Etiket: Hukuk!

  • Anayasa Mahkemesi, Danıştay Ve Asliye Hukuk Mahkemesi’nin Ardından, İdare Mahkemesi De Ankara Mimarlar Odası’nı Haksız Buldu

    Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne karşı açtığı davalar bir bir reddedilen TMMOB’a bağlı Mimarlar Odası’na bir cevap da Ankara 17. İdare Mahkemesi’nden geldi. Mahkeme, Mimarlar Odası Ankara şubesinin, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne verilen ruhsatın iptal edilmesi için açtığı davayı, “davacının dava açma ehliyeti olmadığı” gerekçesiyle reddetti.

    Ankara Mimarlar Odası, Atatürk Orman Çiftliği arazisinde 63886 ada 5-6 sayılı parsellerde yapılan Cumhurbaşkanlığı Hizmet Binası için Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından verilen ruhsatın, “İmar Kanunu’nun 26. Maddesi’ne ve kamu yararına aykırı olduğu” gerekçesiyle iptalini istedi.

    Oda tarafından açılan davanın duruşmasına Ankara Büyükşehir Belediyesi adına katılan Avukat Canan Işık da yaptığı savunmada, “Davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı, dava konusu edilen ruhsatın; imar planına, plan notlarına, yasa ve yönetmeliklere uygun olduğunu” belirterek, davanın reddini istedi.

    “DAVANIN EHLİYETİ YÖNÜNDEN REDDİNE”

    Ankara 17. İdare Mahkemesi de iptal davasının, “kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşebileceğini” vurgulayarak, kararında şu ifadelere yer verdi:

    “Olayda; dava konusu yapı ruhsatının, davacının kişisel, meşru ve güncel menfaatini ihlal etmediği, davacı yönünden hukuki bir sonuç da doğurmadığı dikkate alındığında, bakılan davanın ehliyet yönünden reddi gerekmektedir.”

    DAHA ÖNCEKİ KARARLAR HATIRLATILDI

    Mahkeme kararında ayrıca, daha önce de Danıştay tarafından benzer kararlar verildiği hatırlatılarak, Danıştay 6. Dairesi’nin 31.10.2014 ve 22.01.2015 tarihli kararlarının da bu yönde olduğu bildirildi.

    Söz konusu davayla benzer nitelikte bulunan ve TMMOB’a bağlı 5 oda tarafından daha önce açılan davanın da hatırlatıldığı kararda, Anayasa Mahkemesi’nin, 10.12.2014 tarihli kararıyla, “AOÇ arazisi üzerinde uygulamaya geçirilen plan ve projelerin, başvurucuları güncel ve kişisel olarak doğrudan etkilediğinin, başvurucular tarafından ortaya konulamadığı görüldüğünden, başvurucuların mağdur statülerinin bulunmadığı’ gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez olduğunun” belirtildiği ifade edildi.

    Mahkeme, İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca davanın “ehliyet yönünden” reddine karar vererek, 750 TL avukatlık ücretinin de davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine hükmetti.

    Geçen ay da TMMOB’a bağlı 4 odanın, “Atatürk Orman Çiftliği arazisine, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve Ankapark inşa edilmesi suretiyle Atatürk’ün vasiyetinin ihlal edildiği” iddiasıyla açtığı dava, Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından reddedilmişti.

    BAŞKAN GÖKÇEK, TWITTER’DAN DUYURDU

    Davanın kazanıldığını twitter hesabından takipçileriyle paylaşan Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek de şu mesajları paylaştı:

    “Bunlar güzel haber… Anayasa Mahkemesi ve idari mahkemeler, Mimarlar Odası’nın AOÇ hakkında dava açma ehliyeti olmadığına karar verdi…

    Bundan böyle Mimarlar Odası’nın show ehliyeti de kalmadı… Bu husus, kanunla da net metin haline gelmeli…”

  • 10 Ülkeden 30 Akademisyen ‘Uluslararası Hukuk Konferansı’nda Buluştu

    Turgut Özal Üniversitesi, “Uluslararası Hukuk ve Devlet Politikaları” konulu konferansa ev sahipliği yaptı.

    Kanada, ABD, Brezilya, İngiltere, İtalya, Polonya, Kolombiya, İspanya, Yunanistan ve Japonya gibi ülkelerden 30 akademisyenin katıldığı konferansta uluslararası ve ulus üstü hukukun ulus devletlerin yasal düzenleri ve politikaları üzerindeki etkileri incelendi. Turgut Özal Üniversitesi, Mevlana Üniversitesi, Canadian Council on International Law, Association for Canadian Studies, Intercultural Dialogue Institute ve Centre for Global and Regional Studies (CEGRES) iş birliğiyle organize edilen konferansın açılış konuşmasını Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdulkadir Şengün yaptı. Şengün konuşmasında, “Günümüzde devletler dünya ile entegre olma çabası içindedir. Bu kez ülkelerin karşısına kendi hukuk kuralları ve siyasi politikaları ile uluslararası hukuk düzenine uyum sorunsalı çıkmaktadır. Bugün burada ülkemizin ve dünyanın önde gelen hukukçu ve akademisyenleriyle bu konuyu mercek altına almak için bir araya geldik” dedi.

    Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sacit Adalı ise, günümüzün en önemli meselelerinden biri hukuk ve adalet ilkelerine dayalı küresel bir hukuk düzeni inşası olduğunu ve bu düzeni oluşturmak için devletlerin uluslararası hukuka ihtiyacı olduklarının altını çizdi.

    Konferansın açılış paneli Mevlana Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zehra Odyakmaz ve Kanada Araştırmaları Merkezi Başkanı Dr. Jack Jedwab’ın sunumları ile devam etti.

    DEVLETLERİN ULUSLARARASI HUKUKA YAKLAŞIMLARI

    Toplam 7 panel şeklinde gerçekleştirilen konferansta ilk gün uluslararası ekonomi, yatırım hukuku ve ulusal politikaların oluşturulması, uluslararası hukuk ve ulusal mahkemeler, geçiş dönemi adaleti ve çatışma sonrası toplumlarda uluslararası hukukun önemi ile uluslararası hukuk ve iç hukuk teorik perspektifler açısından geniş bir şekilde değerlendirildi. Ottowa Üniversitesi’nden Prof. Dr. Andre Braen, Kanada’da yargının bağımsızlığı konusunda önemli bir sunum gerçekleştirdi. Nicolas Copernicus Üniversitesi’nden Doç. Dr. Michal Balcerzak ise, Polonya perspektifinden uluslararası hukuk ve ulusal mahkemeleri değerlendiren bir konuşma yaptı. Kolombiya Başsavcısı Hukuk Baş müşaviri Prof. Sebastian Machado, kendisinin üye olduğu Kolombiya hükümeti ve Kolombiya Özgürlük Ordusu (ELN) arasında kurulan Barış Komisyonu tecrübelerine dayanarak uluslararası hukukun insan haklarının ciddi ihlallerini onarmaya yönelik katkılarından bahsetti.

    KİTLESEL İNSAN HAKLARI İHLALLERİ VE ULUSLARARASI TAZMİNATLAR

    Konferansın ikinci gününde ise, uluslararası hukuk ve uluslararası insan hakları hukukunun dünyanın çeşitli devletlerinde yargı organları, devlet kurumları ve siyasetçiler tarafından ne ölçüde kabullenildiği ve uygulanmakta olduğu masaya yatırıldı. Soykırıma tabi tutulan birçok ulusal toplulukları ulusal ve uluslararası yargı mercilerinde başarı ile temsil etmiş hukukçu Calgary Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kathleen Elizabeth Mahoney, uluslararası hukukta tazminat konusunu anlattı. Kanada yerel halklarına karşı yıllarca soykırım politikası uygulayan Kanada hükümeti ve Bosna halkına karşı soykırım suçları işleyen Sırp hükümetine karşı yürütülen davalarda önemli rol alan Prof. Dr. Mahoney’in sunumu dinleyicilerin büyük ilgisini çekti. Napoli Üniversitesi’nden Prof. Dr. Fulvio Maria Palombino, uluslararası yargılamalara uyma, uluslararası hukukun üstünlüğü ve temel ulusal prensipler konusunda sunum yaptı. Türkiye-Uluslararası Hukuk Derneği Başkanı Doç. Dr. Cemalettin Karadaş ile Aksaray Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mehmet Arıcan ise uluslararası insan hakları hukukunda ağır ihlaller ve Türk Ceza Hukukunu değerlendirdi.

    10 farklı ülkeden yaklaşık 30 akademisyenin yer aldığı panelde katılan başlıca ülkeler Türkiye, Kanada, ABD, Brezilya, İngiltere, İtalya, Polonya, Kolombiya, İspanya, Yunanistan ve Japonya oldu.

  • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından Üniversitelilere Hukuk Dersi

    Yeni akademik yılın açılış dersi için İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencileri ile bir araya gelen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Akarca, üniversitelilerle tecrübelerini paylaştı.

    Her yıl hukuk dünyasının önemli isimlerinin açılış dersini gerçekleştirdiği İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) Hukuk Fakültesi’nde 2015-2016 akademik yılının ilk dersini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Akarca verdi. Hukuk Fakültesi öğrencileri tarafından düzenlenen etkinlik, İKÜ Şirinevler Yerleşkesi’nde gerçekleşti. İKÜ Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bahri Öztürk’ün açılış konuşmasıyla başlayan ders, Mehmet Akarca’nın konuşmasıyla sürdü. Öğrencilerin ve öğretim görevlilerin yoğun ilgi gösterdiği açılış dersinde mesleğin getirdiği sorumlulukları ve tecrübelerini gençlerle paylaşan Akarca, Prof. Dr. Bahri Öztürk’le olan uzun süreli dostluğundan da söz etti. Ders bitiminde ise Akarca’ya günün anısına plaket takdim edildi.

    GELECEĞİN HUKUKÇULARINA TAVSİYELER

    Öğrencilere tavsiyelerde bulunan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Akarca, hukuk eğitimi alıp ilerde hakim, savcı, avukat olarak görev yaptıklarında hukukun evrensel ilkeleri ışığında görevlerini icra etmelerini ve bilimi, aklı, vicdanı, ahlakı göz önünde bulundurmalarını tavsiye etti. Adalet duygusunun toplumda yerleşmesi için çaba harcamaları gerektiğinin altını çizen Akarca, “Gençlerimiz sorumluluk üslenmeli ve halkımıza, milletimize, insanlığa yararlı hizmetlerde bulunmalılar. Bu hizmetler ve başarılı çalışmalar sonucunda mesleklerinde ilerleme sağlayabilmeleri çok daha kolay olacaktır’’ dedi.

    Toplantının verimli geçtiğini ifade eden Akarca, “Hukuk öğrencisi arkadaşların büyük çoğunluğu ilerde hakim olarak, savcı olarak, öğretim üyesi olarak, idareci olarak benim meslektaşlarım olacaklar. Onlarla birlikte bu çatı altında bugün güzel bir birliktelik gerçekleştirdik’’ diyerek sözlerini noktaladı.

  • İKÜ Hukuk Fakültesi’nde İlk Ders Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’ndan

    İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi yeni akademik yıla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Akarca’nın vereceği Açılış Dersi ile ’merhaba’ diyecek.

    Her yıl hukuk dünyasının önemli isimlerini Açılış Dersi için öğrencileriyle buluşturan İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) Hukuk Fakültesi, 2015-2016 Akademik Yılı’na Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Akarca’nın vereceği Açılış Dersi ile başlayacak. İKÜ Rektörü Prof. Dr. Sıddıka Semahat Demir’in de katılacağı Hukuk Fakültesi Açılış Dersi İKÜ Şirinevler Yerleşkesi’nde gerçekleşecek.

  • (Özel Haber) Emekli Öğretmen 78 Yaşında Hukuk Kazanarak Sıralara Geri Döndü

    Kocaeli’nin Derince ilçesinde yaşayan emekli öğretmen Muharrem Açıl (78), 50 yıl sonra hayalini gerçekleştirerek, Hukuk Fakültesi öğrencisi oldu.

    Kocaeli’nin Derince ilçesinde yaşayan emekli öğretmen Muharrem Açıl, gençlik yıllarından beri hayalini kurduğu Hukuk öğrencisi olma arzusunu 78 yaşında gerçekleştirdi. “Okumanın yaşı yoktur” sözünü adeta gerçeğe dönüştüren Açıl, Köy Enstitüsü’nden 1956 yılında mezun olduktan sonra 19 yaşında Mardin’in Midyat ilçesine bağlı Mercimekli (Hâspînas) köyünde öğretmenliğe başladı. 1964 yılında öğretmenlik yaparken İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanan, fakat öğretmenlik yaptığı için devam edemeyen emekli öğretmen Açıl, 50 yıllık hukuk fakültesi okuma arzusunu hiç yitirmedi. emekli öğretmen Muharrem Açıl, bu hayalini 7 torun sahibi olduktan sonra gerçekleştirdi. Öğrenciler tarafından hayli ilgi gören Açıl, gençler arasında yeniden gençleştiğini söyledi.

    Hukuk öğrencisi olma arzusunun 50 yıldır sürdüğünü belirten Açıl, “Ben 1938 doğumluyum. Geyve’nin Doğantepe köyünde, 5 çocuklu bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldim. 1956 yılında Köy Enstitülerinde son sınıf öğrencilerine yurt gezileri yaptırırlardı. Yarın öbür gün öğretmen olarak Anadolu’ya atandıklarında ülkelerini tanısınlar. Ekonomik yönden, kültürel yönden, coğrafi yönden diye yurt gezileri yapılırdı. İstanbul’a yapılan bir geziye katıldım. İstanbul’da dört gün kaldık. Hukuk fakültesi binasını o zaman gördüm. Binanın heybeti çok ürpertici, değişik duygular oluşturdu. O zaman ben arkadaşlarıma dedim ki; ‘Eğer ben bu binada hukuk okumazsam yuh olsun bana’. Bu benim içimde öyle bir ukde kaldı. Öyle bir hukuk tutkum vardı benim. O zaman belki de üniversite binasının, o kütüphanelerin dolu olması, beni etkilemişti. Öyle bir tutkum vardı içimde. Hukuk fakültesini kazandım İstanbul’da, ama hukuk fakültesinin devam mecburiyetinin olduğunu bilmiyordum. Gittik geldik, sınavlara gittim bir ders vermişim sadece. Diğer derslere girdim. Dediler ki; ‘Devam mecburiyeti var burada, siz devam etmemişsiniz. Böyle olmaz. Böyle yürümez bu iş’ dediler. Ben ondan sonra bıraktım. Tekrar öğretmenliğim devam ediyordu. Devam etmem mümkün değildi” dedi.

    “KIZIM İKNA ETTİ”

    Konuşmalarında sürekli hukuk fakültesi öğrencisi olma arzusunu dile getirdiğini söyleyen emekli öğretmen Açıl, “Bu benim içimde bir ukdeydi herhalde. Çocuklarımın arasında, ‘Bugün benim imkanlar el verseydi de ben hukuku bitirseydim, çok daha değişik olurdu’ derdim. Böyle de bir af çıkınca, kızım da buradan Taşınır Kayıt Kontrol Yetkilisi olarak emekli olmuştu. Kızım bana, ‘Baba bir dene’ dedi. ‘Denemezsen bir şey öğrenemezsin. Ama denersen belki bir şey öğrenirsin. Bir dene’ dedi. Kayıt işlerinde de benimle ilgilendi sağ olsun. Ben de kaydımı tazelettim. İstanbul Hukuk Fakültesi olarak kaydımızı yaptırdık. Ama İzmit’ten İstanbul’a mesafe olarak yakın görünse de, en az beş saatiniz yollarda geçiyor. Onun için bu yaşta bu yolculuk yorucu oluyor. Verimli olamaz dedim ve kaydımı buraya aldırdım. Aftan yararlanan öğrencilerde ikamet ettiği ilde okumaları açısından kolaylık sağlanıyor. Ben de bu kolaylıktan faydalandım” diye konuştu.

    50 YILLIK ÖZLEMİNİ GERÇEKLEŞTİRİYOR

    Yeniden öğrenci olmanın kendisine hayata taze bir bakış kazandırdığını ve 50 yıllık özlemini giderdiğini belirten Açıl, “Gençlerin arasında gerçekten insan çok daha değişik görüyor, çok daha farklı görüyor kendini. Onların arasında hayata taze bakış geldi bana. Zaten de idealimde bu vardı. Birine model olmak. Sadece hukukta değil. Başka bir dalda da, gençlere model olmak benim için çok önemliydi. Bu arzumu 1964’ten 2015 yılına kadar, hesap edin, 50 yıllık bir özlemi gerçekleştiriyorum. Ben gençlerden bu kadar ilgi beklemiyordum. Burada gençler çok ilgilendiler ve hepsi de takdirle karşıladı. Hatta takdirle beraber bir saygı duymaları her hareketlerinden görülüyordu. Onun için ben onlara çok şey borçluyum gibi geliyor bana, çünkü bende yeni bir canlanma başladı, onların bu davranışları sayesinde” ifadelerini kullandı.

    Son olarak genç öğrencilere tavsiyelerde bulunan Açıl, “Öğretmenlik her halde biz sağ olduğumuz sürece bırakamayacağımız bir meslek. Zaman çok kıymetli bir varlık, bunu kaybettikten sonda insan anlıyor. Hani derler ya ’sözünü ve zamanını harcamadan iyi düşünün. Harcadıktan sonra ikisini de geri getiremezsin.’ Ben gençlere bunu diyorum. Bu zamanın kıymetini bilsinler ve ona göre değerlendirsinler, onu kaybettikten sonra geri getirmek mümkün değil, üzülmek de bir işe yaramaz” şeklinde konuştu.

    Hukuk öğrencisi Cihat Yılmaz da, bizim için de ilginç bir durum. Biz ilk geldiğimizde de Muharrem ağabeyi gördüğümüz zaman duygulandık açıkçası, çünkü bu yaşta bu azmi görmek, bizi de cesaretlendirdi okumak açısından. Biz de kendimizde okuma azmi gördük, okuma azmi daha da canlandı. Bu kadar okuma aşkıyla yanıp tutuşan bir insanın yanında, bizim zaten çalışmamamız, bizim eksikliğimiz olduğunu düşündük. Bizim de çalışma azmimiz daha da arttı Muharrem Ağabeyle beraber” ifadelerini kullandı.