Etiket: idam

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ’idam’ açıklaması

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, YHT Gar açılışında ’idam’ sloganları üzerine, “Yakın yakın merak etmeyin. Yakın inşallah. Hükümetimiz parlamentoya bunu getirecek. Ben inanıyorum ki parlamentodan bu da geçer. Bana da geldiği zaman bende onaylarım. Egemenlik kayıtsız şartsız milletin değil mi? Milletin” dedi.

    Ankara Yüksek Hızlı Tren (YHT) Garı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ın da katıldığı törenle hizmete açıldı. Tören açılışında yaptığı konuşmada Erdoğan, “Başkentimizin sembol eserlerinden biri olacağına inandığım YHT Gar binasının ülkemize kazandırılmasında emeği geçen tüm arkadaşlarımı, tüm yüklenici firmaların gerek yöneticilerini, mimar, mühendis işçilerini tebrik ediyorum. Bu eser dünyada en başarılı uygulamalarını ortaya koyduğumuz kamu özel ortaklığının bir ürünüdür. Günde 50 bin yolcu kapasiteli gar binamız, 3 peronu, 6 demiryolu hattı, 195 bin metrekareyi bulan kapalı alanı, bin 910 araçlık otoparkı, ticari, sosyal ve kültürel alanlarıyla gerçekten örnek bir eser” diye konuştu.

    “Niye benim ülkemde benim vatandaşımın verdiği vergiyle 15 Temmuz darbesini yapacak alçaklar, kansızlar ortaya çıkıyor?”

    “Bize asla eğilmek yakışmaz. Biz kula kul olmadık” ifadesini kullanan Erdoğan, “Biz sadece ve sadece rabbimizin huzurunda rükûda eğiliriz. Hiçbir güç karşısında eğilmedik, eğilmeyiz. Dik duracağız, dikleşmeyeceğiz. Bu binayı 19 yıl 7 ay süreyle Ankara Tren Garı İşletmesi adıyla kurulan firma işletecek. Sonrada Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarına devredecektir. İş bilenin kılıç… Yaklaşık 235 milyon dolarlık bir yatırımla hayata geçirilen bu gar ile birlikte Ankara’nın yüksek hızlı tren hatlarının merkezinde yer almak konumu bir kez daha güçlenmiş oluyor. Ne diyor o güzel türküde, ‘Gözüm yolda gönlüm darda, ya kendin gel ya da haber yolla. Duyarım yazmışsın iki satır mektup. Vermişsin trene halini unutup. Kara tren gecikir, belki hiç gelmez. Dağlarda salınırda derdimi bilmez. Dumanın savurur halimi görmez. Gam dolar yüreğim gözyaşım dinmez.’ Bundan sonra kara tren hiç gecikmeyecek merak etmeyin. Çünkü onun yerini artık hızlı trenler alıyor. Bugün iki satır mektup yazma. Haber gönderme süresinde Ankara’dan çıkıp Eskişehir’e Konya’ya İstanbul’a ulaşabiliyor. Yalnız az önce Sayın Başbakan bir şeyi unuttuğunu söyleyeyim; her yeri dolaştı, dolaştı da bizim Rize’ye uğramadı. İnşallah oraya da bir uğrayıverirsin. İnşallah 2018 yılında bunlara Bursa’yı, Yozgat’ı, Sivas’ı, İzmir’i, Karaman’ı da ekliyoruz. Ardından 2020’ye kadar bu hatları Mersin, Adana, Erzurum, Erzincan’a kadar uzatıyor. Bu şekilde her istikamete devam edip, gidiyoruz. Bu yıl içinde birçok açılışlar yaptık. Şimdi de Avrasya Tüneli ile boğazın altından inşallah 106 metre derinlikten muhteşem bir geçişi gerçekleştireceğiz. Otomobil geçecek. Burası Türkiye dünyanın en gelişmiş ülkelerinde ne varsa Türkiye’de en azından bunlarda olacak. Niye kıskanıyorlar? İşte bundan dolayı. Bizde kıskananlara diyoruz ki çalışın, koşun, sizinde olsun. Mesele bu. Niye benim ülkemi karıştırıyorlar. Niye benim ülkemde benim vatandaşımın verdiği vergiyle 15 Temmuz darbesini yapacak alçaklar, kansızlar ortaya çıkıyor? Onlar kansız, onlar alçak, onlarda vatanseverlik diye bir şey yok” açıklamasında bulundu.

    “Yakın yakın merak etmeyin”

    ‘İdam istiyoruz’ sloganları üzerine ise Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Yakın yakın merak etmeyin. Yakın inşallah. Hükümetimiz parlamentoya bunu getirecek. Ben inanıyorum ki parlamentodan bu da geçer. Bana da geldiği zaman bende onaylarım. Niye? Millet ne istiyorsa o olur. Egemenlik kayıtsız şartsız milletin değil mi? Milletin. Egemenlik milletin olduğuna göre mesele bitmiştir. Batı şöyle diyor, Batı böyle diyor kusura bakmayın Batının ne dediği değil, milletimin ne dediği önemlidir.”

    “Kanal İstanbul Türkiye’nin Cumhuriyet tarihindeki en büyük projesi olacak”

    Konuşmasında şuana kadar Marmaray’dan 3 sene içerisinde 160 milyon yolcu geçtiğini bildiren Erdoğan, “Fazlası var azı yok. Geçtiğimiz haftalarda Avrasya Tünelini Sayın Başbakanla beraber gittik, yerinde gördük. Aracımızla Avrupa tarafından Asya’ya karşılıklı gidiş gelişlerimizi yaptık. İstanbul’da inşa edilen yeni havalimanımızı inşallah 2018 çeyreğinde burayı inşa eden firmalarında içinde olduğu 5’li konsorsiyumla inşallah 2018’in ilk çeyreğinde herhalde bana böyle vermişlerdi sözü ilk çeyrekte 90 milyon yılda yolcu kapasiteli kısmının açılışını yapacağız. Bu da dünyanın bir numarası oluyor. Muhteşem bir eser ortaya çıkıyor. Niye Türkiye’ye bu yakışır. Türk milletine bu yakışır. Onun için. Bunlar Türkiye’nin nasıl geliştiğinin nasıl yükseldiğinin nasıl sıçradığının birer ifadesidir. Şimdi önümüzde iki önemli proje var. 1915 Çanakkale Köprüsü. Plan proje her şey hazır. İnşallah ihalesi yapılacak ve 18 Mart’ta da temelini atacağız. Kanal İstanbul var ki o da apayrı bir proje o da Karadeniz’i Marmara bağlayacak. Dünyada Süveyş Kanalını, Panama Kanalını konuşurlar bundan sonra da inşallah Karadeniz’i Marmaray’a bağlayan henüz Kanal İstanbul olarak adı yürüyor. Bunu anacaklar. Kanal İstanbul Türkiye’nin Cumhuriyet tarihindeki en büyük projesi olacak. Bu projeyle ilgili hazırlıklarda sürüyor” ifadelerini kullandı.

    “Biz anıt manıt istemiyoruz, bizi şöyle 2 metre yere gömsünler yeter”

    Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Öleceğiz gideceğiz. Ama bizim derdimiz var derdimiz. Biz dertliyiz, bizim bu millete sevdamız var. Bu vatana sevdamız var. Hep şunu söyledik, ‘eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri.’ İşte bizde bu eserlerle anılmak istiyoruz. Derdimiz bu. Ne olacak öleceksin gideceğiz. Biz anıt manıt istemiyoruz, bizi şöyle 2 metre yere gömsünler yeter. Ne olacak. Topraktan geldik, toprağa gideceğiz. Her nefis ölümü tadıcıdır. Öyleyse oradan geldik oraya gidiyoruz. Mesele oraya hazırlanmak. Nasıl hazırlandığımız, nasıl hazırlanacağımız önemli. Mesele bu. Allah’ın izniyle Türkiye’nin hedeflerine ulaşmasını hiçbir güç engelleyemeyecektir. Biz rabbimin lutfuyla, bu engelleri teker teker aşıyoruz. Kararlıyız. Sizlerle beraber ne dedik, yürüyeceksin millet yürüyecek arkandan. İstiklal Harbimiz ondan önce Çanakkale Savaşı daha eskiye gidersek Anadolu’da bin yıl boyunca verdiğimiz sayısız mücadele var ya bunların hepsi milletimizin istiklal ve istikbal mücadelesidir.”

  • Sakaryalılar Adil Öksüz’ün yakalandıktan sonra idam edilmesini istiyor

    Sakaryalı vatandaşlar, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) hava kuvvetleri imamı olduğu iddia edilen Adil Öksüz’ün yakalandıktan sonra idam edilmesini istiyor.

    FETÖ’nün 15 Temmuz darbe teşebbüsünde Akıncı Hava Üssünde yakalanan Sakarya Üniversitesi (SAÜ) İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Adil Öksüz, çıkarıldığı mahkemece serbest bırakılmasının ardından sırra kadem bastı. Uzun süredir aranan Öksüz’ün bir an önce yakalanmasını isteyen vatandaşlar, sorgulandıktan sonra da idam edilmesini istedi.

    “Bulununca asılmasını istiyoruz”

    Darbenin kara kutusu olarak bilinen Adil Öksüz’ün bir an önce bulunup asılmasını istediğini belirten Mehmet Atmaca isimli vatandaş, “Adil Öksüz vatan haininin tekidir. Bulununca asılmasını istiyoruz. Sadece Adil Öksüz değil, bütün vatan hainlerinin asılmasından yanayız. Hiç umurumuzda değildir. Vatana ihanet ediyorsan hiçbir şekilde bu ülkede yaşama hakkın yok. Ekmeğini yediğin, suyunu içtiğin vatana ihanet edemezsin” dedi.

    Asım Atmaca isimli vatandaş ise “At izi it izine karışmış. Ama devletimiz büyük bir devlet. Devletimiz sonuna kadar gider bu hain kişileri bulur ve adalete teslim eder. Temennimiz böyle olayların bir daha olmamasıdır” diye konuştu.

    “Paralel örgüte mensup herkes idam edilsin”

    Sadece Adil Öksüz’ün değil bu yapıya mensup herkesin idam edilmesini isteyen Ali Çolak, “Adil Öksüz gerçek bir vatan hainidir. Yakalandıktan sonra konuşturulmasını, ardından direkt idam edilmesi gereken insanların başında gelenlerdendir. Adil Öksüz ile birlikte paralel örgüte mensup darbecilerin hepsinin idam edilmesinden yanayım ve destekliyorum. Tek anlamadığım bu adam yakalandıktan sonra nasıl serbest bırakılıyor” ifadelerini kaydetti.

    Vatana ihanet eden herkesin cezasını çekmesi gerektiğini belirten Yunus Kara, “Darbeye teşebbüs eden Adil Öksüz’ün bir an önce yakalanmasını ve cezasını çekmesini istiyoruz. Söylenecek söz bulunmuyor bunun için. Bir insan vatanına ihanet eden, Rabbine, dinine ihanet etmiştir. Onun için cezasını çekmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

  • (Özel Haber) Annelik hayalleri çalınan şehit polisin ailesi idam istedi

    Adana’da, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile ilişkili olduğu gerekçesiyle kapatılıp, devlete devredilen bir anaokuluna, darbe girişimi sırasında Ankara’da yapılan hava saldırısında şehit edilerek annelik hayalleri çalınan Adanalı polis memuru Sevda Güngör’ün ismi verildi. Şehidin ailesi, FETÖ ile işbirliği tespit edilen herkesin idam edilmesini istedi.

    OHAL kararnamesiyle kapatılarak önce hazineye daha sonra da Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilen, Seyhan ilçesindeki 2000 Evler Mahallesi’nde yer alan Özel Burç Çukurova İlkokul/Ortaokulu bünyesinde bulunan anasınıfına, Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki eğitim tesislerine yapılan hava saldırısında şehit olan polis memuru Sevda Güngör’ün ismi verildi.

    İsim değişikliği haberi, anaokulunun müdürü ve öğretmenleri tarafından şehit polis memuru Sevda Güngör’ün, Çukurova ilçesindeki Çatalan Mahallesi’nde yaşayan ailesine verildi. 4 çocuklarından en küçüğü, 27 yaşındaki Özel Harekat Polisi Sevda Güngör’ün şehit acısını yaşayan annesi Nural Güngör (57) ve babası Mehmet Güngör (64), “Kızımı geri getirmeyecek ama isminin sonsuza kadar yaşatılmasında emeği geçenlere çok teşekkür ederiz” şeklinde konuştu.

    Anne Nural Güngör, sözde askerlerin, halkın verdiği vergiler sayesinde alınan silahlarla kızını öldürmelerini anlayamadığını kaydederek, “En çok da bu zor geliyor. Bunun için FETÖ bir an önce gelse de cezasını çekse diyorum. Emir verenlerin hepsi cezalandırılsın yoksa bizim acımız hiç dinmez. Kızımın vurulduğu görüntüleri televizyonda devamlı izliyoruz. O komutan ’elinize sağlık’ deyince 3 gün zoruma gitti. Nasıl ’eline sağlık’ diyorsun sen, vicdansız? Hepsini Allah’a havale ediyoruz, cezalarını çeksin. Biz nasıl yandıysak onlar da yansın. Çocuğumun ne hayalleri vardı. Çok hayal kurardı. ’Evleneceğim artık anne’ derdi. ’Benim de çoluk çocuğum olsun istiyorum’ derdi” ifadelerini kullandı.

    Baba Mehmet Güngör ise darbecilerin bir an önce temizlenmesi gerektiğine vurgu yaparak, işbirliği yapan herkesin asılmasını istedi.

  • (Düzeltme) Babası 60 darbesinde idam cezasına çarptırılan kadının darbecilere direnişi

    15 Temmuz gecesi 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde darbecilere direnirken açılan ateşle yaralanan Kübra Hatice Çiftçi, yaşadığı o anları anlattı. “Gerçekten ikinci bir İstiklal Harbi’ydi” diyen Çiftçi’nin babasının 1960 darbesinde hakkında idam cezası verilen ancak darbecilerden kaçmayı başaran Ahmet Çiftçi olduğu öğrenildi.

    15 Temmuz darbe girişiminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne çıkarak darbecileri durdurmaya çalışan Kübra Hatice Çiftçi, yaşadığı o anları anlattı. Darbeci askerlerin attığı kurşunlarla yaralanan genç kadının babası gazeteci Ahmet Çiftçi’nin de 1960 darbesinde cuntacılara direndiği için hakkında idam cezası verilen ilk kişi olduğu öğrenildi. Kalbinin üzerinden kaburga kemiğine isabet eden kurşunla yaralanan Çiftçi, darbeci askerleri ikna edebilmek için girdiği diyalogları anlattı. “Gerçekten ikinci bir İstiklal Harbi’ydi” diyen Kübra Hatice Çiftçi, “Bütün vatan, millet için zor bir geceydi. Çanakkale Savaşı’ndan daha zor olan bir tarafı da Çanakkale’de İngiliz, İtalyan başka kuvvetlere karşı savaşırken, kendi çocuklarımızla karşı karşıya kalmamız. O geceden kalan en büyük iz, en büyük yara, bir gecede 10 yaş yaşlanmamızın sebebi kendi çocuklarımızdan kendimizi kurtarmaya çalışıyor olmamızın ızdırabı vardı” dedi.

    Kübra Hatice Çiftçi, darbecilerin attığı kurşunla yaralandığını belirterek, “İlk önce gittiğimizde çocuklara anlatırsak durumu askerlerin durumu anlayıp geri çekileceklerini zannettiğimiz için üzgün ve kırgın olarak gittik. Fakat maalesef hiç acımadan taradılar. O sırada yerden seken bir kurşun kalbimin üzerinde kaburga kemiğine saplanmış” diye konuştu.

    “Komutan ’beynine mi sıktıracaksın’ diyerek beni tartakladı”

    Cuntacılarla arasında geçen diyaloğu anlatan Çiftçi, “Allah bunu nasip etmedi onlara. Bu Allah’ın bize verdiği bir ikramdır. 15 Temmuz’u şükretmemiz gereken bir nimet olarak görüyorum. İnşallah bundan sonra layık olmaya çalışırız. Askerlere o gece ’Bu halk size dua ediyor. Bu halk size emanet. Emanete hıyanet mi ediyorsunuz çocuklar, kendinize gelin’ şeklinde bir diyaloğa girip onları ikna edeceğimi düşündüm. Fakat orada çok koyu olan 3 kişi vardı, herhalde komutanlarıydı. Onlar tarafından çok zalimce bir tepki aldım. Silahları ellerinden düştü fakat komutanları çok koyu bir adamdı. Telefonu aldı elimden baktı, askerler demoralize oldu. Savaşa başlamadan kaybediyorum psikolojisi oluştu herhalde kendisinde. Aldı telefonu elimden ’Git buradan, beynine mi sıktıracaksın’ diyerek beni tartaklamaya başladı” ifadelerini kullandı.

    Kübra Hatice Çiftçi, “Evim köprüye çok yakın. Cumhurbaşkanının çağrısıyla 3 dakikada oradaydım. Hiç tereddüt etmedim” dedi.

    “Babam idama mahkum olan ilk gazetecidir”

    Kübra Hatice Çiftçi’nin kardeşi Abdullah Çiftçi de, babasına 1960 darbesine karşı çıktığı için o dönemde idam cezası verildiğini söyledi. Babasına ait kitapları gösteren Çiftçi, ablası Kübra Hatice Çiftçi’nin de babası gibi demokrasiye sahip çıktığı için cuntacılardan zarar gördüğünü belirtti. Abdullah Çiftçi, şunları söyledi:

    “60 ihtilalinin ilk idam mahkumu Ahmet Çiftçi. Cuntacılara karşı ilk tepki gösteren ve beyanname hazırlayan ilk ve tektir o zaman. Çıkıyor bir beyanname hazırlıyor. ’Bu halka karşı yapılmış bir harekettir, cuntacılara direnilmelidir. Adnan Menderes idam edilmemeli’ diye. Bu idam mahkumiyeti 60 yılının ilk idam mahkumiyeti olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti’nde de idama ilk mahkum olan gazetecidir. Ablam da en nihayetinde onun kızı, genetik mirası olduğu için hızlı bir şekilde köprüye cuntacılara karşı tepki göstermek için çıktı. Bir bakıma darbeyi önlemiş oldular.”

    “15 Temmuz diğer darbelerden farklı”

    15 Temmuz darbe girişiminin diğer darbelerden farklı olduğunu belirten Çiftçi, “Bu darbenin en büyük farklılığı Türkiye Cumhuriyeti’nin olaya müdahale edebilen bir liderinin olması, halka bir komut verebilmesi. Bu çok önemli. O zaman da belki halka ulaşıp komut verebilse Adnan Menderes, belki o zaman da halk harekete geçebilirdi” dedi.

  • AK Parti Milletvekili Mehmet Ali Şahin: “İdam çok hassas bir konudur”

    AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, demokrasi nöbetinin 25. gününde hemşehrileriyle Kent Meydanı’nda bir araya gelirken, FETÖ elebaşının ‘Mehdiyim’ iddialarını eleştirdi. Şahin, idam konusunda ise “İdam konusu çok hassas bir konudur” dedi.

    15 Temmuz gecesi itibariyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın işaretiyle vatandaşlar meydanlara çıkan halk, nöbetin 25. gününde yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın isteği üzerine tüm Türkiye’de olduğu gibi Karabük’te de demokrasi nöbetine virgül koydu.

    Karabük Kent Meydanı’nda toplanan hemşehrilerine seslenen Milletvekili Mehmet Ali Şahin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasını dinlediklerini ve nöbetlere nokta değil virgül konulacağına dikkat çekerek, “Sayın Cumhurbaşkanımız Başkomutanımız demokrasi nöbetlerine virgül koyacağız dedi. Dikkat edin nokta diyebilirdi, virgül dedi. İhtiyaç olduğunda tekrar siz görevinizi yaparsınız demektir” dedi.

    “İdam çok hassas bir konudur”

    Şahin, konuşması esnasında vatandaşların idamla ilgili çağrılarına da değinerek, “Ergenekon’dur, Balyoz’dur bir takım davalar oldu. Şu anda eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ Paşa falan ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılmıştı. Eğer Ergenekon ve Balyoz davaları sırasında yasalarımızda idam olsaydı bir çok komutan idama mahkum edilmiş olacaktı. Şimdi bunun paralel yapının girişimi sonucunda bu davaların açıldığına yönelik bir kanaat var. Diyelim ki idam cezası olduğu için bunlardan birkaç tanesini assaydık ve sonra dosyalar tekrar açıldığında yanlışlık olmuş diyerek asılan insanları geri getirebilir miydik? O nedenle idam konusu çok hassas bir konudur” dedi.

    “Türkiye İslami ilimlerin merkezidir, yurt dışından yayınlarla dinimizi öğrenecek değiliz“

    Konuşmasına FETÖ elebaşını eleştirerek devam eden Milletvekili Mehmet Ali Şahin, “Dinimizi öğrenmemiz için Pensilvanya’dan yapılacak yayınlara ihtiyacımız yok. Bizim dini birikimimiz bize yeter. Türkiye, halkımızın demokrasiye sahip çıkması sonucu artık demokrasinin de beşiğidir. Ülkemiz aynı zamanda ilimlerinde, İslami ilimlerin de merkezidir. O nedenle yurt dışından yapılan yayınlardan dinimizi öğrenecek değiliz. Aklımızı kullanacağız” diye konuştu.

    “Niye Allah’tan yardım istemiyorsun da Avrupa Birliği’nden istiyorsun sahtekar”

    FETÖ elebaşının ‘mehdiyim’ ve ‘Allah’ın sevgili kuluyum, Peygamberimizle konuşuyorum” iddialarına da atıfta bulunan Şahin, “Efendim neymiş mehdiymiş, sevgili peygamberimizle konuşuyormuş. Birtakım akla izana uymayan birtakım iddialara dayalı olarak bir kişiye aklımızı kiralamanın ne kadar yanlış olduğu gerçeğini herkes gördü. Bu terörist başı diyor ki ‘Avrupa Birliği Türkiye’ye müdahale etsin.’ Nereye verdi bu demeci, 1 hafta önce Mısır’daki bir televizyona verdi. Mısır darbecilerin iş başında olduğu bir yer. Bozacının şahidi şıracıdır. ‘Avrupa Birliği Türkiye’ye müdahale etsin’. Niye? ‘Türkiye’de insan hakları ihlalleri yaşanıyor.’ Evet yaşandı. 15 Temmuz’da insan hakları ihlalleri yaşandı. Bu terörist başının adamları sebebiyle darbe girişimi sebebiyle 250’ye yakın vatandaşımız hayatını kaybetti, şehit oldular. 2 binden fazla insan yaralandı, gazi oldular. İşte insan hakları ihlalleri bu. Ne yapsın Avrupa Birliği? Yeniden haçlı seferleri mi düzenlesin Türkiye’ye bunu mu istiyorsunuz? Hani siz Allah’ın sevgili kuluydunuz? Peygamberimizle doğrudan konuşuyordunuz niye onlardan yardım istemiyorsun da Avrupa Birliği’nden yardım istiyorsun sahtekar. Allah, peygamber diyeceksin, peygamberle doğrudan konuştuğunu söyleyeceksin ama yardımı isteyince Avrupa Birliği’nden isteyeceksin sahtekar” ifadelerini kullandı.