Etiket: Hüda

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu’nu kabul etti

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nu kabul etti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nu kabul etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu’nun görüşmesi yaklaşık bir saat sürdü.

  • Hüda Par Genel Başkanı Yapıcıoğlu Ağrı’da

    Hür Dava Partisi (HÜDA-PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Ağrı’da çeşitli ziyaretlerde bulundu.

    Sabah saatlerinde beraberindeki heyetle karayolu ile Van’dan Ağrı’ya gelen Hür Dava Partisi Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, kent merkezinde partililer tarafından karşılandı. Yapıcıoğlu, Cumhuriyet ve Kağızman Caddelerinde esnafları ziyaret etti. Esnaflarla sohbet edip, sorun ve sıkıntılarını dinleyen Yapıcıoğlu, akşam saatlerinde bir otelde sivil toplum kuruluşları, partililer, ulusal ve yerel basın mensupları ile bir araya gelerek gündeme dair açıklamalarda bulundu. Program, akşam yemeğinin ardından sona erdi.

  • HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu Elazığ’da

    HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, partisinin Elazığ İl Başkanlığı tarafından düzenlenen programa katıldı.

    HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, partisinin Elazığ İl Başkanlığı tarafından düzenlenen programa katıldı. Program Kur’an-ı Kerim tilavetinin okunmasıyla başladı. Daha sonra HÜDA PAR Elazığ İl Başkanı Yusuf Yüksel selamlama konuşması yaptı.

    İslam coğrafyasının baştan başa karıştırılmak istendiğini belirten HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ise, “Allah bizleri kardeş ilan etmiştir. Kardeşliğin hukukunu yerine getirmediğimiz yerlerde dışarıdan birileri bizim içimizi karıştırmak için içimizdeki sorunları kullanıyor. Eğer bu sorunları rahatça kullanıp bizi birbirimize düşürmelerini istemiyorsak önce kendi içimizdeki sorunlarımızı adalet temelinde çözmek gibi bir zorunluluğumuz var” dedi.

  • Adana’da, Hüda Par’dan iftar yemeği

    Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, “Rabbim bütün şehitlerimize rahmetiyle muamele etsin. Mavi Marmara saldırısının yıl dönümü. Kudüs ve Filistin toprakları kuşatma altında. Dünya’nın pek çok köşesinde İslam beldeleri benzer acıları yaşamakta” dedi.

    HÜDA PAR Adana İl Teşkilatı tarafından bir lokanta düzenlenen iftar programı, Kur’an tilaveti ile başladı. İftar programına HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, yardımcıları, Adana il ve ilçe teşkilatları ve çok sayıda vatandaş katıldı. İftar yemeğinden önce konuşma yapan HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Mavi Marmara saldırısının yıl dönümü, Kudüs ve Filistin topraklarının kuşatma altında olduğunu, Dünya’nın pek çok köşesinde İslam beldelerinde benzer acılar yaşanmakta olduğunu söyledi. Kudüs’ün Siyonistlerin işgali altındayken pek çok belde de Müslümanlar’ın birbirlerine silah doğrultmakta olduğunu ifade eden Yapıcıoğlu, ”Kur’an ayı olan Ramazan’da bizi kardeş ilan eden Rabbimizin kelamından niçin bu kadar habersizler. Aramızdaki çekişmeleri kullananlar bizleri birbirimizin aleyhine kışkırtıp eskiden kendi askerlerini gönderip işgal ettikleri ülkelerimizi şimdi bizden birilerinin eliyle karıştırıyorlar. Bizim kanımızı bizim çocuklarımıza döktürüyorlar” dedi.

    “Batı’nın dayattığı gibi silahtan değil de gücümüzü birlik ve beraberliğimizden almış olsaydık” diyen Yapıcıoğlu, ”Biz bu halde mi olacaktık. Silah gücünü ellerine geçirenler bizi gücün silah olduğunu inandırdılar. Dayanak noktasının güç olduğunu, hakkın bir şey ifade etmediğini, haklı olanın güçlü olduğunu söylediler. Yani ‘Güç kimdeyse o haklıdır’ dediler. Bu gücü elinde tutanlar bütün dünyaya ve bize verdikleri helikopterlere uçaklara yerleştirdikleri çiplerle istedikleri zaman uzaktan, bilgisayar başında uydudan müdahale ile uçakları ve helikopterleri düşürebiliyorlar. Kazadır, dediler bilemiyorum. Belki kazadır ama biz enerjimizi birbirimizle uğraşmakla geçirdikçe onlarda silah yapacak, uçak yapacak bize satacak ve o sattıkları silahları da birbirimize karşı kullanmamıza izin verecekler. Rabbim bu halden çıkmayı bizlere nasip etsin” ifadelerini kullandı.

  • HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu’ndan referandum değerlendirmesi

    Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, parlamenter sistemin başkanlık sistemine göre, başkanlık sistemin de parlamenter sisteme göre bazı avantajları olduğunu belirterek, “Türkiye hangi sistem olursa olsun yoluna devam edecektir. Öyle birisi Türkiye’yi uçuracak, diğeri de batıracak değildir” dedi.

    Yapıcıoğlu, Mersin’de düzenlediği toplantıda, anayasa değişikliği ve referandumla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanının Meclis’ten geçen anayasa değişikliğini onaylaması durumunda 9 ya da 16 Nisan tarihlerinde bir referandum yapılacağını hatırlatan Yapıcıoğlu, “Referandumla ilgili olarak bazı partiler, kişiler veya kurumlar, görüşlerini beyan ettiler. Bizim bu konudaki incelemelerimiz devam ediyor, parti içindeki müzakerelerimiz, tartışmalarımız sürüyor. Önümüzdeki bir kaç gün içerisinde bu konudaki tavrımızı net olarak kamuoyu ile paylaşacağız. Referandum süreci ile ilgili olarak bazı partiler, bazı siyasi kişilikler ve bazı kurumlar işi çığırından çıkarmaya başladılar. Kendileri gibi düşünmeyenleri ihanet ile vatan hainliği ile suçlamaya başladıklar. Bu gidişatın, bu kavramın doğru olmadığını, hatta tehlikeli olduğunu daha önce ifade etmiştim, yine tekrarlamak istiyorum” diye konuştu.

    “Referandum sonucuna herkesin saygı duyması gerekir”

    Anayasa değişikliğinin referanduma gitmesi durumunda, halkın iradesine herkesin saygı duyması gerektiğini ifade eden Yapıcıoğlu, “Ancak bu değişiklik referandumdan geçmez ise bir ihtimal daha var. O da erken seçimdir. Meclis tablosunun değişmesi ihtimali ile acaba 367 ile bu kez Meclis’ten geçebilir mi diye bir teşebbüs olabilir. Ama birilerinin dediği gibi, ’eğer geçmezse Türkiye yıkılacak, yok olacak, batacak’ değerlendirmelerini abartılı buluyoruz. ’Eğer geçerse, Türkiye bir diktatörlüğe geçecek, ülke asıl o zaman mahvolacak’ gibi değerlendirmeleri de abartılı olduğunu düşünüyoruz. Hayır parlamenter sistemin de başkanlık sistemine göre avantajlı tarafları vardır, başkanlık sistemin de parlamenter sisteme göre avantajları vardır. Her iki sistemi de başarı ile uygulayan ülkeler vardır. Türkiye’de de hangi sistem olursa olsun yoluna devam edecektir. Öyle birisi Türkiye’yi uçuracak, diğeri de batıracak değildir” ifadelerini kullandı.

    HÜDA PAR olarak anayasa değişikliği paketini partinin ilgili organlarında değerlendirmeye devam ettiklerini kaydeden Yapıcıoğlu, şu görüşlere yer verdi; “Elbette benim kafamda bazı düşünceler var ama ben diğer arkadaşlarımın görüşlerini almadan, genel başkan olarak düşüncelerimi paylaşırsam diğer arkadaşlarımızın düşüncelerine etki etme ihtimali nedeniyle bütün arkadaşlarımı dinledikten sonra kendi görüşlerimi açıklamamayı tercih ediyorum. O yüzden şu an için kendi görüşümü açıklamıyorum.”

    HÜDA PAR olarak tamamen yeni bir anaya yapılması gerektiği yönünde olduklarını dile getiren Yapıcıoğlu, “Bize göre şu anda Meclis’te grubu bulunan partilerin tamamı ve Meclis dışındaki partilerin önemli bir kısmı, uzun yıllardır 1982 Anayasası’ının tamamen değişmesi gerektiğini düşünüyor. Biz de aynısını düşünüyoruz. Parti programımıza da bunu açıkça yazdık. HÜDA PAR olarak bu 18 maddelik değişiklikte doğru bulduklarımız da var yanlış bulduklarımız da var. Biz bu haliyle değerlendireceğiz” diye konuştu.

    FETÖ operasyonları

    Ülkede uzun süredir FETÖ’ye yönelik operasyonların devam ettiğini hatırlatan Yapıcıoğlu, Cumhurbaşkanının tabiri ile bazı yerlerde ’at izinin it izine’ karışmış durumda olduğunu savunarak, şöyle devam etti: “Ama en çok beni sarsan, doğrusu çok da üzen ve mutlaka bunun dillendirilmesi gerektiğini düşündüren olay; Alanya’da bir kadının FETÖ şüphesiyle doğumdan 1 gün sonra gözaltına alınması oldu. Basına fotoğrafları yansıdı, bir kaç ajans bu haberi geçti, fakat medyada çok fazla yer bulamadı maalesef. Aranan bir kadının doğum yapmak için hastaneye müracaatından sonra, hastane kayıtlarını isminin düşmesi ile birlikte, emniyet mensupları hastane çevresinde önlem alıp doğum yapmasını beklemişler. Doğumdan bir gün sonra taburcu olunca bebeği ile birlikte gözaltına almışlar. Allah’tan mahkeme bir müddet daha hastanede kalmak üzere kadını hastaneye göndermiş. Ben burada soruyorum, ne oluyoruz? Doğumdan bir gün sonra bir kadının gözaltına alınması ne demek oluyor? Çok mu acil bir durum? Kaçması çok muhtemel ise hastane etrafında veya evinin etrafında tertibat alırsınız. İşlediği suç ne olursa olsun ki, hiç kimseyi peşinen suçlu kabul etmek doğru değil. Bir günlük bir bebeği annesi ile birlikte veya annesinin yaptıklarından dolayı cezalandırmak ne demektir? Biz hassasiyetlerimizi kaybetmeye mi başladık? Kadınların gözaltına alınırken ellerinin kelepçelenmesi bile doğru değil iken, doğumdan bir gün sonra bir kadının gözaltına alınmasının, gerçekten kamuoyunun vicdanını yaralamıştır diye düşünüyorum. Bir eli ile karnını tutarken, emniyetin veya adliyenin merdivenlerinde çekilen o fotoğraf beni çok sarstı. Dilerim bir daha bu görüntüler olmasın. Bu şekilde olduğu halde gözaltı kararı verenlere de hesabının sorulması gerektiğini düşünüyoruz. Yoksa iş zıvanadan çıkacaktır. Bu olay operasyonların sulandırılması adına da yapılmış olabilir, buna da dikkat etmek gerekir.”

    Kanada’daki camiye saldırı olayı

    Kanada’da bir camiye yapılan saldırı ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Yapıcıoğlu, “Bu saldırıda 5 müslüman şehit edilmiştir. Batıdaki İslam düşmanlığı fiili saldırılara dönüştü maalesef. Bazı bölgelerde camilerin kapatılması, bazı yerlerde mülteci olarak gidenlerin dinlerinin sorgulanması, mensubu oldukları inanca göre sınıflandırılmaları ve kendi dindaşlarını kabul etmeleri, Müslümanlara 2., 3., hatta 5. sınıf insan muamelesi yapmaları, Batının çirkin yüzünü açıkça ortaya koymuştur. Bunun böyle olmasının bize göre en büyük sebebi, bizim içimizdeki bir birimize karşı olan tahammülsüzlüğümüz, bizim içimizdeki kendi inancımızın özünü kaybetmiş olmamız, sadece bazı şeyleri şekli olarak savunmamızdır. Eğer biz birliğimizi muhafaza edersek, eğer bu işi bilenler serbestçe konuşursa, eğer aramızdaki farklılıkları cahillerimiz değil alimlerimiz usulünce ve uygun ortamlarda tartışırlarsa, ben inanıyorum ki, ihtilaflarımız minimuma inecek” şeklinde konuştu.