Etiket: ‘Huzurun

  • Başkan Can, ‘’Hizmetin, huzurun ve kardeşliğin adresi olduk’’

    Mersin’in Tarsus ilçe Belediyesi bir günde 2 hizmetin açılışını gerçekleştirdi.

    İlk olarak Tarsus Belediyesi tarafından restorasyonu tamamlanan, eski Gülek Belediye binası sosyal tesis olarak hizmete açılırken, ikinci Akşemsettin Mahallesi’nde Yap-İşlet-Devret modeli ile yapılan Neşve Cafe ve Restaurant açıldı.

    2014 öncesi kapanan 5 belde belediyesinden biri olan Gülek Mahallesi’ndeki eski belediye binası “Gülek 28 Mayıs Sosyal Tesisleri” ve Neşve Cafe ve Restaurant açılışlarında konuşan Belediye Başkanı Şevket Can, gündüz yorulmadan, gece uyumadan 7-24 mesai kavramı bilmeksizin çalıştıklarını söyledi.

    Başkan Can, “2014 yılı öncesinde Gülek, Yenice, Yeşiltepe, Bahşiş ve Atalar belde belediyelerimizdi. Yeni büyükşehir yasasıyla birlikte 5 tane belde belediyemiz kapanarak Tarsus Belediyemizin birer mahallesi haline dönüştü. Gülek Mahallemizde bulunan eski belediye binamızı restore ettik. Binamızda muhtar odası, bilgisayar odası, dikiş- nakış ve meslek edindirme kursu odaları ve kafe olarak hizmet verecek.Bizim işimiz mesleğimiz belediyecilik. Biz belediyeciliğin de siyasetin de çıraklığından geliyoruz. Bizim görevimiz sadece yol, park yapmak değil, huzurun ve kardeşliğin adresi olmaktır. Her mahallemizde Gülek Mahallesi gibi vatansever, milletsever, bayrak sever insanlarımızın sayısını arttırmamız lazım. Çünkü bizim birlikteliğe, kardeşliğe ve huzura ihtiyacımız var. Bizleri değerlendirirken bir de bu şeklide değerlendirin. Bizler 94 yılından bu güne kadar hizmetin, kardeşliğin, huzurun, birliğin ve beraberliğin adresi olduk” şeklinde konuştu.

    Yap-İşlet- devret modeli ile yaptırdıkları tesis hakkında bilgi veren Başkan Can, “Burası yap-işlet- devret modeliyle gerçekleştirilmiş bir projemizdir. Yer Tarsus Belediyesi olarak bizlere aittir. Bizler 10 yıllığına projemizi ihaleye çıkarttık. İhaleyi alan yüklenici işletmeci kardeşlerimiz, bizim vermiş olduğumuz projeyi gerçekleştirdi. Neşve Cafe ve Restaurant olarak düzenledi. Bugünde açılışını gerçekleştiriyoruz. Burası 10 yıl sonra Tarsus Belediyesi’nin kendi öz kaynakları arasına girecek. Bizde bu şekilde cebimizden 1 lira çıkmadan şehrimize böyle güzel bir tesis kazandırmış olduk. Neşve Cafe ve Restaurant işletmecilerine Rabbim bol kazançlar nasip etsin. Daha öncede May Life Plaza olarak açılışını yaptığımız yerde bize aitti. Orası da ihaleye çıkarak gerçekleştirdiğimiz bir proje. 25 yıl sonra orası da Tarsus Belediyesi’nin öz kaynaklarına girecek. Şu anda Atatürk Caddesinde Musa Bengi İlköğretim okulunun karşında buna benzer bir çay bahçemiz ve kafe inşaatımızda devam ediyor. Bu ay içerisinde açılışını gerçekleştireceğiz. Cebimizden 1 lira para çıkmadan o tesisinde yapılmasına vesile olduk. Ayrıca trampa ve takas işlemleri gerçekleştirdik. Projelerimiz devam ediyor. Her hafta 1 veya 2 açılış gerçekleştiriyoruz. Açılışlarımız için Haftalar yetmiyor. Bizim işimiz mesleğimiz belediyecilik. Bu işin çıraklığından geliyoruz. Gerek siyasette gerek belediyecilikte var gücümüzle, gündüz yorulmadan gece uyumadan hizmetlerimize devam ediyoruz’’ dedi.

  • Erbaş: “Peygamberimiz bütün insanlık için huzurun, merhametin ve adaletin rehberidir”

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “Peygamber Efendimiz, kötülüklere bulaşan, zulme ve isyana saplananlara karşı, Allah’ı, mahşer gününü, azabı hatırlatan bir uyarıcıdır. O, bütün insanlık için huzurun, merhametin ve adaletin rehberidir” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, bir dizi ziyaretler kapsamında geldiği memleketi Ordu’da, Mevlit Kandili dolayısıyla Ulu Cami’de düzenlenen programa katıldı. Binlerce vatandaşın katıldığı camide ibadet yapmak isteyenler oturacak yer bulmakta zorlanırken, kılınan yatsı namazı sonrası hep bir ağızdan dualar edildi.

    Programda, gecenin anlamına ilişkin vaaz veren Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Kur’an-ı Kerim’in pek çok ayetinde Hazreti Peygamber’in tanıtıldığını belirterek, Mevlid-i Nebi’nin öneminden bahsetti. Erbaş, “Peygamber Efendimiz, kötülüklere bulaşan, zulme ve isyana saplananlara karşı, Allah’ı, mahşer gününü, azabı hatırlatan bir uyarıcıdır. O, bütün insanlık için huzurun, merhametin ve adaletin rehberidir. O olmasaydı insanlık nasıl kurtulacaktı cahiliyenin karanlığından? İnsanlık bugün de kurtulamayacak, acı, gözyaşı, ızdırap ve bunalımlardan. O, her şeyde en güzel örnektir. Baba olarak, komşu olarak, yönetici olarak, komutan olarak, genç olarak en güzel örnektir. Peygamber efendimiz, en güzel ahlak sahibidir. Efendimizin ahlakına bütün gücüyle sarılmayan insanlık, insani erdemleri, yardımlaşmayı, dayanışmayı, dostluğu, vefayı da kaybetmiştir. Peygamber efendimizi görmeyen insanlık kendini kaybetmeye mahkum olmuştur. İşte bir mevlit gecesindeyiz. Peygamberimize olan muhabbetle bir aradayız. Bu gecenin en büyük fazileti ve bereketi, Peygamber efendimizi hakkıyla anlamaya azmetmektir. Getirdiği değerleri yaşamaya kendi kendimize söz vermektir. Onun üstün ahlakını ahlak edinmeye karar vermektir. Onu sevdiğimizin ispatı sünneti seniyyesini yaşamaktır. Bilinmelidir ki, Hazreti Peygamber’in sünneti, Kur’an’ın hayata dönüşmüş şeklidir. Kur’an’dan sonra İslam’ın ikinci temel kaynağıdır. Dolayısıyla onu göz ardı ederek İslam’ın anlaşılması ve yaşanması mümkün değildir” diye konuştu.

    “Yeryüzü, Peygamber Efendimizin getirdiği değerler ile buluşursa, insanlık huzuru yaşayacaktır”

    “Mevlid-i Nebiyi anmak, aynı zamanda, savaşlar, yoksulluk ve ümitsizlik gibi devasa sorunların kuşattığı yeryüzünü yeniden adalet, merhamet ve muhabbetle tanıştırmanın yolunu ve yöntemini anlamaktır” diyen Erbaş, şöyle devam etti:

    “Peygamber Efendimizi hakkıyla tanımak, güzel ahlakı, kardeşliği, ahde vefayı, merhameti, dostluğu, cesareti, adaleti, erdemli davranışı, başkasının iyiliği için çalışmayı, Allah’a kulluğu, gerçek manada özgürlüğü anlamak demektir. Bugün yeryüzü onun getirdiği değerlerle buluşursa insanlık huzuru yaşayacaktır. Dünyayı, İslam’ın şefkat, merhamet, hakkaniyet, güzel ahlak ve bir arada yaşama ilkeleriyle tanıştırmak ise son Peygamber’e ümmet olmanın onurunu yaşayan müminlerin iman ve kulluk sorumluluğudur.”

    “Bu yılki Mevlid’i Nebi Haftası’nın konusu, ‘Peygamberimiz ve Gençlik’ olarak belirlendi”

    Hazreti Peygamber’in çocuklara ve gençlere verdiği önemden de bahseden Erbaş, “Özellikle gençlerimizi, çocuklarımızı, nesillerimizi Peygamber efendimizin hayatıyla, sünneti seniyyesiyle tanıştırmak bizim iman ve kulluk sorumluluğumuzdur. Gençlerimizin dünya ve ahiret huzuru, milletimizin bekası ve insanlığın geleceği için yapacağımız en büyük iyilik nesillerimizi inanç ve medeniyet değerleriyle buluşturmaktır. Bunun için özellikle Peygamber efendimizin etrafında kenetlenen ve her biri İslam medeniyetinin harcı, insanlığın yıldız şahsiyetleri olan genç sahabilerle, günümüzün gençliğini tanıştırmalıyız. Peygamber Efendimiz onları şöyle tanıtıyor: ‘Ashabımın her biri bir yıldızdır.’ Bu yüzden, bu yılki Mevlid-i Nebi Haftası’nın konusunu, ’Peygamberimiz ve Gençlik’ olarak belirledik. Peygamber Efendimiz, gençlere değer vermiştir, ideal ve ufuk vermiştir. Onları her daim dinlemiş, ötelemeden, incitmeden, onurunu kırmadan onlara rehberlik etmiştir. Çocukları gençleri eğitirken onlara şu nasihatte bulunmuştur “Öğretiniz, kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz, sevdiriniz ve nefret ettirmeyiniz” ifadelerini kullandı.

    “Çocuklarınıza yaklaşırken peygamber üslubundan taviz vermeyiniz”

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, vaazının devamında şu ifadelere yer verdi:

    “Çocuklarımıza ve gençlerimize yaklaşırken, sevgili Peygamberimizin üslubundan metodundan asla taviz vermeden ve sapmadan bu işi yapmamız gerekiyor. Onları gerçek yiğitliği, güzel ahlak ve insanlara hizmet ile mümkün olduğunu bizzat kendisi örnek olarak göstermiştir. Hiçbir gölgenin olmadığı yerde güneşin bir mızrak boyu insanın başının üzerine yaklaştığı bir anda, Allah’ın arşının gölgesi altında gölgelendireceği insanlar içerisinde saymıştır kalbi ve gönlü cami ile mescitlere bağlı olan gençleri. İnşallah çocuklarımız ve gençlerimiz bu kültür ile yetişir ve Peygamber efendimizin müjdesine nail olurlar.”

    Vaazında ayrıca, Mevlid-i Nebi Haftası’nın, Müslümanlar için tefekkür ve muhasebe iklimi olduğunu anlatan Erbaş, “Sözlerimizi hakikat, nezaket ve zarafet ekseninde muhasebe edelim. Davranışlarımızı güzel ahlak ve Peygamberimizin davranışları ekseninde muhasebe edelim. Kendimize, ailemize, çevremize, gençlerimize karşı sorumluluklarımızı iman ve kulluk ekseninde muhasebe edelim. Bütün hayatımızı, rahmet Peygamberinin hayatı ve sünneti ekseninde muhasebe edelim. Bu geceyi vesile kılalım. Hatalarımızdan ve günahlarımızdan arınalım. Gönüllerimizdeki peygamber muhabbetini, hayata peygamber ahlakı, kulluk sorumluluğu ve ümmet bilinci olarak taşıyalım” diyerek, bütün Müslüman aleminin Mevlit Kandili’ni kutladı.

  • Türkiye’de huzurun adresi; Karadeniz yaylaları

    Karadeniz’in el değmemiş yaylaları görenleri adeta büyülüyor. Yıllara meydan okuyan çam ağaçları, uçsuz bucaksız yeşil bitki örtüsü, eşsiz güzellikleri ile adeta doğal terapi merkezleri olan yaylalar şehrin gürültüsünden sıcağından neminden uzaklaşmak isteyenlerin uğrak yeri oluyor.

    Giresun’un Yağlıdere ilçesine bağlı Gölyanı Obası ise bakirliğini korumasıyla görenleri cezbediyor. Son yıllarda adını duyurmaya başlayan ve doğal yapısını hiç bozmayarak çevresindeki çam ormanları, hartama diye tabir edilen yayla evleri ile dikkatleri üzerine çeken Gölyanı Obası şehrin gürültüsünden kaçan vatandaşların doğal terapi alanları oluyor.

    Türkiye’nin en uzun yaşayan insanları unvanı ve Türkiye’nin en temiz havasını taşıyan şehir unvanını elinde bulunduran Giresun’da bakir bir yayla olan Gölyanı Obası ziyaretçilerini bekliyor.

    Yağlıdere Kaymakamı Hasan Uğuz, metropollerden kaçan insanlar için yaylaların iyi bir rehabilitasyon merkezi olduğuna dikkat çekerek yaylanın doğasının bozulmadan kalmasını ise keşfedilmemiş olmasına bağlıyor.

    Gölyanı Obasının Trabzon’un Rize’nin yaylaları ile kıyaslandığını ama buranın asıl özelliğinin el değmemiş olması, tamamen doğal kalmış olması ve korunmuş olması olduğunu belirten Uğuz, “Şu anda da biz aynı şekilde kalması için mücadele veriyoruz. İnşallah yıllar yılı aynı güzellikte, aynı doğallıkta kalacak. İnsanlar şehrin keşmekeşinden çıkıp doğayı, güzelliği yaşamak istiyorlar. Buralara betonarme geldiği zaman buranın güzelliği ister istemez bozuluyor” dedi.

    “Serenti konferans salonu ve macera parkı”

    Gölyanı Obasının doğasına dokunmadan projeler hazırladıklarını kaydeden Kaymakam Uğuz, “Projelerimizin asıl odak noktası buranın o bahsettiğimiz doğallığını bozmadan bir şeyler yapabilmek o şekilde turizme kazandırmak. Burada yapmak istediğimiz şey adını da aldığı gölümüzden daha iyi şekilde faydalanmak, burayı temizletmek ve ayrıca buraya ek bir su kaynağı bulmamız gerekiyor çünkü yıllar içerisinde gölümüzün suları azalmış durumda, buranın suyunu arttırmamız gerekiyor. Ayrıca buraya yaptığımız projelerde macera parkı, konferans salonu var ama en başta dediğim gibi buranın doğallığını bozmadan yapmak. Proje ettiğimiz konferans salonu buraya özgü serenti şeklinde olacak, macera parkı da yine aynı şekilde olacak ve hiç bir şekilde doğaya dokunmadan yapmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “Doğal rehabilitasyon merkezi”

    “Burası başlı başına bir rehabilitasyon merkezi” diyen Hasan Uğuz,” Biz buraya çıktığımız zaman bırakın o günün yorgunluğunu, o haftanın yorgunluğunu o ayın yorgunluğunu atıp gidiyoruz. Buraya gelen insanların herkesim söylediği şey bu. Buraya ekstra hiçbir şey yapmamıza gerek yok sadece burada bulunmak bile terapi için yeterli. Çünkü burası kendi kendine bir hastane. Bozmadan bu şekilde muhafaza edersek aynı şekilde devam edecek. Günümüzün hastalığı özellikle metropollerde yaşayanlara bakarsak depresyon artık kimse ne kadar mutlu görünse de değiller. Eskiden dedelerimizin yaşadığı mutluluğa kimse sahip değil belki o zaman imkanlar daha kıttı daha zordu ama insanlar bir şekilde daha mutluydu ben bunu doğaya bağlıyorum” diye konuştu.

    “Uzun yaşamak istiyorsanız buraya gelin”

    Gölyanı Obasının saklı bir cennet olduğuna dikkat çeken Uğuz şunları kaydetti;

    “Gölyanı saklı bir cennet bende buraya gelmeden önce adını bile duymamıştım. Buraya geldiğim zaman ok şaşırdım. Çünkü hiç bir yerde görmedim gerek internet, üzerinde gerek televizyonlardan, gerek kitaplardan. Belki de burası şu ana kadar bilinmediği için böyle korundu. Bana göre burası ömrü uzatmanın sırrı. Buranın yaş ortalaması evet çok yüksek ben sırrı doğaya bağlıyorum. Uzun yaşamak istiyorsanız Yağlıdere’ye, Giresun’a, Giresun’un yaylalarına herkesi bekliyoruz.”

  • Huzurun kaynağı ‘sağlıklı beslenme’

    Kastamonu Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seyit Mehmet Şen, huzurun en önemli aktörünün aslında ’sağlıklı beslenme’ olduğunu söyledi.

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tarım Topluluğu tarafından “Sağlıklı Beslenmeden Huzurlu Olunmaz” konulu konferans düzenlendi. Konferans; konuk konuşmacı Prof. Dr. Seyit Mehmet Şen’in öz geçmişinin katılımcılarla paylaşılmasıyla başladı. Sözlerine “Hayatımızın kalitesini belirleyen sorduğumuz sorulardır” cümlesiyle başlayan Prof. Şen, “Hayatımızda hangi sorunun cevabını ararsak hayatımızın kalitesi ona göre değişir. Tüm çabalarımız hayatta aslında huzurlu bir hayat içindir. Bütün arayışlarımız aslında bir huzur arayışıdır. Peki, huzuru nasıl yakalarız? Huzurun en önemli aktörü aslında sağlıklı beslenmedir. Bu anlamda ziraat bir koruyucu hekimliktir. Bizim gıdalarımız sağlıklı beslenmek için şarttır. Ama bilinmelidir ki gıdalar ilaç değildir. Gıdaları ilaç niyetine değil, sağlıklı beslenmek için kullanmalıyız” dedi.

    “Aslolan besinin yapısını bozmadan tüketmektir”

    Sağlıklı beslenme üzerine yaptığı konuşmasını daha çok ceviz üzerine yoğunlaştıran Prof. Dr. Şen buna dair “Bugünkü sağlıklı beslenme üzerine yaptığım konuşmada daha çok cevizin faydalarını sizinle paylaşacağım. Ceviz çok daha iyi anlaşılsın ve mutfağımızda daha çok yer alsın istiyorum. Cevizin nasıl kullanıldığı çok önemlidir ki biz cevizi çoğu zaman baklavada kullanıyoruz. Bu en kötü kullanım şeklidir. Çünkü aslolan besinin yapısını bozmadan tüketmektir” sözlerine yer verdi.

    “Organizmanın ihtiyaç duyduğu tüm vitaminler cevizde bulunur”

    Prof. Dr. Şen cevizin faydalarını şu sözlerle anlattı: “Ceviz, en sağlıklı sert kabuklu meyvedir. Antik Roma’da Jovis Glans yani Jüpiter’in meyvesi olarak bilinir. Ceviz, Batı kaynaklarında ‘royal nut’tur yani büyük ceviz, muhteşem ceviz, krallara yaraşır ceviz anlamına gelir. Ceviz, zihin ve beden sağlığına faydalı olduğu gibi uzun yaşam açısından da önemli bir meyvedir. Çünkü ceviz çok bol lif oranı içerir, aynı zamanda çok büyük bir protein kaynağıdır. Organizmanın ihtiyaç duyduğu tüm vitaminler cevizde bulunur. Özellikle B1, B6, B9, E bazında çok zengindir. Ayrıca da çok önemli bir Omega 3 deposudur. Tansiyon, şeker düzensizliklerinde ve cilt sağlığında da önemli bir destektir.”

    Konferansın sonunda katılımcıların sorularını da yanıtlayan Prof. Dr. Şen, kendi ismini taşıyan fidan sertifikasını Rektör Prof. Dr. Sait Bilgiç’in elinden aldı. Rektör Bilgiç de değerli paylaşımları için kendisine teşekkürlerini sunarken “Prof. Dr. Seyit Mehmet Şen üniversite camiasında çok değerli katkıları olan ve yetiştirdiği öğrencilerin birçoğu etkin bir konumda bulunan saygıdeğer bir hocamız ve ne mutlu ki hâlâ yılmadan öğretmeye ve öğrenmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    Atatürk Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleşen konferansa; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Kuran, Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüsnü Demirsoy, Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Güzel, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.

  • Vali Civelek: “Peynirin Tadı Huzurun Adı Kırklareli”

    KIRKLARELİ (İHA) – Kırklareli Valisi Esengül Civelek, “Kırklareli beyaz peynirinin öyle bir tadı vardır ki, ben Kırklareli Valisi olarak Kırklareli’ne ilişkin kullandığım birkaç tanımlamada şu cümle ile bunu açıklıyorum. Peynirin tadı huzurun adı Kırklareli” dedi.

    Trakya Kalkınma Ajansı tarafından Kırklareli Şeker Fabrikası Depoları konferans salonunda “Yerel Kalkınmanın Anahtarı: Yöresel Ürünler” konulu panel gerçekleştirildi.

    “KIRKLARELİ, UMUTLA GELECEĞE YÜRÜMEKTEDİR”

    Gerçekleşen panelde konuşma yapan Vali Esengül Civelek, her alanda güçlü potansiyele sahip Kırklareli’nin, umutla geleceğe yürüdüğünü vurguladı. Vali Civelek, “Kuruldukları günden bu yana ajanslarımız, yerel bölgesel potansiyelin dinamiklerini otaya çıkarmak, bölgesel kalkınma sürecini hızlandırmak, sosyo-ekonomik gelişimi arttırmak ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak üzere uyguladıkları gerek teknik destek programları gerekse mali destek programları ile kaliteli verimli üretim, satış gücünün artırılması ve yenilikçi faaliyetler konusunda girişimcilerimize Kobilerimize, meslek örgütlerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza destek ve katkı sağlamaktadırlar. Her alanda güçlü potansiyele sahip Kırklareli, umutla geleceğe yürümektedir. Sanayimiz hızla büyürken, tarım ve hayvancılık sektörümüzde de modernizasyona geçişle birlikte önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Tabiatımız, bitki örtümüz, iklim koşullarımız, coğrafi konumumuz, özellikle ve özellikle et ve süt ürünlerine üstün bir nitelik kazandırmaktadır. Hastalıklardan ari bir bölge olarak en nitelikli sığır varlığına sahibiz. Ülkemizde il olarak, Avrupa birliği standartlarında yılda yaklaşık 400 bin ton süt üretiyoruz. Dolayısı ile et ve süt ürünlerimiz, ilimiz bölgemiz ve dolayısı ile ülkemiz ekonomisi açısından büyük önem arz ediyor” diye konuştu.

    “PEYNİRİN TADI HUZURUN ADI KIRKLARELİ”

    Vali Civelek, Kırklareli’nde ürütülen süt ve süt mamullerinin lezzet ve kalite olarak birinci sınıf olduğunu, ayrıca hardaliye üretiminin de arttığını ifade ederek, “Ben gururla ifade ediyorum ki, modern işletmelerde üretilen süt ve süt mamullerimiz lezzet ve kalite olarak birinci sınıftır. Kırklareli beyaz peynirinin öyle bir tadı vardır ki, ben Kırklareli Valisi olarak Kırklareli’ne ilişkin kullandığım birkaç tanımlamada şu cümle ile bunu açıklıyorum. Peynirin tadı huzurun adı Kırklareli. Diğer yandan şifalı bir geleneksel içecek olan hoş bir tat, hoş bir aromatik koku ve günümüzün en nitelikli ve kaliteli üzümlerinden üretilen hardaliyemizle övünüyoruz. Her geçen gün hardaliye üretimi artarken bağcılık da giderek önem kazanıyor. Şüphesiz çok zengin çeşitlilikte yöresel ürünlere sahibiz. Yöresel ürünlerimiz aynı zamanda bizim kültürel mirasımızdır ve bu kültürel mirası gelecek kuşaklara aktarma gerekliliği söz konusudur. Son yıllarda yöresel ürünlere olan ilginin yöresel ürün üretimini arttırdığını biliyoruz. Üretim artışı istihdam yaratıyor ve özelliklede kadın istihdamını arttırıyor. Kadın yoksulluğu ile mücadelede bir enstrüman haline geliyor. Genelde baktığımız zaman da ekonomik gelişime sosyal gelişime inanılmaz bir katma değer sağlıyor. Tüm bunlar göz önünde bulunduğunda artan rekabet ve değişen pazar koşullarına uyum sağlayabilmek içinde, yöresel ürünlerde markalaşmak ve coğrafi işarete sahip olmak da şart haline geliyor. Bu konuda Odalara, Borsalara, yerel dinamiklere çok önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir” ifadelerini kullandı.

    Bölgenin kalkınmasında taşıdıkları önemin açıklanması, Coğrafi İşaret Tescili süreci hakkında uzmanlardan bilgi alınması ve Kırklareli’nde tescile değer yöresel ürünlerin tespiti konusunda gerçekleşen “Yerel Kalkınmanın Anahtarı: Yöresel Ürünler” isimli panelde, Türk Patent Enstitüsü Marka Uzmanı Suzan Kılıç Daldal “Yöresel Ürünleri Koruma Sistemi: Coğrafi İşaretler” konusunda, TOBB Türkiye Patent ve Marka Vekilleri Meclisi Başkan Yardımcısı Belgin Sağdıç “Coğrafi İşaretler-Yöresel Değerlerimiz” konusunda, Antalya Ticaret Borsası Coğrafi İşaretler Uzmanı Dr. Rana Demirer ise “Coğrafi İşaretler Sisteminin Etkinliği” konusunda bilgiler verdi.

    Gerçekleşen panele; Kırklareli Valisi Esengül Civelek, Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Gider, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Kırklareli Ticaret Borsası Başkanı Turhan Altıntel, Kırklareli Ticaret Ve Sanayi Odası Başkanı Ertuğrul Ziya Çetintaş, Tekirdağ Ticaret Ve Sanayi Odası Başkanı Cengiz Günay, Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, Kaymakamlar, Belde Belediye Başkanları, Sivil Toplum Örgütleri ve vatandaşlar katıldılar.