Etiket: Hukuk!

  • Khas’ta ‘’Medeni Hukuk’’ Şöleni

    Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından düzenlenen ’Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu’nun 90’ıncı Yılı Uluslararası Sempozyumu’ başladı. 17-21 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek sempozyumda Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu her yönüyle ele alınacak.

    Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından düzenlenen ’Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu’nun 90’ıncı Yılı Uluslararası Sempozyumu’ başladı. Yargıtay Birinci Başkan Vekili Seyit Çavdar, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Fevzioğlu, Noterler Birliği Başkanı Yunus Tutar, İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, İsviçre İstanbul Başkonsolosu Monika Kirgöz, Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın, Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şebnem Akipek Öcal’ın katılımcı olarak yer aldığı sempozyumun açılışına yoğun ilgi vardı.

    “SEMPOZYUMDAN ÖNEMLİ SONUÇLAR ELDE EDECEĞİZ”

    Bundan 90 yıl önce kurulan yapının bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin hala geçerli olan ve alt yapısını oluşturan unsurlar olduğunu söyleyen Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın, ‘’İlk noktada bu yapı oluşturulurken ortaya çıkan unsurlara baktığınızda Türkiye’deki insan hakları, laiklik, kadın hakları, iş ilişkileri, medeni ilişkiler, aile hayatı ile ilgili tüm kuralların 1920’li yıllarda bu kanunlarla birlikte kurulduğunu ve zaman içinde birtakım değişiklikler olmakla birlikte ana yapısını koruduğunu görüyoruz’’ dedi.

    90 yıldır geçerli olan bu kanunların çok önemli olduğunu vurgulayan Aydın, ‘’O yüzden biz bu iki kanunun 90 yıllık tecrübesinin bir muhasebesini yapalım, nerden nereye geldi, neler yapıldı bunu ortaya çıkaralım istedik. Hem öğrencilerimiz hem de Türkiye kamuoyu açısından bu ortaya çıkacak sonuçların önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu iki kanun, Türk Ceza Kanunu’yla baktığınızda bizim hukuk yapımızın temelini oluşturuyor. Tabii anayasada var ama anayasa daha genel bir çerçeve. Onun dışında özele indiğinizde 3 kanunudur aslında her şeyi belirleyen. Bunun ikisi de Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulmuş o katkıyı ortaya çıkarmak hem de bunu yapanları bir şekilde anmış olmak istedik’’ diyerek sözlerini noktaladı.

    DEĞİŞİKLİKLERİN ÇOĞU AİLE HUKUKUNDA

    Medeni Kanunu’nun 17 Şubat 1926 tarihinde kabul edildiğini ve çok uzun bir uygulama döneminin ardından 1 Ocak 2002 tarihinde yeni Türk Medeni Kanunu’nun ciddi değişiklikler yapılarak yürürlüğe girdiğini ifade eden Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şebnem Akipek Öcal, “Bu değişikliklerin büyük çoğunluğu aile hukuku alanında gerçekleşti. Özellikle aile içinde eşler arasında kadın ve erkek bakımından eşitliğin sağlanmasına yönelik çok ciddi değişiklikler oldu. Ayrıca Borçlar Kanunumuz da yine 1926 yılında kabul edildi. Fakat o da 1 Temmuz 2012 tarihinde değişikliklere uğradı. Borçlar Kanunu’nda da özellikle borç ilişkileri bakımından eski özgürlükçü düzenden ziyade zayıf tarafı korumaya yönelik bazı değişiklikler oldu” diye konuştu.

    Bu tip organizasyonların kolay olmadığını söyleyen Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Ayar ise “Üniversite açısından da şu anda Türkiye’de Medeni Hukuk alanında gerçekleştirilebilecek en büyük organizasyonu düzenlemeye çalışıyoruz. Organizasyonun da alt yapısı çalışması bu bağlamda 3-4 aylık bir süreci kapsadı” dedi.

  • Türkiye’nin En İyi Hukuk Fakülteleri Belirlendi

    Türkiye’nin en iyi hukuk fakülteleri araştırması yapan ehukuk.org sitesi 2015 yılı sonuçlarını açıkladı. Araştırma sonuçlarına göre en iyi akademik kadroya sahip vakıf hukuk fakültesi İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) Hukuk Fakültesi olarak belirlendi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İKÜ Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bahri Öztürk, “Hukuk Fakültesi, İstanbul Kültür Üniversitesi’nin amiral gemisidir, bu nedenle de başarı kaçınılmaz oluyor” dedi.

    Türkiye’nin popüler hukuk bloglarından biri olan ehukuk.org sitesi 2012’den bu yana her yıl “En İyi Hukuk Fakülteleri” araştırması yapıyor. Geçtiğimiz günlerde 2015 yılı araştırma sonuçlarını açıklayan sitenin kriterleri arasında; öğrenci online anket sonuçları ve yorumları, akademik kadro, kampüs, burs ve barınma imkanları, ÖSYM taban puanları, prestij ve bilinirlik, fakülte kuruluş tarihi ve öğrenci sayısı yer alıyor. Genel sıralamanın 100 puan üzerinden değerlendirildiği araştırmada Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi 79, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 73, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 68, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 67, Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi 65, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi 60, İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi 58, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi 57, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi 55, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi 51 puan ile ilk ona girdi. İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin 2012 yılındaki ilk araştırma sonucundan beri her yıl listede yükselerek ilerlediğini dile getiren İKÜ Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bahri Öztürk, “Bu sitenin yaptığı araştırmaların ilki 2012 yılında yapıldı. İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi olarak biz listeye onuncu sıradan girdik. 2013’te dokuzuncu, 2014’te sekizinci ve geçtiğimiz yıl yedinci sıraya yerleştik. Fakültemiz süratle kalitesini artırmakta ve Türkiye’de de haklı olduğu yere gelmektedir. Hukuk Fakültesi, İstanbul Kültür Üniversitesi’nin amiral gemisidir bu nedenle de başarı kaçınılmaz oluyor” diye konuştu.

    Araştırmanın en iyiler kategorisinde ise en iyi akademik kadroya sahip devlet hukuk fakültesi Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, en iyi akademik kadroya sahip vakıf hukuk fakültesi İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi, en iyi kampüsü olan vakıf üniversitesi hukuk fakültesi Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi, en iyi kampüsü olan devlet üniversitesi hukuk fakültesi Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, en prestijli hukuk fakültesi Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve en iyi çıkış yapan hukuk fakültesi Türk- Alman Üniversitesi Hukuk Fakültesi olarak sıralandı.

    “Kadrosu azalmayıp artan ve zaten başından beri yeterli öğretim üyesi kadrosuna sahip olan ender fakültelerden biri burası” diyen Prof. Dr. Bahri Öztürk, açıklamalarına şöyle devam etti:

    “Diğer fakültelere baktığınızda bazı dalgalanmalar görürsünüz. Bizde aksine öğretim üyeleri arasında, öğretim üyeleri ve öğrenciler arasında müthiş dayanışma vardır. Keza mütevelli heyeti ve üst yönetim ile fakültemiz arasında da müthiş bir dayanışma vardır. İşte bu dayanışma bizi sürekli yukarıya doğru başarılı bir performans sergileyerek çıkarıyor. Mütevelli heyetin özellikle fakültemize çok ilgisi var.”

    “İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ HALK ÜNİVERSİTESİ TARZINDADIR”

    Öğrenci profillerine değinen Prof. Dr. Öztürk, “Bizim öğrenci kitlemiz de çok enteresandır. Vakıf üniversitesi olmasına rağmen burada son model arabalar, markalar değil hukuk konuşulur. Halk üniversitesi tarzındadır ve hukuk okumak isteyen öğrenci buraya gelir. Kendi aralarındaki dayanışma ile ve onların lise çağındaki arkadaşlarına verdiği bilgilerle biz bu noktaya geldik. Bu en önemli tanıtımdır. Eğer öğrenci memnuniyeti üst düzeydeyse başarı kendini gösterir” dedi.

    “ÖĞRENCİLERİN YÜZDE 35’İ BURSLU”

    İstanbul Kültür Üniversitesi’nin sağladığı burs imkanlarını anlatan Öztürk, “Okuldaki öğrencilerin tamamının yüzde 35’i burslu öğrencidir. Ayrıca ekonomik sıkıntısı baş gösteren öğrencimizi biz bugüne kadar asla yolda bırakmadık, bırakmayız da. Çocukların başına çeşitli sebeplerden gelen olumsuz durumlarda onları asla yalnız bırakmadık” diye konuştu.

    Hukuk öğrencilerinin birçoğunun ailelerinin de yargı mensubu olduğunu söyleyen Öztürk, “Örneğin geçen sene 25 öğrencimizin sınava girdiğini gördük. Bunların 12 tanesi şu anda hakim ya da savcı oldu. Bu çok önemli bir şey, kıstas bu olmalı. Hakimlik savcılık sınavı ya da merkezi sınavlarda öğrencileri ne kadar başarılı oluyor? Sorusu kıstas alınmalı. ‘Ben dünya üniversitesiyim’ demekle dünya üniversitesi olunmuyor” dedi.

    Yurtdışı imkanlarının da çok geniş olduğunu ifade eden Öztürk, “İzmir’de gerçekleştirdiğimiz 9 gün süren bir yaz akademimiz var. Almanya’dan gelen 50’ye yakın konuk ve bizden de 50’ye yakın katılımcı gelerek toplanıyoruz ve 1 hafta boyunca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarını orada tartışıyoruz. Ayrıca Hukuk Fakültesi kadar adını duyurmuş bir müessese olan Ceza Hukuku Merkezleri Birliği (CEHAMER) var. CEHAMER bünyesinde 12 ülkeyle irtibat halindeyiz ve bu 12 ülkenin tamamı bizim CEHAMER’in yönetmeliğini alıp kendileri için yeniden çıkardılar. Böylece bir CEHAMERLER Birliği oluşturduk. İtalya, ispanya, Bulgaristan, Hırvatistan, Mali, Burkina Faso gibi ülkelerin yanında yakında eklenecek olan birkaç ülke daha var. Birliğin başkanı da İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi” açıklamalarında bulundu.

  • Davutoğlu: “Türkiye’de Yürütülen Mücadele Kesinlikle Demokratik Hukuk Devleti İçinde Yürütülen Mücadeledir”

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile gerçekleştirdiği toplantıda PKK’nın Suriye’den aldığı cesaretle Türkiye’de ciddi terör saldırıları yürüttüğünü kaydederek, “Türkiye’de yürütülen mücadele kesinlikle demokratik hukuk devleti içinde yürütülen mücadeledir” dedi.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile gerçekleştirilen ortak basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Konuşmasına terör saldırında hayatını kaybedenlere baş sağlığı dileyen Davutoğlu, “Terör saldırısı sadece Türkiye’ye sadece Almanya’ya yönelik bir terör saldırısı değil bütün insanlığa dönük saldırıydı. Sorumluları mutlaka yakalanacak ve gerekli cezaya çarptırılacaktır. Aslında bu terör saldırısı karşı karşıya kaldığımız büyük tehlikeleri ve riskleri ortaya koyuyor. Bugün Berlin’de gerçekten son derece tarihi bir adım atıldı. Türkiye ve Almanya tarih boyunca müttefik olmuş iki ülke. İlk hükümetler arası istişare düzeyinde zirvede birçok bakanlarımızla birlikte ortak bir kabine toplantısı mantığı ile bir araya geldik. Ben Sayın Merkel’e gösterdiği misafirperverlik özelikle çalışma toplantımız esnasında ortak ekip bilinci ile davranmamızı sağladığı için teşekkür bir borç biliyorum” dedi.

    Yeni bir dönem olduğunu kaydeden Davutoğlu, bakanlar arasında toplantılar, projeler olduğunu belirtti. Davutoğlu, dünya ekonomisinin oynaklık içinde odluğu dönemlerde Türk ve Alman ekonomilerinin hem kendi hem de çevre ekonomilerine katkı sağladığını kaydetti. Türkiye’nin 37 milyar dolar civarındaki ticaret hacmini daha ileriye götürmek için Almanya ile işbirliği yapamaya hazır olduğunu ifade etti. Davutoğlu, “Terör saldırıları bu ilişkilerini ne kadar bozmak isterse istersin hep birlikte olacaklar, hep birlikte barış içinde Türkiye ve Almanya’da dostluğumuzu derinleştirip yaşayacaklar” dedi.

    Son dönemde Türkiye ile AB ilişkilerinde ivemeye değinen Davutoğlu, Merkel’e teşekkür ederek 29 Kasım’da gerçekleşen Türkiye -AB Zirvesi’nin önümüzdeki dönem için dönüm noktası olduğunu kaydetti.

    “TÜRKİYE VE ALMANYA OMUZ OMUZADIR “

    “Olumsuz gündem veya riskler ve tehditler bağlamında da Türkiye ve Almanya omuz omuzadır” diyen Davutoğlu, bugün verilen mesajlarla ülkelerin huzurunu ve AB’nin, insanlığın huzurunu bozmaya çalışanların karşılarında Türkiye ve Almanya’yı birlikte omuz omuza bulacaklarını ifade etti. Terörle mücadele konusunda sağlam iradenin olduğunu kaydeden Davutoğlu, “Türkiye ve Almanya’nın DAEŞ, PKK, DHKPC gibi örgütlere karşı tam bir iş birliği içinde barışı istikrarı ve demokrasiyi korumak konusunda kararlıdır. DAEŞ’e karşı yürütülen mücadele konusunda Almanya’nın Türkiye’ye vermiş olduğu desteğe teşekkür ediyoruz. Suriye ve Irak’ta yakın bir istişare içindeyiz. Suriye’deki istikrarsızlığın Türkiye’yi etkilemesi karşısında Almanya’nın ağladığı destek ve gösterdiği dayanışma özellikle de İncirlik’e gelen Alman uçaklarıyla bütün bölgeye, bütün dünyaya zor günlerde Almanya’nın Türkiye’nin yanındadır mesajı vermesi açısından da son derece önemli ve takdir ettiğimiz bir adım olmuştur. Alman Savunma Bakanı da İncirlik’e yaptığı ziyaretle bunu bir kez daha göstermiştir. DAEŞ insanlığa yönelik bir tehdittir. Türkiye ve Almanya bu tehdide karşı Irak’ta Suriye’de Türkiye’de Almanya’da her yerde mücadele etmeye hazırdır. Aynı şekilde PKK’da son dönemde özellikle Suriye’deki gelişmelerden aldığı cesaretle Türkiye’de çok ciddi bir terör faaliyetine başlayıp sivil halka ve güvenlik güçlere karşı saldırlar gerçekleştiriyor. Bu konuda meslektaşıma kapsamlı bilgiler aktardım” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE, SURİYE’DEN GELEN MÜLTECİLERİ BİR BARBAR REJİMİN VE BARBAR BİR TERÖR ÖRGÜTÜNÜN BASKISINDAN KAÇAN MASUMLAR OLARAK GÖRMEKTEDİR”

    “Türkiye’de yürütülen mücadele kesinlikle demokratik hukuk devleti içinde yürütülen mücadeledir. Sadece terörist grupları hedef alan ve onların demokrasimize, ülkemizin huzuruna dönük tehdidini engellemeye çalışan bir mücadeledir” diyen Davutoğlu mültecilerle ilgili insanlık krizinin üzerinde durulduğunu kaydetti. Mülteci krizinin sadece Suriye’de kalmadığını Türkiye üzerinden Avrupa’da sosyal istikrarsızlık unsuruna neden olduğunu kaydetti. Başbakan Davutoğlu, “Türkiye, Suriye’den gelen mültecileri bir barbar rejimin ve barbar bir terör örgütünün baskısından kaçan masumlar olarak görmektedir” dedi.

    Davutoğlu, mülteci konusunun her zaman gündem olduğunu Aylan Kurdi’nin cansız bedeninde kıyıya vurduğunda anne baba olarak aile fertleri olarak bu acıyı hissettiğini kaydetti. 29 Kasım’da Türkiye-AB arasında Eylem Planı açıklandığını ve Türkiye’nin bu eylem planı çerçevesinde kararlı bir şekilde adım attıklarını belirten Davutoğlu, üçüncü ülkelerden gelen Suriyeli mültecilere karşı vize uygulanması yönünde adımlar atıldığını bildirdi. Davutoğlu, mülteci krizi konusunda birlikte hareket edilirse krizin sonuçlarının en iyi şekilde kontrol altına alınabileceğini bildirdi. Türkiye ve Almanya olarak bugünlerde başlaması için Suriye Barış görüşmelerinin başarılı olmasının mülteci akınlarını engelleyecek önemli bir unsur olarak gördüklerini ifade eden Davutoğlu, “Mültecilerin gelişleri yavaşlarsa var olan mülteciler en iyi şekilde entegre edilir ve meseleleri çözülürse bu konuyu insanlık trajedisine dönüşmeden ve ülkelerimizin iç istikrarını bozmadan çözmeye kavuşuruz” dedi.

    Davutoğlu, Merkel’i Dünya İnsani Zirvesi’nde ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirterek, “18 Şubatta AB-Türkiye Fikirdaş Ülker Toplantısı’nda birlikte olacağız” dedi.

  • Medeniyet Ve Hukuk Konuşulacak

    Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği(TDED) Kocaeli Şubesi tarafından düzenlenen Kültür ve Medeniyet Okumalarına bu ay konuşmacı olarak Prof. Dr. Hüseyin Hatemi katılacak.

    Etkinlik 15 Ocak Cuma günü saat 19.00’da Seka Kültür Alanı’nda bulunan dernek binasında yapılacak. İslam düşüncesi ve hukuk konusunda kırka yakın telif ve çeviri kitapları bulunan Hatemi, katılımcıların sorularını da cevaplayacak. Ayda bir kez yapılan Kültür ve Medeniyet Okumaları’na isteyen vatandaşlar katılabilecek.

  • Rektörden ’Hukuk’ Dersi

    Türkiye’de ilk olarak Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Tıp Fakültesi’nde başlatılan “tıp hukuku” dersine OMÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Akan girdi.

    OMÜ Tıp Fakültesi’nde, dört yıldan beri verilmekte olan, Türkiye’de ilk kez bir Tıp Fakültesi’nde zorunlu seçmeli olarak bütün dönem-4 öğrencilerinin aldığı “tıp hukuku” derslerine devam ediliyor. Dersler, sadece kuramsal olmanın ötesinde belli bir ağırlıkta adli olgu sunumlarını ve yaşanmış hadiseleri de içerdiklerinden ötürü, öğrenciler tarafından büyük bir ilgiyle takip ediliyor. OMÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Akan, beraberinde Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süleyman Kaplan ile “tıp hukuku” dersine girerek burada yaptığı konuşmada bir üst yönetici olarak sağlık hukuku alanında karşılaştığı olayları, deneyim ve gözlemlerini öğrencilere aktardı. Rektör Prof. Akan, tıp hukukunun önemini vurgulayarak, Türkiye’de son yıllarda giderek gelişen ve yaygınlaşan sağlık hizmetleriyle birlikte hasta ve hasta yakınlarının daha bilinçli hareket ederek, haklarına sahip çıktıklarını ifade etti. Tıp Hukuku dersinin, hekimlere, bütün meslek hayatları boyunca katkı ve yarar sağlayacak önemli bir husus olduğunu belirtti.

    “HUKUK DERSLERİNİ ÖNEMSİYORUZ”

    OMÜ Tıp Fakültesi Tıp Hukuku derslerine giren OMÜ Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Öğretim Üyesi Hukukçu-Hekim Prof. Dr. Hasan Tahsin Keçeligil, “Tıp hukukunun günümüzde hekimler için taşıdığı önem giderek artmaktadır. Hasta hakları kavramının ulusal hukuk mevzuatımıza girmiş olması, medyanın tıbbi uygulamalar ve hekimler hakkında sık sık ve ayrıntılı haberler yapması, Sağlık Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu ve sigorta kuruluşlarının bu alanda yapmakta oldukları düzenleme ve uygulamalar, çoğu kere doğrudan doğruya hekimleri ve onların çalışma alanını ilgilendirdiği için, tıp hukuku konularına hekimlerin ilgisiz kalması olanaksızlaşmıştır. Bu sebeple, hekimlerin öğrencilikten itibaren tıp hukuku eğitim almalarını ve bilgilenmelerini çok önemsiyoruz ve tavsiye ediyoruz. Bu gerçeklikten hareket eden OMÜ Tıp Fakültesi, dönem-4 ders programı içine tıp hukuku dersini yerleştirmek ve 4 senedir uygulamak suretiyle çok olumlu bir gelişmeye imza atmıştır” dedi.