesine gitmeleri için ortaokul kısmından ayrı çalışmaların yapıldığı öne sürülerek; aynı binada bulunan İnönü Ortaokul’u ile Evliya Çelebi İmam Hatip Ortaokul’u arasında bir ayrımcılığın yapıldığı iddia edilmiştir” dedi.

    “Bu zihniyete bu millet itibar etmemektedir”

    Yereldeki bu iddiaları CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun TBMM gündemine taşıdığını ve Milli Eğitim Bakanı’na bu konu ile ilgili sorular sorduğunu hatırlatan Numan Şeker, “Okul yöneticilerinin bir eğitimciden çok militan gibi davrandıklarına dair şikayetler aldığını ifade eden CHP milletvekili, okul yöneticilerini adeta terörist olarak gösterip aşağılamaktadır. Bir başka ifadesinde de, ’küçük çocuğa başörtüsü dayatacaksın, neyin özgürlüğünü savunduğundan bahsediyorsun’ diyerek başörtü dayatmasının yapıldığını ileri sürmektedir. Halbuki bu zihniyetin 28 Şubat sürecinde faşizan baskılarla başörtülülerin kamu alanındaki bütün haklarını nasıl ellerinden aldığını unutmadık. Baskıdan ve antidemokratik uygulamalardan en son bahsedecek olanlar bu zihniyetin sahipleridir. İmam hatip ve başörtüsü gündeme geldiğinde kırmızı görmüş boğa gibi saldıranlara bu millet itibar etmemektedir” şeklinde konuştu.

    Eğitim-Bir-Sen camiası olarak okullarda huzur ve barışın sağlanması, başarının artırılması yönünde çalışmalara imza attıklarını dile getiren Numan Şeker, “Eğitim iş kolunda örgütlenmiş 410 bin üyesiyle Türkiye’nin en büyük eğitim sendikası olarak en önemli hedefimiz, okullarda huzur ve barışın sağlanması; bununla beraber de başarının artırılması noktasında gerekli çalışmalara destek vermektir. Okulların içişlerine karışmamak, okullardaki eğitim-öğretim faaliyetlerini provoke etmemek, tam aksine problem varsa ilgililerle istişare ederek bu problemleri çözmektir” dedi.