Etiket: hızlı

  • Ünal: “Karadeniz’in en hızlı kalkınan ili Ordu”

    Ordu Ticaret ve Sanayi Odası (OTSO) Meclis Başkanı Ufuk Ünal, geçmiş yıllarda Trabzon ile Samsun arasına sıkışmış, ekonomik ve sosyal yönden durgun bir süreç yaşayan kent olarak bilinen Ordu’nun son yıllarda bölgenin en hızlı kalkınan şehri olduğunu söyledi.

    Ordu son yıllarda kalkınmadan büyük ölçüde pay aldığını, Büyükşehir olunmasıyla bu kalkınmanın hızlandığını belirten OTSO Meclis Başkanı Ufuk Ünal, bu kalkınma sürecinin şehrin ekonomik ve sosyal dengesini de değiştirdiğini belirtti. Özellikle Ordu-Giresun Havalimanının bu sosyal kalkınma ve gelişmenin itici gücü olduğunu da vurgulayan Ünal, turizminde bundan payını aldığını kaydetti.

    “Havalimanı sosyal gelişmeyi hızlandırdı”

    Ünal, “Son yıllarda Ordu’nun aldığı hizmetler nüfus artışının yanı sıra ekonomik ve sosyal yönden sevindirici gelişmeleri de beraberinde getirdi. 2006 yılında Ordu Üniversitesinin faaliyete başlamasıyla öğrenci sayısı 20 binleri geçti. Yılların sorunu olan Karadeniz sahil yolu yapılması gelişme sürecini hızlandırdı. Bu süreç Ordu-Giresun Havalimanının yapılmasıyla büyük ivme kazandı. Yılda 1 milyonu aşkın yolcuya hizmet verir hale gelen havalimanı ile birlikte şehrin ekonomik ve sosyal ufku genişledi. Turizm, otelcilik, akaryakıt, fındık ve inşaat sektörleri canlandı. Özellikle turist sayısında büyük artış yaşanması ilimiz turizmi açısından sevindirici oldu. 2016 yılında Ordu’ya gelen yerli ve yabancı turist sayısı toplamda 602 bin 466 iken bu sayı 2017 yılında 704 bin 689’a ulaştı. Bu gelişmeler ekonomik ve sosyal yönden gelecek için umut verici gelişmelerdir” dedi.

    “Elimizi taşın altına koyacağız”

    Halen inşaatı süren çevre yolunun bu yıl, 140 yıllık hayal olan Karadeniz-Akdeniz yolunun Ordu etabının da gelecek yılsonunda hizmete gireceğini belirten Ünal, halen fizibilite çalışmaları süren Ünyeport’un da hizmete girmesiyle Ordu’nun geleceği doğru sevindirici bir şekilde yol aldığına dikkat çekerek, “Bunların yanında hızlı trenin Bolaman’a kadar getirilmesi için çalışmalar sürüyor. Ordu Büyükşehir Belediyesinin ve ilçe belediyelerinin son 3 yıldır ilçelerde hızlı bir yatırım sürecinde olması da bu gelişmeyi katlayan gelişmelerdir. Bize düşen ise bir sivil toplum kuruluşu ve tüzel kurum olarak bu gelişmelere katkıda bulunmak ve taşın altına elimizi koymak olacaktır” diye konuştu.

  • Küresel çocuk ölümlerinde hızlı artış

    Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF), yayınladığı bir raporda, yoksul ülkelerde yeni doğan çocuk ölüm oranını ’korkunç’ olarak açıkladı. UNICEF, gelişmiş ülkelere oranla fakir ülkelerdeki doğan bebeklerin ölüm oranının 50 kat fazla olduğunu bildirdi.

    UNICEF Genel Direktörü Henrietta Fore, “Bir milyon insan doğdukları günde ölüyor. Her yıl dünyadaki 2.6 milyon yenidoğan ilk aylarında hayatını kaybediyor.” dedi.

    Henrietta Fore, “En tehlikeli doğum olayının yaşandığı 10 yerden 8 tanesinin, yoksulluk, çatışma ve zayıf kurumlar nedeniyle hamile kadınların teslim sırasında yardım alma ihtimalleri çok daha düşük olan Güney Afrika’da olmaktadır. Her ülke yeni doğan ölüm oranını 2030’a kadar yüksek gelirli ortalara düşürürse, 16 milyon hayat kurtarılabilir” diye konuştu.

    Raporda, Japonya, İzlanda ve Singapur’da doğan bebeklerin hayatta kalma şansının en yüksek olduğu, Pakistan, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Afganistan’daki yeni doğanların en kötü ihtimalle karşı karşıya kaldıkları belirtildi. Rapora göre, Japonya’da bin 111 yeni doğan bebekten 1’i hayatın ilk ayında ölürken, Pakistan’da bu oranın 22 olduğu belirtildi. Ayrıca, düşük gelirli ülkelerde genel olarak bin doğumda ortalama yeni doğan ölüm oranı 27 ölü, yüksek gelirli ülkelerde bu oran bin kişide 3 ölüm olduğu ifade edildi.

    Yenidoğan ölümlerinin yüzde 80’inden fazlasının prematürite, doğum sırasındaki komplikasyonlar veya pnömoni ve sepsis gibi enfeksiyonlardan kaynaklandığı açıklandı.

  • Aliağa Belediyesinden hızlı ve çevreci hizmet

    Kent genelindeki yeşil alan sayısını arttırma adına çalışmalarını sürdüren Aliağa Belediyesi, bunun yanında yaşadığımız çevreyi koruma amacıyla da adımlar atıyor. Bu kapsamda Elektronik Belge Yönetim Sistemine geçen Aliağa Belediyesi tasarruf edilen kağıtlar sayesinde 450 ağacın kesilmesinin önüne geçti.

    Aliağa Belediyesi tarafından, vatandaşlara verilen hizmette bürokrasinin azaltılması, kurum içi ve kurumlar arası yazışmalarının daha hızlı gerçekleşmesi ve bunların elektronik ortamda kağıt kullanmadan yapılması amacıyla 2 yıl önce kullanılmaya başlanan Elektronik Belge Yönetim Sistemi (e-BYS) çevreci yönüyle de dikkat çekiyor.

    Evrakla yürütülen iş süreçlerini otomatik hale geldiği, karar verme süreçlerinin hızlandığı, işlem kuyrukları ve tamamlanma süresinin kısaldığı, insan hatalarının ortadan kalktığı, kurum içi iletişim kanallarının daha iyi hale geldiği Elektronik Belge Yönetim Sistemi ile kağıt kullanımı da neredeyse tamamen ortadan kalkıyor.

    Tüm iş süreçlerini 2016 yılından itibaren e-BYS üzerinden yürütmeye başlayan Aliağa Belediyesi, geride kalan 2 yılda sistem üzerinden yapılan işlemlerle tasarruf edilen 3 milyon adet kağıt sayesinde yaklaşık 450 ağacı kesilmekten kurtardı. Bunun yanında 7 bin 200 kilogram karbondioksitin atmosfere salınımı engellenirken, 6 bin kilogram katı atığın oluşmasının da önüne geçildi.

    E-BYS ile elektronik ortama geçen evraklar, telefon ve tablet gibi cihazlar aracılığıyla mobil imza sistemi üzerinden imzalanabiliyor. İmza yetkisi olan görevliler sahada çalışma içindeki oldukları sırada dahi evrakları imzalayabiliyor. Baskı ve kağıt masrafının ortadan kalktığı sistem sayesinde yetkililer mekandan bağımsız bir şekilde vatandaşların işlemlerini gerçekleştirebiliyor.

  • Başkan Kocaoğlu, “Tozu silkeledik, artık daha hızlı büyüyeceğiz”

    İzmir’in son dönemde yakaladığı büyümeyi değerlendiren Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, “Doğru projeler yaptık. Ekonomimizi sağlamlaştırdık. Yaptığımız işler hem Türkiye hem de dünya tarafından görülmeye başlandı. Biz tozunu silkeledik, bundan sonra İzmir daha da hızlı kalkınacak” dedi. İZBAN’daki yeni sisteme de değinen Başkan Kocaoğlu, “25 kilometrelik hatta yine tek bilet ödenecek. Ama ‘136 kilometrede de aynı ücretle gidilsin’ demek, ne TCDD, ne belediye açısından doğru değil. İzmir halkının, bu yeni tarifenin daha adil, doğru ve hakkaniyetli olduğunu bilmesini istiyorum. Zaten 90 dakika ana metropolde devam ediyor” diye konuştu.

    Bir internet televizyonunda yayınlanan programda İzmirlilere seslenen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatı’na ilişkin düşüncelerini dile getirdi. Türkiye’nin bağımsızlığını ve bölünmez bütünlüğünü şehit ve gazilerine borçlu olduğunu ifade eden Başkan Aziz Kocaoğlu, Afrin Harekatı’nın kaçınılmaz bir hale geldiğini ve ülkenin bölünmez bütünlüğü için müdahalenin zorunlu olduğunu söyledi. Bugün bölgede egemen güçlerin denetiminde, emperyalistlerin hedefine ulaşmasına hizmet edecek bir devlet kurulmaya çalışıldığını vurgulayan Başkan Kocaoğlu, Türkiye’nin bölünmemek için komşularının toprak bütünlüğünü de savunmak zorunda olduğunu dile getirdi.

    İzmir’in son yıllarda yakaladığı ekonomik büyümeye değinen Büyükşehir Belediye Başkanı, kentlerin tarihleri boyunca inişli-çıkışlı süreçler yaşamasının olağan karşılanması gerektiğini ifade ederek şöyle devam etti: “İzmir, zaman zaman başarıdan başarıya koşmuş, zaman zaman durağanlık dönemine girmiş bir kent. Ama tozu silkelendiği zaman ayağa kalkacak bir kent. Bu kentin varlarını harekete geçirmeye, kentin kanaat önderlerini motive etmeye, kaynaklarını gün ışığına çıkarmak için sinerji oluşturmaya ve altyapı eksiklerini tamamlamaya çalıştık. İlk başta tabii ki fark edilmedi. ‘Eli yüzü pasaklı çocuk’ denildi, ‘İzmir büyük bir köy’ dendi, ‘itikatı zayıf’ dendi. Ama biz yılmadık, çalıştık, birlik beraberliği sağladık. Doğru projeler yaptık, öncelik sıralamasını doğru belirledik ve yaptığımız işler hem Türkiye hem de dünya tarafından görülmeye başlandı. İzmir bugün büyüme trendiyle çok önemli bir noktaya gelen, 24 saat temiz su verilen, çevre yatırımlarında öncü, raylı sistem ağını 11 kilometreden 180 kilometreye çıkaran bir kent. Biz tozunu silkeledik, bundan sonra İzmir daha da hızlı büyüyecek. Kentsel dönüşüm örnek olacak şekilde gelişiyor, tarıma destek projelerimiz örnek alınıyor. Ekonomik yapımızı sağlamlaştırdık, kredi olanaklarımızı bulduk. Bundan sonra İzmir daha da hızlı büyüyecek.”

    “Kaldıraç kent”

    Programda, Prof. Dr. Oğuz Esen’in hazırladığı ve Büyükşehir Belediyesi’ni “Yerel Kalkınma ve Mali Yönetim Stratejisi” açısından inceleyen rapor da gündeme getirildi. Başkan Kocaoğlu, Büyükşehir Belediyesi’nin İzmir’e hükümetten daha fazla yatırım yapmasına ilişkin soruya “İzmir her dönem merkezi bütçeye aldığından fazla katkı koyan bir kent. Bu da normal bir durum. Yeter ki, bizim gibi gelişmiş olan kentlere merkezi bütçeden ayrılan payla bizimki arasında adil bir paylaşım olsun. Zaten merkezi yönetim biraz destek verdiğinde, biraz kaynak ayırdığında, İzmir bunun kat be kat fazlasını geri verecektir. İzmir vergi ödeme ahlakıyla, ülkesine, vatanına bağlılığıyla Türkiye’nin en önemli kentlerinden biridir. İzmir’e yapılacak her yatırım, ülkenin kalkınmasını sağlar. İzmir, ülkenin de kalkınmasında kaldıraç olacaktır” yanıtını verdi.

    “Sadece imza”

    İzmir’e merkezi yönetim tarafından sadece maddi kaynak ayırarak değil, alınacak kararlarla da destek olunabileceğini vurgulayan Kocaoğlu, şunları kaydetti: “İnciraltı sağlık turizmi konseptiyle planlansa, İzmir’e ayrı bir renk katacaktır. Sümerbank arazisini istemiştik kongre merkezi yapmak için. İzmir’de fuarcılığı hızlı bir şekilde büyütüyoruz. Kongreciliği de büyütmemiz lazım. Bunlar eşdeğer sektörler. Tarihi bölgeyi ayağa kaldırıyoruz. Kemeraltı, Agora, Kadifekale’ye verilecek destekler çok önemlidir. Merkezi hükümet belli noktalara katkıda bulunup önümüzü açarsa. Mesela biz kendi başımıza metro yapıyoruz; eğer merkezi hükümet hazine garantisi verirse, alınacak kredinin maliyeti yüzde 2, garanti vermezse yüzde 5-5,5 civarında. Hazine kefil olduğunda Buca ve Narlıdere metrolarını çok daha düşük faizle ve hızlı bir şekilde yapabiliriz. Bugün ülkemizin bulunduğu durumdan dolayı yurtdışında kredi faizleri çok pahalandığı için biz de fahiş fiyatla kredi kullanmamak için biraz ağırdan almak durumundayız. Ama vazgeçtiğimizi söylemiyorum. Merkezi yönetim bize hazine garantisi verse, biz şu anda ciddi bir borçlanma kapasitesi ve ödeme gücüne sahibiz. Daha ucuz kredi bulup bu yatırımları yapabilecek durumdayız.”

    Minibüs entegrasyonu

    Türkiye’deki ulaşım sistemine yeni bir soluk getirecek yeni bir model hazırlığı içinde olduklarını da söyleyen Başkan Aziz Kocaoğlu, “İzmir Büyükşehir Belediyesi toplu ulaşım araçları, 11 metropol ilçede ulaşımı sağlayacak. Raylı sistemle de dışarıya açılacak. Diğer ilçelerde ise ulaşım görevini yapan kooperatif ve birlikler devrede olacak. Bizim şemsiyemiz ve kriterlerimiz altında çalışacakları bir sistem kurulacak. İşlerini bozmadan çalışacaklar ama bir disiplin ve düzen gelecek” dedi.

    “İZBAN’da yeni tarife daha adil”

    15 Şubat tarihinden itibaren geçerli olacak İZBAN’daki tarife değişikliğine ilişkin soruya da yanıt veren Başkan Kocaoğlu, banliyö sisteminin daha önce Aliağa-Menderes arasındayken bugün Selçuk’a kadar ulaşarak 136 kilometreye çıktığını, tek biletle gidilen hattın Bergama hatta Kınık’a kadar uzatılması halinde 188 kilometreyi bulacağına işaret etti. Başkan Kocaoğlu, şunları söyledi: “Yolcumuzun büyük bir bölümü zaten Şirinyer İstasyonu ile Çiğli İstasyonu arasında seyahat ediyor. Zaten bu istasyonlar arasında tek biletle gidilebiliyor. ‘136 kilometre de aynı ücretle gidilsin’ demek ne TCDD, ne İzmir Büyükşehir Belediyesi açısından doğru değil. Zaten 90 dakika uygulamamız ana metropolde devam ediyor. İstanbul ve Ankara ulaşım sistemleriyle kıyaslandığında, İzmir’deki ulaşımın ne kadar ucuz olduğunu herkes görecektir. Raylı sistemde 25 kilometrenin üzerinde yol gidildiğinde cüzi de olsa bir para almak, işin doğası gereğidir. İZBAN’ı biz TCDD ile birlikte yaptık. İzmir halkının da bu yeni İZBAN tarifesinin daha adil, doğru ve hakkaniyetli olduğunu, hizmeti daha adil dağıttığını bilmesini istiyorum.”

    “Sirkülasyon kanalı için tüp geçit projesini takip ediyoruz”

    İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen proje ile eskiden olduğu gibi İzmir Körfezinden denize girmenin mümkün olup olmayacağı sorusuna da yanıt veren Kocaoğlu, korunduğu müddetçe denizin kendini temizlediğini ancak İzmir Körfezine derelerde ciddi bir alüvyon akışı olduğunu ve bunun sürekli alınması gerektiğini hatırlattı. TCDD ile yapılan ortak proje kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Körfez’deki su sirkülasyonunu sağlamak için 13,5 kilometre uzunluğunda, 250 metre genişliğinde ve 8 metre derinliğinde sirkülasyon kanalı açacağını, TCDD’nin de liman yaklaşma kanalı yapacağını söyleyen Başkan Kocaoğlu, “ÇED raporunu aldık. Şimdi proje ihalesine çıkıyoruz. Sirkülasyon kanalını hangi yöntemle kazacağımızı, doğal yaşam adalarının projelerini elde edeceğiz. Aynı zamanda tarama için malzeme, ekipman alacağız. Projemiz, Körfez’e yapılacak tüp geçidin sirkülasyon kanalına vereceği zararın bertaraf edilmesi ile şekillenecek. O yüzden çalışmalarımızı biraz yavaştan alacağız. Çalışmamız heba olmasın diye. Biz bu projeyi tüp geçitle birlikte takip etmek, sürdürmek durumundayız. Bugün İzmir Körfezinden bir avuç malzeme de alıp kenarı götürüp koysanız, bunun bile faydası olacaktır. Biz konuya böyle bakıyoruz, çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Sirkülasyon kanalının açılması için de tüp geçidin vereceği engel kalktığı zaman ihaleye çıkacağız” dedi.

    Çimento fabrikalarının taşınması…

    Bornova’daki çimento fabrikalarının taşınması ile ilgili bir soruya da yanıt veren Başkan Kocaoğlu, şu anda bu konu ile ilgili yetkinin İzmir Valiliğinde olduğunu belirterek, “Bir müddet sonra mutlaka çimento fabrikaları kalkacaktır. Kalkması da gerekir ama şu anda İzmir ekonomisi için kalkması taraftarı değilim. Çünkü çimento, tuğla ve mıcır, imalatından çok nakliyesi para tutan ürünler. İzmir’den çimento fabrikalarını kaldırmak, inşaat maliyetlerinin artmasına neden olacaktır. En doğrusu, bilimi ve teknolojiyi kullanarak vahşi üretimi bırakmak, kardan fedakarlık yaparak bu tesislerin hayatiyetini uzatmak. Biz Belkahve’deki taş ocaklarında bu sistemi uygulamıştık. Tam karşıya geçiyorduk; yönetmelik değişti. Bizden yetkiyi alarak İzmir Valiliğine verdiler” diye konuştu.

    “Sevgililer Günü’ne saygı duyuyorum ama…”

    Programın sonunda “14 Şubat Sevgililer Günü” ile ilgili bir de mesaj veren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, bu özel gün için düzenledikleri etkinlikleri Afrin’den gelen şehit haberleri üzerine iptal ettiklerini vurgulayarak, “Bizler, onlar sayesinde rahatız. Ben ‘Sevgililer Gününü önemsiyorum, saygı duyuyorum ama bugün ülkenin ve Mehmetçiğin bulunduğu durumu algılayarak, hissederek, kendimizi onun yerine koyarak kutlarsak, günün koşullarına daha çok yakışan bir Sevgililer Günü kutlaması olur” ifadelerini kullandı.

  • Bursa ekonomisi 2018’e hızlı başladı

    Türkiye’nin en büyük 2’inci ihracat şehri Bursa 2018’e hızlı başladı. Ocak ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,22’lik artışla 2 milyar 362 milyon 936 bin dolarlık ihracata imza atan Bursa’nın geriye dönük 12 aylık ihracatı ise yüzde 18,11’lik artışla 29 milyar 584 milyon 97 bin dolar seviyesine ulaştı.

    2017 yılında 29.3 milyar dolarlık ihracat rakamını yakalayan Bursa başarılı performansını Ocak ayına da taşıdı.

    İhracat artışı 2018’de de devam edecek

    Bursa olarak 2017 yılında başarılı bir performans ortaya koyduklarını ifade eden Uludağ İhracatcı Birlikleri Başkanı Orhan Sabuncu, “2017 yılında ihracatımızı yaklaşık yüzde 20 oranında artırarak 29.3 milyar dolarlık bir ihracat rakamını yakaladık. Bu başarıyı elde edebilmek ve sürdürülebilir hale getirebilmek için çalışmalarımız bu yıl da aynı hızla devam edecek. Hedef ve alternatif pazar arayışlarımız, pazarlama ve tanıtım noktasındaki faaliyetlerimiz, üyelerimizin Ar-Ge, tasarım ve inovasyona dayalı üretim anlayışı ile 2018’de de başarılı bir ihracat grafiği çizeceğimizi düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    Büyüme rakamları moral oldu

    Türkiye ekonomisi 2017’nin ilk üç çeyreğinde güçlü büyüme oranları yakaladığına da dikkat çeken Sabuncu, “2017’nin ilk çeyreğinde yüzde 5.3, ikinci çeyreğinde yüzde 5.4, üçüncüsünde ise 11.1 büyüme kaydederek önemli bir ivme yakalayan ekonomimiz, iş dünyasına büyük moral oldu. 2017’nin tamamı için de yüzde 7 civarında bir büyüme oranı tahmin ediliyor. 2016 gibi olumsuz gelişmelerin yaşandığı bir yılın ardından bu rakam oldukça umut verici olarak yorumlanabilir” dedi.

    Orhan Sabuncu, 2017 yılında Kredi Garanti Fonu (KGF) kapsamında verilen 250 milyar TL’lik desteğin de piyasaları olumlu etkilediğini söyledi.

    Öte yandan Bursa’da otomotiv sektöründe Ocak ayında 2 milyar 45 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi.Ocak ayında ihracatını bir önceki yıla göre yüzde 12,30 oranında artıran otomotiv sektörünün geriye dönük 12 aylık ihracatı 25,8 milyar dolar oldu. Tekstil sektörü Ocak ayında 103 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirirken geriye dönük 12 aylık ihracatı ise yüzde 4,22 artışla 1 milyar 187 milyon dolar oldu. Hazır giyim sektörü Ocak ayında yüzde 24,4 artışla 49 milyon dolar ihracat gerçekleştiren geriye dönük 12 aylık ihracatı 563 milyon dolar olarak gerçekleşti. Yaş sebze meyve sektöründe ise

    Ocak ayında 12 milyon 816 bin dolar ihracat gerçekleştirildi. Geriye dönük 12 aylık ihracatı 155 milyon 760 bin dolar oldu.

    Öte yandan ihracat kaydı yapılan ve ‘diğer’ başlığı altında listelenen sektörlerin Ocak ayı ihracatı ise bir önceki yıla kıyasla yüzde 27,01 oranında artışla 146 milyon dolar olarak açıklandı.