Etiket: Hükümetin

  • Hükümetin terörle mücadelesini her şart ve koşulda destekliyoruz

    Demokrat Eğitimciler Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Zülfikar Kotanlı, hükümetin terörle mücadelesini her koşulda desteklediklerini ancak görevden almalarda ve işe son vermelerde hakkaniyetin gözetilmesini sapla samanın iyi ayırt edilmesi gerektiğini söyledi.

    Kotanlı, “Tarihte kara bir leke olarak yerini alacak olan 15 Temmuz 2016 tarihli şerefsizce yapılan kalkışma ve darbe girişimini fetö/pyd terör ve tedhiş örgütü her koşulda Müslüman Türk milletinin lanetine uğradığı gibi hak ettiğini mutlaka bulacağı kanaatindeyiz. Görevden uzaklaştırılan kamu görevlilerinin suçlarının taraflara bildirilmesi ve suçsuz olanlara ayrıca savunma hakkı verilmesi yargının kararı bağlayıcı olacağı gibi yapılan mücadelede Fetö/pyd gibi diğer bir terör örgütü pkk ayırt edilmemeli aynı kararlılıkla üzerine gidilmelidir. Sayın Başbakan Binali Yıldırım‘ın yaptıkları son açıklamalarında teröre bulaşmış 14 bin öğretmenin açığa alınacak olması bizleri ziyadesi ile sevindirmiştir bu nedenle Başbakana geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız adına yüce Türk milleti adına şükranlarımızı arz ediyoruz.” dedi.

    Demokrat Eğitimciler Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Zülfikar Kotanlı, ÖYP ile atanan akademik personelin durumlarının yeniden gözden geçirilmesini belirterek şöyle konuştu:

    “Üniversitelerde çeşitli fakültelerde bin bir zorluklarla akademik kadroya atanan kardeşlerimiz 2 Eylül tarihinde çıkarılan KHK ile mağdur edilmişlerdir.

    Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) kapsamında “33.maddenin (a) fıkrasına göre araştırma görevlisi kadrosuna atanmış olup bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte araştırma görevlisi kadrosunda bulunanların statüleri her hangi bir işleme gerek kalmaksızın 50 nci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde belirtilen

    Statüye düşürülmüş sayılır ve bunlar hakkında söz konusu (d) bendi hükümleri uygulanır” deniliyor.

    “Bu KHK ile statüleri değiştirilen araştırma görevlileri 33 üncü maddenin (a) fıkrasına göre yeniden atama yapılmayanlar mecburi hizmet yükümlülükleri kaldırılır’’ şeklinde uygulamaya sokulması ile binlerce araştırma görevlisi mağdur edilmektedir.

    Çıkarılan KHK ile tüm inisiyatif üniversitelerde bölüm başkanlarına ve dekanlara verilmektedir. Bölüm başkanları ve dekanlar istediklerini istedikleri gibi kadrolara atayabilecek istediklerini kadro dışı bırakacaktır. Bu KHK doğrultusunda alınan karar başından beri ÖYP sistemine karşı çıkan ve ÖYP asistanlarını hor gören ve dışlayan üniversite hocalarının kendi istedikleri kişileri kadrolara doldurmaları için fırsat doğurmakta ve ekmeklerine yağ sürmektedir. Yıllarca emek sarf ederek yıllarını bilim için feda eden araştırma görevlisi olma seviyesine gelen, yüksek lisans ve doktora tezlerini veren akademisyenlerin mağduriyetlerinin giderilmesi hususunda Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Başbakan Binali Yıldırım’ ın müdahil olmalarını bekliyoruz.

    Umuyor ve diliyoruz ki çıkarılan bu KHK yeniden gözden geçirilir ve fetö /pyd ve pkk terör örgütlerine bulaşmış hainler araştırılarak üniversitelerden uzaklaştırılarak emekleriyle hak eden genç akademisyenler bilime kazandırılır.”

  • Mildon: “Ekonomi dünyası olarak demokrasinin ve seçilmiş hükümetin yanındayız”

    Miller Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mert Mildon, “Ekonomi dünyası olarak demokrasinin, seçilmiş hükümetin, Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Başbakanımızın ve yüce Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin arkasındayız” dedi.

    Miller Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mert Mildon, 15 Temmuz Cuma günü TSK içerisine sızan bir grup FETÖ’cü askerin yaptığı darbe girişimine yaptığı yazılı açıklama ile tepki gösterdi. Darbelerin Türkiye Cumhuriyeti’ne tarihi boyunca bedeller ödettiğini ifade eden Mildon, “15 Temmuz gecesi hain terör örgütü tarafından gerçekleştirilmek istenen kalkışma hareketi, Sayın Cumhurbaşkanımızın eşsiz liderliği ve Türk halkının gerçek liderinin arkasında kenetlenmesi ile bastırılmıştır. Türk halkının üzerine bomba ve kurşun yağdıracak kadar haysiyetsiz ve alçakça davranan bu terör örgütü, vatansever Türk askerinin ve kahraman Türk polisinin, destan yazan yüce Türk milletinin karşı koymasıyla darbecilere en sert şekilde cevap verilmiştir. Türkiye’yi zifiri bir karanlığa sürükleyecek olan bu terör örgütüne karşı tüm halk olarak birlik olmak zorundayız. Ekonomi dünyası olarak demokrasinin, seçilmiş hükumetin, Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Başbakanımızın ve yüce Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin arkasındayız” dedi.

    Çanakkale Valisi Hamza Erkal, AK Parti Grup Başkanvekili Çanakkale Milletvekili Av. Bülent Turan’ın darbe girişimini Çanakkale’de önlediklerini belirten Mildon, “Çanakkalemizde tüm darbe kalkışmaları Sayın Valimiz Hamza Erkal ve Milletvekilimiz Sayın Bülent Turan’ın önderliğinde kahraman Emniyet Teşkilatımız ve kararlı şekilde hareket eden gerçek Türk askerinin güçlü müdahalesi ile amacına ulaşamamıştır. Demokrasiye bağlılığıyla ün salan Çanakkale halkının ilk andan beri ülkesini ve geleceğini meydanlarda cansiperane savunması takdirin en büyüğüne layıktır. Geçmişte devletin tüm kurumlarında iş yapar gibi görünen ihanet çetesi üyelerinin devletin dibine yerleştirmek istedikleri dinamit kendi ellerinde patlamıştır. Ülkemizin güçlü geleceği, halkımızın birlik ve beraberliği ile tüm siyasi ve ekonomik alanlarda hükümetimizin uygulayacağı kararlarla parlamaya devam edecektir. İhanet çetesinin oluşturmaya çalıştığı karanlık ortam, 15 Temmuz sonrası hükumetimizin uyguladığı başarılı ekonomik ve siyasi politikalarla bertaraf edilmiş, verilmek istenen zarar ortadan kaldırılmıştır. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ sözünün gerçekçiliği bugün yüce Türk milleti tarafından tekrar tüm dünyaya gösterilmiştir. Bundan sonra bizlere düşen ülkemiz ve geleceğimiz için hiçbir siyasi ve ekonomik kaygı gözetmeden, tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet gayemizi sürdürmek için canla başla çalışmaktır” ifedelerini kullandı.

  • Ebso Başkanı Yorgancılar: “Hükümetin Önceliği Ekonomiye Vermesi Memnuniyet Verici”

    Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, iş dünyası temsilcileri olarak 65. Hükümetin önceliği ekonomiye vermesinden memnuniyet duyduklarını açıkladı.

    Küresel piyasaların işleyişinin değiştiği, rekabet yarışının hız kazandığı bir dönemde iş dünyasının geçerliliği kalmayan yöntemlerle, geçmişe yönelik yasal düzenlemelerle yoluna sağlıklı bir şekilde devam etmesinin mümkün olmadığını kaydeden Yorgancılar, TBMM’ye sunulan ancak detaylarının henüz görülmediği pakette yer alan; özellikle damga vergisi, harçlar gibi iş dünyasının üzerindeki gereksiz yüklerden kurtulacakları için çok mutlu olduklarını ifade etti.

    Yorgancılar, “Sözleşmelerde sadece bir nüsha üzerinden damga vergisi ve noter harcı alınması uygulaması yerinde bir karar olup, damga vergisi oranlarının da düşürülmesi gerektiği inancındayız” dedi.

    Yatırımlar için tahsis edilen arazilere yatırım teşvik belgesi süresince emlak vergisi muafiyeti uygulamasının da süresiz yapılmasının daha etkili olacağını vurgulayan Yorgancılar, “Teşvikli yatırımlarda fabrika faaliyet gösterdiği sürece emlak vergisi alınmamalıdır. Tacirlerin veya şirketlerin kurucularının imzalarını gösteren sirkülerin noter yerine ticaret sicilinde yapabilmeleri zaman ve para tasarrufu sağlayacaktır. Bununla birlikte, ticaret sicil müdürlüklerinin daha etkin olması da ayrıca değerlendirilmelidir” diye konuştu.

    YABANCI YATIRIMLARIN ÖNEMİ

    Bürokrasinin, iş dünyasının en sıkıntılı konularından biri olduğunu, yeni paket ile bütün şirket kuruluşuna ilişkin vergi mükellefiyeti belgelerinin, elektronik ortamda ticaret sicil memurluğundan alınmasının şirket açma ve kapamanın önündeki engellerin azaltılacak olmasının olumlu adımlar olduğunu kaydeden Yorgancılar, doğrudan yabancı yatırımları teşvikin önemine de değindi.

    Paketin içinde yer alan, uluslararası şirketlere yönelik teşvikleri olumlu görmekle birlikte, haksız rekabet oluşturmayacak şekilde uygulanmasını ümit ettiklerini belirten Yorgancılar, “Bu açıdan, yönetim merkezi Türkiye’de olan uluslararası şirket haline gelmiş Türk şirketleri de dikkatle değerlendirilmelidir. Ülkemizde doğrudan yabancı yatırımların artması ekonomik büyümemiz ve kalkınmamız adına en önemsediğimiz konulardan biridir. Zira, yabancı yatırımlar istihdam sağlamakla birlikte, nitelikli iş gücü ve katma değer yaratıcı üretimi yükselterek, teknolojiyi geliştirerek; mikro ölçekte fabrikalarımız ile firmalarımıza, makro ölçekte ise iş dünyamıza ve ülkemize önemli kazanımlar sunmaktadır. O nedenledir ki, bizim uluslararası doğrudan yabancı yatırımları teşvik etmemiz, Türkiye’yi alternatif ülkeler planına alan özellikle büyük markalara önemli kolaylıklar ve imkanlar sunmamız gerekmektedir” dedi.

    “KAYYIM KONUSU YENİDEN ELE ALINMALI”

    Doğrudan yabancı yatırımların önemi ortada iken, iş dünyasına birazcık nefes aldıracak söz konusu paketin konuşulduğu ortamda Adalet Komisyonu’nda görüşülmekte olan şirketlere kayyım atanmasına ve şirketlerin ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin de kayyıma devredilmesine ilişkin düzenlemelerin iş dünyasında yarattığı endişeye dikkat çeken Yorgancılar, bu hususun iş dünyasını tedirgin etmeyecek şekilde yeniden ele alınması gerektiğine olan inancını dile getirdi. Yorgancılar, şunları söyledi:

    “Kayyım atanması, üreten ekonomi ile çelişmekle birlikte doğrudan yabancı yatırımcıyı kaçırtan bir uygulama niteliğindedir. Bu uygulama ile Türkiye cazibesini yitirirken, geleceğini de ipotek altına almış olacaktır. Çünkü tasarıyla, kayyım tedbirlerinin uygulanacağı suçların kapsamı oldukça genişletilmekte bu da şirketlerin hareket alanını daraltmaktadır. İş dünyası olarak aklımıza takılan şu sorulara cevap arıyoruz: Kayyım tarafından yetkilerin orantısız kullanılması sonrasında, geriye getirilmesi mümkün olmayan zararlar nasıl telafi edilecek? Bu durumun ticari hayat üzerindeki etkisi nasıl olacak? Bundan nasıl bir fayda beklenmektedir? Şirketlerin ticari yaşamdaki güvenceleri, özgürlükleri, ticari yaşamın istikrarı, rekabet koşulları tamamen farklı bir yöne gitmeyecek mi? Kayyımlara, görevleri nedeniyle tazminat davası açılamaması orantısız yetki kullanma konusundaki riskleri açıkça ortaya koymuyor mu? Hükümetimizin bir yandan yüzümüzü güldürürken, diğer yandan da tedirgin edici risklerle bizleri karşı karşıya getirmeyeceği inancıyla bu yanlıştan dönmesini, endişelerimizin giderilmesini, üretim ve yatırım odaklı politikaların devamının gelmesini diliyorum.”

  • Bakan Ünal: “Turizm Sektörü Bu Türbülansı Hükümetin Desteği İle Geçer”

    Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, Rusya krizi, Sultanahmet ve Ankara patlaması ile Türkiye’nin imaj sorunu olduğu noktasında bir algı oluşturulmaya çalışıldığını belirterek, turizm sektörünün bu türbülanstan hükümetin desteği ile rahat bir şekilde geçeceğini söyledi.

    İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı bütçeleri TBMM Genel Kurulunda görüşülüyor.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı bütçelerine ilişkin Genel Kurula bilgi veren Bakan Mahir Ünal, “2016 yılı bütçemiz 2 milyar 777 milyon 769 bin lira. 2016 yılı yatırım bütçemiz ise 759 milyon 970 bin lira olarak planlanmaktadır. 2016 yılı bütçesinin yüzde 27’si yatırım, yüzde 73’ü ise cari bütçeden oluşmaktadır” dedi.

    Müzelerin insanların sosyalleştiği yaşayan müzeler haline getirilmesi için çalışmaların sürdüğünü kaydeden Bakan Ünal, “2015 yılında 3 adet yeni müzenin, Şanlıurfa, Diyarbakır ve Batman, açılışı için toplam 88 milyon lira, yenilenen 8 müze için 21 milyon lira kullandık. 2016 yılında açılacak 12 yeni müze için 75 milyon lira, yenilenmekte olan 6 müze için 16 milyonlara olmak üzere toplam 91 milyon lira harcayarak 18 adet müzeyi ziyarete açmayı düşünüyoruz. 2015 yılında 16 adet ören yerine toplam 28 milyon lira harcanmıştır. Bakanlığımıza bağlı 198 müze ve 138 ören yeri ile 216 özel müzeyi 2015 yılında 28 milyon kişi ziyaret etmiştir” diye konuştu.

    Yasa dışı yollarla yurtdışına kaçırılan eserlerin geri getirilmesi çalışmaları çerçevesinde çalışmalar yapıldığını da açıklayan Bakan Ünal, “Bu kapsamda iadesi sağlanan eser sayısı 2003- 2015 yılları arasında 4 bin 268’tir. UNESCO Dünya Mirası listesindeki varlık sayımız 15’e ulaşmıştır, geçici listedeki varlık sayımız ise 60’a yükselmiştir” açıklamasında bulundu.

    “2016 SEZONUNA DÖNÜK KARA TABLO ÇİZMEK DOĞRU DEĞİLDİR”

    Rusya krizi, Sultanahmet ve Ankara patlaması ile Türkiye’ye dönük imaj sorunu ortaya çıktığı yönünde algı oluşturulmaya çalışıldığının altını çizen Bakan Ünal, “Türkiye’nin güvenlik açısından riskli olduğu propagandası yoğun bir şekilde sürüyor. Özellikle Türkiye’nin tanıtımı açısından ciddi bir çalışma içindeyiz. Turizm imaj ve algıdan ibarettir. Turizm uluslararası ilişkilerde onarıcı etkiye sahiptir. Rusya turizmi bir yaptırım aracı olarak kullanması ve seyahat özgürlüğünü kısıtlaması bizim için uzun vadede sorun oluşturmaktan ziyade belli ürünlerimizi belli pazarlara bağlı hale gelmekten kurtarıcı olacaktır. Önümüzdeki günlerde yapısal tedbirlerimizi sektörle paylaşacağız. Rezervasyonlardan yola çıkarak 2016 sezonuna dönük kara tablo çizmek doğru değildir. Bir türbülans olabilir, biz bu türbülanstan hükümetimizin desteği ile rahat bir şekilde geçeceğimize inanıyorum” şeklinde konuştu.

  • SP Genel Başkanı Kamalak: “Bütün Gücümüzle Hükümetin Yanındayız”

    Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mustafa Kamalak, “Terörle verilmek istenen mesajı yırtıp atmak için hükümetin yanındayız” dedi.

    Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mustafa Kamalak, partisinin Antalya İl Kadın Kolları Başkanlığı’nın Saadet Partisi Kurucu Genel Başkanı merhum Necmettin Erbakan’ı anmak için il başkanlığı binasında düzenlediği toplantıya katıldı. Kamalak, toplantı salonu girişinde partili kadınlar tarafından “Başbakan Kamalak” sloganlarıyla karşılandı.

    “TERÖR SALDIRILARINA ŞAŞIRMIYORUZ”

    Terör saldırılarıyla ilgili gündemi değerlendiren Kamalak, saldırıların birinin aydınlanmadan hemen ardından ikinci bir saldırıya Türkiye’nin maruz kaldığını söyledi. Milli görüş olarak saldırıları öngördüklerini ve uyarıda bulunduklarını ancak dikkate alınmadıklarını ileri süren Kamalak, “Daha bir saldırıyı aydınlamadan başka bir acıyla muhatap oluyoruz. Reyhanlı aydınlanmadan Suruç, Suruç aydınlanmadan Ankara Garı’nda patlama meydana geldi. Onun failleri bulunmadan İstanbul’da bir saldırı oldu ve o da tam olarak aydınlanmadan Ankara’da başka bir patlama oldu. Neden bu duruma geldik. Saldırı üzerine neden saldırı oluyor. Bu olaylar bizim görüşümüz açısından üzücü olmasına rağmen şaşırtıcı değildir. Biz bu olayların olacağını çok önceleri iktidar sahiplerine haber verdik. Bizim istihbarat servisimiz yok kendi imkanlarımız çerçevesinde il başkanlarımızın verdiği bilgiler doğrultusunda uyarıda bulunduk” dedi.

    PKK’nın çözüm süreci çerçevesinde dağdan şehre indirildiğini öne süren Kamalak, çözüm sürecine karşı çıktıklarında ’Şehit cenazeleri gelmiyor annelerin gözyaşı dindi diye mi rahatsızsınız’ suçlamasıyla karşı karşıya kaldıklarını söyledi.

    Doğu ve Güneydoğu’da devleti göremeyen halkın PKK’ya mecburen teslim olduğunu da belirten Kamalak, köy korucularının hain konumuna düşürüldüğünü ifade etti. Saldırılarla Türkiye’de bir korku imparatorluğu oluşturulmaya çalışıldığını ifade eden Kamalak, millet olarak birbirine kenetlenme zamanı olduğunu, Türkiye’nin tarihi geçmişi itibariyle tecrübeli bir millet olduğunu söyledi.

    “HÜKÜMETİN YANINDAYIZ”

    Teröre karşı mücadelede Milli Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi olarak destek vereceklerini belirten Kamalak, “Bütün gücümüzle terörü önleme konusunda iktidarın yanında olduğumuzu beyan ederim. Terör yoluyla Türkiye’ye verilmek istenen mesajı yırtıp atmak yoluyla tüm desteğimizle hükümetin yanındayız. Terörün arkasındaki üst aklı küresel desteği deşifre edecek gücü cesurca ortaya koydukları zaman yine Saadet Partisi olarak bütün gücümüzle hükümetin yanındayız. Ancak hükümet de boş lafları bırakıp olayları doğru okumalıdır” dedi.

    Hükümetin özel güvenlik uygulamasını da eleştiren Kamalak, sokaklarda resmi üniformalarla gezen güvenlik güçlerinin açık hedef olacağını söyledi.

    MEVCUT ANAYASAYA ’YAMALI BOHÇA, CEBERRÜT VE ESTETİK’ BENZETMESİ

    Yeni anayasa için bir araya gelen siyasi partilerin masadan kalkması ve görüşmelerin sona ermesi durumunu da değerlendiren Kamalak, “Ne anayasa ne başkanlık tartışması var. Bütün bunlar kamuflajdır. Şehit cenazelerini örtbas etmektir. Gerçek olayları örtbas ve gündem değiştirmek için yapılan şeylerdir” ifadelerini kaydetti.

    Anayasanın değişmesi gerektiğini savunduğunu belirten Kamalak, mevcut anayasayaya ilginç benzetmelerde bulunarak şöyle konuştu:

    “Tabiki anayasanın değişmesi gerektiğinden yanayız. Bir darbe ürünüdür. Bu ayıptan kurtulması için anayasa değişmelidir. Birçok maddesi değişmiş ve bu anayasa yamalı bohça haline gelmiştir. Türkiye bu yamalı bohçadan kurtulmalıdır. Anayasanın ruh hali aynıdır. Şöyle düşünün bir kimse 50 sefer estetik yaptırmış. Kaşını gözünü aldırmış burnunu yaptırmış olması ruh halini değiştirir mi? Hayır. O darbe ürünü ceberrüt anayasa da ruh halini koruyor. Bu sebeple değişmelidir” dedi.