Etiket: hükümlü

  • Referandumun oy torbaları hükümlü kadınlardan

    Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) 16 Nisan’da yapılacak referandum için ihtiyaç duyduğu 350 bin adet seçim torbası ile 450 bin adet mühür torbası, Denizli’de bulunan Bozkurt Kadın Açık Cezaevindeki mahkumlar tarafından dikildi.

    Türkiye’nin ilk müstakil kadın cezaevi olan Bozkurt Kadın Açık Cezaevindeki hükümlü kadınlar 2005 yılından bu yana YSK’nın seçim torbası ihtiyacını karşılıyor. Cezaevinde, seçim torbalarının yanı sıra resmi ve özel kuruluşlar için de tekstil, dokuma ve unlu gıda mamulleri üretimi yapan kadınlar, 350 bin seçim torbası ile 450 bin mühür torbası üretimini tamamladı. Kadınların ürettiği seçim ve mühür torbaları 9 Şubat tarihi itibariyle Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığına teslim edildi.

    Fabrika gibi çalışıyor

    Adeta bir fabrika gibi çalışan cezaevinde bulunan 157 kadın hükümlü tarafından 2016 yılında, Sağlık Bakanlığına bağlı Somali Mogadişu Eğitim ve Araştırma Hastanesin için 35 binin üzerinden hasta yatağı kılıfı dikilerek, 70 bin dolarlık ilk ihracat gerçekleştirildi.

    Tek kız çocuk eğitim evi olan Bozkurt Kadın Açık Cezaevinde, meslek sahibi olmayan hükümlüler, cezaların infazı sırasında yeteneklerine uygun iş yurdu atölyelerinde çalıştırılarak, ceza bitiminde Cumhuriyet Başsavcılığı onaylı, ‘Meslek Sahibi Katılım Belgesi’ veriliyor.

    Kadın hükümlüler, cezaevi içerisinde bulunan tekstil, dokuma ve unlu mamuller gıda atölyesi ile kantin, kuaför ve çay ocağı iş kollarında faaliyet gösteren atölyelerde sigortalı olarak çalışıyor. Tekstil atölyesinde nevresim takımı, bordürlü el havlusu, mutfak havlusu, pike, bornoz gibi ürünlerin dikimini yapan hükümlü kadınlar dokuma atölyesinde el dokuma şal, fular, peştamal, perde, unlu mamulleri ve gıda atölyesinde ise, simit, poğaça, açma, kurabiye, kuru pasta üretimi gerçekleştiriyor.

    Dil kursları da veriliyor

    Meslek kazandırma ve üretim faaliyetlerinin yanında talebe göre açılan dil kurslarıyla da hükümlülere büyük bir avantaj sağlayan Bozkurt Kadın Açık Cezaevinde sosyal ve kültürel faaliyetler ile kütüphane çalışmaları kapsamında çalışmalar yapılarak, 1. ve 2. kademe okuma yazma kursu, İngilizce kursu, Kur’an-ı Kerim kursu, bilgisayar kursu, web tasarım kursu, pasta kursu gibi eğitim kursları bulunuyor. Anne olan veya anne adayı olan kadın hükümlülere ise, 0-6 yaş okul öncesi çocuk eğitim gibi kursları da içinde barındırıyor.

    Türkiye’deki tek kız çocuk eğitim evi

    Konu ile ilgili açıklamada bulunan Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Alper, cezaevinde 456 kadın hükümlünün olduğunu, bunların 26 tanesinin çocuğunun bulunduğunu ifade etti. Hükümlü mevcudu en yüksek kadın açık cezaevi olduğunu belirten Başsavcı Alper, buranın Türkiye’deki tek kız çocuk eğitim evi olma özelliğini taşıdığını kaydetti.

    Halk eğitim merkezinde uygun görülen tüm kursların verildiğini belirten Alper, hükümlülerin cezaevine alınmasının ardından yeteneklerine ve iş kollarına göre sınıflandırıldığını ifade etti. Alper, “28 hükümlü açık öğretim ortaokulu, 34 hükümlü açık öğretim lisesi ve 13 hükümlü de açık öğretim fakültesine devam etmektedir. Ceza infaz kurumumuzda ikincil işkollarında faaliyette bulunulmakla birlikte ev tekstili, unlu mamüller temel uzmanlık işkollarımızdır. Uzman eğiticiler tarafından stajyer olarak eğitime alınmaktadırlar” dedi.

    “Hükümlüler meslek sahibi olarak çıkıyor”

    Cezaevinde birçok kursun verildiğini de hatırlatan Alper, ancak temel uzmanlık alanının tekstil iş kolu ile unlu mamullerinin olduğunu kaydetti. Verilen eğitim kurslarının ardından hükümlülerin iş kabiliyetlerine göre, çırak, kalfa ve usta olarak üretime katıldığını belirten Alper, bunlara günlük 10-11 ve 13 lira ücret verildiğini, bu süre içerisinde sigortalarının da yatırıldığını kaydetti.

    “70 bin dolar ilk ihracat yapıldı”

    Cezaevi olarak 2016 yılında ilk defa ihracat gerçekleştirdiklerini belirten Başsavcı Alper, “Ev tekstilinin bütün alt kollarında üretim yapılmaktadır. Bugüne kadar diğer cezaevleri, Cumhuriyet Başsavcılıkları, öğretmenevleri, hastaneler, sahil güvenlik komutanlığının tekstil ihtiyaçları cezaevimizce karşılanmıştır. Hatta 2016 yılında bir ilk başarılarak ihracat yapılmış, Sağlık Bakanlığımızın Mogadişu Somali Eğitim ve Araştırma Hastanesinin çarşaf, nevresim, yastık kılıfı, terlik ve yatak alezi ihtiyacı hükümlülerin üretimi ile temin edilmiştir” diye konuştu.

    “2005’ten beri seçim torbaları burada üretiliyor”

    2005 yılından beri Yüksek Seçim Kurulunun talepleri doğrultusunda seçim torbalarının hükümlülerin eliyle dikildiğini aktaran Alper, “Ceza infaz kurumumuz atölyelerinde 350 bin seçim torbası ile 450 bin mühür torbası üretimi tamamlanmış ve 9 Şubat tarihi itibariyle Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığına teslim edilmiştir. 2017 yılı için daha fazla hükümlüyü meslek sahibi yapma, daha fazla üretim ve ihracat gerçekleştirebilmeye yönelik plânlarımızı yapmış durumdayız” dedi.

  • 3 yıldır firari olan hükümlü yakalandı

    Hatay’ın İskenderun ilçesinde, 17 yıl hapis cezası bulunan ve cezaevinden firar ederek 3 yıldır aranan hükümlü yakalandı.

    Edinilen bilgilere göre uyuşturucu ticareti yapmak suçundan 17 yıl hapis cezası alan ve bulunduğu Hatay cezaevinden yaklaşık 3 yıl önce firar eden İ.M.’nin yakalanması için İskenderun Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri çalışma başlattı. İskenderun Asayiş Büro Amirliği ekipleri İ.M’nin Barbaros Mahallesi’nde bir evde saklandığını tespit etti. Tespit edilen eve operasyon düzenleyen ekipler, firari İ.M’yi kıskıvrak yakaladı.

    Gözaltına alınan İ.M emniyet müdürlüğündeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

  • Çocuk tutuklu ve hükümlü sayısındaki artış endişe veriyor

    Çocuk hükümlü ve tutuklu sayısında yaşanan artışın endişe verici boyutlara ulaştığını belirten Dicle Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikiyatri Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Tahsin Kula, özellikle terör bölgelerinde, ailelerin çocukları teröre bulaşmasın diye çocukların işlediği diğer suçları göz ardı ettiklerini söyledi. Kula, “Yani teröre bulaşmasın da hırsızlıktan bir şey olmaz, teröre bulaşmasın da sigara içerse bir şey olmaz denilerek, çocukların kontrolü pas geçiliyor gibi. Bu da ister istemez çocukların suç işleme oranında artış meydana getiriyor” dedi.

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın açıkladığı hükümlü ve tutuklu çocuk sayısındaki artışla ilgili olarak İHA’ya açıklamalarda bulunan Dicle Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikiyatri Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Tahsin Kula, çocukla suç kavramının aslında bir araya gelmemesi gereken bir kavram olduğunu söyledi. Kula, “1500 çocuğun değişik suçlardan dolayı cezaevinde olması elbette ki insanın onurunu zedeleyen bir durum. Ülkemizde çocuklardaki suç artışında en büyük sorun aileden kaynaklanmakta. Çünkü çocuklar kendi fıtratları gereği suçu doğuştan getirmemişlerdir. Çevreden ve anne-babanın dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden kaynaklanan yanlış tutumlar sonucu kazanmışlardır” diye konuştu.

    “Teröre bulaşmasın da ne yaparsa yapsın anlayışı suçu arttırıyor”

    Terör olaylarının sıklıkla yaşandığı bölgelerde ailelerin çocuklarının işlediği bazı suçları görmezden geldiğini ifade eden Kula, “Terörün vermiş olduğu bu sıkıntıdan dolayı sanki diğer suçlar biraz ihmal ediliyor gibi. Yani teröre bulaşmasın da hırsızlıktan bir şey olmaz, teröre bulaşmasın da sigara içerse bir şey olmaz, teröre bulaşmasın da arkadaşlarıyla değişik eylemler içerisine girsin bir şey olmaz, önemli değil denilerek, çocukların kontrolü pas geçiliyor gibi. Bu da ister istemez çocukların suç işleme oranında artış meydana getiriyor. Belki emniyet güçleri kendilerince yeterli tedbirleri alıyor ama anne babayı da devreye sokması gerekiyor. Sorunların çözümünde ailenin ikinci plana itilmemesi gerekiyor. Eğer çocuğun önündeki aile kavramını kaldırırsanız artık çocuğa güç yetirmek çok daha zor olur. Eğer çocuk artık ailesinden çekinmiyorsa hiç kimseden çekinmez. İstediği yanlışı yapmaya devam edebilir. Eğer bir suç varsa bir sıkıntı varsa aile devreye girmeli. Aileye şunun denmesi gerekiyor. Bu çocuk senindir ve senin bu çocuğa sahip çıkman gerekiyor. Böyle olursa sayı ne kadar artarsa artsın anne baba çocuklarıyla ilgilenirlerse sahip çıkarlar ve sorumluluğu başkalarının üzerine atmazlarsa sorunun çok daha rahat bir şekilde çözüleceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    “Adalet Bakanlığı aileleri devreye sokmalı”

    Çocuklar rehabilite edilirken ailelerin de devreye sokulması gerektiğini kaydeden Kula, sözlerine şöyle devam etti:

    “Adalet Bakanlığı devreye aileleri de sokmalı. Çocukların yanlış davranışları düzeltilirken ailenin de yüzleştirilmesi gerekiyor. Aileye özellikle şunun söylenmesi gerekiyor ’Bu senin çocuğundur ve bu çocuk eğer bu duruma gelmişse birinci dereceden sorumlu olan sensin’, ama bu da yetmez eğer okulda aldığı eğitim yetersizse devreye öğretmen de girmeli. Aynı şekilde akrabalar da devreye girmeli. Dolayısıyla çocukta öyle bir sorun olduğu zaman bir bütün olarak başta anne baba sonra akrabalar, sonra öğretmen, mahalleli ve herkesin demesi lazım ki, ’Biz nasıl bir insan yetiştirdik ki çocuk hırsızlığı, şiddeti bir meslek haline getirdi’. Bu yaşta olması gereken yerde değil yüz kızartıcı bir durumla karşı karşıya kalmış ve hapishane gibi insanoğlunun onuruna yakışmayacak bir durumda kalıyor ve bunun için herkesin üzerine düşeni yapması gerekiyor. Devletin sorunu çözerken sade çocuktan yola çıkmaması gerekiyor. Çünkü çocuk sonuçtur. Onun yetiştiği mahalleye bakmak gerekiyor. Ondan önce anne babayı devreye sokmak gerekiyor. Acaba anne baba nerede ihmal etmiş. Acaba nerede ihmal var ki bu duruma gelmiş. Bunların detaylı bir şekilde adlandırılması gerekiyor. Bizim bölgemizde biraz daha fazla. Bunun en önemli sebeplerinden birisi şu; anne babanın çocuklarıyla ilişki konusunda yetersiz olması. Örf ve adetlerimiz var. Katı gelenek-göreneklerimiz var. Bir yerde de teknoloji girmiş işin içerisine. Yani evde televizyon, bilgisayar, telefon var. Gençler evlilik programlarına göre evlilik tasavvur ediyorsa, ne giyeceklerini defile programlarına göre yapıyorsa, nasıl davranacaklarını dizilerdeki karakterlere göre belirliyorlarsa ve yine aynı şekilde ne yemek yiyeceklerine oradaki programlara göre ayarlıyorlarsa buradan çıkacak nesil çok fazla sağlıklı olmuyor. Bu bölgede insanlar her ne kadar gelenek-görenekleriyle yaşamaya çalışmış olsa da gelişen bu teknoloji karşısında ister istemez çelişkiler yaşayabiliyor”.

  • Şafak vakti hükümlü operasyonu

    Adana’da şafak vakti yapılan operasyonda çeşitli suçlardan kesinleşmiş hapis cezasıyla aranan 6 kişi yakalandı.

    Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bağlı İnfaz Büro Amirliği ekipleri, hapis cezaları kesinleşen 6 kişinin yakalanması için şafak vakti operasyon başlattı. Yaklaşık 100 polisin katıldığı operasyonda eş zamanlı olarak 6 ayrı adrese baskın yapıldı. Baskında, adam öldürme suçundan 8 yıl 4 ay hapis cezası alan Umut D., uyuşturucu ticareti yapmak suçundan 5 yıl 5 ay hapis cezası alan İlham T., yaralama suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası alan Mazlum O., yaralama suçundan 4 yıl 7 ay hapis cezası alan Yusuf K., hürriyeti tehdit suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezası alan İrfan B. ve yaralamadan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası alan Mehmet Emre K. yakalandı. Hükümlüler işlemleri yapılması için emniyete getirildi. Hükümlüler daha sonra sağlık kontrolünden geçirilip adliyeye götürüldü.

  • Şafak vakti hükümlü operasyonu

    Adana’da şafak vakti yapılan operasyonda çeşitli suçlardan kesinleşmiş hapis cezasıyla aranan 6 kişi yakalandı.

    Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bağlı İnfaz Büro Amirliği ekipleri, hapis cezaları kesinleşen 6 kişinin yakalanması için şafak vakti operasyon başlattı. Yaklaşık 100 polisin katıldığı operasyonda eş zamanlı olarak 6 ayrı adrese baskın yapıldı. Baskında, adam öldürme suçundan 8 yıl 4 ay hapis cezası alan Umut D., uyuşturucu ticareti yapmak suçundan 5 yıl 5 ay hapis cezası alan İlham T., yaralama suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası alan Mazlum O., yaralama suçundan 4 yıl 7 ay hapis cezası alan Yusuf K., hürriyeti tehdit suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezası alan İrfan B. ve yaralamadan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası alan Mehmet Emre K. yakalandı. Hükümlüler işlemleri yapılması için emniyete getirildi. Hükümlüler daha sonra sağlık kontrolünden geçirilip adliyeye götürüldü.