Etiket: Hukuk!

  • SAÜ’de ‘Hukuk eğitimi için kullanılan Fransızca kitaplar’ sunumu gerçekleşti

    Sakarya Üniversitesi’nde ‘Hukuk eğitimi için kullanılan Fransızca kitaplar’ sunumu gerçekleşti.

    Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından düzenlenen Hukuk Akademisi Atölyesi’nin ikinci konferansı, Prof. Dr. Sabahattin Zaim Konferans Salonunda yapıldı. Konferans serisinin ikinci oturumunda İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Aydın Gülan, “Hukuk Eğitiminde Daha Başarılı Olmak İçin Nasıl Ders Çalışılır Konulu Fransızca Kitaplar” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Prof. Dr. Aydın Gülan, sunumunda Fransız üniversitelerinde hukuk fakültesi öğrencilerine okutulan hukuk metodu ve temel kavramlarına ilişkin bilgilerin yer aldığı çeşitli kitaplardan örnekler sundu. Hukuk metodu ve mantığına dair bütünlüklü bilgi sunan bu kitapların öğrencilerin nitelikli hukukçular olarak yetişmeleri üzerindeki olumlu etkisini vurgulayan Gülan, Türkiye’deki hukuk fakültesi öğrencilerine yönelik hazırlanmış benzer nitelikte kitapların bulunmamasının önemli bir eksiklik olduğunu ifade etti.

    Doktora çalışmaları için Fransa’da bulunduğu dönemde ders çalışırken bir konuyu anlamakta güçlük çektiği durumlarla karşılaştığını belirten Gülan, bahsi geçen ders çalışma metotlarına başvurmanın oldukça faydasını gördüğünü kaydetti. Gülan, bu metot kitaplarının temelde bir bilginin sistematik biçimde parçalara bölünmesi ve tekrar bölünen aynı sayıda parçanın doğru biçimde bir araya getirilmesini öğrettiğini de aktardı. Yapısökümcü bu metodu uygulamanın faydalarına değinen Gülan, metot kitaplarının aynı zamanda bilginin hiyerarşik olarak nasıl tasnif edilmesi gerektiğini öğrettiğine değindi. Kitaplarda yer alan her bilginin hiyerarşik olarak aynı önemde olmadığından bahseden Gülan, bu bilgilerinin önem sırasına göre ayrıştırılmasının ve not tutarken bu önem sırasına riayet edilmesinin faydalı olduğunu söyledi. Fransa’daki hukuk fakültesi kitaplarında görsel şemaların sıkça kullanıldığını kaydeden Gülan, takip edilen bu metodun yüzlerce sayfayı tekrar tekrar okumaktan daha başarılı olduğunu, bu sayede temel bilgilerin şemalar halinde sunumunun bütünlüklü kavrayışı pekiştirdiğini, kendi tecrübeleri üzerinden öğrenciler ve akademisyenlerle paylaştı.

    Fransa dışında farklı ülkelerdeki hukuk öğretim metotlarına da değinen Gülan, Anglosakson modeli olarak ifade edilen İngiltere ve Amerika’daki hukuk fakültelerindeki uygulamalara da konuşmasında yer verdi. Bu metotla temelde öğrencilerin öncesinde hazırlık yaparak derse hazırlıklı gelmeleri ve ders esnasında yöneltilen sorulara cevap vermek biçiminde etkin katılım sağladıklarını ifade eden Gülan, bunun bir başka başarılı hukuk öğretim metodu olduğunu ifade etti. Bu bağlamda öğrencilere kendi başlarına daha çok çalışma fırsatı verebilmek için İngiltere’deki ders saatleri sayısının azaltıldığını (dönemlik üç ders), lisans eğitiminin üç yılla sınırlı tutulduğunu ve hatta dönem içinde eksik okumaların tamamlanabilmesi için okuma tatillerinin verildiğini anlatan Gülan, öğrencideki merak duygusunu güçlendiren bu yöntemi oldukça başarılı bulduğunu söyledi. Gülan, benzer biçimde Amerika’daki hukuk fakültelerinin de sokratik metot olarak ifade edilen, öğrencilerin etkin katılım sağladıkları bu metodu takip ettiğini hatırlattı. İngiltere’den farklı olarak Amerika’da yalnızca yüksek lisans ve doktora seviyesinde hukuk eğitimi yapıldığı bilgisini veren Gülan, lisans döneminde siyaset, tarih, coğrafya ve hatta fizik, matematik, mühendislik gibi çok farklı disiplinlerde eğitim alan öğrencilerin katıldığı bir üniversite sisteminin farklı zenginlikler sunduğunu vurguladı.

    Gülan, konuşmasının son bölümünde ise Türkiye’deki hukuk eğitimi açısından temel eksikliklerin kavramsal bütünlüğün sağlanamaması, öğrencilere etkin bir öğretim metodu kazandırılamaması ve merak duygusu köreltilerek var olan bilginin zihinlerde dondurulması olduğu tespitlerinde bulundu. Gülan, “Öğrencilerdeki merak duygusunu körelten, var olan bilginin olduğu gibi verildiği ve tekrar aynı şekilde öğrenciden donuk bir kalıp olarak talep edildiği bir öğretim metodunun başarısızlıkla neticelenmesi sürpriz değildir” dedi. Bu başarısız eğitim metodunun yalnızca öğrencilerden kaynaklanmadığını belirten Gülan, akademisyenlerin de gerekli merak duygusundan yoksun olmalarının ve zihinlerindeki bilginin zaman içinde hareketsizliğe bağlı olarak donuklaşmasının başarısızlığının sebepleri arasında yer aldığını belirtti. Gülan, bu problemi aşmanın zihinlerdeki bilginin donukluğunu gidermekle, öğrencilerin daha talepkar olarak akademisyenleri harekete geçmeye zorlamasıyla mümkün olabileceğini sözlerine ekledi.

    Program soru cevap kısmının ardından, Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mahmut Bilen’in, Prof. Dr. Aydın Gülan’a hediye takdimleriyle son buldu.

  • İTSO üyeleri için hukuk semineri hazırlığında

    İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası (İTSO)üyelerinin üst düzey yöneticileri, insan kaynakları ve muhasebe sorumluları için “İş Hukuku Semineri” düzenleyecek.

    İTSO üyelerinin yöneticileri insan kaynakları ve muhasebe sorumluları için hukuk semineri düzenlemeye hazırlanıyor. Ücretsiz düzenlenecek seminer, odanın konferans salonunda 28 Kasım 2018 Çarşamba günü 14.00 – 16.00 saatleri arasında yapılacak. Eski İş Başmüfettişi Bülent Yıldırım’ın sunumuyla düzenlenecek seminerde; işçi ve işveren ilişkileri, bunların karşılıklı hak ve görevleri, işe ve işyerine ilişkin kanun ve yönetmelikler konusunda kapsamlı bilgiler verilecek ve interaktif olarak katılımcıların soruları cevaplanacak.

    İTSO Başkanı Yavuz Uğurdağ, meslek Komitelerinden gelen talepler doğrultusunda çeşitli eğitim programları hazırladıklarını ve üyelerinin bu eğitimlerden azami ölçüde yararlanması için gayret gösterdiklerini belirtti. Ticaretle uğraşanların büyük çoğunluğunun mesleğinin babadan oğula devir şeklinde olduğunu kaydeden Başkan Uğurdağ, “Dolaysıyla ticarette dedemizden, babamızdan ne gördüysek onu yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz. Fakat rekabet çağında yaptıklarımızdan ziyade bildiklerimiz de önem taşıyor. Öyle bir çağdayız ki, artık en önemli şey bilgidir” dedi.

    Düzenleyecekleri seminerin iş yaşamındaki sorunlara karşı nasıl davranılacağı, işveren ve işçi arasındaki ilişkilerin nasıl düzenleneceği gibi konularda katkı sağlayacağını umduğunu ifade eden Yavuz Uğurdağ, konuya ilgi duyan tüm üyelerini seminere davet etti.

  • (Özel) Hukuk öğrencisi akciğer nakli ile hayata döndü

    Yıllardır ’kistik fibrozis’ hastalığıyla mücadele eden hukuk fakültesi öğrencisi Ece Sapancalı, geçirdiği başarılı akciğer nakli ile hayata döndü.

    2000 yılında ’kistik fibrozis’ teşhisi konan 23 yaşındaki Ece Sapancalı’nın akciğer nakli olması gerekti. İzmir Ekonomi Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi Sapancalı için donör aranmaya başlandı. 2018 Nisan ayında akciğer nakil listesine alınan Sapancalı, uygun donörün bulunmasıyla 17 Ekim tarihinde ameliyat oldu. İstanbul Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başarılı bir operasyon geçiren Sapancalı sağlığına kavuştu.

    Operasyonu ekibiyle başarılı bir şekilde gerçekleştiren Doç. Dr. Ahmet Erdal Taşçı, “Tek başıma yaptığım bir şey yok biz bir ekibiz. Nakil işleri kişisel değil, ekiplerin başarısıdır. Ece Nur uzun süre solunum sıkıntısındaydı. Bizim hastanemize başvurdu. Biz de gereken tetkikleri yapıp akciğer nakli kararı verdik. Uygun akciğerler çıktı ve kendisine nakli yapıldı. Bugün taburcu planlıyoruz kendisini. Alınan akciğerlerin belli bir vücut dışında kalma süresi var. Biz bunu 10 saat olarak kabul ediyoruz. Ece Nur’un ameliyatı 8 saat kadar sürdü. Akciğer nakli bir böbrek nakli gibi değil. Türkiye genelinde böbrek nakli bekleyen 10 bin ile 20 bin arasında bekleyen var. Akciğer nakli Türkiye’de yeni tanındığı için 2009’dan beri yapılmış olmasından dolayı bize başvuran Türkiye genelinde 80 ile 100 hasta vardır. Bu değerler 10’da biri 50’de biri kadar değerler” dedi.

    Çok şanslı olduklarını söyleyen anne Feza Sapancalı ise, “Ece ile biz 20 yıldan beri kistik fibrozis denen genetik bir rahatsızlıkla mücadele ediyoruz. Genelde akciğerde bulunan bir rahatsızlık sonunda akciğer nakline karar verildi. Bu bizim için bir şans oldu. Tabi İstanbul Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Erdal hoca ve ekibi bizim gerçekten bir şansımız oldu. Çok değerli insanlar biz onların emeğini asla ödeyemeyiz. Bundan sonra iyileşme sürecindeyiz. Organ bağışı ile ilgili bilincin artması gerekiyor. Tabi ki ülkemizde biz bu şansı yakaladık. Herkesin böyle bir şansı olmasını isteriz” şeklinde konuştu.

  • Genç, hukuk öğrencilerine yerel yönetimleri anlattı

    Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Trabzon Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencilerinin davetlisi olarak ’Hukukçu Perspektifinden Yerel Yönetimler’ temalı konferansa konuşmacı olarak katıldı.

    Yerel yönetimlerin idari yapısıyla ilgili öğrencilere bilgiler aktaran Başkan Genç, Türkiye’nin üniter yapısına helal gelmemesi için yerel yönetimlerin merkezi idare tarafından denetlendiğini söyledi. Başkan Genç “Yerel yapılanmalar büyükşehir, il, ilçe ve belde şeklinde tezahür ediyor. Ülke yönetiminde yerinden yönetim anlayışı esas olmakla birlikte, yerinden yönetimin getireceği mahzurlar nedeniyle üniter yapımıza halel gelmemesi açısından merkezi idarenin her zaman yerel yönetimler üzerinde bir tesiri olmuştur. Yeni cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde cumhurbaşkanı ve onun kabinesi taşrada ise icrai yetkileri daha önde dağıtılmış bir belediye başkanı, icrai yetkileri daha önde olan belediye encümeni ve daha geniş kapsayıcı bir irade organı olan belediye meclisinden oluşuyor. Biz hep şunu arzuluyoruz. Hep yerenden yönetimde iyi, verimli neticeler alacağımızı düşünüyoruz. Ama merkezi yönetimin biraz önce saydığım nedenlerden dolayı yerel yönetimler üzerinde bir vesayet denetimi hâlâ söz konusu. Bu iki şekilde tezahür eder. Yeni sistemde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde Yerel Yönetimler Yapılanma Müdürlüğü var. Birincisi oradaki teftişlerle beraber gerçekleşir. Diğeri de yerel yönetimlerin hesaplarının, kitaplarının incelendiği bir Sayıştay denetimi var. Sayıştay denetimi esasında bir idari denetim olmakla birlikte bir yargısal denetimdir. Burada vesayet denetiminin bir gereği olarak İçişleri Bakanlığı belediye başkanlarını görevden uzaklaştırabiliyor” diye konuştu.

    Yerel yönetimlerde gönüllere hitap, gönüllere dokunan eden bir yönetim anlayışının büyük projeler yapmaktan daha önemli olduğunu ifade eden Başkan Genç, “Hukukçu gözüyle nasıl bir yerinden yönetim anlayışı olmalıdır diye irdelediğimizde şunu görüyoruz. Daha önceden il başkanı olmam ve şu anda da belediye başkanı olmam itibarıyla bir belediye başkanı doğumdan ölene kadar bütün vatandaşların bütün sorunlarının tabii muhatabıdır. Yani belediye başkanı babadır, sokakta ağabeydir, kardeştir, burada sizlerle beraber öğrencidir. Bütün sorunların tabii muhatabıdır. Vatandaş belediye başkanını seçerken, daha temiz bir belediyede yaşamak, daha iyi hizmet almak için seçerken, diğer yandan da ben aynı zamanda şehremini seçiyorum diye oy kullanıyor. O nedenle bütün sorunların tabii muhatabıyım diye düşünüyorum. Ortahisar’a çok güzel hizmetler yapıldı ve yapılmaya da devam ediliyor. Ama benim nazarımda görev yaptığım süreyi dikkate aldığımda önemli hizmetlerim özellikle kültür ve sosyal hizmetler alanında yaptığımız çalışmalar olduğunu müşahede ediyoruz. Bunu da çok önemsiyorum. Halkımız nezdinden bunun çok önemsendiğin görüyoruz. Yani kocaman bir projeyi bu ilçeye kazandırmaktan ziyade bir mahalleyi ziyaret edip vatandaşların dertlerini dinlemek de güzel bir hizmet olabilir. Bir vatandaş belediye başkanına sorunumu aktarabiliyor muyum diye düşünür. Ben birincisinin çok çok yansımaları gördüm ve müşahede ettim. Yani kocaman bir projeyle iki üç sene uğraşırsınız emek verirsiniz ama küçük bir dokunuşla o projeden daha fazla milletin gönlüne girersiniz. Onun için cumhurbaşkanımız gönüllere giren hizmet anlayışının daha önce olacağını konuşmalarında paylaşıyor” şeklinde konuştu.

    Belediye yönetiminde kanun, yasa, yönetmeliklerde bir boşluk olduğu zaman yerel idarenin kendi kararıyla yeni bir hukuki zemin oluşturduğunu belirten Başkan Genç, “Tabi ki, yerel idarede genel idarede işlemleri dolayısıyla yargı denetimine açıktır. Ama belediye iradesinde öyle konular karşınıza çıkıyor ki, onunla ilgili bazen yetkinizi kullanarak meclisinizde yeni bir şey ihdas ediyorsunuz. İmarla ilgili yönetmeliklerde bir madde olmadığında meclis kararıyla siz yeni bir hukuki zemin oluşturuyorsunuz. O kararla beraber belediye başkanı ve encümeni bu kararla beraber bunu uygulamaya sokuyor. Yani belediyeler salt hukuki normlarla, kanunlarla yönetilmiyor bazen kararları anayasaya uygun olarak bizler alıyoruz.” sözlerine yer verdi.

    Genç, son bölümde öğrencilerin sorularını cevaplandırdı.

  • TBB Başkanı Fevzioğlu, “Hukuk Fakültesi bitirenlere sınav getirilsin”

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Fevzioğlu, Nevşehir Baro Başkanlığını ziyaretinde yaptığı açıklamada, “Hukuk Fakültesi bitirenlere sınav getirilsin” dedi.

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Fevzioğlu geçtiğimiz günlerde kongresi yapılarak yeni yönetimi oluşturulan Nevşehir Baro Başkanlığını ziyaret etti. Adalet Sarayına gelen Fevzioğlu’nu Nevşehir Baro Başkanı Necmi Öncül ve avukatlar karşılarken Fevzioğlu Nevşehir Barosunda gazetecilere açıklama yaptı. Açıklamasında avukatların taleplerini anlatırken hukuk fakültesi mezunu olanlara sınav yapılması gerektiğini ifade eden Fevzioğlu, “120 bin avukat var. 70 bin hukuk fakültesi öğrencisi var. Ve birkaç ay içerisinde katılımlarla 25 bin avukat stajyeri olacak. Hiçbir meslek bu artışı kaldıramaz. Anayasada hukuk devletine ilişkin hangi güzel cümleyi kurarsanız kurun. Hukuk devletini işletecek olanlar, adaleti dağıtacak olanlar iyi yetişmiş hukukçulardır. Bizim bu sayılar karşısında iyi yetişmiş hukukçu açığımız çok büyüktür. Bunun çözümü noktasında YÖK Başkanımız, Adalet Bakanımız ile öyle sanıyorum ki bir fikir birliğine varmak üzereyiz” dedi.

    “Avukatlar açlık sınırında”

    TBB Başkanı Metin Fevzioğlu avukatların bol kazanan zümreler olarak aktarıldığını ama bunun tamamen yanlış bilgi olduğunu ifade etti. Fevzioğlu, “Bir ikinci konumuz var. Meslektaşlarımızı çok yakından ilgilendiriyor. Kamuoyunda avukatlar bol kazanan hesapsız kazanan bir zümre olarak takdim ediliyor. Bu gerçek değildir. Avukatların on binlercesi bugün açlık sınırındadır. Sigorta primlerini ödeyemeyen on binlerin üzerinde avukat vardır. Biz Maliye Bakanımız ve Adalet Bakanımız ile birlikte devletimizin kazanacağı, meslektaşımızın rahat edeceği bir formül üzerinde çalışmak istiyoruz. Bu formülün içinde avukatlarımızın sigorta primlerini belli bir kaynak yaratarak Türkiye Barolar Birliği’nin ödemesi vardır. Meslektaşlarımızı sigorta primi yükünden kurtarmak vardır. KDV’yi de düşürme teklifimiz vardır. Yüzde 18 KDV vatandaşın adalet hizmetine ulaşmasını engellemektedir. Bizim önerimiz bu konularda Türkiye Barolar Birliği ve baroların inisiyatif alması kanunen sağlanırsa devlet hem hiç elde etmediği KDV geliri elde edecektir hem de hiç elde etmediği yükseklikte avukatlardan bir sigorta primi havuzu oluşturacaktır. Dolayısıyla hem devletimiz kazanacaktır hem de meslektaşlarımız rahatlayacaklardır. Madem bir ekonomik sıkıntı içerisindeyiz. Madem herkes üstüne düşen yapsın deniyor. Buyurun biz hükümetimize, devletimize herkesin ferahlayacağı herkesin rahatlayacağı bir formülle gitmek istiyoruz. Biz avukatlar hukuk fakültelerini bitirenlere bir; sınav istiyoruz, iki; sigorta primlerinin Türkiye Barolar Birliği tarafından önereceğimiz bir kaynak yaratılarak yatırılmasını ve son olarak KDV’de indirim istiyoruz. Ama öyle bir formülle istiyoruz ki devlet hiç toplayamadığı kadar KDV’yi de Türkiye Barolar Birliği katkısı ile toplasın ve herkes kazansın” diye konuştu.