Etiket: Hiperaktivite

  • Hiperaktivite madde bağımlılığına davetiye çıkarıyor

    Uzmanlar, çocukluk döneminde tedavi edilmeyen dikkat eksikliği ve madde bağımlılığına davetiye çıkardığını söyledi.

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin (DEHB) çocukluk döneminde başlayan ve erişkenlik döneminde de devam edebilen bir bozukluk olduğunu ifade eden VM Medical Park Bursa HastanesiÇocuk Psikiyatristi Uzm. Dr. Volkan Şan, “Kendiliğinden geçer, büyüyünce düzelir diye düşünmek yanlış. Bunlar tedavinin gecikmesini erteleyen en büyük yanılgılardandır. Türkiye’deki ilkokul dönemindeki her 10 ile 20 çocuktan biri DEHB teşhisi almaktadır. DEHB tedavisinde odaklanılan nokta, vakanın sadece akademik başarısı ya da başarısızlığı değildir. Çünkü DEHB semptomları akademik başarının yanında çocuğun sosyal etkileşimini ya da iletişimini de olumsuz etkiler. Tedavinin ertelenmesi veya geciktirilmesiyle arkadaş ortamından, sınıf ortamından dışlanmalar ve şımarık, yaramaz, söz dinlemez gibi olumsuz etiketlenmelerle çocuğun kendilik algısı zedelenmektedir” dedi.

    Tedavinin ertelenmesinin depresyon, anksiyet bozuklukları, davranış bozuklukları, karşı gelme bozukluğu gibi psikiyatrik bozukluklarının tabloya eklenmesine sebep olduğunu ifade eden Şan, “Çocuğun kişilik gelişimi olumsuz etkilenir. Ergenlik dönemine geldiğinde madde deneyimlemesi daha sıktır ve bu durum madde kullanım veya bağımlılığı riskini arttırır. Başlangıçta madde denemesi DEHB semptomlarını kısa süreli azaltabilir. Kısa süreli düzelmeler, maddeyi daha sık kullanmaya sebebiyet verir. Bu durum hastanın kendi çabasıyla tedaviye ulaşma isteğinin sonucudur. DEHB teşhisi konulmuş ve tedavi edilmemiş hastaların yüzde 50’sinin madde bağımlısı olduğu tahmin edilmektedir” diye konuştu.

    DEHB tedavisinde kullanılan ilaçların uyuşturucu olduğu ve bağımlılık yaptığına dair toplumdaki yanlış algılar yüzünden çocukların birçoğunun tedavisiz kaldığını belirten Şan, “DEHB tedavisinde kullanılan ilaçlar çocuğu bağımlı yapmaz, bağımlılıktan korur. Anne ve babaların çocuklarındaki değişimleri yakından takip edip, uzman bir doktorla görüşmesinde fayda vardır” şeklinde uyarıda bulundu.

  • “Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu”nun nedeni beyindeki olgunlaşma geriliği

    Hollanda Nijmegen’de Radboud Üniversitesi Tıp Merkezinde “Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu”nun (DEHB) nedenleri üzerinde yapılan araştırmada, DEHB’in beynin beş bölgesindeki gelişme geriliği ile ilgili olduğu tespit edildi. Çok büyük sayıda denekle yapılan çalışmaya göre DEHB olan çocukları beyninin 5 bölgesinde yaşıtlarına göre olgunlaşma geriliği olduğu açıklandı.

    Hollanda Nijmegen’de Radboud Üniversitesi Tıp Merkezinde yapılan geniş kapsamlı araştırmada, öğretmenlerin şımarıklık dediği, kimilerinin hastalık olarak görmediği “Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu”nun (DEHB) nedenleri konusunda çalışma yapıldı. Yapılan deneylerin ve çalışmaların ardından DEHB’nin beynin beş bölgesindeki gelişme geriliği ile ilgili olduğu açıklandı. Çok büyük sayıda denekle yapılan çalışmaya göre DEHB olan çocukları beyninin 5 bölgesinde yaşıtlarına göre olgunlaşma geriliği olduğu tespit edildi.

    DEHB olan çocuklar genellikle aile içinde sakar, dikkatsiz, yaramaz, duygu ve davranış problemi olan, okulda ise şımarık ve söz dinlemez olarak tanımlanıyor. Yapılan araştırma, bunların çocukların tercih ettiği davranışlar olmadığını, beyinlerindeki olgunlaşma eksikliğine bağlı olarak istemsiz olarak yapıldığına dikkat çekiyor. Sonuçlara göre, MR ile tespit edilen bu durum aynı zamanda çocuklara erken teşhis ve tedavi imkanı da sağlayacak. Araştırma hakkında bilgi veren Psikiyatrist Dr. Tanju Sürmeli muayenede görülen belirtilerin MR ile doğrulanmasının okul öncesi dönemde erken teşhis için çok önemli olduğunu ancak bu yaş grubu için ilaç kullanılması ve ilacın etkinliğinin de yeni bir tartışma konusu olması gerektiğini söyledi.

    Bugüne kadarki en büyük araştırma

    Hollanda Nijmegen’de Radboud Üniversitesi Tıp Merkezinde 4 – 63 yaş aralığında 3 bin 242 kişi üzerinden yapılan ve bugüne kadar yapılanların en kapsamlı Meta Analiz çalışması tıp dünyasının saygın dergisi The Lancet Psychiatry’de yayınlandı. Bu yeni uluslararası araştırmada genel beyin hacmi ve DEHB ile bağlantılı olduğu düşünülen beyindeki yedi bölge Beyin MRI ile ölçüldü. Araştırmacılar, DEHB olanların şimdiye kadar DEHB’ye yönelik ilaç kullanıp kullanmadıklarını da kaydetti. Önceki çalışmalar, beyin hacmindeki farklılıkları bozukluk ile ilişkilendirdi ancak küçük örneklerle yapıldığı için sonuçların yetersiz kaldığını göstermişti.

    Beynin 5 Bölgesindeki gelişme geriliği DEHB’na yol açıyor

    Dünyada büyük yankı bulan bu araştırma sonuçları hakkında konuşan Neurobiofeedback Derneği Başkanı Elektrofizyoloji ve Neurofeedback uzmanı Psikiyatrist Dr. Tanju Sürmeli “DEHB’da çok geniş denek sayısı ile yapılan MRI meta analiz çalışmasında bu çocukların 5 ayrı bölgesinin olgunlaşmasında gecikmesinin bulunması çok önemli. Bu araştırma sonuçları, çocukların şımarıklık yapmadığı, beyinlerinde gerçekten bir gelişim sorunu olduğu gerçeğinin aileler ve öğretmenler tarafından daha iyi anlaşılmasını sağlayacak, erken teşhise de yardımcı olacaktır. Ayrıca Sağlık Bakanlığı ve Aile Bakanlığı’nın bu çalışmaları ciddiye alıp bir an önce bu çocukların okul öncesi yaşta tespitinin ve tedavisinin ilaçsız yapılmasında rol almaları gerekliliğini de konuşmalıyız. Klinik olarak DEHB olan çocuklarda MR ile beynin bu bölgesinde olgunlaşma geriliği tespit edilmesi tedaviye hemen başlayarak okul çağına geldiğinde bu çocukları yaşıtları ile aynı seviyeye getirebilmeyi sağlayacaktır. Bu onların akademik, sosyal ve kişisel hayatını doğrudan etkileyecek” şeklinde konuştu.

    Dr. Tanju Sürmeli, “DEHB 6-12 yaş arasındaki çocuklarda yüzde 4-12 oranında görülüyor. Teşhis konanların üçte ikisi, yetişkin olduklarında belirtilerini yaşamaya devam ediyor. Çocukların çoğu bir zeka sorunu olmamasına rağmen akademik başarı konusunda verimli olamıyor. Okulda şımarık ya da uyumsuz olarak adlandırılıyor, dışlanıyor. Okul öncesi dönemden başlamak üzere bu çocukların ilaçsız tedavisine yoğunlaşırsak okul çağı geldiğinde yaşıtlarını yakalamaları mümkün olabilir. Böylece ileri yaşlarda karşılaşacakları tüm diğer sorunları da önlemiş oluruz” diye konuştu.

    İlaçların etkisizliği tüm dünyada konuşuluyor

    Dr. Sürmeli “Yapılan beyin dalgaları dijital EEG çalışmalarının Meta analizi de zaten yüzde 90’nın üstünde doğrulukla DEHB olan çocukların olgunlaşmasında rol alan beyin elektrik akımı bozukluğunun teşhis edilebildiğini göstermişti. Bu tespit yapılan MRI araştırma sonucu ile örtüşüyor. Bu elektrik akım bozuklukları ilaçsız Neurofeedback tedavisi ile düzenlendiğinde beynin olgunlaşmasının kendi yaş grubunu yakaladığını kendi çalışmalarımızdan biliyoruz.

    Amerikan Hükumetinin yaptığı PATS (okul öncesi Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) tedavisi çalışmasın da 0-6 yaş grubunda 6 yıllık takipte kullanılan ilaçların şikayetleri azaltmadığını tespit ettiler ve yayınladılar” dedi.

    Dr. Tanju Sürmeli dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tedavisinde ilaç kullanımının 6 yaş üstünde arttığının altını çizerek, Ulusal Ekonomik Büro tarafından DEHB tedavisinde orta ve uzun vadede amfetamin türü ilaçların etkisinin olmadığından ve ciddi yan etkilerinden bahsedildiğini sözlerine ekledi. Dr. Tanju Sürmeli Çocuklarda nadir de olsa ani ölüm, kalp büyümesi, uykusuzluk, boy atmada gerilik, iştah azalması, kilo kaybı, agresyon, psikoz gibi yan etkiler görülebildiğini de söyledi.

  • Çocuklarda hiperaktivite bozukluğuna dikkat

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, yaygın görülen bir sorun olduğunu belirten Uzman Psikolog Merve Demir, çocuklarda bu durumlara dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

    Nişantaşı Psikiyatri Merkezinden Çocuk-Ergen Psikoterapisti Uzman Psikolog Merve Demir, “Bu çocuklarda dikkat sorunları, aşırı ve kontrolsüz hareketlilik yaşıtlarından fazladır. Bazılarında sadece dikkatsizlik, bazılarındaysa sadece aşırı ve kontrolsüz hareketlilik görülmektedir. Ancak çoğu çocukta her iki problem birlikte ortaya çıkar. Bu problemler çocuğun yaşamını olumsuz etkiler” dedi.

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun nedeni anne babaların yanlış veya olumsuz tutumları olmadığını kaydeden Demir, “Yani bu çocuklar anne babaları tarafından doğru yetiştirilmemiş, şımarık ve yaramaz çocuklar değildirler. Bu sorunun oluşumunda kalıtsal yani genetik faktörlerin etkilidir” diye konuştu.

    Demir, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların özelliklerini şöyle sıraladı:

    “1. Ayrıntılara özen gösteremez, derslerde dikkatsizce yanlışlar yapar. Dikkatini sürdürmekte zorlanır.

    2. Doğrudan kendisine konuşulurken dinlemiyor gibi görünür.

    3. Verilen görevleri eksik yapar. Sorumluluklarını yerine getiremez.

    4. Ödev yapmak istemez. Uzun süre dersin başında oturamaz.

    5. Kalem, kitap gibi eşyalarını kaybeder.

    6. Dikkati kolayca dağılır. Unutkandır.

    7. Kıpır kıpırdır, uzun süre hareketsiz kalamaz. Oturmasının beklenildiği durumlarda oturduğu yerden kalkar. Uygunsuz ortamlarda ortalıkta koşturur ya da bir yere tırmanır.

    8. Sessiz oyun oynayamaz, oyun arkadaşlarıyla sorunlar yaşar.

    9. Aşırı konuşur. Sorulan soru tamamlanmadan cevap verir. Başkalarının sözünü keser, sırasını bekleyemez.

    10. Dağınık ve düzensiz çalışır, zaman sınırlamalarına uyamaz.

    11. Aileye okuldan ve öğretmenlerinden şikâyetler gelebilir.”

    Demir, “Çocuklar, genellikle arkadaş ilişkilerinde zorluklar yaşarlar. Çoğunlukla anne babaları, arkadaşları ve öğretmenleri tarafından yanlış anlaşılırlar. Beklenmedik ve dengesiz gibi görünen davranışları, çoğu ortamda gerginliğe neden olur. Çocuğun çevresindeki kişiler; bu davranışları, çocuğun şımarıklığı, isteksizliği ve yaramazlığı olarak yorumlarlar. Oysa ki bu davranışlar, çocuğun kontrolü dışındadır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar, kendilerini diğerlerinden farklı hissederler. Çünkü bu problem çocuğun kişilik gelişimini ve zihinsel becerilerini olumsuz etkiler. Yaşadıkları beceri eksikliği ve sakarlıklar çevrelerinden eleştiri ve uyarı almalarıyla sonuçlanır. Çocuk hiçbir şeyi doğru yapmadığını düşünür. Ailesinin kendisinden memnun olmadığını, kimsenin kendisinden hoşlanmadığını hissedebilir. Sürekli uyarıldığı için; ailesinin, arkadaşlarının ve öğretmenlerinin isteklerini yerine getiremediğini düşünür. Bu sebeple çocuğun özgüveni de azalır. Genellikle arkadaş ilişkileri zayıftır. Bilmeden yanlış şeyler söylerler. Diğerlerini rahatsız ettikleri için dışlanırlar. Arkadaşlarını yanlış anlarlar. Etraflarında konuşulanları dinlemezler. Problem yaşadıklarında çözüm bulmakta zorlanırlar. Kurallara uymakta güçlük çekerler. Kendine hâkim olmakta güçlükler yaşarlar. Büyük riskler alırlar, sonuçlarını düşünmezler. Kolay heyecanlanırlar. Saldırgan davranışlarda bulunabilirler. Bu çocuklarda kaygı ve depresyon daha fazladır. Yalan söyleyebilirler, bir şeyler çalabilirler. Kötü oldukları için değil, isteklerini hemen karşılamak için bunu yaparlar. Tüm bu olumsuz davranışları sebebiyle okulda etiketlenirler. Kötü arkadaş grupları tarafından kabul gördükleri için, zamanla bu grupların içinde yer almaya başlarlar” ifadelerini kullandı.

    “Okul başarısını etkiler”

    Derslerde kendilerinden beklenenden az başarı gösterdiklerini ifade eden Demir, “Sınıf ortamına uyum sağlamakta güçlük çekerler. Birebir çalışmada daha iyi öğrenirler. Bu çocuklarla ilgili okuldan gelen şikayetler fazladır. Kısa çalışma süreleri ve mola vererek çalışma onlara daha uygundur. Derslerde bazen başarılıyken, bazen başarısızdırlar. Bu çocukların aileleri hayal kırıklığı ve tükenmişlik yaşarlar. Çoğunlukla çocuklarından utanırlar. Bu çocuklar kaba ve kırıcı konuşabilirler, dalga geçebilirler. Anne-babalar bunu kişisel algılamamalı ve bu davranışlara alınmamalıdır. Çocuktaki olumlu tarafa odaklanmak bu çocukların davranışlarını değiştirmede çok etkilidir” diye konuştu.

    Nasıl tedavi edilir?

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun tedavisinin; ilaç tedavisi, psikoterapi, aile eğitimi, okul ve öğretmenle iş birliğini içerdiğini belirten Demir, “Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan çocukla yapılan oyun terapisi, çocuğa kendi hayatını nasıl idare edeceğini öğretir. Özgüveni arttırır. Çocuğun kendi davranışlarının, diğer insanları nasıl etkilediğini anlamasını sağlar. Kendini kontrol etmeyi ve sakinleştirmeyi öğretir. Öfkeyi uygun bir şekilde ifade etmesine yardımcı olur. Psikoterapi çocuğa uygun davranışı öğretmek, problem çözme becerilerini arttırmak ve duygularının farkında olmasını sağlamayı hedefler. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nda ailenin ve öğretmenlerinin çocuğa nasıl davranması gerektiği ile ilgili eğitimin de terapi kadar faydalı olduğu bilinmektedir. Çoğu aile ilaç tedavisi ile ilgili kaygı duymaktadır. Ancak tedavi edilmeyen çocuklarda, gelecekte alkol ve uyuşturucu madde kullanım riski fazladır” şeklinde konuştu.

    Uzman Psikolog Merve Demir çocuklarında dikkat eksiliği ve hiperaktivite bozukluğu olan ailelere şu önerilerde bulundu:

    “1. Çocuğunuzda Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olabileceğini düşünüyorsanız, mutlaka bir çocuk psikiyatristine danışın.

    2. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu hakkında bilgi edinin. Uzmanlarla konuşun, kitaplar okuyun.

    3. Çocuğunuzla konuşurken sizi dinlediğinden emin olun, gözüne bakarak konuşun.

    4. Karmaşık görevler vermeyin. Adımlar halinde talimatlar verin.

    5. Evdeki sınırları net bir şekilde belirleyin. Bunları onun görebileceği bir yere yazın.

    6. Sınır koyarken kısa komutlar verin. Uzun tartışmalara girmeyin.

    7. Ulaşmaları gereken küçük hedefler koyun.

    8. Gün içinde yapması gerekenleri planlayın.

    9. Çocuktaki olumlu tarafa odaklanın. Olumlu davranışı takdir ederek hemen pekiştirin. Başarısız olsa da çocuğun çabasını övün.

    10. Olumsuz davranışlarda mola verin. Çocuğu olumsuz davranışta bulunduğu ortamdan uzaklaştırıp, kısa bir süre beklemesini sağlayın.”

  • Amerikalı Profesör ESOGÜ’de Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Konulu Konferans Verdi

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı tarafından düzenlenen “Psikostimülanlar ve DEHB Katekolaminler ve Prefrontal Korteks” konulu konferansa, University of Wisconsin-Madison Psikoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Craig Berridge konuşmacı olarak katıldı. Prof. Dr. Fazıl Tekin Salonu’nda gerçekleşen konferansta Prof. Dr. Craig Berridge, DEHB (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) tanısı ve tedavisi ile ilgili bir sunum gerçekleştirdi. Katılımın yoğun olduğu konferansta geçmişten günümüze ‘psikostimülanların’ tedavide kullanımı hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Berridge’e sunumunun ardından Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Saniye Tülin Fidan tarafından ESOGÜ Anı Tabağı takdim edildi.

  • Yrd. Doç. Dr. Görmez: “Hiperaktivite Bozukluğu, Zeka Azlığı Ve Ebeveyn Yetersizliği İle Alakalı Değil”

    Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi’nde ’Çocuklarda Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite Bozukluğu ve Davranış Sorunları’ etkinliği düzenlendi. BVU Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Vahdet Görmez, hiperaktivite bozukluğunun, zeka azlığı veya ebeveyn yetersizliği ile alakalı olmadığını söyledi.

    Üniversite’nin Dekanlık Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinlikte, BVU Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Vahdet Görmez konuyla ilgili önemli ayrıntılara dikkat çekti. Dikkat eksikliği yaşayan çocukların bu durumu kasıtlı olarak yapmadığına dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Vahdet Görmez, “Dikkat eksikliği olan çocuklarda sorunlardan biri bu durumun elinde olmamasıdır. Bu beynin ön kısmındaki lobun sorunlu olmasıdır. Yani yeni beyin olgunlaşmamıştır. Bu tembel bir ön beyindir ve olgunlaşacaktır. Dolayısıyla bu çocuğun elinde olan bir şey değildir. Çocuğun çok konuşması hemen sıkılması gibi sebepler elinde olan sebepler değildir. Bu çocuk yaramaz olduğu için değil, elinde olmadığı için böyle davranıyordur. Davranışlar kontrol edilemez. Bir şey yapmadan önce düşünme yetisi yeterince çalışmıyordur” dedi.

    DEHB’de tanı koymak için birçok yöntemi dikkate aldıklarını belirten Yrd. Doç. Dr. Görmez, “DEHB’de tanıyı dikkatli öykü alma ve klinik değerlendirme ile koyarız. Anneden bilgi alırız fakat bunun yanı sıra semptomlar iki farklı alanda görülmeli. Dolayısıyla biz bunu da göz önüne alırız. Bu olay aynı zamanda nörogelişimsel bir hastalıktır. Beynin ön kısmının en son olgunlaşması durumudur. Çocuklarda geç olgunlaşır. Bu durum büyük çoğunluğunda sürekli değildir” şeklinde konuştu.

    “HASTALIK ZEKA AZLIĞI VE EBEVEYN YETERSİZLİĞİ İLE ALAKALI DEĞİL”

    Hastalığın zekâ azlığı ve ebeveyn yetersizliğiyle alakalı olmadığına dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Görmez, “Bu hastalık zeka azlığı, motivasyon azlığı, yetersiz ebeveynlik gibi durumlarla ilişkili değildir. Davranışsal, Bilişsel, Sosyal ve Duygusal bir sorundur. Bu durum günlük hayatı da etkiler. Gerginlik huzursuzluk olur, uyku problemi yaşanır, aşırı inat ve zıtlaşma olur. Faaliyetlerden çabuk sıkılır. Biraz daha yetişkinlerde sosyal ilişki alanlarında ve akademik alanda başarısızlıklar yaşanır” ifadelerini kullandı.

    Toplumda hastalığın genelde yüzde 3 ila 5 oranında olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Görmez, buna karşın Çocuk ve Ergen Psikiyatrisine gelenlerde ise oranın yüzde 30-35’e çıktığını ifade etti. Görmez ayrıca, hastalıkta tanı koyulması için en az iki farklı ortamda semptomların bozulma göstermesi gerektiğini söyledi.