Etiket: Hukuk!

  • Hukuk Öğrencisinden Tıp Buluşu

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi’nde (İKBU) Altınbaş Holding ve Keiretsu Forum Türkiye Melek Yatırımcı Ağı iş birliğinde, Altınbaş Holding ve Orge Elektrik sponsorluğunda düzenlenen “Benim Fikrim Benim İşim” yarışma finali heyecanlı bir oylama ile sonlandırıldı. En iyi iş fikri olarak seçilen projenin hukuk fakültesi öğrencisi tarafından hazırlanan tıbbi bir buluş oluşu jüriyi ve katılımcıları şaşırttı.

    “Bu keşif ihtiyaçtan doğdu”

    Hukuk fakültesi öğrencisi olarak, hipertansiyon hastalarının yaşam kalitesini yükseltecek bir cihaz prototipi keşf eden İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi öğrencisi Turhan Solmaz proje fikrinin ilginç hikâyesini şu ifadeler ile anlattı. “Proje kendi ihtiyacımdan doğdu diyebilirim. Ailemden gelen genetik polikistik böbrek hastalığım var. Bu hastalığın önemli sonuçlarından biri de hipertansiyon. Bu hastalıkla başa çıkmak için tuz kontrolü çok önemli. Bu nedenle gıdalarda tuz kontrolü yapabilecek bir cihaz geliştirdim. Türkiye’de 20 milyon hipertansiyon hastası var, bu sadece benim ihtiyacım değildi. Proje sırasında Proje Mentorü hocam Yrd. Doç. Dr. Ayça Doğan Mollaoğlu’ndan çok büyük destek aldım, bundan sonraki süreçte de kendisiyle devam edeceğiz. “

    “Sanayi, üniversite işbirliğine de büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum”

    Emeği geçen akademisyenlere, çalışanlara ve yarışmaya duyarlılık gösteren katılımcılara teşekkürlerini ileten İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ali Altınbaş “Yarışmaya beklentimizden daha yüksek bir katılım gerçekleşti. Bizim ilk kez yaptığımız bir organizasyon. İnşallah bu tür organizasyonları üniversitemiz daha sık hayata geçirilecek. Bunun sanayi-üniversite işbirliğine de büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum. Bize destek veren Altınbaş Holding’e ve Orge Elektrik’e çok teşekkür ediyorum. Bu projenin neticesine göre ben bunun teşvik edici olacağını ve bundan sonraki gençleri de bu yönde çok daha yüreklendireceğini düşünüyorum. Herkes için hayırlı, uğurlu olsun” ifadelerini kullandı.

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ali ALTINBAŞ, yarışmayı tekrar ederken Türkiye’deki tüm öğrencilere hatta dünyadaki tüm öğrencilere açık hale getirmeyi hedefledikleri müjdesi verdi.

    “Amacımız patentlenebilecek fikirlere destek vermek”

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Yenilik ve Araştırma Daire Başkanı Ceren Gedikoğlu, yarışmayı kazanan projelerin alacağı desteği şu cümlelerle anlattı; “Yarışmaya katılan çok güzel fikirler var var. Yarışmada ilk 3’e giren projeyi ’Kuluçka Merkezi’mize alacağız. İlk kazanan kişiye 15.000 TL, ikinciye 10.000 TL, üçüncüye 5.000 TL destek sağlayacağız. Proje sahipleri ödülleri Kuluçka Merkezimizde firmalaşma sürecinde kullanacaklar.

    Melek Yatırımcıları da davet ettik. Buradaki amacımız gerçekten ürün elde edebileceğimiz, patentlenebilecek fikirlere destek vermek. Gençlerin firma kurmasına destek olacağız. Firma kuruluşunun akabinde de onların ön kuluçka dediğimiz firmanın ilk ayağa kalması sürecinde destek olacağız ve gerçek hayata atılmalarını sağlayacağız. Yarışmaya 33 proje yaklaşık 50 öğrenci katıldı. Bu çalışma ile öğrencilerimiz öncelikle bir iş planı hazırlamayı, gerekirse gece yarılarına kadar çalışıp kendi işleri için emek sarf etmeyi, bütçe planı hazırlamayı öğrendiler. Bu planları düzgün yapan, fikri iyi olan, fikrini bir sonraki aşamaya taşıyabilecek olanlara da akademisyenler aracılığıyla mentorluk desteği verdik. Bu ikinci destek ile öğrencilerimiz yarı finalden sonra daha yoğun bir sürece girdiler ve projelerin maketlerini veya yazılımlarını hazırladılar.”

  • Hukuk Öğrencilerinden İşçi Çocuklarla İlgili Kanun Teklifi

    Hukuk Fakültesi öğrencilerine işçi çocuklarla ilgili kanun teklifi sunma imkânı veren Davâ-yı Hukuk Yarışması sona erdi. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) Hukuk Fakültesi tarafından düzenlenen Ulusal Kanun Teklifi Yarışması’nda finale kalan 7 öğrencinin arasında kıran kırana bir mücadele yaşandı. En tutarlı, ikna edici ve hukuki gerekçe üreten 3 öğrencinin ödüllendirildiği yarışmanın birincisi FSMVÜ Hukuk Fakültesi öğrencisi Muhammet Masum Kır oldu.

    Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Hukuk Fakültesi bir süre önce Hukuk okuyan öğrencilerin öğrenimlerine ve kendilerini ifade etme becerilerine katkı sunmak amacıyla ’Davâ-yı Hukuk’ adında ’Ulusal Kanun Teklifi Yarışması’ ilan etti. Yarışmaya katılacak öğrencilerden “İşçi çocuklarla ilgili mevcut kanuni düzenlemeleri nasıl değiştirirdiniz ya da bu konudaki kanun boşluklarını nasıl doldururdunuz?” sorularına ilişkin kanun teklifi sunmaları istendi. 35 farklı üniversiteden 200’e yakın öğrencinin başvurduğu yarışmada son 7’ye kalan öğrenciler, ülkemizin önde gelen hukukçuları Prof. Dr. Selçuk Öztek, Prof. Dr. Ömer Ekmekçi ve Dr. Memduh Cemil Şirin’in jüriliğinde, konuyla ilgili hukuki gerekçelerini anlattı.

    Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi öğrencisi Muhammed Masum Kır’ın birinci olduğu yarışmada, İstanbul Üniversitesi öğrencisi Ekin Su Tepeli ikinci, İstanbul Şehir Üniversitesi öğrencisi Ahmet Said Yılmaz üçüncü oldu.

    “Geleceğin kanun koyucuları olabilirler”

    FSMVÜ Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Kürsüsü Araştırma Görevlisi Esra Gültekin çocuk işçileri konu edinmelerinin sebebini şu sözlerle ifade etti; “Öğrenciler için sosyal sorumluluğu ve gerçekten pratik uygulaması olan bir konuyu test etmek ve bunu çocuklar üzerinden çalışmak istedik. Çocukların en büyük problemleri nelerdir diye tespit etmeye çalışırken de sosyal bir vaka olarak sayısının da çok fazla olmasından dolayı çocuk işçiler konusunu tercih ettik. Kanun teklifini normalde hukukçular yapmaz ama biz bu yarışmada öğrencilerimizin ileride birer kanun koyucu olabilme ve bu konuların arka planda çalışmacıları olma ihtimali üzerinden hareket ettik.”

    “Çocuk işçiliğini sona erdiren kanun yok”

    Ülkemizde çocuk işçilerle ilgili hukuki düzenlemelerin ne durumda olduğuna da değinen Esra Gültekin; “Hukuki düzenlemeler açısından çocuk ve iş hukuku noktasında Türkiye’deki düzenlemeler dünya standartlarında. Fakat bir konunun kanuni olarak düzenlenmiş olması bu konuya çözüm sunulmuş anlamına gelmemekte. Bizim de kanunlarımız evet mevcut, fakat bunların gerçek hayata dokunan, sosyal problemleri halleden, çocuk işçiliğini sona erdiren tarafları maalesef yok. Biz çalışmamızda mevcut düzenlemelerden ziyade gerçekten çözüm sunabilecek ve sosyal hayatı etkileyebilecek çalışmalar yapmak istedik.” ifadelerini kullandı.

    “Çocuk işçiliği dünyanın sorunu”

    Çocuk işçiliğin dünyanın bir sorunu olduğunu ve daha hassas ve daha kapsamlı şekilde ele alınması gerektiğine dikkat çeken Esra Gültekin; “Sadece bizim ülkemizde değil en gelişmiş ülkelerde de çoçuk işçiliği sorunu var. Son dönemdeki göç dalgaları ile birlikte bu problem dünyanın her tarafına yayılmış durumda. Farklı ülkelerden çocuklar geldikleri ülkelerde işçi statüsünde veya çocuk asker statüsünde karşımıza çıkıyor. Sorunu çözmek için gerçekten içselleştirilmesi sadece kanun koymakla kalmayıp bunun gerçek hayata yansıyacak şekilde çözümler üretilmesi gerekiyor. Bizim bugünkü çalışmamızın amacı hukuk fakültesi olarak bu konuya bir farkındalık uyandırmak ve somut gerçek olaylar üzerinden, gerçek çözümler üretebilen çalışmaları hayata geçirmek” dedi.

    “Sorunumuz caydırıcı ceza açığı ve etkin denetim eksikliği”

    Yarışmanın birincisi FSMVÜ Hukuk Fakültesi birinci sınıf öğrencisi Muhammet Masum Kır hazırladığı kanun teklifini şu cümleler ile anlattı; “Toplamda yürürlük ve yürütme maddesi ile birlikte 11 madde şeklinde hazırladım. Bu konuda bizim görmüş olduğumuz sistematik bir eksiklik var. Hukuki yönden ele alırsak, birincisi mevzuat ikincisi de yürürlük kısmıdır. Mevzuatta düzenlenen bir hükmün meriyette anlam ifade edilebilmesi için daha pratik hale getirilmesi lazım. Bunun için de iki yönde ele alıyoruz. Caydırıcı ceza açığı ve etkin denetim eksikliği. Bunlar bizim iki büyük sorunsalımız. Hem Türkiye hem de dünyada birçok ülke bundan mustarip. Ben yöntem olarak etkin denetim eksikliği ve caydırıcı ceza açıklarını kapatma üzerinden ilerledim.”

    Amfilerden kürsülere

    Bu tür yarışmaların hukukçuları geleceğe hazırladığına inandığını ifade eden Muhammet Masum Kır; “Yarışmanın formatı çok güzel. Bu şekilde her yıl düzenlenmesi yolunda da kararlar çıkacak diye biliyorum. Gelecek yıllar için ’Amfilerden kürsülere’ diye slogan da önerebilirim. Bu platformlar amfilerden kürsülere geçtiğimizde kendimizi daha iyi ifade etmeyi sağlayacak.” diye konuştu.

  • Girne Üniversitesi’nden Avukatlar Günü mesajı: “Örgütlü hukuk düzeninde, savunma hakkı kutsaldır”

    Girne Amerikan Üniversitesi; Hukuk Fakültesi; 5 Nisan tarihinde Türkiye genelinde kutlanan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki hukuk fakülteleri nezdinde de tören ve etkinliklere vesile olan “Avukatlar Günü” dolayısı ile bir kutlama mesajı yayınladı.

    Dekan, Prof. Dr. Meltem Dikmen Caniklioğlu imzası ile yayınlanan yazılı kutlama mesajı şu ibareleri içerdi;

    “Örgütlü hukuk düzeninde, savunma hakkının icrasında temel olan; avukatlarımızın mesleki dayanışma, bilgilendirme ve sorunlarının çözümüne yönelik farkındalığın artırılmasına yönelik olan ve Türkiye Baroları’nın bir çatı altında toplandığı, 1958 yılından bu yana da kutlanan bu sembol günü, ’Fakültem’ adına içtenlik ile kutluyorum.

    Devlet için yapılan tanımlardan biri “örgütlü bir hukuk düzeni” olduğu şeklindedir. Hak arama özgürlüğü, iddia ve savunma hakkı, adil yargılama, doğal yargı gibi temel hukuk ilkelerinin tartışılmaz olduğu bir hukuk düzeninde avukatlık mesleği, bireyler için önemi ve etkinliği tartışılmaz bir hukuk kalesidir. ’Savunma hakkı kutsaldır’, tarihin en eski çağlarından bu yana, bu gerçek hiç tartışılmamıştır. Kitaplarda yer verilen, hafızalarda canlılığını koruyan tarihteki en önemli davalar, o davalarda yapılan savunmalarla anılır. Meslek, tarih kadar eskidir. İnsanın olduğu her yerde barışın, kamu düzeninin ve toplumsal güvenliğe yönelik potansiyel tehdit ve tehlike ihtimalleri her zaman vardır.

    Fakültemizde, hukukun bilgisini, hukuk bilinci ve erdemle taçlandırmış nitelikli hukukçular yetiştirmeyi hedefliyoruz. Öğrencilerimizin bir kısmı avukat olmak isteyecekler ve bütün kalbimizle dileriz ki; olacaklardır. Yolları uzun ve zorludur. Meslek yaşamlarının başından sonuna dek her gün, yeni şeyler öğrenecekler, mesleki bilgi ve tecrübelerini artıracaklardır. Avukatlık mesleği, bilgi ve tecrübe kadar mesleki duruş gibi önemli başka bir vasfı daha gereksinir. Dürüst, onurlu ve erdemli bir hukukçu olmak, bilgili ve tecrübeli bir hukukçu olmaya eklemlenmedikçe; meslek hak ettiği saygınlığı kazanamaz.”

  • Türkiye Hukuk Platformu: ‘Barolar Birliği bizi temsil etmiyor’

    Türkiye Hukuk Platformu’na bağlı hukukçular Beyoğlu’nda bir basın açıklaması yaptı ve Barolar Birliği’nin referanduma dair ‘hayır’ kampanyası yürüttüğünü öne sürerek, birliğin kendilerini temsil etmediğini duyurdu. Uluslararası Hukukçular Birliği ise yaptığı basın açıklamasıyla İdlib’teki katliamı kınadı.

    Beyoğlu’nda bulunan İstiklal Caddesi üzerindeki Taksim Tünel Meydanı’nda kurdukları çadırda ‘Hukukçular Referandumu Anlatıyor’ çalışmasını yürüten Türkiye Hukukçular Platformu, bugün öğle saatlerinde aynı noktada bir basın açıklaması yaptı ve Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun birliğin imkanlarıyla referanduma dair ‘hayır’ kampanyası yürüttüğünü öne sürdü. Platforma bağlı hukukçular ayrıca Barolar Birliği’nin kendilerini temsil etmediğini duyurdu.

    “Cübbelerini çıkarıp siyasete soyunmalarını tavsiye ediyoruz”

    Türkiye Hukukçular Platformu adına Hukukçular Derneği Başkanı Av. Mehmet Sarı’nın okuduğu basın açıklamasında, “Genç hukukçuların bu kadar sorunu varken, Baro’nun bunlarla ilgilenmeyip sadece siyasi muhalefetin parçası olmasını ve bu kapsamda avukatlık mesleğine zarar vermesini kabul etmediğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ve İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu’nun geleceğe dair siyasi hedefleri varsa, bunu Baro üzerinden yapmamalarını ve cübbelerini çıkarıp siyasete soyunmalarını tavsiye ediyoruz. Zorunlu üyelik üzerinden meslektaşlarının Baro’ya yatırmış olduğu katkının bir siyasi kampanya için harcanması ve Türkiye’nin en büyük hukuk STK’sı olan Hukukçular Derneği ve hukukla ilgili yirmi STK’nın kurduğu Türkiye Hukuk Platformu olarak kabul etmediğimizi buradan bir kere daha belirtiyoruz” ifadeleri yer aldı.

    Uluslarası Hukukçular Birliği’nden İdlib katliamına tepki

    Öte yandan, Tünel Meydanı’nda Türkiye Hukuk Platformuyla bir araya gelen Uluslar arası Hukukçular Birliği de bir basın açıklaması yaparak, Suriye’nin İdlib kentindeki katliama karşı tepkilerini dilet getirdi. Birlik Başkanı Av. Necati Ceylan’ın okuduğu basın açıklamasında, “Kadın, çocuk, sivil ayrımı yapmadan kimyasal silah kullanılmasını şiddetle kınıyoruz. Bunlar savaş suçudur, uluslararası sözleşmelerdeki bütün maddelere aykırıdır. Demek ki bunların amaçları sömürünün, emperyalizm’in devamı. Bu yönden dünkü katliamı şiddetle kınıyoruz” denildi.

  • Türel’den Avrupa Konseyi’ne demokrasi ve hukuk dersi

    Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Atina’da düzenlenen Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nde Türkiye’yi temsil etti. Türel, Avrupa Konseyi üyelerine hukuk ve demokrasi dersi verdi.

    Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, bir yandan Antalya’yı tanıtırken, diğer yanda da uluslararası platformlarda Türkiye’yi en iyi şekilde temsil ediyor. Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi İzleme Komitesi Milli Heyet Başkanlığı görevini yürüten Menderes Türel, Yunanistan’ın başkenti Atina’da gerçekleştirilen Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’ne katıldı. Türkiye’nin çeşitli şehir ve ilçelerinin farklı siyasi partilerden belediye başkanları, belediye ve il genel meclis üyelerinden oluşan Milli Heyet’e başkanlık eden Türel, kongrede yaptığı konuşmada Türkiye’deki terör gerçeğini anlatarak, konsey üyelerine hukuk ve demokrasi dersi verdi.

    Türkiye’nin çok uzun senelerdir terör gerçeği ile birlikte yaşadığını vurgulayan Başkan Türel, “Ülkemizin doğusunda ve güneydoğusunda Avrupa ülkeleri tarafından da terör örgütü ilan edilmiş PKK’nın, ülkeyi bölüp parçalamaya yönelik terör girişimleri 30-40 senedir maalesef çok üzücü, insani katliamlara vesile olmaktadır. Tabi içeride yaşayarak bazı konuları değerlendirmekle dışarıdan bakarak bazı konuları değerlendirmek arasında ciddi farklar olduğunu konuşmacıların düşüncelerinden anlıyoruz” dedi.

    15 Temmuz darbe girişimi

    Ayrılıkçı terörün yanı sıra Türkiye’de 15 Temmuz akşamı, 40 senedir ülkenin yargısına, polisine, askeri güçlerine sızmak suretiyle, lideri Amerika’da yaşayan hain Fetullah Gülen olan FETÖ isimli terör örgütü tarafından demokrasiye darbe girişiminde bulunulduğunu hatırlatan Türel, “Türk milletinin demokrasiye olan bağlılığı açıktır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın halkı demokrasiye sahip çıkmak üzere meydanlara havaalanlarına ve sokaklara davet etmesi üzerine Türk insanının tankların önüne yatarak, bu darbeyi engellemesi bence ülkenin ve milletin demokrasiye bağlılığı açısından takdir edilmesi gereken bir husustur. 15 Temmuz akşamında eğer darbe girişimi gerçekleşmiş olsaydı, 10 dakika daha evimi geç terk etseydim, konutuma gelen asker görünümlü hainler tarafından ben de öldürülecektim ve bugün bu sıralarda oturmuyor olacaktım. Dolayısı ile biz bu gerçekleri yaşıyoruz ve bugün alınan bütün bu önlemler, Türkiye’nin demokrasisini kısıtlaması için değil aksine demokrasisini daha da sağlam bir yapıya alması güçlendirmesi içindir” ifadesini kullandı.

    Terör gözaltıları

    Terör soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan, görevden uzaklaştırılan belediye başkanları ve meclis üyeleri ile ilgili de konuşan Başkan Menderes Türel, şunları söyledi:

    “Avrupa Konseyi üyelerinin belediye başkanı ve meclis üyesi veya seçilmiş kişilerin suç işleme imtiyazı var gibi bir düşünceleri varsa bunun anlaşılabilir bir şey olmadığını izah etmem gerekir. Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda belediyelerin resmi araçları ile yapılan canlı bomba eylemleri sonunda birçok vatandaşımız hayatını kaybetti. Belediyelerin resmi iş makineleri ile hendekler kazılarak güvenlik güçlerinin terör mücadelesi engellenmeye çalışıldı. Yargı marifetiyle savcıların delilleri elde ettikten sonra mahkemeye sevki ile birlikte mahkemenin almış olduğu karar üzerine gözaltılar söz konusudur. Ayrıca her gözaltına alınan da tutuklanmamaktadır. Savcılar tarafından gerekli incelemeler yapıldıktan sonra serbest bırakılan birçok belediye başkanı meclis üyesi veya kişi söz konusudur. Belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılması bir görevden alma değildir. Bu insanlar, bağımsız yargılanmak suretiyle beraat ettikleri takdirde yeniden görevlerine dönebilirler. Suç işleme şüphesi olan bir kişinin görevinde kalarak soruşturmanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün değildir.”

    Türel, “Ayrıca görevden uzaklaştırılan belediye başkanları üçte iki maaşlarını geri alıyorlar, sosyal hakları da devam ediyor. Görevden alınan bütün belediye başkanları meclis üyeleri yargı nezdinde, üst mahkemeler Anayasa Mahkemesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde de her türlü hakkını arama şansına sahiptir. O yüzden bence bugün demokrasinin beşiği olan Avrupa Konseyi’nde, özellikle suça bulaşmış kişilerin savcılıklarca, bağımsız mahkemelere sevk edilerek yargılanması, Türkiye’nin demokrasiyi güçlendirme gayreti olarak değerlendirilmelidir.”

    Tutuklu gazeteciler

    Tutuklu gazeteciler konusuna da değinen Başkan Türel, kendisinin de eski bir gazeteci olduğunun altını çizerek, şunları aktardı:

    “Bu gazeteciler banka soymaktan, adam öldürmekten ve teröre bulaşmaktan yargılanmaktadırlar. Avrupa Konseyi’nin kimseye bazı suçları işleme imtiyazı vermesi kabul edilemez. Ayrıca olağanüstü hal sadece Türkiye’de yoktur. Fransa’da da hala olağanüstü hal var. Bunlar anayasal temeller üzerindedir. Avrupa’da da belediye başkanı için çeşitli suçlar işlediğinde yerine atanan devlet görevlileri vardır. Bizim anayasamızın değiştirilemez maddelerinden bir tanesinde Türkiye’nin hukuka bağlı, demokrasi ile yönetilen bir ülke olduğu yazıyor. Türkiye güvenliği AB’nin güvenliği demektir. Örneğin Türkiye bugün 3 milyon sığınmacıya yardım etmeseydi Avrupa doğrudan etkilenecekti. Avrupa Konseyi bu süreçte Türkiye’nin yanında olmalıdır.”