Etiket: İddialarına

  • İBB’den Vatan Caddesi’ndeki arsa alımı iddialarına açıklama

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi resmi twitter hesabından yapılan açıklamada, Vatan Caddesi üzerindeki bir arsaya ilişkin kamuoyunda yer alan haberlerin tamamen yalan olduğu kaydedildi. Açıklamada söz konusu iddialara ilişkin yasal sürecin başlatıldığı vurgulandı.

    Bazı internet sitelerinde Vatan Caddesindeki bir arsanın İBB tarafından alındığına ilişkin haberler üzerine belediyenin resmi twitter hesabından açıklama yapıldı.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesinin resmi hesabından yapılan açıklamada “İstanbul Fatih İlçesi Vatan Caddesi üzerindeki bir arsa konu edilerek, sosyal medyada İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi hakkında ortaya atılan iddiaların tamamı asılsızdır. Akıl ve izandan yoksun hezeyanlardan oluşan iftiralara ilişkin gerekli hukuki süreç başlatılmıştır. Kamuoyuna saygı ile duyurulur” ifadelerine yer verildi.

  • Uluslararası basındaki “Türkiye’de Suriyeliler böbreklerini satıyor” iddialarına tepki

    Türkiye Organ Nakli Vakfı, bazı yabancı basın kuruluşlarının “Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin organlarını sattığına“ dair iddialarına tepki gösterdi. Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Kahveci, “Bu haberlerin hiçbir dayanağı ve gerçekçi yönü yok. Tamamen hayal ürünü haberler. Bu haberlerin mültecilere kucak açan hem Lübnan için hem de Türkiye için bir karalama kampanyası olarak yapıldığını düşünüyoruz” dedi.

    Bazı yabancı basın kuruluşları, Türkiye’de bulunan mültecilerle ilgili dikkat çeken iddiaları gündeme getirdi. Türkiye’de yaşayan Suriyeli mültecilerin ekonomik sıkıntılar yüzünden para karşılığında böbreklerini sattığının öne sürüldüğü haberlerde 18 bin mültecinin böbreklerinden birer tanesini 30 bin euro karşılığında nakil yaptırdıkları aktarıldı ve organ nakillerinin Malatya’da yapıldığı iddia edildi.

    “Haberler Şam kaynaklı”

    Dünya basınına yansıyan “Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin organlarını satıyor” iddialarının ardından konunun derinliğini araştırdıklarını ve haberlerin Suriye’nin başkenti Şam merkezli bir üniversiteden kaynaklandığını tespit ettiklerini dile getiren Türkiye Organ Nakli Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Kahveci, İHA’ya bahsi geçen konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 18 bin mültecinin organ nakli yaptırarak organlarını maddi beklentiler karşılığında satmasının büyük bir hadise olduğunu belirten Kahveci, “Bu rakamların neye göre, nasıl tespit edildiği, bu kadar vakanın hangi ülkelerde organ nakli için böbreklerinin alındığı konusunda hiçbir bilgiye rastlamadık. Organların para ile alınıp satılması kabul edilemez bir şey olacağı gibi 18 bin gibi çok yüksek bir rakamın uluslararası alanda dolaşıma girmesi ve organ nakli için kullanılıyor olması büyük bir hadise. Bunun göz ardı edilmesi mümkün değil” diye konuştu.

    “Organ nakli sistemi Türkiye’de çok sıkı denetime tabi olan bir sistem”

    Haberlerin Türkiye’yi zedeleme çabasıyla yapıldığına işaret eden Kahveci, Türkiye’nin 3 milyona yakın mülteciye ev sahipliği yaptığını hatırlatarak şunları ifade etti:

    “Türkiye 3 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyor. Bunun için maddi ve manevi birçok kaynağını harcıyor. Buna karşılık bu şekilde haberlerin yapılması insan onurunu zedeleyici, etik dışı ve mağdur durumda olan insanların bu şekilde kullanılmasına yönelik bir izlenim ortaya çıkaracağından dolayı bunların kabul edilmesi mümkün değil. Bunlar zedeleyici haberler. Organını satarak Türkiye Cumhuriyeti içerisinde bir kişinin organ nakli olması mümkün değil. Organ nakli sistemi Türkiye’de çok sıkı denetime tabi olan bir sistem; bir kişinin sistemde yasa dışı yollardan bir nakil olarak bu sistemin içerinde takip altına girmesi mümkün değil. Ancak bunlar yurt dışında bu işle ilgili yasal düzenlemelerin olmadığı ve adli kontrol sitemlerinin zayıf olduğu ülkelerde yapılabilir.”

    “Çok ilgi çekici ve acı verici”

    Kahveci, uluslararası basında yer alan “Türkiye’deki Suriyeliler böbreklerini satıyor” haberlerinin Avrupa Parlamentosunun geçen sene yayımladığı raporda yer almasını da eleştirerek, “Astronomik rakamlardan bahseden asılsız haberlerin bazı uluslararası kuruluşların raporlarına da girmiş olması çok ilgi çekici ve acı verici. Özellikle Avrupa Parlamentosu organ trafiğine yönelik geçen sene bir rapor yayımladı. Bu raporun içerisinde bu gazete haberlerine dayanarak bir takım ifadeler kullanılmış. Burada Türkiye’nin de adı geçiyor. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Bu haberlerin hiçbir dayanağı ve gerçekçi yönü yok. Tamamen hayal ürünü haberler olduğunu, belki de mültecilere kucak açan hem Lübnan için hem de Türkiye için bir karalama kampanyası olarak yapıldığını düşünüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

    “Hiçbir bilgi ve belge yok”

    Düzenledikleri hukuk sempozyumunda mültecilerin böbreklerini sattığına ilişkin haberleri irdelediklerini belirten Kahveci, şunları kaydetti:

    “Ne TBMM İnsan Hakları Komisyonuna bu konu hakkında yansıyan bir bilgi var ne Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine gelen bir bilgi var ne de Sağlık Bakanlığı kayıtlarında kamplarda yaşayan mültecilerin böbreklerinin alındığına dair ve organ ticaretine bulaştıklarına dair hiçbir bilgi ve belge yok. Kamplarda uzun süre incelemelerde bulunan uzmanların gözlemlerinde de böyle bir bilgi yok. Dolayısıyla bunlar tamamen uluslararası alanda Türkiye’yi karalama haberi olarak çıktığını düşünüyoruz. Başka hiçbir türlü bir izahı mümkün değil. Bir somut bilgi, belge olsa biz bunun üzerine gideriz ve Sağlık Bakanlığı ve ilgili kuruluşları bunun üzerinde titizlikle duracaklardır diye düşünüyorum. Bizim bu konu ile ilgili son derece katı yasalarımız var. Artı bu alandaki organ trafiğinin uluslararası alanda önlenmesine yönelik en ciddi çalışmalar son iki seneden beri Türkiye ayağından yürüyor.”

  • CHP’li vekilden silah çektiği iddialarına suç duyurusu

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Manisa Milletvekili Mazlum Nurlu, Manisa’nın Salihli ilçesinde bir vatandaşı tehdit ettikten sonra silah çektiği iddialarıyla ilgili Salihli Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

    Manisa’nın Salihli ilçesinde yaşayan Gürol Hoşgör’ün geçtiğimiz Pazar günü CHP Manisa Milletvekili Mazlum Nurlu tarafından silah çekilerek tehdit edildiğini iddia etmesi üzerine basına yansıyan haberlerin ardından CHP’li Mazlum Nurlu, iddia sahibi Gürol Hoşgör hakkında “Yalan beyanda bulunma ve iftira atmak” suçlamasıyla Salihli Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi verdi. Milletvekili Nurlu tarafından yapılan suç duyurusunda şu ifadelere yer verildi:

    “05 Şubat 2017 günü arkadaşlarımla birlikte Fenerbahçe-Beşiktaş maçını izledikten sonra saat 23.10 sıralarında evime gitmek üzere Belediye Caddesi’ndeki İstanbul Pastanesinin önüne park etmiş olduğum aracıma doğru gitmek için Salihli Vakıfbank’ın ara sokağından yürüyerek hareket ettim. Sokağın sonuna doğru caddeye yaklaşık 20 metre kala bana göre sokağın solunda, köşede, birisinin bana arkası dönük vaziyette iki kişinin ayakta durdurduklarını gördüm. Ben yürümeye devam ederken, yüz cephesi benden yana olan kişi sağ elini havaya doğru kaldırarak benden tarafı gösteren bir işaretle önündekine benim duyamayacağım bir ses tonuyla bir şeyler söyledi. Bu işaret ve fısıltı sonrası arkası bana dönük olan kişi, yönünü bana doğru döndü ve ardından her ikisi de acele ve şüphe uyandıran tavırlarla 1 metre kadar yürüyerek cadde cephesinin köşesinde beklemeye başladılar. Onların bu şüphe uyandıran hal ve tavırlarından dolayı önce durakladım ve sokağın sağına doğru çekildim. Bu arada arka tarafımdan da bir saldırı olabileceği endişesiyle geriye bakarak sokağın gerisini de kontrol ettim ve tahmini 1 dakika kadar gitmelerini bekledim. Bu kadar beklememe rağmen sessizce orada dikilmeye devam ettiler. Bu sessiz bekleyiş karşısında son zamanlarda sivil vatandaşlarımıza ve CHP milletvekillerine karşı fiili ve silahlı saldırıların yoğunlaşması ve yine basında ve sosyal medyada da partimiz milletvekillerine karşı yürütülen linç kampanyası ve milletvekillerine suikast yapılacağı haberleri ve bunların sıkça konuşulması nedeniyle ’acaba bana yönelik bir saldırı hazırlığı mı yapıyorlar?’ endişesini duydum. Gece yarısı loş karanlık bir sokak içinde, üstelik aracıma çok yakın bir mesafede tanımadığım bu kişilerin birisinin bir el hareketi ile birden bana doğru dönmesi ve beni görünce sokaktan şüpheli tavırlarla caddeye çıkışları ve yaklaşık 1 dakika kadar beklememe rağmen hareketsiz bekleyişleri nedeniyle, bu kişilerin hal ve tavırlarından tedirgin olarak olası bir saldırı ihtimaline karşı tedbiren, kendimi koruma amaçlı olarak ruhsatlı tabancamın namlusuna mermiyi sürdüm ve yeniden belime koyarak yürümeye devam ettim. Sokağın sonuna gelince yönümü onlara doğru dönerek tanıdığım birileri mi diyerek dikkatlice baktım. Ancak tanıdığım simalar değildi. İçlerinden birisi ’iyi akşamlar vekilim’ diye seslenince bende konuşmadan sadece başımla selamlayıp aracıma doğru yöneldim. Bu sırada köşedeki büfeci ile de karşılaştık ve selamlaştık. Devamında 8-10 metre ileride bulunan aracıma binip kapıyı tam kapatmak üzereyken bu iki kişiden birisinin adapsız ve laubali bir ses tonuyla ’bu mu lan vekil dediğin selam bile almıyor’ dediğini duydum. Bunun üzerine camı açarak bana iyi akşamlar diyen kişiyi yanıma çağırdım. Geldiğinde ’Arkadaşını ikaz et, üslubuna dikkat etsin’ diyerek uyardım. Bu kişi de ’Tamam vekilim özür dilerim ben uyarırım’ diyerek yanımdan ayrıldı. Aracı 5-6 metre kadar ileriye hareket ettirdim ki ikaz etmesini istediğim yanındaki kişi uzaktan yine aynı laubali bir ses tonuyla ’Ne diyor lan o’ deyince aracı durdurup sert ve öfkeli bir ifadeyle her ikisini de çağırıp, ’Ortalık zaten karışık terbiyesizlik yapmayın adam gibi defolun evinize gidin yoksa beni polis çağırmak zorunda bırakmayın’ diyerek her ikisini de sertçe azarladım ve olay yerinden ayrılarak evime geldim. Olayın özeti ifade ettiğim gibidir. Benim bu kişileri tehdit ettiğim iddiaları kesinlikle doğru değildir. Ben halen 26. dönem Manisa milletvekili olarak görev yapıyorum. Son zamanlarda CHP milletvekillerine yapılan saldırılar hepimizin ve kamuoyunun malumudur. Bu kişilerin şüphe uyandıran hal ve tavırlarından endişe duyduğum ve tedirgin olduğum için ve olası bir saldırıda kendimi koruyabilmek için, tedbir olarak silahımın namlusuna mermiyi sürdüm ve geri belime koydum. Benim bu kişilerle herhangi bir tanışıklığım bile yoktur. Sadece ikinci konuşmanın sonunda ’Polis çağırmak zorunda bırakmayın’ diyerek her ikisini de oldukça sert bir tonda azarlamıştım. ’Polis çağırmak zorunda bırakmayın’ sözünü söylememdeki amaç laubali ve saygısız tavırlarına devam etmemeleri ve oradan uzaklaşmalarını sağlamak içindi. Sonuç olarak, ben bu olayda hakkımda şikayetçi olan kişilere karşı herhangi bir silahlı tehditte bulunmadım. Olay yerini gören kameralar incelendiğinde, onları uzaktan görünce durakladığım ve sokak içinde 1 dakika civarında tedirgin bir vaziyette bekleyişim ve mermiyi namluya sürdükten sonra yeniden belime koyuşum açıkça görülecektir. Yapılan bu şikayetin birinci ihtimali olarak, benim polise müracaat edeceğimi düşünerek sanki suç bastırırcasına yapılan bir şikayet olabileceğini düşünüyorum. İkinci ihtimal olarak bu kişilerin birileri tarafından birtakım vaatlerle kışkırtılarak bu tartışmanın aleyhimize yönelik bir siyasi propaganda malzemesi yapılmak amacının olabileceğini de düşünüyorum.”

    CHP’li Mazlum Nurlu, iddia sahibi Gürol Hoşgör hakkında “Yalan beyanda bulunma ve iftira atmak” suçlamasıyla soruşturma açılmasını, hakkında şikayette bulunan kişilerin olay akabinde kim ya da kimlerle görüştüğünün belirlenmesi bakımından bugüne kadar yaptıkları arayan-aranan şekilde telefon görüşme kayıtlarının soruşturma dosyası içine alınmasını, çıkan görüntülerin çekim kayıtlarının nerede ve kimlerin hazır bulunduğu bir ortamda alındığının sorulmasını, olan geçtiği 14. Sokak ve Belediye Caddesi İstanbul Pastanesi önünü gösteren kamera kayıtlarının soruşturma dosyasına alınmasını talep etti.

  • Tek tırnaklı et satıldığı iddialarına esnaftan sert tepki

    Diyarbakır’da 35 yıldır esnaflık yapan Kahvaltıcı Alaaddin Usta olarak bilinen Alaattin Kılıç, son günlerde yaşanan tek tırnaklı et satışları iddialarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Diyarbakır’da bir listenin dolaştığının ve listede ismi bulunan esnafta tek tırnaklı et satıldığı dedikodularının yayılmasından rahatsızlık duyduğunu belirten Kılıç, “Tek tırnaklı et tespit edilen işletmelerin listesi, titizlikle incelenmeli ve işletmeler kamuoyuna açıklanmalıdır” dedi.

    Sosyal medya ve bazı insanlar arasında Diyarbakır’da bazı işletmelerde tek tırnaklı et tespit edildiği şeklindeki iddialar üzerine açıklama yapan Alaattin Kılıç, yetkililerin bu duruma el koyup varsa bunun doğruluğu vakit kaybetmeden bu durumu kamuoyuna bildirmeleri gerektiğini söyledi. Kılıç, “Kutsal mesleğimize, kimsenin leke düşürmesine asla izin vermeyeceğiz. Lokantacılar Tatlıcılar Kebapçılar Odası, resmen meşruiyetini yitirmiştir. 2014’ten bu odanın varlığı yokluğu belli değil, kimin tekelinde, hangi çıkar güçlerin kontrolündedir? Bu kadim Diyarbakır kenti; bu kadar hayati sorunlarla boğuşurken mesleki sorunlarla boğuşmaktan da harap ve bitap düşmüştür. Dünyada çay tüketiminde, birinci sırada olan Diyarbakır’da çay 5 TL. Lokantalarda Çorba da 5 TL. Bu kadar çelişkili ve uçurum bir fiyat farkının yanı sıra, pek çok esnaf krizden dolayı kan ağlarken, asıl görevi halkı aydınlatmak ve kontrollü sağlamak olan, odanın Diyarbakır’da bu kadar iddialara karşı sessiz olması anlaşılabilir değildir. Diyarbakır’da 30’un üzerinde işletmede, ‘Tek tırnaklı’ et satışı tespit edildiği iddiası ortada dolanmaktadır. Dilden dile dolaşan dedikodular yabana atılacak gibi değildir. Lokantacı, marketçi ve kasaplar, bir bütün olarak zan altındadır. Başta, Diyarbakır Valiliği olmak üzere, Büyükşehir Belediyesi, Tarım Gıda ve Hayvancılık Müdürlüğü, Diyarbakır Esnaf Sanatkarlar Odaları Birliği ile Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası gibi kurumlar derhal, uzmanlardan oluşan bağımsız bir komisyon kurmalıdır. Tek tırnaklı eti tespit edilen işletmelerin listesi, titizlikle incelenmeli ve işletmeler kamuoyuna açıklanmalıdır. Bu işe tenezzül edenlerin, ruhsatları iptal edilmeli, meslekten ve ticaretten ihraç edilmelidir. Ayrıca, bu ahlaksızca iddiaları ortaya atıp bunun ispatını yapamayanlar da memuriyetten men edilmelidir. Bu emek isteyen kutsal esnaflık mesleği satılık değildir. Kutsal bir meslek asla, parayla alınıp satılmaz, çamur atmak bu kadar kolay olmamalıdır. Bu tür oyunlara artık pirim verilmemelidir. Dünyanın en geniş mutfak lezzetlerine sahip, Diyarbakır mutfağını, kirli emellilerin oyunlarınıza alet ettirmeyeceğiz” dedi.

  • Özgür Özel’in iddialarına Selçuk Özdağ’dan yanıt

    CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in referandumla ilgili olarak ’Hayır’ oyu kullanacakların ’Evet’ oyu kullanacaklardan biraz daha önde olduğu ve kararsızların ‘Hayır’ oyu kullanma meylinde olduğu iddialarına AK Parti Siyasi Erdem, Etik Kurulu Üyesi ve Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ’dan yanıt geldi. Özdağ, “Lafla söz arasında fark vardır. Özgür Özel doğruluğu olmayan sözlerle negatif algı oluşturmak istemiş ve sanırım halüsinasyon görüyor” dedi.

    CHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel’in ifade ve iddiasının elle tutulur hiçbir yanı olmadığını kaydeden AK Parti Siyasi Erdem, Etik Kurulu Üyesi ve Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, “Lafla söz arasında fark vardır. Laf çok, söz ise kesindir. Özgür Özel doğruluğu olmayan sözlerle negatif algı oluşturmak istemiş ve sanırım halüsinasyon görüyor. Türkiye’de bugüne kadar 6 Referandum yapıldı Nisan 2017’de ise yedincisi yapılacak. Bu Referandumda ne çıkarsa ona saygılıyız ve demokrasinin gereği de budur. Ancak şu ana kadar yapılan anket sonuçlarına göre’ Evet’ diyenlerin oranı yüzde 56 bandındadır. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın en kısa sürede Meclisten çıkan 18 Maddelik Anayasa değişikliğini imzalayacağına inanıyorum. Referandumda söz de, karar da milletimizindir. Şu ana kadar millet iradesi, demokrasi ile birlik ve beraberliğimizden yana kararını net olarak ortaya koyan milletimize güveniyorum” dedi.

    Referandumun muhtemelen 2 ya da 9 Nisan 2017 tarihinde gerçekleşeceğini ifade eden Özdağ, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Afrika ziyareti sonrasında ifade ettiği gibi Referandumla ilgili Meclis oylamasından çıkan kararı imzalayacağına inanıyorum. Referandum kesinlikle yapılacaktır. Referandum oylamasında milletimiz ne karar verirse ‘Baş göz üstüne’ diyeceğiz. Millet iradesine inanıyoruz. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyen Mustafa Kemal Atatürk’tür. O nedenle bunun haricinde iddia edilen, sırf laf söyleme adına telaffuz edilen bu tür sözlerin ve açıklamaların hepsi safsatadır” diye konuştu.

    “Özgür Özel’in iddiaları hayal mahsulü”

    CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in iddialarının ve bu tarz ifade edilen sözlerin hepsinin hayal mahsulü olduğunu ifade eden Özdağ, “Bunlar Negatif algı oluşturmak ve yönetmek adına söylenen sözlerdir. CHP’de Grup Başkanvekilliği yapan Özgür Özel’in bu tür bir ifade vermesini, açıklama yapmasını doğrusunu söylemek gerekirse yadırgadım. Bu tür ifadeler akli, mantıki ve doğru değil. Şu ana kadar yapılan anketlerde ‘Evet’ ön planda. Yapılan anket sonuçlarına göre ‘Evet’ diyenlerin yüzde 55-56 bandında olduğunu görüyoruz. Böyle bir ortamda Sayın Cumhurbaşkanımız Referandumu neden geciktirsin ya da iptal etsin ki. Neden Referandum yapılmasın ki?” diye sordu.

    “Siyasetçi laf değil söz söylemeli”

    Türkiye’de şu ana kadar 6 Referandum yapıldığını muhtemelen Nisan ayında yapılacak olan Referandumun ise yedinci Referandum olacağını ifade eden AK Parti Siyasi Erdem, Etik Kurulu Üyesi ve Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, “1961’de, 1980, 1984, 1987’de, 2007’de, 2010’da ve şimdi 2017’de yapılacak olan referandumla Türkiye’de yedinci kez referandum yapılmış olacak. Bu yapılan referandumlar arasında şu ana kadar bir kez ‘Hayır’ çıkmıştı. O da ‘Erken seçim olsun mu, olmasın mı’ içindi. Milletimiz ‘Olmasın’ demişti ve erken seçim yapılmamıştı. Şimdi bir tabirle açıklayacak olursak ‘Aç tavuk kendini darı ambarında görürmüş’ diyebiliriz. CHP Grup Başkanvekili ve aynı şehirden Milletvekili olduğumuz CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel’in bu açıklamasında hayal ve halüsinasyon gördüğünü söyleyebiliriz. Tabi ki herkesin konuşma, söz söyleme hürriyeti var. Ama sözle laf arasında fark vardır. Laf çoktur, söz ise kıymetlidir. Siyasetçiler konuşurken daha çok söz söylemelidirler. Özgür Özel beyin kendi düşünceleridir ama katılmamız mümkün değildir, ifadeleri ve iddiası da doğru da değildir. Bu Referandumu, Mecliste günlerce süren oylamaları niçin yaptık biz? Meclisteki oylamalardan millet iradesine bağlı doğru bir karar çıkmıştır. Referandum’da söz de, karar da milletindir ve ne karar çıkıyorsa başımızın üstünde yeri vardır, saygılıyız” şeklinde konuştu.