Etiket: Hikayesi:

  • “15 Temmuz’un 15 Hikayesi” kitabı

    Hikaye yazarı Adil Karagöz, 15 Temmuz’u gelecek nesillere aktarabilmek adına şehit ve gazi yakınlarıyla görüşerek yazdığı “15 Temmuz’un 15 Hikayesi” adlı kitabıyla o geceyi tarihe not düştü.

    15 Temmuz hain darbe girişimi gecesi ülkenin yaşadığı ihaneti ve yazılan destanı gaziler ve şehit yakınlarıyla görüşerek hikaye üslubuyla gelecek nesillere aktarabilmek adına bir kitap yazmayı düşündüğünü belirten Adil Karagöz, “İhanetin ardından gelen zaferin gelecek nesillere aktarılması, unutulmaması ve dersler çıkarılması için denizde damla misali de olsa bir katkıda bulunmak istedim. Yoğun bir emek sonucu ortaya çıkan bu eseri çocuklarımızın, gençlerimizin ve yetişkinlerimizin severek okuyacağını düşünüyorum. Allah bu ülkeye tekrar böyle bir ihanet gecesi yaşatmasın, yaşatmak isteyenlere fırsat vermesin. İhanete karşı dik duran herkesten Allah razı olsun, şehitlerimizin ruhu şad olsun” dedi.

    “15 Temmuz’un 15 Hikayesi” kitabı; “Alından Öpülesi İnsanlar”, “Ben de Geliyorum!”, “Benim Bacağım, Onun Canı Gider!”, “Darbecilere Kafa Tutan Kadın, Safiye”, “Sen de mi Anne!”, “Mertcan, Türkan, Ümit”, “Adımı Yaz Belki Bulurlar”, “Tank Üstünde On Dakika”, “Bu Sela Benim mi?”, “Suriye’den Sonra Sıra Bizde Olmamalı”, “O Gece Komutan Allah’tı”, “Hadi Be!”, “Cenaze Ortada Kalmaz”, “Hizmet Vermiyoruz” ve “Kazan Öldü mü?” isimli 15 ayrı hikayeden oluşuyor. Kitabın son bölümünde ise TBMM’ye, Polis Özel Harekat Dairesine atılan bombaların, demokrasi nöbetlerinin, şehit ve gazilerin fotoğrafları bulunuyor.

  • Chobani’nin hikayesi belgesel oldu

    ABD’de yayınlanan 60 Dakika Programı’nda, Hamdi Ulukaya’nın kurucusu olduğu Chobani markasının kuruluş hikayesi tanıtıldı.

    ABD’nin CBS kanalında yayınlanan dünyanın en önemli haber programları arasında yer alan 60 Dakika (60 Minutes), son bölümünü Hamdi Ulukaya’nın kurucusu olduğu Chobani’ye ayırdı. Programda, Türk işadamı Hamdi Ulukaya, 23 yıl önce ABD’ye ilk geldiği günden başlayarak kurucusu olduğu Chobani markasının hikayesini izleyicilerle paylaştı. 1968’den bu yana yayınlanan 60 Dakika adlı haber programı, 9 Nisan’da yayınlanan son bölümünde Türk iş adamı Hamdi Ulukaya’yı ağırladı.

    Sunuculuğunu Steve Kroft’un yaptığı programda Ulukaya, Türkiye’de geçen çocukluk yıllarından bugüne uzanan hikayesini ayrıntılarıyla anlattı. Yolculuğuna bundan 23 yıl önce öğrenci vizesiyle, dil bilmeden ve cebinde çok az parayla başlayan Hamdi Ulukaya’nın, Chobani’yi ABD’nin en hızlı büyüyen markalarından biri haline getirmesi programda çarpıcı bir başarı hikayesi olarak işlendi. 60 Dakika programının “Chobani’nin Patronu” (Chief of Chobani) başlıklı bölümünde markanın temsil ettiği değerlerden üretim süreçlerine, yarattığı istihdamdan çalışan politikasına ve Ulukaya’nın başta mülteci sorunu olmak üzere pek çok alanda sosyal sorumluluk bilinciyle yürüttüğü çalışmalara kadar çeşitli konulara yer verildi.

    CBS kanalının internet sitesinde program için Hamdi Ulukaya ile yapılan röportajın metni de yayınlandı. Metinde Ulukaya’nın Chobani markasıyla ABD’de bir göçmen olarak yarattığı istihdama dikkat çekilerek, “Bugün Chobani çalışanlarının yüzde 70’i ABD doğumlu, yüzde 30’u ise göçmen ve mültecilerden oluşuyor” bilgisine yer verildi.

  • Sahte polisin dolandırdığı kadının hayat hikayesi yürekleri dağladı

    Adana’da telefonda kendisini polis olarak tanıtan kişinin FETÖ tehdidi ile dolandırdığı kadının psikolojisi bozuldu. Kadının, 10 yıl boyunca tüp bebek yapmak için biriktirdiği altınları dolandırıcıya kaptırdığı ortaya çıktı.

    Edinilen bilgiye göre olay, Yüreğir ilçesine bağlı Akıncılar Mahallesi 3936 Sokaktaki tek katlı evde 28 Şubat günü meydana geldi. İddiaya göre, Nurten Yavuz’un saat 15.00 sıralarında telefonu çaldı. Yavuz, telefonu açınca karşıdaki kişi kendisinin polis olduğunu söyleyerek, “Hanımefendi kimlik bilgileriniz Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) eline geçmiş. Evinize gelip arama bahanesiyle altın ve paralarınızı alacaklar. Ben şimdi bir polis arkadaş göndereceğim adresinize. Evinizdeki bütün altın ve paraları ona verin. Yoksa gelecek şahıslar evinizdeki altın ve paralara el koyacak. Biz alırsak altın ve paralarınız devlet güvencesinde olacak. Operasyondan sonra size geri verilecek. Telefonu hiç kapatmayın, hemen arkadaş gönderiyorum” dedi.

    Büyük panik yaşayan kadın, korkusundan telefonunu hiç kapatmazken, bir süre sonra şahsın biri kapıyı çalıp polis olduğunu söyledi. Kadın, şahısla önce kapıda görüşüp daha sonra eve aldı. Dolandırıcı, 17 çeyrek altın, 6 bilezik ve bin 900 lira parayı kadından aldı. Sahte polis, paraları alıp evden ayrılarak kayıplara karıştı. Bu anlar ise saniye saniye güvenlik kamerası tarafından görüntülendi.

    Telefondaki sahte polis altın ve paraları alınca telefonu kapattı. Kadın ise, bir süre sonra ne olduğunu öğrenmek için polisi aramak istediğinde telefon numarasına ulaşamayınca dolandırıldığını anlayıp eşine ve polise haber verdi. Olay yerine gelen polis, güvenlik kamerasını inceleyip zanlıları yakalamak için çalışma başlattı.

    Dolandırıcılığın altından dram çıktı

    Dolandırılan kadının belediyede temizlik görevlisi olan Ali Osman Yavuz ile 11 yıl önce evlendiği, karı-kocanın 10 yıl boyunca çocukları olmadığı, bu nedenle tüp bebek tedavisi olarak çocuk sahibi olmayı düşündükleri ancak bunun için de 30 bin lira para istenince ailenin 10 yıl boyunca yemeden içmeden altın alarak tüp bebek parası biriktirdiği ortaya çıktı.

    İki odalı tek katlı bir evde kalan ve tüm kazandıklarını tüp bebek için yatırım yapan Yavuz ailesi 6 ay önce tüp bebek tedavisi olmadan çocuk sahibi oldu. Bir erkek çocukları dünyaya gelen Yavuz ailesi çocuğa Muhammet Emin Yavuz ismini verdi. Nurten Yavuz, şimdi evlatlarının geleceği için sakladığı altınları da dolandırıcıya kaptırdı. Olaydan sonra psikolojisi bozulan Nurten Yavuz, kimseyle görüşmüyor.

  • Bir ’Garip’ dostluk hikayesi

    EDİRNE (İHA) – Edirne’de, ender görülen dostluk hikayelerinden biri yaşanıyor. Hayvansever Recep Mirzan’ın tam 34 yıl önce yaralı halde bulduğu ve tedavi ettiği ‘Garip’ isimli yabani kuğu, bir an olsun sahibinin yanından ayrılmıyor.

    Edirne’de, hayvanlar ve insanlar arasında görülen dostluk hikayesinin kahramanları bir kuğu ve hayvansever çiftçi oldu. Yıllar önce yabani kuğuyu yaralı halde bulan ve tedavisini yaparak sahiplenen 57 yaşındaki havyansever Recep Mirzan, ‘Garip’ ismini verdiği kuğunun yıllardır yanından ayrılmadığını söyledi. Mirzan ve Garip’in görenlerin içini ısıtan ve adeta kıskandıran dostlukları tam 34 yıldır devam ediyor. Yabani kuğu, uzak diyarlara göç etmek yerine kendisini tedavi eden ve bakan Mirzan’ın bir an olsun bile yanından ayrılmıyor.

    “1983’ten bu yana benimle”

    Edirne’nin Karaağaç Mahallesi’nde çiftliği bulunan emekli postacı 57 yaşındaki hayvansever Recep Mirzan, “1983 yılından beri benimle birlikte. Sarayakpınar Köyü’nde biz onu tarlada bulduk. O zamandan itibaren benimle birlikte. Adını Garip koydum, öyle de kaldı. Hiç benden ayrılmıyor. Ben onun yanına giderim, o benim yanıma gelir yem verirken konuşuruz. Bazen kendisi dışarı çıkar çimene otlamak için” dedi.

    “Hayvan sevmeyen insanları sevmem”

    Mirzan, Garip ismini verdiği kuğu ile tam 34 yıldır birlikte olduklarını anlatarak, “Garip diye seslendiğimiz zaman geliyor zaten. Biz birlikte olduğumuz zaman başkasını sokmuyor yanımıza. Çoğu kişi gördüğü zaman fotoğraflarımızı çekiyor. Tüm hayvanlarımdan daha çok onu seviyorum. Kimileri hayvan sevmez, kimileri sever ama ben daha çok severim ne yazık ki bende hayvan sevmeyen insanları sevmem” ifadelerini kullandı.

    “Parayla, pulla asla satmam, vermem”

    Seneler önce eşini kaybettiğini ve çiftlik evinde bulunan hayvanlarıyla bir ömür geçirdiğini anlatan Mirzan, “Ben çok meraklıyım böyle yabani hayvanlara. Garip de mısır, buğday, ekmek ne verirsen yiyor. Satın almak isteyenler oluyor ama asla vermem. Verir miyim ben onu. Ben alışmışım ona artık verir miyim bir daha. Vermem. Sol kanadından yaralıydı, ben onu tedavi ettirdim. Yıllardır birlikteyiz” diye konuştu.

  • O takımın hikayesi film oluyor

    Zeytinburnu Belediyesi Buz Hokeyi Takımı’nın başarı hikayesi filme konu oluyor. Vizontele ve G.O.R.A gibi başarılı filmleri yöneten Ömer Faruk Sorak ise filmin uygulayıcı yapımcılığını üstleniyor.

    Madde bağımlılığından Avrupa Şampiyonluğu’na uzanan gençlerin kupa zaferi sinemaya taşınıyor. Gerçek hayat hikayesinden esinlenerek yazılan senaryoda, 7 yıl önce Zeytinburnu’nda kurulan mobil buz pistine zarar veren madde bağımlısı gençlerden oluşturulan takımın Avrupa Şampiyonluğu’na uzanan başarı hikayesi ele alınacak.

    Uygulayıcı yapımcılığını Ömer Faruk Sorak’ın üstleneceği filmin yapımcısı ise Santral Medya olacak. Filmin 2018 yılında vizyona girmesi bekleniyor.