Etiket: Hiçbir

  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu: “Yaşı gelmeyen hiçbir vekil emekli olamaz”

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘hayır’ kampanyasındaki manipülasyonlara cevap verdi. ‘Seçilme yaşı’ tartışması için Müezzinoğlu, “Çocuğumu ‘muhtar adayı’ bile yapamam” dedi. ‘18 yaşında vekillik ile çocuklarını emekli edecekler’ iddiası için de Müezzinoğlu, “Kaç dönem milletvekilliği yaparsa yapsın, yaşı gelmeyen hiçbir vekil emekli olamaz” dedi. TGRT Haber’deki Neler Oluyor programında konuşan bakan Müezzinoğlu, “16 Nisan akşamı, güzel bir akşam olacak” diyerek, Anayasa Değişikliği Referandumu için ‘evet’ beklentisini açıkladı.

    “16 Nisan akşamı güzel bir akşam olacak”

    Müezzinoğlu, Batı’nın Türkiye’deki seçimlere müdahil olmasını yorumlarken; “İçerideki ve dışarıdaki hayırcıların korkusu, Türkiye’nin büyük ülke olması ve geleceğe güçlü yürümesidir. Şimdi daha güçlü bir istikrar ve daha güvenli bir ortam olacaktır. Yeni sistem, Recep Tayyip Erdoğan sonrası için Türkiye’nin emniyet supabı olacak. İlk defa ipin ucu milletin eline geçiyor. Önceden vesayet odakları üzerinden Batı’nın elindeydi ve Türkiye’yi istedikleri gibi; işine geldiği gibi kurguluyor, dizayn ediyordular. 7 Haziran’da Devlet Bahçeli eğer koalisyon içinde olmayı kabul etseydi; bugün devletin başında ya Kemal Kılıçdaroğlu ya Selahattin Demirtaş olacaktı. Peki; soruyorum size Allah aşkına, böyle bir koalisyon ile istikrar olur mu? 58 milyon seçmenin vicdanı bunu kabul etmez. Nitekim etmedi de; 1 Kasım’da her şey değişti. Dolayısıyla; inanıyorum, 16 Nisan akşamı güzel bir akşam olacak” dedi.

    “CHP daima milletin değerlerinden uzak”

    Muhalefet edenlerin yeni sistem eleştirilerini cevaplayan Müezzinoğlu, “Recep Tayyip Erdoğan, Binali Yıldırım, Mehmet Müezzinoğlu fani; devlet ise bakî Biz devlet yaşatacak bir sistem öngörüyor ve kuruyoruz. Kemal Kılıçdaroğlu gibi, kendi bekamızı düşünmüyoruz. Biz, 20’li ve 30’lu yılların istikrarı için anayasa değiştiriyoruz. Biz sürekli milletin bedel ödediği bir yapıya nasıl rıza gösterebiliriz? Bundan sonra bu ülkenin kaderini hiçbir hainin ellerine bırakmayacağız. Milletin sistemi ile ilgili kararı, Anayasa Mahkemesi’ne değil, belirli güç odaklarına değil; milletin tâ kendisine götürüyoruz. ‘Kan dökülür, cesedimizi çiğnersiniz’ diye tehdit eden, kendisini kürsüye kilitleyen vekilleri ile CHP milletten korkuyor. CHP daima halkın değerlerinden ve hedeflerinden her zaman uzak olmuştur ve bu yüzden de iktidar olamıyor” ifadelerini kullandı.

    “Uzlaşalım daveti çaresizliğin sonucu”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘uzlaşalım’ çağrısını hatırlatan bakan Müezzinoğlu, “Bu davet bir çaresizliğin sonucu Zaten CHP, millete güvenseydi; bugün bu hâlde olur muydu? Artık her şey bitmiş; millete gidiyoruz, Kılıçdaroğlu halka ‘Hakem sensin’ diyor, bize de dönüp ‘Hadi, uzlaşalım’ diyor. Olacak iş mi bu? 2011’den beri; CHP nerede? Kaç defa masayı devirdiler” diye sordu.

    “Çocuğumu muhtar adayı yapamam”

    ‘Seçilme yaşı’ tartışması, Kılıçdaroğlu’nun “Kendi çocuklarını emekli yapacaklar, askerlikten muaf tutacaklar” eleştirileri için Müezzinoğlu, “Demokrasilerde böyle bir şey olabilir mi? Toplumu istismar eden hiçbir siyasetçi, başarılı olamaz. Önce toplum, millet demeyen bir siyasi anlayış asla ilerleyemez, ayakta duramaz. Benim CHP’ye tavsiyem, topluma güvensin, inansın; merkeze güç odaklarını almaya devam ettikçe, böyle yerinde sayarlar. Kılıçdaroğlu, insanların gözlerinin içine bakarak, gerçeği de bilerek; bile bile yalan söylüyor. Kılıçdaroğlu’nun diktatörlüğü, tek adamlığı devam edebilir; bunu CHP’liler bilir. Ama biz gençlere inanıyor ve güveniyoruz. İstiyoruz ki; bu gençlerin arasından yeni Recep Tayyip Erdoğanlar çıksın. Ben kendi çocuğumu oturduğum mahalleye muhtar adayı göstersem, siyasi hayatımız biteceği için hareketimiz buna müsaade etmez” açıklamasında bulundu.

    “Yaşı gelmeyen hiçbir vekil emekli olamaz”

    “Bir dönem milletvekilliği yapıp da ‘emekli maaşı’ almak diye bir şey de yok. Bu da Kemal Kılıçdaroğlu yalanı” diyen Mehmet Müezzinoğlu, “Kendi partisi CHP’nin içinde bir dönem, iki dönem milletvekilliği yapıp da yaşının gelmesini bekleyen vekiller var. Bizim de birçok arkadaşımız var, yaşı gelmediği için emekli olamamış. Benim halkım da öyle; bir sürü insan gününü doldurduğu hâlde, yaşa takıldığı için emekli değil. Aynı uygulama vekiller için de geçerli oysa Peki; neden bunu istismar ediyorsun? Hiçbir milletvekili, 56-57 yaşına gelmeden kaç dönem vekillik yaparsa yapsın fark etmez; emekli olamaz. 2030’dan sonra da bu yaş ‘60’ olacak. Benim milletvekili olarak, üçüncü dönemim hangi yaşa takıldıysam emekli olma şansım yok. Kemal Kılıçdaroğlu’nun da 60 yaşını doldurmadan emeklilik ihtimali yok. Göz göre göre yalan söylemesin” diye konuştu.

    “Batı’nın yüzü artık makyaj tutmuyor”

    Hollanda ve Almanya’daki miting engellemeleri üzerine de konuşan Müezzinoğlu, “Rotterdam’daki yaşananlar benim için olağanüstü değil. Avrupa Birliği, insan hakları derken hiçbir zaman samimi olmamıştır. Sömürü, asimilasyon, zalimlik Batı medeniyetinin kültüründe var. Onların mayası, zulümden yanadır. Demokrasi, hukuk ve insan hakların onların özünde yoktur. Balkanlar’ın son 150 yılında hep ölüm var. Ortadoğu ve Afrika’daki asimilasyonları Batı yapıyor. Batı aslında gizlediği, makyajladığı yüzünü yeniden gösterdi. Hollanda’da olan bu süreçte İtalya, Fransa, Almanya’da da olabilir. Onların korkusu, Türkiye’de millet, demokrasi ve hukuk devleti güçlenecek. İpler bugüne kadar vesayet odakları üzerinden onların elindeydi. FETÖ gibi yapılarla Türkiye’yi kendilerine göre dizayn ediyordular. Şimdi ipler doğrudan milli iradenin eline geçiyor. Millet ne derse; artık o olacak. Hollanda’da yaşananlar, bu korkunun yansımasıdır. Batı’nın yüzü makyaj tutmuyor, dökülüyor. Dünya kadar insan ve çocuklar açlıktan ölürken; Batı neredeydi? Türkiye’de darbeler ve terör olurken; Batı ve tatlı su demokratları, ‘Ne oluyor’ diye niye sormadı? Batı işine gelmezse, demokrasi temsilcisi için de ‘diktatör’ der” şeklinde konuştu.

  • 2. Ordu eski Komutanı Adem Huduti: “Hayatımın tüm safhasında FETÖ ile hiçbir şekilde bağlantı kurmadım”

    Malatya’da 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili açılan davada numaralı sanık olarak yargılanmasına başlanan 2. Ordu eski Komutanı Orgeneral Adem Huduti, “Hayatımın tüm safhasında FETÖ ile hiçbir şekilde bağlantı kurmadım” dedi.

    Yakınca Spor Salonu’nda görülen Malatya’daki FETÖ/PDY davası duruşmasında 28’i tutuklu toplam 76 sanık yargılanıyor. Duruşmanın 3’üncü gününde davanın bir numaralı sanığı olarak yargılanan 2. Ordu eski Komutanı Adem Huduti’nin savunmasına geçildi.

    Mahkeme tarafından Huduti hakkında iddianamede yer alan kısmın okunmasının ardından konuşan Adem Huduti, ‘Savunmama başlamadan önce 15-16 Temmuz tarihinde ülkemizde yapılan darbe planını icra eden bilerek yardım edenleri lanetliyorum. 248 şehit ve demokrasi kahramanlarımıza Allah’tan rahmet kalanlara başsağlığı diliyorum. Yine bu menfur olayda yaralanan gazilerimize acil şifalar diliyorum. Bugüne kadar basında şahsım ile ilgili linç kampanyası yürütülüyor. Cevap hakkım olmadan basın mensuplarınca ve devlet görevlilerince medya zerinde mahkum ediliyorum” diyerek sözlerine başladı.

    Huduti, savunmasının başında bazı konulara değinmek istendiğini belirterek, “Birinci vurgulamak istediğim konu, avukatımla görüşmelerim kısıtlanıyor. Haftada bir gün kamera kaydı altında ve yanımda koruma görevlilerin bulunduğu ortamda görüşme yapılması nedeniyle avukatımdan yeteri düzeyde destek alarak savunmamı hazırlayamadım. Avukatımın getirdiği hukuki kitaplar verilmemiştir. Benzeri şekilde notlarım, savunma taslaklarım cezaevi idaresince, Başsavcılıkça tarafından uzun süre ellerinde tutulmuş ve avukatıma verilmemiştir. İkinci konu, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca haberleşme kısıtlanması nedeniyle eşim ile 153 gün sonra telefonla görüştüm. Düzce’den buraya intikalimiz konusunda delillerimin bir kısmını getiremedim” dedi.

    Daha sonra okul ve askeri hayatını anlatan Huduti, FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğunun iftira olduğunu ileri sürerek, “Ortaokul ve lise döneminde dershanesi bile olmayan bir dönemde mezun oldum. İlk ve orta okul, askeri lisede ve Harp okulu dahil tüm komutanların ve öğretmenlerin tamamı bizi kanun ve nizamlara uyan Atatürk ve inkılaplarına uyan aydın bir yurttaş olarak yetiştirmişlerdir. Yetiştirdikleri gibi fikri ve vicdanı hür yaşamaya devam edeceğim” dedi.

    Huduti, katıldığı Askeri Şuraların dönemin Başbakanı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında gerçekleştirdiğini belirterek, ‘Normal 4 askeri şurayla orgeneralliğe yükselirken ben 7’nci kezde yükseldim” ifadesini kullandı.

    İddianamede Malatya Valisi Mustafa Toprak’ın kalkışma gecesi kendisine ulaşamadığı beyanına da değinen Huduti, “HTPS telefon kayıtlarında 20’den fazla Vali ile görüştüğüm ortadadır. Sadece Malatya ile değil bana bağlı 17 ille komutanla irtibattaydım. Ve zaman zaman Sayın Valiye Garnizon Komutanı ve Emir subayım cevap ermiştir. Bu gibi zamanlarda önemli olan kimle görüştüğümüz değil doğru bilginin size ulaşmasıdır” ifadelerini kullandı.

    Vali Toprak ile yarım saat görüştüğünün Emniyet Müdürü Ömer Urhal’ın ifadesinden de anlaşılacağını kaydeden Huduti, daha sonra komutanlığını yürüttüğü 2. Ordu Komutanlığı hakkında kısa bir bilgi verdi. 15 Temmuz’da darbe girişiminde Malatya’da can kaybı olmadığını ve ordu komutanı olarak yapılan faaliyetin başarılı olduğuna inandığını da ifade eden Huduti, “Emeği geçenlere görevlerini başarıyla yaptıkları için teşekkür ediyorum” dedi.

    Adam Huduti savunmasında şunları kaydetti:

    “Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve mahkemenizce kabul edilen iddianameyi defalarca okudum ve anlamaya çalıştım. FETÖ üyesi olduğumu 5 ay geçmesine rağmen iddianamede buna rastlamadım. Hayatımın tüm safhasında FETÖ ile hiçbir şekilde bağlantı kurmadım. Yaşam biçimim bu yapıyla uyuşmaz, dershane ilişkilerim olmadı, bunların cep telefonlarında kullandığı programları kullanmadım. Himmet parası vermedim, yayınlarını takip etmedim. Eşim de, oğlum da benim gibi hayatı boyunca bu yapıyla ilişkisi olmamıştır. 43 yıldır memleketimde askerlik namına uygun olarak hizmet verdim. Bütün yaşamın buyunca Anayasa ve hukuka uykun şeffaf bir yaşam sürdüm. Ağustos’ta yapılacak Askeri Şurada yeni görev verilecek ve 1 yıl sonrada emekli olacaktım, dolayısıyla fikirlerimin uyuşmadığı ve katılmadığım bu örgüt adına neden suç işleyeceğim anlayamadım. Darbe kalkışmasını 15 Temmuz günü akşam saatlerinde oğlumun telefon ile araması ile öğrendim, bu zamana kadar yatağımda uyuyordum. Malatya bölgesinde helikopter uçuşlarının yasaklandığını Garnizon Komutanım Avni Angun tarafından bana bildirildi. Bunun dışında, ne Genel Kurmay’dan nede Malatya’daki hiçbir mülki amirden tarafıma bir bilgi ulaşmadı.

    Darbe teşebbüsünün hangi illerde olduğunu öğrenmeye çalışırken 16 Temmuz günü 00.30’da hakkımda Malatya Cumhuriyet Başsavcılığında gözaltı kararı verilmiştir. Kamera kayıtlarında da görüleceği üzere davranışlarım darbe girişimini önlemeye yöneliktir. Yakınımda olan personelim ve Garnizon komutanın da ve ifadeleri bu yöndedir. Bugüne kadar ülkede şerefim ve onurumla görev yaptım. Askeri Şura sonrasında 1 yıl sonra şereflmle emekli olacaktım ancak görevimden ihraç edildim.

    Darbe faaliyetini öğrendiğim anda cep telefonu ile Kurmay Başkanım Avni Angun ve emir subayım ile telefonla irtibat kurdum. Darbeye karşı olduğum ve tutumumun açıktır. Darbeye yardımcı olmak amaçlı kimseye emir vermedim. Darbeci hiçbir kimse ile görüşmedim. Bu telefon HTS kayıtlarında var. Tüm ordu sorumluluk bölgesinin darbecilerden temizlenmesi için gayret gösterdim. Şahsıma yönlendirilen suçlamalar, Vali, Emniyet Müdürü, Alay Jandarma Komutan vekilinin kanaatlerinden oluşan ve maddi bir delile ulaşmayan delillerdir.”

    İddianamede yer alan Düzce Cezaevinde Avni Angun ve Emin Ayık’a ‘Ne yaptınız çocuklar beni de yaktınız’ cümlesin hatırlamadığını savunan Huduti, “Bunu söylemem makul ve mantıklı değil. Aramızda böyle bir konuşma geçtiğini hatırlamıyorum” diye konuştu.

    Huduti yine iddianamede Yüzbaşı Kemal Keskin’in de ifadelerinin çarpıtıldığını ileri sürerek, “Kemal Yüzbaşının ifadesinde ben ve kurmay başkanının da onlarla birlikte hareket ettiğini düşündüğü belirtilmişti. Ama burada düşünüldüğü cümlesi iddianamede yer almamıştır. Bizim de darbeci olduğumuz algısı oluşturulmaya çalışılmıştır. Sayın Mahkemeyi yanlış yönlendirmeye çalışmaktadırlar” ifadelerini kullandı.

    Kendisinin darbe girişiminin püskürtüldüğünü öğrenince rol yapmaya başladığı yönündeki iddianamede bölümünü eleştiren Huduti, “43 yıllık devlet görevini geçirmiş biri olarak bu seviyesiz ifadeleri kınıyorum. Devlet adabı ile bağdaşmayan şahsımın temsil ettiği 2.Ordu Komutanlığını bu şekilde ithamda bulunan kişileri kınıyorum” dedi.

    15 Temmuz gecesi kendisinin ve Kurmay Başkanı Avni Angun’un 2. Ordu Karargahı’na gelmesinin oradaki darbeci askerlerin dengesini bozduğunu ileri süren Huduti, “Böylelikle darbecilerin faaliyetleri ve planlarının Malatya’da hayata geçirilmesi engellenmiştir” iddiasında bulundu.

    Darbe gecesi kendisinin Ankara’ya götürülmesi için uçak hazırlığının da yapıldığını ileri süren Huduti, Kurmay Başkanı tarafından bu emrin hazırlanmasının engellendiğini savundu.

    Darbeci askerleri etkisiz hale getirmediklerinin doğru olmadığını iddia eden Huduti, iddianamede de bu bilgiye ver verilmediğini ileri sürdü.

  • Gümrük Bakan Tüfenkci: “Hiçbir tek adam kendini 2 dönemle sınırlandırmaz”

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, “Tek adamlığı ‘milli şef’ döneminde gördü bu millet. Millet, ondan sonra bir daha affetmedi ve bir daha iktidara getirmedi. Hiçbir tek adam kendini 2 dönemle sınırlandırmaz” dedi.

    AK Parti Malatya İl Başkanlığı tarafından organize edilen Siyaset Akademisi’ni tamamlayan partililere sertifikaları düzenlenen toplantıyla verildi. Büyükşehir Belediyesi Nikah Sarayı’nda yapılan toplantıya Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin yanı sıra Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır, AK Parti Malatya Milletvekili Mustafa Şahin, Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat, AK Parti İl Başkanı Hakan Kahtalı, belediye başkanlar ve partililer katıldı.

    Toplantıda konuşan Bakan Tüfenkci, referandumla yapılması düşünülen sistemin bir rejim meselesi olmadığını sadece bir sistem sorunu olduğunu söyledi. Rejimle ilgili sorunlarının olmadığını vurgulayan Tüfenkci, “Bizim yönetimle ilgili sorunumuz var” dedi.

    “Yeni anayasada milleti tek güç olarak kabul ettik”

    Mevcut parlamenter sistemin sürekli kriz ürettiğini belirten Bakan Tüfenkci, “Hatırlayın biz 2007’lerde biz e-muhtıralarla uğraştık. Gezi Parkı, 17-25 Aralık darbe girişimleri ile uğraştık. En son da 15 Temmuz darbe girişimiyle uğraştık. Allah’a hamdolsun her seferinde de millete gittik, millet önümüzü açtı. Bu yeni anayasayla biz milleti tek güç olarak kabul ettik. Bundan kim rahatsız olabilir, millete dayanmayanlar rahatsız olabilir” diye konuştu.

    16 Nisan’da referandum ile halkın oyuna sunulacak olan cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin tek adam yönetimini getirdiği iddialarını da eleştiren Tüfenkci, “Tek adamlığı milli şef döneminde gördü bu millet. Millet, asla ondan sonra bir daha affetmedi ve bir daha iktidara getirmedi. Onun için biz asla ve asla tek adamlığa müsaade etmeyiz” şeklinde konuştu.

    Milletin önüne getirdikleri anayasa değişikliğinde görevde kalma süresini 2 dönemle sınırladıklarını belirten Tüfenkci, “Hiç bir tek adam kendisini 2 dönemle sınırlandırmaz. Burada mesele Recep Tayyip Erdoğan meselesi değildir. 2019’a kadar kim öle kim kala. Ama biz istiyoruz ki sistem sağlam olsun. Parlamenter sistemle gelebildiğimiz nokta ancak bu kadar. Ha bire patinaj yapıyoruz” şeklinde konuştu.

    “Türkiye’de ilk kez AK Parti döneminde başladı”

    Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır ise siyaset akademilerinin ilk kez Türkiye’de AK Parti döneminde başladığını belirterek, “Geleceğe baktığımız zaman daha bilinçli bir siyaset yapmak adına bu akademilerin ne kadar çok önemli olduğunu görüyoruz. Bugüne kadar Malatya’da bir çok siyaset akademisi sertifikası verildi. Ben bu kardeşlerimizin de siyaseten ülke yönetimine daha duyarlı katkılar sağlayacaklarını umut ediyorum” ifadelerine yer verdi.

    “Her seferinde ilk 5’e girmeyi Allah bize nasip etti”

    AK Parti İl Başkanı Hakan Kahtalı da yaklaşan referandum sürecine değinerek, “Allah’a şükür tüm teşkilatlarımız hazır. Tüm teşkilatımızla mahalle mahalle, sokak sokak dolaşarak inşallah bu süreci en iyi şekilde atlatmak için gayret edeceğiz. Bugüne kadar 11 seçimde bu teşkilat Allah’ın yardımı ile her daim alnı açık yüzü ak şekilde çıktı ve Türkiye’de her seferinde belli bir oranda ilk 5’e girmeyi Allah bize nasip etti” dedi.

    Konuşmaların ardından Siyaset Akademisini bitiren partililere sertifikaları takdim edildi.

  • Başbakan Yardımcısı Şimşek: “Hiçbir dava hiçbir hak arayışı terörü meşru etmez”

    Bir dizi ziyaret gerçekleştirmek üzere dün Şırnak’a gelen Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek esnaf ziyareti gerçekleştirip 16 Nisan’da yapılacak referandumda destek istedi. “Hiçbir dava hiçbir hak arayışı terörü meşru etmez” diyen Şimşek, “Ret ve inkar siyasetine bizim hükümetimiz son vermiştir” ifadelerini kullandı.

    Dün AK Parti İl Başkanlığında partililerle bir araya gelen Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek bugün ise 23’üncü Jandarma Sınır Tümen Komutanlığında görevli askerlerle kahvaltıda bir araya geldi. Programın ardından merkez Sanat Sokağı’nda esnafı ziyaret eden Başbakan Yardımcısı Şimşek, esnafın sorun ve sıkıntılarını dinledi. Başbakan Yardımcısı Şimşek’e Şırnak Valisi Ali İhsan Su, Belediye Başkan Vekili Turan Bedirhanoğlu, Ak Parti İl Başkanı Mehmet Aşan ve kurum müdürleri eşlik etti.

    Şimşek, esnaf ve Şırnaklı vatandaşlara gerekli yardımların en kısa zamanda yapılacağını ve sorunların çözümü noktasında ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını belirtti. Sanat Sokağı’ndaki esnaf ziyareti sırasında esnafla Kürtçe konuşan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, 16 Nisan’da yapılacak referandumda Şırnaklı esnaftan destek beklediklerini ifade etti.

    Başbakan Yardımcısı Şimşek ziyaret sırasında çocuklarla da sohbet edip, okul ve dersleri hakkında bilgi aldıktan sonra oyuncak araba ve top dağıttı. Esnaf ziyaretinin ardından Şırnak Valiliğine geçen Başbakan Yardımcısı Şimşek burada Şırnak Valisi Ali İhsan Su ile kısa bir görüşme yaptı.

    “Ekonomik açıdan da sosyal açıdan da gelişmiş bir ilimiz olacak inşallah”

    Görüşmenin ardından açıklama yapan Şimşek, “Şırnak’ta olmak bizim için gerçekten çok büyük bir mutluluk kaynağı. Aslında Şırnak’ın yeniden ihyası, inşası eski Şırnak’ın ötesinde çok çok güzel bir Şırnak için çalışmalar son hızıyla devam ediyor. Mesela kanalizasyon olsun içme suyu olsun, alt yapı, yol konularında sıfırdan birçok yerde çok güçlü bir başlangıç yapıldı. Hepsinin ihalesi yapıldı. Kaynağı orada. 105 kilometrelik sıcak asfalt programda. İnşallah çok farklı olacak. Ayrıca bu terör nedeniyle bu tahrip olan binaların, yıkılan binaların yeniden yapılmasına ilişkinde proje yapıldı. Devam ediyor. 6 bin konut yapılacak. Proje başladı. İnşallah bir sene içerisinde büyük bir oranda tamamlanmış olacak. Normalleşme terörün azalmasıyla birlikte, Şırnak’ın yeniden inşasıyla birlikte burası çok çok canlı, ekonomik açıdan da sosyal açıdan da gelişmiş bir ilimiz olacak inşallah” dedi.

    Şırnak’taki esnaf ziyareti ile ilgilide açıklamalarda bulunan Başbakan Yardımcısı Şimşek şunları kaydetti:

    “Aslında birçok insanın dışarıdan baktığındaki izlenimlerinden çok daha farklı, çok daha pozitif, çok daha canlı, heyecanlı buldum. Bizim kardeşlerimiz ile çok güçlü bağlar var. Türkiye Türkü ile Kürdü ile çok iyi bir şekilde kenetlenmiş, bin yıllık kardeşliği Şırnak’ta da hissedildiğini görüyorum. Sorun yok, maalesef şiddeti, terörü kendilerine amaç araç edinenler onlar bu atmosferi bozuyorlar. Allah’ın izni ile bunun da üstesinden geleceğiz. Bizim insanımız burada inanılmaz misafirperver, inanılmaz fedakar. Şırnaklı hemşerilerimizi, kardeşlerimizi seviyoruz. Geldik iyi diyaloglar kurduk istişarelerde bulunduk. Sivil toplum kuruluşları, muhtarlar ve kanaat liderleri, onların değerlendirmelerini tespitlerini sorunlarını tekrardan birinci ağızdan dinleyeceğiz. Politikalarımızı değerlendirirken onlardan faydalanacağız. Allah’ın izni ile Türkiye’nin birliği beraberliği daha da güçlenecek ve geçmişte yaşanan sıkıntılar geride kalacak. Hep birlikte daha iyi bir dönemin arifesindeyiz.”

    “Bizler yol yapıyoruz, terör örgütü yollardaki araçları yakıyor”

    Şırnak Valiliği ziyareti sonrasında bir otelde sivil toplum kuruluşları, köy ve mahalle muhtarları ile bir araya gelen Başbakan Yardımcısı Şimşek, “Bizler yol yapıyoruz terör örgütü yollardaki araçları yakıyor. Şırnak Cizre yolunda 28 aracı yaktılar. Van yolunda aynı şekilde. Van yolunda güvenlik sağlayan kardeşlerimizi şehit ettiler. Terör örgütü 6 askerimizi şehit etti. Ne için? Yol yapılmasın diye. Halbuki yol medeniyettir. Yol ticarettir, yol kalkınmadır, gelişmedir. Yol güvenliği sağlayan 6 kardeşimizi askerimizi şehit edeceksiniz ondan sonra Kürtlükten söz edeceksiniz. Bundan daha büyük bir çelişki bundan daha büyük saçma sapan bir şey söz konusu olamaz. Teröre rağmen, terör örgütüne rağmen bunların hepsini yapacağız. Bu bölgeyi ihya edeceğiz. Bu bölgeyi kalkındıracağız. Şimdi hem kırsalda hem şehirlerde kamu otoritesi en güçlü bir şekilde tesis edilmiştir. Muhtarlarımız, köy korucularımızın özlük haklarında iyileştirmeler yaptık, yapmaya devam edeceğiz. Öncelikle sosyal güvenlik noktasında ne gerekiyorsa yapacağız. Muhtarlarımız şimdi sosyal güvenlik primlerini kendileri yatırıyorlar. Maaşlarını 97 TL’den asgari ücrete çıkardık, şuan sosyal güvenlikleri noktasında da çalışmalar yapılıyor” ifadelerini kullandı.

    Kamudan ihraç edilenler

    Kamudan ihraç edilen ve görevden alınanlar ile ilgili de konuşan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, “Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir şekilde, terör örgütlerine müsamaha yok. Şiddete müsamaha yok. İngiltere demokrasinin beşiği sayılır. İngiltere’de gençler sadece DEAŞ’ın web sitelerini ziyaret ettikleri için veya onun propagandasına alet oldukları için 9 yıla kadar hapis cezası alıyor. Yani dünyanın hiçbir demokrasisinde şiddete, geçit verilmiyor. Türkiye de vermiyor. Çünkü terörün amacı demokrasiyi yok etmektir. Hak ve özgürlüklerin yaşanmasını engellemektir. Bugün Türkiye’de olağanüstü hal varsa hain bir darbe girişimi ve terör nedeniyle vardır. Olağanüstü hali biz asla istemeyiz. Ama işte terör, ihanet şebekeleri maalesef OHAL’i bir zorunluluk haline getirdiği için Türkiye mecbur kaldı. Bakın Fransa’da 2 tane terör olayı oldu. Fransa’da OHAL ilan edildi. Belçika’da Amerika’da kısa bir süreliğine de olsa olağanüstü hal ilan edilebiliyor. Yani şunu anlatmaya çalışıyorum yapılan yanlışlıklar varsa düzeltilir. Zaten sonraki KHK’larda yapılan yanlışlar düzeltildikçe geri işe iadeler söz konusu oldu. Başbakanlıkta bir komisyon var. Bu komisyon bütün iddiaları değerlendiriyor. Son çıkan bir KHK ile yargı yolu açıldı” dedi.

    ” Ret ve inkar siyasetine bizim hükümetimiz son vermiştir”

    Hak ve özgürlükler konusunda attıkları her adımın istismar edildiğini belirten Başbakan Yardımcısı Şimşek, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

    “Aslında daha çok demokrasi, daha çok hak ve özgürlük, hukuk devleti, kardeşlik hukuku içerisinde çözmek için çok büyük çabalar sarf ettik. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hükümet tarafından çok büyük cesaretle getirilen, çok büyük adımlar atıldı. Ama gelin görün ki bizim attığımız her adım istismar edildi. Bugün Türkiye büyük bir samimiyet içerisinde, bütün vatandaşları ile etnik ayrım yapmadan, mezhep ayrımı yapmadan, eşit vatandaşlık, birinci sınıf vatandaşlık çerçevesinde, bütün hak ve özgürlüklerin yaşanması için, yaşatılması için bir zemin hazırlamıştır. Bizim hükümetimiz geçmişte yapılan hataları düzeltmekle kalmamış, yapılan hataların ortaya çıkardığı zararları da tanzim etmiştir. Ret ve inkar siyasetine bizim hükümetimiz son vermiştir. Bugün dünyanın en gelişmiş ülkelerinde Amerika’da da vatandaşlar hangi haklara sahipse Türkiye’de de vatandaşlar aynı hak ve özgürlüklere sahiptirler. Bugün vatandaşlar kendi anadillerinde seçmeli ders almak istiyorlarsa alıyorlar. Devlet okullarında seçmeli ders imkanı var. Bugün herhangi biriniz bir kolej kursanız. Orada Kürtçe eğitim vermek isterseniz bunun önünde herhangi bir engel yok. Bugün üniversitelerimizde, Hakkari Üniversitesinde, Mardin Üniversitesinde Kürtçe anabilim dalları, enstitüler var. Kürtçe siyasetin önünde engel var mı? Kürt kardeşlerimizin bütün dini, kültürü, gelenekleri başımızın üstüne. Zerre kadar tereddüt yok. Çünkü biz kardeşiz ve kardeşlik hukuku bunu gerektirir. Sizler burada kanaat önderisiniz, sivil toplum kuruluşlarısınız terörle aranıza mesafe koymak zorundasınız. Bu bir lütuf değil bu bir onurluluktur. Çünkü terör demek şiddet demek. Hiçbir dava hiçbir hak arayışı terörü meşru etmez. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey söz konusu değildir. Terör bir hak, hukuk davası olsaydı bizim hükümetlerimiz döneminde ret inkar siyaseti bitmiş, yasaklarla mücadele edilmiş, yasaklar kaldırılmış. Ne beklersiniz şiddetin, terörün azalmasını beklersiniz. Silahların gömülmesini beklersiniz değil mi? Kalkınmışlık ve refah beklersiniz. Kimliğin, dinin, inancın, kültürün en güçlü bir şekilde yaşanmasıysa ne beklersiniz. Türkiye’de refah ve yaşanmışlık standartlarının yükseltilmesi, hukuk devleti anlamında en büyük mesafeyi bu hükümetler döneminde yaşadı. Peki, terörün en fazla şiddetlendiği dönem yine bu dönem. Biz bin yıldır bu topraklarda birlikteyiz. Ve hiçbir terör örgütü aramıza giremez. İstanbul’u nasıl ayıracaksınız? Dünyada en büyük Kürt nüfusunun yaşadığı şehir İstanbul’dur. Bunu nasıl ayıracaksınız. Ayıramazsınız. Şırnaklı kardeşlerimize ben teşekkür ediyorum. Şırnaklı kardeşlerimiz hemşerilerimiz, çukur siyasetine, çamur siyasetine hendek siyasetine, terör örgütüne karşı durdular. Biz bunun farkındayız ve takdir ediyoruz. Bunun bir hak arayışı olmadığını kardeşlerimiz çok iyi biliyorlar. 15 Temmuz’da da o gece ve sonraki günlerde de Şırnaklı kardeşlerimiz çok asil bir duruş sergilediler” diye konuştu.

  • Başbakan Yardımcısı Şimşek: “Türkiye’nin Hiçbir köşesinde teröre asla alan bırakmayacağız”

    ŞIRNAK (İHA) – Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, “Türkiye’nin hiçbir köşesinde teröre asla alan bırakmayacağız. Çünkü terör demek zulüm demek. Terör demek geri kalmak demek. Terör demek işsizlik demek. Terör demek çukur siyaseti demektir” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, AK Parti Şırnak İl Başkanlığında partililerle bir araya geldi. AK Parti İl Başkanlığı konferans salonunda düzenlenen toplantıya Başbakan Yardımcısı Şimşek’in yanı sıra AK Parti İl Başkanı Mehmet Aşan, AK Parti eski Milletvekili Mehmet Emin Dindar ve partililer katıldı.

    Konuşmasına Kürtçe selam vererek başlayan Şimşek, terörle mücadeleye kararlılıkla devam edileceğini belirterek, “Türkiye asla eskiye dönmeyecektir. Sahada aktif bir şekilde Türkiye’nin her bir köşesinde teröre asla alan bırakmayacağız. Çünkü terör demek zulüm demek. Terör demek geri kalmak demek. Terör demek işsizlik demek. Terör demek çukur siyaseti demek. Halkımızın refahı için bizim davamız bütün kardeşlerimizin etnik, inanç farklılıklarını gözetmeden Türkiye’nin bütün zenginliğini kucaklamaktır. Türkiye’yi bir bütün olarak Şırnak’ıyla Edirne’siyle bütün tarafıyla müferrih demektir. Daha ileriye taşımaktır. Türkiye’de hatalar, yanlış politikalar gördük. Gerçekten Türkiye’yi her alanda olduğu gibi Demokratikleşmede de temel hak ve özgürlükler anlamında da ekonomide de çok büyük bir dönüşüm çok büyük bir devrim gördük” dedi.

    “Şırnak il ve ilçelerinde hiçbir zaman hissetmediğini, görmediğinizden daha fazla hizmet edeceğiz” diyen Şimşek, şunları kaydetti:

    “Gönül ister ki memleket zamanını enerjisini kalkınmaya çocuklarının eğitimine geleceğine harcasın. Hiç kimsenin zulüm görmemesi, hiç kimsenin hiçbir şekilde özgürlüklerinden mahrum bırakılmaması ama terör örgütü bütün bunların müsebbibi. Biz her zaman yanınızdayız. Sizden bir tek talebimiz var. Bu ülkenin geleceğiz için güvenliği için, kardeşliği için tek yürek olalım teröre karşı duralım.

    Bu zor şartlarda bile siz dava arkadaşlarımın bu cesareti, bu fedakârlığı için sizlere müteşekkiriz. 1923’ten bu yana kaç yıl geçti. 5 yılda bir olsa seçimler en fazla 18- 19 hükümet olurdu. 4yılda bir olsaydı 23-24 olurdu. Peki, 65 hükümet ne oluyor. Bu bir ihtiyaçtandır, doğal bir değişikliği cumhurbaşkanlığı, hükümet sistemi. Bu siyasi istikrar meselesini kökten çözüyor. Sizler milletimiz, biz size güveniyoruz. Sandığa gideceksiniz meclisi seçeceksiniz. Aynı gün gideceksiniz cumhurbaşkanını hükümeti seçeceksiniz. Millet seçecek. Biz size inanıyoruz. Milletimize güveniyoruz. Ertesi gün nasıl bir hükümet kurulacak, koalisyon olacak mı aylarca müzakeremi olacak yok öyle bir şey. Ertesi gün hükümet iş başında olacak. Güvenoyunu siz vereceksiniz. Değerli kardeşlerim 5 yıl sonra kimi seçerseniz. Cumhurbaşkanını seçeceksiniz. Cumhurbaşkanımıza kabinesini yani Bakanlar Kurulunu sonra üst düzey bürokrasiyi atayacak ve ertesi gün hizmet edecek. 5 yıl boyunca önünü görecek. İcraat yapacak. Sonra millet takdir ederse yine seçecek. Beğenmese başkasını seçecek. Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi siyasi istikrar için, millete hizmet için, güçlü icraat için lazım. Diyorlar ki efendim hadi bugün ama ilerde asıl ilerde sorun yaşanmayacak. Niye çünkü bu mevcut sistem çift başlı bir sistem. Diyelim ki ilerdeki on yıllarda şimdi halk cumhurbaşkanını seçti. Farklı bir hükümet çıktı. Ayrı siyasi gelenekten ayrı siyasi eğilimden bunlar anlaşamadılar. Kriz çıkar 2001’de kriz çıkmadı mı. Ki kendilerinin getirdiği cumhurbaşkanı. Hükümet ayrı telde cumhurbaşkanı ayrı telden çalarsa bu çift başlılık Türkiye’ye nelere mal olacak sadece tahmin edin. Değerli kardeşlerim sadece siyasi istikrarı garanti altına almak için değil, aslında önümüzdeki on yıllarda, yüz yıllarda ortaya çıkacak siyasi krizleri engellemek için bu sistem olmazsa olmaz. Bu sistem sayesinde terörle mücadelede de elimiz daha güçlü olacak. Kalkınmada da elimiz daha güçlü olacak. Bürokrasi asla ve asla millete hizmet noktasında eskisi gibi direnemeyecek. Neden çünkü üst düzey bürokrasi cumhurbaşkanı milletten aldığı yetki ile şekillendirecek. Zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Bakın Suriye’de, Irak’ta. Böyle bir coğrafyada güçlü, istikrarlı bir hükümet Türkiye’nin menfaatinedir. Meclis meclisi siz seçeceksiniz. Eskiden meclis ne yapıyorsa aynısını yapmaya devam edecek. Yani yasaları yapacak, denetim yapacak.”

    “Terörle mücadelede Türkiye’nin elini güçlendirmek istiyorsanız. Terör örgütlerinin hepsinin karşı olduğu bu anayasa değişikliğine evet dememiz lazım” diyen Şimşek, “Yargı da bağımsız olacak. Yargının başına FETÖ musallat oldu. Memleketi felç etti. Ne badirelere gördük. Ne sıkıntılar atlattık. Bu cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi anayasa değişikliğinde yapılacak değişiklikle aslında yargı adalet yani sadece bağımsız olmayacak tarafsız da olacak” dedi.

    Ak Parti Şırnak İl Başkanı Mehmet Aşan ise, “16 Nisan’da yapacağımız 18 maddelik bir anayasa değişikliği referandumu ile Türkiye’nin önü daha da açılmış olacaktır. Terörle mücadelede için, demokrasi için inşallah Türkiye’de olduğu gibi bizde Şırnak halkı olarak destek vereceğiz” diye konuştu.