Etiket: hocalı

  • Atatürk Üniversitesi Hocalı Şehitlerini unutmadı

    Atatürk Üniversitesi Hocalı Şehitlerini unutmadı

    Atatürk Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkez Müdürlüğü tarafından Hocalı Soykırımının 28. yıl dönümü münasebetiyle “Hocalı Trajedisi İnsanlığın Yüz Karası” adlı basın bildirisi okundu.

    Kars Kapı Şehitliğinde düzenlenen anma törenine Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkez Müdürü Prof. Dr. Erol Kürkçüoğlu, Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Yalçın Tavukçu, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Yasin Topaloğlu ve akademisyenler ile öğrenciler katıldı.

    Programda basın bildirisini okunmadan önce öğrencilere günün anlam ve önemine binaen bir konuşma yapan Prof. Dr. Erol Kürkçüoğlu, öncelikle Kars Kapı Şehitliği bölgesi hakkında bilgi verdi.

    Bolşevik İhtilaliyle Rusların Erzurum’dan çekilirken, komuta kademesi Ruslardan askerleri ise Ermenilerden oluşan 400 kişilik bir birlik bıraktıklarını söyleyen Kürkçüoğlu, bu durum sonucunda da Kars Kapı Şehitliği çevresinde savaşla alakası olmayan sivil ahalinin Ermeniler tarafından katledildiğini söyledi.

    O Gün Dünyanın Her Yerinde Yaşayan Türklerin Kara Günüydü

    “Hocalı Trajedisi İnsanlığın Yüz Karası” adlı basın bildirisini okuyan Türk-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkez Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Mevlüt Yüksel, 26 Şubat 1992 gününün insanlık için utanç günü olduğunu belirtti.

    Yüksel, bildirinin devamında şunları söyledi: “O gün sahte batı hümanizminin foyasının, çifte standardının ortaya çıktığı gündür. O gün dünyanın her yerinde yaşayan Türklerin kara günüydü. O gün 20. yüzyılın sonunda dünyanın en vahşi katliamı meydana gelmiştir. O gün Hocalı’da katledilenler mazlumdular, masumdular ve tek suçları Türk olmaktı. Bu yüzden zulme, katliama uğradılar” dedi.

    “613 Azerbaycan Türk’ü Soykırıma Uğradı”

    Türk Karabağ’ın tarihi Oğuz Yurdu olan Hocalı’da 26 Şubat 1992 tarihinde tam bir “Türk Soykırımı” yapıldığına dikkat çeken Yüksel: “613 Azerbaycan Türk’ü Ermeni çeteleri tarafından dünyada eşi görülmemiş bir vahşetle katledilmiştir. Ermenistan ordusu ile Rus Silahlı Kuvvetlerinin Yukarı Karabağ’da konuşlandırılan 366. alayının Şubat 1992 tarihinde Hocalı Türklerine yönelik saldırısında 106’sı kadın, 63’ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycan Türk’ü soykırıma tabi tutulmuşlardır. Bunlardan 56’sı yakılmış ve başları kesilmiştir. Hocalı katliamından sonra 1275 Azerbaycan Türk’ü de esir edilmiştir. Ayrıca Hocalı jenosidi, toplu imhası sonrası 7 bin kişilik şehir nüfusundan yalnız bin 500 kişi sağ kalmıştır” dedi.

    Programın ardından öğrenciler, Kars Kapı Şehitliğini ziyaret ederek dualar okuyup, şehit mezarlarına karanfil bıraktılar.

  • Modern Çağın Utancı; Hocalı Soykırımı

    Modern Çağın Utancı; Hocalı Soykırımı

    Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMED) Başkanı Savaş Eğilmez, Hocalı soykırımının modern çağın utancı olduğunu söyledi.

    936 kilometrekarelik alana sahip ve 2 bin 605 aileden ibaret 11 bin 356 kişinin yaşadığı Hocalı kasabasının, 26 Şubat 1992 tarihinde tehcire ve katliama maruz kaldığını ve kasaba tamamıyla yok edildiğini belirten Savaş Eğilmez, “Hocalı bu katliamın yaşandığı sırada Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin koruması altında değildi ve tamamen savunmasız bir durumdaydı. Hocalı da dağınık halde elinde hafif silahlar bulunan 150 kişi bulunmaktaydı. Azerbaycan silahlı kuvvetleri Hocalı halkına yardım edemedi, hatta uzun süre cesetlerin alınması bile mümkün olmadı” dedi.

    Ermenilerin coğrafi konumu itibariyle bölge için stratejik önemi olan Hocalı kasabasını ele geçirmek için, 25 Şubat gecesi katliam gayesiyle harekete geçerek büyük bir kıyım gerçekleştirdiğini anlatan ASİMED Başkanı Savaş Eğilmez, “Son yıllarda yapılan araştırmalar sonucunda hazırlanan raporlarda korkunç detaylar ortaya çıkmıştır. Buna göre 25 Şubat 1992 tarihinde saat 22:00 sularında ermeni güçleri Azerbaycan sınırını geçerek saldırıya başlamışlardır. Bu saldırıya Dağlık Karabağ’daki ermeni militanlarla beraber SSCB 366.alayı da katılmıştır. Hocalı kasabasına yapılan bu saldırıya 366. piyade alayının komutanı Zarvigorov Yuri Yuryeviç ve Binbaşı Ohanyan Seyran Muşegoviç’in komutanlığındaki birliğin 2. taburu, Nabokih Yevgeni Aleksandroviç’in komutanlığındaki 3. tabur, aynı zamanda 1. tabur komutanı Çitçiyan Valeriy İsaakoviç ile birlikte 50’den fazla Ermeni ve Rus subaylar da katılmıştır.

    Bu saldırıda en az 90 tank, çok sayıda zırhlı araç, top, D-30 havanlar ve diğer teknik unsurla da kullanılmıştır. Hocalı kasabasına ilk olarak ağır topçu birlikler saldırmış ve hemen sonra zırhlı kuvvetler kasabaya girmişlerdir. Ve bütün bu askeri güç, çocuk, kadın, yaşlı demeden masum insanlar üzerine ölüm kusmuşlardır. Kuşatmadan kurtulan Türkler yollarda, Ketik ormanında, Nahçivanik yolunda, Garayagaya çevresinde, Dehraz köyü yakınlarında, Şelli köyü istikametinde, Esgeran yolunun 86. kilometresinde ve diğer yerlerde vahşice katledildiler. Esir alınanlardan 18’i Esgeran Polis Şubesi’nde işkence edilerek öldürüldü. Saldırı sırasında sivillere işkenceler yapıldı, insanların başlarının derisi soyuldu, gözleri çıkarıldı. Kadınların karınları yarıldı, insanlar diri diri toprağa gömüldü veya yakıldı. Hocalı’dan kaçıp kurtulan siviller önceden hazırlanmış olan pusulara düşürülerek kurşuna dizildiler” diye konuştu.

    Hocalı’nın 5 bin 379 sakininin mülteci durumuna düştüğünü, öldürülen 613 kişiden 63’ü çocuk, 106’sı kadındı. 8 aile tamamen yok edildiğini, 487 kişinin çeşitli yaralar aldığını, 1275 kişinin esir alındığını dile getiren Eğilmez, “Esir alınan 68 kadın ve 26 çocuk toplam 150 kişiden hala haber alınamıyor. Bu kadar vahşiliği yapan bir grubun, bu 150 kişiye neler yapabileceğini düşünmek bile insanın nefesini kesiyor.

    Bu saldırı içerisinde bulunan Zori Balayan, yazdığı kitapta şunları aktarıyor: “Biz arkadaşımız Haçatur’la ele geçirdiğimiz eve girerken askerlerimiz 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilemişlerdi. Türk çocuğunun bağırış çağırışları çok duyulmasın diye, Haçatur çocuğun annesinin kesilmiş memesini çocuğun ağzına soktu. Başından, sinesinden ve karnından derisini soydum. Saate baktım, Türk çocuğu yedi dakika sonra kan kaybından öldü. Türk çocuğuna yaptığım bu işkencelerden dolayı kendimi rahatsız hissetmedim. Haçatur daha sonra ölmüş Türk çocuğunun cesedini parça parça doğradı ve bu Türkle aynı kökten olan köpeklere attı. Akşam aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha yaptık. Ben bir Ermeni vatansever olarak görevimi yerine getirdim. Haçatur da çok terlemişti, ama ben onun gözlerinde ve diğer askerlerimizin gözlerinde intikam ve güçlü hümanizmin mücadelesini gördüm.”

    Bu anlatılar açıkça gösteriyor ki bunlar insandan çok birer vahşi hayvan durumundular. Önce Ermeni çeteciler, sonra Ermeni teröristler, sonra diasporanın kuklası Koçaryan’ın yönetimindeki Ermenistan, arkalarına başka güçleri alarak, 1850’den beri Türkleri vahşice öldürdüler. Şimdi ise masum ve mazlum rollerine bürünmeye çalışıyorlar. Biz bu katillerin gerçek yüzünü bütün dünyaya anlatmaya devam edeceğiz ve Hocalı da yapılan vahşilikleri asla unutturmayacağız.

    Beş yıldır yaptığımız gibi, 4 dilde hazırladığımız kısa belgeselle, bu katillerin gerçek yüzünü bütün dünyaya yeniden anlatacağız. Bu belgeseli Amerika Birleşik Devletleri Senatosunun 100 üyesine ve 435 temsilciler meclisi üyesine göndereceğiz. Ayrıca ABD’de faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin 28 ine, yine ABD’nin önde gelen medya temsilcilerinin 15 ine ve Ermeni diasporası çatısı altında faaliyet gösteren 20 vakıf ve derneğe, Fransa, Almanya ve İngiltere’deki medya temsilcileri ve önde gelen sivil toplum örgütlerinden 100 tanesine göndereceğiz Böylelikle ilk aşamada 698 merkeze 26 Şubat 1992 tarihinde Hocalı’da yaşanan insanlık dışı olayları yeniden anlatmış olacağız” şeklinde konuştu.

  • Ceylan, Hocalı katliamını unutmadı

    Ceylan, Hocalı katliamını unutmadı

    Güneş Vakfı Başkanı Prof. Dr. Alpaslan Ceylan, Hocalı katliamı ile ilgili yaptığı değerlendirmede, tüm yaşananlara ve kanıtlara rağmen batılı devletlerin hala çifte standart uygulaması yaptığını belirtti.

    Türk dünyasının bundan tam 28 yıl önce, 26 Şubat 1992’de, tarihin en acı olaylarından birini yaşadığını anlatan Prof. Dr. Alpaslan Ceylan, “Bölgedeki Rus ordusunun desteğini alan Ermeniler, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kentine girerek, insanlık tarihine kara bir leke olarak geçen bir katliama imza atmıştır. Olaylar sırasında yaklaşık 3 bin kişinin bulunduğu Hocalı’da şehre giriş-çıkışlar kapatılmış, sivil, kadın, çocuk, yaşlı ayırımı yapmadan resmî rakamlara göre 83’ü çocuk ve 106’sı kadın olmak üzere 613 kişiyi hunharca katledilmiştir. 487 kişi ağır yaralanmış, 1275 kişi rehin alınmış, 150 kişi ise kaybolmuştur. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde kurbanların birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, kulak, burun ve kafalarının kesildiği görülmüştür” dedi.

    Hocalı’da yüzlerce kişinin sadece Türk oldukları için katledilmiş olmasının uluslararası hukuktaki karşılığının hiç şüphesiz ki soykırım olduğunu ifade eden Prof. Dr. Alpaslan Ceylan, “Ermeniler, yüz yıl öncenin yalanlarından bugün Türkiye’den hesap sormaya çalışırken, üzerinden henüz 28 yıl geçmiş bir katliam milletimize unutturulmaya çalışılmaktadır. Ancak bu elem verici insanlık suçunun sorumlularını Türk milleti asla unutmayacak ve affetmeyecektir. Hocalı’da çocuk, kadın ve yaşlı demeden önüne geleni öldürenlerin ikiyüzlülüğünü bir gün herkes açıkça görecektir.

    Türk milletine soykırımcı yaftası vurarak yıllardan beri iftira ve kurmaca senaryolarla ülkemizi uluslararası toplum nezdinde zan altında bırakan Ermeni zihniyetinin gerçekleştirdiği cinayetlerin görmezden gelinmesi, insanlığın gördüğü en büyük çifte standartlardan birisidir. Hocalı Katliamı, Ermeni mezaliminin ve acımasızlığının her devirde devam ettiğini gösterdiği gibi, bugün Azerbaycan topraklarının yaklaşık beşte birinin Ermeni işgali altında olması, Ermenistan’ın saldırgan ve tahrik gücü yüksek politikalarını sürdürmekte olduğunu da göstermektedir.

    1994 yılında iki taraf arasında ateşkes ilân edilmişse de ülke içerisinde yerinden edilen ya da sığınmacı durumuna düşen bir milyon civarındaki Azerbaycan Türkü’nün sorunları halen çözüme kavuşturulmamıştır. Azerbaycan nüfusunun yüzde 10’undan fazlası ülke içinde yerinden edilmiş sığınmacılardan oluşmaktadır. Bu durum, dünyada kişi başına yerinden edilmiş en büyük nüfus hareketlerinden birisi durumundadır. Mağdur edilen soydaşlarımız, hâlâ Ermenilerce işgal edilen topraklarda bulunan evlerine geri dönmeyi beklemektedir.

    Türklere karşı işlenen Ermeni katliamının 28’inci yıldönümü münasebetiyle, Güneş Vakfı olarak, bu menfur hadiseyi nefretle kınıyor, başta Hocalı’da olmak üzere, Ermeni saldırılarıyla hayatını kaybetmiş bütün soydaşlarımızı ve ecdadımızı bir kez daha hürmetle ve rahmetle yâd ediyor, hepsine Cenâb-ı Allah’tan rahmet diliyoruz. Ayrıca, dünyayı, çifte standartlı yaklaşımdan vaz geçmeye ve Türkiye’yi mahkûm etmeye çalıştıkları soykırım yalanından vaz geçip Hocalı ile yüzleşmeye davet ediyoruz.” şeklinde konuştu.

  • Güneş Vakfı’ndan Hocalı Katliamı ile ilgili basın açıklaması

    Güneş Vakfı’ndan Hocalı Katliamı ile ilgili basın açıklaması

    Güneş Vakfı Başkanı Prof. Dr. Alpaslan Ceylan, tarihte kara bir leke olarak bilinen Hocalı Katliamı ile ilgili basın açıklamasında bulundu.

    Açıklamasında Ceylan şu ifadeleri kullandı.

    “Bugün bile duyduğumuz zaman içimizde aynı acıyı aynı hüznü yaşatan kanlı katliam olarak bilinen, bundan tam 27 yıl önce 26 Şubat 1992 tarihinde yaşanan olay Türk toprağı Dağlık Karabağ Bölgesinin Hocalı Kasabasında yaşandığı için tarihte Hocalı Katliamı olarak isimlendirilmiştir. Yapılan bu Ermeni vahşeti 21. Asrın en büyük acılarından birisi, en büyük nefreti, en büyük felaketi ve en büyük insanlık ayıbı olarak tarihe geçmiştir.

    Ermenilerin Hocalı ve çevresinde yaptıkları saldırılar, 1988 yılında, Sovyetler dağılmadan önce başlamıştı, ancak 1992’de doruk noktasına ulaştı. Saldırıların en acımasızı Hocalı’ya yapıldı. 25-26 Şubat’ta şehre giren Ermeniler ve Ruslara ait 366. motorize piyade alayı, hiçbir ayırım yapmadan, 106’sı kadın, 63’ü çocuk 70’ten fazlası yaşlı olmak üzere 613 Azerbaycan Türk’ünü katletti. Binlerce insan, vatanlarını terk etmek zorunda kaldı. Tüm bu yaşanan insanlık dışı olaylar karşısında dünya susuyor.

    Fakat onlar sanıyor ki, bizler sussak mesele kalmayacak, Hâlbuki biz sussak tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyor ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak, Hâlbuki bizden kurtulsalar vicdan azabından kurulamayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar, Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.

    Güneş Vakfı olarak bizlerde hiçbir zaman soydaşlarımıza şeref yoksunları tarafından hayâsızca yapılan bu katliam karşısında susmayacağız. Unutmasınlar ki aziz milletimiz soydaşlarımızın şerefine, hayatına ve varlık haklarına kast etmeye cüret eden Ermenileri lanetle ve nefretle hatırlayacaktır. Bu vesileler ile katledilen bütün soydaşlarımızı rahmetle anıyoruz.”

  • Hocalı katliamı kurbanları Paris’te anıldı

    Azerbaycan’ın Hocalı kentinde 26 Şubat 1992 tarihinde Ermeniler tarafından yapılan katliamda hayatını kaybedenler, Fransa’nın başkenti Paris’te anıldı.

    Hocalı’da 26 yıl önce 25-26- Şubat 1992 tarihinde yaşanan katliam, her yıl olduğu gibi bu yıl da Azerbaycan’ın Paris Büyükelçiliği tarafından Paris’in tarihi kiliselerinden Notre-Dame-Des-Blancs-Manteaux ‘da anıldı. Anma etkinliğine, Türkiye’nin Paris Büyükelçisi İsmail Hakkı Musa ve eşi ile Fransa’daki Azerbaycan dostu ülkelerin temsilcileri katıldı.

    Azerbaycan’ın Paris Büyükelçisi Rahmen Mustafayev, anma etkinliğine katılanlara teşekkürlerini ileterek günün önemi üzerine bir konuşma yaptı. Büyükelçi Mustafayev, katliamına ilişkin “Hocalı’da Ermeni güçleri, birçok kişiye ağır işkencelerde bulundu. Yaşlı, çocuk, kadın erkek fark etmeden gerçekleştirilen katliamda, 613 Azerbaycan vatandaşı katledildi. İnsanlık dramı olarak adlandırılan Hocalı katliamının gerçekleşmesinin üzerinden 26 yıl geçti. Hocalı Katliamı, Karabağ Savaşı sırasında 25-26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan ve Azerbaycanlı sivillerin Ermenistan’a bağlı kuvvetler tarafından toplu şekilde yakılarak öldürülmesi olayıdır.” dedi.

    Büyükelçi Mustafayev, sözlerine şöyle devam etti:

    “Gözü dönmüş, Ermeni güçlerinin 1991’in sonlarına doğru ablukaya aldığı Hocalı, 936 kilometrekarelik alana sahipti. 1991 yılı Aralık ayında Karabağ’ın başkenti Hankendi şehrini işgal eden Ermeniler daha sonra Hocalı kasabasında yaşayan sivilleri hedef alıp katlettiler. İnsan Hakları Savunma Merkezi ve İnsan Hakları İzleme Örgütü, tarafından da dile getirilen katliam, Ermenistan’ın ve 366. Motorize Piyade Alayı’nın desteğindeki Ermeni güçleri tarafından yapıldığı anlaşılmıştır. Ermeni kuvvetlere komutanlık yapmış Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ve Markar Melkonyan ve bazı Ermeni yöneticilerinin belirttiğine göre katliam Ermeni milisler tarafından yapılan bir intikam olduğu dile getirilmiştir.”

    “Hocalı katliamı Dağlık Karabağ’ın işgalinden bu yana yapılan en kapsamlı sivil katliam”

    Mustafayev, “İnsan Hakları İzleme Örgütü, Hocalı katliamını Dağlık Karabağ’ın işgalinden bu yana yapılan en kapsamlı sivil katliam olarak kabul etmiştir. Hocalı’ya yapılan saldırıda 106’sı kadın, 83’ü çocuk 70’den fazlası savunmasız yaşlı olmak üzere toplam 613 Azerbaycanlı hayatını kaybetmiş, 487 kişi ağır yaralanmıştı. Bin 275 kişi ise rehin alınmış ve 150 kişi ise kaybolmuştur. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, başları kesildiği görülmüştür. Hamile kadınlar ve çocukların da aynı vahşete tabi tutuldukları uluslararası insani örgütler tarafından tespit edilmiştir.“ diye konuştu.

    Azerbaycan Dostları Derneği Başkanı ve Parlamento Onur Üyesi Jean François Mancel, yaptığı kısa konuşmada “Hocalı katliamı, her zaman hafızalarda canlı kalacaktır. 26 yıl önce 1992 yılının 25 Şubatı 26 Şubata bağlayan gece Ermenistan Silahlı Kuvvetleri Hocalı kasabasını işgal etmiş. 25 Şubat akşamı saldırıdan önce şehir sakinleri katliamdan kurtulmak üzere kaçmaya çalışmış , topçu ateşine tutulan ve yakılan evlerinde açık bir şekilde soykırıma uğramışlardır. Ermeniler tarafından hazırlanan çılgınca bir tuzağa düşen Azerbaycanlılar, Ermeni işgalciler tarafından sistematik bir şekilde katledildiler” şeklinde konuştu.

    Günün önemini anlatan konuşmaların ardından, Ayyub Guliyev, yönetiminde Helios Orkestrası sahneye geldi ve Soprane Ferrouze Gadery ile Kemancı Solenne Paidessi tarafından konser icra edildi.