Etiket: Hiçbir

  • Kadir İnanır: “Dünyanın hiçbir gücü sanatın karşısında duramaz”

    Ünlü aktör Kadir İnanır, Türkiye’nin ilk film festivali olan Uluslararası Antalya Film Festivali’ndeki yeni uygulamaya tepki göstererek, “Dünyanın hiçbir gücü sanatın karşısında duramaz. Geriletilir, kırılır, dökülür ama yok edilemez. Bu gerçeği hep birlikte kabul etmemiz gerekiyor. Sinemanın geriletilmesinin kime ne faydası vardır ki” dedi.

    Antalya Film Festivali ile ilgili açıklamalarda bulunan ünlü sanatçı Kadir İnanır yaptığı açıklamada, “Sinemanın değerini, gücünü siyasal iktidar kabul edip, onu evrensel anlamda yüceltmesi lazım. Çünkü sinema çok büyük bir iletişim aracı ve bir kültür taşıyıcısıdır. Vizyonu aydınlatır, dünyanın aydınlık yüzünü gösterir. Dünyanın gerçeklerini, neresinde bir gerçek varsa şimdiki teknolojik ve iletişim ağı ile televizyonlarla evinize kadar getirme gücüne sahiptir. Sinemaları gerçek sinemalarda izlenirse daha da iyi olur onu da belirtmek isterim. Sinemaya önem verilip güçlendirilmesi gerekiyor. Mesleğimiz ile ilgili dünyanın, ülkenin neresinde organizasyonlar yapılsa biz heyecanla onun güçlenmesi için gideriz, destekleriz. Filmlerimiz bu yapılan organizasyonlarda yarıştığı zaman, ödüller aldığı zaman çok mutlu oluruz. Üretimi hızlandırırız, o organizasyonlarda yer almak için büyük enerji, çaba sarf ederiz. Şimdi bunun önünü kesip bir festivalde bir organizasyonu ortadan kaldırmak çok doğru bir şey değildir. Yapabilirsiniz, kaldırabilirsiniz ama bu durum güzel mesleğin geriletilmesine sebep olur. İnsanların heyecanının kırılmasına sebep olur. Bir an önce bu durumun düzeltilmesi gerekiyor. Şu anda benim bildiğim bütün meslek örgütleri Antalya Film Festivali’nin tavrına karşı büyük bir dayanışma gösteriyorlar. Sanatın karşısında hiç kimse duramaz. Dünyanın hiçbir gücü sanatın karşısında duramaz. Geriletilir, kırılır, dökülür ama yok edilemez. Bu gerçeği hep birlikte kabul etmemiz gerekiyor. Sinemanın geriletilmesinin kime ne faydası var. Festivalde, birinci olmak için 15-20 sinemacı güzel filmler çekiyordu. Şimdi ise bir tane veya iki tane film yarışacak. Üretim kaynağında bu durum geriletmeye sebep olur. Böyle bir yapıdan rahatsız olan varsa bana göre yanlış yapıyor. Umarım, bu yaptıkları yanlış davranışlardan geri dönerler. Dönmezlerse alternatifler her zaman mümkün. Başka bir belediye, başka bir şehir çıkar aynı festivali, aynı organizasyonu yapabilir. Bütün meslek örgütleri de oraya var gücüyle destek verirler. Antalya, bizim uzun yıllar hasret ve saygı duyduğumuz bir organizasyondu. Bu festivalin Antalya’dan gitmesi bizi çok üzer” diye konuştu.

    “5 yıl sonra artık setlerle ve insanlarla tekrar buluşacağız”

    Yeni gerçekleştireceği projelerden de bahseden İnanır, “İstanbul’a dönüşümde serial bir film yapacağım. 5 yıl sonra artık setlerle ve insanlarla tekrar buluşacağız, bu yüzden çok heyecanlıyım” ifadelerini kullandı.

  • (Özel haber) Mizgin Ay: “Birincilik hiçbir zaman unutamayacağım bir anı oldu”

    Kenya’da düzenlenen Dünya Yıldızlar Atletizm Şampiyonası’nda 100 metrede altın madalya kazanan milli atlet Mizgin Ay, “Hedefim final koşmaktı. Çünkü şimdiye kadar bu yarışmada bir Türk sporcu finalde yarışmamıştı. Birincilik benim için hiçbir zaman unutamayacağım bir anı oldu” dedi. Ay ayrıca hedefinin 2020 Tokyo Olimpiyatları olduğunu açıkladı.

    60 metre, 100, 200, ve 400 metre Türkiye rekortmeni 17 yaşındaki Mizgin Ay, Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği (IAAF) tarafından 2017’nin 12-16 Temmuz tarihlerinde Kenya’nın başkent Nairobi’de düzenlenen Dünya Yıldızlar Atletizm Şampiyonsında kızlar 100 metrede final koştu ve 11.62’lik derecesiyle birinci sırayı alarak, altın madalya elde etti. Mizgin, spor hayatıyla tanışmasını, dünya şampiyonluğunu ve şampiyonluğa giden süreci hakkında İHA muhabirine açıklamalarda bulundu.

    Mizgin Ay: “Artık bırakıyorum dedim ve gitmedim”

    17 yaşındaki Mizgin, 18 yıl önce Batman’dan Ankara Beypazarı’na göç etmiş bir ailenin çocuğu. Mizgin’in hayat çizgisini değiştiren kişi antrenörü Muhsin Soysal. Antrenör Soysal, Beypazarı ilçesinde yaptığı bir tarama testinde 10 yaşındaki Mizgin’in 50 metreyi 8 saniyede koşarak birinci olmasıyla fark etmiş. Böylelikle Mizgin’in spor hayatı başladı. O günleri anlatan Mizgin, sık sık antrenmanlardan kaçtığını anlatarak, “Ben okulda erkeklerle bile yarıştım. O yüzden kızlarla yarışmak konusunda hiç korkum olmamıştı. Yarıştım ve birinci oldum, ben birinciliğin önemli olduğunu sanıyordum ama önemli olan dereceymiş. 8.13’lük derece yapınca antrenörüm beni çağırdı ve çalışmalara başladık. İlk zamanlar top oynardık, ben hep böyle gidecek sanıyordum çünkü top oynamayı çok seviyordum, alışma süreci geçince sahada turlar başladı. Turlar beni zorlamaya başlayınca dayanamadım ve artık bırakıyorum dedim ve gitmedim. Babam ilerde başarılara imza atacağımı düşünerek antrenörümle konuşmuş ve beni zorla alıp çalışmalara götürdü, istemeye istemeye koşardım. Bu istememe Ankara’da 100 metrede 3’üncü oldum, daha sonrasında Türkiye’de 5’inci olunca artık bir şeyler yapabilirim dedim ve antrenmanlara düzenli gitmeye başladım. Hala da düzenli gidiyorum ve profesyonelce sporumu yapıyorum” şeklinde konuştu.

    “Birinciliği beklemiyordum, bütün kameralar bana dönünce Türk bayrağını alıp sahada tur attım”

    Bu yılki hedefinin, sonuncusu Kenya’da gerçekleştirilen Dünya Yıldızlar Şampiyonası olduğunu belirten Ay, “Bu yarışmada hedefim final koşmaktı. Çünkü şimdiye kadar dünya yıldızlar şampiyonasında bir Türk sporcu final yarışmamıştı. Tamamen kendimizi buraya hazırladık. İlk önce yarı finalde Jamaikalı rakibimle koştum ve 11.57’lik bir derece yaptım, Türkiye rekoru kırarak ikinci geldim. Final için madalya garanti dedim kendime ama birinciliği kesinlikle beklemiyordum. Çünkü Jamaikalı rakibimin beni geçeceğini düşündüm. Finalde sadece finişe odaklanıp bitirmeyi geçirdim aklımdan. Ya bronz ya da gümüş gelecek dedim, dördüncü olmayı hiç düşünmedim zaten. Ben rakibimin beni geçeceğine o kadar odaklanmışım ki kızı hep önümde gördüm. Çok yakın geçti yarışma zaten göğüs farkıyla kazandım. Yarışma biter bitmez hemen sonuçlar için ekrana baktım, Jamaikalı kızın 3’üncü sırada olduğu gördüm. Birinci kim diye bakıyoruz, o sırada kameraların hepsi bana döndü, Mizgin Ay denildi. Bende elime Türk bayrağını alıp sahanın etrafında koşmaya başladım. Çok mutlu oldum, o anı hiçbir zaman unutamam” diye konuştu.

    Muhsin Soysal: “Mizgin, şampiyonada finale kalan ilk Türk sporcuydu”

    “Ben 50 metrede 8.60’dan daha iyi bir derece ölçmemiştim” diyen Antrenör Muhsin Soysal ise Mizgin’in antrenmanı olmadan bu şekilde derece çıkarmasından etkilendiğini belirterek, “Mizgin’de 8 net gibi dereceler ölçtüm, bu benim için sıra dışı bir dereceydi. O dereceyi görünce düzenli antrenman yaptırmak istedik ama Mizgin koşmayı pek sevmiyordu o yüzden 2 yıl antrenmanlardan kaçtı ama babasını devreye soktuk. Mizgin antrenmanlara gelmediği zaman babası bulup getiriyordu. Babasının katkısı çok büyük oldu. Mizgin’e performans olarak yakın olan çocuklar da vardı antrenmanlara gelmeyen, onların ailesi ilgilenmediği için devam edemediler. Bu yılki tek hedefimiz Yıldızlar Şampiyonasıydı, çünkü bu yıl son kez yapılacaktı. Mizgin’in en formda olduğu zamanı denk getirmeye çalıştık ve denk de getirdik. Finale kalması bile o şampiyonada bizim için bir hedefti, çünkü ilk Türk sporcuydu ve dünya lideri Jamaikalı sporcuyu geride bıraktı” ifadelerinde bulundu.

    20 yıldır federasyonun içinde olduğuna değinen Muhsin Sosyal, eskiden federasyon olarak bir şampiyonaya gidildiği zaman, ikinci bir şampiyonaya gidecek ekip bulunamadığını, şu anda ise Türk Atletizm Milli Takımı’nın 4 ayrı şampiyonada yarışabildiğini söyleyerek, Türkiye Atletizim Federasyonu’na katkı ve desteklerinden dolayı teşekkür etti.

    Federasyona, günün 24 yanında olan antrenörüne, sporcusu olduğu Fenerbahçe Spor Kulübüne ve ailesine teşekkür eden Mizgin’in önündeki hedefleri; 2018 Akdeniz Oyunları’nda kürsüye çıkmak, 2019 Avrupa Gençler Şampiyonası ve ardından 2020 Tokyo Olimpiyatları.

  • Bakan Çelik: ’’Ne bugün ne dün intikal eden hiçbir olumsuz hadisenin sümen altı edilmesi söz konusu olmamıştır’’

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, hakkında verilen gensorunun görüşmelerinde, ’’Tarım ve Kredi Kooperatifi Gıda A.Ş. 2011, 2012, 2013 yıllarında meydana gelen zararın 50 milyon TL olduğuna dair iddia ortaya atıyorsunuz. O dönemdeki yönetim ve ilgili müdürler Merkez Birliği’in iştiraki olan Tarım ve Kredi A.Ş. iddiaları soruşturmuş, yargıya intikal ettirilmiş, ilgililer hakkında 38 hukuk davası, 35 icra dosyası, 2 savcılık takibi ve bir ceza davası bulunmaktadır. Ne bugün ne dün intikal eden hiçbir olumsuz hadisenin sümen altı edilmesi söz konusu olmamıştır’’ dedi.

    TBMM Genel Kurulunda Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik hakkında verdiği gensorunun gündeme alınıp alınmaması görüşüldü. Genel Kuruldaki görüşmeler sırasında konuşan Bakan Faruk Çelik, Türkiye’nin Avrupa’da sığır ithalatında birinci olduğu iddialarına ilişkin olarak, ’’Avrupa’da yüzde 71 domuz eti tüketiliyor. Onun için burada mukayeseler yapılırken hayvan, canlı hayvan, sığır ithalatını bugün olan hadiseymiş gibi takdim etmenizi de anlamakta zorlanıyorum. 1969 yılında 654 bin dolarlık et ve hayvan ithalatı gerçekleştirilmiş. 1990’da 123 milyon dolarlık ithalat gerçekleşmiş. 1995 yılında 420 milyon dolarlık canlı hayvan ve et ithalatı gerçekleştirilmiş. 2000 yılında 34.5 milyon dolarlık, 2016 yılında da aynen 1995 yılında olduğu gibi 422 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirilmiş’’ ifadelerini kullandı.

    Üre fiyatlarının daha yüksek olduğu iddiası hakkında ise Çelik, ’’Tonu piyasada bin lira, Tarım Kredi’de 926 lira. Burada laf söylediğiniz zaman bunun altının dolu olması lazım’’ şeklinde konuştu.

    Bakan Çelik, Tarım ve Kredi Kooperatifine ilişkin olarak, ’’Tarım ve Kredi Kooperatifi Gıda A.Ş.’de 2011, 2012, 2013 yıllarında meydana gelen zararın 50 milyon TL olduğuna dair iddia ortaya atıyorsunuz. O dönemdeki yönetim ve ilgili müdürler Merkez Birliğinin iştiraki olan Tarım ve Kredi A.Ş. iddiaları soruşturmuş, yargıya intikal ettirilmiş, ilgililer hakkında 38 hukuk davası, 35 icra dosyası, 2 savcılık takibi ve bir ceza davası bulunmaktadır. Ne bugün ne dün intikal eden hiçbir olumsuz hadisenin sümen altı edilmesi söz konusu olmamıştır. Genel müdürün maaşını soruyorsunuz. Maaşı 20 bin lira, net aldığı maaş 20 bin lira. Burada Tarım Kredinin yapmış olduğu çalışma 17 şirketin 9’unu kapatmış veya diğer şirketlerle birleştirmiş’’ dedi.

    Havza bazlı destekleme yöntemine geçtiklerini ifade eden Çelik, hayvancılıkta yerli besiyi ön plana çıkaracak projeleri hayata geçirdiklerini söyledi. Bakan Çelik, ’’Ovaların korunması, tarımsal arazilerin sit alanı ilan edilmesi çalışmalarımızı başlattık. Geçen hafta 41 ova daha ilan edildi. Buralara çivi çakılamayacak, buralar tarım arazisi olarak korunacak. Bugün itibariyle 192 ova oldu’’ diye konuştu.

  • Bakan Elvan: “Türkiye hiçbir şekilde sosyal ve ekonomik hedeflerini ertelemeyecek, ağırdan almayacaktır”

    Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Türkiye’nin büyümeyi sürdürdüğünü belirterek, “Bölgesel bir kriz yaşandı bu bölgede ve halen yaşanıyor. Türkiye hiçbir şekilde sosyal ve ekonomik hedeflerini ertelemeyecek, ağırdan almayacak, planladığı gibi yoluna devam edecektir” dedi.

    Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Mersin Şubesi tarafından Mersin Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde düzenlenen “4. Eğitimde Başarı Ödül Töreni, Yetim Dayanışma Programı ve Geleneksel İftar” yemeğine katıldı. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda, Bakan Elvan ve protokol üyeleri başarılı öğrencilere ödüllerini verdi. MÜSİAD Mersin Şube Başkanı Hakan Kayacı, MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan ve Mersin Valisi Özdemir Çakacak’ın konuşmasının ardından kürsüye çıkan Elvan, Mersin’de böyle bir programda olmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Yatırımların hızla devam ettiğini ifade eden Elvan, “Kamu olarak yoğun olarak yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Allah’a çok şükür bütün göstergelerimiz, özellikle ekonomik alandaki göstergelerimiz iyiye gidiyor. Bölgesel bir kriz yaşandı bu bölgede ve halen yaşanıyor. 15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsünü yaşadık. Ancak her türlü risk ve oluşabilecek bölgesel krizlere karşı hükümet olarak gereken her türlü tedbiri alıyoruz, alacağız. Türkiye hiçbir şekilde sosyal ve ekonomik hedeflerini ertelemeyecek, ağırdan almayacak, planladığı gibi yoluna devam edecektir. Türkiye ekonomisi tüm olumsuz iç ve dış koşullara rağmen 2016 yılında yüzde 2.9 oranında büyümüştür. 2010-2016 yılları arasında da büyüme rakamlarıyla dünyanın hızlı büyüyen ülkeleri arasında yer almıştır. 2016 yılında yaşanan tüm olumsuz koşullara rağmen ekonomimizde temel makro ekonomimizi koruduğu ve yapısal bir bozulmanın söz konusu olmadığı açık bir şekilde görülmektedir” diye konuştu.

    “Türkiye ekonomisinin kötüye gittiğini söyleyenler, önce kendilerine baksınlar”

    2016 yılında cari açığında sürdürülebilir seviyede gerçekleştiğini kaydeden Elvan, “Yılın tamamında cari açığının milli gelire oranı olarak yüzde 3.8 gibi gayet makul sayılabilecek bir seviyeye gerilemiştir. Kamu dengeleri korunmuş, bütçe disiplini sürdürülmüştür. Merkezi yönetim bütçe açığımız gayri safi yurt içi hasılanın ancak yüzde 1’i olmuştur. Avrupa Birliği (AB) tanımlı borç stokunun milli gelire oranı yüzde 28.3 olarak gerçekleşmiş ki bu gelişmiş ülkelerde yüzde 100’ün üzerindedir. Özellikle Çin gibi birçok gelişmekte olan ülkelerde yüzde 200’ün üzerindedir. Yatırımlarımızın milli gelire oranı ise yine AB ülkelerinin üzerindedir yüzde 28.7. Bankacılık sektörümüz güçlü yapısı korumaktadır. Bankacılık sektörü sermaye yeterlilik oranı 2016 yılında 15,5 iken bugün yüzde 16.4’e yükselmiştir. Bu oran Çin’de yüzde 13, Portekiz’de yüzde 13,5, Rusya’da 12.7’dir. Takipteki alacakların toplam nakdi kredilere oranı 2016 yılında 3,24 iken bu sayı şu anda yüzde 3,19 olmuştur. AB ortalaması yüzde 5,2’dir. Türkiye ekonomisi kötüye gittiğini söyleyenler, Türkiye ekonomisinin aleyhine sürekli yazı yazanlar önce kendi ülkelerine baksınlar. Kendi ülkelerindeki makro ekonomik göstergelere baksınlar, sonra Türkiye’yi konuşsunlar. Dolayısıyla bankacılık sektörümüzde gayet iyi” ifadelerini kullandı.

    “Bu aydan itibaren işsizlik ve enflasyon oranlarında bir düşme eğilimi başlayacak”

    İşsizlik oranının bir miktar yüksek olduğuna da dikkat çeken Elvan, “Ancak bu aydan itibaren de işsizlik oranımızda da, enflasyon oranımızda da bir düşme eğilimi başlıyor. Dolayısıyla bunu daha aşağılara çekeceğiz. İşsizlik oranının yukarı çıkmasında en önemli unsurlardan bir tanesi, iş gücüne katılım oranındaki artış. İş gücüne katılım oranındaki artış, bir anlamda ekonomideki canlılığı da ifade ediyor. İş gücüne katılımına katılımdaki bir puanlık artışın anlamı işsizlikte yüzde 1,8’lik artış demektir. Dolayısıyla işsizlik oranındaki artışının ciddi bir kısmı iş gücüne katılımın artmasından kaynaklanıyor. Uzun vadede Türkiye’nin dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme politika izlemesini bilerek hareket eden hükümetimiz 2016 yılında yavaşlayan ekonomik büyümeye rağmen mali istikrarı koruma ve yapısal reformları hayata geçirme kararlığıyla gerekli tedbirleri almaktan çekinmemiş, hızlı, koordineli bir şekilde ekonomiyi canlandıracak gerekli adımları zamanında atmıştır. Aralık ayındaki aşırı dalgalanma, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın ve hükümetimizin zamanında etkili uyguladığı para politikalarıyla durdurulmuş, referandum belirsizliğinin de geri de kalmasıyla Türk lirası dolar karşısında değer kazanma eğilimine girmiştir” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından derneğe yeni üye olanlara rozetleri takıldı.

  • Bakan Işık: “Hiçbir şehidimizin kanı yerde kalmayacak”

    Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Kocaeli Başiskele’de düzenlenen iftar yemeğinde şehit ve gazi aileleriyle bir araya geldi.

    Milli Savunma Bakanı Fikri Işık şehit ve gazi ailelerinin davet edildiği iftar yemeğine katıldı. Başiskele’de düzenlenen iftar yemeği, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Kocaeli Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Gölcük Donanma Komutanı Oramiral Veysel Kösele, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, siyasi partilerin il başkanları ile şehit ve gazi ailelerinin katılımlarıyla gerçekleşti.

    İftar yemeğinde konuşan Milli Savunma Bakanı Fikri Işık verilen mücadeleyi devam ettireceklerinin vurgusunu yaparak, “Hiçbir şehidimizin kanı yerde kalmayacak. Hiçbir hain de bu ülkede emeline ulaşamayacak. Bunun için gece gündüz mücadele veriyoruz. Bu mücadeleyi ta ki Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik hiç kimse yan gözle bakamaz hale gelene kadar sürdüreceğiz” dedi.

    Şehadet makamının önemine değinen Bakan Işık, “Şehit ailelerimiz bize şehitlerimizin en önemli emanetidir. Şahadet makamı bizim için peygamberlikten sonraki en yüksek makamdır. Biz de şehit olmak ölümlerin en güzeli ve en hayırlısıdır. Bu açıdan da şehitlerimizin, şehadet sebebi de ülkemizin varlık sebebidir. Şehitlerimiz bu topraklarda milletimiz hür ve bağımsız yaşasın, milletimiz kendi değerleriyle yaşayabilsin diye canlarını feda ettiler. Onlara layık olmanın en önemli ve öncelikli yolu şehadet değerlerine sıkı sıkıya bağlı kalmaktır” şeklinde düşüncelerini ifade etti.

    Bakan Işık 35 yıldır süren terörle mücadelenin en yoğun olduğu bir dönemde bulunulduğunun vurgusunu yaparak, “Bir taraftan şehitlerimizin kanını yerde bırakmıyoruz. 35 yıldır terörle mücadele tarihinde en yoğun mücadelenin olduğu dönemdeyiz. Şehit veriyoruz. Her bir şehit haberi yüreğimizi dağlıyor. Şunu da çok iyi biliyoruz ki şehitlerimizin hiçbirinin kanı yerde kalmıyor ve kalmayacak. 23 Temmuz 2015’te hain terör örgütünün Ceylanpınar’da iki polisimizi yatağında şehit etmesinin ardından başlayan operasyonlarda bugüne kadar 10 bin 564 terörist etkisiz hale getirildi. Şundan emin olunuz ki, hiçbir şehidimizin kanı yerde kalmayacak. Hiçbir hain de bu ülkede emeline ulaşamayacak. Bunun için gece gündüz mücadele veriyoruz. Bunun için devletimizin bütün birimleri tam bir koordinasyon içerisinde hareket ediyor. Bu mücadeleyi ta ki Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik hiç kimse yan gözle bakamaz hale gelene kadar sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

    Terör örgütlerinin milletin bağımsızlığına el uzattığına değinen ve FETÖ terör örgütünün de bunlardan biri olduğunun vurgusunu yapan Bakan Işık, “Allah’a hamd olsun bu ayın 9’unda Savunma Sanayi Fuarı’nı gerçekleştirdik. Orada sergilediğimiz silahlarımız, mühimmatımız, teçhizatımız dostlarımıza büyük bir güven verdi. Düşmanlarımızda da büyük bir korku oluşturdu. Türkiye’nin artık eski Türkiye olmadığını herkes gördü. Bu açıdan bu çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Şu anda artık Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarının hiçbir karışı terör örgütlerinin, ’Ben burada rahatım. Kimse operasyon yapamaz’ diye düşünebileceği bir yer değil. 15 Temmuz gibi bir hain darbe girişimini bu asil millet göğsünü kurşunlara siper ederek, tankların önünde durarak altına yatarak etkisiz hale getirdi. 15 Temmuz bir kez aha gösterdi ki Türkiye’de mücadele etmemiz gereken terör örgütleri sadece PKK, DEAŞ, YPG, veya PYD değil. Aynı zamanda FETÖ terör örgütü de milletin bağımsızlığına el uzatmaya çalışan örgütlerden biridir” şeklinde düşüncelerini ifade etti.

    Fırat Kalkanı operasyonunda 3 bin 563 teröristin etkisiz hale getirildiğinin altını çizen Bakan Işık, “Bir tarafta terör örgütüyle mücadele sürdürülürken sınırlarımızın dışındaki tehditleri bertaraf etmek için de askerlerimiz tüm gücüyle çalışmaya devam ediyor. Fırat Kalkanı operasyonu sırasında askerlerimiz tarafından 3 bin 563 tane DEAŞ’lı terörist etkisiz hale getirildi. Türkiye şu anda hem PKK hem DEAŞ hem de diğer terör örgütleriyle en fazla mücadele eden tek ülkedir. Bu mücadeleyi de kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.

    Bakan Işık, TSK içerisinden 7 bin 800’ün üzerinde kişinin terör örgütüyle bağı olduğu gerekçesiyle temizlendiğini belirtirken, bir yandan Milli Savunma Üniversitesi’ne öğrenci alımıyla ilgili konuya da değinerek, “Bizler 15 Temmuz’un ardından peygamber ocağımız Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içerisine sızan hainleri tek tek tespit ediyoruz. TSK içerisinden 7 bin 800’ün üzerinde kişiyi bu örgütle bağı olduğu gerekçesiyle uzaklaştırdık. Bir taraftan bu hainleri temizlerken, bir taraftan da ordumuzu güçlendirmeyi ihmal etmiyoruz. Milli Savunma Üniversitemizin 2016-2017 eğitim ve öğretim yılı için 5 bin 200 öğrenciye ihtiyacı vardı. Duyuruyu yaptığımızdan beri 305 bin gencimiz başvuru yaptı. Bu millet kendi ordusuna sahip çıkmayı sürdürüyor. Bundan sonra da sürdürmeye devam edecek. Birliğimizi, beraberliğimizi korudukça, hiçbir gücün Türkiye’nin bileğini bükmesi mümkün değil” şeklinde konuştu.