Etiket: Hukuk!

  • Denizde kaybolan hukuk öğrencisi bulundu

    Samsun’un Bafra ilçesinde denizde kaybolan iki kardeşten biri kurtarılarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybederken, kayıp olan ağabeyin de cansız bedeni bulundu.

    Bafra’ya bağlı Koşu Mahallesi sahilinde meydana gelen olayda, Emir (18) ve Ekrem Kaya (22) kardeşler serinlemek için girdikleri denizde dalgalar arasında kaybolmuştu. Ankara’da Astsubay Meslek Yükselokulu’nda okuyan Emir Kaya(18), yakınları tarafından denizden çıkartılarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.

    Denizde kaybolan hukuk fakültesi öğrencisi ağabey Ekrem Kaya, bu sabah saatlerinde yapılan arama çalışmalarında Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge Komutanlığı DEGAK Özel Tim-1 dalgıçları tarafından bulundu. Ekrem Kaya’nın sudan çıkarılan cansız bedeni, cumhuriyet savcısının incelemesinin ardından Bafra Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

  • MHP Genel Başkan Adayı Oğan: “Genel Merkez Bir Hukuk Süreci Başlatacak Gibi Görünüyor”

    MHP Genel Başkan Adayı Sinan Oğan, “Bugün getirilen çok sayıda tüzük değişikliği elbette ki her birisi için ayrı ayrı mahkemeyi beraberinde getirebilir” dedi.

    MHP Genel Başkan Adayı Oğan, kongrenin ardından basın açıklamasında bulundu. Daha kısa ve öz bir tüzük değişikliğinin yapılmasının gerekliliğine vurgu yapan Oğan, “Bunu yaptığımız takdirde bu tür Gemerek mahkemelerinin önünü kesmiş olurduk. Bugün getirilen çok sayıda tüzük değişikliği elbette ki her birisi için ayrı ayrı mahkemeyi beraberinde getirebilir. İnşallah genel merkez yapmaz bunu. Ama genel merkezimizi de az çok tanıyoruz. Dolayısıyla da genel merkez bir hukuk süreci başlatacak gibi görünüyor” açıklamasında bulundu.

  • Çevreciler Termik Santrale Karşı Hukuk Zaferini Halay Çekerek Kutladı

    Bursalı çevreciler, Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’ne (DOSAB) kurulmak istenen kömürlü termik santral projesine karşı açtıkları davayı kazanmalarını halay çekerek kutladı.

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi Buhar ve Enerji Üretim Tesisi projesiyle ilgili ÇED raporunun olumlu yönde vermesinin ardından ’DOSAB Termik Santraline Hayır Platformu’ üyeleri, ÇED kararının yürütmesinin durdurulması için Bursa 2. İdari Mahkemesi’ne dava açtı. Mahkeme, ÇED raporunda santralin ve kömür sevkiyatının çevreye, şehrin havasına ve yer altı sularına vereceği zararın net olarak belirtilmediği kanaatine vararak, raporun iptaline karar verdi.

    Termik santral projesine karşı açtıklarını davayı kazanan çevreciler hukuk zaferlerini kutladı. DOSAB Termik Santraline Hayır Platformu üyeleri, Heykel’de mahkeme kararını sevinç gösterileriyle kutladı. Davul zurna eşliğinde halaylar çeken platform üyeleri, şehir içinde kalan bir bölgeye kurulmak istenen termik santrale karşı açtıkları davayı kazandıklarını, adaletin en doğru kararı verdiğini söyledi.

    ÇED raporunun iptal edilmesini değerlendiren Avukat Eralp Atabeg, “Son derece sevinçliyiz. İki yıl önce başlayan, hatta daha da geriye giden mücadelenin sonucunu yaşıyoruz. Elde edilen bu netice tamamen zaferdir. DOSAB tarafından hazırlanan ÇED raporu, bilirkişi raporu yerden yere vurulmuştur. Tamamen hatalı, eksik ve yanlış olduğu bütün rapor hazırlayıcılarına söylenmiştir. Bu şehrin kirli havasını daha da kirletmek için mücadele ediyorlardı. Hukuktan başka yolumuz yoktu. Uzun süren bir dava süreci oldu. Bu ülke ve insanlar için en hatalı davranan zaten DOSAB yönetimiydi. Bizim söylediklerimiz mahkemece kabul edildi” dedi.

  • Hanefi Bostan: “Hukuk MEB’e Uğrar Mı?”

    Türk Eğitim-Sen Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, “Haksızlığa uğrayan okul müdürleri ve kurum yöneticilerinin önemli bir kısmı mahkemeye başvurarak haklarını aramaktadır. İstanbul’da 800’den fazla kişi mahkemeye başvurmuş ve hepsi haklı bulunarak görevlerine iadesi kararlaştırılmıştır” dedi.

    Türk Eğitim-Sen Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, yazılı bir açıklama yaptı. Bostan yaptığı açıklamada, “Bilindiği üzere 14.03.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6528 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanunla, Milli Eğitim Bakanlığına tabi bütün okul müdürü ve müdür yardımcıları başta olmak üzere bütün kurum yöneticileri görevlerinden alındı. Bu yöneticilerin büyük bir çoğunluğu sınavı kazanarak ve belirli kademelerde görev yaparak kurum yöneticisi olmaya hak kazanmıştı. Bir çırpıda 100 bin kişiye yakın kurum yöneticisinin görevden alınmaları Milli Eğitim camiasında şok etkisi meydana getirdi. Kurum hafızasını kaybetme ile yüz yüze kaldı. Bakanlık, kazanılmış hakları yok sayarak yeni okul ve kurum yöneticilerini sözde mülakat sınavıyla belirlemeyi kararlaştırdı. Mülakat sınavını kimlerin kazanacağı veya kazanmaması gereken adaylar, bu sınav yapılmadan önce hazırlanan listelerle belirlendi. Konuyla ilgili belgeler İstanbul’da sendikamızca mahkemeye taşındı ve şu anda mahkeme süreci devam etmektedir. Birçok il ve ilçede Milli Eğitim Müdürü ve Şube Müdürü mülakatta yaptıkları usulsüzlük ve haksızlıklar nedeniyle yargılanmaktadır” dedi.

    “Haksızlığa uğrayan okul müdürleri ve kurum yöneticilerinin önemli bir kısmı mahkemeye başvurarak haklarını aramaktadır” diyen Bostan, “Sadece İstanbul’da 800 kişiden fazla kişi mahkemeye başvurmuş ve hepsi haklı bulunarak görevlerine iadesi kararlaştırılmıştır. Mahkemenin göreve iade kararını başta bakanlık olmak üzere İl Milli Eğitim Müdürleri keyfi olarak uygulamamaktadır. Davayı kazanan müdürlerin mahkeme kararları uygulanmamakta, bunun yerine mülakata çağrılmakta ve ikinci ya da üçüncü defa mülakata çağrılan okul müdürlerine 75’in altında puan verilerek tekrar tekrar kasti olarak elenmektedir. Birçok okul müdürü ikinci veya üçüncü defa mahkemeyi kazanmasına rağmen göreve başlatılmamaktadır” ifadesini kullandı.

    Bostan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Aynı konuda üçüncü defa mahkeme kararı çıkmasına rağmen uygulanmaması eğitim tarihimizin önemli skandallarından biridir. Müdür olarak görev yapmakta iken görev süresi sonlandırılan ve MEB’e bağlı eğitim kurumları yöneticilerinin görevlendirilmelerine ilişkin yönetmelik ekinde yer alan ’Görev Süreleri Uzatılacak Eğitim Kurumu Müdürleri İçin Değerlendirme Formu’ uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda verilen puanın 75’in altında olduğu gerekçesiyle görev sürelerinin uzatılmamasına karar verilen ve iptalle sonuçlanan davaların sonucunda, 06.10.2015 günlü ve 29494 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren MEB’in Eğitim kurumları yöneticilerinin görevlendirilmesine dair yönetmeliğin ilgili hükümleri uyarınca sözlü sınava davet edilerek, itiraz edenlerin; sözlü sınava davet edilmelerine ilişkin itirazlarının reddine dair işlemlerin yürütülmesinin durdurulması ve iptali talebiyle Kırşehir’den beş okul müdürü Yozgat İdare Mahkemesi’nde dava açmıştır.  Yozgat İdare Mahkemesi 21.04.2016 tarihli,  2016 / 208, 209, 210, 211, 242 E. sayılı kararlarında; ’İdarenin yargı kararlarına uyması ve bu kararların gereklerine göre gecikmeksizin işlem ya da eylemde bulunmak zorunda olması aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Anayasanın 2. Maddesinde yer alan bu ilke karşısında idarenin mahkeme kararlarını aynen ve gecikmeksizin uygulamaktan başka bir seçeneği bulunmamaktadır. Bu durumda artık idarenin takdir yetkisi değil bağlı yetki durumu söz konusudur. Ayrıca idareler yargı kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda işlem tesis edeceklerdir. Bir hukuki işlemin yargısal denetiminde, işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan hukuk kurallarına göre denetim yapılması hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkelerinin gereği olduğu gibi, bu şekilde bir yargısal denetimle verilen karar uygulanırken iptal kararının geçmişe dönük etkisi de göz önünde bulundurularak iptal edilen işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla iptal kararında belirtilen şekilde işlem tesis edilmiş gibi kabul edilerek bir yola girilmesi de hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkelerinin gereğidir. Bu durumda, sonradan yürürlüğe giren Yönetmelik hükümlerinin davacıya uygulanması ve bu çerçevede davacının sözlü sınava çağrılmasına olanak bulunmaması karşısında; yukarıda anılan mevzuat hükümleri ile Mahkeme kararlarının gerekçeleri doğrultusunda davacının görev süresinin uzatılıp uzatılmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılması gerekmekte iken; sözlü sınava çağrılması şeklinde tesis edilen dava konusu işlemde bu nedenle hukuka ve mevzuat hükümlerine uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır’ denilmek suretiyle hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemlerin yürütülmesinin durdurulmasına karar vermiştir” ifadesini kullandı.

    Hanefi Bostan, “Adaletin hükümran olmadığı, insan haklarının ve hukukun çiğnendiği bir Bakanlıkta insanların geleceğe güvenle bakması, huzurlu ve mutlu olması mümkün değildir. Huzurun olmadığı, hukukun çiğnendiği ve adaletin olmadığı bir kurumda sağlıklı bir eğitim yapılabilinir mi?” dedi.

  • Yargıtay Birinci Başkanı İsmail Rüştü Cirit: ‘’İyi İşleyen Bir Hukuk Sistemi İçin Doktrin Şart’’

    Bu yıl ikinci kez düzenlene Prof. Dr. Turhan Esener İş Hukuku Uluslararası Kongresi’nin açılışında konuşan Yargıtay Birinci Başkanı İsmail Rüştü Cirit, ‘’İyi işleyen bir hukuk sistemi için yasama ve yargı ne kadar önemli ise doktrin de o kadar önemlidir’’ dedi.

    İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) tarafından bu yıl ikinci kez düzenlenen Prof. Dr. Turhan Esener İş Hukuku Uluslararası Kongresi başladı. 2 gün sürecek olan etkinlik, kongreye adını veren Prof. Dr. Turhan Esener, Yargıtay Birinci Başkanı İsmail Rüştü Cirit, TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Yağız Eyüboğlu, Türk-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Ergün Atalay, İKÜ Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Bahar Akıngüç Ünver, İKÜ Rektörü Prof. Dr. Semahat Demir, İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Derneği Başkanı Prof. Dr. Savaş Taşkent ve İKÜ Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dr. hc. Bahri Öztürk gibi önemli isimleri ağırladı.

    ‘’BİLİMSEL GÖRÜŞLERİ ZENGİN ÜLKELERİN YARGI KALİESİ DE YÜKSEK OLACAKTIR’’

    Kongrenin açılışında konuşan Yargıtay Birinci Başkanı İsmail Rüştü Cirit, ‘’İyi işleyen bir hukuk sistemi için Yasama ve Yargı ne kadar önemli ise doktrin de o kadar önemlidir. Türk Medeni Kanunu’nun 1’inci maddesi, akademisyenlere kaliteli ve zengin içerikli bilimsel görüşler oluşturmayı, en azından manevi bir borç olarak yüklemiştir. Doktrin bu borcunu yerine getiremezse, hakim de bilimsel görüşlerden yaralanma borcunu yerine getiremez. Sonuçta, kanun çalışmalarına katılan, kanunları ve yargı karalarını eleştiren ve geliştiren, en önemlisi hukukçuları yetiştirenler, çok kıymetli hocalarımızdır. Ülkemizdeki adalet sorunlarını tartışıp çözüm yolları ararken, meselenin bu boyutunun da dikkatten kaçmaması gerekir. Unutmamak gerekir ki kütüphanesi bilimsel görüşler bakımında daha zengin olan bir ülkenin yargı kalitesi de daha yüksek olacaktır’’ diye konuştu.

    YARGITAY BAŞKANI’NDAN ‘’İYİ İŞLEYEN ARABULUCUK MEKANİZMASI’’ TEMENNİSİ

    Konuşmasında alternatif uyuşmazlık yöntemlerine de değinen Cirit şunları söyledi: ‘’Her yıl 1 milyon dosyanın Yargıtay’a geldiği bir sistemde, adaletin sağlıklı işlemesinin zor olduğunu ve bu iş yükünün de hakim ve savcı sayısını artırarak ya da yeni adliyeler veya Yargıtay’a daireler kurularak halledilemeyeceğini çok iyi anlamamız gerekmektedir. Özellikle iş hukuku alanında arabuluculuk sisteminin, adalete erişimi engellemeyecek şekilde etkinleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. İlerleyen süreçte, toplumun her kesiminin katılımıyla iyi işleyen bir arabuluculuk mekanizması kurulmasını temenni ediyorum.’’

    1 MİLYON 200 BİN’İN ÜZERİNDE YARGITAY KARARINA ULAŞMAK MÜMKÜN

    ‘’Yargının eğitici görevini yerine getirebilmesi, tüm karalarının kanunun erişimine açılmasını zorunlu kılmaktadır’’ diyen Cirit, ‘’Bunun yanında kararlara erişim, sadece Avrupa İnsan Hakları sistemi içerisinde değil, Birleşmiş Milletler temel metinlerinde de ’saydamlık’ ilkesinin asgari bir standardı olarak kabul edilmektedir. Yargıtay, 2015 yılından itibaren 1 milyon 200 bin’in üzerinde kararını web sitesinde kamuoyunun erişimine açmıştır ve olumlu geri dönüşler almıştır. Bu konuda gittikçe yoğunlaşan çabalarımızın sonucu olarak, kararlara erişim konusunda yakın zamanda avukatlar başta olmak üzere, toplumun her kesiminin beklentisini karşılayacak bir memnuniyet düzeyine ulaşabileceğimize inanıyorum’’ şeklinde konuştu.