Etiket: huzurunuzu

  • Huzursuz bacak sendromu huzurunuzu kaçırmasın

    Özel Ümit Vişnelik Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Ömer Tosun, huzursuz bacak sendromu ile ilgili bilgi verdi.

    Huzursuz bacak sendromunun toplumda yaklaşık yüzde 3 ile 15 oranında görüldüğünü belirten Tosun, bu hastalığa sahip kişilerin ne gibi şikayetlerle karşı karşıya kaldığı hakkında konuştu. Tosun, “Huzursuz bacak sendromu bacaklarda güçlü ve engellenemez hareket etme isteğinin olduğu bir nörolojik bozukluktur. Şikayetler iki bacakta olabileceği gibi tek bacakta da olabilir. Hastalık ilerleyince hareket etme isteği, kollar, gövde ya da baş gibi diğer vücut bölümlerine de yayılabilir. Hasta bacaklarını hareket ettirmediğinde rahatsızlık hissi artar. Hastanın bacaklarında uyuşma, yanma, karıncalanma, ağrı gibi hisler olur. Hastadan alınan öyküde bacaklardaki hareket etme isteği istirahat ile ortaya çıkıyor ve ya artıyorsa, bacakları hareket ettirme ile azalıyorsa ve akşam ya da gece kötüleşiyorsa tanı konur. Ailede benzer hastalık olması, verilen tedaviye olumlu yanıt bu tanıyı destekler” dedi.

    Bunlara dikkat edilmeli

    Huzursuz bacak sendromunu ilerletecek ve olumsuz etkileyecek durumlardan söz eden Tosun, şunları söyledi:

    “Demir eksikliği ile olan kansızlık, ağır derecede böbrek yetmezliği ve gebelikte huzursuz bacak sendromu gelişebilir. İleri yaş, kadın cinsiyet, Tip2 diyabet (şeker hastalığı) ve yüksek vücut kitle indeksi (aşırı kilo) risk faktörü olarak karşımıza çıkar. Fazla miktarda alınan, kafein içeren içecekler, alkol ve sigara bulguları kötüleştirebilir. Bazı ilaç türleri ile de yakınmalar artabilir. Huzursuz bacak sendromlu hastalarda Polisomnografi (uyku) incelemesi yapılması, bozukluğun tanımlanması ve tedavinin etkinliğini değerlendirmek için önemlidir.”

    Tosun, “Benzer yakınmaları olan hastaların Nöroloji hekimine başvurması, yakınmalarını anlatması, gerekirse tetkik yapılması, daha rahat bir yaşam ve uykuya kavuşması için gereklidir” dedi.

  • Cinsel sorunlar aile huzurunuzu bozmasın

    Uzmanlar, özellikle yeni evli çiftlerde görülen bazı cinsel bozuklukların tedavi edilmemesi durumunda boşanmalara kadar gidebilen süreçler yaşanabildiğini, fiziksel olmayan cinsel sorunların bir psikolog desteğiyle rahatça aşılabileceğini belirtiyor.

    Medicana Konya Hastanesi’nden Psikolog Ebru Soydaş, cinsel sorunların toplumda sık görülen durumlardan olduğunu belirterek, “Özellikle kadınlarda vajinusmus rahatsızlığı sık görülüyor. Vajinusmus, kadının kendini, kaslarını istem dışı kasması nedeniyle cinsel birleşmenin imkansız hale gelmesi, ya da ağrılı cinsel birleşme olmasına durumuna diyoruz. Ortalama her 10 kadından biri bu durumla karşı karşıya kalabiliyor. Bunun tedavisi çok kolaydır, hatta cinsel bozukluklar arasında en kolay tedavisi olan rahatsızlıktır. Ama insanlarımız bunu bilmediği için maalesef bu durum boşanmalara kadar gidebiliyor. Bunun sebebi fiziksel değilse biz tedavi edebiliyoruz. Cinsel terapi ile çift olarak gelindiğinde ortalama 11 seansta bunun çözümünü sunuyoruz. Cinsel isteksizlik de kadınlarda sık görülen sorunlardandır. Bunun sonunda da evliliklerde çatışmalar, iletişim problemleri, aldatma ve yine boşanmalara kadar gidebilir. Bunun tedavisi de çift olarak gelindiğinde mümkündür” dedi.

    Erkeklerde yaşanan cinsel sorunlara da değinen Soydaş, “Erkeklerde halk dilindeki adıyla erken boşalma, prematür ejakülasyon dediğimiz durumlarla da çok karşılaşıyoruz. Yani cinsel birleşme olmadan hemen önce kişinin istediği süre dışında kontrolsüz bir biçimde boşalması durumuna prematür ejakülasyon diyoruz. Özellikle erkeklerde yüzde 70 oranında görülebiliyor. Bunun yanında erkelerde halk dilinde sertleşme bozukluğu adı verilen erektil disfonksiyon olma durumu var. Yeterli derecede uyaran olmasına rağmen yeterli derecede sertliğe ulaşamama ya da bu sertliği sürdürememe durumu olabiliyor. Yine bu rahatsızlıklar da çift olarak gelindiğinde ortalama 10-11 seansta kontrol altına alınabilen durumlardır. Öncelikle bu durumu fiziksel bir sebepten mi kaynaklanıyor ya da psikolojik kökenli mi onu araştırmak lazım. Eğer sorun tamamen psikolojikse bunun tedavisi mümkün” şeklinde konuştu.

  • Güneş, huzurunuzu kaçırmasın

    Kum ve deniz güneşin etkisini artırdığını ifade eden uzmanlar, gölgelik alanlarda olmanın da güneş ışınından korunmaya yetmeyeceğini söyledi.

    Yaz aylarında güneşte fazlaca kalmak güneş yanıklarına davetiye çıkarıyor. Özellikle çocuklu aileler için tatil, gerekli önlemler alınmadığı zaman kabusa dönüşebiliyor. Güneş çarpması, ishal ve böcek ısırıkları başlıca tehditler arasında yer alırken, Özel Hayat Hastanesi’nden Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Serdar Yalman, tatil planı yapan ailelere bu risklere karşı kritik uyarılarda bulundu. Güneş yanıklarına en çok UVA ve UVB ışınlarının yol açtığını kaydeden Dr. Yalman, “Kum ve deniz güneşin etkisini arttırır. Şemsiye altında olmak dahi güneş ışınından korunmaya tam olarak yetmez” dedi.

    Açık tenli çocukların güneşten etkilenme riskinin daha fazla olduğuna işaret eden Dr. Yalman, yanık bulgularının güneşlenmeden 2-4 saat sonra ağrı, sıcaklık hissi ve kızarıklık oluşumu şeklinde ortaya çıktığını vurgulayarak şu önerilerde bulundu:

    “Güneş çarpmalarında susama hissi, dudakta kuruma, ateş, şuur kaybı gibi belirtiler meydana gelir. Bu tür durumlarda kişi hemen serin bir yere alınmalı, sıvı tüketmesi sağlanmalıdır. Güneş yanığına maruz kalan kişi Parasetamol benzeri ağrı kesiciler alabilir ve geçici bir süre nemlendirici kremler kullanılabilir. Güneş yanığı aşırı ağrılı, aşırı kabarcıklar meydana gelmiş, yüzde şişme, ateş, titreme, baş ağrısı gibi yakınmalar varsa ve susamışlık dil kuruluğu, güneşe maruz kalan bölgede kızarıklık ya da şuur bulanıklığı görülüyorsa vakit kaybeden en yakın sağlık kuruluşuna gidilmelidir.”

    Yalman, çocuklarda yaz aylarında ishal vakalarının da sık görüldüğünü bildirdi. Aşırı meyve suyu tüketimi, gıda alerjileri, kirli suda yüzmek ve bu suya maruz kalan gıdaların tüketiminin ishale sebep olduğunu belirten Dr. Yalman, “İshal şiddetinin değerlendirilmesinde en önemli bulgu dışkılama sıklığıdır. 6-8 saat içinde gözyaşı, idrar azalması ve deride kuruma sıvı kaybı belirtilerindendir. Açıkta bulunan dondurma, mayonez gibi yiyeceklerin tüketimi sonrası 6-24 saat içinde aniden başlayan kusma, karın ağrısı ve kramplar ishal ve gıda zehirlenmesi belirtisidir. Bu tür durumlarda toksin atılana kadar sıvı kaybı karşılanmalı ve ishal engellenmelidir. 1 yaşın altında ORS (Oral Rehidratasyon sıvısı) ilk 24 saat içinde verilir. 3 günden uzun süren ishallerde soya formülü mamalara eklenebilir. Anne sütü alanlarda anne sütü kesilmez. 8 saat içinde idrar yapmıyorsa dışkıda kan varsa ve şiddetli karın ağrısı çekiliyorsa en yakın sağlık kurumuna başvurmalıdır” diye konuştu.

    Sıcak havalarda parklarda, bahçelerde, köylerde, evlerin balkonlarında böcek ve sinek ısırığı ile çok sık karşılaştıklarını vurgulayan Dr. Yalman, bu durumlarda ısırılan bölgede kızarıklık oluştuğunu belirtti. 2 saat içinde kızarıklığın arttığını ifade eden Dr. Yalman, “8-10 dan fazla ısırık varsa sıcaklık, kızarıklıkta artış, ateş, kusma, baş ağrısı, ishal olabilir. 1 santimetrenin üstünde şişlik görülüyorsa alerjik diyebiliriz. Belirtiler görüldüğünde evde çocuğunuza ılık duş aldırmanızı öneriyoruz. Koruyucu losyonlar ve amonyaklı sıvıyla kompres yapılabilir. Park, bahçe ve açık alanlarda kene ısırığı riskini de göz önünde bulundurarak pantolon çorap içine sokulmalı, kol ve bacaklar kapatılmalı, uzun, beyaz renkli kıyafetler giyilmelidir. Ateş, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, yorgunluk, deride şişme ve sertleşme tehlike belirtileridir. Koruyucu olarak cilde DEET içeren kene koruyucular sürülebilir. Kıyafet üzerine hermethrin içeren böcek ilacı sıkılabilir. Evcil hayvanlar kontrol edilmeli. Saçlı deri kontrol edilmelidir. Kene bulunduğu yerden cımbızla veya penseyle çıkarılmalı ve kenenin çıkartıldığı bölge sabunlu suyla yıkanmalı. Kene bir kavanoza koyulmalıdır. İlk saatlerde antibiyotikli krem, bandaj ve buz uygulaması gerekebilir. Parasetemol antihistaminikli losyonlar verilebilir. Kenenin çıkarılamadığı durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor” dedi.