Etiket: Hukuk!

  • Sol bacağı kesilen küçük Özge’nin hukuk mücadelesi

    Antalya’da, sol bacağı kesildiği için protez takılan alüminyum doğrama ustası babası Ali İhsan Yıldırım’ın 150 liraya malettiği düzenekle yürümeyi öğretmeye çalıştığı 4 yaşındaki Özge Yıldırım, yeni takılan proteziyle yürümeye başladı. Sağlık noktasında bir sıkıntı yaşamadıklarını dile getiren baba Yıldırım, henüz bir soruşturma bile açılmadığını söyledi.

    Kepez ilçesi Kuzeyyaka Mahallesi’nde yaşayan 40 yaşındaki Ali İhsan Yıldırım ve eşi 36 yaşındaki İlknur Yıldırım’ın ’Özge’ adını verdikleri bebekleri, 4 yıl önce 6.5 aylık olarak dünyaya geldi. Prematüre bebek, yeterli kuvöz olmadığı için bir özel hastanedeki tedavisinden sonra yeniden doğduğu hastaneye sevk edildi. Yapılan bir iğne sonucu sol bacağında morarma görülen minik Özge’nin 13 günlükken sol bacağı dizinin altından kesildi. Baba hukuki mücadele başlatsa da bir sonuç alamadı ve dosya kapatıldı.

    Bir bacağı protez olan kızı Özge’nin, yürüyemediği için sokakta oynayan çocuklara bakıp üzülmesine kıyamayan baba Ali İhsan Yıldırım, kızına evde 150 liraya mal edip evinin tavanına monte ettiği düzenekle yürümeyi öğrenmeye başladı. Baba Yıldırım’ın bu çabasının kamuoyu ile paylaşılmasının ardından küçük Özge için tüm Türkiye seferber oldu. Rehabilitasyon süreci başlayan, yeni protezine kavuşan Özge tek başına yürümeye başladı. Kızının yürümeye başlamasıyla yeniden umutlanan baba Yıldırım, hukuki mücadeleye devam etme kararı aldı. Topladığı tüm belgelerle yenide adliye yollarını tutan Yıldırım, aradan geçen 6 aylık sürede bir sonuç alamadı. Karamsarlığa kapılan ve çaresiz kalan baba Yıldırım, evinde basına açıklamalarda bulundu.

    “Hukuk mücadelesinde bir yere varamadım”

    Ali İhsan Yıldırım, Özge’nin durumunun kamuoyu ile paylaşılmasının ardından 6 ay geçmesine rağmen hukuki mücadelenin başlamadığını söyledi.

    Sağlıklı doğan çocuğunun sol bacağının hastane hatası nedeniyle kesilmek zorunda kaldığını iddia eden Baba Yıldırım, “6 ay oldu hiçbir soruşturma açılmadı. Benim çocuğum sapa sağlam doğdu şu an yüzde 50 engelli durumunda. Hastaneden atılan iftiraların yalan olduğunu savcılığa ispatladık. Ama gereken neden yapılmıyor. Benim çocuğuma ne oldu, ben cevap bekliyorum. 4 yıl geçti hukuk mücadelesinde bir yere varamadım. Suçluların yaptığı yanına kar mı kalacak. Ben sadece adalet istiyorum” dedi.

    “Yürüyebiliyor”

    Özge’yi rehabilitasyona dahi gönderemediğini dile getiren Ali İhsan Yıldırım, “Çocuğumun başına bir iş gelir diye korkuyorum. Oraya da güvenemiyorum.4 seneden bu yana koşturuyorum, hiçbir sonuç alamadım. Benim çocuğumun hiçbir rahatsızlığı yok. Özge daha 4 yaşında. Kreşe falanda gönderemiyoruz, arkadaşları falan iter diğer ayağı da zarar görür diye. Kendimiz çalıştırıyoruz. Parka götürüyoruz, uzun yürüyüşler yaptırıyorum. Evde egzersiz yaptırıyorum. Şu an Özge yürüyebiliyor” diye konuştu.

    Zaman zaman gözleri dolan baba Yıldırım, Özge’nin protezine alıştığını sağlık durumuyla ilgili bir sıkıntı yaşamadıklarını hukuki boyutta destek beklediklerini yineledi.

  • Kızı için 15 yıl hukuk mücadelesi verdi, ikinci kez zaman aşımına takıldı

    Konya’da 2002 yılında 2 yaşındayken kalça çıkığı nedeniyle götürüldüğü hastanede yanlış anestezi sonucu bitkisel hayata girdiği ileri sürülen ve 7 yıl sonra hayatını kaybeden Sevgi Öz’ün babası, 15 yıl verdiği hukuk mücadelesi sonrası ikinci kez zaman aşımına takıldı.

    Çocuğunun yaşadıklarını ve dava sürecini anlatan Sevgi’nin babası Muammer Öz, “Kızım Sevgi Öz’e 2002 yılında kalça çıkığı teşhisi konulmuş, 6 ay alçıda kalmasının sonucunda ameliyata karar verilmiş, 2002 yılının 10. ayında ameliyata alınmıştı. Kızım ameliyatta anestezi hatası yüzünden bitkisel hayata girmiş, 7 yıl bitkisel yaşamış 2009 yılında vefat etmişti. Bu olayı 2002 yılında hukuk sürecine taşıdım. Dava sonuçlandı, temyize gitti. 2 yıl beklemenin sonunda karar onanmış fakat dava süresi 7 yıl 8 ay olduğundan, zaman aşımı süresi dolduğundan davanın düşmesine karar verilmişti. Sonra çocuğum 2009 yılında rahmetli oldu” ifadelerini kullandı.

    “15 yılın sonunda benim geldiğim nokta; suçlular ama zaman aşımı kararıyla iki sefer ne onlar aklandı, ne biz rahatladık”

    2009 yılında ölüme sebebiyetten aynı insanlar hakkında tekrar dava açıldığını söyleyen Muammer Öz, “Bu dava süresinde 4 yılın sonunda anestezi uzmanı 18 ay, anestezi teknisyeni 12 ay hapis cezası aldı. Bunlar da tekrar para cezasına çevrildi. Biz tamam suçlular ceza aldı dedik olayı kapattık ama karşı tarafın avukatları aracılığıyla tekrar temyize gitti dava. Temyiz sonucunda 12. Yargıtay Daire Başkanlığı davanın 8 yıl gibi zaman olduğunu ve zaman aşımı dolduğunu ve tekrar davanın düşürülmesi için ikinci kez dava düşürüldü. Benim kamuoyuna duyurmak istediğim 5 yıl ilk olarak 3. Ağır Cezada dava işlerken her seferinde dedim ki bu zaman aşımı başımıza geldi. Allah’ım hiçbir ailenin başına bu olayları yaşatmasın. Ama zaman aşımı tekrar geliyor. İkinci kez zaman aşımı geliyor. Bu dava hızlansın, dava seyir halindeyken kamuoyuna duyurdum. Ama tekrar maalesef ikinci kez zaman aşımı kararı çıkıyor. Yani bir dava ilk seferinde hani kanunlarda, mahkemelerde hantal yapı yüzünden zaman aşımına uğradı, ikinci sefer aynı dava ölüme sebebiyetten yargılanan insanlar 8 yıl gibi bir dava süresi sonucunda yine zaman aşımı kararı çıktı. Hakkımı tam 15 yıl aradım, 15 yılın sonunda benim geldiğim nokta, suçlular ama zaman aşımı kararıyla iki sefer ne onlar aklandı, ne biz rahatladık. Benim evladım öldü. Allah kimseye evlat acısı vermesin. Hukuk boşlukları yüzünden suçlular ceza almadı. Bunu kamuoyunun vicdanına bırakıyorum. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitmeyi düşünüyordum ama şu anda Türkiye’deki hukuk yollarındaki 15 yılın sonunda şevkim kırıldı” diye konuştu.

  • (Özel haber) ’Hero’ tişörtü giyen hukuk öğrencisi: “Cezaevi ortamını merak ettim”

    Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okuyan bir öğrenci, üzerinde ’kahraman’ anlamına gelen ’Hero’ yazılı tişörtle sınava girdi. Yazıyı fark eden sınav gözetmeninin durumu bildirmesi üzerine gözaltına alınan şahsın, “Cezaevi ortamını merak ettiğim için giydim” dediği öne sürüldü.

    Başkent’te ikinci “Hero” vakası dün akşam saat 17.00 sıralarında gerçekleşti. Edinilen bilgiye göre, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okuyan Doğan isimli öğrenci, üzerinde “kahraman” anlamına gelen İngilizce “Hero” yazılı tişörtle Ticaret Hukuku dersi sınavına girdi. Tişörtteki yazıyı fark eden sınav denetmeni durumu okulun güvenlik görevlilerine bildirdi. Güvenlik görevlilerinin de durumu polise bildirmesi üzerine, fakülteye ekip sevk edildi. Şahsın, okulda kendisine yöneltilen “Tişörtü neden giydin?” sorusuna, “Cezaevi ortamını merak ettiğim için giydim” dediği öne sürüldü.

    “Hero” yazısını kitapla kapatmaya çalıştı

    Gözaltına alınan şahıs, emniyete götürülmek üzere güvenlik görevlilerinin kullandığı kapıdan çıkartılarak ekip aracına bindirildi. Fakültenin diğer öğrencileri tarafından çekilen cep telefonu görüntülerinde, şahsın tişörtteki Hero yazısını kitapla kapatmaya çalıştığı görüldü. Öte yandan, şahsın olaydan bir gün önce de aynı tişört ile fakülteye girmeye çalıştığı, yetkililer tarafından uyarılarak fakülteye alınmadığı öğrenildi.

    İlk olarak “Cumhurbaşkanına suikast” davasında giyilmişti

    FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik suikast girişimi ve 2 polisin şehit edilmesiyle ilgili Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın sanıklarından eski Astsubay Gökhan Güçlü, üzerinde Hero yazan tişörtle duruşma salonuna girmişti. Yaşanan tartışmalar üzerine Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce cumhuriyet başsavcılıklarına, FETÖ/PDY üyesi tutukluların davaları etkilemeye yönelik mesajlar içeren kıyafetlerinin toplatılmasıyla ilgili genelge gönderilmişti. Emniyet yetkilileri ise bu tür tişörtlerin FETÖ reklamını ve propagandasını yapamaya yönelik olduğunu ve bu tişörtlerin satışının yasaklandığını belirtti.

  • Dünyanın önemli hukuk ve vergi şirketi Türkiye’de faaliyete başlıyor

    Dünyanın en önemli hukuk ve vergi şirketleri arasında gösterilen Andersen Global, özel bir şirketle birlikte Türkiye’de faaliyetlerine başlayacağını duyurdu.

    Dünyada 64 farklı noktada 2000’in üzerinde vergi ve hukuk çalışanını bünyesinde barındıran Andersen Global, Amerika, Avrupa, Afrika ve Asya kıtalarına yayılmış bulunan ofislerine Türkiye’yi de ekledi. 2014 yılında dünya çapında vergi ve hukuk hizmetlerini sağlama hedefiyle yeniden yapılanan Andersen Global, Türkiye’de Nazalı Vergi ve Hukuk ile birlikte hizmet vereceği duyuruldu.

    Gerçekleştirilen bu iş birliğinin somut faydalarının yanında psikolojik olarak da önemli olduğuna değinen, Nazalı Vergi ve Hukuk’un Kurucu ve Yönetici Ortağı Ersin Nazalı, “Bu birliktelik önümüzdeki sürece ilişkin Türk ekonomisine olan uluslararası güvenin ve ilginin çok önemli bir göstergesi olacaktır. Andersen Global, Ortadoğu, Körfez ve Orta Asya ülkelerine sağlayacağı vergi ve hukuk hizmetleri açısından Türkiye’nin merkez olmasını sağlayacaktır. Yerli ve yabancı müvekkillere sunacağımız hizmetlerin de kapsamı artacaktır. Kuruluşumuzdan itibaren sadece 2,5 yıllık bir süre geçmesine rağmen böyle bir iş birliğinin içerisinde olmanın haklı gururunu yaşıyoruz” dedi.

    2016 yılında Türkiye’nin “En İyi Vergi” ve “En İyi Transfer Fiyatlandırması” firması kategorilerinde Global Kurumsal Mükemmellik ödülü kazanmıştı.

  • Denizli’de ölen engelli kızları için 4 yıldır hukuk mücadelesini veriyorlar

    Burdur’un Çavdır ilçesinde 2013 yılında kaçırılan ve kaçırıldıktan 12 gün sonra şüpheli bir şekilde olduğu iddia edilen kazada ölen engelli kızın ailesi 4 yıldır hukuk mücadelesi veriyor.

    Çavdır ilçesinde 21 Ekim 2013’te babasının yanına gitmek üzere evden çıkan kendisinden haber alınamayan 17 yaşındaki engelli Emine Bakan için ailesinin başvurusu üzerine arama kararı çıkartılmış, genç kız evinden çıktıktan 12 gün sonra Denizli’nin Çivril ilçesinde kaza yapan otomobilde hayatını kaybetmişti. Kaza sonrası yapılan incelemede, aracın pavyon işletmeni Ercan D.’nin kullandığı ve araçta tabanca mermilerin bulunduğu ortaya çıkmıştı.

    Kaçıran kişi evleneceğim diye teslim etmiş

    Kaza sonrasında hayatını kaybeden Emine Bakan’ın kaçırılmasına yönelik araştırma yapılmış ve Emine Bakan’ın Erhan T. tarafından kaçırıldığı, Afyonkarahisar’ın Dazkırı ilçesindeki Burak A.’nın sahibi olduğu birahaneye bırakıldığı ileri sürülmüştü. 2013 yılında kızın kaçırılmasına yardım ettiği gerekçesiyle ifadesi alınan Burak T., polise verdiği ifadede, Erhan T.’nin kızı bırakırken, “1-2 gün kalsın, evleneceğim” dediğini belirtilmişti.

    Burak T.’nın kızı eşinin de olduğu evde sakladığı öne sürülmüş ve iddiaya göre, Emine Bakan başka kadınların da çalıştığı birahanede birkaç gün çalıştırılmış, ardından Afyonkarahisar’ın Dazkırı ilçesindeki pavyona çalışmaya götürülmüştü. Birkaç gün burada çalıştırılan engelli Bakan’ın, yine pavyonda çalıştırılmak üzere Denizli’ye gönderildiği ileri sürülmüştü. Yapılan araştırmada, engelli kızın Çivril ilçesinde çalıştırıldığı, buradan da Baklan ilçesi Dağal Mahallesi’ndeki bir pavyona götürülmek istendiği ileri sürülmüştü.

    Yaşanan olaylardan sonra engelli kızın annesi Ayşe ve babası Şakir Bakan, kızlarına yapılanın hukuk önünde sorulması için mücadele veriyor. Hayatlarını kızlarına yaşatılan ve ölümünden sorumlu kişilere hesap sorulması için adadıklarını söyleyen anne ve babanın ısrarları sonucu pavyon sahipleri Halil ve Yaşar G., hakkında dava açıldığını kaydetti.

    Bakan ailesi kızları için Cumhurbaşkanlığına, Başbakanlığa, İçişleri Bakanlığına, Adalet Bakanlığına defalarca yazı yazdı. Barolar Birliğine, insan hakları örgütlerine, Aile Bakanlığına, profesörlere dilekçeler göndererek kızlarının ölümünden sorumlu kişilerin cezalandırılmasını istedi. Daha sonra dava açıldı. Bunun üzerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı aileye yardımcı olmak için bir avukatı görevlendirdi. Afyonkarahisar’ın Çavdır ilçesindeki davanın hakimin kararıyla Denizli 4’ncü Ağır Ceza Mahkemesine alındığı belirtildi.

    “Dört senedir bir adım ilerleme yok”

    Dava öncesi konuşan ve kızları için adalet istediklerini belirten baba Şakir Bakan, “Biz her yerde ifademizi verdik, baştan beri biz bu kişilerden şikayetçiyiz. Bunların ne oldukları belli değil, 4 senedir bir adım da ileri gidilmiyor. Biz suçluların yakalanıp tutuklanmasını ve cezalandırılmasını istiyoruz. Ben yandım başka babalar yanmasın” şeklinde konuştu.

    Dava öncesi Denizli Adliyesi önünde bir açıklama yapan ve gözyaşları içinde kızı için adalet istediğini dile getiren anne Ayşe Bakan ise “4 senedir acı çekiyorum. Katillerin yakalanmasını istiyorum. 4 senedir kızımın fotoğrafıyla yatıp fotoğrafıyla kalkıyorum” diye konuştu.

    KADEM’in müdahil olma talebi reddedildi

    Öte yandan, Denizli 4’ncü Ağır Ceza Mahkemesinde bugün görülen duruşmaya müdahil olmak için Kadın ve Demokrasi Derneği de (KADEM) avukat gönderdi. Davada, KADEM’in müdahil olma talebi reddedildi. KADEM adına müdahil olan avukat Hilal Can, duruşma öncesi bir basın açıklaması yaptı. Denizli Adliyesi önünde yapılan açıklamada Hilal Can, hayatını kaybeden kızın yüzde 50 oranında hafif düzeyde zeka geriliği olduğunu, yüzde 26 duyma sorunu ve yüzde 63 engellilik durumunun olduğunu söyledi. Avukat Can, “Yaşını henüz bitirmişken kaçırılıp pavyonlara satılan ve kuşkulu bir kazada hayatını kaybeden Emine Bakan’ın 4 yıldır süren davasına müdahil olmak için buradayız” dedi.

    Denizli 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesindeki dava 19 Eylül 2017 tarihine ertelendi.