Etiket: ’I

  • AÜ’de “I. Uluslararası Siyaset ve Sosyal Bilimler Sempozyumu” başladı

    Ardahan Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi tarafından düzenlenen “I. Uluslararası Siyaset ve Sosyal Bilimler Sempozyumu” bugün başladı.

    Hoca Ahmet Yesevi Konferans Salonu’nda gerçekleşen sempozyuma; Ardahan Valisi Mehmet Emin Bilmez, Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy, Üniversite Rektörü Prof. Dr. Mehmet Biber, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Barca, İl Jandarma Komutanı Albay Selçuk Özdem, Ardahan Cumhuriyet Başsavcısı Koray Kesgin, diğer protokol üyeleri, kurum ve kuruluş temsilcileri, Üniversitemiz akademik-idari personeli ile öğrenciler katıldı. Müzik dinletisi ile başlayan programın açılış konuşmasını Sempozyum Düzenleme Kuruluşu Başkanı Üniversitemiz Dr. Öğr. Üyesi İhsan Kurtbaş gerçekleştirdi. Konuşmanın ardından kürsüye Üniversite Rektörü Prof. Dr. Mehmet Biber teşrif etti. Sempozyuma katılma nezaketi gösteren akademisyenlere teşekkürlerini sunan Rektörümüz şunları kaydetti:

    “Bu yıl 10. yaşımızı kutluyoruz. Özellikle son 2 yılda ciddi bilimsel çalışmalar yaptık; sadece bu yıl içinde diğer üniversitelerden yaklaşık 500 akademisyeni Üniversitemizde ağırladık. Birçok kongre, konferans ve sempozyum düzenledik. Bütün bu çalışmalar ve katılımlar, Üniversitemizin bilimsel ufkunun geliştiğinin en somut göstergesidir. Amacımız Ardahan Üniversitesi olarak tecrübelerimizin ötesinde çalışmalar yaparak, ilimiz, bölgemiz ve ülkemiz için önemli bir eğitim üssü haline gelmektir”. Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy, 3 bin yıllık zengin bir geçmişe sahip Ardahan şehrimizin, Ardahan Üniversitesi tarafından bilimsel çalışmalar eşliğinde sürekli olarak tanıtılmasının gurur verici olduğunu belirterek, Üniversitemizin kısa sürede büyük bir yol kat ettiğini ifade etti. Ardahan Valisi Mehmet Emin Bilmez ise, 2008’de kurulan Ardahan Üniversitesi sayesinde Ardahan’ın eski misyonuna tekrar kavuştuğunu vurgulayarak, “ Ardahan’ın sosyal dokusunu, tarihi ve kültürel zenginliklerini, Üniversitemizin değerli çalışmalarıyla birlikte tüm dünyaya tanıtmayı amaçlıyoruz” diye konuştu. Üniversitemize konuşmacı olarak davet edilen Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Barca, ülkemizin her şehrine üniversite kurma fikrinin yerinde bir karar olduğunu Ardahan Üniversitesi’ne gelerek bir kez daha anladığını belirterek, “ Eğer bir şehir bilgi üretmiyorsa, o yerleşim yeri şehir statüsünde değildir. Ardahan Üniversitesi, şehrin bilim ve sanat üssü haline gelmiştir, bu gurur verici bir tablodur” dedi. Rektör Barca, sosyal bilimlerin önemine vurgu yaparak, temel bilimler gibi sosyal bilimlerin de prestijli hale gelmesinin kaçınılmaz olduğunun altını çizdi. Ülkemizde 70’ten fazla Teknokent olduğunu belirten Prof. Barca, artan imkânlar sayesinde Sosyokent’ler kurularak sosyal bilimlerin sosyal hayatla daha fazla entegre olmasının mümkün olduğunu vurguladı. İlk oturumun ardından Üniversitemiz Güzel Sanatlar Fakültesi’nin düzenlemiş olduğu resim sergisinin açılışı gerçekleştirildi. Sempozyum farklı oturumlar eşliğinde yarın tüm gün devam edecek.

  • İzmir’de, 15 Ağustos 2017 tarihinde 3 yaşındaki Alperen Sakin’in okul servisinde unutularak ölmesine ilişkin görülen davada ’Taksirle adam öldürmek ve delilleri yok etmek ile suçlanan tutuklu sanıklardan Taner İ. 9 yıl, Dilara K. 9 yıl, yine servis sürücüsü Taner İ.’nin eşi ve aynı zamanda anaokulun sahibi olan Yurdagül İ. 5 yıl, Arzu G. 6 yıl, Bekir G. 5 yıl, Ahmet S. 5 yıl ceza aldı. Taner İ. ve Yurdagül İ.’nin tutukluluklarına devam kararı verildi.

    IHAAW194519-ASA/19-07-2018

    – İzmir’de, 15 Ağustos 2017 tarihinde 3 yaşındaki Alperen Sakin’in okul servisinde unutularak ölmesine ilişkin görülen davada ’Taksirle adam öldürmek ve delilleri yok etmek ile suçlanan tutuklu sanıklardan Taner İ. 9 yıl, Dilara K. 9 yıl, yine servis sürücüsü Taner İ.’nin eşi ve aynı zamanda anaokulun sahibi olan Yurdagül İ. 5 yıl, Arzu G. 6 yıl, Bekir G. 5 yıl, Ahmet S. 5 yıl ceza aldı. Taner İ. ve Yurdagül İ.’nin tutukluluklarına devam kararı verildi.

    19.07.2018 19:45:19 TSI
    NNNN

  • Antalya’da iki ayrı uyuşturucu operasyonunda ’i Belçika uyruklu 8 kişi gözaltın alındı

    Antalya’da polis tarafından düzenlenen iki ayrı uyuşturucu operasyonunda 190 gram eroin maddesi ile 53 kök kenevir bitkisi, 456 gram esrar maddesi ile 180 gram sıvı uyuşturucu madde ele geçirildi. Olayla ilgili 1’i Belçika uyruklu 8 kişi gözaltına alındı.

    Edinilen bilgiye göre, bir ihbarı değerlendiren Antalya Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri bir evin içerisinde seraya dönüştürülmüş oda içerisinde boyları 120 santimetreye ulaşmış 53 kök kenevir bitkisi ele geçirdi. Aramayı genişleten ekipler aynı ev içerisinde 456 gram esrar maddesi ile 180 gram sıvı uyuşturucu madde ele geçirdi. Olayla ilgili bir Belçika vatandaşı J.M.N. ile Ç.Ö, M.G, M.D. ve F.K olmak üzere 5 şüpheli gözaltına alındı.

    Ekiplerin Antalya’da Zeytinköy olarak bilinen Yeşildere, Gebizli ile Kızılarık mahallelerinde uyuşturucu ticareti yapan şahıslara yönelik önceden tespit ettiği ikametlere baskın düzenlendi. 18 ekip ve 62 personel ile yapılan uygulamada 270 kişinin Genel Bilgi Taraması (GBT) yapıldı ve toplamda 190 gram eroin maddesi ele geçirildi. Yapılan çalışmalarda uyuşturucu ticaretinden dolayı aranan 3 şüpheli yakalandı. Emniyetteki sorguların tamamlanan şüphelilerin adliyeye sevk edildiği bildirildi.

  • ‘I. Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi’ sonuç bildirgesiyle sona erdi

    Şanlıurfa’da gerçekleştirilen ‘I. Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi’ sonuç bildirgesiyle sona erdi.

    Kongrenin sonuç bildirgesi, “Kur’an ışığında yaratılış gerçeğinin değerlendirilmesi, müspet bilimler ışığında yaratılış, evrimci görüşün sorgulanması, yaratılışın gaye ve hikmetleri, yaratıcıyı tanıma ve anlama, ders kitapları müfredatının yaratılış gerçeği açısından değerlendirilmesi ve basın, medya ve belgesellerde yaratılış gerçeğine bakış” başlıklarıyla hazırlandı. Kongresinin, alanında bilim tarihinde ilk olduğuna dikkat çekilen sonuç bildirgesinde, kongrede yurt içi ve yurt dışından kendi sahasında otorite olan bilim insanları tarafından 173 tebliğin sunulduğunu belirtildi. Sonuç bildirgesi düzenlenen basın toplantısı ile açıklandı.

    Kongre Tertip Komitesi Eş Başkanı Prof. Dr. Adem Tatlı, yaptığı açıklamada, “İslam dini gerçek bilimle çatışmaz. Bilimin ayrı, dinin ayrı hakikatleri olamaz. Bilimle din, akılla vahiy arasındaki kavga, İslam medeniyetinin kavgası değildir. Çünkü bilimlerin konusu Allah’ın kudret sıfatının eseri olan kainat kitabıdır. Kur’an da, Allah’ın kelam sıfatının eseridir. Bunlar birbiriyle kavgalı değildir. Tam aksine, Kur’an kainat kitabının bir nevi tefsiridir. Çok sayıda ayet ve hadis metninden anlaşıldığı üzere, İslam dini, ilme ve ilim adamına büyük önem vermektedir” dedi.

    Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Taşaltın da, kongreyi düzenleyen özel üniversite ve Harran Üniversiteleri heyetlerine teşekkür ederek, “Tartışılmayan bir konu bilim olmaz, her şey tartışılır. Bilimin özelliği budur. Bilim her şeye şüpheci bakmaktadır. ’Evrim teorisi ispatlanmıştır’ diyenlere, ’sizler donelerinizi ortaya koyun, bizler de İslamiyet’e, inanca göre kendi belgelerimizle tartışalım. Birlikte konuşarak doğruları ortaya çıkaralım. Buna yanaşılmıyor. Özellikle medyada evrim teorisini, şu kişiler kabul etti, şu ülkeler kabul etti diye yüzeysel, bilimsel olmaktan uzak veriler vererek tartışma ortamına girmiyorlar” diye konuştu.

    Kongrede bilimsel olarak evrimi ele aldıklarını dile getiren Rektör Prof. Dr. Taşaltın, kongre ile evrim teorisinin çürütüldüğünü belirterek, “Bilim ispattır, buyurun ispatlayın. Biz burada yaratılışı ispatlıyoruz, sizde ispatlayın ama televizyonlarda, yazılı, görsel ve sosyal medyada ’evrim ispatlanmıştır’ deyip arkanızı dönüp gitmeyin” şeklinde konuştu.

    Harran Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şerafettin Çelik, Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Hasan Akan, Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Musa Kazım Yılmaz ve Yrd. Doç. Dr. Cüneyt Gökçe’nin katıldığı basın toplantısında “Uluslararası Yaratılışı Araştırma Dergisinin” çıkarılması ve “Yaratılış Araştırma Merkezi” organizasyonunda bu kongrenin her yıl yapılması kararlaştırıldığı açıklandı.

  • Coşkun“ Kırık Kalp Sendromu Vakalarının %90’ı Kadınlar ”

    Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Uğur Coşkun kalp krizi ile benzerlikler gösteren “Kırık Kalp Sendromu” ile ilgili bilgi verdi.

    Doç. Dr. Coşkun, “Kırık Kalp Sendromu”nun, özellikle kadınlarda görülen; kişinin benliğini derinden etkileyen, elem verici ruhsal ve fiziksel tramvalar sonucunda gelişen, birebir kalp krizini taklit eden bulgular ile karşımıza çıkan klinik bir durum olduğunu ifade etti. Coşkun, Tako Tsubo Kardiyomiyopatisi, Apikal Balonlaşma Sendromu ve Stres Kardiyomiyopatisi olarak da adlandırılan bu hastalıkta yaşanan yoğun duygusal veya fiziksel stres sonrası kalp kasının özellikle apikal (uç) bölümünde kasılma bozukluğu ortaya çıkmakta olduğunu belirterek bu kasılma bozukluğunun tipik olarak kalbin sol karıncığının görüntüleme tetkiklerinde tipik apikal balonlaşma görüntüsünü verdiğini kaydetti.

    Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Uğur Coşkun, hastalığı ilk olarak Japonya’dan Sato ve arkadaşlarının Tako Tsubo Kardiyomiyopatisi olarak tanımladıklarını ve bu hastalıktaki sol karıncığın kasılma anındaki tipik görüntüsünü Japon balıkçılarının ahtapot avlamakta kullandıkları Tako Tsubo Çömleği olarak adlandırılan özel bir çömleğe benzettiklerini söyleyerek, hastalığın bu benzerlik nedeniyle Tako Tsubo Kardiyomiyopatisi olarak adlandırıldığını ifade etti.

    Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Sağlık Verileri Bankasına göre her yıl yaklaşık 7000 vak’aya bu teşhisin konduğunu belirten Doç. Dr. Coşkun, vak’aların yaklaşık %90’ının kadın ve yine vak’aların %90’ının 50 yaşın üzerinde olduğuna dikkat çekti. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Uğur Coşkun, hastalığın ortaya çıkışını tetikleyen olaylar arasında çok sevdiği bir yakınını kaybetme, sevdiği bir yakının kötü bir hastalığa yakalanması, iflas etme, eşinden fiziksel veya ruhsal şiddet görme sayılabileceğini kaydetti.

    Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Uğur Coşkun, açıklamasının devamında şunları kaydetti:

    “Hastalığın patofizyolojisi (ortaya çıkış mekanizması) halen tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Aşırı stres hormonu adrenalin salınımı, metabolik bozukluklar, mikrovasküler damar yatağı dolaşım bozukluğu ve yaygın koroner arter spazmı gibi teoriler ileri sürülmüştür.

    Kalp krizi tablosu ile müracaat eden hastaların %1-2 sinde Kırık Kalp Sendromu sorumludur. En sık bulguları; göğüs ağrısı (%76), nefes darlığı (%47) ve bayılmadır (%8).

    Kırık Kalp Sendromu Tanısının 4 Kriteri

    Kırık Kalp Sendromu tanısı için 2008 yılında Mayo Klinik Modifiye Kriterlerinden yararlanılabilir. Mayo Klinik 4 kriter tanımlamıştır.

    1-Belirgin bir damar beslenme bölgesine uymayan, stresli bir olay sonrası gelişen sol karıncıkta yaygın kasılma bozukluğu

    2- Koroner anjiyografide anlamlı bir darlık görülmemesi ya da plak çatlaması bulgusu olmaması.

    3-Kalp krizini düşündüren yeni ortaya çıkan EKG değişikliklerinin olması ve hafif düzeyde kalp hücre zedelenmesi enzimlerinde yükselme

    4- Feokromasitoma (Stres hormonu salgılayan böbrek üstü bezi tümörü) ve miyokardit (kalp adalesinin tutan enfeksiyon) olmaması.

    Kadınlarımızı Üzmeyelim

    Tedavisinde ise akut koroner sendrom başlangıç tedavisi verilir (aspirin, ADP antagonisti, heparin, statinler ve beta bloker ilaçlar). Kesin tanı konduktan sonra bu ilaçların hepsi kesilebilir. Kalp yetersizliği bulguları varsa ona yönelik kılavuzların önerdiği tedaviler verilir. Pıhtı eritici tedavi gerek kanama komplikasyonu ve gerekse fayda vermemesi nedeniyle kontrendikedir. Çoğunlukla kendiliğinden tamamen düzelen bir hastalıktır. Kalp ölümü dahil önemli bir kalp komplikasyonu olma oranı yaklaşık %3 dür. Erkeklerde çok daha az görülen bir hastalık olmakla birlikte olduğunda komplikasyon ihtimali kadınların 2 katından fazladır.

    Kırık kalp sendromu yaşamış olan hastalara sonrasında depresyona girmemeleri, üzüntü ve sıkıntı yaşamamaları için destekleyici psikoterapiler önerilebilir. Bunun dışında tartışma çıkabilecek aile toplantıları veya stresli iş ortamlarına girmelerinden kaçınmak faydalı olabilir.

    Sonuç olarak kadınlarımızı üzmeyerek, kalplerini kırmayarak “Kırık Kalp Sendromu” gelişmesini engelleyelim.”