Etiket: Hükümete

  • Almanya’da yeni kurulacak hükümete ek olanaklar

    Almanya Ekonomi Bakanı Brigitte Zypries, Alman ekonomisinin önümüzdeki günlerde yükselişe geçeceğini ifade ederek, yeni hükümetin mali bakımdan ek olanaklara sahip olacağını açıkladı.

    Almanya Ekonomi Bakanı Brigitte Zypries, Alman ekonomisinin önümüzdeki günlerde yükselişe geçeceğini ifade ederek,

    “Şu an için Alman ekonomisinin durumu iyi. Yeni hükümet, bunun böyle kalmasını sağlamalı. Birlik partileri CDU ve CSU ile Hür Demokratlar (FDP) ve Yeşiller’le yapılması beklenen görüşmelerde “Jamaika Koalisyonu” hükümet formülü gerçekleşecek olursa yeni hükümet mali bakımdan birtakım ek olanaklara sahip olacak. Ifo-Institut’un hesaplamalarına göre 2019’dan itibaren vergi indirimleri ve başka giderler için elde yaklaşık 33 milyar euroluk bir meblağ olacak. Almanya sürekli ve kapsamlı bir yükseliş sürecinde. Bu durum halkın tüketime yönelmesinden ve firmaların yatırımları artırmasından destek alıyor. İyi ekonomik gelişmeler tüm insanlar için önem taşıyor” dedi.

  • Çiftçiden tepki gören TZOB Başkanından hükümete tehdit gibi sözler

    Çiftçilerden yoğun tepki alan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Bu ülkeyi doyuran, reel sektör olan tarımın ve çiftçimizin kıymeti anlaşılmıyor dedik. Görüyoruz ki mesajlarımız yeterince anlaşılmamış. Çiftçimiz, sorunların bir an önce çözülmesini istiyor. Uyarıyoruz Kimse bizi tekrar meydanlara çıkmak zorunda bırakmasın” dedi.

    Çiftçilerden tepki gören TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Birlik Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, hükümete tehdit niteliğinde sözler sarf etti. Temmuz ayı üretici ve market fiyatlarındaki değişim ile başta buğdayda yaşanan sorunlar olmak üzere tarımdaki gelişmeleri değerlendiren Bayraktar, “Bu ülkeyi doyuran insanların kıymetini herkes bilmek zorundadır. Bu anlaşılıncaya kadar mücadelemiz devam edecek. Meydanlara çıkarız, herkesi uyarıyorum. Meydanlara bir çıkmaya başlarsak arkası gelir. Kimse bizi durduramaz. Herkes aklını başına alsın” şeklinde konuştu.

    “Buğdayda çiftçimiz üst üste darbeler yemiştir”-

    Konuşmasına buğdayda yaşanan sıkıntıları değerlendirerek başlayan Bayraktar, “Dün de açıklama yaptım. Bu sene buğday üreticimiz artan üretime rağmen mağdur olmuştur. Çiftçimiz üst üste darbeler yemiştir” dedi.

    Hasat zamanında çıkarılan gümrük vergilerini düşüren yanlış kararnamenin, hatalar zincirinin ilk halkası olduğunu dile getiren Bayraktar, şunları söyledi:

    “Bu kararname, buğday fiyatlarını düşürmüştür. 27 Haziran 2017’de yayınlanan kararnameden önce buğdayda tonu ekmeklikte 1000-1050 lira, makarnalıkta 1050-1150 lira olan fiyat, bazı bölgelerimizde ekmeklikte 800, makarnalıkta 900 liraya kadar gerilemiştir. Hatta Trakya bölgemizde 750 liraya kadar inmiştir. Fiyatlar inmeye başladığında acilen Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) devreye girmesi ve fiyat istikrarını sağlaması gerekiyordu. TMO, devreye girmedi, 12 Temmuz 2017’ye kadar bekledi, müdahale fiyatını açıklamadı. Ofisin müdahale alım fiyatını açıklamada gecikmesi ve ton başına ekmeklikte 940 lira gibi üreticinin talebini karşılamaktan uzak bir fiyat vermesi hatalar zincirinin ikinci halkası olmuştur. TMO, geçen yıl 910 lira olan fiyatı yüzde 3,3 artışla 940 liraya çıkarmış, makarnalıkta 1000 lira olan fiyatı da değiştirmemiştir. Bütün bunların üzerine İç Anadolu ve Doğu Anadolu’nun Kayseri, Kırşehir, Çorum, Kars, Yozgat, Ağrı, Ardahan, Çankırı, Erzurum gibi bazı illerinde yüzde 10’dan, yüzde 80’lere varan oranlarda verim kaybına neden olan kuraklık da üreticimize ayrıca darbe vurmuştur. Buğdayda halen üretici fiyatı vasfına göre 830 liraya kadar düşmüş durumdadır.

    Bu ortamda yapılması gereken, hasatta çıkardığı yanlış kararnameyle buğdayda fiyatların düşmesine neden olan hükümetimiz, kilogramda 5 kuruş olarak uygulanan primi artırarak hatasını telafi etmeli, üreticinin zararını gidermelidir. TMO da hızlı bir şekilde alım yapmalıdır. Çiftçimizi mağdur etmemelidir.”

    TMO ve ESK’ya ithalat yetkisi

    Cumartesi günü Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu kararıyla, sıfır gümrükle, TMO’ya 750 bin ton buğday ve mahlut, 700 bin ton arpa, 700 bin ton mısır, 100 bin ton pirinç, Et ve Süt Kurumu’na, 500 bin canlı büyükbaş hayvan, 475 bin canlı küçükbaş hayvan, 75 bin ton lop et, 20 bin ton da karkas et ithalatı için yetki verildiğini belirten Bayraktar, “TMO, bu yetkiyi, buğday, mahlut, arpada 31 Mayıs 2018, mısırda 31 Temmuz 2018, pirinçte 31 Ağustos 2018, ESK ise, karkas ette 31 Aralık 2017, lop et ve canlı büyükbaş, küçükbaş hayvan ithalatında 31 Aralık 2018 tarihine kadar bu yetkilerini kullanabilecekler. Et ve Süt Kurumu’na (ESK), 2017 yılı sonuna kadar da, 20 bin ton karkas et ithalatı için yetki verilmiştir. Öncelikle hasadın devam ettiği, üreticinin fiyattan aşırı derecede mağduriyet yaşadığı, üretimin de geçen yılın 1,2 milyon ton üzerinde çıkacağının tahmin edildiği bu ortamda, böyle bir kararname çıkarılması, ithalat yapılmasa bile piyasayı yine psikolojik olarak etkileyecek ve fiyatları daha da düşürecektir” şeklinde konuştu.

    “Kararnamenin zamanlaması da yanlıştır”

    Bayraktar, açıklamalarını şu şekilde sürdürdü:

    “Kararnamenin zamanlaması da yanlıştır. TMO’ya 2015 ve 2016 yıllarında böyle bir buğday ithalatı yetkisi verilmemiştir. Ofis, 2012 yılında 1 milyon tonluk yetki almış ancak ihtiyaç görülmediği için kullanmamıştır. 2014 yılında verilen buğday ithalatı yetkisinin tarihi de 19 Nisan 2014’tür ve kararname hasattan yaklaşık bir ay önce çıkarılmıştır. TMO, 2014 yılında verilen 4,2 milyon tonluk ithalat yetkisinin yarısı kullanılmıştır. Kararın üretici mağduriyetine yol açmamasını talep ediyoruz.”

    Mısır hasadı

    Sıcakların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle Çukurova’da mısır hasadının başladığını bildiren Bayraktar, “Üreticilerimize bol ve bereketli bir hasat diliyorum. Yine bu ortamda TMO’ya 700 bin ton mısır ithalat yetkisi tanınmıştır. Buğdayda yaşananlar mısırda yaşanmasın. TMO, hızlı hareket etsin. Çiftçimizi mağdur etmeyecek bir müdahale alım fiyatını bir an önce açıklasın” dedi.

    “Fındık üreticisi mağdur edilmemeli”

    Karadeniz için çok önemli bir ürün olan fındıkta önümüzdeki günlerde hasada başlanacağını vurgulayan Bayraktar, “Fındık ülkemize 2 milyar dolardan fazla döviz sağlamaktadır. TMO, Nisan ayında başladığı alımlara yeni sezonda da etkin olarak devam etmeli, fındık üreticisini mağdur etmemelidir” diye konuştu.

    “İthalata verilen 5 milyar dolar unutulmuş gibi görünüyor”

    Bayraktar, ESK’ya verilen yetkiyi de doğru bulmadıklarını vurgulayarak şunları kaydetti:

    “2010-2016 yılları arasında ithalata 5 milyar dolardan fazla döviz ödediğimiz unutulmuş gibi görünüyor. 2008 yılında yaşanan süt krizinin ardından süt hayvanlarının kesime gitmesiyle oluşan et açığı, 2010 yılında başlayan canlı hayvan ve et ithalatıyla çözülememiştir. Üzücü bir şekilde yine aynı noktaya doğru gidilmektedir. Dünyanın hiçbir ülkesi ithalatla hayvancılıkta büyüme göstermemiştir. Etteki sorunun, düşük süt fiyatlarından, besilik ve yem maliyetlerinden kaynakladığı bilinmektedir. Bu sorunlar çözülmeden, çiğ süt fiyatları makul seviyelere getirilmeden, besilik ve yem maliyetleri düşürülmeden ithalat önlenemez. Et fiyatlarını düşürmenin yolu ithalat değil, daha fazla destek vererek üretimi artırmaktan, buna yönelik politikalar izlemekten geçer.”

    “Enflasyonda günah keçisi biz miyiz?”

    Bütün bu politikaların Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi’nin kararları olduğunun söylendiğine dikkati çeken Bayraktar, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Gerekçe enflasyonla mücadele deniyor. Sanki, enflasyonun sorumlusu çiftçimizmiş gibi tüketicide Haziran ayı itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 10,90’ı buluyor. Gıdanın enflasyondaki payı ne? Yüzde 3 civarında. Enflasyon denince hemen akla gıda geliyor. Gıdada enflasyonu sıfırladın diyelim, enflasyon sorunu ortadan mı kalkacak? Gıda dışında yüzde 8’e yakın bir enflasyon var. Enflasyonu oluşturan diğer unsurlara neden bakılmıyor? Çiftçiye cesaretiniz yetiyor da onlara yetmiyor mu? Neden sadece bizim üzerimize geliniyor? Günah keçisi biz miyiz? Bunu da herkesin görmesi gerekir. 14 Mayıs 2017’de Ankara Tandoğan’da düzenlediğimiz mitingde, bütün mesajlarımızı verdik, sorunları dile getirdik, çözüm yollarını gösterdik. Bu ülkeyi doyuran, reel sektör olan tarımın ve çiftçimizin kıymeti anlaşılmıyor dedik. Görüyoruz ki mesajlarımız yeterince anlaşılmamış. Çiftçimiz, sorunların bir an önce çözülmesini istiyor. Uyarıyoruz. Kimse bizi tekrar meydanlara çıkmak zorunda bırakmasın”

    Bayraktar’dan tehdit gibi açıklamalar

    Bayraktar, basın toplantısında, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı. Bir basın mensubunun “Gümrüksüz hayvan ithalatı olacağı için bu fiyatları düşürür mü, artırır mı ya da net bir fiyat söyleyebilir misiniz? Bu yönde bir tahmininiz var mı?” şeklindeki soru üzerine şu yanıtı verdi:

    “(TMO’ya ithalat yetkisi verilmesiyle ilgili) Bazı yıllarda bu kararname çıkmış ithalat yapılmamış, 2014 yılında kararname çıkmış, ithalatın yarısı yapılmış. 2015 ve 2016 yılında bir kararname çıkmadı. 2017 yılında bir kararname çıktı. Biz ithalat yapılmasını arzu etmiyoruz. Bir de yapılan yanlış şu; hasat devam ederken kararname çıkarılmaz. Bu bir algı oluşturuyor. Eyvah ucuz mal gelecek ithal mal gelecek deniyor, tüccar çiftçiden mal almıyor. Sanayici de tüccardan mal almıyor. O zaman piyasa buğdayda olduğu gibi kilitleniyor. Mısır hasadı başladı. İthalat kararnamesi açıklanıyor. Zamanlama manidar. İnşallah bu mısır hasadını olumsuz etkilemez. TMO’nun mısırda müdahale alım fiyatını da bir an evvel açıklayıp, piyasaya hızlı bir şekilde girmesini de arzu ediyoruz. Piyasanın olumsuz etkilenmemesi açısından bu zorunludur.

    ‘Enflasyonla mücadele edeceğiz’ diyorlar çiftçi umurlarında değil. ‘Enflasyonu biz aşağıya düşüreceğiz’ diyorlar. Tarım eski Bakanı da bir açıklama yaptı; ‘Gıdanın enflasyona etkisi yüzde 2’ dedi. Şimdi hesapladık yüzde 3. Başka tarafta yüzde 8 var. Yani başka tarafın üzerine niçin gidilmiyor? O sektörlerden çekiniyorlar da tarım sektöründe çalışan insanlardan mı çekinmiyorlar? Günah keçisi biz değiliz onu açıkladık. Enflasyon etkileyen ulaştırma var. Diğer sektörlerin üzerine gidilsin. Yani tarım sektörünün enflasyona etkisi yüzde 3. Fazla değil. Ama bizi mağdur etmeye kimsenin hakkı yok. Biz mağdur ediliyoruz. Sektör mağdur ediliyor. Biz çiftçileri tarımda zor tutuyoruz. Bakın gençler gidiyor. Tarımda yaşlılar kadınlar kaldı. Kadın çiftçilerimizle üretim yapmaya çalışıyoruz. Bu sektör bir reel sektör. Sanayi gibi üretim yapan bir reel sektör. Kimse bunun farkında değil. Bu ülkede reel sektör olarak kabul edilen sanayiciye verilen kıymet reel sektör olan tarım sektörüne de tarım sektöründe çalışan çiftçilerimize de verilmiyor. Ben bunu Dünya Çiftçiler Günü’nde yaptığım mitingde ifade ettim. Bu ülkeyi doyuranlar maalesef kıymet görmüyor. Bunu üzülerek söylüyorum. Tekrar meydanlara çıkarız. Herkesi uyarıyorum. Bu ülkeyi doyuran insanların kıymetini herkes bilmek zorunda. Bu anlaşılıncaya kadar mücadelemiz devam edecek. Bu ülkenin gıda güvencesi tehdit altında. İthalatla bu ülkeyi doyurmak mümkün değil. Bir taraftan 80 milyonluk nüfusu, bir taraftan 40 milyon turisti doyuracaksınız. 5 milyon sığınmacı ve yabancı var. Bunları doyuracaksınız. Bunları bu ülke çiftçisi doyuruyor günah değil mi bu insanlara?

    Bu ülkede ekilen topraklarının yüzde 70’inde tahıl, yarısında buğday ekiliyor. Buğday bu kadar önemli bir ürün. Bu ürünü üreten çiftçiyi, üretim yapan insanları mağdur etmeye kimsenin hakkı yok. Böyle yanlış kararnameleri çıkarıyorlar insanları mağdur ediyorlar. Tepki koyunca da ‘niye tepki konuldu’ deniyor. Koyacağız benim görevim bu. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin görevi bu gibi şeylere tepki koymak. Meydanlara çıkarız, herkesi uyarıyorum. Meydanlara bir çıkmaya başlarsak arka arkaya gelir. Kimse bizi durduramaz. Herkes aklını başına alsın. Ekonomi Bakanı enflasyonu düşüreceğim diye her alana dalıyor. Onun yönlendirmesiyle de oldu bunlar. Bunu da biliyorum. Yeni Tarım Bakanımızın da çok dikkatli olması lazım. Ekonomi Bakanı’nın tarım, tarım sektöründeki üretim umurunda değil. Burada dikkatli olması gereken Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı’dır. Bu gibi kararnamelere imza koymasın. Hiç umurunda değil adamın. Buğday üreticisi ne üretiyormuş, hangi koşullarda üretim yapıyormuş. Büyükşehirler yaşanmaz hale geldi. Güvenlik sorunu var. Kırsalda müthiş göç var. Bunu görmüyor musunuz? Gözünüz kör mü sizin?”

    Bir basın mensubunun, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı ile görüşme yapıp yapmadıklarını, prim artışı ve diğer konuları dile getirip getirmediklerini sorması üzerine Bayraktar, “Bu hafta bir görüşmemiz olacak. Bunları tabii kendilerine anlatacağız. Kendisine bir rapor sunacağım. Tarım sektörüyle alakalı tarım bakanımıza geniş kapsamlı bir rapor sunacağım.”

    Bayraktar, bir soru üzerine, ithalat yetkisi verilse bile ithalat yapılmasını istemediklerini bildirerek, şunları söyledi:

    “İthalat yapılmayabilir ama kararın çıkması yetiyor. Öyle bir algı oluşuyor ki ithalat yapılacakmış, mal hemen içeriye girecekmiş gibi bir algı oluşuyor. Yani bu algıyı oluşturmama adına hasat zamanlarında kararname yayınlanmaz. Fevkalade yanlış. Üreticiye darbe vuran bir kararname bunlar. Zaten ithal mal girerse fiyatları olumsuz etkiliyor zaten. Mal girmediği halde siz böyle bir kararname çıkarırsanız gümrükleri düşürüyorum derseniz o zaman piyasadaki algı şu olur: Her an dışarıdan ucuz mal gelebilir. Bu algı yetiyor zaten. Malın gelmesine gerek yok. O zaman tüccar kardeşim dışarıdan ucuz mal gelecek diyor piyasaya girmiyor. Sanayici de tüccardan mal almıyor. Dolayısıyla piyasa kitleniyor. Olan kime oluyor? Üreticiye oluyor. Üretime oluyor. Çiftçi buğday üretiminden kaçarsa ne yapacağız biz. Bu fiyatları takviye edemezsek buğday üretiminden kaçacak. Türkiye’nin her sene 20-22 milyon ton buğday üretmesi lazım kimle nasıl üreteceğiz buğdayı. Rusya’nın, Ukrayna’nın kapısına gideceğiz. Ondan sonra dünya fiyatları da şişiyor. İşte et ithalatı. Dünya fiyatları bir an şişiyoruz et ithalatı yaparak. Kendi üreticisini besleyemeyen hükümetler başka ülkelerin çiftçisini besler. Onları finanse eder. Üretimi artırmanın yolu bellidir. Desteklersiniz üreticiyi üretimi artırırsınız. Et ithalatı da yapmazsınız buğday ithalatı da yapmazsınız. Bunun yolu gayet net.”

  • (ÖZEL HABER) İş adamından terörle mücadelede hükümete görülmemiş destek çağrısı

    Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesinin eski Belediye Başkanı ve iş adamı İsmail Elibol, tarım makinaları ürettiği fabrikasında, terörle mücadelede destek olmak için hükümete ilginç bir çağrıda bulunarak, “Teknik destek verildiği takdirde fabrikamda tank, top, tüfek gibi yapılabilecek ne varsa bütün gücümle devletimin yanında olmak isterim” dedi.

    Sandıklı’nın Milliyetçi Hareket Partili (MHP) eski Belediye Başkanı ve iş adamı İsmail Elibol, terörle mücadele konusunda 15 bin metrekarelik tarım aletleri ve ekipmanları ürettiği fabrikasını devletin hizmetine açmaya hazır olduğunu kaydetti. Kendilerinin yarım asırlık bilgi, birikim ve becerilerini devletin hizmetin sunmaya hazır olduklarını dile getiren Elibol, terörle mücadele konusunda hükümetin her zamankinden daha fazla desteğe ihtiyacının olduğunu vurguladı. Elibol, “Ülkemiz bu dönemde zor şartlardan geçiyor. Biz sanayiciyiz, 57 yıllık bir firmayız. Mühendislerimiz var, ustalarımız, ustabaşlarımız ve kendi bilgi, birikimimiz var. Biz de her zaman devletimizin yanındayız bu vatan da, bu bayrak ve bu millet içindir. Ben de terörle mücadelede hiçbir destekten kaçınmadan hiçbir beklenti içerisine girmeden, maddi hiçbir şey beklemeden. Gerekirse bu memlekete gücümüzün yettiği kadar devletimiz bize teknik desteğini versin 15 bin metrekareye yakın fabrikamda tank, top, tüfek gibi yapılabilecek ne varsa ben de bütün gücümle devletimin yanında olmak isterim. Biz de karınca misali de olsa devletimize böyle bir destek vermek isteriz. Bu topraklar kolay kazanılmadı” diye konuştu.

    “Biz devletimiz için elimizden geleni yapmaya her zaman hazırız”

    Türkiye’nin yurt içi ve yurt dışındaki düşmanlarına karşı verilen savaşta devlete destek vermenin kendileri için bir gurur olduğunu aktaran Elibol açıklamalarına şöyle devam etti:

    “Ülkemizin gerek Suriye’de, gerek Irak’daki dış düşmanlarına karşı ve içeride PKK, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) gibi düşmanlarına karşı devletimizin yanında olmak bizim için bir gurur kaynağıdır. Hiçbir menfaat ve karşılık beklemende bunu yapmak bize onur ve şeref verir. Biz geçen yıl 95 kişi çalıştırıyorduk, bu sene de 65 personelimizle birlikte çalışmaktayız. Bu devlet olmazsa toprak olmaz, toprak da olmazsa vatan olmaz. Biz bunların bilincinde olan insanlarız. Bizler milliyetçi insanların ülkesini, milletini ve bayrağını seven insanlarız. Bu memleketin şartları altında da herkes yaşamaya mecburdur. Biz devletimiz için elimizden geleni yapmaya her zaman hazırız. Devletimiz bizden her hangi bir istek ve talepte bulunursa bizde hazırız, yeter ki teknik destek verilsin. Bize yol gösterilsin bizim ustalığımızla, sanatkarlığımızla Allah’ın izni ile her şeyi yapmaya güzümüz yeter.”

  • Kamu Sen’den hükümete çağrı

    Türkiye Kamu Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, hükümete çağrıda bulunarak, “657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nu değiştirmek mi gerekiyor gelin oturalım, konuşalım. Hodri meydan” dedi.

    Türkiye Kamu Sen Çorum İl Temsilciliği tarafından düzenlenen istişare toplantısına katılan Türkiye Kamu Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, sendikasının üyeleriyle bir araya geldi. Koncuk, toplantıda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Memurluğun ortadan kaldırılması, iş güvencesinin ortadan kaldırılması gibi çalışmalarla ilgili duruş sergilenmesi gerektiğini dile getiren Koncuk, “Kamu-Sen olarak “Anayasa’nın 128. maddesi değiştirilmeden devlet memurluğu kavramını ortadan kaldıramazsınız diyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı da yeni yeni söylüyor. Daha önceden hiç söylemiyorlardı şimdi söylenmeye başladı. Hiçbir siyasi partimizin Anayasa’nın 128. maddesinin değiştirilmesine yani devlet memurluğu kavramının ortadan kaldırılmasına evet diyeceğini zannetmiyorum. Kimsenin böyle bir hakkı da yok. Devlet memurluğunu kaldırmak öyle de kolay değil. Bu sefer performans değerlendirmesi gibi yöntemlerle kamuda adeta devlet memurlarının üzerinde adeta Demokles’in kılıcı gibi durma anlayışını sergilemeye çalışacaklar. Buna da engel olacağız. Buda kolay bir iş değil. Kafana göre Ahmet’e not ver. Onun geleceğini tehdit et. Yok öyle” diye konuştu.

    Devlet Memurları Kanunu ile ilgili hükümeti masaya davet eden Koncuk, “Türkiye artık kamuda bir şeyler yapmak gerekiyor. 657 sayılı devlet memurları kanununu değiştirmek mi gerekiyor gelin oturalım. Hodri meydan. Gelin konuşalım. Önüne gelen 657 ile ilgili ahkam kesemez. Kimse buna müsaade etmeyiz. Dilini boğazına kaçırırız. 657’yi biz biliyoruz. Nerelerin değişmesi gerektiğini biz biliyoruz. Zannediliyor ki 657 sayısı Devlet Memurları kanunda şöyle bir madde var ‘bu devlet memurları ne yaparsa yapsın asla ve kata meslekten atılamaz’ zannediyorlar. İşin garibi birçok memur da böyle zannediyor. Öyle bir şey yok. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda memur işten atılamaz iş garantisi, güvencesi vardır. Bunlar tamamen uydurmadır. Bizim iş güvencemiz yargı hakkımızdan dolayı. Yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşlarının ne kadar yargı hakkı varsa bizimde o kadar yargı hakkımız var. Birde sayın bakanlar 657 sayılı devlet memurları kanunu köhnedi diyorlar. Neresi bu köhneyen yerler” ifadelerini kullandı.

  • Malezya’da hükümete yolsuzluk protestosu

    Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’da on binlerce kişi adı yolsuzluğa karışan Başbakan Necip Rezak’ı protesto ederek istifasını istedi.,

    Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’da on binlerce kişi adı yolsuzluğa karışan Başbakan Necip Rezak’ı protesto etti. Bersih (Temis Seçim) adı verilen yürüyüşe binlerce hükümet karşıtı sarı gömlek giyerek katıldı. Pasar Seri bölgesinde toplanan protestocular, İkiz Kulelerin bulunduğu bölgeye doğru yürüyüşe geçti. Sarı gömlek ile dikkat çeken hükümet karşıtı protestocuların eylemine kırmızı gömlek giyen hükümet yanlısı gruplarla karşı karşıya geldi. İki grup arasında çıkan gerginlik polis ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Temsilcileri tarafından giderilirken hükümet yanlısı grup polis tarafından uzaklaştırıldı. Başbakan Rezak’ın istifasını isteyen grup, “Adil ve özgür seçim”, “Temiz Hükümet”, “Adaletin Sağlanmalı” sloganları attı. Ülkede gerçekleştirilen en büyük protesto olduğu belirlenen eyleme 40 binden fazla kişinin katıldığı ifade ediliyor.

    Protestı gösterisine çok sayıda siyasinin yanı sıra ülkenin 4’üncü Başbakanı Dr. Muhatir Muhammed de katıldı. Muhatir Muhammed, Malezya’nın parasını Necip Rezak’ın kullandığını bildirerek, Malezya zengin olan ülkelerden biri. Fakat Rezak döneminde ülke fakirliğe doğru itiliyor. Malaylar, Çinliler, Hintliler ülkede huzur içinde yaşarken bu huzur Rezak döneminde bu huzur yitilmeye başlandı” dedi. Ülkede hiçbir zaman bu büyüklükte katılımcı ile gösteri yapılmadığını vurgulayan Muhammed, “Necip’i destekleyenler hiçbir zaman böyle bir kalabalık oluşturmadı” ifadesini kullandı.

    Gösteriye katılan bir eylemci ise yolsuzluk yapan hükümeti istemediklerini, adil ve özgür seçim istediklerini bildirerek bugün meydana toplanan kalabalığın da bu tavrını net bir şekilde ortaya koyduğunu ve bu tavrın gelecek yıl yapılacak seçimi etkileyeceğini dile getirdi.