Etiket: Hukuk!

  • İşten Çıkarılan Renault İşçilerinin Hukuk Mücadelesi

    Bursa’da, eylem düzenledikleri gerekçesiyle işlerine son verilen 14 Oyak Renault çalışanı, işlerine geri dönmek için mahkemeye başvurdu.

    Oyak Renault fabrikasında 1 Mart tarihinde yapılan protestoları organize ettikleri iddiasıyla işten çıkarılan 14 işçi, fabrikaya geri dönmek istiyor. Uzun süredir fabrika önünde oturma eylemine devam eden işçiler, işe geri dönmek için Bursa 5. İş Mahkemesi’ne işe iade davası açtı. Adliye önünde basın açıklaması yapan işçiler, fabrikadaki işlerine geri dönmek istediklerini belirtti.

    Grup adına açıklamalarda bulunan Ahmet Akbaş, “Anayasal hakkımız olan seçtikleri sendikada örgütlenme hakları ellerinden alınan arkadaşların onur mücadelesi başlamıştır. Hukuki yönden ilk adımı bugün atmış bulunmaktayız. Bizler hakkımız olan işe geri dönüş için fabrika önündeki meşru mücadelemize devam edeceğiz. Bunu yaparken tabii ki sendikamızla beraberiz. Yapmış olduğumuz eylem şüphesiz ki başarıya ulaşacaktır. Haksızlıkların karşısında baş kaldırmak bir isyan değildir. Her şeyden önce insan onurudur. Bizler onurumuz için mücadele ediyoruz. Şimdiden kazandığımıza inanıyoruz. Fabrika önündeki eylemlerimize devam edeceğiz” dedi.

  • Myp Lideri Yılmaz: “Anayasa Da Değişmez Kural, Hukuk Önündeki Eşitlik İlkesidir”

    Muhafazakar Yükseliş Partisi (MYP) Lideri Ahmet Reyiz Yılmaz, “Anayasa da değişmez kural ve anayasanın varlık gayesi hukuk önündeki eşitlik ilkesidir. Hükumet bir değişiklik istiyorsa anayasamızın ruhunu bozan ve milletvekillerine imtiyazlı sınıf oluşturan bu maddeyi iptal etmelidir” dedi.

    Muhafazakar Yükseliş Partisi (MYP) Lideri Ahmet Reyiz Yılmaz, yazılı bir açıklama yaptı. Yılmaz yaptığı açıklamada, “Sayın Cumhurbaşkanı geçen 10 yıl içinde elinde bir anayasa taslağı ile hangi ülkeleri ziyaret etmiş ve bu ülkelere verdiği anayasa metinleri ile o ülkelerin ne hale geldiğini görmüştür. Şimdi kendisini seçen ona Cumhurbaşkanlığı görevi veren Türk milletini mevcut anayasayı yaşatarak korumalıdır. Bu kadar ağır ve hassas bir dönemde anayasa ile oynamak son derece tehlikelidir” dedi.

    “MEVCUT ANAYASA ZATEN CUMHURBAŞKANINA SINIRSIZ YETKİLER TANIYOR”

    “Mevcut Anayasa sayın Cumhurbaşkanına bir başkana tanınan yetkilerden fazlasını tanımaktadır” diyen Yılmaz, “O halde demek ki sorun Erdoğan’ın yetkilerini genişletme sorunu değildir. Sorun kesinlikle anayasayı lağvederek Türk milletinin bölünmez bütünlüğüne son verme gayretidir. Sayın Cumhurbaşkanı bu konu da son derece dikkatli olmak zorundadır. Türk milletinin Anayasası son derece sağlamdır. Değişmesi gereken ve Anayasanın temel ilkelerine aykırı olan ana mesele imtiyazlı sınıf oluşturan Dokunulmazlıkların kaldırılması meselesidir. Bunun dışında son derece modern ve Demokratik bir Anayasa’ya sahibiz” ifadesini kullandı.

    “SORUN ANAYASA DEĞİL ANAYASAYA UYMAYAN İMTİYAZLI SİYASİLER SORUNUDUR”

    Yılmaz, “Mevcut Anayasa siyasi iradeler tarafından tartaklanması ülkede anarşi ve terörün artmasına da katkı vermektedir. Anayasa önünde eşitlik ilkesi anayasanın vazgeçilmez maddesi iken kendime göre anayasa isterim mantığı, ülkeyi hukuk devleti olmaktan uzaklaştırmaktadır. Böyle bir durum da anayasanın korunması ile ilgili görev gerek hükumetler gerekse hukuk insanlarının asli görevi olmalıdır” diye konuştu.

    “Anayasa da değişmez kural ve Anayasanın varlık gayesi hukuk önündeki eşitlik ilkesidir” diyen MYP Lideri Yılmaz, “Hükumet bir değişiklik istiyorsa anayasamızın ruhunu bozan ve milletvekillerine imtiyazlı sınıf oluşturan bu maddeyi iptal etmelidir. Hükumet etmiyorsa anayasayı korumakla görevli Anayasa Mahkemesi, anaysa temel ilkeleri çerçevesin de anayasal aykırılık içeren bu maddeye karşı anayasamızın ilgili diğer maddelerini işletmek sureti ile sağlayacağı üstünlük ilkesi çerçevesin de bu maddeyi lağvetmelidir” ifadesini kullandı.

  • Bozdağ’dan Anayasa Mahkemesine Eleştiri: “Hukuk Cinayeti”

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Anayasa Mahkemesinin gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül hakkındaki kararına sert eleştirilerde bulunarak, “Taraf olursunuz, karşı olursunuz. Benimle aynı görüşü paylaşırsınız, paylaşmazsınız ama hepimizin bu hukuk cinayeti karşısında dememiz lazım ki; Bu gerekçelerin yanlıştır” dedi.

    Adalet Bakanlığı tarafından Türkiye genelinden gelen hakim ve savcıların katılımıyla İzmir Çeşme’de Hakim-Cumhuriyet Savcılarının Meslek Öncesi ve Meslek İçi Eğitim Çalıştayı düzenlendi. Yaklaşık 300 hakim ve savcının katıldığı üç gün sürecek çalıştay, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın açılış konuşmasıyla başladı. İzmir Valisi Mustafa Toprak’ın da katıldığı çalıştayda, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Demet Özerbaş çalıştay programı ve metodu hakkında bilgilendirmede bulundu, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Doğru, Adalet Bakanlığı Eğitim Dairesi Başkanı İbrahim Şahin, Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanı Alparslan Azapağası ve Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Yılmaz Akçil de konuşma yaptı.

    Bakan Bozdağ, Anayasa Mahkemesinin Can Dündar ve Erdem Gül hakkında kararını eleştirdi.

    “İLK DERECE MAHKEMESİ KÖTÜ, ANAYASA MAHKEMESİ HAKLARI KORUMADAN YANA”

    Bozdağ, kimsenin buna hakkı olmadığını belirterek şunları söyledi: “İlk derece mahkemesi kötü mahkeme, Yargıtay daha kötü mahkeme, onları herkesi tutuklamadan, hapse tıkmaktan yana, ama Anayasa Mahkemesi herkesin hürriyetini tesis etmekten yana, onlar hakların gaspından yana ama Anayasa Mahkemesi hakları ayakta tutma, korumadan yana. Böyle bir algının oluşturulması, Türkiye’ye yapılabilecek en büyük kötülüklerden bir tanesi olur.”

    Bozdağ, “Kimsenin buna hakkı” olmadığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “İlk derece mahkemeleri de, Yargıtay’da, Danıştay’da hakkın sahibine teslim edilmesi için doğru karar vermek için görev yapmaktadır. Anayasa Mahkemesinin son verdiği karar, önceki verdiği kararlarla değerlendirildiğinde, yetki alanının sürekli genişletildiğini görüyoruz. Can Dündar ve Erdem Gül kararına baktığınızda, burada Anayasanın sınırlarının aşıldığını, yetki gaspı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin, kendini sadece bireysel başvuruyu inceleyen bir mahkeme gibi değil, yargılamayı yapan ilk derece mahkemesi yerine koyduğunu görüyorsunuz. ‘Yargıtay’a da ihtiyaç yok, ben işi kökten hallettim’ diyen bir yaklaşımı burada görüyorsunuz.”

    “NEREDEN ÇIKARDIN BUNU?”

    Karara eleştirilerini sürdüren Bozdağ, şunları söyledi: “Nereden çıkardın bunu? Ben bütün hepinize soruyorum; bu Anayasa hükmü, basın özgürlüğü söz konusu olduğu zaman yargı yolunun tüketilmesi şartını ortadan kaldırır mı? Kaldırmaz. Anayasa Mahkemesi, Anayasasının bu ilkesini çiğnemektedir. Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz. Yani ilk derece mahkemesi gibi Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruları inceleyemez. Yargıtay gibi temyiz mahkemesi yerine koyup ilk derece mahkemesi kararını Yargıtay yerine geçerek denetleyemez. Anayasa, yerindelik denetimi yapılamaz diyor. Kararda mahkeme yaptığı yanlışı düzeltmek için kıvranıyor ama bu çaba izah etmeye yetmemiş. Hukuku ve Anayasayı nasıl çiğnediklerini kendi kararları içerisinde ortaya koyuyor.”

    “BAL GİBİ DELİL İNCELEMESİ”

    Anayasa Mahkemesinin kararlarını okuyan Bozdağ, karardaki tekrarların altını çizerek, “O kadar çok tekrar ediyor ki, hata yapıyor ya” ifadesini kullandı.

    Kararı okumaya devam eden Bozdağ, sözlerine şöyle devam etti: “Önce ‘ben incelemeyeceğim’ diyor, sonra da somut delilden bahsedilmemiştir diyor. Delil incelemesi yapıyor. Ben Anayasa Mahkemesi Başkanına, buna imza atanlara soruyorum; bunun Türkçesi bal gibi delil incelemesidir, bal gibi ilk derece mahkemesinin yerine geçip esas incelemesi yapmaktır. Mahkemenin buna hakkı yoktur. Başka hiçbir şey demiyorum. Taraf olursunuz, karşı olursunuz. Benimle aynı görüşü paylaşırsınız, paylaşmazsınız ama hepimizin bu hukuk cinayeti karşısında dememiz lazım ki; ‘Bu gerekçelerin yanlıştır. Kararın hem delil değerlendirmesidir, hem de esas değerlendirmedir. Anayasanın kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapamaz kuralını açıkça çiğnemektir. Daha ilk derece mahkemesi işe el atmadı. Sanıkları daha dinlemedi. Delilleri değerlendirmedi. Belki beraat verecek bilemeyiz. Belki mahkumiyet verecek. Yargıtay bozacak veya onayacak. Bilemeyiz. Anayasa Mahkemesi, mahkeme davaya el atmadan işe vaziyet etti. Hem delil değerlendirmesi yaptı, hem de esastan karar verdi. Deminden beri okudum. Esas incelemesi yaptığını ve dosyada delil durumuna baktığını görüyorsunuz.”

    TWİTTER KARARI

    Anayasa Mahkemesinin görevlerini anlatan Bozdağ, şunları söyledi: “Bu ilk derece mahkemesinin yerine geçmek, daha da ötesi Yargıtayın temyiz yetkisini gasp etmektir. Fevkalade yanlış olmuştur. Eğer yetki alanını genişletmeye devam ederse Türkiye’de önümüzdeki yıllar içerisinde çok ciddi bir hukuksal sorun ve tartışmalar olacaktır. Anayasanın 149. maddesinin 2. fıkrası der ki; siyasi partilere ilişkin dava ve başvurulara iptal ve itiraz davaları ile Yüce Divan sıfatı ile yürütülecek davalara Genel Kurulca bakılır. Bireysel başvurular ise bölümlerce karara bağlanır. Anayasa Mahkemesi, 2014’de tüzük değişikliği ile bazı şöhretli konuların genel kurulda görüşülmesinin yolunu açtı. Kamuoyunda prim yapılacağına inanılan, bunlar geçmişte twitter kararında oldu, ikincisi burada oldu. Anayasayı çiğneyen bir iç tüzük değişikliğini Anayasa Mahkemesi yapıyor. Anayasaya uymak hepimizin görevi ama bizden daha fazla Anayasa Mahkemesinin uyması lazım. Bu da açık bir Anayasa ihlalidir. Karar hemen açıklandı, internet sitelerine düştü. İptal kararları gerekçesiz açıklanamaz. Gerekçesi ile karar bir bütündür.”

    HAKİMLER GÖREVLERİNDE BAĞIMSIZDIR

    Adaletin her bir insanın ve bütün toplumların güvendiği ve uğruna mücadele ettiği değerlerin en yücelerinden bir tanesi olduğunu söyleyen Bozdağ, şunları söyledi: “Yaratılışın anayasası adalettir. Adalet aynı zamanda mülkün temelidir. Yaratılışın esası, mülkün temeli ve insanlığın hazinesi olan adaleti her daim ayakta tutmak hepimizin ortak görevidir. İnsanlar başa dara girdiğinde, haksızlığı giderecek, bağımsız ve tarafsız bir yargıyı arzu eder. Adaleti her daim hakim kılıp ayakta tutmak ancak bağımsız ve tarafsız hakim ve savcılar ile mümkün olabilir.”

    Hakimlerin görevlerinde bağımsız olduğunu anlatan Bozdağ, “Eğer vicdan; Anayasa, yasa ve hukukla bağlı olmazsa o zaman siyasetle, sevgiyle, saygıyla, dini ya da ideolojik şeylerle bağlı olabilir ki böylesi bir vicdan sahibinden adalet beklemek, hakkaniyetli karar beklemek mümkün değil. Hiçbir hakim ve savcı vicdanını Anayasa, yasa, hukuk dışında başka bir yere kişiye bağlamamalıdır. Dava tarafları hiçbir önem arz etmemelidir. Onların dünya görüşüne, sıfatına, konumuna göre kanaat değiştiğinde orada adalet güçsüz demektir” dedi.

    “YARGIYA İŞİ DÜŞEN 100 KİŞİDEN 50’Sİ ZATEN KAYBEDİYOR”

    Yargının siyasallaşmasının herkes için en büyük tehdit ve tehlike olduğunu kaydeden Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yargıya güveni korumak için yargının siyasallaşmasına karşı dimdik durmamız lazım. Zaman zaman eleştiri konusu olsa da Türk yargısı milletimizin aradığı adaletin zamanında ve doğru tecellisi için çalışmaktadır. Zaman zaman ortaya çıkan yanlış ve eksikliklerin yargıç ve cumhuriyet savcılarının tamamına haksızlık edilmesi yargıya büyük bir haksızlıktır. Yargıdan memnuniyet son derece önemli. Yargıya büyük haksızlıklar yapıldığını da ifade etmek isterim. Yargıya işi düşen 100 kişiden 50’si zaten kaybediyor. Zaten yarısı kaybediyor. İşin doğası gereği. Kazanan da istediği gibi kazanamıyor. Yargıdan memnuniyeti diğer konulardaki memnuniyetle ölçmek yargıya haksızlık olur.”

    FAKÜLTE EĞİTİMLERİNE MERCEK

    Türkiye’de 80 üzerinde hukuk fakültesi olduğunu belirten Bozdağ, hukuk fakültesi eğitimi, eğitim süresi, eğitim sistemi, zorunlu ve seçmeli dersler, müfredat ve patrik eğitimin baştan sonra gözden geçirilmesine inandıklarını söyledi.

    Bozdağ, konuyla ilgili şöyle konuştu: “Takdir hakkı kimsede olmayan büyük bir hak. İnsanları hapse atabiliyorsunuz, malına el koyabiliyorsunuz. Kanunların doğru okunup yorumlanması ve karar oluşturulurken doğru istifade edilmesi açısından çok önemlidir. Hukuk felsefesi çok önemli bir ders ama maalesef hukuk fakültelerinde seçmeli dersler arasında en kıymetsiz derslerden biri olarak görülüyor. Bir kanun hangi gerekçe ile ortaya çıkmış, yorum yaparken işin felsefesine hakim olmak son derece önemli. Hukuk Türkçesi büyük ihtiyaçtır. Pek çok hukuksal metine baktığımızda Türkiye’nin hukuk Türkçesinde çok büyük bir zafiyette olduğunu görüyoruz. Sadece imla kurallarını öğrenen yapıda değil, hukuksal kavramları ifade eden ve bunu doğru anlatan bir Türkçeye ihtiyacımız var. Türkçenin fakültelerde daha farklı şekilde ele alınması gerektiğine yürekten inanıyorum. Müfredat da çok önemli. Ciddiyetle üzerinde durmamız gerekiyor.”

    STAJ BİTİMİNDE AVUKATLARA SINAV GETİRİLİYOR

    Hakim ve savcılara mesleğe girişleri ile ilgili uygulanan usullerin olduğunu söyleyen Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yeni dönemde avukatlık için sınav getiriyoruz. Hakim ve savcılar için staja başlama sınavını stajın bitimine de koyma kararı aldık. Yeni dönemde reform Adli Veri Bankası dediğimiz bir banka kurma kararı aldık. 1 Ocak 2017’den itibaren faaliyete geçecek. Bu banka diğer bir adı ile Adli Google gibidir. Adli ile ilgili ne sorarsa sorsun bir vatandaşımız yargıyla ilgili bütün sorunlara cevap alabileceği bir sistemi ortaya koyuyoruz. Örneğin cinayet suçu en çok hangi ilde işleniyor görecek. Cinayet nedenlerini görebilecek. Bütün bu verileri görecek. Hakim ve savcılar da bu banka ile kendi karnelerini görme imkanını bulacak. Herkes hangi kararı nereden bozuldu görecek. 10 tane bozma yediniz, onama aldınız onu da göreceksiniz. O karnelere bakacak en çok hangi kanun maddelerinin uygulanmasından hata yapılıyor, onu görecek. süper temyiz mahkememiz oldu ona da bakmak lazım.”

    İSTİNAF FAALİYETE GEÇECEK

    20 Temmuz 2016’da istinafın faaliyete geçeceğini kaydeden Bozdağ, “Böylece ceza yargılamalarında yüzde 91, hukuk yargılamalarında yüzde 89, idari yargılamalarda yüzde 80’i istinafta kesinleşecek bunun diğer adı hız ve isabet oranının artmasıdır” ifadelerini kullandı.

  • Adana Sulh Ve Asliye Hukuk İle Aile Mahkemeleri Yeni Yerinde

    Adana Adliyesi 1 Nolu Ek Hizmet Binası’nda yer alan Adana Sulh Hukuk ile Asliye Hukuk Mahkemeleri ve Kadastro Mahkemesi ile burada bulunan tüm birimler, Reşatbey Mahallesi stadyum civarında kiralanan yeni adliye hizmet binasına taşındı. Ana hizmet binasında bulunan toplam 8 aile mahkemesinin de önümüzdeki günlerde yeni binaya taşınacağı belirtildi.

    Adalet Bakanlığı İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığının yazısı ile kira sözleşmesi biten Kuruköprü Mahallesi Sefa Özler Caddesi üzerindeki 1 Nolu Ek Hizmet Binası’nda yer alan tüm birimlerin, Reşatbey Mahallesi 5 Ocak Caddesi No: 54 Seyhan adresinde yer alan 5 Ocak Fatih Terim Stadyumu civarındaki yeni adliye binasına taşınması uygun görüldü.

    YENİ BİNA STADYUM CİVARINDA

    Bu kapsamda başlatılan çalışma ile ilk olarak toplam sayısı 6 olan Sulh Hukuk Mahkemeleri, Kadastro Mahkemesi, bu mahkemelere bağlı bulunan kalem ve arşivler ile Bilgi İşlem UYAP Yardım Birimi, Hukuk Mahkemeleri Ön Büro, Hukuk Mahkemeleri veznesi, ihale salonu ve Maliye veznesi Reşatbey Mahallesi’ndeki yeni binaya taşındı.

    Vatandaşların mağdur olmaması ve adalet hizmetinden geri kalmalaları için hafta sonları yapılan taşınma işleminde, daha sonra ise aynı binada bulunan toplam 7 Asliye Hukuk Mahkemesinin tamamı ve bu mahkemeye ait birimler ile arşiv taşınması yapıldı.

    YELDAN, İNCELEMEDE BULUNDU

    Duruşma salonları, masa, sandalye, dosya, arşiv ve tüm eşyaların taşınması Adana Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Taşıma İşkolu tarafından gerçekleştirilirken, kiralanan yeni adliye binasında, taşınma sonrasını takip eden hafta içinde adli işlemlerin aksamadan yapılabileceği belirtildi.

    Yeni adliye binasının giriş katına ayrıca, vatandaşların tek bir birimden hizmet almalarını sağlayacağı ve daha hızlı işlemlerini yapabileceği “Hukuk ve Aile Mahkemeleri Ön Büro-Danışma Masası” birimi de hizmete açıldı.

    Adana Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan ve Cumhuriyet Başsavcı Vekili Mehmet Arıkan da, kiralanan yeni adliye hizmet binasına giderek incelemelerde bulunup çalışmalar hakkında bilgi aldı.

    AİLE MAHKEMELERİ DE TAŞINACAK

    Önümüzdeki haftalarda ise Adana Adliye Ana Hizmet Binası’ndaki toplam sayısı 8 olan aile mahkemeleri, Reşatbey Mahallesi’nde yeni hizmete giren adliye ek binasına taşınacak.

    Yaklaşık 13 bin metrekare kapalı alanı bulunan yeni adliye binası, 2’si bodrum kat olmak üzere toplam 14 katta hizmet verecek, kapalı ve açık otoparkı bulunacak. Aile, Kadastro, Asliye ve Sulh hukuk mahkemelerinin bulunacağı yeni hizmet binasında, vatandaşın adalete erişimi daha rahat ve hızlı olacak.

  • Avukat Gönenç Gürkaynak’tan Hukuk Öğrencilerine Tavsiyeler

    Avukat Gönenç Gürkaynak, genç hukukçulara ve mesleğe yeni başlayan avukatlara tavsiyeler verdi.

    Türkiye’nin uluslararası anlamda kariyer yapmış başlıca hukukçularından biri olan Avukat Gönenç Gürkaynak, sorular üzerine, genç hukukçular ve mesleğe yeni başlayan avukatlar için tavsiyelerde bulundu. Hukuk eğitimini kötüleyip ’Gerçek hayatta’ ile başlayan cümleler kurma adetinden vazgeçilmesi gerektiğini belirten Gürkaynak, “Okulda ne kadar hukuk öğrendiğiniz ve hukuku nasıl öğrendiğiniz, önemlidir. Hukuk eğitiminin eksiklerini kapatmanın yolu sızlanmak değil meselelerin kaynağına gidip daha çok okumaktır. Hukuk bilgisi eksiğine hakkınız olan son gün mezuniyet gününüzdür. O güne iyi hazırlanın” dedi.

    Avukatlığın bir onur olduğunu her an duyumsamanın özel önemine değinen Gürkaynak, “Çalışma hayatına adım atacağınız yeri, kendinizi iyi tanıyıp kendinize karşı dürüst biçimde belirleyin. Eğer çok dosya gördükçe ve yük aldıkça serpilip çiçek açanlardansanız, buna göre büro seçin. Eğer “çalışmak için mi yaşıyoruz, yaşamak için mi çalışıyoruz” tartışmasına çabucak girerken kendinizi görebiliyorsanız, kendi temponuza uygun bir profesyonel yuva bulun. Bunun bir tane doğrusu yok. Sizin için doğrusunu ancak siz bilebilirsiniz. Bir yandan Kaliforniya ile bir yandan da Japonya ile çalışan bir büroda işe başlayıp uykusuz kaldığınıza dövünmek de, bir yıl fotokopi çekeceğiniz bir büroya girip gelişemediğinize hayıflanmak da sizi gerçek potansiyelinizle geliştirmez. Kendi ritminize uygun ortamı, sizin için doğru ortamı seçin. “Başkaları yapıyorsa ben de yaparım” yahut “bu yaşta çalışmayacağım da ne zaman çalışacağım” gibi ezberlerden hareket etmeyin. Kendinize dürüstçe bakıp önerilen iş temposunu da iyi araştırın. Düşündüğünüz ofiste çalışan kişilerden bilgi alın. Sorun. Kendinizde inceleme hakkı görün. İşe başlama anındaki kıymetinizi iyi takdir edip çalışma amaçlarınızı koruyun. Hukuka ve hukukçuya dil uzatana boyun eğmeyin. Hukukun ve hukukçunun kötüsünün olabileceğini bildiğiniz gibi, hukuk kavramının ve hukukçu insanlar grubunun erdemlerine inanın. Mesleğinize sahip çıkın. Baronuza emek verin. Sizin önünüzde “avukat şakası” yapacak adam, iki kere düşünsün. Meslekdaşa en ufak kötü muameleye, meslek alanınıza en ufak tecavüze, meslek onurunu kirleten en ufak uygulamaya, meslekdaşı alçaltan en küçük imaya tahammül etmeyin. Mesleğinizin en onurlu meslek olduğunu, eğer bunu tertemiz yapıyorsa hak savunandan daha makbul insan olamayacağını iliklerinizde hissedin. Bu duygularla donanarak dayanışma içinde faaliyet göstermezseniz, yalnız bir yolculuğun ekşimiş ve yıpranmış yolcusu olursunuz” şeklinde konuştu.

    Avukatlıkta İngilizce’nin çok önemli olduğuna dikkat çeken Gürkaynak, her genç hukukçunun kendi içine sinenle sinmeyen konusunda sağlam durması gerektiğini de vurgulayarak, “Etik olmayan en ufak uygulamayı gördüğünüzde topuklarınızı yere saplayın. Kapılmayın. O yöne gitmeyin. Gitmiş olduğunuzu anlarsanız ‘Battı balık yan gider’ demeyin. Derhal geri gelin. Etik konularında kendinizi akıntıya bırakmayın. Tetikte olun. İçinize sinmeyeni size görev yahut gerçeklik olarak takdim eden kim ise ondan uzak durun. Staj yaptığınız yahut çalıştığınız yerde “gerçek hayatın kuralı bu” havalarıyla bu konulara yatkınlık bekleniyorsa, oradan derhal çıkın ve bütün hukukçu çevrenizi de oraya karşı uyarın. Bu konularda şaka yapılan bir yerde olduğunuzu fark ederseniz, size bir taleple gelinmesini beklemeden, yine, oradan çıkın. Kıymetli olan sizsiniz. İtibarı tertemiz olan sizsiniz. Buna el attırmayın. Eğer avukat olacaksanız ve uluslararası alanda çalışmak istiyorsanız, İngilizce’nin ne kadar lazım olduğu konusunda kimse kafanızı karıştıramasın. İyi İngilizce “çok” önemlidir. Bir başka yabancı dil biliyorsanız, ne mutlu size. Bir dil bir insan. Ancak eğer mükemmel İngilizce sahibi değilseniz, yol yakınken elinizdeki kaynakları bunun için seferber edin. “İngilizce de iyi olur elbette ama”lı cümlelerle hedefinizi saptıranların bahanelerine ve açıklamalarına kulak asmayın. İyi İngilizce “çok” önemlidir. Sizi başkalarının dediğini tekrar etmekten kurtarıp kaynağa kavuşturacak olan da, müvekkille sağlıklı iletişim kurmanızı sağlayacak olan da, 2016 senesinde Türkiye’de hala kolay bulunamayan da budur” dedi.

    Hocaların da örnek alınan hukukçuların da emek vererek belli bir yoldan bulundukları yere geldiklerinin altını çizen Gürkaynak, “Meyve verin. “Benim haddim mi?” demeyin. Çabalayın. Taşlanmayı göze alın. Taşlandığınızda da sizi yeni meyvalar vermek için yüreklendirecek gerçek dostlarınız olsun. Üniversite zamanındaki dostlukların kıymetini bilin. Hem o dostlarınızı hem de yolda edindiğiniz dostlarınızı sadakatle yüceltip kollayın. Gerçek dostunuz olduğunu bildiğiniz insanların her birinin sözünü her zaman dinlemeseniz bile, ne dediklerini mutlaka hep iyi dinleyin. Hocalarınıza da örnek aldığınız hukukçulara da bir zamanlar sizin yaşınızda olduklarını ve emek vererek belli bir yoldan oraya geldiklerini bilerek bakın. Kendi gözünüzde efsaneleştirip imkansızlaştırmayın. Hangi yollardan yürüdüklerine bakın. Onların beğendiğiniz yanları kadar eksiklerini de gözleyin. Gözleyin ki, hem onlar insanlaşıp erişilebilir bir rol modeli halini alsınlar hem sizin zamanınız geldiğinde bu eksiklerden bazıları da sizin şahsınızda kapanmış ve böylece bir sonraki kuşakta daha da ileri gidilebilmiş olsun. Kendinizi karşınızdakinin yerine koyma kabiliyeti geliştirmek için, dünyayı anlamak için, peşin hükümlerden arınmak için, sinirinizi bozan fikirleri evire çevire anlamak için, bilinçli bir gayret gösterin. Sadece hukuka saplanmış, hukuk kitabı dışında kitap okumayan, merakları, hevesleri, hobileri ve kendine özgü ilginçlikleri olmayan dümdüz insanın iyi hukukçu olması güçtür. Bu cümlemin istisnası olmaya değil, çok yönlü insan halini almaya gayret edin. Mümkün olan her fırsatla da edindiğiniz tecrübeleri iyi niyetle paylaşın.” ifadelerini kullandı.

    Avukat Gürkaynak, yurtdışı tecrübesinin her hukukçu için çok yararlı olacağını belirterek “Yüksek lisans için de olsa, Erasmus ile de olsa, fırsatını bulduğunuzda yurt dışına gidip tecrübe edinin. Yüksek lisans için gidecekseniz önce birkaç sene çalışıp kendinizi tanıyın. Yüksek lisansa üniversitenin beşinci sınıfına gider gibi gitmeyin. Zihninizi açan, sizi sarsan, kalıplarınızı kırıp ezberinizi bozan ortamlara ve tecrübelere talip olun. Ders seçerken de sizi şaşırtacak bazı dersleri de aralara serpiştirin. Bir daha mı göreceğim, deyip, “savaş hukuku” yahut “sinema ve hukuk” gibi derslerden de seçin. Alacağınızı alıp renklerinizi tamamladığınızda ülkenize dönmeyi ve memleketin bir ucundan tutmayı düşünün. Türkiye’den gitmeyi bir marifet gibi yaşamayın. Türkiye’nin emek veren, çalışkan ve iyi yetişmiş insana iyi davrandığı örnekleri inceleyin. Bunları da göz önünde bulundurun. Daha dolu, gerçek ve mutlu bir hayatı nerede yaşayabileceğinizi ezberlerden ve başkalarının doğrularından kaçınarak samimiyetle kendiniz için değerlendirin” şeklinde konuştu.